Sayfa 18 Proje Ödevi (Osmanlı Devleti'nin Balkanlarda hakim olmaya başladıktan sonraki eserleri)

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 10. Sınıf' bölümünde Gamze' tarafından paylaşıldı.

  1. Gamze'

    Gamze' Üye

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    113
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    0

    Osmanlı Devleti'nin Balkanlarda hakim olmaya başlamasından sonra buralarda meydana getirdiği tarihi eserler.

    1- Alaca Cami

    Alaca Cami, II. Murat döneminde MS 1438 yılında Makedonya’da bulunan Osmanlı-Türk dinî eserlerinden biridir. Kalkandelen’in simge mimari yapılarındandır. C*****n adı mimari yapısındaki alacalıktan, renklilikten kaynaklanır. C*****n mimarı İshak Bey’dir. Dönem camilerinin çoğu bir sultan, bey, paşa veya bir makam sahibi kişinin mali desteği ile yapılırken, Alaca Cami Kalkandelenli iki kız kardeşin mali desteği ile yapılmıştır. Duvarlarla çevrelenmiş olan avluda c*****n yapımını sağlayan iki kız kardeş Hurşide ve Mensure hanımların türbeleri bulunmaktadır

    - Mimarisi -

    İnce işlemeli, görüntüsüyle de ihtişamı olan bir cami örneğidir. C*****n avlusu birbirinden güzel çiçeklerle süslenmiştir. Camideki boya düzenini kurmak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmıştır. C*****n dış cepheleri dörtgen şeklinde renkli kalem işleriyle süslü olan c*****n İç dekorasyonda ise benzerine rastlanmayan, Osmanlı döneminin şehirleri ile Mekke manzaraları yer alıyor, bir rivayete göre Debreli iki usta tarafından bezenen camiinin, motiflerinde şehir ve manzara tasvirleri barok-rokoko süslemeler,hat ve bitkisel motifler yer alır.

    - Onarım ve Tamir -

    Recep Paşa’nın mimariye düşkün oğlu Abdürrahman Paşa tarafından 1833 yılında cami büyük oranımdan geçirilmiştir. 1991 yılında Kalkandelen İslam Cemiyeti, c*****n etrafına Osmanlı tarzında duvar yaptırmıştır.
    2010 yılının Temmuz ayında Alaca Cami için yeni bir bakım çalışması bitirilmiştir. Özel boyalarla camide yapılan bu yenileme çalışmasında 120.000 Denar dolayında bir para harcanmıştır.

    2- Hamza Bey Camisi

    Hamza Bey Camisi diğer adıyla Alkazar, (Alkazar ismini ünlü bir sinema salonundan almaktadır.) XX. Yüzyılda uzun süreli sinema salonu olarak da kullanılmıştır. Selanik merkezindedir. Elimizde ki verilere göre, Hamza Bey Camisi’nin 872 (1467) yılında I. Mehmet döneminde, o dönemin Selanik yüksek rütbeli subayı Evrenosoğlu Hamza Bey’in kızı Hafsa Hatun tarafından yaptırılmıştır.
    Selanik’in Türkler tarafından 1430 yılında alınmasından sonra yapılan ilk cami olduğu bilinmektedir.

    - Mimarisi -

    Harim yeri kare şeklinde olup 17 m yüksekliğinde bir kubbe ile muhafaza ediliyor ve kubbe kurşun levha ile kaplıdır.

    - Onarım ve Tamir -

    1592 yılında genişletilmiş, ancak daha sonraki dönemlerde meydana gelen deprem ve yangınlarda hasar gördüğü için 1620 yılında yeniden yapılmıştır. 1912 yılından sonra yapı büyük hasarlara uğradı, değişik amaçlarla kullanıldı, kötü ve dikkatsiz onarımlardan geçti ve büyük ölçüde doğal estetiğini kaybetti. 1917 yılındaki Selanik yangınından dolayı yapı da büyük hasara uğradı ve 1925 yılında yapının minaresi yıktırıldı. En büyük değişikliği sinema olarak kullanıldığı dönemde yaşandı, ilk başta açık sinema salonu olarak kullanıldı ama daha sonra kubbenin bulunduğu yere bir metal çatı yerleştirilerek kapalı sinema salonu olarak da kullanıldı.

    3- Sultan Murad Türbesi

    Yapı, Kosova’daki en eski Osmanlı mimarî eseridir. 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Bugünkü bina 14. yüzyılda kurulan binanın aslı değildir. Birçok tahribat ve onarımdan geçmiştir. Yöre halkınca bölgede Türklük ve Müslümanlığın simgesi olarak kabul görür. Kosova Ovası’nda meydana gelen savaşta Sultan I. Murad Han’ın öldürülmesi sonrasında ahşasının gömüldüğü bu yere Sultanın oğlu Sultan Yıldırım Bayezid’in emriyle türbenin ilk hâli yaptırılmıştır. Meşhed-i Hüdavendigâr, Kosova’nın başkenti Priştine’nin kuzeybatısında konumlanır. Burası 1389 yılındaki I. Kosova Savaşı’nın yapıldığı muharebe sahasıdır; Kosova Ovası’dır. Türbenin yakınında Mescit köyü bulunur. Türbe, Priştine ile bir sonraki en büyük şehir olan Vuçıtırın yolu üzerinde, Priştine’nin altıncı kilometresinde yolun solundadır. Yapı, Türbedarlar sülalesinin bugünkü fertleri tarafından korunmaktadır. Türbe kompleksinin avlusunda, türbenin arkasında Türbedar ailesinin konutu vardır. Çok önemli bir ziyaret yeridir

    - Onarımlar -

    Belgeler türbenin bugüne kadar birkaç tamir geçirdiğini göstermektedir. 1660 yılında türbenin tamiri için Ahmed Paşa, oradaki Müslüman halkına 1000 Akçe vermiş, türbenin temizlenmesi için getirttiği ustalarla, bir hafta içinde yüksek bir duvarla bir kapı yaptırmış ve çok sayıda çeşit meyve fidanı diktirmiştir. Türbe, 1845 yılında Serasker Hurşid Paşa emriyle temelden üste kadar onarım görmüştür. 1866 yılında yapılan bir tamiratta, türbe avlusundaki pınar yerine bir çeşme yaptırılmıştır. 1884 yılında esaslı bir şekilde onarılmıştır. Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1907 yılında türbe ve selamlık onarımdan geçirilmiştir. 16 Haziran 1911 den birkaç ay önce türbe onarılmış, avlusuna kesme taş döşenmiş, yeni bir çeşme (bugün mevcut olan) yaptırılmış ve türbenin bugünkü tamir kitabesi konulmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, türbe devlet himayesi altına alınmıştır ve 1960-61 yıllarında esaslı bir şekilde onarılmıştır. 1989 yılında türbenin badanalanmıştır.1992 yılında Kosova ziyareti sırasında türbeye gelen dönemin Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, türbenin hasara uğradığını bizzat tespit etmiştir. Ziyaret sonrasında Türkiye’ye döner dönmez, türbenin tamiri için iki mimar ve maddî destek sağlamıştır. Meşhed-i Hüdavendigâr’ın son onarımı, 2005 yılında yapılmıştır. Bu geniş çaplı onarım ile türbe bugünkü hâlini almıştır

    4-Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

    Köprü, Vardar Nehri üzerinde, Üsküp şehir merkezinde bulunan tarihi Osmanlı köprüsü. Üsküp’ün simgelerinin en başında yer alır. 1451-1469 yıllarında Fatih Sultan Mehmet’in himayesi ve kontrolu altında yapılmıştır. Köprüden, Alaca Cami vakıfnamesinde sözü edilmiştir. Köprü tarihte birçok kez hasar görmüş ve onarılmıştır. 1555 yılındaki büyük depremde hasar gördüğüne dair tarihî kanıtlar olduğu söylenmiştir. Bu depremde köprünün 4 sütunu ağır hasar yaşamıştır. II. Dünya Savaşı döneminde, 1944 yılında faşistler tarafından köprüye patlayıcı yerleştirilmiştir. Üsküp’ün kurtulmasıyla, patlayıcılar sökülmüştür. 1689 yılında bu köprüde Kumanova dükü Karpoş adlı birisinin asıldığı iddia edilmiştir.


    - Mimari Yapı -
    Köprü katı taştan oluşan bloklardan ve 12 adet yarım yay kemere bağlanan sabit, katı sütunlardan oluşur. Yapı, 214 metre uzunluğa ve 6 metre genişliğe sahiptir. Köprünün ortasında bulunan kitabe bölümü yeniden yapımdadır.
    Kimi kaynaklara göre köprünün Mimar Sinan tarafından yapıldığı belirtilmektedir. 13 kemer gözü yani 12 kemeri bulunan köprünün kemer açıklıkları ise merkeze doğru genişlemekte ve yükselmektedir. Köprünün toplam uzunluğu 220 metredir. Kemer açıklıkları açısından en küçük açıklık 4,05 metre en büyük açıklık ise 13,48 metredir.

    5- Namazgâh (Kırık Cami)

    21 Haziran 1455 günü Fatih’in ulu komutanlarından ulu kumandanlarından İsa Bey tarafından 1. Mehmet döneminde kuruldu.Namzgah sehrin kuzey-batisinda Prizren –Cakova yolunun ana yolunda yer almaktadir. Namzgah kelimesinin manasi dua edilen ve kilinan yer anl***** gelmektedir.Osmanli Devletinin 1455 yilinda Prizren sehrini ele gecirmesinden sonra, Fatih sultan mehmedin kumandani bu namazgahi cok kisa bir zaman Prizrenin cikisinda yer alan bu camiyi namazlarin cemaatle kilinmasi icin insaa etmistir. Namzgah camisi Prizren sehrinin ilk kultur eserlerinden birisi sayilirdi.Buranin ilk ustasi ve kontrolculerinden birisi Ahmed Caus idi. Prizren’de Osmanli hukumetinin tamamen yonetimi ele gecirmesinden sonra, namazgah ilgisi azalir cunku o zamanda baska camiler yapilmaya baslanmistir. Yer olarak namazgahin Prizrenin cikisinda yer almasi ovalara yakin kisimlarda yer almasi burasini ciftciler bu camide kilmaya baslamislar, cunku o zamanlar onlar buralarda topraklarini isliyorlarmis.

    -onarım -

    50 ‘li yillarda XX’yy namazgahin bulundugu yerde bir depo yapilir ki burada tas elementi kullanilir. Depo’nun insaa edilmesinden sonra ayni sekilde saglik binasinin insasindan sonra ki bu 80 ‘li yillarda XX yy’la rastlar. XX’ yy Namazgahin etrafinmda bulunan mezarlar yokedilmis, sadece burada etrafinda iki uc turbe kalmistir. Binanın kıble duvarından bir bölümü bugüne kadar kalmıştır. Namazgâhta 199o yılında yapılan sondaj çalışmaları sırasında 9,20x7,60 metre büyüklüğünde ve 80 sm. kalınlığında taş duvarları ortaya çıkarılmıştır
    1969 ila 1989 yillari arasinda burda arkeolojik kazilar yapilmis fakat hicbir onlem alinmamistir.
    2000 yilinda Kultur ve mimarileri koruma bakanligi bu yapiya deger vererek Namazgahin rastaurasyonu icin bir proje hazirlar. Turk KFOR’un araciligi ve Turkiyenin finansi karsiligi sayesiyle projeye baslanilir. Prizren Belediyesinin destegiyle bu Namzgah camisinin restaurasyonu yapilir.
    Bununla 10.10.2001 yilinda izinli bir sekilde binanin restaursyonu yapilmaya baslanir. Restaurasyon sirasinda material ve teknik malzemelerin yerli olmasina dikkat edilmistir. Binanin tammlanmasi 2002 Nisan ayinda tamamlanmistir.
    Murat AKSOY bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş