Sorular

Konu 'Biyoloji 9. Sınıf' bölümünde ÖzLem BuLut tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. ÖzLem BuLut

    ÖzLem BuLut Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2009
    Mesajlar:
    22
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    1 vit*****n özellikleri
    2 protein ve yağların 5er görevleri
    3 monosakkaritler
    4 enzim kafktör, koenzim, substrat, aktivatör, inbilör nedir ?
    5 enzimlerin çalışmasına etki eden faktörler nelerdir ?
    6 enzimlerin özellikleri
    7 nükleoidlerin yapısı
  2. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    1 vit*****n özellikleri


    Vücut direncini arttırırlar.



    · Enzimlerin yapısına katılırlar.





    · Düzenleştiricidirler,enerji vermezler,sindirilmezler.



    · Bir kısmı besinde bulunduğu şekliyle vitamin özelliğinde değildir.Bunlar vücuda alındıktan sonra vitamin özelliği kazanır.Bunlara provitamin denir.



    · Yağda eriyen vitaminler A,D,E,K

    Suda eriyen vitaminler B,C 'dir.



    · İnsan vücudunda A,B,D,K sentezlenir.

    · A,D,K karaciğerde depolanır.Diğerlerinin fazlası atılır.



    2 protein ve yağların 5er görevleri

    Proteinler
    Proteinlerin görevleri; Büyüme ve gelişmeyi sağlarlar. Hücresel yapıların oluşumunda rol oynarlar. Bazı hormonlar ve enzimlerin üretilmesinde gereklidirler. Hastalıklara karşı savaşan maddeleri üretirler. Vücud için bir enerji kaynağıdırlar. Proteinlerin önemi organizma için üstlendikleri görevler açısından temel bir anlam taşır.


    Yağların görevleri:

    1. Vücudun ısı yalıtımını sağlarlar.

    2. Vücudu darbelere karşı korurlar.

    3. Hücre zarının yapısına katılırlar.

    4. Hormonların yapısına katılırlar.

    5. Depo besin maddesi olarak görev yaparlar.

    6. İç organların etrafını sararak onları korurlar.
  3. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    Monosakkaritler

    Monosakkaritler, su ile daha küçük birimlere parçalanamadıklarından basit şekerler, tek şekerler, monozlar olarak da bilinirler.Bu sekerler karbonhidratların en küçük yapı birimidir. Çoğu Cn(H2O)n formülüne uyar. Bazı monosakkaritler tatlıdır. Zincir veya halkalı yapıya sahip olup, genellikle 3-6 arasında karbon (C) atomu taşırlar. Moleküllerindeki karbon sayılarının Latincelerinin sonuna -oz eki getirilerek gruplandırılırlar. Üç karbonlu olanlar trioz, dört karbonlular tetroz, beş karbonlular pentoz, altı karbonlular heksoz adını alırlar. Pentozlardan riboz (C5H10O5) ve deoksiriboz (C5H10O4) nükleik asitlerin yapısına girer. Hücre zarından difüzyon ile kolay geçerler.

    Besin kaynağı bakımından önemli olan monosakkaritler heksozlardır. Bunlardan glikoz, fruktoz (levüloz) ve galaktoz en önemlileridir. Sindirilmeden kana karışırlar. Hepsinin kapalı formülleri C6H12O6 şeklinde olup birbirlerinin izomeridirler.

    İçerdikleri C sayısına göre monosakkaritler:

    3C'li şekerler : Gliser aldehit (Triozlar)
    5C'li şekerler : Riboz, Deoksiriboz (Pentozlar)
    6C'li şekerler : Glikoz, Galaktoz, Fruktoz (Hegsozlar)
    6 C'li monosakkaritlerin difüzyon hızları şöyledir. Galaktoz > Glikoz > Fruktoz. Bunun yanında Glikozun ayracı Fehling veya Benedik çözeltisidir. Ayraç glikozla birleşince kırmızı olur.


    enzim kafktör, koenzim, substrat, aktivatör, inbilör nedir ?

    Enzim: Biyolojik katalizor olarak özetlemek mümkün ama yaptiklari isleri, cesitliliklerini, özelliklerini özetlemek pek de kolay degil. Aslinda kendileri protein olan enzimler, biyokimyasal tepkimelerin daha hizli gerceklesmesini saglarlar ve kendileri tepkime sonunda degismeden kalir. Bircok biyokimyasal tepkime enzimler varliginda gerceklesir. Biyokimyasal tepkimelerdeki stereoseciciligin de bas kaynagidirlar. Bu nedenle enzimler, organik kimyadaasimetrik sentez yaparken de siklikla kullanilir. Enzimler, sicaklik ve pH degisimlerine karsi cok hassastirlar. Calisma prensiplerinde 3 boyutlu yapilari oldukca önemli oldugundan sicaklikla da bu yapi kolaylikla degistiginden dolayi, enzimler genel olarak yüksek sicakliklarda inaktif olmaktadirlar. Buna denaturasyon denir. pH calisma araligi enzimden enzime oldukca degistigi icin bunun icin birsey söylemek daha zordur.
    Koenzim ve kofaktör
    Koenzim, organik ya da inorganik, çoğunlukla fosfat içeren ve protein kısmına göre çok daha küçük moleküllü kısmı.Enzimde faaliyet gösteren ve esas işi yapan bu kısımdır. Koenzim kısmı, genellikle protein kısmından ayrılabilir. Yapılan analizlerde birçok vit***** bünyesinde bulundurduğu saptanmıştır. Tüm vitaminler vücut hücrelerinde koenzimlerin parçası olarak işlev görürler.



    Bazı enzimlerin aktif hale gelmeleri için protein yapısında bulunmayan metal iyonlarından oluşan ve kofaktör adı verilen yan gruplara ihitiyaç duyulur. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, çinko gibi mineraller kofaktör olarak bazı enzimlerin aktiviteleri için şarttır. Örneğin DNA-polimeraz enzimi için çinko, üreaz enzimi için ise nikel yan grup olarak gereklidir.
    halit063 bunu beğendi.
  4. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    Substrat
    Substrat, biyokimyada enzimlerin tepkimelerinde işlenen maddelere verilen addır. Kimyasal tepkimeler sonucunda, enzimler vücuttaki biyokimyasal işleyişi hızlandırırlar. Substrat ise sentezlenen veya ayrışan maddelere verilen isimdir. Substratlar büyük yapılı veya küçük yapılı olabilirler. Enzimlerin tepkimelerinde; formülün ilk tarafında yer alan maddeler daima substrattır. Substratlar tepkimelerin sonunda daha büyük veya daha küçük ürünleri meydana getirebilirler. Her substratın işlenmesi için vücutta farklı tür enzimler yer almaktadır.

    Aşağıda hidrojen peroksit molekülünün (substrat) enzimler aracılığıyla su ve oksijene ayrışması gözlenmektedir;

    2 H2O2 → 2 H2O + O2.

    Aktivaktör
    enzimlerin etkisini hızlandıran kimyasal maddelerdir.



    enzimlerin çalışmasına etki eden faktörler nelerdir ?


    Enzimlerin Çalışmasına Etki Eden Faktörler : Sıcaklık

    Sıcaklık 10 °C yükseldiğinde tepkime hızı iki misli artar; yani tepkime hızının yükselmesi, sıcaklıkla doğru orantılıdır. Fakat belirli bir noktadan itibaren düşmeye başlar ve tamamen durur. En iyi çalışabileceği sıcaklığa Optimum Sıcaklık denir. Yüksek sıcaklıklarda enzimler etkisizdirler (genellikle 55-60 °C'de). Bazı ılıcalarda yosunlar 80 °C'de yaşabilirler; fakat bunun üzerindeki sıcaklıklarda enzimleri tamamen koagüle olur ve bir daha etkili hale geçemez. Optimum noktanın biraz üzerinde enzimler etkisiz olmasına karşın, sıcaklık düşünce tekrar etkili hale geçebilirler. Fakat bu sıcaklığın devamı ya da sıcaklığın biraz daha yükselmesi enzimlerin etkinliğini sonsuz olarak ortadan kaldırır. Enzimlerin etkisiz hale geçmeleri ile proteinlerin koagüle olması arasında büyük bir ilişkinin olması, onların, büyük bir kısminin proteinlerden yapıldığım kanıtlar. Doğal olarak enzimler, proteinlerin bir kısmı gibi üçüncül yapıya sahiptir veya en azından moleküllerinin bir kısmı bu yapıdadır. Fakat yüksek sıcaklıklarda bu helozonik ya da üçüncül yapı parçalandığından ya da birbiri üzerine yığıldığından, protein koagüle olur ve enzim etkisiz hale geçer (sütün kaynatılmasında, bakteri enzimlerinin etkisiz hale geçmesi ile ekşime önlenir; bu yoldan teknikte büyük ölçüde yararlanılır; konserve vs. yapımında). Düşük sıcaklıklar enzimin etkinliğini azaltır. 0°C'de enzim ya hiç ya da pek az işlev gösterir; fakat soğuğun enzimin yapışım bozduğu görülmemiştir. Sıcaklık eski hale döndüğünde etkinlik yine başlar (dondurmak suretiyle besin maddelerinin saklanması, yine enzimlerin etkisiz hale geçirilmesiyle sağlanır), insan vücudunda, daha doğrusu sabit sıcaklıklı hayvanlardaki enzimler çoğunluk 37°C'de optimum etkindirler. Daha yüksek sıcaklıklarda (çocuklarda 42, yetişkinlerde 41 °C) enzimler etkisizleşirler; çok defa da koagüle olurlar.


    Enzimlerin özellikleri

    Yalıtılan enzimlerin tümü protein yapısındadır ya da protein kısmı bulundururlar. Etki ettiği maddenin sonuna "Ase = Az" eki getirilerek ya da katalizlediği tepkimenin çeşidine göre adlandırılırlar. Örneğin, kitine etki eden kitinaz enzimi vs. Çok defa renksizdirler, bazen sarı, yeşil, mavi, kahverengi ya da kırmızı olabilirler. Suda ya da sulandırılmış tuz çözeltisinde çözülebilirler. Fakat mitokondrilerde bulunan enzimler lipoproteinler ile bağlandığından (bir fosfolipit-protein kompleksi) suda çözünmez. Enzimlerin etkinlikleri akıllara durgunluk verecek derecededir; örneğin, sığır karaciğerinden elde edilen ve bir molekül demir içeren katalaz enzimi, bir dakikada, O C°'de 5.000.000 hidrojen peroksit (H2Cy molekülünü H2O ve 1 /2 O2'ye parçalayabilir. Enzimin etki ettiği bileşiğe "Substrat" denir; bu durumda hidrojen peroksit katalazın substratıdır. Enzimin saniyede etki ettiği substrat molekül sayışma Enzimin Etkinlik Değeri = Turnover Sayışı denir. Bu O C°'de katalaz enzimi için 5.000.000 dür. Bazı enzimler tepkimelerde yan ürün olarak vücutta H2O2 meydana getirdiğinden ve bu da vücut için zehirli olduğundan, katalaz enzimi onları sürekli parçalayarak hücreleri korur. Bir molekül katalaz enziminin parçaladığı H2O2'i demir atomu yalnız başına ancak 300 senede parçalayabilir. Ya da mol başına aktivasyon enerjisi için 18.000 kalori vermek gerekir. Kolloyidal platin bu aktivasyon enerjisini 11.700 Kal./Mol.'a, katalaz enzimi de 5500 Kal./Mol.'a düşürür. Bazı enzimler çok özgüldür; yalnız bir substrata etki eder. örneğin, üreaz yalnız üreye etki ederek onu amonyak ve CO2'de parçalar. Halbuki bazıları çeşitli substratlara etki eder; dolayısıyla daha az özgüldürler, örneğin peroksidaz başta hidrojen peroksit olmak üzere birçok bileşiğe etki eder. Bazı enzimler yalnız bazı bağlar için özgüldür, örneğin pankreastan salgılanan lipaz, yağlardaki ester bağlarına etki eder.
    Kuramsal olarak enzimli tepkimeler dönüşlüdür; enzim, tepkimenin yönünü değil dengenin oranım saptar. Tipik örnek, lipazın yağı parçalaması; fakat aynı zamanda gliserin ile yağ asitlerini birleştirmesidir. Ortamda sadece yağ asidi ya da sadece gliserin ile yağ asitlerinin birleşimi varsa denge ona göre,
    Yağ -------> gliserin + 3 yağ asidi şeklinde olur. Denge noktası, yani tepkimenin hangi yöne gideceği termodinamik yasalanna göre belirlenir. Çünkü denge bir tarata doğru giderken enerji verir, tersine enerji alır.
    Enerjiye gereksinim gösteren tepkimelerin, enerji meydana getiren tepkimelerle aynı zamanda meydana gelmesi gerekir ya da enerji herhangi bir şekilde önceden depo edilmelidir. Canlı bünyesinde enerji depo etme, fosfor esterleri şeklinde olur. Yaşamsal işlevlerin yürütülmesinde ATP (adenozin trifosfat) en önemlilerindendir; bu bileşik batarya gibi görev yapar.
    Enzimler hücrede bir takım 'team' halinde çalışır; birinin son ürünü kendisinden sonraki enzimin substratını yapar, örneğin, amilaz enzimi nişastayı iki zincirli maltoza, maltaz enzimi ise maltozu tek zincirli glikoza çevirir. Bir seri enzim aracılığıyla (11 kadar), daha sonra göreceğimiz gibi, glikoz da laktik aside çevrilir vs.

    Enzimlerin Yapısı

    Tüm enzim proteinleri genler tarafından şifrelenir. Dolayısıyla amino asit dizilimi kendine özgüdür (bir gen-bir enzim kuralını hatırlayınız). Bazı enzimler (pepsin ve üreaz gibi) yalnız proteinden oluşmuştur. Fakat diğer çoğunluğu iki farklı kısımdan meydana gelmiştir. Bunlar:
    a) Protein Kısmı (enzimin Apoenzim kısmı): Bu kısım enzimin hangi maddeye etki edeceğini saptar.
    b) Koenzîm Kısmı: Organik ya da inorganik, çok defa fosfattan meydana gelmiş, protein kısmına göre çok daha küçük moleküllü bir kısmıdır. Enzimde işlev gören ve esas iş yapan kısım bu kısımdır. Koenzim kısmı genellikle protein kısmından ayrılabilir ve analizlerinde birçok vit***** bünyesinde bulundurduğu (thiamin, niacin, riboflavin vs.) görülmüştür. Buradan şu genelleştirmeyi yapabiliriz: Bütün vitaminler hücrede enzimlerin koenzim kısmı olarak ödev görürler. Ne koenzim ne de apoenzim kısmı yalnız başına etkindir. Bazı enzimler ortama yalnız belirli iyonlar eklendiğinde etkindirler, örneğin bazı enzim zincirine ancak Mg++ iyonu eklenince glikozu laktik aside çevirebilir. Tükrükteki amilaz nişastayı yalnız Cl iyonlarının bulunduğu ortamda parçalayabilir. Canlı bünyesinde bulunan eser elementler, Mn, Cu, Zn, Fe ve diğer elementler bu enzimatik işlevlerde aktivatör olarak kullanılır. Bazen enzimin iş görebilmesi için bir metal iyonuna gereksinim vardır. Yani koenzim kısmı metal iyonu ise (Ca++, K++ Mg+, Zn++) buna "Kofaktör" denir. Enzimin etkinlik göstermesi için gereksinme duyduğu organik moleküllere "K o e n z i m" denir. Bazı durumlarda koenzim kısmı apoenzim kısmına kuvvetlice (kovalent) bağlanmıştır; bu sıkı bağlanan kısma "Prostetik Grup"; prostetik grupla apoenzim kısmının her ikisine birden de "Holoenzim" denir. Koenzimlerden önemli olanların bazılarını hücre metabolizmasında göreceğiz.
    Enzimlerin bir kısmı sitoplazmaya serbestçe dağılmış olarak, diğer bir kısmı da hücredeki bazı yapılara sıkıca bağlanmış olarak bulunur. Laktik asit, amino asit ve yağ asitlerinden türeyen maddeleri karbondioksit ve suya kadar parçalayan solunum enzimleri, mitokondri zarlarının yapışma katılır. Keza ribozomların işlevsel bütünlüğüne katılan enzimler de bu tiptir. Dokulardaki enzimler değişik yöntemlerle saptanabilir.
  5. holyjohn

    holyjohn Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    7 nükleoidlerin yapısı:
    Sırasıyla
    Azotlu organik baz(adenin guanin sitozin timin ya da urasil), 5 karbonlu şeker(riboz yada deoksiriboz), ve Fosfat molekülü.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş