Sorulara yardim edebilirmisiniz

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde kingofteam tarafından paylaşıldı.

  1. kingofteam

    kingofteam Üye

    Katılım:
    18 Nisan 2012
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    1)Şiirr ile zihniyet arasindaki ilişkiyi örnekle açıklayınız
    2)Metin ile gelenek arasindaki ilişkiyi açıklayınız
    3)Günümüzde mesnevi nazim şeklinin kullanilmamasının sebebi neye bağlayabiliriz ?
  2. Moderatör Sevgi

    Moderatör Sevgi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    630
    Beğenileri:
    1.190
    Ödül Puanları:
    0

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    1)Şiirr ile zihniyet arasindaki ilişkiyi örnekle açıklayınız
    2)Metin ile gelenek arasindaki ilişkiyi açıklayınız
    3)Günümüzde mesnevi nazim şeklinin kullanilmamasının sebebi neye bağlayabiliriz ?
    Genişletmek için tıkla...
    1.Sorunun Cevabı


    Şiir ve Zihniyet
    Her edebî metin sanatkârın dünya görüşünü, her sanatkâr da içinde yaşadığı çevrenin ve dönemin sanat anlayışını, sosyal, siyasî, dinî, ekonomik, askerî ve kültürel hayatının özelliklerini ve etkisi altında kaldığı geleneği yansıtır. İşte, sanatçının eserine yansıttığı, bir dönemdeki dinî, siyasî, sosyal, ekonomik, sivil ve askerî hayatın duygu, anlayış ve zevk bütününe zihniyet denir. Bu bakımdan bir şiir incelenirken sanatçının yetiştiği dönem, o dönemin sosyal, kültürel ve sanatsal özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır.


    Meselâ Mehmet Emin Yurdakul şiirlerinde millî duygulara yer vermiştir. Bu duyguları işlemesinde; içinde yaşadığı dönemin şartları, fikirleri ve sanat anlayışı etkili olmuştur.

    Yine Ahmet Haşim, bütün şiirlerinde ferdî konuları ve duyguları işlemiş, toplumsal konulara hiç yer vermemiştir. Çünkü Ahmet Haşim'in bağlı olduğu sanat anlayışı bunu gerektirmektedir.
    Göçer- konar bir medeniyetin içinde doğup yaşayan Karacaoğlan'ın şiirlerinde çok sık yer değiştirdiği ve memleketinden uzaklara gittiği için ayrılık teması önemli bir yer tutar.

    Âşık Veysel, şiirlerini daima dörtlüklerle ve hece vezniyle yazmıştır. Çünkü Âşık Veysel halk şiiri geleneğine bağlı bir sanatçıdır ve geleneği sürdürmektedir.

    Yunus Emre, tasavvuf eğitiminin verildiği tekkelerde yetişmiş bir şairdir. Tasavvufa göre dünya bir gurbettir. Can, Mutlak Varlık olan Allah'a dönecektir. Gerçek vatan Allah katı, gerçek sevgili de Allah'tır. Yunus Emre ve daha birçok şair, tasavvuf felsefesinin oluşturduğu zihniyetin etkisiyle şiirler yazmıştır. Dolayısıyla şiirler bu zihniyetin izlerini taşımaktadır.

    Buna karşılık Lale Devrinde yaşamış olan ünlü divan şairi Nedim'in şiirlerinde, o dönemin Osmanlı Türkçesiyle Lale döneminin eğlenceye düşkün toplum hayatının izleri görülür.

    Orhan Veli Kanık, sanatlı anlatıma karşı çıkan Garip Akımının temsilcisidir. Onun şiirlerinde söz sanatlarının görülmeyişi, yalın ve günlük dili tercih edişi, şekil, kafiye ve vezin kullanmayışı mensup olduğu akımın zihniyetiyle izah edilebilir.

    Buda örnek şiirler ile birlikte anlatımı

    Zihniyet denildiği zaman aklımıza bir dönemin,

    •sosyal ve siyasî olayları,
    •kültürü
    •sanat zevki,
    •insanlar arası ilişkileri
    •bilimsel ve teknik düzeyi
    •sürdürülen yaşama biçimi
    •eğitim anlayışı
    •gelecek kaygısı
    •inanç sistemleri gelmelidir.

    Her eser yazıldığı dönemin (yukarıda belirttiğimiz unsurların) izlerini taşır.
    Şairin şiirinde işlediği tema, şiirinin ses ve söyleyiş özellikleri ve dili döne¬min özellikleriyle iç içedir. Bu yüz-den her şiirde yazıldığı dönemi çağrıştıran ipuçları vardır:

    İLAHİ

    Doğru yola gittin ise
    Er eteğin tuttun ise
    Bir hayır da ettin ise
    Birine bindir az değil

    Yunus EMRE

    Yunus Emre 13. yy.'da Anadolu'da yaşamış, şiirlerinde Allah aşkını işlemiş bir şairimizdir. Yukarıdaki şiirinde bize o dönemin zihniyetini yansıtan söz ve söz grupları şunlardır:

    •doğru yola gitmek (yaşama biçimi, inanç sistemi)
    •er eteğin tutmak (ermiş kişiden eğitim almak, eğitim anlayışı)
    •hayır etmek (insanlar arası ilişki)
    •birine bin (inanç sistemi)

    GAZEL

    Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan muradım şem'i yanmaz mı

    Gül-i ruhsarına karşu gözümden kanlı akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı
    (FUZULİ)

    Günümüz Türkçesiyle:

    Sevgili beni candan usandırdı, cefa etmekten usanmaz mı?
    Ahımdan gökler yandı, dileğimin mumu yanmaz mı?
    Gül yanağına karşı gözümden kanlı su akar;
    Ey sevgilim bu gül mevsimidir, akar sular bulanmaz mı?

    Bu şiirde dönemin izlerini taşıyan söz ve söz grupları şunlardır:

    •âh etmek, candan usanmak, cefâ etmek (yaşama biçimi, sevginin çok güçlü olması)
    •Felekler (dokuz kat gök anlayışı) mum yakmak (bilim - teknik seviyesi) gül yanak (benzetme - sanat zev-ki)

    GARİBİM

    Ne bir güzel var avutacak gönlümü,
    Bu şehirde
    Ne de bir tanıdık çehre;
    Bir tren sesi duymaya göreyim,
    İki gözüm iki çeşme

    Orhan Veli Kanık

    Şiirde dönemin zihniyetini yansıtan söz ve söz grupları şunlardır:

    •gönlünü avutmak (yaşam biçimi)
    •tanıdık çehrenin (dostun) olmaması (insanlar arası ilişki)
    •tren sesi (bilim - teknik düzeyi)
    •iki gözüm iki çeşme (benzetme - sanat zevki)
  • Moderatör Sevgi

    Moderatör Sevgi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    630
    Beğenileri:
    1.190
    Ödül Puanları:
    0
    2.Sorunun Cevabı : Metin ile Gelenek Arasındaki İlişki


    Metin ve Gelenek:

    Her yazar, kendinden önceki dönemlerdeki edebiyatçıların, hatta kendi döneminin yazarlarının eserlerinden az ya da çok mutlaka etkilenir. Bu etki, eserlerinde kendini hissettirir. Denilebilir ki her yazar, önceki yazarların bir devamıdır ve hiçbir yazar kendinden öncekilerden tamamen kopuk bir edebiyat geliştirememiştir.

    Ömer Seyfettin, hikâyelerini Maupassant tarzı denilen olaya dayalı bir hikâye geleneğine bağlı olarak yazarken, Sait Faik Abasıyanık, Çehov tarzı denilen durum ağırlıklı hikâye geleneğine bağlı kalmıştır. Ancak her iki hikayecimiz de gerek kurgu, gerek dil ve anlatım bakımlarından özgün eserler vermişler, taklitçilik yapmamışlardır.

    Şinasi, Şair Evlenmesi adlı tiyatro eserini yazarken geleneksel halk tiyatrolarımızdan orta oyunu ve Karagöz tekniğinden yararlanmış; bunun yanı sıra Batılı tiyatro tekniğini uygulayarak modern Türk tiyatrosunu n temelini atmıştır.


    Anlatmaya bağlı edebî metinler incelenirken, metnin, aynı türde daha önce yazılmış olan örnekleriyle karşılaştırılması gerekir. Daha önce ya da aynı dönemde yazılan kendi türündeki eserlerle tema, yapı, dil ve anlatım bakımlarından benzer ve farklı yönleri tespit edilir. Metnin kendisinden önceki metinlerden etkilenip etkilenmediği belirlenir. Böylece her metnin kendi tarzında daha önce yazılmış birçok metinden yararlandığı, metnin daha sonra yazılacak metinlere kaynaklık edebileceği vurgulanır.

    Anlatmaya bağlı edebi metni geleneği içerisinde değerlendirme;
    1. Metinle yazıldığı dönem arasında ilişki kurulur.
    2. Okuduğu metnin önceki metinlerle ilişkisi araştırılır.
    3. Tema, yapı, dil ve anlatım bakımlarından önceki metinlerle ilişki kurulur.
    4. Metnin, kendisinden önceki metinlerden etkilenip etkilenmediği belirlenir.
    5. Sanatçının gelenekle ilişkisi belirlenir.

    Kültür alanındaki etkinliklerin tümü geçmişten geleceğe uzanır. Sanatçılar geçmişten aldıklarını,kendi dönemlerinin zevk ve anlayışıyla,bilgi birikimiyle,duyarlılığıyla yoğurarak geleceğe taşır. Bütün sanat eserleri kendi aralarında bir düzen oluşturur. Bir bakıma bütünün parçaları durumundadır. Bu bakımdan geçmişi bilmeden yeni bir sanat eseri oluşturmak mümkün değildir. Sanatkar,geçmişte örüle örüle kendisine kadar gelmiş olan gelenekten yararlanır; döneminin zevkini, düşüncesini, duyarlılığını edebi eserin bünyesine yerleştirir. Eğer sanat gücü yüksek ise bu geleneği zenginleştirir.
    Edebi metinlerin büyük çoğunluğu kendi döneminin gerçekliğini ve düşünce hayatını yansıtır.
    Her metin, kendi tarzında daha önce yazılmış metinlerden yararlanır. Tanzimat dönemi romanları, daha onceTürk edebiyatında roman ihtiyacını karşılayan mesneviden ve halk hikayelerinden etkilenmiştir. Tanzimat romancıları başlangıçta Batı romanından etkilenseler bile daha sonra bu etkileşimin dışına çıkarak kendi roman tarzlarını oluşturmuşlar ve kendilerinden sonrakilere örnek olmuşlardır.

    3.Sorunun Cevabını Bulamadım
  • Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Teşekkürler
  • kingofteam

    kingofteam Üye

    Katılım:
    18 Nisan 2012
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Adenolizin.2.Soruyu hangisini yazim
  • Sayfayı Paylaş