Şiir Türleri

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde bilalekrem tarafından paylaşıldı.

  1. bilalekrem

    bilalekrem Üye

    Katılım:
    17 Nisan 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    şiir türleri ile ilgili 5 şiir mesela epik ile iligli 5 şiir didaktik ile ilgili beş şiir aslında zamanım olsa yapıcaktım ama acelem var şimdiden teşekkürler
  2. murteza

    murteza Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    99
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    0
  3. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.292
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    1. LİRİK ŞİİR
    Duygu ve düşünceleri coşkulu bir dille anla*tan şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında şairler şiirlerini "Lyra" (lir) denilen bir sazla söyle*dikleri için bu tür şiirlere "lirik" denmiştir.
    Lirik şiir, dünya edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Lirik şiirler insan yüreğine seslenen, okunduğunda insanı duygulandıran, coşkulandıran şiirlerdir. Batı edebiyatında Röne*sans devri şairlerinin (Petrerca, Ronsard..) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü benimseyen romantik şairlerin (Lamartine, Hugo, Goethe, Schiller...) duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirleri bu türün başarılı örnekleridir. Bizde ise hem Halk hem de Divan şiirinde birçok şair lirik nitelik taşıyan şiirler yazmıştır. Yunus Emre, Karacaoğlan, Fuzuli, Nedim... gibi şairlerin bu alanda güzel şiirleri vardır.

    Lirik Şiir Örnekleri:
    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm
    Her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz Alır beni
    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum elimin değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum dağları

    (İlhan BERK)

    Acep şu yerde var m 'ola
    Şöyle garip bencileyin
    Bağrı başlı gözü yaşlı
    Şöyle garip bencileyin.
    (Yunus EMRE)

    Senelerce, senelerce evveldi;
    Bir deniz ülkesinde
    Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
    İsmi Annabel Lee
    Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
    Sevmekten başka beni.
    (E. Ailen POE)


    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Nar tanem, nur tanem, bir tanem
    Ağaç isem dalımsın salkım saçak
    Petek isem halimsin, oğulum
    Günahımsın, vebalimsin.
    Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
    Yoluna bir can koyduğum,
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem?
    (B.Rahmi EYÜBOĞLU)

    Yalnızlık bir yağmura benzer
    Yükselir akşamlara denizlerden;
    Uzak, ıssız ovalardan eser,
    Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
    Ve kentin üstüne göklerden düşer.
    (R. M. RİLKE)
    bilalekrem ve sait20 bunu beğendi.
  4. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.292
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    2. EPİK ŞİİR
    "Epik" sözcüğü, Yunancada "destan" anla*mındaki "epope" den gelmektedir. Yazının bulu*nuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır. Epik şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş ... temaları işlenir.

    Her epope (destan) ya da epik şiirde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiir bu gerçekten kaynak*lanır. Ne ki ozanın ya da yaratıcının düş gücüyle bu gerçek genişletilip zenginleştirilir. Sözgelimi epik şiirin en önemli örneklerinden sayılan Yunan destanı iliada'nın çekirdeği Troi Savaşlarıdır. An*cak bu savaşlar, destanda nesnel biçimde anlatıl*maz; Homeros'un engin ve renkli düş gücüyle yansıtılır.

    Epik Şiir Örnekleri:

    Durduk, süngü takmış kâfir ayakta
    Bizde süngü yok
    Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
    Dehşetten daha çok
    Durduk, süngüsü düşmanın pırıl pırıl,
    Önümüze çıktı bir gündüz, bir gece
    Korku değil hâşâ
    Bir büyük düşünce.
    (F. Hüsnü DAĞLARCA)

    İkisi de zırhlarını giyinmiştiler.
    Çıktı biri bir kalabalıktan, biri bir kalabalıktan
    Troialılarla Akhalar arasında yer aldılar
    Korkunçtu bakışları ikisinin de
    Onları böyle görünce bir şaşkınlıktır aldı
    Atları iyi süren Troialılarla Akhaları
    Ölçülen alanda karşı karşıya geldiler
    Öfkeyle savurdular kargılarını.
    (Homeros, Iliada destanından)

    Tokuş içre uruştum
    Uluğ birle karıştım
    Töküz atın yarıştım
    Aydım : Emdi al Utar!

    Savaş içinde vuruştum
    Ulularla bir oldum
    iyi koşan at ile yarıştım
    Dedim: iste al Utar!
    (Alp ErTunga destanından)


    3. PASTORAL ŞİİR

    Çoban ve kır yaşamını, doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir. Pastoral şiirle*rin her türlü süsten, yapmacılıktan, gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır. Bunlara bukolik şiir (çoban şiiri) de denir.

    Pastoral şiirin iki biçimi vardır:

    İdil:
    Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini, güzelliğini anlatan, çobanıl aşkı yansıtan kısa şiirlere denir.

    Eglog:
    Birkaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan, aşk, kır yaşamı üzerine duygu ve dü*şüncelerini yansıtan pastoral şiirlere denir. Eglog*lar bir olay üzerine kurulur. Bu yönden küçük bir piyesi andırır.

    Pastoral şiirin kurucusu ve ilk büyük temsil*cisi eski Yunan edebiyatında Theokritos, ikinci büyük temsilcisi Latin edebiyatında Virgilius'tur.

    Türk edebiyatında doğa ve kır güzelliklerini öven bazı halk şiirleri dışında; Tanzimat'la başla*yan yenilik edebiyatımızda, birkaç deneme dışında, pastoral şiir yazılmamıştır. Bu alanda ilk örne*ği Abdülhak Hamit Tarhan "Sahra" adlı eseriyle ermiştir.

    Günümüzde terimsel anlamıyla pastoral şiir azalmamaktadır. Ancak pastoral şiire özgü köy ve kır yaşamından, bu yaşama yönelik öğeleri içeren şiirleri de pastoral şiir olarak niteliyoruz.

    Pastoral Şiir Örnekleri:

    Avludan geçtiğini gördü gelinin
    Suya gidiyordu öğle güneşinde
    Ardında bebesi yalınayak
    Geride Karabaş
    Tozlu yoldan
    Söğütlerin oradaki çeşmeye
    Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye
    (Oktay RIFAT)


    Gümüş bir dumanla kapandı her yer
    Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
    Sürüler, çemenler, sarı çiçekler
    Beyaz kar, yeşil çam yayla dumanı!
    (Ö.Bedrettin UŞAKLI)

    Güzel çoban, biricim, bir yudum su testinden;
    Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor!
    Güzel çocuk, senin olsun hayatım istersen;
    Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?
    Gü*zel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen;
    Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor!
    (Tevfik FİKRET)
    bilalekrem ve sait20 bunu beğendi.
  5. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.292
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    4. DİDAKTİK ŞİİR
    Bilim, sanat, felsefe, ahlak, din... gibi alan*larda yazılan ve birtakım kuralları, ilkeleri öğret*meyi amaçlayan şiirlere didaktik şiir denir. Eski çağlarda ozanların eğitici, öğretici bir kişi olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan edebiyatında Hesiodos bu türün ilkörneklerini veren kişidir. Hesiodos, "İşler ve Günler" adlı eserinde ahlâk, tarım ve gemicilik üzerine bilgiler vermiştir.

    Türk edebiyatında da didaktik şiire örnek olabilecek birçok eser vardır. Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig\, Âşık Paşa'nın Türklere tasavvufu öğretmek için yazdığı Garipnâme'si, Nabi'nin oğ*luna devrin yaşayış ve geleneklerini, İslam ahlakı*nı öğretmek için yazdığı Hayriyye adlı mesnevisi didaktik eser örnekleridir. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatında da Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif gibi sanatçılar bu yolda önemli eserler vermişlerdir.

    UYARI:
    Didaktik şiir akla seslenen bir tür olduğu için bi*lim, sanat, ahlâk ... kurallarını öğretme dışında, duyguya değil akla dayanan başka şiir dallarını da içine alır. Bu bağlamda "satirik şiir" olarak da bilinen hiciv I yergi şiirleri de didaktik şiir sayılır. Yine fabl, manzum öykü ve manzum mektup türleri didaktik şiir kapsamındadır.

    Didaktik Şiir Örnekleri:İki sapan yap kendine evinde

    Biri parçasız olsun, biri parçalı
    Biri kırılırsa ötekine koşarsın öküzleri
    Dingil için defne ve karaağaç iyidir,
    En az onlar kurtlanır.
    Güçlü bir çift öküz bul dokuz yaşlarında
    Bu yaş, öküzlerin ****kanlılık çağıdır
    İşe en elverişli oldukları çağ
    Çift sürerken kavgaya tutuşmaz
    Sapanı kırıp işi yarım bırakmazlar
    (Hesiodos, "İşler ve Günler"den)

    Şunlar ki çoktur malları
    Gör nice oldu halleri
    Sonucu bir gömlek imiş
    Anın da yoktur yenleri
    (Yunus EMRE)

    Güzel dil Türkçe bize
    Başka dil gece bize
    İstanbul konuşması
    En sâf, en ince bize
    Yeni sözler gerekse
    Bunda da uy herkese
    Halkın söz yaratmada
    Yollarını benimse
    (Ziya GÖKALP)

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
    Bilmem ki ölüm var mıdır ondan daha alçak!
    Ey dipdiri meyyit: "İki el bir baş içindir."
    Davransana eller de senin, baş da senindir.
    Ye's öyle bataktır ki düşersin, boğulursun
    Ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
    (M. Âkif ERSOY)

    5. DRAMATİK ŞİİR

    İnsan yaşamının değişik boyutlarını, tutku, özlem, istek, kaygı ve korkularını gerçeğe uygun biçimde eyleme dönüştürerek veren şiirlere dra*matik şiir denir. Dramatik şiir bir yönüyle epik şiir*le kesişir. Kimi edebiyat kuramcılarına göre dra*matik şiir, epik şiirden doğmuş ve tiyatroyu oluş*turmuştur.

    Dramatik şiirde olaylar gelişimiyle birlikte öyküleştirilir; şiirsel söyleyiş içinde insan yaşamı ey*leme dönüştürülür. Manzum yazılmış tiyatrolar (tragedyalar, komedyalar ve dramlar) dramatik şiir örnekleridir. Dramatik şiirler, tiyatro türlerinde konuşma yerine kullanılırlar.

    Eski Yunan edebiyatında Aiskhylos, Sop*hokles, Euripidies, Aristophanes manzum tiyatro-larıyla tanınmıştır. Türk edebiyatında dramatik şi*ire örnek olabilecek eserler veren başlıca kişiler ise Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi sanatçılardır.

    Dramatik Şiir Örnekleri:

    [Aristophanes, "Eşekarıları" adlı eserini yozlaşan adalet mekanizmasını ve onu yozlaştıran Kleon'u yermek için yazmış; siyaset adamlarına âlet olan satılmış yargıçlar, yurttaşları arı gibi soktukları için onları eşekarılarına benzetmiştir.

    Eski Atina'da meslekten yargıç, savcı ve avu*kat yoktu. Gönüllü yurttaşlar mahkemelerde görev alırdı. Philokleon adında bir ihtiyar, yargıç olma tutkusuna kapılır. Oğlu Bdelykleon, babasını bu huyundan vazgeçirmek için onu eve kapatır. Öteki yargıçlar Philokleon'u da alıp mahkemeye gitmek üzere, eşekarıları kılığında, sabahleyin erkenden gelirler. Aşağıdaki parçada koro (yargıçlar)ile Phi*lokleon arasındaki diyalogdan bir bölüm verilmiş*tir.

    Philokleon:
    Dostlar çoktan duydum sesinizi
    Ama çıkıp gelemem ardınızdan
    Bırakmıyorlar beni mahkemeye
    Gidip yargı vermeye
    Canlara kıymaya bırakmıyorlar
    Koro:
    Kimmiş o? Söyle dostlarına
    Kimmiş seni eve kapayan
    Philokleon:
    Kendi oğlum. Ama duymasın sakın
    Şurda yatmış uyuyor,
    Alçak sesle konuşun.
    Koro:
    Niçin yapıyor bunu?
    Oğlun ne ister senden?
    Philokleon:
    "Yargıç olma, can yakma" diyor.
    Sözünü dinlersem
    Kuş sütüyle besleyecekmiş beni
    istemem eksik olsun kuş sütü.
    (Aristophanes)
    bilalekrem ve sait20 bunu beğendi.
  6. bilalekrem

    bilalekrem Üye

    Katılım:
    17 Nisan 2008
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok teşekkür ederim
  7. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.292
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    Rica ederim :)

Sayfayı Paylaş