Sevgi Köprüsü

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    “Sevgi Köprüsü” kitap özeti

    --------------------------------------------------------------------------------
    “Sevgi Köprüsü” isimli ve Konsalik’in yazarı olduğu bu roman; bir Alman genç kız ve genç bir Fransız ressam arasında geçen aşk, macera ve sürprizlerle dolu bir hayatı konu almaktadır.
    Bir Alman olan Eva Bader Fransa’ya eğitim ve para kazanmak ayrıca Fransızca’sını geliştirmek için gelmiştir. Yanlarında kalacağı aile Fransa’da tanınan oldukça zengin bir ailedir. Daha sonra Eva yanında kaldığı ailenin oğlu olan Jules Chabras’a aşık olur. Jules, ailesi zengin olduğu için şımarık bir hayata alışmıştır.
    İlk başlarda Eva’ya aşıkmış gibi görünen Jules sonraları değişir ve Eva’ya kötü davranmaya başlar, her fırsatta Eva’ya hakaret edip onun üzülmesi için elinden geleni yapar. Eva’yı hayata küstüren ve onu intihara sürükleyen en son olay ise Jules’in tam 14 serseriden oluşan bir arkadaş gurubunu Eva’nın üstüne salması, bunlar Eva ile eğlenip dalga geçip cinsel tacizde bulunurken Jules’un bu olanlara kahkahalarla gülerek seyirci kalmasıdır.
    Eva daha sonra odasına kapanmış, sabahın ilk ışıklarıyla evden çıkmış, intihar etmek için Zafer Anıtı’na çıkmıştır. Buradan tam kendini bırakacakken bir el onu tutmuş, buna müsaade etmemiştir. Bu Pierre Sangries adındaki genç Fransız ressamdır.

    Pierre Sangries evlilik dışı bir çocuk olduğu için üvey babası tarafından hiç sevilmemiş, hep hakarete uğramıştır. Pierre evden kaçtığında ona Jeen Claude adında birisi sokaklarda dilenme yöntemlerini öğretmiş, beraber bütün Paris’i dolaşıp her köşede dilenmişlerdir.
    Pierre de Sangries adındaki bu genç Eva’yı intihardan döndürüp onu evine götürmüştü. Eva’yla Pierre artık beraber yaşamaya başlarlar. Başlarından geçen bütün kötü olaylara rağmen asla yılmayıp birbirlerine destek olmayı bilirler. Sonraları Eva bir sanat galerisinde sekreter olarak çalışmaya başlar. Bu sanat galerisinin sahibi Callac adında birisidir. Pierre’nin o zamana kadar yaptığı eserleri dostlarının ve Callac’ın desteğiyle bütün Paris de tanınır, o artık ünlü bir ressam olur.

    Pierre ile Eva bütün Paris’i dolaşırlar. Almanya’ya Eva’nın doğup büyüdüğü yer olan Köln’e gidip Eva’nın ailesiyle de tanışır. Tekrar Paris’e dönüp hayatlarına devam eder, gezip eğlenip romantik ortamlarda Pierre ile resim yapıp çılgınca eğlenirler. Yaklaşık iki yıl önce başlayan, fakat kimsenin haberi olmayan hastalığı Pierre’i resim yaparken yakalar. Dostları ve Eva Pierre için ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. Pierre’i en iyi doktorlara gösterip çare ararlar. Fakat doktorlar onun için hiçbir umut olmadığını belirtir. Bütün girişimler ve yapılan müdahaleler Pierre’i hayata döndüremeyince nihayet karaciğer hastalığı onu hayata yenik düşürür.
    Bu roman, insanlara yaşadıkları sürece bütün zorluklara katlanarak hedeflerine varmak için kesinlikle mücadele edileceğini ve güçlü bir irade ve azimle başarılamayacak hiçbir şeyin olmadığını anlatmaktadır.

Sayfayı Paylaş