Sayfa 30 - beyaz lale'nin devamı (15.etkinlik)

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde anthropophage tarafından paylaşıldı.

  1. anthropophage

    anthropophage Üye

    Katılım:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    24
    Ödül Puanları:
    0

    15.ETKİNLİK
    ...Ayaklarını sürüye sürüye geçen, gözlerinden yorgunluk, bezginlik akan, askerlerle alay etmekten, içlerindeki düşmanlığı dışarı vurmaktan bir zevk alıyorlardı. "Çocuklar bile..." diye düşündü bir asker yorgun beyninde, karmakarışık hayat gördüğü yüzlere ölüm, yaşadığı onlarca savaş ve geldiği şu durum... "Çocuklar bile alay ediyor" En önde giden asker bu topluluğu ayakta tutmak buraya kadar getirebilmek için çok uğraşmıştı. Niçin, karşılığında bunu mu görmesi gerekiyordu?
    Son bahara inat güneş tüm aydınlık yüzünü çevirmişti onlara. Soğuğun vücutlarındaki tüm zerrelerine etkisi giderek azalıyordu. Azimleri yıldırılmış cesaretleri, yüreklerindeki sinmiş vatan sevgisi yeniden uyanıyordu. Eğik olarak ayaklarına bakan baskı, güneşe doğru döndü. Gözlerinde yorgunluğun yerinde kararlılık ve görev aşkı vardı. Onlara bakan hiçkimse bunu farketmemişti, edemezdi. Onlar bakmak ve görmenin farkını nasıl bilebilrlerdi? Onlar üstlerindeki kıyafetten, sırtlarındaki çamurlu ve eski tüfekten, yalın ayakla yürüyen bitmiş bir milletin işe asla yaramayacağını düşündükleri askerlerden, başka ne görebilir ki, kendi düşündüklerini görmeye alışmış gözlerle!
    Oysa o askerlerde onların asla göremeyeceği birşey vardı. Hepsi de vatan sevgisiyle yanan birer yüreğe sahiptiler. Dağınık hallerini düzelttiler, askeri sıraya geçtiler ve düzenli birşekilde önlerindeki çocuk, genç karışımı öfkeli, korkak kalabalığın üstüne doğru yürüyorlardı. Kalabalık korkmuyordu. Bir avuç işe yaramaz asker onlara ne yapabilirdi ki bu halleriyle? Askerlerin komutanı "ÇEKİL!" ihbarını yaptı. Biran olan sessizlikte hiçkimsenin gözünde korkudan eser yoktu. Oysa bu yaptıkları delilikti. Türk askerinin önünde durulur muydu? Hayır, durulmazdı ama onlar bunu henüz bilmiyorlardı..
    Askerilerin kararlı ve dik yürüyüşlerinden vazgeçmeden üstlerine gelmeleri halkı etkilemişti ama onlar bunu bir tehdit oluşturabilceğine imkan vermiyorlardı. Çocukların askerlere attığı taşlar, sopalar bile askerleri durdurmamıştı. Hatta hala sırtlarında duran tüfeklerini indirip ateşe başlamışlardı. O zaman ne yapabilirlerdi ki?
    Komutan karşılarındaki çocukları görüp sadece yazık diyebildi... Ve askerleriyle ilerlerken halkı önlerinden çekiştirip oldukları yerde kalarak acılarını izledi. Güneş onlardan yanaydı. Ve yollarındaki bir iki beyaz lale onlarla bir olmuş gibi inatla ve hırsla o soğuktaki azıcık güneşin etkisiyle açmaya uğraşıyordu. Tıpkı tüm imkansızlıklara rağmen yürümeyi hiç bırakmayıp başarıya giden Türk askeri gibi...



    Gizem U.:rolleyes:


    (emeğe saygı;))
    uçma, Adam Akıllı ve __ROCK__ bunu beğendi.
  2. anthropophage

    anthropophage Üye

    Katılım:
    14 Ekim 2010
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    24
    Ödül Puanları:
    0
    15.ETKİNLİK:
    (farklı bir hikaye)
    Yalnız bir kadın vardı tüm bu olanlardan habersiz. En sevdiği çiçek olan rengarenk lalerle bezenmiş evinde tek başına oturan. O sefaletten, toprakların bombalanmaktan artık çiçek açmayan kurumuş topraklarında şaşaayı yaşayan. İsmi Laleydi bu güzel beyaz tenli kadının. Birde sevdiği bir genç vardı bu kadının. Bu eve, bu güzel çiçeklere ve bu aşka onun sayesinde kavuşmuştu. O genç için bu kadın rengarenk çiçeklerin içindeki beyaz lalesiydi. Lakin şüpheleri vardı kadının, arada bir evine gelen başka memleketten oldukları apaçık belli olan askerlerle sevgilisinin görüşmesi onu korkutuyordu.
    Bilmiyorduki bu sevgilisi bölgeyi işgale gelen, cani, halka eziyetler eden fakat laleyi ilk gördüğünde ona gönülden vurulmuş aşık hristiyan bir komutandı.
    Onu tüm bu kötülüklerden korumaya çalışıyordu. Üzülmesin, kendisini terk etmesin diyede etraftan bihaber kocaman dönümleri olan arazinin içinde küçük bir çiftlikte yaşatıyordu. Kendisinide bu köye göç etmiş bir tüccar olarak tanıtmıştı.
    Kadınsa kimsesizdi zaten. Köyün en sevdiği güzeller güzeli tatlı kızıydı ama aşkı için hiç şüpesiz herkesten ayrı yaşamaya başlamış ve sevdiğinden ayrılma korkusundan ona neden ayrı yaşadığını sormaya cesaret dahi edemiyordu. Komutanda bu durumdan pek memnundu.
    Günlerden birgün komutan itaatlerine karşı çıkan bir müslüman aileyi daha öldürmeye evlerine gittiğinde adamı, eşini ve kundaktaki bebeklerini öldürüp kanlı silahını olay yerinde bırakarak gerisin geriye canından çok sevdiği beyaz Lalesinin yanına dönüyordu. Ancak bu sırada evde unuttuğu biri daha vardı. 14-15 yaşlarında erkek bir çocuk saklanmış ve ailesinin ölümüne şahit olmuştu. Artık ne yapıp edip komutanı öldürmek ona farz olmuştu. Evden çıktığı gibi komutanı takibe başlayan çocuk askerlerin ondan ayrıldığı boş bir anı kolluyordu. Askerler onu evin önünde bırakmışlardı. Çocukta gizlice eve girince hepten küplere binmişti. Savaştan cehennemi yaşayan topraklarında onlar adeta bir cenneti yaşıyorlardı. Eve girdiği gibi karşısında öldüğünü sandığı köylü güzeli laleyi gören çocuğun dili tutulur. Lale de bu çocuğu tanımıştır. Köyün en afacan çocuğuna ne olmuştuki böyle yüzünden kan çekilmiş kızgın bir boğa gibi ona bakmaktadır? Kadın tam konuşacaktırki çocuk onu aldığı gibi bir odaya çeker ve ona sualler yöneltmeye başlar bir süre sonra anlarki bu saf kızın hiçbirşeyden haberi yoktur. Ona kısaca olaylardan bahseder fakat kız birtürlü inanmak istemez. Derken bahçeden bir ses duyulur. Komutan Laleyi çiçeklerin arasından çağırmaktadır. Çocuk ansızın komutanı yakalar ve silahı ona doğrultur. Korkudan gözleri açılmış komutan Lale'nin gözlerindeki hüznü görür. Çocuk komutanın Lale'ye baktığını görüncede anlarki genç adam Lalenin canının acımasından korkmaktadır. Bunu anlayan çocuk hemen Laleyi rehin alarak savaşın bitmesini emreder. Komutansa çaresiz korkusundan kabul eder ve askerleriyle ülkelerine geri döner. Kız sevdiğinin yokluğundan yataklara düşer ve ölür bundan habersiz komutan birsüre sonra sevdiğini almaya geri döndüğünde onun mezarıyla karşılaşır. O güne dek ağlamanın ne demek olduğunu bilmeyen acımasız komutanın gözünden dökülen yaş kadının toprağında beyaz bir lale açmasına sebep olur. Komutansa hüznünden delirir ve topraktan çıkan bu laleyi kopardığı gibi ölene dek sol yanından hiçbir an ayırmaz.



    Gizem U.
    Adam Akıllı ve __ROCK__ bunu beğendi.
  3. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    751
    Beğenileri:
    493
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaşlar bu ne yaa resmen sohpet etmişsiniz!
  4. __ROCK__

    __ROCK__ Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    saol qüzel paylasım tesekkür ederim :D
  5. BLockeD

    BLockeD Üye

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    119
    Ödül Puanları:
    0
    Moderatör Arkadaşlarım çözülen konuları kilitlermisiniz forum kirliliği olmasın boş yere yazanlar oluyor
    Adam Akıllı bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş