Şiiristan :)

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Kübra_28 tarafından paylaşıldı.

  1. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0

    Bazen...
    Yıldızları süpürürsün farkında olmadan...
    Güneş kucağındadır... Bilemezsin...
    Bir çocuk gözlerine bakar... Arkan dönüktür...
    Yüreğinde kuruludur orkestra... Duymazsın...
    Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun... Anlamazsın...
    Uçar gider... Koşsan da tutamazsın !...
    (W.Shakespare)
    _____________________________________________________________

    Sol Yanım Acıyor Annem

    Merhaba anne,
    Yine ben geldim.
    Merak etme okuldan çıktım da geldim.
    Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
    Onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen,
    Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
    Öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
    Şimdi iyi biliyorum anne.
    Hani geçen geldiğimde
    Şuram acıyor işte şuram demiştim de
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    Bak şimdi söylüyorum
    Şuram işte,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Hem de her gün acıyor anne her gün.
    Dün sabah annesi Ayşe' nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi.
    Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
    Ben de ağladım,
    Ağladım hiç de utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi.
    Düştüm dizim çok acıyor dedim.
    Yalan söyledim anne.
    Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
    Bugün bende saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim.
    Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
    Bari okula sen götür dedim.
    "kızım, iş" dedi.
    Ben de banane dedim, ağladım.
    "kızım, ekmek" dedi babam.
    Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    Ha bi de sol yanım yine çok acıdı anne.
    Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
    Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
    Babam hepsini birlikte yıkıyor.
    Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama
    Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
    Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    Hava kararıyor, ben gideyim anne.
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını,
    Çiçeklerini kim koparıyor.
    İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
    Eve gidince aklıma geliyor bi de bunun için ağlıyorum anne.
    Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
    Şu kavanozda biriktirdim.
    Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
    Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne
    Bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
    Ha unutmadan,
    Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım.
    Öğretmen anlarsa çok kızar ama bana ne kızarsa kızsın.
    Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
    Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
    Hiç bir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne,
    Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
    Mutlaka gel anne,
    Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
    Sol yanım acıyor anne.
    İşte tam şurası,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Seni çok özledim,
    Anne çok...


    (Bedirhan Gökçe)
    _____________________________________________________________

    Ayyüzlüm

    Zaman hancı bulut yolcu
    Şimdi gitti en son yolcu
    Bitmedi mi hasret borcu
    Neredesin ayyüzlüm

    Gece çöker günler solar
    Gözlerime yaşlar dolar
    Hatıralar bende ağlar
    Neredesin ayyüzlüm

    Karakollar mı kuruldu
    Kelepçeler mi vuruldu
    Bak bugünde akşam oldu
    Neredesin ayyüzlüm

    Gençliğim dizleri üstüne çökmüş,
    Kapaklanınca sevda yoluna.
    Bir doğuş yaratıldı çırılçıplak!

    Ve......ve sen sen ayyüzlüm.......

    Kurumuş yaprak gibi düşerken dalından
    Bir ahh.. gibi uzun sesli,
    Koptun dudaklarımdan

    Dön ayyüzlüm..... dön...
    Neredeysen dön....
    Sensiz olmuyor....

    Kan damlıyor gözlerimden kan
    Gücün varsa gel...gelde sende dayan

    Çünkü ben....son nefes gibi titrek
    Çünkü ben....çırılçıplak
    Çünkü ben....sensizim
    Çünkü ben....Çünkü ben...

    (Ömer Faruk Güney)


    _____________________________________________________________

    Otuz Beş Yaş


    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim:
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yasa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne donup duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

    N'eylesin olum herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak
    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak.
    Taht misali o musalla taşında.

    (Cahit Sıtkı Tarancı)

    _____________________________________________________________

    MASUMCA

    İmkansız olduğunu bile bile seversin
    Dokunmayacağını bile bile tutulursun
    Yaşamayacağını bile bile bağlanırsın
    Görmeyeceğini bile bile yanarsın
    Belki bunu bilir ama bilmez
    Sever ama sevmez
    Görür ama görmez
    İçindedir, kimse alamaz
    O senindir, sana aittir
    Erişilmezdir
    Aşktır, sevdadır
    Bitmez...

    _____________________________________________________________

    Ben Sana Mecburum


    ben sana mecburum bilemezsin
    adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    büyüdükçe büyüyor gözlerin
    ben sana mecburum bilemezsin
    içimi seninle ısıtıyorum

    ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    bu şehir o eski İstanbul mudur?
    karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    sokak lambaları birden yanıyor
    kaldırımlarda yağmur kokusu
    ben sana mecburum sen yoksun

    sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
    insan bir akşam üstü ansızın yorulur
    tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
    eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
    durup köşe başında deliksiz dinlesem
    sana kullanılmamış bir gök getirsem
    haftalar ellerimde ufalanıyor
    ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    ben sana mecburum sen yoksun

    belki Haziranda mavi benekli çocuksun
    ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
    belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
    kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    bu kurtlar sofrasında belki zor
    ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    sus deyip adınla başlıyorum
    içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    hayır başka türlü olmayacak
    ben sana mecburum bilemezsin...


    (Atilla İLHAN)
    ______________________________________________________________

    PERGEL

    Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
    İki başımız var, bir bedenimiz
    Ne kadar dönersem döneyim çevrende
    Er geç başbaşa verecek değil miyiz?


    (

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    )
    ______________________________________________________________
    EY KÖR!..

    Ey kör!Bu yer, bu gök, bu yıldızlar,boştur boş!
    Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
    Şu durmadan kurulup dağılan evrende
    Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!


    (

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    )
    _____________________________________________________________

    SENİNLE BAŞLADIM BİTSİN SENİNLE

    Be gün be gün ben seni düşünürüm
    Sen benim her şeyimsin ey sevgili
    Rüzgarlara ezberlettin türkülerimi
    Ben hep uzaklara türkü yazarım
    Sılamsın sevdamsın sabır taşımsın
    Kalemim adından başka ad yazmaz
    Bu kütükte başka bir ad okunmaz
    Narına nuruna kurban olduğum
    Seven sevdiğinden asla yakınmaz…

    Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
    Terhis olsam gidecek bir yerim yok
    Yüreğimden başka silah taşımam
    Bütün adresleri iptal ettim
    Benim senden özge gerçek yarim yok
    Sen benim her şeyimsin ey sevgili
    Ben rol gereği aşık değilim
    Deme bu garibin benimle işi ne
    Aşkın beni teşhir eder sesim içime saklanır
    Aklanırsa adım seninle aklanır…

    İstersen durmadan adres değiştir
    Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni
    Ben türkülerde tanıdım Fizan ı Yemen i
    Anlasam ki sesin sesime değmiştir
    Bütün gemileri yakar giderim
    Bu bir taahhüttür sına beni
    En deli rüzgarların önüne sür bulut bulut
    Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut
    Son kurşunu kendime sıkar giderim…
    Bir et kemik torbası değilim ben
    Bir hasar raporu değil yazdığım
    Bir aşk mektubudur ey sevgili,kızıl kıyametten önce..
    Ve görmek için bakmaya gerek yok
    Her dilde güzeldir senin adın
    Meydanlara sarsılır sen ortaya çıkınca
    Yeter ki görecek göz,göz olsun
    Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
    Dil hicabından lal olmalı seni anarken
    Ey benim tabibim tacidarım
    Gündönümüdür ben seni bekliyorum
    Seninle başladım bitsin seninle..


    (Yusuf HAYALOĞLU)
    _____________________________________________________________
    Aşk Mahkemesinin Sevda Mahkumuyum...



    Âşık olacağım, bir yüreğe rastlamış,
    Ve ona gözlerimle seni seviyorum deyip,
    Çok büyük bir suç işlemiştim bilmeden.
    Ve hemen ardından,
    Önce suçlandım,
    Sonra tutuklandım,
    Ve sevdanın mahkemesine çıkartıldım.
    Dün ilk duruşmam görüldü.
    Önce bakışlarımdan yargılandım.
    Sonra ortalığa saçılan duygularımın,
    Hesabını verdim.
    Gözlerimde ona karşı olan sevdam
    Ve çevreye vermiş olduğum
    Duygu kirliliğine karşı suçlarım sabit olup
    Bir daha aşka tövbe etmem ve bu şekilde
    Islah edilmemi istedi, yargılayanlar.

    Uzun bir iddianame vardı hakkımda okunan.
    Duygu hâkimi sordu,
    Çıkardığın yürek yangınları ile
    Neden böyle ortalığı kasıp kavuruyorsun,
    Neden öyle derin bakıyorsun,
    Bakarken kanatıyorsun,
    Yangın yerine döndü her yer,
    Yüreğim dile geldi derinden bir sızıyla,
    Tek suçum sevmek,
    Bir sevda mahkûmuyum.
    Ne zaman uğrunda ölecek bir yürek görsem
    Ve karşılıksız kalsa sevdam,
    Yangın yerine döner her yer,
    Acı çekerim,
    Acımı yaşarken de,
    İşte böyle her şeyi yakarım,
    Yıkarım dünyaya kapatırım
    Tüm kapılarımı...
    Sonrada ölüm oruçlarına başlarım,
    Aşkla sevdayla beslenmeyen,
    Duygulara aç gezen çarpışlar,
    Yüreğim günden güne,
    Kurutur içinde acıyla yaşadığı duyguları,
    Tüketir sevdaları,
    Ve sonra mermere döner taşlaşırım....
    Ve öylece devam eder bu kısır döngüde sevişler....

    Bu benim ilk vukuatım değil,
    Bundan öncede sicilimde aynı suçtan birkaç cezam var,
    Ruhsatsız aşk bulundurmak,
    Kalbe izinsiz sızmak,
    Ve duygulara uygunsuz demir atmak....
    Benim suçlarım bunlar.
    Ama ceza çok ağar.
    Çarpan yürek
    Bir türlü aşka tövbekâr olamıyor.
    Ben ne zaman ki yaşamaktan vazgeçersem,
    Ve kalbim artık aşk çarpıntılarına
    Dayanamayıp isyan ederse,
    İşte o zaman ben ölürüm.
    Öldüğüm günde cezam tecelli etmiş olur.
    Sevdamı dava edenlerin duygularına,
    Kara kara bulutlar oturur.
    Ahım kalır üzerlerinde ağır bir yük gibi.
    Öyle ağırdır ki aşk azabı,
    Ezilir günden güne davacılar....
    Beni suçlayanlar da işte o zaman
    Vicdan azapları ile
    Cehennemde savrulur...

    (Güliz Katkar)

    Esarre_Timm bunu beğendi.
  2. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    Ellerine sağlık . Güzel olmuş ! :)
  3. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    sağolasın...;)
  4. Esarre_Timm

    Esarre_Timm Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2011
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Çookk Güzel olmuş.Emeğine sağlık_!
  5. Kübra_28

    Kübra_28 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    471
    Beğenileri:
    203
    Ödül Puanları:
    0
    sağol. beğenmene sevindim

Sayfayı Paylaş