serveti fünun hikayesinin özellikleri?

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde mrtcn25 tarafından paylaşıldı.

  1. mrtcn25

    mrtcn25 Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1

    serveti fünun hikayesinin özellikleri? sorusunun cevabını söyleyebilir misiniz?
    Freude bunu beğendi.
  2. gulhan

    gulhan Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    429
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    16
    SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA HİKAYE VE ROMAN
    Hikâye ve romanda teknik yönden gelişme gözlenir. Kısa hikâye, bu dönemde edebiyatımıza girer. Hikâye ve roman edebî bir çizgiye ulaşır. Batılı anlamda Türk romanı bu dönemde yazılır.

    Roman tekniği modern ve sağlamdır. Olayların örgüsü, işlenişi ve konuşmalar başarılı bir biçimde verilir. Eserde, yazar kişiliğini gizler.
    Psikolojik romanın ilk örneği, bu devrede görülür (M.Rauf, Eylül).

    Kişilerin ruh durumları anlatılır ve çözümlenir; sosyal hayat tasvir edilir.

    Gerçek hayat sahnelerine yer verilir (H. Cahit, Hayâl içinde). Hayatta görülen ve görülmesi mümkün olan olay ve kişiler anlatılır.

    Tip yaratmada, tasvir ve portrelerde başarı sağlanır. Realist ve natüralist çizgiye yaklaşılır. Realizm ve natüralizm vb... edebî akımlar örnekleriyle birlikte edebiyatımıza girer.

    Romanda romantizmin etkisi belirgin biçimdedir. Zamanla realizme yönelme başlar. Roman içinde yaşanılan toplum yaşantısı dile getirilir. Batıya ayak uydurma yolundaki çabalar, romana konu olur. Sanatçının yol gösterici olduğuna inanan romancılar, batılılaşma sürecinde kendilerine göre uygun buldukları örnekleri romana sokarlar (H. Ziya, Aşk ı Memnu),

    Romanda, sosyal davalara yer verildiğine rastlanmaz. Çevre özelliklerinden ve milli konulardan yoksundurlar.

    Konularını İstanbul'daki seçkinler tabakasından -özellikle- batılı çevrelerden alırlar. Bu nedenle "Salon edebiyatı" oluşturdukları öne sürülür. Aydınlar için yazmış olmaları, halktan uzaklaşmalarına neden olur.

    Klâsik vak'a hikâyesi, Halit Ziya ile doruk noktaya ulaşır. Hikâyeler, orta halli ve yoksul insanları konu edinir; İstanbul'un dışına çıkılır (H.Ziya, Bir Yazın Tarihi...)

    Hayâl kırıklığı, üzüntü ve başarısız aşklar, hikâye ve romana giren belirgin temalardır. Hikâye ve romanda realizme geçiş, gözlemi getirir, hayâli ikinci sıraya iter. Yazarlar, realizmin ve natüralizmin etkisinde kalırlar.

    Kadına özel ilgi, bu dönemde görülür. Kadın; ev içi romanlarındaki kadın tipleri ve kadınlara ait eşyaların tasviri gibi değişik şekillerde ortaya çıkar. Şahıs ve mekân tasvirlerinde üslûp sanatlı ve süslüdür.
    Roman ve hikâyelerin dili, üslûbu kusurludur. Süslü ve sanatlı anlatım tutkusu ileri ölçüdedir. Estetik uğruna Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar, hikâye ve romanda geniş ölçüde vardır. Üslûp anlayışı ve arayışı, Türkçenin kimi zaman anlaşılmaz hâle gelmesine sebep olur. ikizli, üçüzlü ve dördüzlü tamlamalarla oluşturulan kullanımlar, karışıklığa neden olur.

    Fransız dilinin etkisiyle Türkçenin söz dizimi genişlik kazanır. Cümlenin öğeleri yer değiştirir; bazen cümleler yarıda bırakılır, kesik cümlelere yer verilir. Cümleler isteğe bağlı olarak kısalır ve uzatılır.
    Freude bunu beğendi.
  3. karakurt

    karakurt Üye

    Katılım:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    Özellikleri

    1-Sanat sanat için görüşü benimsenmiş seçkin zümre edebiyatıdır.

    2-Konuşma dilinden tamamen uzaklaşılmış Arapça ve Farsça dil kurallarına fazlaca yer verilir .Ayrıca dilimizde o zamana kadar olmayan Farsça ve Arapça kelimelerde sokulmuştur.

    3- Din dışı konularda eser vermişlerdir.

    4-Baskı nedeniyle Tanzimatçıların kullandığı kavramları kullanmazlar suya sabuna dokunmayan kavramlar üzerinde dolaşırlar.

    5-Fransız edebiyatından etkilenmenin bir sonucu olarak batıdan “Sone”-“Terze-Rima” ve serbest müztezat biçimleri alınır.

    6-Aruz ölçüsü kullanılır hece ölçüsü hiçbir zaman ciddiye alınmaz.Hece ölçüsüyle sadece çocuk şiirleri yazarlar.

    7-Göz için kafiye yerine kulak için kafiyeyi kabul ederler.

    8-Nazım nesre yaklaştırmışlardır.

    9-Beyit hakimiyetinde bütün hakimiyetine geçilir.

    10-Şiirin konusu genişletilmiştir.En basit nesne,günlük olaylar,gözlem ve duygular konu olarak işlenmiştir.

    11-Halit Ziya’nın Mensur Şiir adlı eseriyle edebiyatımıza ilk defa mensur şiir girer.

    12-Roman tekniği gelişmiş,romanda gereksiz tasvirler ya da konu dışı gereksiz bilgilerin verilmesinden kaçınılmıştır.

    13-Roman ve hikayede yazarın kişiliği gizlenmiştir.Olup bitenler kahramanın gözüyle verilir.

    14-Olaylar İstanbul’dan alınmıştır.

    15-Olay kişileri çoğu zaman aydın kişilerdir ama bazı küçük hikayelerde

    halk tabakasından kişilere de yer verilmiştir.

    16-Batı uygarlığına özellikle Fransa’ya hayranlıkları vardır.

    17-Fransızca kelimeleri sıklıkla kullanmışlardır.



    Servet-i Fünun Sanatçılarının En Belirgin Ortak Özellikleri

    1-Hüzne ve hüzünlü manzaralara düşkünlük vardır.

    2-Hakikatten kaçarak hayale ve tabiata sığınma vardır.

    3-Sanat sanat içindir görüşünü benimsemeleri

    4-Günlük hayatın ufak tefek meselelerini konu olarak benimsemeleri
    Freude bunu beğendi.
  4. mrtcn25

    mrtcn25 Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1
    konuyu yanlış yere açmışım kusura bakmayın
  5. özgür_kız

    özgür_kız Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.720
    Beğenileri:
    371
    Ödül Puanları:
    36
    konunu taşıyorum

Sayfayı Paylaş