sorum var ama ..?

Konu 'Demokrasi' bölümünde SevdaLiM tarafından paylaşıldı.

  1. SevdaLiM

    SevdaLiM Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0

    merhabalar bana çok acil türkiyenin kalkınma planları ve vergi politikaları ile ilgili bilgi lazım yardımcı olabilir misniz :( :( :( ( en az 5 sayfa )
  2. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    Türkiyenin 5 yıllık kalkınma planlarını bulabildim ama işinize yarar.


    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından 1950 yılına kadar olan süreçte özel sektör dışında tamamen ekonomik alanda kamu öncülüğünde çok kısıtlı bir ekonomik büyüme ve yapılanma olmuştur. 1950’li yıllardaki Çok Partili Sistem biraz daha dengelemeye çalışmıştır. İlk defa büyüme 1963’den sonra 5’er yıllık kalkınma planları ile ekonomik büyüme hedefleri konularak planlı bir büyüme dönemine geçilmiştir. Kalkınma planlarında toplam yatırımlar, toplam harcamalar, ülkedeki talep durumu , tasarruf eğilimleri göz önüne alınarak hedeflenen büyümeye ulaşılmaya çalışılır.
    Genel amaç olan "toplumsal refahın yükseltilmesi"ne yönelik olarak ulusal planlarda sıkça rastlanan amaçlardan bazıları şunlardır:


    -Hızlı ve dengeli büyüme
    -Kişi başına milli gelirin artırılması
    -Tam istihdamın sağlanması
    -Kapasite kullanımının artırılması
    -İnsan gücü kaynaklarının niteliğinin yükseltilmesi
    -Yoksulluğun ve gelir dağılımındaki eşitsizliklerin azaltılması
    -Bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi
    -Çeşitlendirilmiş ve kendi kendine yeterli bir ekonomik yapının oluşturulması
    -Sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme ortamı yaratılması
    -Sanayileşmenin hızlandırılması
    -Bilim ve teknoloji alanında atılım yapılması
    -Ödemeler dengesinin iyileştirilmesi
    -Enflasyonun aşağı çekilmesi
    -Dış dünya ile bütünleşme
    -İdari yapının iyileştirilmesi
    Ekonomik planlar, hazırlanış amacı bakımından ya istikrarcı ya da kalkınmacıdır. Güçlü özel sektörü ve gelişmiş pazar yapısı olan ileri sanayi ülkelerinde uygulanan istikrarcı planlamanın temel amacı, genelde ekonomik istikrarı sağlama ihtiyacının belirlediği sınırlar ve yürürlükteki ekonomik ve sosyal yapı çerçevesinde ülkedeki sermaye stoku, işgücü ve diğer kaynakların tam istihdamını sağlayacak şekilde etkili bir talep düzeyi oluşturulmasıdır. Planın amaç ve hedeflerine ulaşmak için benimsenen politika ve önlemler, parasal ve mali önlemlerce kontrol edilen pazar ve talep kanalıyla çalıştırılır.


    Son elli yıllık deneyimlere bakıldığında, özellikle kaynakları sınırlı olan gelişmekte olan ülkelerde, ortak amaç olan dengeli, sürdürülebilir ve hızlı kalkınmanın en emin ve dolaysız olarak, iyi hazırlanmış ve başarıyla uygulanmış kalkınma planları ile sağlanabildiği görülmektedir.Bu nedenle, hemen hemen bütün gelişmekte olan ülkelerde, uzun yıllardan beri ‘ulusal kalkınma planları’ hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Ulusal kalkınma planlarıyla amaçlanan kalkınma, yalnızca üretimin ve kişi başına milli gelirin artırılmasından ibaret olmayıp gelir dağılımındaki eşitsizliklerin giderilmesi, bölgelerarası gelişmişlik farklarının azaltılması, kısaca ekonomik ve sosyo-kültürel yapının iyileştirilmesi anl***** gelmektedir.

    Ulusal bir kalkınma planının uygulanabilmesi için devlet (ya da hükümet) desteği gerekiyor olmakla birlikte, kamu mülkiyetinin artırılması zorunlu değildir. Ancak, ekonominin sağlıklı işleyişi için gerekli bazı altyapı projeleri ile özel sektörün istekli olmadığı ya da finansal gücünün yeterli olmadığı bazı büyük ve riskli projelerin devlet tarafından gerçekleştirilmesiyle kamu mülkiyeti artabilir. Buna karşılık, politik tercihlere bağlı olarak bazı kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi ile bu durumun tersi de gerçekleşebilir. Ayrıca, yatırımları teşvik etmek, rekabet ortamını yaratmak, para ve maliye politikalarıyla ekonomik istikrarı sağlamak gibi dolaylı yollarla desteklenen özel sektör, hedeflenen plan amaçlarına ulaşmada ana rolü de üstlenebilir. Diğer taraftan devletin planlama aracılığıyla hem kendi yatırım politikaları, hem de alternatif yatırım stratejilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri konusunda özel sektörü bilgilendirmiş olması, özel sektör yatırım kararlarının daha akılcı bir temele oturmasını sağlar.






    Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğu tarihten bugüne kadar 9 adet Beş Yıllık Kalkınma Planı uygu*lamaya konulmuştur. Planların iktisadi felsefeleri ve yaklaşımları kapsamında; 1960 öncesi planları: devletçi, kısmi, 1960-1980 planları: karma ekono*mi, bütüncül, 1980-2000 planları: liberal, stratejik olarak nitelendirilebilir. 1980 öncesinde sanayileş*mede "ithalat ikamesi politikaları", 1980 sonrası ise "açık ekonomiye geçiş" yönlendirici olmuştur.

    Türkiye, 1963 yılında planlı döneme girerken, ülkenin sosyoekonomik potansiyelini değerlen*dirmek ve bu potansiyeli orta dönemde planlarla en iyi şekilde yönlendirebilmek için, amaç ve hedef*lerin önceliklerini tespit eden 15 yıllık perspektif plan hazırlama gereğini duymuştur.

    I. ve II. Beş Yıllık Kalkınma Planları, 1963-1977 perspektif plana göre hazırlanmış olup; I. Beş Yıllık Kalkınma Planı temel altyapı yatırımlarına, istihdam sorununa ve yeniden düzenleme konularına ağırlık verirken, II. Beş Yıllık Kalkınma Planı özellikle sanayi sektörünün ekonomide sürükleyici sektör niteliği kazanması ilkesini benimsemiştir.

    Değişen dünya şartları ve Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkileri dikkate alınarak 1973-1995 dönemini kapsayan yeni bir perspektif plan hazırlanmıştır. Yeni perspektif plan I995'te ulaşılmak istenen gelir seviyesi ve üretim yapısını belirlemiş, mevcut potansiyelin en yüksek seviyede değerlendirilmesini amaçlamıştır.

    Yeni perspektife göre hazırlanan III. Beş Yıllık Kalkınma Planı, gelir seviyesinin arttırılmasını, sanayileşmenin özellikle ara ve yatırım malı üreten sektörlerde hızlandırılmasını ve dış kaynaklara bağımlılığın azaltılmasını amaçlamıştır.

    IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı, kamu kesimi ağırlıklı sanayileşme stratejisini benimsemiş ödemeler dengesini iyileştirmeyi ve ekonominin kendine yeterli hale getirilmesini hedef almıştır.

    V. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türk ekonomisinin dışa açılmasına ve ihracata öncelik veren kalkınma politikalarının uygulanmasına ağırlık vermiştir. Ekonomiye kamu müdahalesinin asgari seviyeye indirilmesini, liberal bir dış ticaret ve yabancı ser* maye politikasının uygulanmasını, altyapı ve konut yatırımlarının arttırılmasını ve bölgeler arası geliş* mişlik farklarının azaltılmasını öngörmüştür.

    VI. Beş Yıllık Kalkınma Planının temel önce* liklerini ise birbirleriyle ilişkili üç ana noktada topla* mak mümkündür. Bunlar, enflasyonu tedricen düşürmek, kaynakları artan oranda imalat sanayine yönlendirmek ve sosyal politikalara daha fazla ağırlık vermektir.

    Türkiye'yi 2000'li yıllara hazırlamanın gerekli alt yapısını oluşturmak amacıyla hazırlanan ve 1996 yılında uygulamaya, giren VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı yaklaşımının ortaya koyduğu perspektif ise öncelikleri ve politikaları itibarıyla çağın değişen ekonomik ve sosyal gelişmelerini dikkate almaktadır.

    1970'lerin ortasından itibaren gelişmiş ülkelerin önemli bir bölümünde, özellikle teknolojik gelişimi yavaşlayan ülkelerde bazı tıkanmalar yaşandığı ve bu somut durumun izlenmekte olan müdaheleci devlet ve refah devleti politikalarının sorgulanma*sına yol açtığı görülmektedir. Artık, bu politikaların küreselleşmenin hızlandırdığı rekabetçi bir dünyada sürdürülmesinin mümkün olmadığı, bunun bölge*sel entegrasyonlara katılmanın temel gereği olduğu ve bu gelişime ayak uyduramayan ülke ekonomi*lerinin marjinalleşerek küçüleceği ortaya çıkmıştır.

    Bu çerçevede, ortaya çıkabilecek dar boğazları öngörüp gidermek ve dünyanın değişen koşul*larının gereği olarak, Avrupa Birliği ile ya da genel olarak dünya ile bütünleşmek sürecine uyumda yaşanabilecek sıkıntıları aşmak için yapısal ve kurumsal nitelikte önlemler almak büyük önem kazanmış, VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı bu temel anlayışla hazırlanmıştır.

    VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001-2005) ekonomik istikrarın sağlanması yanında, yapısal ve kurumsal düzenlemeler, rekabet gücünün artırıl*ması, AB'ye- uyum, bilgi çağına geçişin altyapısının oluşturulmasına başlanması, teknoloji üretimi ve gelir dağılımındaki farklılıkların azaltılmasında etkileşimli yaklaşımla bölge ve il planlamalarına öncelik verilmesine göre hazırlanmış ve TBMM onayı ile yürürlüğe girmiştir. VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı küresel ve ülke düzeyinde orta ve uzun dönem stratejileri kapsayan dinamik ve sürekli yenilenen bir yapıya sahiptir.

    VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemi, toplumun yaşam kalitesinin yükseldiği, kesintisiz ve istikrarlı büyüme sürecine girildiği, Avrupa Birliği üyeliği sürecindeki temel dönüşümlerin gerçekleştirildiği, dünya ile bütünleşmenin sağlandığı ve ülkemizin dünyada ve bölgesinde daha güçlü, etkili ve saygın yer edindiği bir dönem olmuştur.

    IX. Kalkınma Planı (2007-2013), değişimin çok boyutlu ve hızlı bir şekilde yaşandığı, rekabetin yoğunlaştığı ve belirsizliklerin arttığı bir döneme rastlamaktadır. Küreselleşmenin her alanda etkili olduğu, bireyler, kurumlar ve uluslar için fırsatların ve risklerin arttığı bu dönemde, Plan Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştireceği dönüşümleri ortaya koyan temel politika dokümanıdır. Bu kapsamda Dokuzuncu Kalkınma Planı, "İstikrar içinde büyü* yen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte re* kabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye" vizyonu ve Uzun Vadeli Strateji (2001- 2023) çerçevesinde hazırlanmıştır.

    Türkiye'yi 21. yüzyıla hazırlamanın gerekli alt yapısını oluşturmak amacıyla hazırlanan 2001-2023 yıllarını kapsayan Uzun Vadeli Gelişme Stratejisinin ortaya koyduğu perspektif, öncelikleri ve politikaları itibarıyla çağın değişen ekonomik ve sosyal geliş*melerini dikkate almaktadır.

    Uzun Vadeli Gelişme Stratejisinin temel amacı; Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini aşma hedefi doğrultusunda, Türkiye'nin 21. yüzyıl*da kültür ve uygarlığın en ileri aşamasına ulaşarak dünya standardında üreten, gelirini adil paylaşan insan hak ve sorumluluklarını güvenceye alan, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi, laik*liği, din ve vicdan özgürlüğünü en üst düzeyde gerçekleştiren, küresel düzeyde etkili bir dünya devleti olmasıdır. Bilgi toplumuna dönüşümün sağlanarak dünya hasılasından daha yüksek oranda pay alınması, toplumun yaşam kalitesinin yüksel*tilmesi, bilim ve uygarlığa katkı ile bölgesel ve küresel düzeylerdeki kararlarda etkin söz sahipliği, uzun vadeli gelişme stratejisinin nesnel amaçlarını oluşturmaktadır. Türkiye ekonomisinin 2020'lerde dünyanın en büyük ilk on ekonomisi arasında yerini alması öngörülmektedir.

    Uzun Vadeli Gelişme Stratejisi, dünyada yaşan*makta olan kapsamlı ve hızlı değişimi göz önünde bulundurarak, ekonomik ve toplumsal dönüşüm*lerin yönlendirilmesinde önemli bir işlev üstlene*cektir. Amaçlanan dönüşümün daha uyumlu biçimde ve etkin kaynak kullanımıyla, Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gerçekleştirilme*sinde Planların önemli katkısı olacaktır.

    Türkiye'nin, jeostratejik konumu, kültürel birikimi ve ekonomik ve sosyal alanda sağlayacağı gelişmeler sonucu 2010'larda bölgesel bir güç olarak etkinliğini daha da arttırması, 2020'lerde ise küresel bir güç olması hedeflenmektedir. Türkiye, mevcut birikimiyle bu hedefleri gerçekleştirebilecek güce sahiptir.




    Türkiye’de Vergi Uygulamaları

    Türkiye’de gelir dağılımdaki bozukluğun giderek artması ve vergilerin adaletsiz şekilde toplanması, vergi politikasının etkin olmadığının göstergesidir. Bu olumsuzlukların nedenini, sonuçlarını ve bunlara karşı ne gibi önlemler alınması gerektiğini anlayabilmemiz için ülkemizdeki vergi politikasının tarihçesini de bilmemiz gerekmektedir. Buna göre dönemlere ayırarak inceleyecek olursak:

    1.1923-1960 Dönemi Vergi Politikaları

    1925’te Aşar vergisinin kaldırılmasıyla ortaya çıkan vergi boşluğu bu dönem başında dolaylı vergilerle karşılanmaya çalışılmıştır (DPT,1996:95). Bu dönemden sonra 1927’de çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile sanayiciler desteklenmiştir. Ancak 1923 yılında İktisat Kongresi’ndeki bazı kararlar ve Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun bazı maddeleri hariç, 1960 yılına kadar vergi politikaları ekonomideki kaynak dağılımında fazla bir değişim yaratmamıştır.

    Ülkemizde, 1929 Ekonomik Buhranı ile birlikte yeni vergiler uygulanmaya başlanmıştır. Bu vergiler dolaylı ve dolaysız vergilerden oluşmuştur ve ilk defa ücretler üzerinden alınan vergi, bu dönemdeki “İktisadi Buhran Vergisi”dir.

    1929-1939 döneminde uygulanan vergi politikası daha çok mali amaçlı olmuştur. Ancak İktisadi Buhran Vergisi, Muvazene Vergisi, Hava Kuvvetlerine Yardım Vergisi ve Kazanç Vergisi çalışanların vergi yükünü ağırlaştırmıştır.

    1940-1950 döneminde ise her ne kadar 2.Dünya Savaşı’na girmesek de ülkemiz bu durumdan olumsuz etkilenmiş ve yeni vergi kanunları çıkartılmıştır. Ayrıca, var olan vergiler de arttırılmıştır. Varlık Vergisi, Toprak Mahsulleri Vergisi, Ayni Muamele Vergisi gibi vergiler bu dönemde uygulanan vergilerdir. 1949 yılında Kazanç Vergisi kaldırılıp yerine Gelir, Kurumlar ve Esnaf Vergisi konulmuş; fakat 1950-1960 yılları arasında bu vergilerin uygulanmasında başarı sağlanamamıştır (DPT,1990:96).

    Tüm bu gelişmelere bakarak şu sonuca varabiliriz; her ne kadar uygulanan vergi politikası ile kamu kesimine gelir sağlanmak istense de bu gerçekleştirilememiştir.


    bu kadar bulabildim umarım işinize yarar.
    SevdaLiM bunu beğendi.
  3. SevdaLiM

    SevdaLiM Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    daha başka kaynak sunabilecek olan var mı acaba lütfen zor durumdayım :( :( :)(
  4. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113
  5. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana

Sayfayı Paylaş