serveti fünun edebiyatı

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde harbikızemine tarafından paylaşıldı.

  1. harbikızemine

    harbikızemine Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2009
    Mesajlar:
    1.576
    Beğenileri:
    859
    Ödül Puanları:
    114

    Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860’tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır.
    Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir.Adından da anlaşılacağı gibi önceleri “fen” konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    na karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için kullanılan “Edebiyat-ı Cedide” (yenilikçi edebiyatçıları) teriminin bu harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi hakkında da sıkça kullanmasındandır.
    Bu hareketin 1901 yılında,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinin II:Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.
    GENEL ÖZELLİKLERi
    1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.
    2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.
    3) Servet-i Fünuncular

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    nü kullanırlar. Ancak aruzun

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
    4) Onlar “her şey şiirin konusu olabilir” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , doğa, aile hayatı ve gün****k yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.
    5)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    de ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
    6) “Sanatkârâne üslup” ve yeni bir “vokabüler” (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
    7) “Kafiye kulak içindir” görüşünü benimserler.
    8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
    a) Batı’dan aldıkları “sone” ve “terza-rima”
    b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)
    c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler
    9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.
    10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
    11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
    12) Roman tekniği sağlamdır.
    13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
    14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
    15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.

    SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN ÖNEMLİ SANATÇILARI
    TEVFİK FİKRET (1867-1915): Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den etkilenmesidir.
    Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde bulunduğu dönemdir. Bu dönemde “sanat sanat içindir” anlayışıyla ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.
    İkinci dönemde ise (1901’den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, “toplum için sanat” anlayışıyla ürünler vermiştir.
    Türk edebiyatının Batılılaşmasında en büyük pay Tevfik Fikret’indir. Şiirleri hem biçim hem de içerik olarak yenidir. Parnasizmden etkilendiğiaçıkça görülür. Müstezadı, serbest müstezat yapan, nazmı düzyazıya yaklaştıran, beyitin, aruzun egemenliğine son veren hep Fikret’tir.
    En büyük özlemi,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’nun çağdaş medeniyet düzeyine yükselmesidir. Bunu da Batı’dakifen ve teknolojinin ülkeye kazandırılmasıyla gerçekleşeceğine inanır. Ona göre en öenmli varlık insandır. Onların özgürlüklerini ve haklarını savunur. Dinlerin, savaşlara kaynaklık etmesi nedeniyle dinleri bu yönüyle eleştirir. Ülkenin geleceğini gençlikte görür, onlara ve çocuklara büyük bir sevgi ve içtenlikle yönelir.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    için ilk kez şiirler yazan sanatçıdır.
    Ayrıca şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan biridir (Diğer şairler

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ve

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’tir)
    Eserleri:
    Rubab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri; Şermin (Çocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı şiirler).

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (1866-1945): Gerek sağlam roman tekniğinin öncülüğü, gerekse

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    in ilk olgun ürünler vermesi bakımından Türk edebiyatına roman ve hikaye alanında büyük katkısı olan sanatçıdır. Anlatımının söz oyunlarıyla yüklü, dilinin oldukça ağır olmasına rağmen yazar, ilginç tipler bulmakta, başarılı ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi, çevre betimlemelerinde oldukça ustadır. Konularını İstanbul’un çeşitli kesimlerinden seçer, ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı yoktur. Gözleme çok önem verir.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ının konularını genellikle aydı tabakanın hayatından alan Halit Ziya,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    inin önemli bir kısmında halk tabakasının insanlarını, onların yaşayış, adet ve inançlarını anlatmıştır.
    Eserleri:
    Romanları:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Ferdi ve Şürekâsı,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Öyküleri: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Kadın Pençesi, İzmir Hikayeleri.....

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ı: Kâbus, Füruzan (adapte), Fare (adapte)
    Anıları:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye
    Sanat ve Edebiyat
    Üzerine Yazdıkları: Sanata Dair

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (1870-1934):

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla ilgilenmiş ve

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    den etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmış,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    inde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna dikkat etmiştir. Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin özellikleridir.Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de karışık kalıplarına yer vermiştir.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’na karşı çıkan şari

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’la başlayan dilde sadeleşme çabalarına karşı çıkar. Aşk ve doğa en çok işlediği konulardır.
    Eserleri:
    Gezi: Hac Yolunda, Suriye Mektupları, Avrupa Mektupları

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ve

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    i: Evrak-ı Eyyâm, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri
    Oyun: Körebe, Yalan

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (1875-1931): Yapıtlarında ruhsal çözümlemelerde yoğunlaşan sanatçı sosyal çevreyle ilgilenmez.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    kabul edilen “

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ” ile tanınmıştır.

    Eserleri:
    Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi.....
    Pençe (

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    )
    Ayrıca bir çok hikayesi de vardır.
    SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI:
    Şiir: Hüseyin Siyret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Süleyman Nesib, Faik Ali, Celal Sahir
    Hikaye ve Roman:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Ahmet Hikmet
    Eleştiri: Ahmet Şuayb.

    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI DIŞINDA KALANLAR (BAĞIMSIZ SANATÇILAR)

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (1869-1944): Servet-i Fünun şiirinde yalnız nazım şekillerini ve halk şiirinden de yalnız ölçüyü (hece) alan ve dili Türkçeleştirmek iddiasıyla yapay bir dil yaratan Mehmet Emin, Türk edebiyatında “Milliyetçilik” akımının ilk temsilcisi sayılır.Şiirlerinin tamamında sosyal sorunlara eğilen şairde, bu nedenle didaktizm lirizme ağır basar.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...


    Hece sayısı bakımından uzun olan ölçüleri kullanan şair, söyleyişte nesre yaklaşmıştır.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Çocuk Bahçesi, Türk Yurdu dergilerinde yayımlanan şiirleri, “

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ler”, “Türk Sesi”, “Ey Türk Uyan” gibi kitaplarda toplanmıştır.
    MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936): “Ümmetçi” bir şair olarak tanınan

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    aynı zamanda “halkçı” ve “milliyetçi” kişiliğiyle tamamen toplumcu bir şair olarak çıkar karşımıza. Türk şiirine gerçek

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    in Akif ile girmiş olduğundan şüphe edilemez. Onun kuvvetli gözlemciliğine büyük bir tasvir ev hikaye etme kabiliyetini ve konuşma dilinin bitin canlılığını taşıyan bir üslubu da eklemek gerekir. Ancak Akif’in dili bir bütün değildir. Tasvirlerinin dışında kalan birçok şiirinde dil, konuşma dilinden ayrılır, Osmanlıcanın sınırları içine girer.
    **çü olarak sadece “

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ”u kullanan şair hece ölçüsünü hiç kullanmadı. Nazım şekilleri konusunda ise Divan nazmının şekillerini tercih eder ve bunlar arasında en çok mesnevi şeklini kullanır. Çoğu zaman nazmı, nesre yaklaştıran şair, Türkçeyi aruza ustalıkla uydurmuştur.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ’in ilk kitabı “

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ”tır. Dah sonra yazdığı “Süleymaniye Kürüsüsünde” “Hakkın Seleri”, “Fatih Kürsüsünde”, “Hatıralar”, “Âsım”, “Gölgeler” bir araya getirilerek “Safahat” adı ile yayımlanmıştır.

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    (1861-1944):

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    romanının gözde olduğu devirde Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.
    Hüseyin Rahmi, Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak ele alan, onların psikolojik kişiliklerini irsiyete ve sosyolojik kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadad, realiteyi hem iyi hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de tam bir “NATÜRALİST” tir.
    Onu natüralistlerden ayıran nokta, eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.
    Hüseyin Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır. Karakterlerdeki anormallikler ise huy (*****lık, cinsi *****lık, şöhret düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma), kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği) yönleriyle gülünçtür.
    Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını, yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini ........ de getirir ve böylece roman bir “TÖRE” romanı olarak ortaya çıkar. Özetle, büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.
    Yazarın kırktan fazla romanı ve pek çok öyküsü vardır. En önemli

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ı olarak,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Şıpsevdi,

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    , Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.
    hayata_altf4 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş