sosyoloji 11 sınıf konu anlatımları

Konu 'Sosyoloji' bölümünde yaban55 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. yaban55

    yaban55 Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2008
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1

    A. SOSYOLOJİNİN ALANI

    SOSYOLOJİNİN KONUSU VE TANIMI
    1- Sosyoloji, Lâtince "birliktelik, birlikte oluş" anlamına gelen socius (sosyus) ile Yunanca "bilgi" anlamına gelen logos sözcüklerinden oluşur. Sözcük karşılığı top¬lum bilgisidir.
    2- Sosyoloji terimini ilk kez 1839'da Fransız filozofu Auguste Comte (Ogüst Komt, 1798–1857), "Pozitif Felsefe Dersleri" adlı yapıtında kullanmış¬tır. Saint Simon, A. Comte ve E. Durkheim sosyolojinin bilim haline gelmesinde öncü isimler olmuştur.
    3-Sosyolojinin konusu toplumdur. Toplumsal olayları bilimsel ilkelere göre sebep sonuç ilişkisi içinde inceleyerek toplumsal yasalara ulaşır.
    4- Sosyoloji,
    • Toplum ve toplumların evrimi
    • Sosyal Yapı (sosyal olay, olgu, sosyal ilişki, sosyal grup, sosyal tabakalaşma)
    • Toplumsal kurumlar (Aile, Ekonomi, Siyaset, Din, Eğitim)
    • Kültür
    • Sosyal Değişme gibi konuları ele alır.
    5-Sosyoloji; toplumsal ilişkiler sonucu ortaya çıkan toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri ve toplumsal yapının değişiminde etkili olan güçleri araştıran bilim dalıdır.

    SOSYOLOJİNİN ÖZELLİKLERİ
    1-Sosyoloji, toplumu bilimsel olarak inceler.
    2-Sosyoloji, değer yargılarına dayanmadan bilgiler ortaya koyar.
    3-Sosyoloji, toplumu düzeltmek ve ona bir yön vermek amacını gütmez. Top¬lumda olması gerekeni değil, olanı inceler.
    4-Sosyoloji, sosyal olaylara bütüncül açıdan bakar. Sosyal olayların ortak özel¬liklerini ve ilkelerini araştırır, bunları belirlemeye çalışır.
    5-Sosyoloji bu özelliklerinden dolayı normatif (kural koyucu) bir bilgi dalı değil, pozitif bir bilim dalıdır.
    SOSYAL OLAY VE SOSYAL OLGU
    Sosyolojinin asıl konusu, sosyal olaylar ve olgulardır.

    SOSYAL OLAY
    1-Sosyal olaylar, toplumsal yaşayış içinde tek tek oluşan ve sürekliliği olan de¬ğişmelerdir.
    2-Sosyal olayın başlayış ve bitiş süresi ile yeri az çok bellidir.
    3-Bir kerede olup biten sosyal oluşumlar olup somut ve özeldirler.
    4-Ali ile Ayşe'nin evlenmesi veya Ağustos 1999'da Marmara'da olan deprem so¬nucunda oluşan göç bir sosyal olaydır.
    SOSYAL OLGU
    1-Sosyal olgu, aynı türden birçok oluşum ve değişmenin ortak adıdır.
    2-Sosyal olgu, genel ve soyuttur
    3-Sosyal olgunun başlayış ve bitiş süresi kesin olarak belirlenemez
    4-Örneğin; göç, kentleşme, sanayileşme, evlilik, boşanma sosyal olgudur.

    Ali ile Ayşe'nin evlenmeleri, boşanmaları ya da ölümleri sosyal bir olaydır. Ancak evlilik, boşanma, ölüm sosyal bir olgudur.

    2. TOPLUMUN TANIMI
    1-Toplum; Çıkarlarını korumak ve ihtiyaçlarını karşılamak için iş birliği yapan insanlardan oluşan, belli bir coğrafi yeri ve ortak bir kültürü paylaşan insanların oluşturdukları kurumlaşmış karmaşık ilişkiler bütünüdür.
    2-Toplum kesintisiz ve dinamik bir yapıya sahiptir. Toplumsal yapı birey, sosyal grup, sosyal kurum ve ilişkiler ağından oluşur.
    3-Toplum; yığın, kategori ve kalabalıktan farklıdır. Sinemada film izleyen, futbol sahasında maç izleyen kişiler toplum değildir. Çünkü film bittiğinde veya sportif etkinlik sona erdiğinde insanlar dağılır. Oysaki toplumun bir örgütlülüğü ve sürek¬liliği vardır.
    4-Toplum, toplumu oluşturan bireylerin ömürleriyle de sınırlandırıla¬maz. Bireyler gelip geçicidir, toplumlar süreklidir.
    5-Örneğin; Türk toplumu, Alman toplumu, Hint toplumu, Çin toplumu gibi toplumlar geçmişten günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.
    ***Toplum ile toplumsal grubu, toplumsal yığını, toplumsal kategoriyi birbirinden ayırmamız gerekir.
    TOPLUMSAL GRUP
    1-Birbirine ortak değerlerle bağlı, birliktelik duygusu taşıyan kişilerden oluşur.
    2-Aile, spor kulübü, sendika birer toplumsal gruptur.
    3-Kişiler toplumsal grubu, toplumsal gruplar da toplumu oluştururlar. Her toplum içindeki grupların birleşimidir.
    SOSYAL YIĞIN
    1-Sosyal yığın, insanların birbirleri ile fiziksel yakınlık içinde bulunmalarına kar¬şın aralarındaki ilişkinin çok az veya geçici olduğu ya da hiç olmadığı topluluktur.
    2-Örneğin; futbol maçını izleyen insanlar topluluğu, parkta dinlenenler sosyal bir yığındır.
    3-Yığını oluşturan insanlar birbirlerine yabancıdırlar.
    4-Sosyal yığında bir kurumsallaşma yoktur.
    5-Sos¬yal yığınlar geçicidir. Çünkü etkinlik sona erdiğinde yığın dağılır.
    Sosyal yığın türleri şunlardır:
    a.İzleyici ve dinleyici toplulukla¬rı:
    1-Belirli bir süre için aynı yerde top¬lanan ve hepsi aynı uyarıcıya dönük insanlardan oluşur.
    2-Örneğin; sinema izleyicileri bu tür yığınları oluşturur.
    b.Gösteri toplulukları:
    1-Herhangi bir nedenle gösteri yapmak, kamuoyu oluşturmak, belirli bir amacı veya inancı ifade etmek için örgütlenmiş ge¬çici yığınlardır.
    2-Örneğin; sessiz yürü¬yüşler, mitingler ve resmigeçitler gösteri topluluklarına örnek teşkil eder.
    c.Kalabalıklar:
    1-Ortak düşünce¬lerle hareket eden ve aynı heyecanı duyan, ancak örgütlülüğü ve süreklili¬ği olmayan topluluktur.
    2-Sıradan kalabalıklar ve etkin kalabalıklar olmak üzere ikiye ayrılır.
    • Sıradan Kalabalıklar :Okuldan çıkıp kapıda bekleyen Öğrencilerin oluşturduğu kalabalık, Kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek için bekleyen insan¬lar
    • Etkin Kalabalıklar :Genelde yıkıcı ve kırıcı eylemlerde bulunan yığınlardır. İsyan, linç gibi olaylara katılan insanlar örnek gösterilebilir.






    SOSYAL KATEGORİ
    1-Sosyal kategori, bir veya birçok nedenden birbirlerine benzer oldukları için sos¬yal birim olarak kabul edilen kişilerin tasarlanmış bütünüdür.
    2-Sosyal kategoriye gi¬ren kişiler arasında hiçbir etkileşim olmayabilir.
    3-İşçiler, evlenme yaşındaki genç kızlar, yüksek okul mezunları birer sosyal kategoridir.
    4-Toplumsal sınıflar, azınlıklar ve kitleler de sosyal kategorileri oluşturur.
    5-Kitleler, aynı uyarıcıdan etkilenmekle birlikte, fiziksel yakınlıkları bulunmayan kişilerin oluşturduğu kategorilerdir.
    6-Örne¬ğin; aynı gazeteyi okuyan kişiler kitleleri oluşturur.
    7-Sarışınlar, kısa boylular, kızlar, erkekler, işçiler, lise öğrencileri, Sabah gazetesi okurları, askerler…
    TOPLUM OLABİLMENİN KOŞULLARI
    1. Sınırlan belli bir toprak parçası üzerinde yaşamak (Yurt Birliği)
    2. Toplumu oluşturan bireylerin birlikte yaşama isteği taşıması (Duygu Birliği)
    3. Örgütlenmiş olması (Çıkar-iş birliği-süreklilik)
    4. Ortak bir kültüre sahip olma (Kültür Birliği)

    TOPLUMLARIN SINIFLANDIRILMASI
    Toplumlar tarihsel gelişim, gelişmişlik düzeyi, temel etkinlikler, yalın ve kar¬maşık olmalarına göre çeşitli şekillerde sınıflandırılmışlardır.
    TOPLUMLARIN TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ AÇISINDAN SINIFLANDIRILMASI
    Toplumlar, eski çağlardan günümüze gelinceye kadar geçirdikleri değişimlere göre çeşitli şekillerde sınıflandırılmışlardır. Fransız sosyologu Emile Durkheim’ın yaptığı toplumsal sınıflandırma şöyledir:
    A.İLKEL TOPLUMLAR
    KLAN (SOP)
    1- Henüz yerleşik yaşama geçmemiş, geçimlerini toplayıcılık ve avcılık¬la sağlayan toplumlardır.
    2-İş bölümü, cinsiyet temeline dayanır. Erkekler avcılık, kadınlar toplayıcılık yapar.
    3-Klan üyeleri arasında eşitlik vardır.
    4-Bir devlet ya da iktidar yoktur. Bu nedenle yöneten-yönetilen ayrımı da yoktur.
    5-Birlikte avlanan av, toplanan bitkiler ortak tü¬ketilir. (Ortak üretim-eşit paylaşım)
    6-Henüz büyülere dayalı düşünce aşamasındadırlar.
    7-Klanda görülen dine to¬temizm denir. Totemizmin temel kavramları totem, mana ve tabudur.
    Totem: Klan üyelerinin kutsal saydığı canlı ya da cansız nesnedir.
    Mana: Her şeyi yönlen¬diren gizli güçtür.
    Tabu: Bazı nesnelerin, bazı tutum ve davranışların toteme bağ¬lı olarak yasak olmasıdır.
    8-Aynı klanın üyeleri, ortak totemden geldiklerine inandıkları için kendilerini akraba olarak görürler.
    9-Bu nedenle klan içi evlenme yasaktır. Klanlar arası evlilik (egzogami-dış evlilik) yapılır. Anaerkil aile tipi vardır.
    10-Boy (Fratri) : iki ya da da¬ha çok klanın bir arada yaşamasından doğan birliktir. Boylarda da din totemizm¬dir.




    B.TOPRAĞA YERLEŞMİŞ TOPLUMLAR
    AŞİRET (ÖZ)
    1-İnsanların yerleşik yaşama geçmesi ile ortaya çıkan toplum tipidir.
    2-İş bölü¬mü, tarım toplulukları ve çoban topluluklar biçiminde gerçekleşmiştir.
    3-Üretime geçildiği için gereksinim fazlası ürün oluşmuştur. Zamanla ürün fazlasının paylaşılması sorunu ortaya çıkmıştır.
    4-Önceleri hiçbir güce ve ayncalığa sahip olmayan şefler ve büyücüler, ürün faz¬lasına el koymaya başlamışlardır.
    5-Böylece ilk defa özel mülkiyet ile ürün fazlasına el koyanların oluşturduğu bir iktidar ilişkisi or¬taya çıkmıştır.
    6-Klanda var olan yaygın egemenlik, yerini ayrıcalıklıların egemen¬liğine bırakmıştır.
    7-Aşiretlerde insanlar ilk defa yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu nedenle ilk devlet şekli aşiretlerde görülmüştür.
    8-Aşiretlerde ataerkil ai¬le tipi görülür. Buna dayalı olarak miras da babadan oğula geçer.
    9-Klanlardaki toteme dayalı akrabalığın yerini kandaşlığa dayalı akrabalık almıştır.
    10-Tote¬mizm yerini fetişizme bırakır. Fetiş: aşiret üyelerinin taptıkları putlardır.
    11-Toprağa yerleşme sonucu artan ürünün ele geçirilmesi mücadelesi, aşiretler arası Savaşlara yol açmıştır.
    Savaşlarda yenilenler köleleştirilmiş, böylece kölelik kurumu ilk defa aşiretlerde ortaya çıkmıştır.

    SİTE (KENT)
    1-Aşiretlerde ortaya çıkan üretim fazlasının değiş tokuşu pazaryerlerinin oluşmasını sağlamıştır.
    2-Bu pazaryerleri tapınakların çevresinde kuruluyordu. İlk kentler de bu pazaryerlerinin çevresinde kurulmuştur.
    3-Toplum; efendiler ve köleler olmak üzere iki ana sınıfa ayrılır. Üretim, köle emeğine dayanır.
    4-Topraklar az sayıda soylunun elinde toplanmıştır ve özel mülkiyet var¬dır.
    5-Kentlerde, ticaretin ortaya çıkması ile birlikte tüccar adı verilen bir tabaka oluş¬maya başlamıştır.
    6-Toplum karmaşıklaştığı için yeni zanaat dallan ortaya çıkmış ve zanaatçıların sayısı artmıştır.
    7-Böylece ticaret ve za¬naatlar başta olmak üzere meslek gruplan oluşmuş ve ilk defa para kullanılmaya başlanmıştır.
    8-Ataerkil aile özellikleri iyice yerleşmiştir. Baba tek egemendir.
    9-Sitelerin ilk dönemlerinde monarşi daha sonraları oligarşi son zamanlarında da ilk demokratik yönetim or¬taya çıkmıştır.
    10-Siteler ilk yazılı kuralların, mahkemelerin ortaya çıktığı yerlerdir.
    11-Siteler, farklı aşiretlerin birleşmesi ile oluştuğu için her aşiret kendi tanrısına inanmaya devam etmiş daha sonra bunlar tüm sitenin ortak tanrısı hâline gelmiş¬tir. Böylece çok tanrıcılık (politeizm) ortaya çıkmıştır.

    C.İLERLEMİŞ TOPLUMLAR
    İMPARATORLUK
    1-Merkezi bir otoritenin kentleri egemenliği altına almasıyla imparatorluklar ortaya çıkmıştır.
    2- İmpara¬torluklar köleci toplumların en gelişmiş biçimidir.
    3-Devlet yönetimi, tek kişinin egemenliğine dayalı monarşik ve dine dayanan teokratik bir yönetimdir.
    4-İmpara¬torlukta tek tanrılı din (monoteizm) egemendir.
    5-Devlet yönetiminde dinsel inanç¬lar egemen olduğundan, dine dayalı hukuk anlayışı vardır.
    6-İmparatorlukta ekonomik yaşam tarıma dayanır. Ülke topraklarının tamamı imparatora aittir.
    7-Küçük zanaatlar ve değiş-tokuş ticareti gelişmiştir. Ayrıca loncalar kurul¬muştur.
    8-Lonca: aynı işi yapan zanaatçıların meslekî örgütlenmedir.
    9-İmparatorlukta babanın elinde olan yetki dev¬letin eline geçmiştir.
    10-Tek eşli (monogami) evlilik tipi görülmeye başlanmıştır.

    Feodalite:
    11- Köle isyanları nedeniyle verimin düşmesi, merkezî otoritenin zayıflaması sonucu imparatorlukların yıkılmıştır.
    12- İmparatorlukların zayıflamasıyla feodal toplumlar ortaya çıkmıştır.
    13-Ülkenin başında Kral bulunur. Ancak toprağı senyörler işlemektedir.
    14-Senyörler toprak üzerinde tam bir egemenliğe sahiptir. Toprağı senyörlerin egemenliğinde serfler işlemektedir.
    15-Feodal süreç içerisinde ticaretin gelişmesiyle yeni bir toplumsal sınıf, burjuvazi ortaya çıkmıştır.
    16-Burjuvazi ekono¬mik olarak güçlü ancak siyasal haklardan, yönetim erkinden yoksundur.
    17-Bu durum sonucunda burjuvazinin önderliğinde köylü isyanı başlamıştır. 1789'da Fransız Dev¬rimi ile feodalite yıkılmıştır.

    MİLLET (ULUS)
    1-Üretimin pazar için yapıldığı, ticaretin ve sana¬yinin geliştiği toplumlar artık ulus durumuna gelmişlerdir.
    2-Ulus: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan; aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğudur.
    3-Uluslarda toplum düzeni hukuk kurallarıyla sağlanır.
    4-Özel mülkiyet gelişmiş, tek eşli evlilik yaygınlaşmıştır. Geniş aile, yerini çağdaş çekirdek aile yapısına bı¬rakmıştır.

    TOPLUMLARI GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNE GÖRE SINIFLANDIRMA
    a.İlkel toplumlar: Yazı dili olmayan toplumlardır. Ekonomik yaşam avcılık ve toplayıcılığa dayanır.
    b.Az gelişmiş toplumlar: Henüz sanayileşmemiş, yaşam ve eğitim düzeyi dü¬şük, doğa kaynaklarından yeterince yararlanamayan toplumlardır.
    c.Gelişmiş toplumlar: İleri ve güçlü bir ekonomisi olan; bilim, teknoloji ve diğer alanlarda ilerlemiş toplumlardır.

    TEMEL ETKİNLİKLER AÇISINDAN TOPLUMLARI SINIFLANDIRMA
    a.Tarım toplumları: Temel üretim etkinliği tarıma dayalı toplumlardır. Birin¬cil ilişkilerin güçlü olduğu bu toplumlarda dayanışma fazladır.
    b.Sanayi toplumları:
    1-Bu toplumlarda ham maddeler işlenerek ürün durumu¬na getirilir.
    2-Petrol, kömür, doğal gaz, nükleer enerji temel enerji kaynaklarıdır.
    3-Nü¬fus artmış, resmî kurallara dayalı ilişkiler gelişmiştir.
    4- İnsanların eğitim düzeyleri yüksektir.
    TOPLUMLARI YALIN VE KARMAŞIK OLMALARINA GÖRE SINIFLANDIRMA
    a.Yalın toplumlar:
    1-Bu toplumların nüfus yoğunluğu az olup kültürel değişi¬mi yavaştır.
    2-İnsanlar dinsel, ahlâkî değerlerine; töre, âdet ve göreneklerine bağlı¬dırlar.
    3-Akrabalık ilişkileri kuvvetlidir. Genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinirler.
    4-Bu özelliklerinden dolayı kapalı toplumlar olarak da adlandırılırlar.
    b.Karmaşık toplumlar:
    1-Nüfusu fazla, kültürel değişime açık olan toplumlar¬dır.
    2-Sanayi gelişmiş, geleneksel kültürel değerlerden kısmi olarak uzaklaşmışlardır.
    3-Ai¬le, akrabalık ve komşuluk ilişkileri zayıflamıştır.
    TOPLUMLARI NÜFUS VE TOPRAK DURUMUNA GÖRE SINIFLANDIRMA
    a. Küçük toplum: Nüfusu ve toprağı az olan toplumlardır.
    b. Büyük toplum: Nüfusu ve toprağı çok olan toplumlardır.





    B. SOSYOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
    1-İnsan bilimlerinin başlıcaları tarih, psikoloji, antropoloji, hukuk, ekonomi, si¬yaset, coğrafya ve sosyolojidir. 2-İnsan bilimleri; insanı, toplumu ve insanla insan, insanla toplum, insanla doğa, insanla eşya ilişkilerini inceler.
    3-İnsan bilimlerinden yalnız biri insan ya da toplum gerçeğini tümüyle açıklayamaz. Bu nedenle bu bilimler arasında bir iş birliği olmalıdır.
    Bunu belirttikten sonra şimdi de sosyoloji ile diğer insan bilimleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları inceleyelim.

    1. SOSYOLOJİ - TARİH
    1-Tarih, geçmişte olup bitenleri belgelere dayanarak anlatan, toplumları zamanın akışı içinde inceleyen bir bilimdir.
    2-Sosyoloji ve tarihin karşılıklı olarak birbirlerine yardımcı oldukları bir gerçek¬tir .
    3-Tarihsel olayların açıklanabilmesi için sosyal olayların anlaşılması gerekir.
    4-Sosyal olayların açıklanması konusunda en önemli araç ise sosyolojidir.
    5-Olayları açıklayabilmek için nedenlerini belirlemek gerekir. Tarih bunu ancak sosyolojiden yararlanarak yapabilir.
    2. SOSYOLOJİ - PSİKOLOJİ
    1-Psikoloji, insanın davranışlarını inceleyen bir bilimdir.
    2-Sosyoloji ile psikoloji insana değişik açılardan bakar. İnsanlar bir toplum için¬de yaşarlar. Sosyoloji toplumla ilgilenirken, psikoloji toplumu oluşturan bireyle il¬gilenir.
    3-Bireyi ele alan psiko¬loji ile bireyin içinde yaşadığı toplumu inceleyen sosyoloji arasında sıkı bir ilişki vardır.
    4-Sosyal psikoloji, sosyoloji ile psikoloji arasındaki ilişkiden doğan yeni bir bi¬lim dalıdır.İnsanın grup içindeki tutum ve davranışlarını konu alır.

    3.SOSYOLOJİ – ANTROPOLOJİ
    1-Antropoloji, toplumların ırk yapılarını kültürleriyle ilgilenir.
    2-Kültür bir toplumun yaşayış tarzını belirttiğinden ve ırkların da toplumsal yaşayış ile ilişkisi olduğundan dolayı antropoloji sosyoloji ile yakından ilişkilidir.

    4.SOSYOLOJİ – HUKUK
    1-Hukuk, insanlar arası ilişkiyi düzenleyerek toplum düzenini sağlamaya çalışır.
    2-Toplumun düzeni, konusu toplum olan sosyoloji ile yakından ilişkilidir.

    5. SOSYOLOJİ – EKONOMİ
    1-Ekonomik faaliyetler, üretim, tüketim, bölüşüm ve değişim ilişkilerinden oluşur.
    2-Topluma faydalı olmaya yönelik yapılan bu ekonomik faaliyetler toplumsal ilişkilerin büyük bir bölümünü oluşturur ve toplum hayatını önemli derecede etkiler.

    6.SOSYOLOJİ - SİYASET BİLİMİ
    1-Siyaset yönetim ilişkilerini konu edinir.
    2-Toplumun yönetimi de sosyoloji ile ilişkilidir. ( Siyaset Bilimi)





    7.SOSYOLOJİ - COĞRAFYA
    1-Coğrafya; yeryüzü şekillerini, iklim ve bitki örtüsünü inceleyen bir bilim dalı¬dır.
    2-İnsanın bir coğrafî alanda yaşama zorunluluğu vardır.
    3-Coğrafyanın konusu olan iklim, yeryüzü şekilleri, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları toplum üzerinde etkilidir.
    4-Coğrafya ile sosyoloji ilişkisinde belirleyici olan, toplum ile doğa arasındaki karşılıklı etkileşimdir. Bu etkileşim sonucu sosyal coğrafya oluşmuştur.

    TÜRKİYE'DE SOSYOLOJİNİN GELİŞİMİ VE TARİHÇESİ
    1- Sosyoloji Türkiye'de tarihin bir dalı olarak görüldü. Avrupa’da ise felsefenin bir dalı olarak görülmüştü.
    2-Toplumsal sorunlarla ilk ilgile¬nenler tarihçiler oldu. Ahmet Cevdet Paşa, toplumu bilimsel açıdan ele alan ilk tarihçidir.
    3-Daha sonra Mizancı Murat Bey, Mehmet Cavit, Rıza Tevfik, Ahmet Şuayip gibi yazarlar tarihsel olayları anlamanın toplumsal olayları bilmekten geçtiğini ileri sürmüşlerdir.
    4-Ahmet Cevdet Paşa, uygarlık kavramının iki anlamı olduğu¬nu, ortak yararın insanları topluluklar biçiminde yaşamaya zorladığını, iç ve dış tehlikelerden korunmak için devlet kurumlarının zorunlu olduğunu ileri sürdü.
    5-İkinci Meşrutiyet döneminde iki toplum bilimi akımı ortaya çıktı: Bunlardan biri Emile Durkheim’ın top¬lum bilimini benimseyen Ziya Gökalp; öteki, Le Play'in toplum bilimini sa¬vunan Prens Sabahattin'in temsil ettiği akımlardır.
    6-Bu arada; Genç Osman¬lılarla başlayan ve Jön Türkler, İkinci Meşrutiyet, İttihat ve Terakkî çizgisi¬ni izleyen süreç içinde pozitivizm de önem kazandı
    7-Ziya Gökalp’ın toplum bilimsel düşüncesi, Comte gibi pozitivist olan Emile Durkheim'in düşünceleri etkisinde gelişti.
    8-Toplum bilim, 1915'ten sonra üniversite programlarına resmen girdi. Kurtuluş Savaşı yıllarında kaldırıldıysa da 1923'te yeniden konuldu.
    9-İbra¬him Hakkı Baltacıoğlu ve İzzet Bey toplum bilim dersleri okuttu.
    10-Bu arada Durkheim'ın toplum bilim görüşü, Ziya Gö-kalp'in Türk kültür yaşamındaki etkisiyle tek toplum bilimsel görüş olarak orta öğretim programlarına girdi.
    11- 1938–1950 yılları arasında, Muzaffer Şe¬rif, Niyazi Berkes ile birçok önemli toplum bilimci yurt dışına göç etmek zorunda kaldılar. Bu durum Türk toplumbiliminin 1950–1960 yıllan arasına kadar duraklamasına neden oldu. 12-1960'tan sonra bir bölüm toplum bilimci ve bilim adamları topluluğu toplum bi¬lim çalışmalarında, Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal evrimini göz önünde bulunduran, Türkiye'nin koşullarına, uygun bir yaklaşımı oluşturmaya çalış¬tılar.
    13-Bugün Türkiye'de toplum bilim, gerek eğitimde, gerek toplumsal ya¬şamda, gerekse bilimde önemli bir işleve sahiptir.
    14-Türk toplum bilimciler arasında Hilmi Ziya Ülken, Cahit Tanyol, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu, Nu¬rettin Şazi Kösemihal, Cavit Orhan Tütengil, Doğan Avcıoğlu, Niyazi Ber¬kes, Kemal Karpat, Özer Ozankaya, Orhan Türkdoğan, Emre Kongar, Mu¬zaffer Sencer özellikle sayılabilir.






    C. SOSYOLOJİDE YÖNTEM VE ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ

    1. BİLİMSEL YÖNTEM
    1-Bilimsel yöntem; bilimsel araştırma ilkelerinden ve tekniklerinden yararlanı¬larak bilgi elde etmede izlenilen sistemli yoldur.
    2-Çok büyük bir güç olan doğayı anlamak için en güvenilir bilgi bilimsel yöntemle elde edilir.
    3-Francis Bacon’un belirttiği gibi "Bilmek, egemen olmaktır." anlayışı, doğaya egemen olmakta önemli bir görüştür.
    4-Doğaya egemen olmak için önce doğanın ya¬salarını bilmek gerekir.

    a. Bilimsel Çalışmalarda ön Kabuller
    Araştırmanın doğru, geçerli yani bilimsel olması için öncelikle bu ön kabullere uyulması gerekir. Bunların başlıcaları şunlardır:
    1. Nesnellik ilkesi: Araştırmacının değer yargılarının, inançlarının, siyasal gö¬rüşünün ve duygularının etkisinde kalmaksızın olanı olduğu gibi ortaya koyması¬dır.
    2. Nedensellik ilkesi: Doğada ve toplumda oluşan olaylar bir bütündür. Olay ya da süreçlerden birisi olmadan diğerinin olamayacağı; birinin varlığının diğeri¬nin varlığım zorunlu kıldığı ilke nedensellik ilkesidir.
    3. Bütünlük ilkesi: Olaylar arasında sürekli bir "neden sonuç" ilişkisi vardır. Araştırmacı konusunu incelerken neden sonuç ilişkisi kurmalı ve olayları etkileyen tüm etkenleri bütünlük içinde açıklamalıdır
    4. Kesinlik ilkesi: Bilimsel bilgiye ulaşmada kuşkucu ve eleştirel tavır önem¬lidir. Araştırma tamamlandığında bilimsel yöntemle ulaşılan sonuçlar ke¬sin olarak kabul edilir.
    5. Değişebilirlik ilkesi: İlk Çağ filozoflarından Herakleitos (MÖ. 540–480) "Her şey sürekli bir değişim, bir oluş içindedir... Sonsuz değişmeler içinde değiş¬meyen tek şey değişmenin değişmez olduğu ilkesidir." demiştir.

    SOSYOLOJİK ÇALIŞMALARDA KULLANILAN ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
    TÜMDEN GELİM (DEDÜKSİYON)
    1-Doğru olarak kabul edilen genel bilgilerden özel bilgilere ulaşma yoludur.
    2-Aristoteles Organon adlı yapıtında bu akıl yürütme yolunu ele alır.
    3-Aristoteles'e göre öncüller doğru olarak kabul edilirse bunlardan zorunlu ola¬rak çıkan sonuç da doğru olur.
    4-ÖRNEK:
    A.Tüm insanlar ölümlüdür.
    B. Sokrates bir insandır. J 0ncüller
    C.Öyleyse Sokrates de ölümlüdür.} Sonuç
    5-Tümden gelim, bütünden parçalara doğru giden bir düşünme şeklidir. Bir bü¬tün için doğru olan yargı, o bütünün parçaları için de doğrudur.
    6-Tümden gelim temel olarak matematik ve mantığın bir yöntemi olmakla birlik¬te, toplumsal bilimlerde de kullanılır.


    TÜME VARIM (ENDÜKSİYON)
    1-Bu yöntem, tümden gelim yönteminin tersine, tek tek olaylardan genel sonuç¬lar bulmaya yönelen bir yöntemdir.
    2-Tüme varım; olayları izlemeye, gözlem ve de¬neye dayanarak gerçeği ortaya koymaya yarayan en uygun yoldur.
    3-Tüme varım özelden genele, parçadan bütüne doğru giden bir yargılama ve dü¬şünme şeklidir.
    4-Tümden gelim daha çok kanıtlayıcı bir yöntem olmasına karşın, tüme varım yeni bilgiler kazandırıcı bir yöntemdir.
    5-Tüme varımı ilk kez ortaya atan Francis Bacon bilimsel yöntemin de kurucusu sayılır.
    6-Bu yöntemin uygulanmasını Durkheim'ın İntihar adlı yapıtında görebiliriz. Durkheim'a göre, her sosyal olay sosyal nedenlerle açıklanabilir.

    KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM
    1-Toplum doğaya göre daha hızlı değişen karmaşık bir yapıya sahiptir.
    2-Toplumsal olayların tekrarlanma olanağı yoktur. Bu nedenle sosyoloji deney yöntemini kullanamaz.
    3-Sosyoloji bu eksikliğini karşılaştırmalı yöntemi kullanarak gidermeye çalışır.
    4-Karşılaştırmalı Yöntem: aynı olay ya da olgunun birçok durumunun yer ve zaman bakımından karşılaştırılmasıdır.
    5-Örneğin; Doğu Anadolu bölgesindeki nişanlanma geleneği ile Ege bölgesindeki nişanlanma geleneğinin karşılaştırılması(Yer)

    BİLİMSEL YÖNTEMİN AŞAMALARI
    Gözlem----Hipotez (Denence)---Deneyleme (Sınama)------Kuram (Teori)-----Yasa (Kanun)
    (1.Basit Gözlem: katılımlı, katılımsız)
    (2.Sistematik gözlem-Le Play)

    b. BİLİMİN NİTELİKLERİ
    1-Bilim olgusaldır.
    2-Bilim nesneldir.
    3-Bilim eleştirici ve sorgulayıcıdır.
    4-Bilim mantıksaldır.
    5-Genelleyicidir.
    2. SOSYOLOJİK ARAŞTIRMADA VERİ TOPLAMA TEKNİKLERİ
    1-Bir araştırmada ortaya çıkan olguları çözümlemek ve hipotezleri doğrulamak için ge¬rekli olan verileri elde etmede kullanılan işlemlere araştırma teknikleri denir.
    2-Araştırma teknikleri veri toplamak amacıyla kullanılır. Veri, değişik kaynaklar¬dan derlenen, üzerinde inceleme yapılan ancak henüz işlenmemiş ham bilgidir.
    3-Bu verilerin çözümlenmesi sonucunda hipotezlerin doğruluğu, yanlışlığı sınanacak ve araştırma sonuçlandırılacaktır.
    ***Sosyolojik araştırmalarda kullanılan veri toplama tekniklerinin başlıcaları; an¬ket, monografi, olay incelemesi, Sosyometri ve görüşmedir.







    a. ANKET (Soru Kağıdı)
    Anket: toplumsal nitelik taşıyan herhangi bir konuda, kişilerden bilgi toplayabilmek için başvurulan sorunu aydınlatma, kamuoyu eğilimlerini belirleme amacı taşıyan bir tekniktir.
    • Önceden hazırlanmış sorular bir gruba ya da kişilere sorulur. Soru kâğıdı uzmanlarca hazırlanır.
    • Soru kâğıdı, kendisinden bilgi istenen kişi tarafından okunarak doldurulur.
    • Anket, herhangi bir mekânda bireysel, toplu ya da internet veya posta yolu ile uygulanabilir.
    • Anketi ilgili herkese uygulamak mümkün olmadığından örnekleme yoluna başvurulur.
    • Soruların aynı biçimde anlaşılacak şekilde nesnel içerik taşıması gerekir. Sorular, kişilerin bilgi kavrayış düzeylerine uygun olmalıdır.

    Örnek: Öğrencinin kitap okumasında en etkili olan kişi, aşağıdakilerden han¬gisidir?
    a. Öğretmen b. Anne c. Baba ç. Arkadaş çevresi
    b. MONOGRAFİ
    Monografi: sınırları belirlenmiş bir konunun derinlemesine incelenmesidir.
    • Monografide bir konu tüm yönleriyle incelenir.
    • Ör: köye yol yapıldıktan sonra, köy hayatının her yönüyle derinlemesine incelenmesi monografiye girer.
    • Bu tekniğin kurucusu Le Play'dir. Le Play, araştırmasına temel olarak işçi ailelerini aldı

    c. OLAY İNCELEMESİ
    Olay incelemesi: araştırılacak olayın derinlemesine incelenmesidir.
    • Bu inceleme yapılırken bazı doküman¬lardan da geniş olarak yararlanılır.
    • Örneğin 1980 ihtilalinin Türk toplumunun toplumsal yapısını hangi yönde etkilediğinin belirlenmesi gibi
    • Olay incelemesi özellikle kriminoloji (suç ve suçluluğu inceleyen bilim) ala¬nında çokça kullanılmaktadır.
    • Elde edilen sonuçlar genellemelerde kullanılmaz.
    d. SOSYOMETRİ
    Sosyomet¬ri; bir sosyal grup üyelerinin birbirlerine karşı olan duygusal bağlantılarını ortaya çıkaran bir tekniktir.
    • Bu teknik Amerika’da Moreno (1892–1974) tarafından geliştirilmiştir.
    • Sosyometri, bir grubun üyelerine, birbirlerine karşı ne hissettiklerini sorma te¬meline dayanır.
    • Küçük gruplardaki bireysel yönelişleri tespit etmek amacıyla kullanılır.
    • Bireyler arasındaki ilişkilerin yönünü, grubu; nelerin, kimlerin etkileyip yönlendirdiğini gösterme amacı taşır.
    • Böylece gruptaki insanların, başkaları hakkındaki düşünceleri ve başkalarının kendileri hakkındaki düşünceleri ortaya çıkmaktadır.
    • Uygulanan test sonucu grubun bir haritası çıkarılır. Buna Sosyogram denir.
    • Sosyometri testinin amacı, insanların birbirlerine karşı ilişkilerinde karşılıklı sempati veya antipatilerini, ilgi veya ilgisizliklerini saptayabilmektir.



    e. GÖRÜŞME (MÜLAKAT)
    • Görüşme tekniği, yüz yüze yapılır. Sözlü anket de denilebilir.
    • Görüşmeci, ankette olduğu gibi sorularını önceden belli bir plâna göre hazırlar ve sorar.
    • Görüşmenin rahat bir ortamda geçmesi ve görüşme yapılan kişilerin görüşmeciye güven duyması önemlidir.
    • Böyle¬ce sorulara doğru ve içten yanıtlar verilmesi sağlanır.
    • Bu teknikte görüşmecinin yansız ve ön yargısız olması gerekir.
    • Görüşme yapılan kişiyle yanıtlan üzerine tartışmaya girilmemeli, söyledikleri kaydedilmelidir.
    • Gö¬rüşme sonunda görüşmeci, görüşme belgesinin arkasına izlenimlerini not etmelidir.
    f. Verilerin İstatistiksel Analizi
    • İstatistik: veri toplama teknikleriyle elde edilen bilgilerin sayısal olarak ifade edilmesidir.
    • Araştırmalarda elde edilen veriler, sayılar yığınıdır. Bunların anlamlı duruma gelmesi, yorumlanması, sınıflanması ve sunulması gerekir.
    • Sos¬yoloji, verilerin yorumlanması ve sınıflanmasını istatistiksel teknikler aracılığıyla yapar. Bu aşamada, genelde toplanan verilerin bir özeti yapılarak sınanacak hipo¬tezin geçerliliği denetlenir.
    • Toplumun nüfusu, nüfusun artış hızı, evlenme, boşanma, doğum ve ölümle ilgili veriler vb. istatistik¬lerle belirlenir ve ifade edilir.

    3. Durkheim’ın Yöntem Anlayışı
    Sosyolojinin pozitif bilim olarak kurulmasını sağlayan Durkheim’ın yöntem anlayışı şöyledir:
    • Sosyal olaylar bir eşya gibi alınmalıdır. Bu durumda toplumsal bilinç işe karışmayacağından, objektif olunabilir.
    • Sosyal olaylar, sosyal olaylarla açıklanmalıdır. Toplumsal bilincin canlı olduğu günlerde (bayram, tören gibi) intiharların az olduğu gibi sosyal olayın sebebi yine başka bir sosyal olaydır.
    Sosyal olaylarda normallik ve anormallik ölçüsü toplumdur. Toplumun çoğunluğunda yaygın olan şey normaldir. Buna göre boşanmanın yasak olduğu bir toplumda bir kişinin boşanması anormaldir.
    ece büşra bunu beğendi.
  2. yaban55

    yaban55 Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2008
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1
    inşallah işinize yarar
  3. q@mze

    q@mze Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Gerçektende paylaşımın faydalı oldu...teşekkürler:)
  4. qwqwqw

    qwqwqw Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çokkkk teşekkür ederim verdiğin bilgiler çok işime yaradıı
  5. qwqwqw

    qwqwqw Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    teşekürler
  6. habibe

    habibe Üye

    Katılım:
    6 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    TEŞEKKÜRLER
  7. ECEL

    ECEL Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ÇOK teşekkür ederim çok yararlı oldu bu bilgiler.
  8. __zambak__

    __zambak__ Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkürler
  9. piyanistt

    piyanistt Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim
  10. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    Arkadaşlar teşekkür etmek yasak.Sadece teşekkür butonunu kullanmanız için konuyu kilitliyorum.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş