SERVET-İ FUNUN

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde machintosh tarafından paylaşıldı.

  1. machintosh

    machintosh Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Mesela kitaptan notlar hakkında olabilir arkadaşlar
  2. aygül_aygül

    aygül_aygül Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.188
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    36
    Servet-i Fünun
    Servet-i Fünun topluluğu II.Abdulhamit'in istibdat döneminde baskının, hürriyetsizliğin şiddetle hissedildiği bir zaman diliminde kurulur ve yine bu dönemde faaliyetlerine son verilir.

    Servet-i Fünun, 1891'de yayımlanmaya başlayan bir fen dergisidir. Ancak Recaizade Mahmut Ekrem, bu dergiyi neşreden, aynı zamanda eski bir öğrencisi olan Ahmet İhsan'ı Servet-i Fünun dergisinin bir edebiyat haline getirmeye ikna eder ve ilk iş olarak Tevfik Fikret'i derginin yazı işleri sorumlusu yapar. Sonraları Halit Ziya Uşaklıgil ve Cenap Şahabettin gibi önemli isimler de dergiye katılacaktır. Böylelikle kurulan bu dergi etrafında toplanan birçok sanatçının ortak anlayışlar çerçevesinde eser vermesiyle Servet-i Fünun edebiyatı oluşmuş ve faaliyete geçmiş olur. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın'ın Fransızcadan çevirdiği "Edebiyat ve Hukuk" başlıklı bir makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış, dolayısıyla Servet-i Fünun topluluğunun da faaliyetleri de son bulmuştur.

    II.Abdulhamit döneminde yaşanan siyasal ve sosyal olaylar, yine bu devrin baskıcı yönetim anlayışı Servet-i Fünuncuların edebiyat anlayışlarına da tesir etmiştir. Bu sebepledir ki bu dönem edebiyatı karamsar, içe dönük, bireyin iç dünyasına yönelik, hayal ve hakikat arasına sıkışmış bir tablo çizmiştir. Bununla birlikte Servet-i Fünuncularda kaçış teması sıkça işlenmiştir. Bunun en açık ifadesi, bu topluluğa mensup sanatçıların Yeni Zellanda'ya ya da Manisa'da bir çiftliğe yerleşme düşüncesindedir.

    Yukarıda sıralanan etkenlerden dolayı Servet-i Fünun edebiyatı kırılgan, hassas, duygusal bir yapıya sahiptir ve bu yapı verilen tüm eserlerde kendisini göstermiştir. Dolayısıyla duygularını eserine yansıtmak isteyen Servet-i Fünun sanatçısı kendini ifade aracı olarak gördüğü dili, zenginleştirme çabasına girer. Bunun yansıması olarak bu dönemde Arapça, Farsça ve Fransızcadan çok sayıda sözcüğün dilimize girdiği görülür. Yani Tanzimatta görülen dilin sadeleşmesi çabaları Servet-i Fünun'da son bulmuştur.

    "Sanat, sanat içindir." düşüncesine bağlı kalan Servet-i Fünuncular, Fransız edebiyatından fazlasıyla etkilenmişlerdir. Bu dönemde Fransız şair ve yazarların eserleri Türkçeye çevrilmiş ve bu dönem sanatçılarınca örnek alınmıştır. Şiirde parnasizmin, nesirde ise realizmin etkilerini açıkça görmek mümkündür. Ancak, kısmen de olsa, sembolizm de şiirlerde kendini gösterir. Servet-i Fünun eserlerinde görülen anlam kapalılığının da bundan kaynaklandığı söylenebilir.

    Servet-i Fünun edebiyatının, modern Türk edebiyatının olgunlaşması noktasında çok önemli bir kilometre taşı olduğu söylenebilir. Bu dönemde edebiyatımız her yönüyle Avrulpalı bir görünüm içine girer, Tanzimat'ta ilk kez denenen Batı kaynaklı edebiyat türlerin olgun ve kusursuz örnekleri verilir. Sanat, halkı bilinçlendirmek için kullanlılan bir araç olmaktan çıkar ve duyguların, hassasiyetlerin estetik bir yansıması haline dönüşür.


    Servet-i Fünun dönemi sanatçıları: Şiirde: Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin Nesirde: Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın Bağımsızlar: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Mehmet Akif Ersoy.........
  3. aygül_aygül

    aygül_aygül Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.188
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    36
    Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatı (1896-1901)
    Servet-i Fünûn hareketinin Türk edebiyatını kesin olarak modernleştirirken, büyük bir hızla sonuç aldığı ilk edebî tür şiirdir. Hareketin başında bulunan Tevfik Fikret'in bizzat şiirle uğraşması kadar, toplulukta çoğunluğun şairlerde olmasının da bu sonuçta rolü olduğu muhakkaktır. Esasen şiir, Türk edebiyatında, asırlardan beri üzerinde en çok uğraşılan ve herkesçe en çok rağbet gören edebî türdü.

    Servet-i Fünûn hareketinin şiirde karşısına ilk aldığı hedef, Tanzimat devrinde Türk şiirini modernleştirmek için ortaya konulup tamamıyla gerçekleştirilemeyen esasların kesin olarak gerçekleştirilmesi olmuştur. Bu esaslar arasında, önce "şiirin dış görünüşü" geliyordu. Bir geçiş devri olan Tanzimat devrinde Türk şiiri -şekil bakımından- hem Doğu ve hem de Batı şiirine bağlı kalmış, divân şiiri ile Fransız şiirinin nazım şekillerini birlikte kullanmıştır. Bu tesir ile yetişmiş bulunan Servet-i Fünûncular da ilk şiirlerinde divân nazmının şekillerini kullandılarsa da, toplu hareket başladıktan sonra, bu şekilleri derhal bırakmışlardır. Servet-i Fünûn şiirinde kullanılan nazım şekillerini üç guruba ayırmak mümkündür: 1. Fransız şiirinden aynen alınanlar (sone), 2. Divân nazmından alınıp değiştirilenler (Serbest müstezâd), 3. Ne Divân şiirinde ve ne de Fransız şiirinde bulunmayıp kendi kendilerine icad ettikleri ve nazımda geniş bir kafiye kolaylığı sağlayanlar. Böylece Türk şiiri, nazım şekilleri bakımından, tamamıyle yeni bir görünüş kazandı.

    Servet-i Fünûn hareketi, şiirin konularında yaptığı değişikliklere, önce Tanzimat devrinin getirmiş olduğu "her güzel şeyin" şiire konu olabileceği formülündeki "güzellik" kaydını kaldırmakla başladı. Bu suretle, şiirin konusu sınırsız bir şekilde genişleyerek, şairin herhangi bir bakımdan ilgisini çeken her şeyin şiire konu olabileceği kabul edilmiş oldu. Bu arada, şairin günlük hayatına ait basit olayların da şiire bol bol girdikleri görüldü. Bununla beraber, gerek mizaçları ve gerekse yaşadıkları devrin ağır siyasî ve sosyal şartları yüzünden, çoğunlukla ferdî duygulara ve hayallere yer veren Servet-i Fünûn şairlerinde, aşk, tâbiat ve aile hayatı başlıca temaları teşkil ederler. Tanzimat şiirinde rağbet görmüş olan metafizik ve sosyal temalar Servet-i Fünûn şiirinde mühim bir yer tutmaz. Sosyal temalar, ancak topluluk dağıldıktan sonra, bazı şairlerce rağbet görmüşlerdir. Aşk teması çoğunlukla romantik bir atmosfer içinde ele alındığı gibi, tabiat temasının da daha çok sübjektif bir şekilde işlendiği görülür. Aile hayatına ait samimi duyguların rağbet görmesi ise, sosyal hayatla geniş bir şekilde ilgilenmek imkânını bulamayışları karşısında, kendi içlerine ve yakın çevrelerine yönelişlerinin bir ifadesidir. Aranılan şeyleri geniş çevrede bulamayışın doğurduğu bu "içe kapanış"ı yalnızlık, sükûnet ve inziva isteklerinin ve marazî bir duyuş ve hayal kuruşun takip etmesi de tabiîdir. Devrin ağır havası içinde kendilerini bunalmış hissettikleri zaman, yabancı ülkelere (Yeni Zelanda) göç etmek ve buna imkân bulamayınca da, Anadolu'nun sessiz bir köyüne (Manisa'nın San Çam köyü) yerleşmek kararını bile aldılar. Bu bakımdan, Servet-i Fünûn şiirinin en belli ve kendilerinin de farkında olup zaman zaman şikâyet ettikleri özelliklerinden biri olun marazîliği, Fransız edebiyatındaki "asrın hastalığı" (le mal du siecle) gibi Türk edebiyatında "belli bir devrin hastalığı" olarak kaydetmek mümkündür.

    XIX. yüzyıl Fransız şiirinin romantizmden sembolizme kadar türlü merhalelerini tanımış ve o kanaldan yeni bir duyuş ve hayal kuruş tarzı, yeni bir zevk ve estetik getirmiş olan Servet-i Fünûn şairleri, bunlarla birlikte, beğendikleri birçok hayalleri de getirmeyi ihmal etmediler. Bunların ifadesi için yeni bir vokabüler zarureti doğunca, Türk şiirinin vokabülerini yeni baştan ele almak zorunda kaldılar. Şiir dilindeki Arabça ve Farsça kelimelerin sayısını biteviye çoğaltmakla sonuçlanan bu aykırı çalışma ve "sanatkârâne üslûb" gayesi ile yapılan çabalar, Servet-i Fünûn şiirini ancak sınırlı bir aydın topluluğunun anlayabileceği bir duruma getirmiştir.

    Vezin konusunda getirdikleri yenilikler; aruzun kalıplarını yalnız konusuna uygunluk bakımından değil, mısra içindeki kelimelerle tam uygunluk bakımından da ciddî bir şekilde ele almaları ve Türkçeyi aruzun hâkimiyetinden kurtarmaları olmuştur. Yabancı kelimelerin çokluğuna rağmen Osmanlıcada konuşulan dilin üslûp ve edasının söyleyiş özelliklerinin ilk başarılı örneklerini de yine Servet-i Fünûn şairleri verdiler.
  4. legols

    legols Üye

    Katılım:
    14 Ocak 2008
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok teşekürler
  5. serhan

    serhan Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2007
    Mesajlar:
    137
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    çok tşklr :cool:
  6. denge_siz

    denge_siz Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    teşekkür et butonunu kullan...
  • denge_siz

    denge_siz Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    kısaltma kullanma ayrıca teşekküt et butonuna tıklaman yeterli...
  • Learner®

    Learner® Üye

    Katılım:
    24 Eylül 2008
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok teşekkürler.... Hepsini okudum. hikaye gibi olmuş. Güzel anlatmış...



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    kısaltma kullanma ayrıca teşekküt et butonuna tıklaman yeterli...
    Genişletmek için tıkla...
    flood yapma,
    konuyu saptırma,
    özel mesajdan bilgilendir

    :264:
  • medid

    medid Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    tavsiyen için saol teşekkürler
  • Sayfayı Paylaş