Sayfa 165-210 arası

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde ~~Özge~~ tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36

    Sayfa 165

    2)Ziya gökalpin etkisiyle türkçülük hareketinin etkisiyle sade bir dil ve hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.

    3)ses ve musikiye değer vermesi, sanatlı söyleyiş ve şekil güzelliği bakımından benzerlik göstermektedir.
    4)manzumeleri yazma amacı, halkın yaşayışını ve değerlerini anlatmak,hayattan bir kesit sunarak toplumu her yönüyle anlatmaktır.
    5)servetifunun ve fecriati şiirleriyle şiir anlayışı ve edebi zevk bakımından benzerlik göstermektedir.Bu durum milli edebiyat döneminde servetifunun ve fecriati analyışına uygun eserlerinde verildiğini gösterir.

    Sayfa 166

    Anlama ve Yorumlama

    1) a)vatan adlı şiir, sade bir dille yazılmış olması, hece vezninin kullanılması ve fikrin ön planda olması nedeniyle milli edebiyat dönemine aittir.
    Bülbül adlı şiir, musikiye önem vermesi, sanatlı ve süslü bir dili olması nedeniyle saf(öz)şiir anlayışına uygundur.
    Kocakarı ile ömer ise halkın inanç ve değerlerini işlemesi nedeniyle manzum hikaye anlayışına uygundur.

    b)vatan = ziya gökalp
    bülbül= ahmet haşim
    kocakarı ile ömer=mehmet akif ersoy

    Sayfa 167 ölçme ve değerlendirme:
    1.y d y
    2.....mehmet akif ersoy....
    ....safahat....
    3.e
    Son düzenleyen: Moderatör: 7 Ağustos 2009
    mexmedo6868 bunu beğendi.
  2. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    Sayfa 165, 166, 167 Cevapları !

    SADE DİL VE HECE Ö.LÇÜSÜYLE YAZILMIŞ ŞİİR

    Sayfa 168


    Hazırlık
    1) Dilin yozlaşması birtakım dış etkenlerle dilin özünden uzaklaşması, bozulması anl***** gelmektedir.
    2)Dilin sadeleşmesi, halka yön vermek,halk ile devlet kopukluğunu gidermek,bakımlarından sosyal ve siyasi hedeflerle ilişkilidir.

    İnceleme

    1)şiirde önceki dönemlere göre ses ve söyleyiş ile modern şiire özgü söyleyişler bir arada kullanılmıştır
    2)Şiirde ritim hece ölçüsüyle sağlanmıştır. buda milli edebiyat döneminde hece ile şiir yazma ile ilgilidir.
    3)Esir yaratmayan tanrı imajında dönemin Osmanlı devletinin esaret altına alınmak istenmesi iel ilişkisi vardır.
    Zaman ona kan damlayan dişlerini gösterir ifadesinde ise zaman ve kan damlayan dişler arasında benzetme sanatı vardır.
    Ayrıca şiirde mazlumların intikamı,volkan, alev, boraköüpk, öksüz çocuk imgeleri kullanılmıştır.
    4)şiirde paçavralar altındaki yoksul, kan damlayan dişler,sert bakışlı göz, ağır yumruk gibi tarihi ev sosyal değer taşıyan ifadeler vardır.
    5)Sade dil, hece vezni ve işlenen sosyal tema ile halk şiirine ait imgeler bakımından farklılık göstermektedir.
    6)Şiirin teması , şarini kim olduğudur.sanatsal anlamda şairin kimliği teması olarak işlenmiştir.
    7)Şiirin evrensel olması onun yaratıcısı olan şairinde evrensel olması anlamını taşıdığı için tema her çağda ve ülkede geçerli olabilecek bir temadır.

    Sayfa 169
    2. ETKİNLİK:
    1. grup:şiirdeki şairin toplum karşısındaki sorumluluğu ile öğretici metinlerdeki temalar ile benzerlik göstermektedir.
    2. grup:şair şiirde estetik zevk amacı gütmemiştir.

    8)Bırak beni haykırayım adlı şiir türk şiirinde sade dil ve hece ölçüsüyle yazılmış bir şiir olarak yerini alır.
    9)MEHMET EMİN YURDAKUL


    --------------------------------------------------------------------------------


    Mehmet Emin Yurdakul, 13 Mayıs 1869 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.. 14 Ocak 1944 tarihinde ise İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Milli Edebiyat ve Türkçülük akımının en büyük temsilcisilerinden biridir. Mektebi Mülkiye’nin idadi bölümünden ayrıldı. Daha sonra devlet memurluğu yaptı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Şiirleriyle İstanbul hükümetini eleştirince 1907 yılında Erzurum rüsumat nazırlığına tayini çıkarıldı ve böylece İstanbul’dan uzaklaştırıldı. İkinci Meşrutiyet’in ilanının akabinde aynı görevle bu defa Trabzon’a gönderildi. 31 Mart Olayı’ndan sonra 13 Nisan 1909'da İstanbul’a çağrıldı. Bahriye Nezareti Müsteşarlığı'na atandı. Hicaz ve Sivas’ta valilik görevinde bulundu. 1910 yılında İstanbul'a geri döndü. Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Türk Yurdu dergisinin yayın sorumluluğunu üzerine aldı. İttihat ve Terakki ile anlaşmazlığa düşünce 1912 yılında Erzurum Valiliği'nden emekliye ayrıldı. 1914'te Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda Musul milletvekili oldu. Aralık 1919'da Türk Fırkası'nı kurdu. İstanbul'un işgalinin akabinde 1921'de Anadolu'ya geçti. Antalya, Adana, İzmir illeri çevresinde çalıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Şarkikarahisar, sonra da Urfa ve İstanbul milletvekili oldu. Mehmet Emin Yurdakul, yaşamını yitirene dek milletvekilliği yaptı. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri 1897’de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Devrinin şiir anlayaşının dışına çıktı, hece ölçüsüne dayalı yalın bir Türkçe kullandı. Türk edebiyatına halkın sesini getiren gerçekçi bir şair olarak değerlendirildi. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunan şiirler yazdı. Coşku, ulusal duygular, kahramanlık, yüreklendirme ve öğreticilik öğelerini ön plana çıkardı. Şiire şekil yenilikleri de getirdi. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizeden kurulu şiirler yazdı. Milli edebiat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. "Türk Şairi", "Milli Şair" ünvanı ile tanınır..


    --------------------------------------------------------------------------------


    ESERLERİ

    ŞİİR:
    Türkçe Şiirler (1899-1918)
    Türk Sazı (1914)
    Ey Türk Uyan (1914)
    Tan Sesleri (1915, 1956)
    Ordunun Destanı (1915)
    Dicle Önünde (1916)
    Hastabakıcı Hanımlar (1917)
    Turana Doğru (1918)
    Zafer Yolunda (1918)
    İsyan ve Dua (1918)
    Aydın Kızları (1919)
    Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
    Ankara (1939)

    DÜZYAZI:
    Fazilet ve Asalet (1890)
    Türkün Hukuku (1919)
    Kral Corc’a (1923)
    Dante’ye (1928)
    Son düzenleyen: Moderatör: 7 Mart 2009
    mexmedo6868 ve .ecem. bunu beğendi.
  3. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    Sayfa 180'den Kitabın Sonuna Kadar ...

    LÜTFEN BAŞKA YERLERE KOPYALARKEN ALTINA ALINTIDIR DİYE YAZIN !!!

    Sayfa 180

    4. OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
    A.Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler

    a.Hikaye

    Hazırlık
    Milli Edebiyat dönemi yazarlarının zihniyetleri ve siyasi görüşleri göz önüne alındığında bu döneme ait hikayelerde milli ve milliyetçi temaların sade bir dille anlatıldığı söylenebilir.

    İnceleme

    1.Metin:

    Sayfa 184

    1)-
    2)Hikayede anlatılanlar tarihi bir olay üzerine kurulduğu için karşılaşılabilecek olaylar değildir.Hikayenin tarihi bir olayı anlatması evrensel yönünü,Türk tarihine ait bir olayın anlatılması ise yerli yönünü gösterir.
    3)Kızıl Elma Neresi adlı hikayedeki Kişiler:
    -Kanuni sultan süleyman
    -mahmut
    -ahmet paşa
    -hadım ali paşa
    -sokullu mehmet paşa
    -haydar paşa
    -ayas paşa
    -İskender paşa
    -Fakih
    -Garip
    -yeniçeri askeri
    -Bostancı

    Sayfa 185:

    1. Etkinlik= 1. grup : Kızıl Elma Neresi adlı hikayedeki Kişiler olay örgüsüne bağlı olarak yapıyı oluşturan unsurlardır.Bu bakımdan olay örgüsünün birbirine bağlanmasınıda kullanmışlardır.
    2. grup :Kişiler olay örgüsü çevresinde bütünlük sağlama bakımından birbiriyle ilişkilidir.

    4.a)Yazarın anlattığı kişilerle karşılaşması mümkün değildir.
    b)Ömer Seyfettin'in bu kişileri seçmesi milli bir konuyu dönemin zihniyetine uyarak anlatmak istemesidir.
    5)Hikayedeki temel çatışma halk-devlet üzerine kurulmuştur.
    6)Hikayenin teması , Kızıl Elma'nın neresi olduğudur.Tema ile hikaye adı aynıdır.
    7)Hikaye ilahi bakış açısına sahip,herşeyi bilen , olaylardan haberdar olan anlatıcı tarafından anlatılmaktadır.
    8)Anlatıcı anlatımda, tasvir ve tahlilde doğal dili,edebi dil haline getirerek kullanmıştır.
    9)-
    10)Kızıl Elma, türk milleti için fethedilcek son yer ise fetih tarihinin bitmesiyle modern dünya için bilimsel ve teknik alanda varılacak son nokta olarak sayılabilir.
    11)Kızıl elma neresi adlı hikayede milli bir konunun işlenmesi,Milli edebiyat döneminin zihniyetiyle ilişkilidir.
    12)Kızıl elma neresi adlı hikaye Maupassant tarzı hikayeye göre yazılmıştır. Çünkü yazarın amacı olayı anlatmak , olay üzerine kurmaca bir metin oluşturmaktır.

    13)
    Ömer Seyfettin (1884-1920) Türk edebiyatının en çok okunan hikaye yazarıdır. Asker ve öğretmendir. Türk kısa hikayeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne çok sayıda eser sığdırmıştır. En tanınan eseri "Kaşağı" isimli öyküsüdür.

    1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Hatko Çerkezlerindendir. İyi derecede Adige dili konuşurdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'le, Fatma Hanım'ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey'in görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi.

    Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.

    Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.

    Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendiridi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.

    Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.

    Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşa'nın organize ettiği Babıali Baskını'na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

    1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.

    1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikaye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.

    Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Mart'ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na nakledildi.

    En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikayelerinİ içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikayeler günümüzde de okunmaktadır
    Son düzenleyen: Moderatör: 19 Nisan 2009
    Tuuba... ve mexmedo6868 bunu beğendi.
  4. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    2. Metin

    Sayfa 191

    1)-
    2)Hikayede anlatılanlar günlük hayatta karşılaşılabilecek türden ,sosyal gerçekliği olan olaylardır.işçilerin kötü şartlarda çalıştırılması konusu hikayenin evrensel,hikayedeki olayların Bursada yaşanması ve bursanın yaşantısından sahneler sunması ise yerli yönünü gösterir.
    3)Karakter/Tip Tablosu :

    Karakterin tipin en belirgin özelliği nedir?
    Hasip Efendi:vicdanına hükmedemeyen birisi
    Fotika:çaresiz
    Papaz:şefkatli
    Saatçizade Hidayet Bey:acımasız

    Karakter tip olaylar karşısında nasıl bir tavır sergilemektedir?
    Hasip Efendi:vicdanını sorgulamakta
    Fotika:çaresizdir.
    Papaz:vicadanen rahatsızdır.
    Saatçizade Hidayet Bey:umursamazdır.

    Sosyal ortam ve çevre bu karakteri tipi nasıl etkilemiştir?
    Hasip Efendi:vicdanına söz geçirememesine neden olmuştur.
    Fotika:ölümüne sebep olmuştur.
    Papaz:vicdanlı olması yönüyle etkilemiştir.
    Saatçizade Hidayet Bey:umursamaz, rüşvetçi olmasıyla etkilemiştir.

    Bu karakterin tipin diğer karakterler üzerinde etkisi var mıdır?
    Hasip Efendi:var
    Fotika:var
    Papaz:yok
    Saatçizade Hidayet Bey:var

    Sizce gerçek hayatta bu karakter tip gibi davranan biri olabilir mi?
    Hasip Efendi:eek:labilir
    Fotika:eek:labilir
    Papaz:eek:labilir
    Saatçizade Hidayet Bey:eek:labilir

    4)yazarın yaşadığı dönem itibariyle anlattığı kişilerle karşılaşması mümkündür.yazarın hikayesinde bu kişileri seçmesi,topluma ve toplumsal konulara yöneldiğini gösterir.
    5)Temel çatışma maddiyat-maneviyat üzerine kurulmuştur.hikayedeki tema ise vicdan muhasebesidir.hikayenin teması ile hikayenin adı ,vicdan muhasebesine kaynaklık eden hakk-ı sükuttur.
    6)ipekböcekçiliği ve işçiliği ön plana çıkarılmıştır.bu durum anadolunu işçi manzarasını gözler önüne sermektedir.

    Sayfa 192:

    7)yazar anlatımda, tasvirde ve tahlilde , dile sözcükleri kendi anlamları dışında kullanıp, mecaz ve benzetmeler yeni değerler yüklemektedir.
    8)hakkı süküt adlı hikaye yazıldığı dönemdeki fabrika ve işçi manzarasını sergilemektedir.
    9)Metinde anlatılanlar aradan geçen zaman rağmen aynı şekilde yaşanabilcek olaylar olarak karşımıza çıkmaktadır.
    10)Hakkı sükut adlı hikaye olaylar üzerine kurulu olması , durum hikayesine göre daha uzun bir zamanda yaşanması,kişi kadrosunun kalabalıklığı nedeniye maupassant tarzı hikayeye örnektir.
    11)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    12)-

    Anlama Ve Yorumlama :

    1)Milli Edebiyat dönemi hikayelerinde milli ve toplumsal konular,sade bir dille ve mauppassant tarzı hikaye çeşidiyle kaleme alınmıştır.
    2)servetifunun dönemi hikayesinde işlenen bireysel temalar,milli edebiyat döneminde yerini konuşma dili ve halk söyleyişlerinin yer aldığı sade bir dile bırakmıştır.Milli edebiyat dönemi hikayeleri tarihi bir işlevede sahiptir

    Ö.lçme Ve değerlendirme:
    1)-realizm
    -refik halit karay
    -memleket hakiayeleri
    2)D
    3)E
    Tuuba... ve mexmedo6868 bunu beğendi.
  5. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    Sayfa 194

    b.Roman

    Hazırlık

    1)
    2)Milli edebiyat dönemi romanları , adındanda anlaşılacağı üzere milli konuları işlemişlerdir.Devletin içinde bulunduğu felaket ortamı bu düşüncelerin ön planda olmasının sebebidir.

    Sayfa 197 :
    1)Ateşten gömlek adlı romanından alınan metin ,romanın serim bölümüne aittir.Romanın teması ilede yemaya hazırlık olması bakımından ilişkilidir.
    2)romandaki olaylar, olayların sırası ,kişiler, tasvirler , ele alınan tarihsel süreçten farklıdır.bu olay örgüsünün kurmaca olmasından kaynaklanmaktadır.
    3)-
    4)romandaki olay örgüsünün aynı konuyu işleyen tarih alanındaki bir eserden farkılık göstermesi,romanını kurmaca gerçekliğe sahip olmasıdır.
    5)-
    Sayfa 198

    6)Karakter çözümleme tablosu :

    Karakterin tipin en belirgin özelliği nedir?
    İhsan:vatansever
    Ayşe:vatansever
    Peyami:vatansever

    Karakterin tipin romandaki hangi davranışı karakterini en iyi ifade eder?
    hepsine fedakarlık yazın

    Karakter tip olaylar karşısında nasıl bir tavır takınmaktadır?
    hepsine güçlüklere göğüs germekte yazın...

    Bu karakter tipin diğer karakterler üzerinde etkisi var mı?
    hepsine var yazın...

    Sizce gerçek hayatta bu romandaki karakter tip gibi davranan olabilir mi?
    hepsine olabilir yazın.....

    7)romandaki kişiler toplumun farklı kesiminden seçilmiştir.
    8)Romadnaki kahramanlarınSaime hanım doğu batı ikilemini yansıtmaktadır.
    diğer kahramanlardada milli yönler ön plandadır.
    9)Metindeki kişilerin zamanın,olayların değiştirilmesi mümkün değildir.bu metnin yapı unsurları arasındaki bozulmaz bütünlükten kaynaklanmaktadır.
    10)metindeki zaman ile metnin yazıldığı dönem arasında milli bir konuyu işlemesi açısından bir ilişki söz konusudur.
    11)ataşten gömlek romanının konusu olan milli mücadele ile romanın adı yaşananlar göz önünde bulundurulsa bir ilişki vardır.



    sAYFA 199.

    12)yazar tarihi bir gerçekliği, sanat eserinin konuyu ele alış tarzına uyarak kurmaca gerçeklik haline getirmiştir.
    13)Metin herşeyi bilen, olaylara hakim ihali bakış açısı tarafından anlatılmıştır.
    14)yazar kişi ve mekan tasvirlerinde,ve olayları tahlilde dile yüklediği yeni değerlerle edebi dil oluşturmuştur.
    15)Verilen şema,olayların belirli kişiler tarafından belirli zamanda ve mekanlarda yaşandığını bu unsurların birbiriyle uyumlu bir bütünlük gösterdiğini ifade etmektedir.
    16)metnin yazıldığı dönemin milli ve milliyetçi anlayışına uygun olark kaleme alınmıştır.

    2. Etkinlik:
    1. grup= türk edebiyatında roman geleneğine bağlıdır.
    2.grup = türk edebiyatında kurtuluş savaşının tanığı olan bir yazar tarafından kurmacanın sınırları içinde anlatılmış olması nedeniyle önemlidir.

    17)Realizm etkisinde yazılmıştır.
    18)romanın dönemdeki diğer romanlarla ortak noktası, milli değerlerin,toplumun savaş karşısındaki durumunun işlenmesi bakımından ortak noktalar vardır.
    19HALİDE EDİP ADIVAR


    --------------------------------------------------------------------------------


    1882'de İstanbul’da doğdu. 9 Ocak 1964’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1901'de Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde mezun oldu. Öğretmenleri arasında Rıza Tevfik Bölükbaşı ile sonradan evlendiği ve ilk kocası olan Salih Zeki de vardı. İlk yazıları "Halide Salih" takma adıyla Tanin gazetesinde yayınlandı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. Gericilerin tepkisinden çekindiği için 31 Mart Olayı’nda çocuklarıyla birlikte Mısır’a gitti. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra yurda döndü. 1909'dan sonra öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Kadınların toplumsal yaşama katılması ve eğitilmesi için çalışan Teâli-i Nisvan Cemiyeti’ni kurdu. 1912’de kurulan Türk Ocağı’na katıldı. 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesini protesto için Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı etkili konuşma büyük yankı uyandırdı. Hakkında soruşturma açılınca, 1917'de evlendiği ikinci eşi Adnan Adıvar birlikte Anadolu'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Çeşitli cepheleri dolaştı, Mehmetçiklere moral ve destek verdi. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi.

    Savaş sürerken Atatürk ile siyasi görüş ayrılığına düştü. 1917’de Adnan Adıvar ile birlikte yurtdışına çıktı. Fransa ve İngiltere’de yaşadı. Amerika’da Columbia Üniversitesi, Hindistan’da Delhi İslam Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi. 1939’da Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu. 1950’de milletvekili seçildi. 4 yıl sonra tekrar üniversiteye döndü. **ümüne kadar kürsü başkanlığı görevini sürdürdü. 1910'da yayınlanan ilk romanı "Seviye Talip" ile 1911'de yayınlanan ilk öykü kitabı "Harap Mabetler" edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılandı. Romanlarının kadınları, Batılı bir anlayışla idealize edilmiş, güçlü ve kültürlü kadınlardı. Kahramanlarının kişiliklerine, ruh yapılarına ve davranışlarına önem vererek bu özelliğiyle Türk romanında yeni bir adım attı. Kurtuluş Savaşı döneminde ulusçu, milli duyguları öne çıkaran roman ve öyküler kaleme aldı. "Yeni Turan", ""Ateşten Gömlek" ve "Vurun *****ye" bu dönemin eserleridir. En tanınmış romanı "Sinekli Bakkal" yazarlığında olgunluk dönemini gösterir. Bu romanda Sinekli Bakkal mahallesinde yaşayan insanlar, aydınlar ve saray çevresi gibi 2'nci Abdülhamit döneminin farklı toplum kesimleri canlandırılır. Bu romanın yazıldığı yıllarda Türkiye bağımsız ve Batı yanlısı bir ülke olmayı tercih etmişti. Bir yandan da Tanzimattan beri süren Batı-Doğu çatışmasından kurtulamamıştı. Halide Edip, "Sinekli Bakkal"da Doğu'nun değerlerini bulup çıkarmak, Batı'nın karşısına koymak amacındadır. Roman "roman yanıyla zayıf olmakla" eleştirildi. Halide Edip'in ingilizce yazılmış incelemeleri de var.


    --------------------------------------------------------------------------------


    ESERLERİ

    ROMAN:
    Heyula (1908)
    Raik’in Annesi (1909)
    Seviye Talip (1910)
    Handan (1912)
    Yeni Turan (1912)
    Son Eseri (1913)
    Mev’ud Hüküm (1918)
    Ateşten Gömlek (1923)
    Vurun *****ye (1923)
    Kalp Ağrısı (1924)
    Zeyno’nun Oğlu (1928)
    Sinekli Bakkal (1936)
    Yolpalas Cinayeti (1937)
    Tatarcık (1939)
    Sonsuz Panayır (1946)
    Döner Ayna (1954)
    Akile Hanım Sokağı (1958)
    Kerim Ustanın Oğlu (1958)
    Sevda Sokağı Komedyası (1959)
    Çaresaz (1961)
    Hayat Parçaları (1963)

    ÖYKÜ:
    İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte, 1922)
    Harap Mabetler (1911)
    Dağa Çıkan Kurt (1922)

    OYUN:
    Kenan Çobanları (1916)
    Maske ve Ruh (1945)

    ANI:
    Türkün Ateşle İmtihanı (1962)
    Mor Salkımlı Ev (1963)

    Anlama Ve Yorumlama:

    1)Milli edebiyat dönemi romanının ortak özellikleri:
    -sade bir dil kullanılması
    -yapının olay örgüsü , kişi , yer ve zamandan oluşması
    -milli ve milliyetçi temalar ile toplumsal sorunların işlenmesi

    2)-

    3)-ateşten gömlek romanında anlatılanlar , günümüzde bir felaket anında millet olark neler yapabileceğimizi gösteren bir rehber niteliğindedir.

    4)klasik türk edebiyatındaki ideal olana ulaşma arzusu,ataşten gömlek romanında ideal olana ulaşma çabası olarak karşımıza çıkar.
    Son düzenleyen: Moderatör: 21 Mart 2009
    mexmedo6868 bunu beğendi.
  6. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    SAYFA 200 :

    c. Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler Hakkında Çıkarımlarda Bulunma

    1)Milli edebiyat dönemi anlatmaya bağlı edebi metinler ve Servetifünun dönemi anlatmaya bağlı edebi metinler

    benzerliklerlay örgüsü kişiler zaman ve mekandan oluşan bir yapı
    farklılıklar:
    YAPI
    milli edebiyat dönemi:bir farklılık söz konusu değildir.
    servetifünun dönemi:bir farklılık söz konusu değildir.
    TEMA
    milli edebiyat dönemi:milli milliyetçi ve toplumsal konular
    servetifünun dönemi:bireysel temalar
    DİL VE ANLATIM
    milli edebiyat dönemi:sade bir dil
    servetifünun dönemi:sanatlı ve ağır bir dil

    3. Etkinlik:
    1. grup = hikayelerin yapısı ; olay örgüsü ,kişiler, zaman ve mekandan oluşmuş, toplumsal ve milli temalar sade bir dille işlenmiştir.
    2.grup =romandada yapı olay örgüsü , kişiler, zaman ve mekandan oluşmuş, toplumsal ve milli temalar sade bir dille işlenmiştir.

    Sayfa 201

    Ö.lçme Ve DEğerlendirme:
    1)Y
    D
    D

    2)D
    3)E
    4)Sinekli bakkal = halide edip adıvar
    Sodom ve Gomore = yakup kadri karaosmanoğlu
    Sürgün=refik halit karay
    Tuuba... ve mexmedo6868 bunu beğendi.
  7. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    SAYFA 203

    B. Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

    Hazırlık
    Milli Edebiyat dönemi metinlerindede tiyatro dilinin ,halka hitap edildiği için sade olması gerekir.

    İnceleme:
    SAYFA 207
    1)Köprülüler adlı metnin olay örgüsü şöyledir:
    -yeniçeri mehmetin esir düşmesi
    -yeni çeri mehmetin karısı marinin manastıra kapatılmak istenmesi
    -türk gemilerinin kuşatma için gelmesi
    -yeniçeri mehmet ile karısının kurtarılması
    -yeniçeri mehmetin babasının ortaya çıkması
    -köprülü ile morozinin konuşması
    -köprülü ile morozinin anlaşma imzalaması

    2)anlatılanların metinde geçtiği şekliyle yaşanması mümkün değildir.yazar tarihi gerçekliği kurmaca gerçeklik haline dönüştürmüştür.

    3)metindeki olay örgüsü tarihsel gerçekliğe kurmaca gerçeklik kazandırmak amacıyla oluşturulmuştur.

    4)a)Yeni çeri mehmet, mari, köprülü fazıl ahmet paşadır.
    b)metindeki bu kişiler ana karakterler olarak olay örgüsünün merkezinde bulunurlar.
    c)ana karakterler anlatılmak istenen tarihsel gerçekliğin verilmesinde kullanılan, her yönden idealize edilmiş kişilerdir.

    5)metindeki kişiler ile metnin yazıldığı dönem arasında , dönemin milliyetçilik akımının etkisi bakımından bir ilişki vardır.

    6)anlatılan olay 17. yyın ikinci yarısında yaşanmışıtır.

    7)metinde anlatılmak istenenlerin yarıntılı, tasvir ve tahlillerle daha rahat anlatılması, yazara daha geniş bir hareket alanı sağlanması bakımından düz yazı halinde kaleme alınmıştır.

    8)-

    9)Metnin teması türk askerinin kahramanlığıdır.
    a)tema tarihsel gerçeklik bakımından gerçeklikle ilişkilidir.
    b)tema , dönemdeki türkçülük akımıyla ilişkilidir.

    SAYFA 208

    10 )metindeki kişiler yapının unsurlarındandır.kişileri birinci derece, ikinci derece kahramanlar..... olarak gruplandırmak mümkündür.

    11)-

    12)-

    13)Musahipzade Celal Türk tiyatro ve oyun yazarı. Asıl adı Mahmud Celaleddin'dir. 1935'te çıkarılan Soyadı Kanunu gereğince Musahipoğlu soyadını aldıysa da Musahipzade Celal diye Ünlü oldu. Babası Gazhane Başkatibi Musahipzade Ali Bey, annesi Fıtnat Ecibe Hanımdır. 31 Ağustos 1868'de İstanbul'da doğdu. İlk tahsilini Firuzağa Sıbyan Mektebinde gördü. Sonra Tophane'deki Feyziye Rüşdiyesini ve Süleymaniye Nümune-i Terakki İdadisini bitirdi. 1889'da Babıali Tercüme Odasında katip olarak vazife aldı. Bu arada Hukuk Mektebine devam ettiyse de bitiremedi.

    Tercüme Odasındaki memuriyeti sırasında tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Çeşitli konaklarda çok defa kendi aralarında arkadaşlarıyla ortaoyunları tertip etti. Pekçoğunda bizzat oynadı. Ermeni Mınakyan Tiyatrosunun temsillerini devamlı olarak takip edince oyun yazmaya karşı merakı arttı. Ahmed Vefik Paşanın Moliére çevirilerini inceledi. Sahne tekniği meseleleriyle derinlemesine ilgilendi. İlk eseri olan Köprülüler'i İkinci Meşrutiyetten sonra 1912 yılında 44 yaşındayken yazdı ve aynı yıl Mınakyan Tiyatrosunda sahnelendi. Bu piyesini, 1913'te İstanbul Efendisi, 1917'de Macun Hokkası, 1919'da Yedekçi, 1920'de Kaşıkçılar ve başka oyunları takip etti.

    Çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra Üsküdar Defterdarlığındaki vazifesinden 1923'te emekli oldu. Evkaf Müzesine girdi.Cumhuriyetin ilanından sonra daha çok imkanlara kavuşan Musahipzade Celal tiyatro yazmaya devam etti. Arka arkaya tarihi hiciv özelliğinde eserler kaleme aldı.

    Hemen hemen bütün tiyatroları Darülbedayi'de ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Ayrıca çoğu bestelenip operet veya şarkılı komedi olarak sahneye konuldu. İstanbul Şehir Tiyatrolarında vazife alması ve oyunlarının basitliği, eserlerinin devamlı oynanmasına yol açtı. Böylece yaygın bir şöhret kazandı.

    Musahipzade Celal, güldürme gücünün ötesinde bir sanat değeri taşımayan eserlerinde, umumi çizgisi itibariyle Şinasi'nin açtığı yerli komedi çığırını devam ettirdi. Osmanlı Sarayının, bürokrasisinin, aile hayatının, dini müesseselerin, örf ve adetlerin karikatürize edilmiş olan sahneleri, tiyatrolarının hemen hemen değişmez temasını teşkil etti. Osmanlı cemiyet hayatını, temel dini, tarihi değerleri ve şahsiyetleri, hemen hemen hepsini yanlış ve münferit hadiselere dayandırarak gülünç tavır, jest, kıyafet ve tiplerle sahneledi ve alay etti. Musahipzade Celal, 18. yüzyıldaki bazı idari bozuklukları ve din sömürücülüğünü malzeme olarak kullandı. Bunları temelden bozuk göstererek Avrupa'nın töre komedisi geleneğine bağlı taşlama, yergi ve komedi unsurlarını kullanarak seyirci üzerinde duygu sömürüsünde bulundu. Dini ve geleneksel değerlerle alay etmesi yüzünden, halkın tiyatroya karşı nefretini uyandırdı. Musahipzade Celal'in tuttuğu bu yol; Türk tiyatro-sinema sahasında ve toplum hayatımız üzerinde kapanması güç yaralar açtı. Kendi tarihine, kültürüne, dinine ve geleneklerine düşman ve yabancı bir neslin yetişmesine sebep oldu.

    Dil ve üslup bakımından da edebi bir değeri olmayan Musahipzade Celal'in eserleri dikkatsiz, aceleyle ve itinasız olarak kaleme alınmıştır. Bu eserlerde dilbilgisi hataları ve cümle düşüklükleri pekçoktur.

    Hayatının son döneminde İstanbul Şehir Tiyatrosunun Kütüphanesinde vazife yapan Musahipzade Celal'in (Son yıllarda yazdığı tiyatronun dışında) bir kitabı, önceki çalışmalarıyla kıyas edilirse, Osmanlı tarihine daha objektif, hatta daha bir sempatiyle yaklaştığını gösterir. Mesela, 1946 senesinde yazdığı Eski İstanbul Hayatı adlı hatıra mahiyetindeki kitabında Osmanlı örf ve adetlerini kinden ve istihzadan (alaydan) uzak bir kalemle dile getirmiştir. Üzerinde pek durulmamış ve unutulmaya bırakılmış bazı Osmanlı örf ve adetlerinin repertuvarı olan kitapta, Musahipzade Celal, bizzat yaşadığı veya büyüklerinden dinlediği son iki yüz yıllık Osmanlı aile, hayat, mektep, esnaf teşkilatı ve adetlerini günlük hayatın çeşitli tezahürleri biçiminde işlemiştir.

    13 Şubat 1952'de 40. sanat yılı jübilesi yapılan Musahipzade Celal, 20 Ağustos 1959'da İstanbul'da öldü.

    Eserleri:

    Tiyatro türündeki eserleri şunlardır: Türk Kızı, Köprülüler, İstanbul Efendisi, Lale Devri, Macun Hokkası, Yedekçi, Kaşıkçılar, Atlı Ases, Demirbaş Şarl, İtaat İlamı, Moda Çılgınlıkları, Fermanlı **** Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Kafes Arkasında, Bir Kavuk Devrildi, Mum Söndü, Pazartesi... Perşembe, Gül ve Gönül, Balaban Ağa, Selma, Genç Osman.

    1936'da iki ciltte toplanan 18 oyunundan geniş bölümler, Orhan Hançerlioğlu'nun incelemesiyle birlikte 1970'te Musahipzade Celal-Bütün Oyunları adıyla yayınlandı. Aynaroz Kadısı ve Bir Kavuk Devrildi oyunları İpek Film Şirketi tarafından sinemaya aktarıldı. 1958'de çıkan bir yangında Bir Kavuk Devrildi'nin filmi yandı. Hatıra türündeki eseri ise “Eski İstanbul Hayatı” adıyla neşredildi.


    mexmedo6868 bunu beğendi.
  8. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    SAYFA 209


    5.MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ


    1)İslamcılık = Safahat, Mehmet akif ersoy
    Türkçülük =Türkleşmek, islamlaşmak, Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları


    2)şemaya göre milli edebiyat döneminin kaynakları , devletin ve milletin varlığını devam ettirebilmesi için benimsenen farklı fikir hareketleridir.


    Sayfa 210


    3) Milli edebiyat dönemi ve milli edebiyat döneminden önceki dönem
    benzerlikler:hikaye roman tiyatro makale fıkra ve şiir türüyle tanzimat döneminde olduğu gibi toplumsal konuların işlenmesi
    farklılıklar:
    TEMA VE EDEBİ TÜR
    Milli edebiyat dönemi:roman hikaye tiyatro şiir makale fıkra türleriyle milli ve milliyetçi temalar
    milli edebiyat döneminden önceki dönem:servet i fünun ve fecr i ati döneminde roman hikaye şiir türünde bireysel temalar
    DÜŞÜNCE VE EDEBİYAT AKIMLARI
    Milli edebiyat dönemismancılık islamcılık türkçülük batıcılık ve realizm
    milli edebiyat döneminden önceki dönemozitivizm klasisizm romantizm realizm parnazim ve sembolizm
    DİL VE ANLATIM
    Milli edebiyat dönemi:konuşma dili ve halk söyleyişlerinin bulunduğu sade bir dil
    milli edebiyat döneminden önceki dönem:servet i fünun ve fecr i de sanatı, ağır bir dil


    Ö.lçme Ve Değerlendirme

    1)D
    Y
    D
    2)Ömer SEyfettin......sade ....maupassant
    3)C
    4)C
    5)D
    6)A
    7)D
    8)B
    9)Refik Halit, tasvir ve tahliller bakımından zengin sanatlı bir anlatıma sahip , sade bir dille hikayelerini yazmıştır.Anadoluyu ve anadolu insanının hayatını eleştirel bir dille işlemiştir.bunlardan dolayı refik halit,türk hikayeciliğinin dönüm noktalarından biridir.
    m.kansiz, katniss, sa_de ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş