Sorularr!!!

Konu 'Edebiyat 12.Sınıf' bölümünde tembel32 tarafından paylaşıldı.

  1. tembel32

    tembel32 Üye

    Katılım:
    21 Haziran 2011
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    1)Tanzimat dönemi ile Serveti fünün dönemi arasındaki farklılıklar nelerdir?
    2)Serveti fünün döneminde hece ölçüsünü kabul etmeyenler kimlerdir?
    3)bir dönemin siyasal sosyal yönü araştırılmak istenirse en çok hangi eserden yararlanılır?

    TEŞEKÜRLER.......
  2. şulenur korkmaz

    şulenur korkmaz Üye

    Katılım:
    27 Mart 2011
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    0
    SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT EDEBİYATI ARASINDAKİ FARKLAR

    1. Tanzimat Edebiyatı'nda şiirin konusu güzel olan her şeydir, Servet-i Fünûn'da güzel kelimesi kaldırılmış ve şiirin konusu sınırsız bir şekilde genişletilmiştir.

    2. Tanzimat'ta rağbet görmüş olan metafizik ve sosyal konular Servet-i Fünûn'da mühim bir yer tutmaz.

    3. Tanzimat Edebiyatı'nda dil ve üslup, Servet-i Fünûn'a göre daha sade ve anlaşılırdır.

    4. Tanzimat Edebiyatı'nda tiyatro ön plandayken, Servet-i Fünûn'da şiir, roman ve hikaye ön plandadır.

    5. Tanzimatçılar "toplum için sanat" görüşünü benimserken, Servet-i Fünûncular "sanat için sanat" görüşünü benimsemişlerdir.

    6. Servet-i Fünûn Edebiyatı Tanzimat'a göre halktan uzaklaşmıştır. Çünkü, Servet-i Fünûn aydın kesime hitap eder.

    7. Tanzimatçılar realizm ve romantizme önem verirken, Servet-i Fünûncular parnasizm ve sembolizme önem vermişlerdir.
    2.yi bilmiyorum
    3.bilmiyorum
    bir teşekkür yeter ... :)
  3. bergen_mutluay

    bergen_mutluay Üye

    Katılım:
    24 Mart 2010
    Mesajlar:
    68
    Beğenileri:
    37
    Ödül Puanları:
    19
    Yer:
    Trabzon
    1)_ Tanzimat Edebiyatı ile Servet-i Fünun Edebiyatı
    Benzerlikler
    • Batı edebiyatına ait edebi türlerden etkilenmiş ve bu türlere ait örnekler verilmiştir.
    • Batıya ait edebi akımlardan etkilenilmiştir.
    • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.

    Farklılıklar
    Tanzimat Edebiyatı
    Edebi Tür ve Tema

    • Roman,hikaye,makale,tiyatro,eleştri gibi Batılı türlerde ilk örnekler verilmiştir.İlk örnekler olduğundan bu türlerde teknik bakımından aksaklıklar olmuştur.
    • Vatan,millet,adalet,hürriyet gibi sosyal temalar işlenmiştir.
    • Divan edebiyatı nazım biçimleri ve türleri kullanılmıştır.
    Edebi Akımlar
    • Klasisizm,romantizm ve realizm etkisi görülmüştür.
    Dil ve Anlatım
    • "Toplum için sanat" anlayışına bağlı kalınmış ve sade bir dilin kullanılması gerektiği savunulmuştur.

    Servet-i Fünun Edebiyatı
    Edebi Tür ve Tema
    • Batı edebiyatına ait türlerin örnekleri verilmeye devam edilmiş,eserler teknik olgunluğa erişmiştir.Bu dönemde tiyatro fazla gelişmemiştir.
    • Aşk,tabiat,üzüntü,hayal-gerçek çatışması gibi bireysel temalar işlenmiştir.
    • Gazetenin yerini dergi almıştır.
    • Batıya ait nazım biçimleri ve türleri kullanılmıştır.
    Edebi Akımlar
    • Realizm,naturalizm,parnasizm ve sembolizmin etkisi görülmüştür.
    Dil ve Anlatım
    • "Sanat için sanat" anlayışına bağlı kalınmış,dilde sadeleşme taraftarı olunmadığı gibi ahenk ve biçim güzelliği oluşturmak adına Arapça,Farsça sözcük ve tamlamalar çok kullanılmıştır.
  4. bergen_mutluay

    bergen_mutluay Üye

    Katılım:
    24 Mart 2010
    Mesajlar:
    68
    Beğenileri:
    37
    Ödül Puanları:
    19
    Yer:
    Trabzon
    2)_ HECEYİ KULLANMAYANLAR

    MEHMET AKİF ERSOY (1873-1936)

    “Ümmetçi” bir şair olarak tanınan Mehmet Akif aynı zamanda “halkçı” ve “milliyetçi” kişiliğiyle tamamen toplumcu bir şair olarak çıkar karşımıza. Türk şiirine gerçek realizmin Akif ile girmiş olduğundan şüphe edilemez. Onun kuvvetli gözlemciliğine büyük bir tasvir ev hikâye etme kabiliyetini ve konuşma dilinin bitin canlılığını taşıyan bir üslubu da eklemek gerekir. Ancak Akif”in dili bir bütün değildir. Tasvirlerinin dışında kalan birçok şiirinde dil, konuşma dilinden ayrılır, Osmanlıcanın sınırları içine girer.

    Ölçü olarak sadece “aruz“u kullanan şair hece ölçüsünü hiç kullanmadı. Nazım şekilleri konusunda ise Divan nazmının şekillerini tercih eder ve bunlar arasında en çok mesnevi şeklini kullanır. Çoğu zaman nazmı, nesre yaklaştıran şair, Türkçeyi aruza ustalıkla uydurmuştur.

    Mehmet Akif”in ilk kitabı “Safahat”tır. Daha sonra yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” “Hakkın Sesleri”, “Fatih Kürsüsünde”, “Hatıralar”, “Âsım”, “Gölgeler” bir araya getirilerek “Safahat” adı ile yayımlanmıştır.

    CENAP ŞEHABETTİN:
    Aruzu en temel ahenk unsurlarından biri olarak kabul eden Cenap,halk şiirinin vazgeçilmez vezni olan heceyi ahenk bakımından yetersiz bulur.


    HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1861-1944)
    Servet-i Fünun romanının gözde olduğu devirde Hüseyin Rahmi, Ahmet Mithat’ın popüler roman çığırını tek başına ve büyük bir kudretle devam ettiren tek şahsiyettir.

    Hüseyin Rahmi, Türk romanındaki ilk izlerinde 1885’ten sonra rastlanan Fransız natüralizminin ilk büyük temsilcisidir. Romanlarındaki kahramanları daima karakterlerinin ve sosyal çevrelerinin birer ortak ürünü olarak ele alan, onların psikolojik kişiliklerini irsiyete ve sosyolojik kişiliklerini de içinde yetiştikleri cemiyetin şatlarına göre değerlendiren romancı, bu yöntemi ile olduğu kadad, realiteyi hem iyi hem de kötü yönleriyle olduğu gibi vermek konusundaki titizliği ile de tam bir “NATÜRALİST” tir.

    Onu natüralistlerden ayıran nokta, eserlerinde sosyal eleştiriye olabildiğince çok yer vermesidir. Halbuki natüralizmin sosyal eleştiriye yönelik hiçbir kaygısı yoktur.

    Hüseyin Rahmi’deki sosyal eleştiri ise daha çok mizah yoluyla yapılır. Bunun için de genellikle anormal durumda olan karakterler ele alınır. Karakterlerdeki anormallikler ise huy (*****lık, cinsi sapıklık, şöhret düşkünlüğü), ahlak (menfaat düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde koşma), kültürel (dini tutuculuk, batıl inançlara bağlılık, Batı taklitçiliği) yönleriyle gülünçtür.

    Bu yaklaşım doğal olarak romana çeşitli karakterlerin dünyayı ve yaşamı görüş açısını, dini inançlarını, yaşayış ve giyiniş şekillerini, adetlerini, görgülerini ........ de getirir ve böylece roman bir “TÖRE” romanı olarak ortaya çıkar. Özetle, büyük ve sabırlı bir gözlemci olan Hüseyin Rahmi’nin, olayları hep İstanbul’da geçen romanları , gerçek değerlerini, daha çok yazıldıkları devrin sosyal yapısını bütün canlılığı, bütün incelikleri ve tam bir objektif doğruluğu ile verebilmiş olmalarına borçludur.

    Yazarın kırktan fazla romanı ve pek çok öyküsü vardır. En önemli romanları olarak, Şık, Mürebbiye, Tesadüf, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Hakka Sığındık’ı sayabiliriz.

    3. SORUYU BİRAZ AÇAR MISINIZ?BEN DE BİR YAZI VAR AMA O İŞE YARAR MI BİLMİYORUM...BU YÜZDEN BANA BİRAZ AÇARSANIZ DAHA NETLEŞİR.! )

Sayfayı Paylaş