Servet-i Fünun Edebiyatı

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde razaki tarafından paylaşıldı.

  1. razaki

    razaki Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0

    Servet-i Fünun Edebiyatı


    Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır.

    Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir.Adından da anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).

    Divan edebiyatına karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için kullanılan “Edebiyat-ı Cedide” (yenilikçi edebiyatçıları) teriminin bu harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi hakkında da sıkça kullanmasındandır.

    Bu hareketin 1901 yılında, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinin II:Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.

    GENEL ÖZELLİKLERi

    1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.

    2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.

    3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.

    4) Onlar “her şey şiirin konusu olabilir” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.

    5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.

    6) “Sanatkârâne üslup” ve yeni bir “vokabüler” (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.

    7) “Kafiye kulak içindir” görüşünü benimserler.

    8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.

    a) Batı’dan aldıkları “sone” ve “terza-rima”

    b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)

    c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler

    9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.

    10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.

    11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.

    12) Roman tekniği sağlamdır.

    13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.

    14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.

    15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.



    SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI

    TEVFİK FİKRET (1867-1915): Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den etkilenmesidir.

    Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde bulunduğu dönemdir. Bu dönemde “sanat sanat içindir” anlayışıyla ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.

    İkinci dönemde ise (1901’den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, “toplum için sanat” anlayışıyla ürünler vermiştir.

    Türk edebiyatının Batılılaşmasında en büyük pay Tevfik Fikret’indir. Şiirleri hem biçim hem de içerik olarak yenidir. Parnasizmden etkilendiğiaçıkça görülür. Müstezadı, serbest müstezat yapan, nazmı düzyazıya yaklaştıran, beyitin, aruzun egemenliğine son veren hep Fikret’tir.

    En büyük özlemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş medeniyet düzeyine yükselmesidir. Bunu da Batı’dakifen ve teknolojinin ülkeye kazandırılmasıyla gerçekleşeceğine inanır. Ona göre en öenmli varlık insandır. Onların özgürlüklerini ve haklarını savunur. Dinlerin, savaşlara kaynaklık etmesi nedeniyle dinleri bu yönüyle eleştirir. Ülkenin geleceğini gençlikte görür, onlara ve çocuklara büyük bir sevgi ve içtenlikle yönelir. Çocuklar için ilk kez şiirler yazan sanatçıdır.

    Ayrıca şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan biridir (Diğer şairler Yahya Kemal ve Mehmet Akif’tir)

    Eserleri:

    Rubab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri; Şermin (Çocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı şiirler).

    HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945): Gerek sağlam roman tekniğinin öncülüğü, gerekse realizmin ilk olgun ürünler vermesi bakımından Türk edebiyatına roman ve hikaye alanında büyük katkısı olan sanatçıdır. Anlatımının söz oyunlarıyla yüklü, dilinin oldukça ağır olmasına rağmen yazar, ilginç tipler bulmakta, başarılı ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi, çevre betimlemelerinde oldukça ustadır. Konularını İstanbul’un çeşitli kesimlerinden seçer, ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı yoktur. Gözleme çok önem verir. Romanlarının konularını genellikle aydı tabakanın hayatından alan Halit Ziya, hikayelerinin önemli bir kısmında halk tabakasının insanlarını, onların yaşayış, adet ve inançlarını anlatmıştır.

    Eserleri:

    Romanları: Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar

    Öyküleri: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Kadın Pençesi, İzmir Hikayeleri.....

    Oyunları: Kâbus, Füruzan (adapte), Fare (adapte)

    Anıları:Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye

    Sanat ve Edebiyat

    Üzerine Yazdıkları: Sanata Dair

    CENAP ŞAHABETTİN (1870-1934): Tıp öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla ilgilenmiş ve sembolizmden etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmış, şiirlerinde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna dikkat etmiştir. Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin özellikleridir.Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de karışık kalıplarına yer vermiştir. Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan şari Milli Edebiyat’la başlayan dilde sadeleşme çabalarına karşı çıkar. Aşk ve doğa en çok işlediği konulardır.

    Eserleri:

    Gezi: Hac Yolunda, Suriye Mektupları, Avrupa Mektupları

    Makale ve Denemeleri: Evrak-ı Eyyâm, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri

    Oyun: Körebe, Yalan



    MEHMET RAUF (1875-1931): Yapıtlarında ruhsal çözümlemelerde yoğunlaşan sanatçı sosyal çevreyle ilgilenmez. İlk başarılı psikolojik roman kabul edilen “Eylül” ile tanınmıştır.



    Eserleri:

    Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi.....

    Pençe (tiyatro)

    Ayrıca bir çok hikayesi de vardır.

    SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:

    Şiir: Hüseyin Siyret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Süleyman Nesib, Faik Ali, Celal Sahir

    Hikaye ve Roman: Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet

    Eleştiri: Ahmet Şuayb.



    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI DIŞINDA KALANLAR (BAĞIMSIZ SANATÇILAR)

    MEHEMT EMİN YURDAKUL (1869-1944): Servet-i Fünun şiirinde yalnız nazım şekillerini ve halk şiirinden de yalnız ölçüyü (hece) alan ve dili Türkçeleştirmek iddiasıyla yapay bir dil yaratan Mehmet Emin, Türk edebiyatında “Milliyetçilik” akımının ilk temsilcisi sayılır.Şiirlerinin tamamında sosyal sorunlara eğilen şairde, bu nedenle didaktizm lirizme ağır basar. Sağlık

    Hece sayısı bakımından uzun olan ölçüleri kullanan şair, söyleyişte nesre yaklaşmıştır.

    Servet-i Fünun, Çocuk Bahçesi, Türk Yurdu dergilerinde yayımlanan şiirleri, “Türkçe Şiirler”, “Türk Sesi”, “Ey Türk Uyan” gibi kitaplarda toplanmıştır.

    MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936): “Ümmetçi” bir şair olarak tanınan Mehmet Akif aynı zamanda “halkçı” ve “milliyetçi” kişiliğiyle tamamen toplumcu bir şair olarak çıkar karşımıza. Türk şiirine gerçek realizmin Akif ile girmiş olduğundan şüphe edilemez. Onun kuvvetli gözlemciliğine büyük bir tasvir ev hikaye etme kabiliyetini ve konuşma dilinin bitin canlılığını taşıyan bir üslubu da eklemek gerekir. Ancak Akif’in dili bir bütün değildir. Tasvirlerinin dışında kalan birçok şiirinde dil, konuşma dilinden ayrılır, Osmanlıcanın sınırları içine girer.

    Ölçü olarak sadece “aruz”u kullanan şair hece ölçüsünü hiç kullanmadı. Nazım şekilleri konusunda ise Divan nazmının şekillerini tercih eder ve bunlar arasında en çok mesnevi şeklini kullanır. Çoğu zaman nazmı, nesre yaklaştıran şair, Türkçeyi aruza ustalıkla uydurmuştur.

    Mehemt Akif’in ilk kitabı “Safahat”tır. Dah sonra yazdığı “Süleymaniye Kürüsüsünde” “Hakkın Seleri”, “Fatih Kürsüsünde”, “Hatıralar”, “Âsım”, “Gölgeler” bir araya getirilerek “Safahat” adı ile yayımlanmıştır.

    HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1861-1944): Servet-i Fünun romanının gözde olduğu devirde Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.

    Hüseyin Rahmi, Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak ele alan, onların psikolojik kişiliklerini irsiyete ve sosyolojik kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadad, realiteyi hem iyi hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de tam bir “NATÜRALİST” tir.

    Onu natüralistlerden ayıran nokta, eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.

    Hüseyin Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır. Karakterlerdeki anormallikler ise huy (*****lık, cinsi sapıklık, şöhret düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma), kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği) yönleriyle gülünçtür.

    Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını, yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini ........ de getirir ve böylece roman bir “TÖRE” romanı olarak ortaya çıkar. Özetle, büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.

    Yazarın kırktan fazla romanı ve pek çok öyküsü vardır. En önemli romanları olarak, Şık, Mürebbiye, Tesadüf, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.
    beyaz gelincik, gugi, Sнeα. ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  2. sementa.38

    sementa.38 Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    363
    Ödül Puanları:
    64
    Yer:
    kayseri
    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI
    (EDEBİYATI CEDİDE)
    (1896-1901)
    Bu edebiyat Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki
    eski edebiyat yeni edebiyat tartışmasında Recaizade Mahmut***8217;un yol
    göstermesiyle Servet-i Fünun etrafında toplanan gençler tarafından
    oluşturulmuş bir harekettir. Bu hareket 1896 yılında başlar.Bu hareketi
    oluşturan gençler;Tevfik Fikret,Cenap Şahabettin , Halit Ziya Uşaklıgil
    Mehmet Rauf,Hüseyin Cahit Yalçın***8217;dır.Bu topluluğa Halit Ziya daha
    sonra katılmıştır.
    Bu dönemin ana karakteri Çağdaş Fransız edebiyatına benzer eserler
    vermektir.Örnek aldıkları Fransız yazar ve sanatçılar, roman ve
    hikayede realist ve natüralist;şiirde parnasizyen ve sembolisttir.Bu
    dönem yazarları devrin baskıcı şartlarını bahane göstererek toplumsal
    konularla hiç ilgilenmemişlerdir. Tanzimat dönemindeki hak,adalet vb.
    konular bu dönemde terk edilmiştir. Sanatçılar şahsi konulara
    yönelmişleridir.Bu konular aşk,üzüntü,tabiat güzellikleri,şahsi hayaller
    ve melankolidir.
    Yukarıda belirttiğimiz gibi bu dönem yazarları Fransız edebiyatını
    örnek almışlardır.Bu dönemde Türk edebiyatı Avrupai bir nitelik
    kazanmıştır.Bu edebi topluluk bir tartışmadan ortaya çıkmıştır.(Kafiye
    göz için değil kulak için)
    Özellikleri
    1-Sanat sanat için görüşü benimsenmiş seçkin zümre edebiyatıdır.
    2-Konuşma dilinden tamamen uzaklaşılmış Arapça ve Farsça dil
    kurallarına fazlaca yer verilir .Ayrıca dilimizde o zamana kadar
    olmayan Farsça ve Arapça kelimelerde sokulmuştur.
    3- Din dışı konularda eser vermişlerdir.
    4-Baskı nedeniyle Tanzimatçıların kullandığı kavramları kullanmazlar
    suya sabuna dokunmayan kavramlar üzerinde dolaşırlar.
    5-Fransız edebiyatından etkilenmenin bir sonucu olarak batıdan
    ***8220;Sone***8221;-***8220;Terze-Rima***8221; ve serbest müztezat biçimleri alınır.
    6-Aruz ölçüsü kullanılır hece ölçüsü hiçbir zaman ciddiye
    alınmaz.Hece ölçüsüyle sadece çocuk şiirleri yazarlar.
    7-Göz için kafiye yerine kulak için kafiyeyi kabul ederler.
    8-Nazım nesre yaklaştırmışlardır.
    9-Beyit hakimiyetinde bütün hakimiyetine geçilir.
    10-Şiirin konusu genişletilmiştir.En basit nesne,günlük olaylar,gözlem
    ve duygular konu olarak işlenmiştir.
    11-Halit Ziya***8217;nın Mensur Şiir adlı eseriyle edebiyatımıza ilk defa
    mensur şiir girer.
    12-Roman tekniği gelişmiş,romanda gereksiz tasvirler ya da konu dışı
    gereksiz bilgilerin verilmesinden kaçınılmıştır.
    13-Roman ve hikayede yazarın kişiliği gizlenmiştir.Olup bitenler
    kahramanın gözüyle verilir.
    14-Olaylar İstanbul***8217;dan alınmıştır.
    15-Olay kişileri çoğu zaman aydın kişilerdir ama bazı küçük
    hikayelerde
    halk tabakasından kişilere de yer verilmiştir.
    16-Batı uygarlığına özellikle Fransa***8217;ya hayranlıkları vardır.
    17-Fransızca kelimeleri sıklıkla kullanmışlardır.
    Servet-i Fünun Sanatçılarının En Belirgin Ortak Özellikleri
    1-Hüzne ve hüzünlü manzaralara düşkünlük vardır.
    2-Hakikatten kaçarak hayale ve tabiata sığınma vardır.
    3-Sanat sanat içindir görüşünü benimsemeleri
    4-Günlük hayatın ufak tefek meselelerini konu olarak benimsemeleri

    SERVET-İ FÜNUN Döneminin Edebi Türleri ve Özellikleri
    Şiir
    Bu dönemin şiir anlayışı Tanzimatçılardan bir hayli
    farklıdır.Özellikle parnasizmin etkisiyle biçim mükemmelliyetçiliğine
    büyük önem vermişlerdir.Şiiri ideolojik bir anlatım yolu olmaktan
    çıkarmışlardır. Sone ve Terze-Rima nazım şekillerini kullanmışlardır.
    Aruzu şiirin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüşler onu Türkçe***8217;ye
    Başarıyla uygulamışlardır.Hece ölçüsüyle sadece çocuk şiirleri yazmış
    lardır.
    Göz için kafiye yerine kulak için kafiye benimsenmiş,özellikle
    serbest müstezatı çok kullanmışlardır.Şiiri düz yazıya yaklaştırmışlar,
    beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğünü yeğlemişlerdir.Cümleler bir
    beyitte tamamlanmamış bir sonraki beyite kaymıştır.
    *Mensur şiir ilk defa bu dönemde görülür.Şiirin konusunu
    genişletmişlerdir.Bu dönemin en önemli şairleri Tevfik Fikret ve Cenap
    Şahabettin***8217;dir.
    Roman ve Hikaye
    Bu topluluğun en başarılı olduğu alan roman ve
    hikayedir.Tanzimat romanında batının taklidi yapıldığı için bu dönem
    romanıyla karşılaştırıldığında sönük kalır.
    Realizmden etkilenen Servet-i Fünun yazarları konu hep İstanbul***8217;
    dan almışlardır.Bunda yazarların yaşadığı çevreyi iyi gözlemlemeleri
    ve eserlerine yansıtmasının etkisi vardır. Ancak eserde yabancı
    kelimelerin bolca kullanılması eserlerin geniş halk kitlelerine
    yayılmasını engellemiştir.Hikaye alanında da yeni ve önemli eserler
    verilmiş,Anado lu***8217;nun değişik yörelerinin de konu edildiği hikayelerde
    dil daha sadedir.
    Romanlarda teknik gelişmiş,açıklamalar ve gereksiz tasvirler
    atılmış, olaylar İstanbul***8217;da geçer,kişiler aydın kişilerdir ve yazar
    kişiliğini gizler.
    Hikaye ve romanda iki önemli sanatçı Halit Ziya ve Mehmet
    Rauf***8217;tur.
    Tiyatro
    Sanat sanat içindir görüşünü benimsedikleri için halka dönük
    tiyatroyu ihmal etmişlerdir.
    Eleştiri
    Servet-i Fünun döneminde gelişmiş bir diğer tür ise
    eleştiridir.Özel- likle Hüseyin Cahit Yalçın siyasi yazılarıyla
    şimşekleri üzerine çekmiştir.Onun Fransızca***8217;dan çevirmiş olduğu
    Edebiyat ve Hukuk makalesinin çevirisiyle de Servet-i Fünun
    dergisinin kapanmasına topluluğunda bitmesine neden olmuştur.
    Servet-i Fünun Edebiyatının Önemli Sanatçıları
    Tevfik FİKRET (1867-1915)
    Bu dönemin en güçlü yazarlarındandır.Parnasizmin etkisindedir. Şiir- lerinde
    biçim kusursuzdur.Ölçü,kafiye ve şekil gibi unsurlarla oluşturulmuş bir musiki
    sezilir.İşlediği konuyu sözcüklerin sesiyle hissettirir.Aruz ölçüsüne öylesine
    hakimdir ki konuşur gibi yazdığı şiirlerinde kusursuz bir ölçü vardır.Şiiri düz
    yazıya yaklaştırmış birkaç dize süren cümlelerden oluşan şiirler yazmıştır.
    Servet-i Fünun döneminde yazdığı şiirler kişisel ve sanatlıdır.Daha sonraki
    dönemlerde yazmış olduğu şiirler ise aşırı toplumcu bir şiir anlayışı vardır.
    Edebiyatımıza müstezat şiir şeklini getirmiş soneyi çok iyi kullanarak
    yaygınlaşmasını sağlamıştır.
    Eserleri:
    Rubab-ı Şikeste:Bu kitapta bulunan şiirler Servet-i Fünun döneminde sanat
    için sanat görüşüyle yazdığı şiirler bulunmaktadır.Önceki şiirlerinde Recaizade
    ve Abdülhak Hamit***8217;in etkileri görülür ancak daha sonraki şiirlerinde kendi
    üslubunu yakalamıştır.
    Haluk***8217;un Defteri:Bu kitapta oğlu Haluk***8217;un kişiliğinde istediği neslin
    özelliklerini,onlara verdiği öğütleri anlatmıştır.Buradaki şiirler sanat için sanat
    görüşünden toplum için sanat görüşüne doğru yönelmektedir. Şiirleri sosyal bir
    endişe ile de yazılmış olsa biçimdeki özeni ve mükemmelliği hiçbir zaman
    kaybetmemiştir.
    Rubabın Cevabı: Bu kitap Tevfik Fikret***8217;in toplumcu ve vatan şiirlerinin
    olgun ve güçlü örneklerinin olduğu kitaptır.Vatanın kötü yöneticiler elinde
    çektiği sıkıntıları eleştirel bir üslupla anlattığı ve bu durum karşısında şairin
    umudunu yitirmediği görülüyor.
    Şermin:Hayatının son dönemlerinde çocuklar için yazdığı bir kitaptır ve bu
    kitap hece ölçüsüyle yazılmıştır.
    *****Tevfik Fikret hiç roman ve tiyatro yazmamıştır.
    İstanbul***8217;u anlattığı SİS şiiri İstanbul***8217;u kötüleyen karamsar bir şiirdir. Doksan
    Beşe Doğru ve Tarih-i Kadim önemli şiirlerindendir.
    Toplumcu görüşle yazdığı ve memleketin Batı medeniyeti seviyesine
    gelmesini istediği şiirleri ;Haluk***8217;un Vedası(Annesi ölmüş bir kızı
    anlatır)Tarih-i Kadim(M.Akif buna karşılık bir eser yazmıştır)Sis , Haluk***8217;un
    Amentüsü
    Cenap ŞAHABETTİN (1870-1934)
    Asıl mesleği doktorluk olan şair Servet-i Fünun edebiyatında Tevfik
    Fikret***8217;ten sonra gelen en önemli şairdir. Öğrenim için gönderildiği Fransa***8217;da
    tıptan çok şiirle ilgilenmiş ve Fransız sembolist yazarlarını tanı mıştır.
    Şiirde bir ahenk oluşturmak ister ve kelimeleri müzikal değerlerine göre
    seçer.Dili oldukça ağırdır.Orijinal sıfat taşmamaları kullanır. ***8220;Saat-ı Semenfam
    (yasemin renkli saatler)tamlaması tartışmalara neden olmuş -tur. Genellikle
    duygu ve hayal yüklü tamlamalar kullanır.
    Hem parnasizm hem de sembolizmin etkileri şiirlerinde görülür.
    Sembolizmin musikisi, parnasizmin ise doğa betimlemeleri,sözcükle resim
    yapma sanatı onun şiirlerinde görülür.Elhan-ı Şita adlı kış manza- rasını anlattığı
    şiirinde sözcükler okuyucuya karın yağışını hissettirir. Sanat için sanat
    görüşünü benimsemiştir.Ona göre sanat güzellik içindir. Şiirlerinde aşk ve tabiat
    temalarını işlemiş ve semboller kullanmıştır.
    ** Şiirde serbest müstezat tarzını ilk ve en iyi kullanan şairdir.Bazen de sone
    tarzında eski şiiri hiçe sayan batı tarzı kullanımıyla çok eleştiri almıştır.En basit
    konuları şiirin konusu haline getirmek için servet-i fünun diline yeni sözcükler
    sokmuş Arapça ve Farsça yeni sözcükler kullanmıştır.
    Şiirde güzellikten başka bir şey aramadığını güzel sanatlarda fayda
    aranmayacağını söyleyen şairin nesir alanında da önemli eserleri vardır . Nesir
    dili şiir dilinden biraz daha sadedir.
    Bir şiirde birden fazla ölçü kullanmasıyla ünlüdür.
    ****Şiirlerini Evrak-ı Hayal adlı bir kitapta toplayacağını söylemesine rağmen
    sağlığında yapamamıştır.Şiirleri ancak 1984 yayınlanmıştır.
    Nesir alanındaki eserleri Hac Yolunda,Avrupa Mektupları.Suriye
    Mektupları,Nesr-i Harp,Nesr-iSulh ve değişik yazılarını topladığı Evrak-ı
    Eyyam,
    Beğendiği vecizelerini Tiryaki Sözleri,
    Yalan(dram) Körebe (komedi)

    Halit Ziya UŞAKLIGİL (1867-1945)
    Dönemin roman ve hikaye temsilcisidir.Eserleriyle sadece kendi
    döneminde değil daha sonraki dönemlerde de örnek alınan bir yazardır.
    Türk romanına tamamen batılı bir çehre kazandırmıştır.Başarılı eserler
    veren yazar batılı yazarlardan hiç de aşağı değildir.Yazarın dili süslü ve
    ağırdır. Kendi romanlarını daha sonra kendi sadeleştirmiştir.
    Halit Ziya romanlarındaki kahramanları kendi yaşadığı çevreden
    seçer ve bunları bir gözlem sonucunda oluşturmuştur.
    Yazarın hikayelerinin dili romanlarına göre daha sadedir.Romanlarının
    konusu hep İstanbul***8217;da hikayelerinin konusu ise Anadolu***8217;da
    geçmektedir.
    Romanları:Aşk-ı Memnu,Mai ve Siyah,Kırık Hayatlar,Bir
    Ölünün Defteri,Ferdi ve Şürekası***8217;dir
    Mai ve Siyah***8217; ta Ahmet Cemil adlı kahraman sanat hayalleriyle
    yaşar fakat içinde bulunduğu çevre ve Babıali***8217;nin kırıcı olayları
    arasında tüm hayalleri yıkılır. Yazarın romanda Ahmet Cemil***8217;e
    söylettiği sözler aslında Servet-i Fünun edebi anlayışıdır.
    Aşk-ı Memnu Sanatçının başyapıtıdır. Romanın konusu ise
    Boğaziçi yalılarındaki yaşamdan alınmıştır. Eserde alafranga yaşayışa
    özenen Bihter Hanım***8217;ın kendinden yaşça büyük Adnan Bey***8217;le
    evlenmesi,ancak daha sonra Adnan Bey***8217;in yeğeni olan Behlül adlı
    gençle birbirlerine aşık olmaları anlatılır.Züppe bir genç olan Behlül ,
    Bihter Hanım***8217;ı sonunda kandırır.Ancak Nihal durumu fark eder ve
    babasına bildirir.Adnan Bey***8217;in durumu öğrendiğini anlayan Bihter
    Hanım intihar eder.Eser ruh tahlilleri yönüyle oldukça gerçekçidir.
    Kahramanlar her yönüyle tanıtılmıştır.
    Kırık Hayatlar diğerlerine göre sade bir dille yazılmış bir
    romandır. Romanda aile içi bir dram anlatılmaktadır.
    Önemli Hikayeleri: İzmir Hikayeleri,Aşka Dair,Onu Beklerken
    Kadın Pençesi
    Roman ve hikayenin dışında yazar hatıra türünde de yazdığı Kırk
    Yıl,Saray ve Ötesi,Bir Acı Hikaye adlı eserler servet-i fünun dönemi ve
    Osmanlı***8217;nın son dönemi için önemli bir belgedir.
    *****Halit Ziya edebiyatımızda ilk MENSUR şiiri yazan kişidir.
    Mehmet RAUF (1875-1931)
    Servet-i Fünun edebiyatının ikinci büyük romancısıdır.Uzun
    süre Halit Ziya***8217;nın etkisinde kalmıştır.Dil Halit Ziya***8217;ya göre daha
    sadedir Tıpkı Halit Ziya gibi mensur şiirler ruh tahlillerine önem
    verdiği romanlar yazmıştır.Sosyal konulara fazla değinmez onun roman
    ve hikayelerinde kendi hayatının aksi vardır.
    Yazarın en önemli eseri Eylül***8217;dür . Basit bir aşk olayı etrafında
    dönen eserde aşkın güzelliği dile getirilir.Suat Hanım kocası tarafından
    çoğu kez yalnız bırakılan kadındır. Suat Hanım ve kocasının arkadaşı
    olan Necip arasında gizli bir aşk oluşur ve sürer gider.Eserin sonunda
    Suat***8217;la Necip bir yangın sonucunda yanarak ölürler.Dil örgüsü
    bakımından zayıf olan eser psikolojik tahlillerdeki derinliğiyle ilk
    psikolojik roman sayılmıştır.
    Eserleri:
    Siyah İnciler:Mensur şiir kitabı
    Romanları:
    Genç Kız Kalbi, Ferda-yı Garam,
    Karanfil ve Yasemin, Salon Köşelerinde,
    Son Yıldız, Define,
    Kan Damlası
    Tiyatro: Cidal,Pençe,Yağmurdan Doluya
    Hüseyin Cahit YALÇIN (1874-1957)
    Hikaye,roman ve eleştiri yazarı aynı zamanda gazeteci olarak
    tanınmıştır.Eski edebiyata karşı batı edebiyatını savunmuştur.
    Eserlerinde iç ve dış gözleme yer vermiştir. Cesur,pervasız ve atak bir
    eleştiri yolu izlemiş bu yüzden sürgüne gitmek zorunda
    kalmıştır.1908***8217;den sonra siyasi yazarlığa geçmiştir.Cumhuriyet
    devrinde yazmış olduğu siyasi makaleler ile tanınmıştır.Servet-i Fünun
    dergisi onun Fransızca***8217;dan çevirmiş olduğu Edebiyat ve Hukuk adlı
    makalesini yayınlamasından sonra kapatılmıştır. Ve bu kapatılma
    sonucunda bu dönem bitmiştir.
    Eseleri
    Hayat-ı Muhayyel ,Hayal İçinde,Edebi Hatıralar,Talat Paşa
    ------Dönemin Bağımsızları----
    Hüseyin Rahmi GÜRPINAR(1864-1944)
    Ahmet Mithat tarzını geliştirmiştir.(Ahmet Mithat tarzı;sanat
    endişesinden uzak,öğreticiliği esas alan,çok eser vermeyi amaçlayan ,
    kusurlu roman tekniğinin olduğu ve romanda olay akışını kesip
    ansiklopedik bilgilerin verildiği bir anlayıştır)
    Roman tekniği kusurludur,olay akışını kesip ansiklopedik bilgi
    verir. Natüralisttir,sokağı edebiyata getiren sanatçı olarak
    bilinir.Eserlerinde İstanbul***8217;u anlatır.Dili oldukça sadedir.Mizah yoluyla
    sosyal tenkit yapar.
    Romanları: Şıpsevdi,Mürebbiye,Kuyruklu Yıldız Altında Bir
    İzdivaç,
    Kesik Baş,Gülyabani,Cadı,İffet,Sevda Peşinde,Evlere Şenlik
    Ahmet RASİM (1867-1932)
    Ahmet Mithat tarzını sürdürmüştür. Hayatın komik ve ibret verici
    taraflarını anlatır.Yüz otuzu aşkın eseri vardır. Aynı zamanda bestecidir
    altmışa yakın bestesi vardır.
    Hatıra Türündeki Eserleri: Gecelerim,Falaka,Muharir Şair Edip
    İnceleme ve Gözlem Eserleri: Gülüp Ağladıklarım,Muharrir Bu Ya,
    Şehir Mektupları
    Romanları:İlk Sevgi,Güzel Eleni,Endişe-i Hayat,İki Günahsız Sevda
    Mehmet Akif ERSOY (1873-1936)
    İslamcı şair olarak bilinir ve toplum için sanat görüşüyle eserler
    vermiştir.Şiiri düz yazıya ayaklaştırmıştır. Manzum hikayeleri vardır .
    Aruz vezninin çok iyi kullanır.Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır.
    Safahat adında yedi kitaptan oluşmuş şiir kitabı ile ünlüdür.
    Safahat***8217;taki şiirlerden en ünlüleri, Küfe,Mahalle Kahvesi,Seyfi
    Baba,Meyhane***8217;dir.Ayrıca nesir türünde de eser vermiştir.
  3. izlem ilayda

    izlem ilayda Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2011
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Servet-i Fünun İle Tanzimat Edebiyatının Karşılaştırılması
    Hem Servet-i Fünun hem de Tanzimat edebiyatı Batı etkisindeki Türk edebiyatının dönemleridir. Bu iki dönemin çok ortak yönü yoktur.

    Her iki dönemde de Fransız edebiyatı örnek alınmıştır.

    Tanzimat döneminde ve Servet-i Fünun döneminde şiirlerde kullanılan asıl vezin aruzdur; sınırlı sayıda şiirde he*ce vezni kullanılmıştır.

    Servet-i Fünun edebiyatı ile Tanzimat dönemi arasında önemli farklılıklar vardır:
    Tanzimat döneminde Batı'dan alınan roman, hikâye, tiyatro gibi türlerde ilk örnekler verilmiştir; ancak bu ilk ör*nekler pek başarılı değildir. Birer deneme olmanın ötesine geçememiştir.

    Servet-i Fünun döneminde yazılan roman ve hikâyeler oldukça başarılıdır, Batılı nitelik taşır.

    Tanzimat dönemindeki eserlerde toplumcu bir anlayış vardır. Kölelik, esir ticareti, yanlış Batılılaşma, görücü usu*lü evlilik roman ve hikâyelerdeki başlıca konulardır.

    Servet-i Fünun döneminde ise romanlarda aşk, hayal-gerçek çatışması, karamsarlık gibi kişisel konular işlen*miştir.

    Tanzimat'ta toplum için sanat düşüncesi, Servet-i Fünun'da sanat için sanat düşüncesi vardır.

    İki dönemin şiirleri ve şiir anlayışı da birbirinden çok farklıdır. Tanzimatçılar Divan edebiyatı nazım biçimlerini kul*lanarak vatan, hak, kanun, medeniyet, hürriyet, adalet gibi siyasi ve sosyal konuları işlemişlerdir. Servet-i Fünuncular eski nazım biçimlerini tümüyle bırakmış, serbest müstezadın yanı sıra Fransız edebiyatından alınan sone, terzarima gibi nazım biçimlerini kullanmışlardır. Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar aşk, doğa, üzüntü, umutsuzluktur.


    Tanzimat edebiyatında tiyatro önemli bir yer tutar. Tanzimat yazarları tiyatroyu, toplumu eğitmenin ve yönlendir*menin bir aracı olarak görmüşler, çok sayıda oyun yazmışlardır. Bu oyunlarda halka seslenmek amacıyla sade bir dil kullanmışlardır.


    Servet-i Fünuncular, tiyatro türünü ihmal etmiş, ikinci plana atmış, bu türle pek ilgilenmemişlerdir.

    Tanzimatçılarda toplumcu bir sanat anlayışı vardır. Onlar Batı'dan aldıkları kavram ve görüşleri halka aktarma*ya çalışmışlar; bunun için de dilin sade olması gerektiği düşüncesini benimsemişlerdir. Şiirde kullandıkları dil ağırdır; nesir türündeki eserlerinde sade bir dil kullanmaya çalışmışlardır.


    Servet-i Fünuncuların topluma yönelik bir hedefleri yoktur; sanat anlayışları bireycidir. Servet-i Fünuncular hem şiirde hem de romanda süslü, sanatlı, ağır bir dil kullanmışlardır. Onlar seçkin bir zümre için eser vermişlerdir.
    Tanzimat edebiyatının ilk dönem sanatçıları genel olarak romantizm akımından etkilenmişlerdir.

    Tanzimat ede*biyatının ikinci döneminde şiirde romantizm, romanda ise realizm akımının etkileri görülür.

    Servet-i Fünun edebiyatında roman ve hikâyede realizm ve natüralizm akımlarının; şiirde ise sembolizm ve parnasizm akımlarının etkisi vardır.

    Tanzimat dönemi yazarları anlatım sırasında öznel davranır, taraf tutar, kişiliğini gizlemez. Okura öğüt verir, yol gösterir; olayın akışına müdahale eder, konu ile ilgisi olmayan gereksiz ayrıntılara girer.


    Anlatılanlar çoğu zaman masal karakteri taşır. Roman ve hikâyelerde, sözlü edebiyat ürünleri olan halk hikâye*si ve masalın etkileri görülür.


    Servet-i Fünun dönemindeki roman ve hikâyeler teknik yönden oldukça başarılıdır. Yazar, kişiliğini gizler, kesin*likle olaya karışmaz, taraf tutmaz. Psikolojik tahliller ve tasvirler başarılıdır.


    Tanzimat dönemi eserlerinde olay ön plana çıkar. Servet-i Fünun'da ise tasvir ve tahlillere de önem verilir.
    beyaz gelincik ve benqiSu bunu beğendi.
  4. benqiSu

    benqiSu Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2011
    Mesajlar:
    215
    Beğenileri:
    153
    Ödül Puanları:
    0
    Paylaşım için teşekkürler :)
  5. izlem ilayda

    izlem ilayda Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2011
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş