sevgili günlük

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde Sevqi. . tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0

    sevgili günlük yazı
    Sevqi. ., Tolqa Oral ve (silinen üye bunu beğendi.
  2. ~Dryad

    ~Dryad Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.197
    Beğenileri:
    512
    Ödül Puanları:
    36
    ne istiyorsun tam olarak _?
  3. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0
    sevgili günlük örnekleri
    Sevqi. ., Tolqa Oral ve (silinen üye bunu beğendi.
  4. TaM[1]MaNYaCk

    TaM[1]MaNYaCk Üye

    Katılım:
    6 Mart 2010
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    0
    CEMAL SÜREYA’DAN

    543. Gün

    Milliyet Sanat’a uğradım. Fethi Naci Eleştiri Günlüğü’nü yollamış.

    TV’de sekiz otuz haberlerinde birden Edip Cansever’in ölüm haberi verildi. Bu haber inanılmaz ölçüde sarstı beni. Rastlanmadık bir biçimde ve yüksek sesle ağlamaya başladım. Oğlum fazla kaygılanmış gelip avutucu şeyler söyledi. Turgut’ta bunca sarsılmamıştım. Üst üste gelişte bir şey var belki. Otuz yıllık arkadaşımdı. Yalnız sanat serüvenimizi değil haya serüvenimiz de iç içe durumlar yaşamıştır.

    544. Gün

    Sabah altıda evden çıktım. Bomboş sokakları dolaştım durdum. Başımda bir uğultu. Tuhaf da bir heyecan. Rıhtımda yürüdüm. 1 Haziran 1986”

    (Günler)

    FERİT EDGÜ’DEN

    Degerndorf aralık 58

    … Duygusuz. Yola çıktığımdan beri duygusuz her şeyin önünde ve her yerde. Her şey yabancı; her şey ilgimin dışında. Az önce balkona çıkıp ap ak çevreye bakarken yeniden anladım bunu. Kar burada her şeyi örttü. Olduğum yerden hiçbir şey görünmüyor; ne bir ağaç ne bir ev hiçbir şey. Her yer ap-ak. Gözyorucu bir aklık (boşluk?).

    (…)

    Yazmayı denemiyorum bile. Bu boşlukta yazmak? Niçin? Kimin için? Nasıl? Ordan oraya bocalıyordum. Şimdi biraz duruldum. Yazmak diye bir sorunum yok. Giderek belki okumak diye bile. Yanımda getirdiğim kitapların hemen hiçbirine el sürmüyorum. Bir çukur oluşuyor çevremde bu çukura gün geçtikçe daha bir gömüldüğümü duyuyorum.

    … Acı çekme isteği. Kendini yeniden bulma.

    (Bir Günlüğün Günlüğü-kitaplaşmamıştır)

    TURGUT UYAR’DAN

    30.01.1956

    Az konuşur olmayı suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak kendini gizlemek gibi geliyor bana.

    27.02.1956

    İzinliyim. Boşum. İlgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek yaşamamızdan gelecek gelecekse.

    3.1.1956

    Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme aslı harâbım senin firâkında” dizesi bir bakıma bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde yeni bir duyguyeni bir söyleyiş sayılamaz mı?

    Geçmiş ozanları duygularının söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yenibiçimler duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri dolayısıyla bu duyguları ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz. Öyleyse iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.

    CEMİL MERİÇ’TEN

    26.2.1963

    Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…

    Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar zincir kokar küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın ardına kadar.

    Kuşlar gibi geçiyor günler önünden cıvıldamıyorlar. Günler tren günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.

    NECİP FAZIL’DAN

    Cuma 9 Ocak

    Bugün hava yağmurlu ve puslu… Saat 2’ye 5 var… Bu âna kadar defterimi açamadım. Halim bir tuhaf…

    Bugün anladım ki beni delikten çağırdıkları meydancı gelip “Bir isteğin var mı?” diye sorduğu berberin tıraşa geldiği hasılı insanlarla temas ettiğim an üstüme acayip bir uyuşukluk sinsi bir donuklukanlatılmaz bir garipseme hissi çöküyor. Hayret! Bir aylık yalnızlığın tesirine bakın! Hayırdır inşallah; nereye gidiyorum?

    Perşembe 15 Ocak

    Şiir kitabımı bitirdim; ve güya rahat bir nefes aldım. Hava suratlı…

    Saat üç buçuk… Gaz sobam trampet çalıyor. Yevmiyemin 40’ıncı gününe rastlayacak olan 20 Ocak Salı gününün iple çekiyorum.

    Cuma 16 Ocak

    Allah… Başka tek kelime söyleyemeyecek haldeyim.

    (Kırk Günlük Hapishane Yevmiyesi-Cinnet Mustatili)

    (ALINTIDIR!)
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş