SBS Çalışma Stratejileri

Konu 'Seviye Belirleme Sınavı (SBS)' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Türkçe çalışma stratejileri

    Gireceğiniz sınavlarda sorulan yüz sorunun yirmi beşi Türkçe dersinden gelmektedir. Türkçe’yi bütün kurallarıyla bilmek, sizin başarınız açısından oldukça önemlidir.

    Türkçe’yi iyi bilmek sadece Türkçe sorularını çözmekte değil, diğer derslere ait soruları çözmekte de işe yarayacaktır.

    Liselere Giriş Sınavı’nda çıkan Türkçe sorularını

    * Anlam Bilgisi,
    * Dil Bilgisi,
    * Anlatım Bozuklukları
    * Yazım Bilgisi
    * Edebiyat Bilgileri

    olmak üzere beş temel başlıkta toplayabiliriz.

    Yaklaşık yirmi sorunun çıktığı anlam bilgisi, soruların % 80’ini oluşturmaktadır. Bu da bize çalışmalarımızda anlam bilgisine daha çok önem vermemiz gerektiğini göstermektedir.

    Anlam bilgisi, her şeyden önce hızlı ve doğru okumanızı; okuduğunuzu anlamanızı ve anladığınızı yorumlamanızı gerektirir. Soruların büyük çoğunluğunun anlam bilgisi olması ve ezbere dayalı bir bilgi istememesi bunun kanıtıdır.

    Anlam bilgisi soruları kelime, cümle ve paragraf düzeyinde karşımıza çıkar.

    Sözcük anlamında, sözcüğün cümle içinde kazandığı değişik anlamları bulma, yorumlama ve deyimlerin anlamlarını kavramaya yönelik sorular sorulur.

    Cümle anlamında cümlede verilen yargıyı kavrama, yargının oluşmasında etkili olan yardımcı yargıları bulma, yargıyı aktaran kişinin yansıttığı duyguyu, düşünceyi anlama ile ilgili sorular gelmektedir. Cümle anlamında sizlerin anlama yeteneğiniz ölçülür. Ayrıca birbirine benzer yargılar arasından farklı olanı bulabilme üzerinde durulur.

    Paragrafta sizden istenen, değişik yargılardan oluşan bir bütünü kavramanızdır. Bunu kavrarken aynı zamanda onun parçalarla olan ilgisini de anlamanız istenir. Paragraf soruları uzun olmasından dolayı zor soru olarak algılanır. Oysa bu soruların cevabı soruda verilen parçanın içinde gizlidir. Bu yönüyle belki de en kolay sorular paragraf sorularıdır. Önemli olan “zor, çok uzun, yapamam, anlayamam” gibi önyargılardan uzaklaşarak parçayı okumak, hatta kendini parçada anlatılanların akışına bırakmaktır.

    Paragraf sorularını kolay çözmenin yolu bol paragraf sorusu çözmekten geçer. Ayrıca Anlam Bilgisi konusundan gelen soruları çözebilmek için az da olsa kitap okumaya çalışmalısınız. Ayda bir iki kitap bitirmeniz size fayda sağlayacaktır. Okuduğunuz metni özetlemeye, eleştirmeye çalışırsanız yaptığınız işin verimliliği daha da artacaktır.

    Burada değinmek istediğimiz önemli bir husus da sözlük kullanımıdır. Okuduğunuz metinde karşılaştığınız kelimelerden anlamlarını bilmediklerinizi öğrenmek, deyimlerin tam karşılığını bilmek, atasözlerini kavramak istiyorsanız bir Türkçe sözlük ve bir de atasözleri sözlüğü edinmelisiniz. Böylece sınavlarda çıkacak muhtemel deyim, atasözü ve kelime anlamı sorularını çok rahat çözebilme yeteneğine kavuşmuş olacaksınız.

    Dil bilgisi, temel bilgilere en çok ihtiyaç duyulan bölümdür. Bu bölümde dilimizi oluşturan sözcük ve sözcük öbekleriyle ilgili birtakım kuralların bilinmesi gerekir. Konuları bilmeden bunlarla ilgili soruları çözmek mümkün değildir. Bu sorularda yorum ikinci plandadır. Dolayısıyla dil bilgisi bölümü ciddi bir çalışma gerektirir. İsterseniz bunu biraz açalım.

    Sözcük türlerinde birbiriyle karıştırılabilen sıfat – zamir, sıfat – zarf görevindeki sözcüklere dikkat etmeniz gerekir.

    Örneğin bir sözcük, kullanıldığı yere göre sıfat, zamir ya da zarf olabilir. Bu tür sözcükler karıştırılmamalıdır. Bu açıdan dikkatli bir çalışmanın yapılması gerekir. Aynı durum dil bilgisinin diğer konularında da söz konusudur.

    Kısacası dil bilgisi konularını sözcük türlerinden ögelere, oradan çatıya, çatı konusundan cümle çeşitlerine kadar sırası ile anlayarak çalışmalı, bir konuyu anlamadan başka bir konuya geçilmemelidir. Konular daima birbiri ile ilintili olduğundan, bir konudaki eksiklik başka bir konudan çıkan sorunun çözülememesine yol açabilir.

    Son yıllarda, gerek Liselere Giriş Sınavında gerekse Özel Okullar Sınavında karşımıza çıkan konulardan biri de anlatım bozukluğudur. İlköğretim müfredatında anlatım bozukluğu başlığında bir konu yok. Dil bilgisi ve anlam çalışmalarında bu konu dolaylı olarak yer almaktadır.

    Bu konudan çıkan soruların çözülebilmesi için hem dil bilgisinin hem de anlam bilgisinin bilinmesi gerekmektedir. Çünkü anlatım bozukluğu soruları anlam bilgisini ve dil bilgisini kapsamaktadır.

    O hâlde anlam bilgisi ve dil bilgisi iyice öğrenilmeden anlatım bozukluğu konusuna geçilmemeli. Önce konu öğrenilmeli, daha sonra sorulardan hareketle konu daha anlaşılır hâle getirilmelidir.

    Yazım Bilgisinde dilimizi oluşturan sesleri tanımamız ve bu seslerin bir araya getirilmesinde söz konusu olan kuralları bilmemiz gerekir. Bu bölümün anlaşılmasında dil bilgisi kurallarının bilinmesinin çok büyük önemi vardır. Özellikle noktalama işaretlerinin kullanımı bu kuralların bilinmesiyle öğrenilir.

    Bu bölümde de dil bilgisinde olduğu gibi yorum ikinci plandadır. Temel bilgileri ayrıntılı olarak bilmeden bu konu ile ilgili soruları çözmek çok zordur. Bunun için de bir “Yazım Kılavuzu'nuzun olmasında yarar var. Yazım bilgisi konusu ile ilgili soruları çözerken seçenekleri çok iyi incelemelisiniz.

    Yazım bilgisinde bir harfin yanlış yazılması, bir noktanın olmaması yazımda yanlışlığa neden olacağından, bu tip sorularda cümleleri hızlı bir şekilde okumamak gerekir. Hatta cümleyi oluşturan sözcükler yazımına dikkat edilerek yavaş yavaş okunmalıdır. Çünkü gözümüz sözcükleri bütün olarak algıladığından bazen sözcük içindeki bir sesin yanlış yazıldığını fark edemeyebiliriz.

    Edebiyat Bilgilerinde şiir ve düzyazı ile ilgili sorular karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede şiirle ilgili olarak hece, dörtlük ve şiir türlerinden; benzetme ve kişileştirme gibi söz sanatlarından soru gelmektedir.

    Düz yazıda ise deneme, makale, öykü, roman gibi yazı türlerinden sorular gelmektedir. Bu konu ilköğretim müfredatında ayrıntılı olarak işlenmektedir. Öğrencilerimiz okul derslerini dikkatli bir şekilde takip ettiklerinde ve soru çözdüklerinde bu konuyu çok rahat anlayacaklardır.

    Sonuçta;

    * Herkesin kendine göre bir öğrenme şekli vardır, siz de kendinize göre bir çalışma tarzı belirleyin.
    * Her konu bir sonraki konunun temelidir. Türkçe konuları birbirinin devamı olduğu için konuları sırasıyla ve anlayarak çalışın.
    * Bir konuyu çok iyi anlamadan diğerine geçmeyin.
    * Öğrenilen konuyu pekiştirmek, test tekniğinde kendinizi geliştirmek, soruları daha kısa zamanda ve doğru olarak çözebilme yeteneği kazanmak için bol bol soru çözmelisiniz.
    * Ayrıca çıkmış soruları çözerek dikkatle incelemelisiniz. Çıkmış soruları çözmekle sınavda çıkabilecek soruları tanıyacak, soruların hangi konulardan çıktığını belirleyecek, soruların soruluş şeklini kavrayacaksınız. Böylece sınavda karşılaşacağınız sorular size yabancı gelmeyecektir.
    * Çıkmış sorular çıkabilecek soruların aynasıdır, bu yüzden son 10 yılın çıkmış sorularını mutlaka çözmelisiniz.
    * Konu ya da soru çalışması yaparken anlayamadığınız yerler olacaktır. Bunları belirleyerek mutlaka bir bilene sorun.






  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Anlam bilgisi soruları nasıl çözülür?

    Anlam bilgisi konusu Türkçe dersinin en önemli konusu olup, sınavlarda soruların % 85’inin de geldiği bölümdür. Dolayısıyla bu konuyu öğrenmek, başarıya ulaşmak için çok önemlidir.

    Türkçe dersinin en önemli konusu olan anlam bilgisin gelebilecek soruları çözmek için şunlara dikkat edilmelidir:

    * Günde bir sayfa da olsa kitap okunmalıdır. Kitap okuma alışkanlığı olmayanlar ilk başlarda gazetelerden ilgilerini çeken köşe yazılarını, daha sonra Dünya Klasikleri’nden olan hikâye ve romanları daha sonra ise düşünsel içerikli deneme kitaplarını okumalıdırlar.
    * Televizyon seyrederken, birilerini dinlerken, okurken veya herhangi bir nedenle duyulan ve anlamı bilinmeyen kelime ve kelime gruplarının anlamları sözlüklerden araştırılıp hemen öğrenilmeliler. Bunu için de her öğrencinin kütüphanesinde bir Türkçe sözlük, bir deyimler sözlüğü,bir atasözleri sözlüğü bir de imla kılavuzu bulunmalıdır.
    * Okul Türkçe kitaplarının konularının işleniş bölümünde yer alan “Kelime çalışmaları” ve “Okuma, anlama, Anlatma” çalışmaları bölümleri mutlaka incelenmeli, çalışılmalıdır.
    * Okunan metinler üzerinde çalışma yapılarak konuları, asıl anlatılmak istenen düşünceleri, metinden çıkarılabilecek düşünceleri ve metnin yazarının veya şairinin konuyu ortaya koyarken içinde bulunduğu ruh hâlini belirleyerek not etmek gerekir. Bu metinler başkalarına da anlatılabilir. Okunan hikâye veya bir romansa özetleme yapılabilir veya benzer kısa hikâyeler de yazılabilir. Veya hikâye belli bir noktada bırakılarak okuyucu tarafında tamamlanabilir. Bu çalışmalar kişinin okuduğunu anlama ve anladığını sözlü veya yazılı şekilde ifade edebilme yeteneğini geliştirir. Bu kabiliyetleri gelişen kişilerin soruları daha kolay ve hızlı, ayrıca da doğru olarak çözebilecekleri görülecektir.
    * Soruları çözerken kalem kullanmak gerekir. Kelimelerin, cümlelerin anlamları belirlenip yanlarına yazılmalıdır. Bu belirlemeler yorumlanmalı ve kıyaslanmalı, sonra da istenen bilgiye ulaşılmalıdır. Özellikle paragraf sorularında kalem kullanmak çok önemlidir. Sözel bir metindir, okumayla yapılır düşüncesi ek******. Okunan ve parçadan çıkarılan düşünceler, konu, ana fikir ve yazarın içinde bulunduğu durum not edilmelidir. Bu veriler sorunun çözümünde bizden istenen bilgiler olacaktır.

    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Matematik çalışma stratejileri


    Sınavlara 180 günün kaldığı bir dönemde bir öğrenci öğretmenin yanına gelerek 1 gün soru çözmemek için izin ister. Öğretmenimiz ona bir hesap çıkarır. Demek bu gün izin istiyorsun. Gel ne istediğine beraberce bir göz atalım: Sınava 180 gün var. Hafta içi her gün 8 saat okulun var bu 60 gün ediyor, geriye 120 gün kaldı. Her gün 1 saat yemek molası ile geçiyor. Buda 180 gün içinde 8 gün ediyor, geriye kaldı 112 gün. Hafta sonları dershaneye geliyor ve 5 saat orada bulunuyorsun bu da eder 11 gün, geriye kaldı 101 gün. Günde ortalama 8 saat uyuyorsun bu da eder 60 gün, geriye kaldı 41 gün. Hafta içi etütlere 3 saat katılıyorsun bu da eder 3 gün, geriye kaldı 38 gün. Her gün yollarda eve gidiş geliş için 2 saatin gidiyor bu da eder 15 gün geriye kaldı 23 gün. Zaten bu süre içinde en az 3 gün hastalık iznin olacak. Kaldı 20 gün. Bu süre içinde 7 gün bayram izni kullanacaksın, kaldı 13 gün. Şubat tatilinin bir haftasını dershaneye gelerek geçirecek geriye kalan 7 günü izin olarak kullanacaksın, geriye kaldı 6 gün. Her gün yarım saat çay ve sohbet molası veriyorsun bu da eder 4 gün geriye kaldı 2 gün. Günde 8 dakika aynanın karşısında kendini izliyorsun bu da eder 1 gün. Geriye kalıyor sadece 1 gün ve eğer ben sana bu 1 günü izin olarak verirsem sen sınavları nasıl kazanacaksın.

    Şimdi hepinize soralım: Kişi en güzel kimi kandırır? Çoğunuzun vereceği cevap kendimizi kandırırız olacaktır.

    Aynen bu öyküde olduğu gibi bazılarımız o kadar çok bahaneler üretiriz ki elimizde olan 180 günü bile bir çırpıda bitiririz. Bunun temel sebebi yapacağımız işten korkmamızdır.

    Bir kısım öğrencilerde matematikle veya matematikteki bazı konularla ilgili olarak bir ön yargı oluşmuş olabilir. Bu yargılardan kurtulursak ve kendi kendimize bahaneler uydurmazsak asıl doğruya ulaşmış oluruz.

    Her şeyden önce şunu unutmayalım ki matematik, sanıldığı gibi zor bir ders değildir. Çeşitli nedenlerle bu derse karşı soğuyan öğrencilerimiz, peşin bir hükümle kendi kendilerine engel olmaktadırlar. Öğrenmenin ilk aşaması olarak ön yargılardan kurtulmak gerekir. Başaracağınıza inanmadığınız bir şeyi başaramazsınız. Bunun tersi olarak da başaracağınıza inandığınız bir şeyi de mutlaka başarırsınız.

    Yani olumlu düşünün. Matematik gerçekten zor bir ders olsa bile – ki gerçekte kolay bir derstir - başarabileceğinize kendinizi inandırırsanız bu işi halledersiniz.

    Öğrenmenin ikinci aşaması kişinin bilmediğini fark etmesidir. Bunun için de öncelikle matematikte durumunuzun ne olduğunu belirlemelisiniz. Şimdi bazı ölçüler verebiliriz:

    “Okulda matematikte çok başarılıyım, fakat testlerde başarısız oluyorum.”
    diyorsanız öncelikle sınav sisteminin okuldan çok farklı olduğunu bilmelisiniz. Okulda işlenen konular sınavlardaki soruların temelini oluşturmaktadır. Şayet sizler sadece okul dersleriyle yetinir başka bir çalışma yapmazsanız sınavlarda başarılı olma ihtimaliniz çok düşüktür. Çünkü, okulda öğrenilen konularla test sorularını kısa bir sürede çözmek çok zordur.

    Peki ne yapılabilir?

    Okulda konular çok iyi öğrenilmeli, Dershaneye gidiyorsanız konuları çok iyi takip etmeli, gitmiyorsanız evde ilköğretim 6. sınıftan itibaren olan bütün konuları sırayla çalışılmalısınız. Çünkü sınavlarda ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıfın konularından soru gelmektedir. Test tekniğini öğrenmek için bol bol test sorusu çözün. Belli aralıklarla deneme sınavı çözün ve başka öğrencilerin de girdiği deneme sınavlarına girin ve durumunuzu değerlendirin. “İşlem kabiliyetim az ve konuları anlayamıyorum.”

    diyenlere ilk tavsiyemiz, ilk konudan itibaren kolay, zor demeden bütün konuları sırasıyla çalışmalarıdır. Nasıl ki alfabenin harflerini bilmeyen kişi okuyamaz, yazamaz; matematiğin temel kurallarını bilmeyen öğrenci de matematik konularını anlayamaz, anlayamadığı için de soruları çözemez.

    Öyleyse anlamadığınız bir kareköklü sayılar konusunun problemi o konudan kaynaklanmayabilir. Belki de daha önce öğrenmeniz gereken, fakat tam anlamıyla öğrenemediğiniz bir konudan (üslü sayılar gibi) kaynaklanabilir. Bu durumda konular birbirinin devamı olduğundan ve birbirini tamamladığından mutlaka her konu iyice anlaşıldıktan sonra bir diğer konuya geçilmelidir. Şu unutulmamalıdır ki temeli sağlam olmayan bina en küçük etkilerde bile yıkılabilir.

    “İşlem kabiliyetim iyi; fakat konulara yabancıyım.”
    diyen öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bilgi eksiği olan konuları tam olarak öğrenmeleridir. İşlem kabiliyetinizin iyi olması, matematik konularını öğrenebileceğinizi gösterir. Vakit geçirmeden yapacağınız çalışma, hiç bilmediğiniz konuları çalışmak yerine, bilgi eksikliğiniz olan konuları tam anlamıyla çalışıp öğrenmenizdir.

    “Konuları anlıyorum; fakat işlem kabiliyetim az .”
    şeklinde durumunu tarif eden öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bol bol soru çözmeleridir. Konuları anlayabilmeniz, alt yapınızın o konuyu öğrenmeye yeterli olduğunu gösterir. İşlem kabiliyetinin az oluşu yeterli düzeyde soru çözmemenizden kaynaklanmaktadır. İşlem kabiliyetinizi geliştirmenizin en güzel yolu da bol bol soru çözmektir. Bu sayede hem konuları pekiştirmiş hem de işlem hızı kazanmış olursunuz.

    Burada dikkat edilecek husus, yapılamayan sorular karşısında karamsarlığa düşüp de soru çözmeyi bırakmamaktır. Yapılacak iş, takıldığınız yerde bir bilene sormak olmalıdır.

    Kısacası az antrenman yapan bir sporcunun durumuyla çok antrenman yapan bir sporcunun durumu aynı olmaz. Çok soru çözerek çok antrenman yapmış olacaksınız.

    “İşlem kabiliyetim iyi, hem de konuları biliyorum; fakat çok yanlış yapıyorum.”

    biçiminde yakınan öğrencilerimize ilk tavsiyemiz soruları dikkatle çözmeleridir. İşlem kabiliyetiniz iyi ve konuları biliyorsanız matematikle ilgili sorununuz çözülmüş demektir. Yanlış sayısını azaltmanın en güzel yolu dikkatli bir şekilde ve çok soru çözmektir.

    Yalnız bu yapılırken çözülen sorular değerlendirilmeli, nerelerde hata yapıldığı belirlenmeli, çalışarak giderilebilecekse bu hatalar giderilmeli; çalışarak giderilemeyecek cinstense bir bilenden yardım alınmalıdır.

    Ayrıca o konuyla ilgili olarak çıkmış soruları çözmeli ve durumunuzu tekrar değerlendirmelisiniz. Çünkü son yıllarda sınavlarda çıkan sorular bilginin yanı sıra yorum kabiliyetini de ölçücü niteliktedir.

    Bu soruların çözümünde hata yapıyorsanız; Matematik testi çözmenin yanı sıra, konular bittikten sonra saat tutarak deneme çözmeli ve vakit buldukça kitap okumalısınız. Çünkü bu sorular Türkçe’deki paragraf sorusu gibidir. Bol kitap okuyan öğrenci yorum yeteneği gelişeceği için bu soruları daha kolay çözecektir.

    “Matematikteki geometri sorularını genelde yanlış yapıyorum.”
    diyen öğrencilerimizin geometri ile ilgili konuları anlaması ve o konu ile ilgili soru çözebilmesi de konuya tamamen hâkim olmasına bağlıdır.

    * Geometri, işlemden daha çok düşünme ve görmeye dayalıdır.
    * Bunun yanında temel matematik konularının da iyi bilinmesi gerekir.
    * Geometri konularına hâkim olmak için önce bilinmesi gereken formülleri öğrenmeli, sonra da çok soru çözmelisiniz.
    * Geometri, soru çözmeye dayalı bir çalışmayla daha iyi öğrenilir.
    * Ayrıca şekil çizimine önem vermeli, soruları şekil çizerek çözmeye çalışmalısınız. Şekilli soruları ise şekil üzerinde çözmeyi denemelisiniz.

    Bütün bunların yanında matematik dersinin çok iyi anlaşılabilmesi için söyleyeceğimiz birkaç kuralın sizin için altın değerinde olduğu inancındayız:

    * Öğretmenlerinizi dinlerken düzenli notlar tutunuz.
    * Dersten sonra eve gittiğinizde defterinizdeki notları temize çekin veya tekrar yazarak çalışın.
    * Konuyu anlamadan sorulara geçmeyin, konuyu anladığınıza inandığınızda önce çözümlü sorulardan, sonra da test sorularından çözün.
    * Soru çözerken problemlerde verilenleri ve istenenleri düzenli olarak bir kenara yazın.
    * Soru çözerken sizi sonuca götürecek ipuçlarını belirleyin.
    * Verilenleri işlem sırasına göre uygulayın.
    * Sonucu bulun ve sağlamasını yapın.
    * Matematik dersini öğrenmek bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Yaparak ve yaşayarak öğrenilir. Bu nedenle bol bol işlem yapın, eksiklerinizi tespit edin ve giderme yollarını araştırın.

    Şunu unutmayın ki başarısız olduğunuzda bile kendinizi motive etmeli ve “Her başarısızlık başarının ilk adımıdır.” sözünü kendinize rehber edinmelisiniz.

    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Türkçeye niçin çalışılmalı?

    Loyd George: “Birçok cesur ve kabiliyetli kimsenin yeterince çalışmamak yüzünden başarısız olduklarını gördüm. Başarı için ilham bekleyenlere derim ki en büyük ilham çalışmaktır.” diyor. Sevgili öğrenciler, sizler sınavlara hazırlanıyorsunuz. Amacınız çok iyi okullara girip, güzel bir eğitim alarak yarınlara en iyi şekilde hazırlanmak ve idealinizdeki mesleğe ulaşıp onu en iyi şekilde yapmaktır.

    Peki, bu amaca ulaşmak için gireceğiniz sınavlarda neden sizlere Türkçe soruları da soruluyor, hiç düşündünüz mü? Bu soruyu şu şekilde de sorabilirsiniz: “Bizler bu ülkenin insanları olarak zaten an dilimizi biliyoruz, neden o zaman bize sınavlarda Türkçe soruları soruluyor?

    Önce şunu hatırlatalım ki bir dili konuşmak o dili bilmek anl***** gelmez. Hepimiz Türkçe konuşuyoruz; ama acaba dilimizin ne kadar biliyoruz? Bu soruyu kendinize sorduğunuzda ne tür yanıtlar verdiğinizi duyar gibiyiz. Bazılarınız: “İsmi, sıfatı bilmenin; cümleyi ögelere ayırmanın; sözcüklerin ek ve köklerini bulmanın bizlere ne faydası olabilir ki?” diyorsunuz.

    Her şeyden önce Türkçe hepimizin ana dilidir. Güzel ülkemizin geleceğini omuzlayacak genç insanlar olarak sizler, en azından bir İngiliz’in İngilizce’yi, bir Alman’ın Almanca’yı, bir Fransız’ın Fransızca’yı bildiği kadar bilmeli, eksikliklerinizi gidermelisiniz. Çünkü bir milleti millet yapan unsurların başında dil gelir. Bu bakımdan dil, bir milletin tarihte ve bundan sonra da dünya üzerinde varlılığının en önemli kanıtıdır. Milletler dilleriyle var olurlar. Vatanlarını kaybeden milletler eğer dillerini kaybetmezlerse tarihten silinemezler, gün gelir vatanlarına da kavuşurlar. Tarihte Türk milleti de değişik zorluklar yaşamış vatanından olmuştur; ama dilinden olmadığı için millet olabilme özelliğini sürdürmüş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Bundan sonra da varlığını sürdürecektir ve bunda en büyük pay dilin olacaktır.

    İnsan kelimelerle düşünür. Kelime hazinesi güçlü olanlar diğerlerine göre daha sağlıklı ve etkili düşünürler. Shakespeare’in eserlerinde 80 bin, Geothe’nin eserlerinde 50 bin civarında kelime kullanıldığı düşünülürse kelime hazinesinin önemi anlaşılacaktır. Üniversite mezunu bir Türk gencinin iki bin civarındaki bir kelime hazinesiyle ne tür bir düşünce üreteceğini zannediyorsunuz? Gelecek, düşüncenin ürünü olan bilgi çağı olacağına göre (hatta yaşadığımız zaman dilimi) sizlerin dünyayla rekabet edebilecek bir duruma gelmeniz için zekayı geliştiren ve düşüncenin alt yapısı olan dile hâkim olmanız gerekir.

    Kendi dilini bilmeyenler, başka bir dili de iyi derecede öğrenemez. Bir lisanın bir insan kabul edildiği bir dünyada, ana dili bütün kurallarıyla güzel konuşacak ve yazacak şekilde bilmenin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

    Türkçe bir dünya dilidir. Dünyanın ilk beş dili arasında yer alan Türkçe bugün dünyanın altı kıtasında 150 milyonluk bir kitlenin ana dili olarak konuşulmaktadır. Hatta yazıldığı gibi okunmasından dolayı Türkçenin gelecekte bilgisayar dili olabileceği (özellikle konuşmayla kontrol edilebilen bilgisayar teknolojisi yaygınlaştığında) uzmanlar tarafından dillendirilmeye başlanmıştır.

    Yakın plânda ise sınavlarda Türkçe dersinden de soru gelmesi açısından bu dili bütün kurallarıyla bilmek sizin başarınız açısından oldukça önemlidir. Türkçeyi iyi bilmek sadece Türkçe sorularını çözmekte değil, diğer soruları çözmekte de işe yarayacaktır. Dili iyi bilmeyen biri, okuduğunu iyi ve doğru anlayamaz. Okuduğunu doğru anlayamayan soruları da doğru olarak anlayamaz. Matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler dersleri de Türkçe olarak sorulduğuna göre, kelimelerin ifade ettiği anlamları iyi bilmek bu derslerden gelecek soruları çözmeyi de kolaylaştıracaktır. Çünkü soruyu anlamak çözümün yarısıdır.

    Türkçe, her Türk gencinin öğrenmesi gereken en temel derstir ve bunun gerekliliği, havanın gerekliliği, suyun gerekliliği kadar tartışılmazdır.


    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Fen Bilgisi çalışma stratejileri

    Fen bilgisi soruları bugüne kadar Liselere Giriş Sınavlarında öğrencilerin en çok zorlandıkları ve düşük net çıkardıkları bölümler arasında. Oysa sınavı kazanmak için yüksek netler çıkarmak zorundasınız.

    Bu nedenle, tüm sorularda olduğu gibi fen bilgisi sorularında da en yüksek neti çıkartma gayretinde olmalısınız. Unutmayınız ki rakiplerinin yapamadıklarını yapanlar, onların önüne geçer.

    Fen bilgisine karşı ön yargıdan kurtulmak ilk olarak yapılması gereken hareket olmalıdır.

    Etrafınızdaki arkadaşlarınız size fen bilgisinin zor bir ders olduğunu söyleyebilir. Ama sizler çalıştıkça bunun ne kadar yanlış olduğunu göreceksiniz. Fen bilgisi dersine cesaretle yaklaşmalısınız. Bu dersi başarabileceğinize inanmalısınız ve kendinize güvenmelisiniz.

    Unutmayın ki Einstain, İbni Hacer, Çiçero gibi insanlar önceleri kabiliyetsiz, düşünme özürlü zannediliyordu. Ancak sonraları inançları, kendilerine güvenleri ve azimleri sayesinde dünya çapında büyük düşünür ve bilim adamı hâline gelmişlerdir.

    Özellikle son yıllarda, Liselere Giriş Sınavlarında bilgiye dayanan yorum sorularının ağırlıklı olarak sorulduğunu görmekteyiz. Bundan dolayı, sadece konuların ana hatlarını ve formülleri ezberlemektense, konunun amacı ve mantığını anlamaya çalışılmalısınız. Böylece aynı konuyla ilgili sorulabilecek çok farklı tipteki yorum sorularını rahatlıkla çözülebilirsiniz.

    Seviye belirleme Sınavındaki soruların çözümü için gereken bilgiler yüzeyseldir. Temel ilkeler ve kavramlar düzeyindedir. Soruların çoğunda sizi çözüme götürecek ön bilgiler; açıklamalar, şekiller, grafik ve deneyler olarak sunulmaktadır. Sizlerden sonuca ulaşmanız ve yorum yapmanız istenmektedir. Bu nedenle, çok bilgiyle yüklenmek ve konuları ezberlemek yerine, bilgileri kullanarak sonuca varma yeteneğinizi geliştirmelisiniz.

    Çıkmış sorular incelendiğinde, Seviye belirleme sınavlarındaki soru dağılımlarında alışılmış bir düzenin olmadığı görülüyor. Bu da bize ayırt etmeksizin fen bilgisi müfredatı içindeki her konuyu soru gelecekmiş gibi çalışmanız gerektiğini gösteriyor. Buna rağmen, elektrik, basınç, madde ve bitkilerde hayat gibi konulardan her yıl soru çıktığı gözlenmekte..

    Peki, nelerdir başarılı olabilmek için yapmanız gerekenler?

    İlk olarak, okulda ya da dershanede anlatılan konuları dikkatlice izlemeli ve konularla ilgili temel kavramları çok iyi öğrenmelisiniz.

    Ayrıca, anlayamadığınız ya da kafanıza takılan noktaları not etmeli, sonra da mutlaka öğretmenlerinize sormalısınız. Akıllı insan aklını kullanır, ondan daha akıllısı başkalarının aklını da kullanır.

    İyi öğrenmeden geçtiğiniz her konu sizi fen bilgisi dersinden uzaklaştırır. Bir konuyu bitirmenin ölçüsü, konuyla ilgili bütün bilgileri bilmek değildir. Konunun anlaşılması ve ana noktaların kavranması bu yoldaki ilk adımdır.

    Fen bilgisi konularıyla ilgili temel bilgi eksiklikleri ve konuyu kavrama probleminiz varsa, soru çözümünde sorunlar yaşayabilirsiniz. Öyleyse soru çözülecek konunun temel bilgileri mutlaka öğrenilmelidir. Konu iyice anlaşılmalı, sonra sorulara geçilmelidir.

    Çoğu öğrencinin en büyük sıkıntısı konuları bilmelerine rağmen soru çözememeleri ve öğrendiklerini çabuk unutmalarıdır. Unutmayınız ki fen bilgisi konuları adeta kolonya gibi uçucudur. Gördüğünüz konuları belli aralıklarla tekrar ederseniz, çözümlü ve cevaplı testleri çözerseniz, unutma probleminin önüne geçebilirsiniz.

    Edindiğiniz konu bilgisini test çözümüne kanalize etmek için soru çözmelisiniz.

    Soru çözmeye, çözümlü sorulardan başlamalısınız. Bu soruları çözebiliyor olsanız bile, yine de çözüm tarzlarını irdelemelisiniz. Bu şekilde daha pratik çözüm yolları veya değişik yaklaşım taşıyan yorumları öğrenebilirsiniz..

    Yorum yeteneğinizin ve test çözme hızınızın artması için çok sayıda test çözmelisiniz. Sınavlardaki soru çeşitliliğini düşünecek olursak kullandığınız kaynaklar da çeşitli olmalı.

    Yıl boyu konu anlatımlı bir kitabın yanı sıra en az bir fen bilgisi soru bankası bitirmeniz, sizin için oldukça faydalı olacaktır. Bazı test kitaplarıyla beraber süreli yayın olan dergileri de kullanabilirsiniz.

    Dergiler sürekli yenilenerek çalışma şevkinizi tazeler ve size planlı çalışma imkanı hazırlar. Yıllardır sınavları kazanan öğrencilerin vazgeçilmez kaynağı olmuş Liselere Hazırlık Zirve Dergisi sizin için de oldukça faydalı olacaktır.

    Kullandığınız diğer kaynaklardaki soru tiplerinin Liselere Giriş Sınavındakilerle uygun olmasına dikkat ediniz.

    İzlenecek aşamaları kısaca tekrar e****m:

    Öncelikle dinlediğiniz konuların anlaşılması, sonra öğrendiğiniz konu ile ilgili soruların çözülmesi ve öğrenilen konuların Liselere Giriş Sınavına kadar unutulmadan taşınması..

    Tüm bunlar ancak planlı ve programlı bir çalışma ile mümkün olacaktır. Konuları çabucak bitirme gayretine girmeyin. Gereksiz aceleciliğin sonu “Konuları biliyorum, ama soru çözemiyorum!” noktasıdır.

    Bazen de tam tersi yaşanır. Konu çalışması ertelenir durur. Ancak, vaktin azalması, son dönemdeki stres ve kaygı ortamı ile diğer derslerin de birikmesi nedeniyle başarı getirecek çalışma bir türlü gerçekleşmez. Bunun da sonu hayal kırıklığı olur. Sınavlara hazırlıkta ilk andan itibaren plan ve program ihmal edilmemelidir. Bu konuda öğretmen ve danışmanlarınızdan yardım alabilirsiniz. Biliyorsunuz, fen bilgisi dersi üç ana branştan oluşmuştur; fizik, kimya ve biyoloji.

    Şimdi her bir branş üzerinde ayrı ayrı duralım.

    Liselere Giriş sınavında fen bilgisi testinde en çok sayıda soru, fizik konularından çıkmaktadır.

    * Fizik konuları ile ilgili en güzel davranış varsa zihninizdeki ön yargıyı silmek olacaktır.
    * Fizik sizden özellikle ilk zamanlarda bir ilgi bekler. Başlangıçta konuları dikkatlice dinledikten sonra fazla vakit geçirmeden yapacağınız tekrarlar, soru çözümlerinizi kolaylaştırır.
    * Fizik testlerini çözerken bunu bir soru çözme yarışı haline getirmeyin. İlk önceliğiniz asla az zamanda çok fazla fizik sorusu çözmek olmamalı. Hatta biraz daha ileri giderek şunu bile söyleyebiliriz. İlk planda doğru yaptığınız soru sayısından ziyade, kavrayarak, her şeyiyle anlayarak çözdüğünüz soru miktarı önemlidir.
    * Fizik sorularının her birini, nedenini ve nasılını sorarak, önemli noktaların altını çizerek irdelemelisiniz. Yanlış yaptığınız soruları tespit edip daha sonra mutlaka bunların doğru çözümlerini ve neden yanlış yaptığınızı öğreniniz.
    * Bu tarz yaklaşım sizlere başta zor gelebilir. Ancak ileride hata yapma olasılığınızı oldukça azaltır. Elinizdeki doküman bittiğinde, o dokümanda çözemeyeceğiniz ve çözümünü kavrayamadığınız soru kalmamalıdır.
    * Fizik dersinin birçok dersten farklı yanı, günlük hayatta kullanılan veya gerçekleşen olayların bu dersle ilgisi olmasıdır. Bu nedenle öğrendiklerinizin günlük hayatla bağlantısını kurmanız öğrenmenin verimini artıracaktır.
    * Fizik dersinin birçok konusu deney gerektirir. Deney, soyut bilginin laboratuvar ortamında somut hâle gelmesini sağlar. Deney sayesinde öğrenci, en etkili ve verimli öğrenme metotlarından biri olan; görerek, yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi gerçekleştirir. Ayrıca deney çalışmaları, öğrencinin yorum yapma kabiliyetini de geliştirir. Yoruma dayalı fizik sorularını daha kolay çözmesine zemin hazırlar. Bu nedenle deney çalışmaları, ciddiye alınmalı; takip edilmeli ve not tutulmalıdır.

    Gelelim kimya konularına...

    * Kimya, fen bilgisi dersi içerisinde en kolay anlaşılabilecek nitelikteki bölümdür. Soruların hazırlandığı konular, diğer branşlara göre daha belirgindir.
    * Dersi öğretmenden takip ediyorsanız çok dikkatli dinlenmelisiniz. Önemli görülen noktaları not etmelisiniz.
    * Bir dergi veya kitabı takip ediyorsanız, konu anlatımlarını hazmetmelisiniz. Soruları dikkatlice incelemelisiniz. Bu sırada neyin nasıl anlatıldığı üzerinde düşünülmelisiniz.
    * Test çözerken soruları dikkatlice okumalı, önemli kısımların ve verilerin altını çizmelisiniz. Eğer soru şekilsiz ise bazen basit şekiller çizerek, olayı hayalinizde canlandırmalısınız. Bunun soru çözümünde faydasını göreceksiniz.

    Biyoloji biraz farklıdır.

    * Biyolojinin konu ve alanı çok geniştir. Sorular en ince ayrıntılardan bile gelebilmektedir. Bunun için ders kitapları iyi incelenmeli, bu kitaplara, her cümlesi soru olabilir düşüncesiyle çalışılmalıdır.
    * Birçok öğrencimiz, biyoloji dersinde yabancı kavramların çokluğundan şikayetçidir. Bu, çok doğru bir tespit değildir. Çünkü aynı miktarda; hatta daha fazla kavram diğer derslerde de vardır.
    * Yabancı kavramların çokluğundan şikayet etmek, bunları günlük hayata aktaramamaktan kaynaklanmaktadır. Oysa biyolojinin birçok konusu insanı doğrudan ilgilendiren ve yaşamla ilgili konulardır.
    * Biyolojiyi öğrenmenin en etkili yolu sık sık tekrardır. Her dersin zeka ile halledilebilecek yoruma dayalı yönünün yanında ezberlenecek yönü mutlaka vardır. Biyolojideki kavramları ezberlenecek kısımdan kabul edebilirsiniz, aynı matematikteki formüller gibi. Bu yapılırken görsel malzeme kullanılabilir. Örneğin kalp ile ilgili kavramları öğrenecekseniz resim, afiş, fotoğraf, tablo veya maketlere bakarak çalışabilirsiniz.

    Diğer branşlarda olduğu gibi, ısrarlı şekilde ve bıkmadan fen bilgisi dersinin de üstüne gidin.

    Başlangıçta gözünüzde büyüttüğünüz dersin aslında çok zevkli olduğunu görecek, hatta bir fen bilgisi bağımlısı bile olabileceksiniz.

    Fen bilgisi dersi ile aranızda bir sevgi köprüsü kurmaya çalışın. Kişi sevmediği işte başarılı olamayacağı gibi, sevmediği derste de başarılı olamaz.

    Fen Bilgisine ait tüm konuların mayıs ayı başında bitirilmesini tavsiye ediyoruz. Sınavlara kadar kalan bir aylık sürede ise bol bol deneme sınavı çözerek sınav deneyiminizi artırmanız gerekiyor.

    Çalışmalarınız sırasında, özellikle 1998 yılından sonraki Liselere Giriş Sınavlarında ve Özel Okullar sınavlarında çıkmış soruları gerek konu konu, gerekse deneme olarak çözmek, sınavlara hazırlık adına faydalı olacaktır. Bu şekilde çıkan soru tiplerine aşina olabilirsiniz.

    Evet sevgili öğrenciler, sizlere yansıttığımız bu çalışma stratejileri yılların deneyimi sonucu ortaya çıkan bulunmaz bir reçete hükmündedir. Daha önce nice öğrenciler başta umutsuz olmalarına rağmen bu reçeteyi uygulayarak mutlu sona ulaştılar.

    Sizler için de oldukça faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Ancak unutmayınız ki kullanılmayan ilacın hastaya hiç bir faydası olmaz. Bu tavsiyelerin meyve vermesi ancak sizin, dinlediklerinizi gerçekleştirmek için çaba göstermenizle mümkün olacaktır.

    Hiç bir zaman ümitsizliğe düşmeyiniz, elbet çalıştıkça daha başarılı olacaksınız…



    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Sosyal Bilgiler çalışma stratejileri


    SBS sorularının dörtte birini Sosyal Bilgiler soruları oluşturmaktadır.

    Sosyal Bilgiler Tarih, İnkılap Tarihi, Coğrafya, Vatandaşlık Bilgileri ile Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.

    Sbs'de 4’ü tercihli olmak üzere 25 tane Sosyal Bilgiler sorusu sorulmaktadır.

    Bu sorulardan;

    * 7 tanesi tarih,
    * 5 tanesi İnkılap Tarihi,
    * 9 tanesi Coğrafya,
    * 4 tanesi de vatandaşlık bilgilerinden gelmektedir.

    Ayrıca tercihli olarak 4 tane de Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinden soru sorulmaktadır. Özel Okullar Sınavı’nda Din Kültürü ve Ahlâk bilgisinden soru sorulmamaktadır.

    SBS'de sorulan Sosyal Bilgiler sorularının temel özelliği; verilen bilgileri anlama, tanımlama ve yorumlama yeteneğini ölçmeye yönelik olmasıdır. Bu nedenle öncelikle sorularda neyin istendiği iyice anlaşılmalıdır.

    Sosyal bilgiler dersleri son derece zevkli ve herkesin ilgi duyacağı konuları içermektedir. Çünkü bu derslerin konuları yaşadığımız coğrafya üzerinde geçmişteki ve günümüzdeki sosyal yaşantımızla doğrudan ilgilidir.

    osyal bilgiler genelde kolay öğrenilen, ancak çabuk unutulan derslerdir. Öğrenilen bilgileri unutmamanın tek yolu sık sık tekrar etmekten geçer. Bu nedenle sosyal bilgiler derslerinin unutulmaması için sık sık tekrarlanması gereklidir. En azından belirli aralıklarla yüzeysel de olsa konular gözden geçirilmelidir.

    Şimdi de sosyal bilgiler derslerine nasıl çalışılması gerektiği üzerinde duralım.

    Tarih ve İnkılâp Tarihi dersine çalışılırken;

    * Öncelikle konu iyice öğrenilmeli. Önemli konuların ve tarihlerin altı çizilmeli veya not alınmalıdır. Bu uygulama özellikle tekrarlarda işe yarayacaktır.
    * Olayların nedenleri ve sonuçları dikkatle incelenmelidir. Olaylar arasındaki neden sonuç ilişkilerine dikkat edilmeli olaylar ve sonuçları yorumlanmalıdır. Soruların büyük çoğunluğunun verilen bir paragraf, konu ya da olayın yorumlanmasına dayalı olduğu hatırlanmalıdır.
    * Önemli tarihler not edilerek ezberlenmelidir. Böylece zaman kavramının yerleşmesi ve olaylar arasında bağlantı kurmanın kolaylaşması sağlanacaktır.
    * Tarihi olaylar arasında sebep - sonuç ilişkisi vardır, bir konuyu öğrenmek bir sonraki konunun öğrenilmesini kolaylaştıracaktır. Bu nedenle bir konuyu iyice öğrenmeden diğer konuya geçmemeye özen gösterilmelidir.
    * Ders çalışılırken bir tarih atlasından yararlanılmalıdır. Böylece olayların meydana geldiği yer ve coğrafi özelliklerinin anlaşılması sağlanacak, öğrenme kolaylaşacak ve bilgiler pekişecektir.
    * Konu iyice öğrenildikten sonra, konuyla ilgili testler çözülmelidir.. Aksi halde yapılan yanlışlar motivasyonunuzu olumsuz yönde etkileyebilir.
    * En çok soru çıkan konulara dikkat edilmelidir . Bu konular genellikle aşağıdakilerdir:
    * Tarih bilimi ve İlk Çağ Anadolu uygarlıkları (1),
    * İlk Türk devletleri (1), Türkiye tarihi (1),
    * Osmanlı Devleti (3),
    * Avrupa’da yenilikler (1),
    * Yirminci yüzyılda Osmanlı Devleti (1)
    * Milli Mücadele’de genelgeler ve kongreler (1),
    * İnkılaplar(1),
    * Atatürk ilkeleri ve Atatürk’ün kişiliği(2) konuları hemen her yıl soru çıkan konulardır. Ancak, diğer konulardan da soru geldiği unutulmamalıdır.

    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Coğrafya dersine çalışılırken;


    Coğrafya; sevgi, merak ve ilgiyle yaklaşıldığında oldukça zevkli ve kolay öğrenilen bir derstir.

    * Her derste olduğu gibi coğrafyada da öncelikle tanım ve kavramlar iyice öğrenilmelidir. İklim, sıcaklık, yükselti, enlem, boylam, meridyen, paralel gibi sözcük ve kavramlar mutlaka bilinmelidir. Çünkü iklimin tanımını bilmeden hava durumu ile arasındaki farkı anlamak zordur.
    * Konuların iyi anlaşılması için, harita atlas, grafik, fotoğraf, resim, şekil vb. unsurlardan mutlaka yararlanılmalıdır.
    * Konuların anlaşılması soruları çözmek için yeterli değildir. Mutlaka pratik yapılmalıdır. Coğrafyada matematiksel işlemler de vardır. Bu nedenle bol bol test çözülmelidir. İki ya da üç kişilik gruplarla test çözmek öğrenmede daha etkili bir yöntemdir. Bu nedenle grup çalışmaları yapılmalıdır.
    * Konularla günlük yaşantımız arasında bağlantı kurulmalı ve sorular gözümüzde canlandırılmalıdır. Çünkü coğrafya konuları; dağ, ova, şehir gibi gördüğümüz, sıcaklık, nem, gibi hissettiğimiz, yıl, mevsim, gün, saat gibi yaşadığımız, televizyonda izlediğimiz belgesellerde gördüğümüz göl, orman, peri bacaları gibi doğal oluşumlar gibi şeylerden oluşmaktadır.
    * Özellikle testlerde yapılan yanlışlar üzerinde mutlaka durulmalı soruların doğru cevabı öğrenilmeli ,hatanın nereden kaynaklandığı araştırılmalıdır.
    * Konuyla ilgili olarak önceki sınavlarda çıkmış soruların çözülmesi çıkabilecek sorular hakkında bir fikir vermesi açısından çok önemlidir.
    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  8. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Vatandaşlık Bilgileri Derslerine çalışılırken;

    * Ahlâk, hukuk, trafik, gelenek, görenek gibi günlük yaşantımızda uyduğumuz ve uymamız gereken kurallar, televizyon, radyo, gazete, dergi gibi basın yayın organlarında gördüğümüz yada okuduğumuz olay ve bilgiler Vatandaşlık Bilgileri dersleri ile doğrudan ilgilidir. Vatandaşlık soruları çözülürken bu durum dikkate alınmalıdır.
    * Vatandaşlık Bilgileri dersinin ana konusu öğrencilerin iyi bir vatandaş olarak toplum hayatına kazandırılması için gereken bilgi ve eğitimin verilmesidir. Bu derste; aile, toplum, okul, devlet gibi kurumlarla, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, sosyal kurallar gibi yaşamla ilgili konular yer almaktadır. Sorular da bu konuları içermektedir. Ortak miras, demokrasi , insan hak ve özgürlükleri konularından hemen her yıl soru gelmektedir.
    * Vatandaşlık bilgileriyle ilgili olarak 1982den sonra özel okullar ve LGS’ de çıkmış olan sorular mutlaka çözülmelidir. Bunun yanında konuyla ilgili özellikle Güvender yayınlarındaki testler çözülmelidir.

    Unutulmamalıdır ki Sosyal Bilgiler derslerinden sorulan soruların bazılarının soru paragrafı kısmı ders kitaplarında yer almayabilmektedir. Benzerlik yöntemiyle kitaplarda olmayan cümle ya da bilgiler sorulabilmektedir. Ancak bu soruların kitaplardaki bilgilerle doğrudan ilgisi vardır.
    mRw ~ bunu beğendi.
  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersine çalışılırken;

    * Öncelikle, din, iman, ahlâk, İslam dininin temel şartları gibi konular iyice öğrenilmelidir.
    * Özellikle son yıllarda soruların tam***** yakınının güzel huy ve davranışlardan geldiği dikkate alınmalıdır. Bu soruların vatandaşlık bilgileri sorularıyla da benzerlikleri çok fazladır.
    * Konuyla ilgili özellikle Güvender yayınlarındaki testler çözülmeli son olarak 1988’den sonra LGS ve 6. 7. ve 8. sınıf DPY’de çıkan sorular çözülmelidir.

    Bütün bu anlattıklarımızın yanında unutulmamalıdır ki her yiğidin bir yoğurt yiyişi olduğu gibi her öğrencinin de bir ders çalışma ve dersi anlama yöntemi vardır.

    Bu nedenle;

    * Ders çalışma motivasyonu kazanmaya özen gösterin. Bunun için kazanacağınız iyi bir okulun aynı zamanda iyi bir geleceğe açılan kapı olduğunu düşünün. Bir yıllık yoğun bir çalışma temposu gelecekte sizin mutlu bir yaşam sürmenizi sağlayacak imkanların oluşmasını sağlayacaktır.
    * Sosyal Bilgiler soruları kolay çözülmekle birlikte bu sorulardan hata yapma ihtimalinin de çok yüksek olduğunu unutmayın. Matematiksel işlemlerde olduğu gibi doğru cevap seçeneğine doğrudan ulaşmak mümkün değildir.
    * Soruyu anlamaya özen gösterin. Çünkü soruyu anlamak, cevabın yarısıdır. İyi bir mantık kurgusuyla bilgi sahibi olmadığınız bir konuyla ilgili çıkan soruyu rahatlıkla çözebilirsiniz. Bunun yanında çok iyi bildiğiniz bir konuyla ilgili soruyu ise yanlış çözebilirsiniz.
    * Bazı soruların verilen bütün cevap seçenekleri doğru olabilir. Bu tip soruların en çok, en az, daha çok, daha az, şeklinde sorulduğu bilinmelidir.
    * Soruların daha çok parağraf kısmında verilen bilgiler dikkate alınmalıdır. Özellikle ulaşılabilir, ulaşılamaz, bu bilgilere göre, şeklinde ifadelerin yer aldığı sorularda bu durum özellikle dikkate alınmalıdır.

    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
  10. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Tarih dersinde başarının yolu


    TÜSİAD tarafından yayınlanan Tarih 2002 kitabında, öğrencilerin tarih dersinde nasıl başarılı olabilecekleri yönünde, uzmanların görüş ve önerilerine de yer verildi.

    TÜSİAD tarafından yayınlanan, Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç.Dr. Ahmet Kuyaş koordinatörlüğünde hazırlanan "Tarih 2002" kitabında, tarih sınavında başarılı olabilmek için bazı ip uçlarına yer verildi. Müfredat kitaplarından farklı olma özelliği taşıyan TÜSİAD'ın tarih kitabı, öğrencilere başarılı olmanın yollarını göstermekle de farklılık yarattı.

    Kitapta, öğrencilere başarılı olabilmek için yapılması gerekenlerle ilgili de bilgiler verildi. Tarih dersinde sınav türlerinin anlatıldığı kitapta, sınavda kağıdının hazırlanma şekli, kompozisyonun nasıl yazılması gerektiği anlatılırken, sınav ile ilgili öğretmenlere de önerilerde bulunuluyor. Öğrencilerin başarılı olabilmelerini sağlayacak yöntemler ise şöyle sıralanıyor:

    Ders sırasında, okulda: Derse devam, başarının olmazsa olmaz koşuludur. Her derse gelinmeden önce, bir önceki ders gözden geçirilmeli ve iyice öğrenilmelidir. Ele alınan her konunun bir bütünün parçası olduğu unutulmamalıdır.

    Derse aktif katılım: Derse aktif katılım konuların hafızaya yerleştirilmesi açısından iyi bir başlangıçtır. Öğretmene sorular sormak, üzerinde çalışılan belgelerle ilgili öğretmenin sorduğu sorulara cevap vermek her türlü yanlış anlama ve karıştırma olasılığını ortadan kaldırır.

    Dersin planını özenle not etmeyi unutmayın: Sayfanın kenarına kitapta yer alan sınavlara hazırlık sırasında da notların yeniden okunması, belleğin tüm yönlerinin kullanılması, hazırlanan fişlerin gözden geçirilmesi önerilirken, tarih sınavına bir gece önceden hazırlanılamayacağı uyarısında bulunuluyor.

    Kitabınızı okuyun, fişler hazırlayın: Önemli tarihsel kişiliklerin kısa biyografileri, zaman dizim fişleri, sentez fişleri hazırlayın. Fiş hazırlarken sayfanın yalnızca bir yüzünü kullanın.

    Kitapta, yazılılarınızı yazın: Sayfalarını ve numara düzen içinde farklı renkler ya da yazı biçimleri kullanın.

    Dersi tamamlayın: Anahtar sözcüklerin tanımlarını yeniden yazın, sınıfta yapılmış olan alıştırmaları ya da yorumları yeniden yapın; öğretmeninizin istemiş olduğu küçük bir hazırlık çalışması varsa, gecikmeden yapın.


















    nar çiçegi123 ve mRw ~ bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş