ŞİİR - ŞİİR TÜRLERİ ve örnekleri

Konu 'Dil ve Anlatım 12. Sınıf' bölümünde (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.273
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    ŞİİR: Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır.


    Edebiyat türlerinin en eskisi şiirdir.Bugüne kadar şiirin birçok tanımı yapılmıştır.Bu tanımlamalar çağdan çağa ,kişiden kişiye değişmiş;kesin bir tanıma ulaşmamıştır.Şiir türü öznel nitelikleri ağır basan bir türdür.Ahmet HAŞİM , şiiri “Nesre çevrilmesi mümkün olmayan nazım ‘ olarak tanımlar.Cahit Sıtkı TARANCI’YA göre ise “Şiir, sözcüklerle güzel şekiller kurma sanatıdır.”


    Şiiri düz yazıdan ayıran ölçü, mısra, ahenk gibi unsurlar vardır.
    Nazım (şiir) biçimindeki yazılara "manzum"; Nazım parçalarına da "manzume" denir.

    MISRA (DİZE):**çülü ve anlamlı, bir satırlık nazım birimidir.
    NAZIM BİRİMİ: Şiiri oluşturan mısra kümelerine nazım birimi denir. Dörtlük,bend,beyit...
    BEYİT (İKİLİK): Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan ve iki dizeden oluşan nazım birimidir.
    **ÇÜ (VEZİN): Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.
    HECE **ÇÜSÜ: Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belli yerlerde durulur.Durulan bu yerlere "durak" denir. Durak sözcüğün sonunda yer alır.
    ARUZ **ÇÜSÜ: Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalı oluşuna göre düzenlenmesidir.Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir.
    İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.
    Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır.
    SERBEST **ÇÜ:Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz.

    ŞİİR TÜRLERİ
    1.LİRİK ŞİİR
    Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille anlatan şiire lirik şiir denir.
    Eski Yunan edebiyatında şairler şiirlerini Lyra (lir) denilen bir sazla söyledikleri için bu tür şiirlere lirik denilmiştir.Lirik şiir, dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür.Lirik şiirler insan yüreğine seslenen , okunduğunda insanı duygulandıran , coşkulandıran şiirlerdir.Batı edebiyatında Rönesans devrim şairlerinin(PETRERCA,RONSARD) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik şairlerin(Lamartine ,Hugo, Goethe, Schiller) duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirlerin bu türün başarılı örnekleridir.


    Örnek-1
    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm
    Her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz
    Alır beni
    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum elimin değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum dağları
    ( İlhan BERK)

    Örnek-2

    Kara dutum, çatal karam ,çingenem
    Nar tanem , nur tanem , bir tanem,
    Ağaç isem dalımsın salkım saçak
    Petek isem balımsın oğulum
    Günahımsın vebalimsin .
    Dili mercan , dizi mercan, dişi mercan
    Yoluna bir can koyduğum,
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum ,çatal karam çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem? (B.RAHMİ EYÜBOĞLU)

    Örnek-3
    NERDESİN?
    Geceleyin bir ses böler uykumu.
    İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?
    Arıyorum yıllar var ki ben onu,
    Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
    Gün olur sürüyüp beni derbeder,
    Bu ses rüzgarlara karışır gider.
    Gün olur peşimden yürür beraber,
    Ansızın haykırır bana: Nerdesin?
    Bütün sevgileri atıp içimden,
    Varlığımı yalnız ona verdim ben,
    Elverir ki bir gün bana derinden
    Ta derinden bir gün bana "Gel" desin (Ahmet Kutsi TECER)


    Örnek-4
    ENDÜLÜSTE RAKS
    Zil, şal ve gül. Bu bahcede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında endülüs üc defa kırmızı.

    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
    İspanya neş'esi ile bu akşam bu zildedir.

    Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
    İşveyle devriliş, örtünüşleri...

    Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
    İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..

    Alnında halka halka aşüfte kakülü
    Gögsünde yosma gırnatanın en güzel gülü...

    Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
    Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli,
    Şeytan diyor ki, sarmalı yüz kere öpmeli.

    Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle
    Her kalbi dolduran zile, her sineden "Ole!" (Yahya Kemal BEYATLI)


    2.PASTORAL ŞİİR
    Çoban ve kır yaşamını,doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir.

    Pastoral şiirlerin her türlü süsten , yapmacıktan ,gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır.Bunlara bukolik şiir ( çoban şiiri) de denir.

    Pastoral şiirin iki biçimi vardır:

    İDİL: Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini , güzelliğini anlatan çobanıl aşkı yansıtan kısa şiirlere denir.

    EGLOG: BİR kaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan , aşk , kır yaşamı üzerine duygu ve düşüncelerini yansıtan pastoral şiirlere denir.

    Örnek-1
    Avludan geçtiğini gördü gelinin
    Suya gidiyordu öğle güneşinde
    Ardında bebesi yalınayak
    Geride Karabaş
    Tozlu yoldan
    Söğütlerin oradaki çeşmeye
    Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye
    (oktay RIFAT)

    Örnek-2
    Gümüş bir dumanla kapandı her yer
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
    Sürüler , çeşmeler , sarı çiçekler
    Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı ( Ömer Bedrettin UŞAKLI)


    Örnek-3
    BİNG** ÇOBANLARI
    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
    Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
    Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
    Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi
    Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
    Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
    Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
    Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
    Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
    Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
    Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
    Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
    Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
    "Suma"mın başka köye gelin gittiği akşam,
    Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,
    Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
    Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
    Diye hıçkırır kaval:
    Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
    Daima eğeceksin başkalarına boyun;
    Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
    Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
    Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
    Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
    Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
    Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
    Anlattı uzun uzun.
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
    Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
    Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına. (Kemalettin Kamu)

    Örnek:4
    ÇOBAN ÇEŞMESİ
    Derinden derine ırmaklar ağlar,
    Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
    Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
    Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
    "Goynunu Şirin'in aşkı sarınca
    Yol almış hayatın ufuklarınca,
    O hızla dağları Ferhat yarınca
    Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
    "O zaman başından aşkındı derdi,
    Mermeri oyardı, taşı delerdi.
    Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
    Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
    Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
    Kerem'in sazına cevap veren bu,
    Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
    Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
    Leyla gelin oldu,
    Mecnun mezarda,
    Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
    Ateşten kızaran bir gül ararda,
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
    Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
    Tarihe karıştı eski sevdalar.
    Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
    Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi... (Faruk Nafiz ÇAMLIBEL)

    3.EPİK ŞİİR
    Epik sözcüğü , Yunancada destan anlamındaki epope den gelmektedir. Yazının bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır.Epik şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş… temaları işlenir.Her epope ( destan) ya da epik şiirlerde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiir bu gerçekten kaynaklanır.Epik şiirlerin çoğu , okuyucuyu coşkulandırdığı için lirik özellikler de taşır.

    Örnek-1
    Durduk , süngü takmış kafir ayakta
    Bizde süngü yok
    Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
    Dehşetten daha çok
    Durduk , süngüsü düşmanın pırıl pırıl ,
    Önümüze çıktı bir gündüz,bir gece
    Korku değil haşa
    Bir büyük düşünce .
    ( F.Hüsnü DAĞLARCA)

    Örnek-2
    Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
    Ağır ağır giden eller bizimdir.
    Arap atlar yakın eder ırağı,
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
    Belimizde kılıcımız Kirmani,
    Taşı deler mızrağımın temreni.
    Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
    Ferman padişahın,dağlar bizimdir.
    Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur,
    Öter tüfek davlumbazlar vurulur.
    Nice koçyiğitler yere serilir,
    **en ölür, kalan sağlar bizimdir. (DADALOĞLU)

    4.DİDAKTİK ŞİİR
    Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Eski çağlarda ozanların eğitici öğretici bir kişi olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan edebiyatında HESİODOS bu türün ilk örneklerini vermiştir.Türk edebiyatında "ta'limî" terimi de aynı anlamda kullanılmıştır. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer.

    Örnek-1
    KARGA İLE TİLKİ
    Bir dala konmuştu karga cenapları;
    Ağzında bir parça peynir vardı.
    Sayın tilki kokuyu almış olmalı;
    Ona nağme yapmaya başladı:
    "Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
    "Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz
    "Gözüm kör olsun yalanım varsa
    "Tüyleriniz gibiyse sesiniz
    "Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın."
    Keyfinden aklı başından gitti bay karganın;
    Göstermek için güzel sesini
    Açınca ağzını düşürdü nevâlesini.
    Tilki kapıp onu dedi ki: "Efendiciğim,
    Size küçük bir ders vereceğim;
    Alıklar olmasa iş kalmaz açık gözlere;
    Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire"
    Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama,
    Yemin etti gayrı faka basmayacağına. (Çev: Orhan Veli)

    Örnek-2
    Şunlar ki çoktur malları
    Gör nice oldu halleri
    Sonucu bir gömlek imiş
    Anında yoktur yenleri ( Yunus EMRE )

    5.SATİRİK ŞİİR
    Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.


    Örnek-1
    Pek rengine aldanma felek eski felektir
    Zira feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir
    Ya bister-i kemhâda , yâ virânede can ver
    Çün bay ü gedâ hâke beraber girecektir
    Allaha sığın şahs-ı halimin gazabından
    Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
    Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
    Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir
    Bed asla necabet mi verir hiç üniforma
    Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir
    Bed mâye olan anlaşılır meclis-i meyde
    İşret , güher-i âdemi temyize mihenktir

    Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir
    Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
    Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz
    Divânelerin hemdemi divâane gerektir
    Aff ile mübeşşer midir eshâb-ı meratip
    Kanun-i ceza âcize mi hâs demektir
    Milyonla çalan mesned-i izzetde serefrâz
    Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir
    İman ile din , akçadır erbâb-ı gınâda
    Namus ü hamiyyet sözü kaldı fukarada
    (Ziya Paşa)


    Örnek-2
    Benim bu gidişe aklım ermiyor
    Fukara halini kimse sormuyor
    Padişah sikkesi selam vermiyor
    Kefensiz kalacak ölümüz bizim

    6.DRAMATİK ŞİİR
    Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.


    Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve kommedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.


    Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirler yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...


    Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare;Türk edebiyatında Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini vermişlerdir.

    «Eşber» den bir parça:

    Halketsem esirlerle leşker,
    Mahveylesem ordularla asker,
    Olsa bana hep mülûk çâker;
    Cinsince o iktidar münker,
    Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!
    Âvâze-i dehr iken tanînim,
    Gördüm ana değmiyor enînim;
    Milletlere karşı âhenînim;
    Bir âfete karşı nazenînim.
    Afetse de ey ilâh göster!
    Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
    Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
    Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
    Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
    Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter? (Abdülhak Hâmit TARHAN)
    acil ödev ve cewdet_kral bunu beğendi.
  2. sinem35

    sinem35 Üye

    Katılım:
    1 Mart 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    paylaşım için teşekkür ederim de.ya şu şiir etkinliklerinin yanıtlarının dewamı çabuk gelse.....(ltfn)
    gizemli kız bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş