Son Durak 5 Geliyor!

Konu 'Tiyatro & Sinema' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]


    Steve Quale’in yönettiği ve Emma Bell, Nicholas D’Agosto, Miles Fisher ile Arlen Escarpeta’nın oynadığı Son Durak 5 (Final Destination 5), 09 Eylül 2011’de Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarılıyor.

    Nereye kaçarsan kaç, nereye saklanırsan saklan…ölümü atlatamazsın.


    Yoksa atlatabilir misin? “Final Destination 5/Son Durak 5”te, her zaman olduğu gibi hazır ve nazır bekleyen Ölüm, tehditkar varlığını önce bir grup mesai arkadaşının şirket gezisi sırasında hissettirir. Otobüs yolculuğu devam ederken, Sam (Nicholas D’Agosto) kendisinin, arkadaşlarının ve birçok başka insanın daha köprünün çökmesi sonucu ölüşüne dair bir öngörü yaşar. Bu öngörü sona erdiğinde, gördükleri gerçek olmaya başlar ve Sam panik hâlinde mesai arkadaşlarından olabildiğince çoğunu, ayrıca dostu Peter (Miles Fisher) ve kız arkadaşı Molly’yi (Emma Bell) Ölüm onları yakalamadan önce felaketten uzaklaştırmaya çalışır.
    Ama hiçbir şeyden şüphelenmeyen bu grubun hayatta kalmaması gerekmektedir; ve, zamana karşı dehşet veren bir yarışta, talihsiz grup yana yakına Ölüm’ün sinsi planlarından kurtulmanın bir yolunu bulmaya çalışırlar.


    Final Destination/Son Durak filmlerinin 3 boyutlu çekilen ikinci yapımı olan “Final Destination 5/Son Durak 5”i ilk kez büyük bir filmin yönetmen koltuğuna oturan Steven Quale yönetti. Filmin senaryosunu Jeffrey Reddick’in yarattığı karakterlere dayanarak Eric Heisserer kaleme aldı. Yapımcılar Craig Perry ve Warren Zide beşinci kez bu görevi üstlenirken yönetici yapımcılar Sheila Hanahan Taylor, Erik Holmberg, Richard Brener, Walter Hamada ve David Neustadter’la birlikte çalıştılar.


    Filmin oyuncu kadrosu başta Emma Bell (“Frozen”, TV dizisi “The Walking Dead”) ve Nicholas D’Agosto (“Fired Up!”, TV dizisi “Heroes”) olmak üzere, Miles Fisher (TV dizisi “Mad Men” ve “Gossip Girl”), Arlen Escarpeta (“Friday the 13th”), Jacqueline MacInnes-Wood (TV dizisi “The Bold and the Beautiful”), P.J. Byrne (“Dinner for Schmucks”) ve Ellen Wroe’dan (TV dizisi “Huge”) oluşuyor. Filmde ayrıca Courtney B. Vance (TV dizisi “Flash Forward”, “ER”), David Koechner (“The Office,” “Anchorman”) ve “Final Destination/Son Durak” serisinin ikonu hâline gelmiş Tony Todd da (“Hatchet II”) rol alıyor.


    Kamera arkasında Quale’e eşlik eden isimler ise şöyle: Görüntü yönetmeni Brian Pearson (“Drive Angry 3D”, “My Bloody Valentine 3D”), yapım tasarımcısı David R. Sandefur (“Repo Men”, “Journey to the Center of the Earth”), kurgu ustası Eric Sears (“Shooter”) ve kostüm tasarımcısı Jori Woodman (“Eight Below”). Filmin müziği ise Brian Tyler’ın (“Fast Five”) imzasını taşıyor.
    New Line Cinema bir Practical Pictures/Zide Pictures yapımı olan “Final Destination 5/Son Durak 5”i sunar. Filmin dağıtımını bir Warner Bros. Entertainment kuruluşu olan Warner Bros. Pictures gerçekleştirecek.

    YAPIM HAKKINDA

    “Ölüm atlatılmayı sevmez…”

    Başarılı korku serisi “Final Destination 5/Son Durak 5”in beşinci yapımında, Ölüm, sistemli bir şekilde kendisinin amansız pençesinden kaçma mücadelesi veren bir grup arkadaşın peşine düşerek, dur durak bilmeyen bir takipçi olduğunu bir kez daha kanıtlar.


    Ölüm, bu kez, bir gecelik bir şirket gezisine çıkmış bir grup mesai arkadaşını hedef almıştır. Gezi otobüsü gidecekleri yere doğru yola koyulur. Kullandıkları güzergah üzerinde 60 metre yükseklikte, altından azgın bir akarsu geçen dev bir asma köprü vardır. Köprü gözlerinin önünde dağılırken, yolcuların yazgıları da çoktan belirlenmiş gibi görünmektedir. Kazayı ilk sezen karakter olan Sam umutsuz bir şekilde onları kurtarmanın bir yolunu bulmaya çalışır. Bir ölçüye kadar da başarılı olur…ya da o öyle sanmaktadır.
    Yönetmen Steven Quale, “Önceki ‘Final Destination/Son Durak’ filmlerinde, ölmeleri kaçınılmazdı; soru, ne zaman ve nasıl olacağıydı. Bu da bir adrenalin patlaması yaşatıyordu. Ama bu filmde, bir hamle ekledik: Birkaçı hayatta kalmanın yolunu bulmuş olabilir” diyor.
    Yapımcı Craig Perry’ye göre, beşinci kez seyirciyle buluşma fırsatı, serinin hayranlarının beklentilerini karşılamanın yanı sıra onları koltuklarında zıplatma olanağı da tanıdı.


    “Bu filmlere bakış açımız her zaman onları bir adım ileriye götürmek yönünde” diyor Perry ve ekliyor: “Hayranlardan öğrendiğimiz şeylerden biri onların hem sürükleyici ve korkutucu bir hikaye hem de eğlenceli bir serüven istedikleri. Dolayısıyla, dozajı gerçekten de artırmaya çalıştık”.


    Yapımcılar Craig Perry ve Warren Zide filmi üç boyutlu çekmek istediklerini bildikleri için, alanında uzman olan Quale’i projeye dahil ettiler. “Steve’in 3-B hakkında unuttukları bile benim bildiğimden fazladır” diyen Perry, şöyle devam ediyor: “Bunu sadece üç boyutlunun değil aksiyon filmlerinin de ustası olan Jim Cameron’la birlikte yirmi yıldır yapıyor. Ayrıca, Steve sinemayı hakikaten seviyor ve ona tutkuyla bağlı. Buna bir de teknik uzmanlığını eklediğinizde, bizim burada yapmaya çalıştığımız şey için mükemmel aday olduğuna emindik”.


    Quale temel önermesinin son derece yerleşik olduğu bir filmde çalışmanın kendisi için serinin iskeletini pekiştirmek anlamında yaratıcı zorluk teşkil ettiğini düşündü. Bu konuda şunları söylüyor: “Dört ‘Final Destination/Son Durak’ filmini de izlediğim bir maraton yaptım ve her birinin en beğendiğim şeylerini not ettim. Sonra kamera arkasında geçtiğimde neler yapacağımı düşünmeye başladım”.
    Senarist Eric Heisserer, “Final Destination 5/Son Durak 5”te çalışmanın bir yazarın rüyası olduğunu çünkü hikaye için yakalayıcı bir öğe bulmak gerekmediğini söylüyor: “ ‘Final Destination/Son Durak’ konsepti, önceki dört film sayesinde, benim izleyici için ön hazırlık yapmamı gerektirmeyen ender durumlardan biriydi. Başından itibaren niyetim sürükleyici bir doğaüstü gerilim yazmaktı ve bunun aynı zamanda bir ‘Final Destination/Son Durak’ filmi olmasıydı. Serinin hayranları gibi, ben de birkaç feci ölüm sekansı istedim fakat aynı zamanda karakterler için ahlaki bir ikilem sunarak serinin söylencesini genişletmek de istedim. Bu ikilem karakterleri en çok neye, ya da kime değer verdikleri sorularıyla boğuşmaya zorluyor”.


    Serinin imzası hâline gelen zincirleme reaksiyon tarzı ölümler izleyicilerin beklentilerinin merkezini oluşturduğu için, bu sahnelerim her seferinde daha büyük ve daha iyi olması gerekiyordu ve bu da yazar için keyifli bir meydan okumaydı. “Benim için en zor şey kesinlikle ölüm sekanslarının koreografisiydi. Senaryolarımızın geçtiği gerçek mekanları birden çok kez ziyaret ettim. Fotoğraflar çektim, çizimler ve röportajlar yaptım. Çoğu zaman, henüz hiçbiri işlenmemiş olsa da, adeta suç mahallindeymişim gibi hissettim…” diyor yazar gülerek ve ekliyor: “Doğru sırada tetiklendiğinde bir karakter için felaket oluşturan küçük, alelade olaylar zincirini yaratmak dikkatli bir dizi planlama gerektirdi. Bu madalyonun diğer yüzü ise bir ölüm sekansı başarılı olduğunda yazması en eğlenceli şey olmasıydı”.
    Yapımcılar ve Quale, ölüm sahnelerine ek olarak, hikaye ve karakter gelişimine de aynı ölçüde değer verilmesi konusunda ısrarlıydılar çünkü izleyicilerin karakterlere ısınmasının önemini biliyorlardı. Bu sağlandığında, karakterlerin ölümünü izlemek çok daha organik ve dehşet verici oluyordu.


    “Köprü ile başlamak üzere dinamik aksiyon sekansları içeren, görsel açıdan nefes kesici bir film yapma hedefiyle yola çıktık” diyen Quale, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama, bana göre, karakterler de izleyicinin takip etmek istediği insanlardır. Onların hikayeleri gerçekten de bu filmin itici gücüne yardımcı oluyor. Bu yüzden, her rol için doğru oyuncuları bulmaya çok zaman harcadık. Bu grup bizim için büyük şans oldu”.


    Perry ise şunları ekliyor: “Bence bu filmde harika bir denge yakaladık. Çöken köprüyle, bugüne kadarki en büyük açılış sekansımızı elde ettik. Sonrasındaysa, bu karakterlerin her birine sadece ne olacağı değil, daha da önemlisi nasıl olacağı konusunda katıksız bir gerilim vardı. ‘Final Destination/Son Durak’ filmlerini diğerlerinden ayıran da işte bu özellik”.

    “Şanslı azınlık felaketi atlatır. Ve sonra birer birer…Ölüm hepsinin peşine düşer”.

    “Final Destination 5/Son Durak 5”in hikayesi bir kariyer krizinin ortasındaki genç profesyonel Sam’in etrafında dönüyor. Sam kağıt fabrikasındaki geçimini sağlayan işte sıkışıp kalmak ile aşçı olma tutkusunun peşinden gidip Paris’e taşınmak arasında kalmıştır. Ama Paris’e gitmek sevdiği kızı kaybetmesine de yol açabilir ki bu çok ağır bir bedel olabilir.


    Sam’i canlandıran Nicholas D’Agosto şunları söylüyor: “Sam’le tanıştığımızda, kafası dağınık çünkü bu şirket gezisine hazırlanması gerektiği sırada kız arkadaşı Molly ondan ayrılıyor. Sonrasında otobüse bindiklerinde, Sam ‘bir şeyler yolunda değil’ hissi yaşıyor ama bunu üstünden atıyor. Ölüm, Sam’in etrafındaki kişileri almaya başlayınca gerçekten çok korkuyor çünkü bunun nedenini, ne yapması gerektiğini, ya da çevresindekilerin ölümüyle hiçbir ilişkisinin olmadığına FBI’ı nasıl ikna edeceğini bilmiyor. Üstüne üstlük, hayatıyla ilgili kararlar vermeye çalışıyor; tabi hayatta ne kadar kalabilecekse”.


    Perry ise, “Nick’in karizmatik ve çekici biri oluşu hâliyle Sam’e de yansıdı. Bu, çok önemliydi çünkü izleyicinin onunla böylesine korkutucu bir serüvene çıkmak istemesi gerekiyordu”. D’Agosto gülümseyerek, “Bu serinin sevdiğim yönü izleyici için şu büyük soruyu açık bırakması: ‘Bu karakterlere Ölüm’ü tekrar gelip peşlerine düşene kadar atlatmalarını sağlayan durugörüleri gösteren varlık kim ya da ne?’ Bence bu hayranların da ilgisini çeken eğlenceli bir soru ama benim cevap vermeyi denemeyeceğim bir soru…bu konuda kendi fikrim olduğu halde” diyor.


    Ölüm, Sam’in yanındakilere ve sevdiklerine ağını atarken, hiç kimseyi meşum planlarının dışında bırakmaz—belki Sam’in hayatının aşkı istisna olabilir. Sam’in kız arkadaşı Molly (Emma Bell) erkek arkadaşına sırılsıklam aşık, tatlı bir kızdır ama hayat yollarının iki ayrı yöne doğru ilerlemekte olduğunu hissetmektedir.


    Molly konusunda, Bell şunları söylüyor: “Küçük bir kasabada yaşıyor ve bundan çok memnun. Bana kalırsa, asla büyük şehre taşınma hayali kurmadı ya da daha büyük bir şeyin parçası olmak istemedi. Sam’e aşık fakat onun kendisininkinden çok daha büyük hayalleri olduğunu biliyor ve ona olan aşkını onun hedeflerinin önünde engel oluşturmadan nasıl dengeleyebileceğinden emin değil. Molly bir seçim söz konusu olsa, Sam’in kendisini Paris’e gitmeye tercih edeceğinin farkında. Ama onu böyle bir konuma sokmak istemediği için bu seçimi onun yerine kendisi yapıyor”.


    Perry, daha önceki bir filmde Bell’i görüp, “‘Kim bu kız? Muhteşem’ dediğimi hatırlıyorum. O yüzden, casting sırasında onun adı geçtiğinde, hemen üstüne atladık. Emma’nın gözleri inanılmaz güzel. Tek kelime etmeden tüm sahneyi kotarabilir” diyor.
    Sam’in en yakın arkadaşı ve işteki amiri Peter’ı Miles Fisher canlandırdı. “Oldukça düz bir bakış açısına sahip, iki kere iki dört eder diyen türde biri” diyor Fisher, Peter için ve ekliyor: “Ölüm onun ve arkadaşlarının peşine düştüğünde, mantıklı bir açıklama bulmak için mücadele ediyor çünkü düşünce şekli başka türlüsüne elvermiyor. Ve sonunda Ölüm onun en yakınındaki kişiyi aldığında, sanırım içinde bir şeyler kopuyor; kafasına ve kalbine bir türlü söz geçirip olan bitenden bir anlam çıkaramıyor. Kendini kurtarmak için umutsuzca çırpınıyor”.


    Perry, Peter karakterinin belki de seride bugüne kadarki en büyük değişim gösteren karakter olduğunu ve filme daha önce işlemedikleri türde dramatik bir anlatım kattığını söylüyor: “Hayranlar için kutumuzda pek çok eğlenceli sürpriz var ama sanırım en ilginçlerinden biri, bir karakterin çevresindeki dünya yıkılmaktayken, kendini kurtarmak için ahlaksızca yollar arayışını izlememiz. Üçüncü perdede elle tutulur bir antagonist daha önce filmlerimizde yer almayan bir özellik”.


    Fisher serinin standardına aykırı bir karakteri canlandırmaktan keyif aldığını şöyle ifade ediyor: “Bu filmlerin müthiş olan yönü insanların oyunun kurallarını bilmesi. Herkes muhtemelen korkunç bir şekilde öleceğini biliyor; ve bunun eğlenceli yanı da izleyicilerin damarına basmak. Kazalar her gün oluyor; küvetinizde, solaryum yatağınızda, yarış pistinde, uçağa her binişinizde. Bu filmler hayal gücünüzü ateşliyor ve sizi korkuya sürüklüyor ama bunu mizahi bir anlatımla yapıyor. Bununla oynamak ve farklı bir düzeye taşımak eğlenceliydi”.


    Peter’ın kız arkadaşı Candice’i canlandıran Ellen Wroe daha önce jimnastikçi olan genç bir aktris. Yapımcıların aradığı şey tam da buydu. Aslında, aktrisin filmlerle ilk olarak tanışması da jimnastik yaparken olmuştu. “Yarıştığımız zamanlarda her Cumartesi gecesini birimizde geçirir ve korku filmleri izlerdik. Bunların arasında ‘Final Destination/Son Durak’ filmleri de vardı. Aklımı kaçıracak kadar çok korkar ve gözlerimi kapatırdım ama sonra o filmleri tekrar tekrar izlerdik” diyor Wroe.


    Quale ise Wroe’nun doğru kişi olduğuna dair en ufak şüphesinin olmadığını belirtiyor: “Ellen’da cesaret ve telaş vardı. Ayrıca, eski bir jimnastikçiydi. Onu görür görmez arayışımızın sonuna geldiğimizi anladık, Candice’i bulmuştuk”. Bu spordan yedi yıldır uzak kaldığı için, dublör koordinatörü J.J. Makaro iki dublöre Candice’in bir dizi karmaşık performans sergileyeceği sahne için hazırlık yaptırdı. Ama, Makaro dublörlerin gerekli olmadığını söylüyor: “Ellen muazzam bir sürprizdi. Performansın daha karmaşık bölümleri için dublöre ihtiyaç duyabilir diye tamamen hazırlıklıydım fakat Ellen spor salonuna gitti ve hazırlanmaya başladı. Ne zaman ki ona yardım edebileceğimiz bir noktaya geldiğimizi düşünsek karşımıza geçip bizi hayrete düşürüyordu. Sonunda jimnastik antrenörümüz, ‘Tüm bunları yapmak için ihtiyacımız olan kişi Ellen’ dedi. Onun çalışma ahlakı ve azmi etkileyicilikten çok öteydi”.


    “Bunca yıl ayrı kaldıktan sonra tekrar forma girmek ve eski düzeyime dönmek biraz zordu ama bu zorluğa hazırdım” diyor Wroe ve ekliyor: “Birkaç hafta sonra günde 3-4 saatlik antrenmanlar yapabiliyordum ve becerilerimin çoğu geri gelmeye başladı”.
    İş ahlakı pek fazla olmayan bir karakter ise Isaac. O, her ofiste olup herkesi sinir ediyormuş gibi görünen, bayanlar tarafından tamamen görmezden gelindiği halde bunu sürekli olarak değiştirmeye çalışan kişi. Korku türüne yeni adım atan P.J. Byrne bu rolü oynamaya istekliydi. “‘Bir daha beyaz perdede böyle ölme fırsatını, hele hele üç boyutlu olarak, nerede bulacağım?’ diye düşündüm. ‘Final Destination 5/Son Durak 5’ta oynama isteğim böyle ateşlendi” diyor aktör.

    ~Ab-ı Hayat ~ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş