sayfa 143 2. etkinlik yaban varmı?

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde vatan tarafından paylaşıldı.

  1. vatan

    vatan Üye

    Katılım:
    23 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    yapanlar yardımcı olursa sevinirim
  2. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923), MİLLİ EDEBİYAT, MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN DİL ANLAYIŞI, MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ SANATÇILARI, ÖMER SEYFETTİN, REFİK HALİT KARAY, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi, Give it up to me şarkısı - Sean Paul

    MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923)



    1911 yılında Selanik’te çıkan “Genç Kalemler” dergisinde Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlar. Milli Edebiyat hareketi öncelikle bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konulmuştur. “Milli Edebiyat” terimi de ilk defa bu dergide kullanılmıştır.



    Bu dönem sanatçılarının şiir anlayışıyla, Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı birbirinden pek farklı değildir. “Şiir vicdani bir keyfiyettir” düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda, hece ölçüsünü kullanma, günlük konuşma diliyle yazma noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları Divan edebiyatını, Doğu edebiyatının, sonrasını ise Batı edebiyatının taklitçisi olmakla suçlarlar.



    Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir. Ayrıca “aşk” bu dönem roman ve hikayesinin en önemli temasi olarak dikkat çeker. Bu eserlerde dil günlük konuşma dilidir.



    MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN DİL ANLAYIŞI



    1) Yabancı dilbilgisi kuralları, Arapça, Farsça ad ve sıfat tamlamaları bırakılmalıdır.

    2) Yabancı sözcükler, kendi dillerinde dilbilgisi bakımından hangi türden olursa olsun, Türkçede ne olarak lullanılıyorsa, dilbilgisi yönünden o türden sayılmalıdır.

    3) Arapça ve Farsça’dan gelen sözcüklerden, konuşma diline kadar girip yaygınlaşmış olanlar Türkçeleşmiş sayılmalı ve kullanılmalıdır.

    4) İstanbul hanımlarının günlük konuşma dili esas alınmalıdır.

    5) Terimler bilimle ilgili oldukları için aynen kullanılmalıdır.

    6) Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır.
  3. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    bunun arasından yazabilirsin ;)

Sayfayı Paylaş