Simya

Konu 'Kimya 9. Sınıf' bölümünde kLoNiK tarafından paylaşıldı.

  1. kLoNiK

    kLoNiK Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2010
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    4
    Yer:
    İstanbul/Bostancı

    Empedokles (M.Ö. 483-423) ; Empedokles, bu güne kadar varlığından bahsedilen üç elemente (su, hava ve ateş) birde toprağı ekler. Bu dört maddenin çeşitli oranlarda birleşmesiyle diğer maddelerin oluştuğunu, ayrışmasıyla da maddelerin değiştiğini savunur. Empedokles, evrendeki hiç bir şeyin yok olmadığını sadece dönüşüme uğradığını (kütlenin koruma kanunu) savunur."
    Simya, bir saflaştırma sanatıdır. Simyacılara göre "madde; hastadır ve iyileştiğinde altın (temiz ruh) ortaya çıkmaktadır." Altın ve Gümüş mükemmel metaller olup diğerleri mükemmel olmayan metallerdir. Bir teoriye göre metaller; demir > bakır > kurşun > kalay > cıva > gümüş > altın sırasını izleyerek altına dönüşmektedir. Sırf bu düşünceden dolayı orta çağda altın elde etmek için türlü çalışmalar yapılmıştır.

    • Simyanın gelişimi dikkate alındığında, simya:

    • 1. PRATİK SİMYA

    • 2. MİSTİK (EAZOTERİK) SİMYA, şeklinde iki kısma ayırmak mümkün.
    Demokrit (M.Ö. 460-370); Buğdayın bölünerek una dönüşmesi, büyük kum taneciklerinin ufalanmasını, hatta en saf madde olan altının bile aşınmasını görüyor, öyleyse atom; "maddelerin bölünemeyen en küçük birimi olmalıdır," fikrine götürüyordu. Ona göre hareket, hem maddelerin hem de onların en küçük tanecikleri olan atomların özelliğidir. Madde başlangıçsız ve sonsuzdur. Hiç bir şey yoktan var edilemediği gibi, vardan da yok edilemez (madde ve enerjinin korunumu kanunu).
    Aristo(M.Ö. 384-328): Antik çağın en etkin ve en büyük otoritesi olan Aristo ve onun izleyicileri; maddenin atomlu yapıda olduğu görüşünü küçümseyip maddelerin bir "yüksek aklın" görüntüleri olduğunu savundular. Aristo'ya göre yüksek aklın kurduğu evrende her şey, topraktan doğup toprağa dönerdi. Bu dönüş zinciri; toprak > ateş > hava > su ve yeniden toprak şeklindeydi
    1.PRATİK SİMYA: Maddenin hasta olduğunu ancak saflaştırılabileceğini ve saflaştırıldığında altına dönüşeceğini savunan ve bu yönde çalışmalarını yürüten bir ekoldür. Ancak altını saf olarak elde etmek için yapılan rastgele ve bilimsellikten uzak bu tip çalışmalar bazen değişik ve yararlı şeyleri bulmaya da yarı yordu. Maddeleri karıştırıp ısıtırken, nitrik asiti (HNO3), sülfirik asiti (H2SO4), tuz ruhu elde etme yöntemlerini buldular. Kükürtün (S), cıvanın (Hg), Arseniğin (As) kimi özelliklerini de öğrendiler Mesela; Alman bilim adamı Hennig Brand simyacıların etkisinde kalarak " insan idrarının saflaştırılmasından altın elde edileceğine inandı. Yaptığı çalışmalar sonunda altın değil de, fosforu elde etti."

    • Daha sonraki aşamalarda kimya bilimine temel teşkil edecek olan pratik simyacılar, deneme yanılma yoluyla çalışmalarını sürdürdükleri için ve belli bir sistematik temelleri olmadıkları için, simya bilimsellikten uzaktır.
    Epikür (M.Ö. 347-270); Demokritin görüşlerini, antik çağın en büyük iki devi Platon ve Aristo'ya karşı ateşli bir biçimde savundu. Epikür; evrenin atomlar ve onların hareketinden oluştuğunu savundu.
    721-815) Ebu Musa Cabir ibn-i Hayyan : Avrupa'da "Geber"; adıyla bilinir. Cabir İslam felsefesini çalışmalarına yansıtmıştı. Cabir, metal ve mineralleri canlı sayarak, zaman içinde olgunlaşıp kıvama geleceklerini öne sürer. Bu görüşe göre; tuzlar, vitriyoller, sap ve kükürt bir yılda, tüm metaller birkaç yılda, değerli taşlar ise bir yüzyılda olgunlaşırlar
    B MİSTİK SİMYA (ezoterik) : Ezoterik simya insanın içine yönelmesi, saflaşması esasına dayanır. İnsanlar saflaştıkça karmaşık olan maddeden sıyrıla bilirler. Ezoterik simyada amaç felsefe taşına ulaşmaktır. Filizof taşını kullanarak gizli gizemli reçetelerle değersiz taşı altına dönüştürdüğü gibi insanları da içe doğru derinleştirerek ölümsüzlük iksirini bulacaktır.

    • Tüm insanların özünde tanrıdan bir parça vardır. En değerli hazine kendi vücudunun merkezindedir. İçine doğru derinleş ki, tanrısal olanı bulasın. İnsanın ruhu tanrıyla birleştiğine göre, ruh ölümsüz dür. Anlaşılacağı gibi simyacılar bir nevi filizoflardır.
    Ebubekir Muhammed bin Zekeriya el Razi (864-923): Latinlerde Albubator , Avrupa biliminde Rhases adlarıyla tanınmıştır. El Razi, maddeci ve akılcı düşüncelere dayanarak, Cabir'in gizemci alşimisine karşı çıkmıştır.
    Maddenin atomlar ve boşluktan oluştuğu görüsüne dayanarak, uzayda atomlar ne kadar sıkışık kümelenirlerse, oluşturdukları maddenin de o kadar yoğun olacağını hava, su ve toprak örnekleriyle ortaya koymuştur.
    El Razi, simyacıların değerli metalleri elde etme uğraşlarına karşı çıkarak, "çeşitli yollarla sarartılan ya da beyazlatılan maddelerin Altın ve Gümüş olamayacaklarını, yani boyamayla hiçbir maddenin özünün değişemeyeceğini ortaya koymuştur."

    Bir Teşekkür Yeterli :) Konu Sabit Lütfen.
  2. acun97

    acun97 Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    131
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler çok işime yaradı ! :)

Sayfayı Paylaş