Şeytan Kadını Esir aLırsa ..

Konu 'Kitaplar, Yazarlar, Entellektüel' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    [​IMG]

    Seri cinayeti sadece erkekler işlemiyor. Kıskanç kız çocukları, depresyon yaşayan ev kadınları da katil olabiliyor. Tarihteki En Şeytan Kadınlar, tüm bu örnekleri bir araya getiren tüyler ürpertici bir kitap.

    Erkek katillerin aksine, cinayet işleyen bir kadına nadiren rastlanır. Ama kadınlar, genellikle erkek katillere göre daha dehşet verici olur. Yaşadıkları dönemde işledikleri suçlarla tarihin sayfalarını lekelemiş olan 15 kadının öyküsü, Erko Yayıncılık'ın Tarihteki En Şeytan Kadınlar kitabında bir araya gedi. Shelley Klein'in yazdığı kitap, imparatoriçelerden kıskanç kız çocuklarına ve canı sıkılmış ev kadınlarına varan bir skalayı içeriyor. Bu ünlü kadınların arasında, baba-kardeş-bebek katillerinin yanı sıra; katliam suçluları ve seks canileri de yer alıyor.

    Baltalı katil:
    Lizzie Borden
    1892'de Massachusetts'te üvey annesini ve babasını baltayla öldüren ve cinayetleriyle "Lizzie Borden baltayı aldı/Annesine 40 kere salladı/ Ne yaptığına bakınca/ Babasına da kırk bir kere salladı" şeklinde tekerlemelere konu alan kadın. Hakkında yeterince kanıt bulunamadığı için, jüri tarafından suçsuz bulundu. Hayatını öldürdüğü ailesinden kalan mirasla sürdürdü. İşlediği cinayetler, Angela Carter'ın The Fall River Axe Murders adlı hikâyesine de konu oldu.

    Dehşet meleği:
    Rosemary **st
    1987 yılında yakalanana kadar aralarında üvey kızının da bulunduğu 10'dan fazla genç kız ve çocuğu öldürdü. Rosemary **st ve kocası Fred **st'in, evlerinde 10'dan fazla genç kız ve çocuğa tecavüz edip işkence yaptığı, sonra da öldürüp, evin mahzenine gömdükleri ortaya çıktı. Cinayetleri birlikte işlediği kocası Fred **st, 1995'te hapiste kendini astı. Rosemary 10 ayrı davadan ömür boyu hapse mahkûm oldu. Hapiste, kadınları taciz suçundan üç buçuk yıl hapis cezasına çarptırılan bir ***** olan Stephen Saliwon'la evlendi.

    **üm saçan bekâr:
    Aileen Carol Wuornos
    ABD'nin en ünlü kadın seri katillerinden biri olarak görülen eşcinsel, hayat kadını. 1989-1990 yılları arasında cinsel ilişkiye girdiği bazı kişileri öldürdüğü ve cesetlerini ormanda sakladığı ortaya çıktı. Yedi kişiyi öldürdüğü iddia edilse de, iki kişinin cesedi bulunamadı ve beş kişiyi öldürmekten yargılandı. Aileen henüz altı aylıkken annesi bir not bırakıp evi terk etmişti. Bakımını büyükannesi ve büyükbabası üstlendi. Ancak 13 yaşındayken tecavüze uğradı, gayri meşru bir çocuk dünyaya getirdiği için evden kovuldu. Hurda bir arabada barındı, para için ******liğe başladı. 20 yaşındayken 70 yaşında bir adamla evlendi ama, kocasını bastonla dövdüğü için evliliği sadece bir ay sürdü. 1986 yılında hayatının aşkı Tyria Moore adında bir lezbiyenle karşılaştı. Dört sene beraber yaşadılar. Mahkeme kararıyla aralık 1989 ve kasım 1990 arasında beş kişiyi öldürmekten suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. Charlize Theron, Aileen Wuornos'u canlandırdığı Monster filmiyle Oscar heykelciğini evine götürmüştü.

    Kötülüğün yüzü:
    Myra Hindley
    İngiltere'nin en nefret edilen kadını. İlk cinayetini 21 yaşında işlediğinde, masum çocukluğundan eser kalmamıştı. Hayatının akışını değiştiren Ian Brady ile 17 yaşında tanıştı. İlk buluşmalarında Myra'yı, Nazilerin yargılanmasını konu alan Nurenberg Duruşması adlı filme götürdü ve yavaş yavaş Nazi hayranı gaddar dünyasına sokmaya başladı. Myra onun çarpık ve ***** dünyasının bir kölesi haline geldi. Brady onun çıplak resimlerini çekti ve ona silah kullanmayı öğretti. 1963'te ilk kurbanları 16 yaşındaki Pauline Reade oldu. İlk dört cinayetin nasıl işlendiğini, yalnızca Myra'nın ifadelerinden öğreniyoruz.

    Kara dul:
    Mary Ann Cotton
    1873'te öldüğünde, dört kocasını ve bunun yaklaşık üç katı kadar da çocuğu öldürmekten suçlanıyordu. Cinayetlerin ve suçunun gerçekliği konusunda hiç kimse tartışmıyordu. Ancak bu utanç verici cinayetlerin ardında bir muamma kaldı; cinayetlerin nedeni. Önce kendi öz çocuklarından dördünü doğar doğmaz ve ilk kocası William Mowbray'i arsenikle öldürdü. Bu cinayetleri ikinci kocası George Ward, üçüncü kocası James Robinson ile dört çocuğu ve ardından öz annesini öldürmesi izledi. Ama bununla da kalmadı. Dördüncü kocasının kardeşi Margaret Cotton, ardından kocası Frederick Cotton ve Cotton'ın üç çocuğu da art arda diğer bütün kurbanları gibi, arseniğin neden olduğu bilinmez bir mide hastalığından öldü. Oldukça titiz bir kadın olduğu bilinen Mary Ann Cotton, darağacına götürülmeden önce saçlarını fırçalayarak ensesinde toplamak için ısrar etti.

Sayfayı Paylaş