sayfa 13 deki etkinlikler

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde edanur_yildiz tarafından paylaşıldı.

  1. edanur_yildiz

    edanur_yildiz Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    Sayfa 13 deki etkinliklerin cevaplarini bulan var mı?
  2. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana
    1. etkinlik

    Osmanlı devletinin siyasi ve sosyal yapısyla ilgili bilgi verin demiş:

    sosyal yapısı
    Osmanlı Devleti başlangıçta doğrudan doğruya Türk unsuru tarafından kuruldu. Sonraki yüzyıllarda sınırlar genişledikçe devletin kurucu ve temel unsuru olan Türklerin yanında başka topluluklar da görülmeye başladı. Giderek Osmanlı toplumu çok çeşitli milletlerden oluşan bir özellik kazandı.
    Osmanlı Devleti toplumu, islâm Hukuku ve Örfi Hukuk denilen hukuk kurallarına göre biçimlendirdi. Buna göre Osmanlı toplumu iki temel bölüme ayrılıyordu. Bunlardan biri "yönetenler", diğeri "yönetilenler"di. Yönetici sınıfa Osmanlılar, "askerî sınıf diyordu. Osmanlı Devleti'nde "askerî" demek, herhangi bir devlet
    hizmeti yapan kişi demekti. Bunlardan askerlik yapanlara seyfiye denirdi, Eğitimö ğretim işiyle uğraşan müderrisler, yargı ve yönetim işlerine bakan kadılar ilmiye sınıfını oluştururdu. Devlet dairelerinde çalışan her kademedeki memurlara ise kalemiye sınıfı denirdi. Genellikle askeriler vergi vermezlerdi. Bunun karşılığında devlete bir hizmet görürlerdi. Böyelce devlet, gelirinin önemli bir kısmını buradan sağlardı. Yönetilenler ise bunların dışında kalan gruptu. Yönetilen sınıfa Osmanlılar "reaya" diyordu. Kırsal kesimde köylüler, çiftçiler, şehirlerde tüccar, esnaf gibi gruplar reaya sınıfını oluştururdu. Reaya vergi verirdi.


    siyasi yapısı
    Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi ve hukuki rejimi, daha çok bir sentez niteliği taşır. Osmanlı Devleti, her şeyden önce bir Türk ve İslam Devleti'dir. Bir yönüyle de İslamiyet öncesi Türk Devletleri yapısının izlerini taşır.

    Eski Türk Devletlerinde, siyasi yapılanmanın en önemli unsurlarından biri kenttir. Bu bağımsız bir şekilde aşiretler halinde yaşayan halkın, barış içinde kalmasını sağlar. Osmanlı'da federatif bir yapı görülmekle birlikte kimi yerlerde de bu kent yapısına rastlanmaktadır.

    Zamanla, idare merkezileşti ve hükümdarlar, doğaüstü bir kaynaktan gelme vasıflarını aldılar. Hükümdarlara "padişah-ı cihan" adı verildi. Bu hükümdar, mutlak şahsi evrensel ve kutsal bir kimliğe kavuştu ve bunun gerektirdiği hukuki statüye sahip oldu. Bütün sosyal ve siyasi hayatın hakimi, düzenleyicisi olan en yüksek organ haline geldi.

    Osmanlı'nın yapısını büyük ölçüde oluşturan İslam Dini ve bunun temelleri, getirdiği yeni müesseseler dışında, dinde de birtakım değişiklklere yol açtı. Hükümdar, Tanrı'nın tahta çıkardığı değil onun yeryüzündeki temsilcisiydi.
    edanur_yildiz bunu beğendi.
  3. edanur_yildiz

    edanur_yildiz Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    Devami var mı??
  4. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana
    devamı 1. soru zaten sınıfta tartışma yani sınıfta yapılıcak .

    2: Sadullah paşanın fikirleri ve edebi kişiliği:

    Sadullah Paşa, Tanzimat döneminin yenilik fikirlerine açık Batının müspet bilimlerine inanmış bir devlet adamıdır. Edebiyatla da yakından ilgilenmiş olmakla birlikte yazdıklarının pek çoğu ele geçmemiştir. Onun yazdıkları içinde en dikkate değer olanı "On Dokuzuncu Asır" manzumesidir. Orta Çağ zihniyeti ve inanışları ile Yeni Çağ'ın gelişmelerinin karşılaştırıldığı bu manzumede şair, insan aklının kudreti üzerinde durmakta, Batının müspet bilimlerde kaydettiği gelişme karşısında doğu dünyasının durumunu etraflıca gözler önüne sermektedir. Sosyal hayatta hürriyet, eşitlik, kanun hâkimiyeti ve insan haklarının gözetilmesi, bilimsel gelişmeye ve ilerlemeye yol açmıştır. Bu itibarla Türk toplumunun da bu gelişme ve değişmeye ayak uydurması gerekir. Bunlar Paşa'nın manzume boyunca yaptığı değerlendirmelerdir.

    Sadullah Paşa'nın batıdan çeviriler de yaptığı bilinmektedir. Bunların içinde Fransız şairi Lamartine'den yaptığı "Göl" çevirisi en tanınmış olanıdır. Ayrıca "Berlin Mektupları", "Charlottenbourg Sarayı", "Paris Ekspozisyonu", "Cevdet Paşa'ya Mektub" bilinen yazılarıdır.
    edanur_yildiz bunu beğendi.
  5. edanur_yildiz

    edanur_yildiz Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş