SÖZCÜK VE CÜMLE YORUMU (AÇIKLAMALI )

Konu 'Dil ve Anlatım Konu Testleri' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36

    SORU :

    Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcükler anlamca birbirine en yakındır?

    A) Bir süre sonra kendisi de bu akımın, bu tartış*manın içinde yer almıştı.

    B) Bu kitapları, belirlediğiniz ölçütlere göre seçin, ayırın.

    C) Kendisine yapılan bu haksızlığı, bu saygısızlı*ğı içine sindiremiyordu.

    D) Bütün bunları, kendisinin yerine, önüne geç*mek isteyenler düzenliyordu.

    E) Bu makineler ötekilere göre daha kullanışlı, daha pahalıdır.

    (ÖSS 2001)



    ÇÖZÜM :

    Bu soruda altı çizili sözcüklerin aynı cümlede an*lamca birbirine en yakın olduğu sorulmaktadır. B seçeneğinde "seçin" sözcüğü ile "ayırın" sözcüğü kitapların belirlenen ölçütlere göre birbirinden ayırt edilmesi eylemi olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise her iki sözcük anlamca birbirle*rinden uzaktır.

    Yanıt: B

    SORU :

    I. Yirmi üç yaşını ekimde doldurdu.

    II. Üniversite formunu heyecanla doldurdu.

    III. Bütün yazlıklarını bavula doldurdu.

    IV. Odanın içini yemek kokusu doldurdu.

    V. Buzdolabını meyveyle doldurdu.

    "Doldurmak" sözcüğü yukarıdaki cümlelerin hangilerinde yakın anlamda kullanılmıştır?

    A) II. ve V. B) III. ve IV. C) III. ve V.

    D) I. ve V. E) II. ve IV.



    ÇÖZÜM :

    Doldurmak sözcüğü

    I. Cümlede yaşın tamamlanması

    II. Cümlede gerekli ve istenen bilgilerin yazılma*sı

    III. Cümlede yazlıkların bavula yerleştirilmesi

    IV. Cümlede yemek kokusunun odayı kaplaması

    V. Cümlede meyvelerin buzdolabına yerleştiril*mesi

    Anlamlarında kullanılmıştır. Bu durumda III. ve V. cümlelerde belli şeyleri belli bir yere yerleştirmek anlamında, yani yakın anlamda kullanılmıştır.

    Yanıt: C



    SORU :

    "Almak" sözcüğünün aşağıdaki açıklamaların*dan hangisi, birlikte verilen örnek cümleye uy*gun değildir?

    A) Yanında bulundurmak: Gökyüzü bulutluydu, şemsiyesini de aldı.

    B) Ortadan kaldırmak, yok etmek: Güneş, perde*lerin rengini almasın diye onları çekmiyor.

    C) içeri sızmak: Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış.

    D) Yolmak, koparmak: Kaşlarını modaya uysun diye alıyor.

    E) Çalmak: Çantasından beş milyon lirasını al*mışlar.



    ÇÖZÜM :

    Bu soruda "almak" sözcüğünün önce anlamı veril*miş, sonra verilen cümlede bu anlama uygun kul*lanılıp kullanılmadığı sorulmuştur. B seçeneğinde "ortadan kaldırmak, yok etmek" açıklaması veril*mesine rağmen cümlede "Güneş, perdelerin ren*gini almasın diye onları çekmiyor." diyerek "sol*durmak" anlamında kullanmış, bu yüzden verilen açıklama ile yan cümledeki anlam örtüşmemiştir.

    Yanıt: B



    SORU :

    Sözünü dinletmeyi sever, bunu başaramadığında sinirlenip hırçınlaşırdı. Bunun için, hemen her za*man, hem çevresindekilerin kendisine, hem de kendisinin çevresindekilere karşı davranışlarında ipleri kendi istediği gerginlikte tutmayı başarırdı.

    Yukarıda geçen, "ipleri kendi istediği gerginlikte tutmayı başarmak" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Çevresindekilere, kendi görüşlerinin doğrulu*ğunu kanıtlamak

    B) isteklerinin gerçekleşmesi için her yola baş*vurmak

    C) Her konuda kendisini bilgili ve yeterli görmek

    D) insanlarla olan ilişkilerini, kendi ölçütlerine gö*re yönlendirmek

    E) Kendini, olduğundan daha güçlü göstermeye çalışmak

    (ÖSS 2001)



    ÇÖZÜM :

    Paragrafta bir kişi, çevresindeki insanlarla ilişkile*ri yönünden tanıtılmaktadır. Bu ilişki, "hem çevre*sindekilerin kendisine hem de kendisinin çevre*sindekilere karşı davranışları" sözleriyle belirtil*mekte, bu ilişkilerde "ipleri kendi istediği gerginlik*te tutmayı başardı" diyerek ilişkileri ve ilişkilerdeki mesafeyi kendisinin belirlediğini ifade etmektedir. Bu açıklama B seçeneğinde "insanlarla olan ilişki*lerini, kendi ölçütlerine göre yönlendirmek" ifade*siyle belirtilmektedir.

    Yanıt: D



    SORU :

    Dedem yaptığımız gezilerde gördüklerini, hiç üşenmeden sıcağı sıcağına defterine yazıyordu. Altı çizili sözcüğün bu cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    A) Bu çocuk çok çabuk öğreniyor.

    B) Yeni yaptığı tablolarını özenle yerleştirdi.

    C) insanlarda demokrasi düşüncesini önemse*mek gerekir.

    D) Sınıfta olanları öğretmene hemen aktarmış.

    E) Hızlı okumak bir beceridir.



    ÇÖZÜM :

    Verilen cümlede geçen "sıcağı sıcağına" sözleri cümleye "hemen, derhal, olduğu, oluştuğu anda" anlamını katmaktadır. Aynı anlam D seçeneğinde "Sınıfta olanları öğretmene hemen aktarmış." de*nerek kullanılmıştır.

    Yanıt: D



    SORU :

    Depremde evde değildik. Eve gelince gördük ki dolaplar, kitaplıklar devrilmiş; binlerce kitap yerler*de. Şimdi o kitaplar ne olacak? "Canını kurtarmış*sın, yetmez mi?" demeyin. Kitaplar da insanın ca*nı gibi. Birine bile zarar gelse içimden bir şeyler kopar.

    Bu parçada geçen "içinden bir şeyler kopmak" sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Birdenbire aşırı heyecana kapılmak

    B) Bedensel bir acı duymak

    C) Yapabileceği bir şeyi yapamaz hale gelmek

    D) istediği gibi davranamadığı için rahatsız olmak

    E) Bir olay karşısında derin bir üzüntü duymak

    (ÖSS 2000)



    ÇÖZÜM :

    Parçada kitapların yerlere düşmesinden yola çı*karak içlerinden birisine bir zarar gelmesi endişe*sinden duyulan üzüntü "içinden bir şeyler kop*mak" sözüyle ifade edilmiştir. Bu ifadenin açıkla*ması da E seçeneğinde "Bir olay karşısında derin bir üzüntü duymak" açıklaması ile verilmiştir.

    Yanıt: E



    SORU :

    incelemecilerin değer yargılarının "ortalama, eli yüzü düzgün, alışılmış" olanı öne çıkarma eğilimi gösterdiği açık. Türk edebiyatı "sezgi" gücü, "sa*natı koklama" gücü kalmayan bir eleştirinin eline düşmüş görünüyor şu günlerde. Bu parçada altı çizili söz grubuyla anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

    A) Gerçek sanat yapıtları yazma

    B) Sanatsal bir üslupla yazma

    C) Sanat değeri taşıyan yapıtları ayırt edebilme

    D) Alışılmadık, özgün sanat yapıtlar, verme

    E) Edebiyat yapıtlarından tat alma



    ÇÖZÜM :

    Cümlede "eleştiri" hakkında açıklamada bulunul*maktadır. Bu parçada eleştiri, sadece belli kuralla*ra bakmakla, sezgiye dayanmamakla yeriliyor. Bu da sanatla ilgili güçlü bir farkına varmanın olma*ması demektir. Buna en yakın anlam C seçene*ğinde verilmiş.

    Yanıt: C



    SORU :

    Maviyle yeşilin kucak kucağa olduğu Kanlıca, hep kıpır kıpır, hep hayat dolu ve hep kendi gibi kal*mak istiyor.

    Bu cümlede geçen "kendi gibi kalmayı istemek" sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Sahip olduğu özellikleri koruma çabası içinde olmak

    B) Önemli bir yer olduğunu kanıtlamaya çabala*mak

    C) Benzerlerinden farklı olmaya çalışmak

    D) En iyi biçimde tanıtılmayı istemek

    E) Canlılığını çevresine hissettirmek

    (ÖSS 2000)



    ÇÖZÜM:

    Cümlede Kanlıca'nın betimlemesi yapılarak özel*likleri sıralanıyor ve bu özellikler bir beğeni halin*de aktarılıyor. "kendi gibi kalmayı istiyor." diyerek de bu beğenilen özelliklerin devam ettirilmesi duy*gusu aktarılıyor. Bu yorum da A seçeneğinde ve*riliyor.

    Yanıt: A



    SORU :

    Yalın, rahat bir anlatımı olan öykü, bir su kenarı*nın insanı doğallıkla yanına çekivermesi gibi, oku*ru öykünün satırları arasına çekiveriyor.

    Altı çizili sözün cümleye kattığı anlam, aşağı-dakilerden hangisinde vardır?

    A) Bu öykülerde, doğayla ilgili ayrıntılar var.

    B) imgeleri, görüntüleri değişik biçimde okura ile*ten bir öykü bu.

    C) Bu öyküler, okuru kendi öyküsünü kurmaya yönlendiriyor.

    D) Öykülerin anlatımı sürükleyici ve etkileyici.

    E) Öyküdeki kılcal damarlar genişliyor ve öykü, daha geniş bir engini kucaklıyor.



    ÇÖZÜM :

    Cümlede bir öykünün anlatımı bir benzetme ile bir su kenarının insanı doğallıkla yanına çekivermesi-ne benzetilerek "öykünün satırları arasına çekive-riyor." deniyor. Öykünün anlatımının çekiciliği ve etkileyiciliği öne çıkarılıyor. Bu düşünce D seçe*neğinde "Öykünün anlatımı sürükleyici ve etkileyi*ci" denilerek belirtiliyor.

    Yanıt: D



    SORU :

    Bıkmadan, yorulmadan, yılgınlığa düşmeden, sü*rekli okumalıyız. Okurken bir yandan, daha önce okuduklarımızdan belleğimizde kalan izin üzerini örten tozu, kirli temizlemeli, bir yandan da bu izi derinleştirmeye çalışmalıyız.

    Bu parçada geçen "belleğimizde kalan izin üze*rini örten tozu, kiri temizlemek" sözüyle anlatıl*mak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Edinilmiş bilgilerin önemini anlamak

    B) Doğruyu yanlıştan ayırmak

    C) Gereksiz bilgilerle oyalanmak

    D) Unutulmaya yüz tutmuş bilgileri anımsamak

    E) Yeniliklere açık olmaktan kaçınmamak

    (ÖSS 2000)



    ÇÖZÜM :

    Parçada okumak ile ilgili öğüt verilmektedir. Bu okuma eylemini sürdürme öğüdü verilirken daha önce "okuduklarımızdan belleğimizde kalan izi" denerek var olan bilgilerden söz edilmekte, "üze*rini örten tozu, kiri" denerek unutma belirtilmekte "temizlemek" denerek de eskilerin görülmesini en*gelleyen unsurların ortadan kaldırılması anlatıl*maktadır. Bu da "Unutulmaya yüz tutmuş bilgileri anımsamak" ifadesi ile D seçeneğinde belirtilmiş*tir.

    Yanıt: D



    SORU :

    Genel kanı, sanatçıların kalabalık kentlerde yaşa*dığı, yüklüce para kazandığı, biraz da soyut işler*le oyalandığıdır. içlerinden birinin ak kâğıtla bo*ğuştuğunu öğrenmeleri, bizim küçük kentlileri şa*şırtacaktır belki, "Nasıl girmiş bu serseri aramıza!" diye " Bir matah olsaydı çekip kapardı koca kent*ler onu." diye.

    Bu parçada altı çizili sözün yerine aşağıdaki*lerden hangisi getirilirse cümlenin anlamı de*ğişmez?

    A) ne sıkıntılar içinde olduğunu

    B) kendilerinden olmadığını

    C) bir yazar olduğunu

    D) işe yarar biri olmadığını

    E) kendileri gibi yaşam kavgası verdiğini



    ÇÖZÜM :

    Paragrafta ilk olarak sanatçılar hakkındaki genel kanı bildirildikten sonra sözü edilen kişinin içinde yaşadığı toplumdan farklılığı "içlerinden birinin ak kağıtla boğuştuğu" sözleriyle bildirilmektedir. Se*çeneklerde de kağıtla ilgilenen, kağıtla boğuşan anlamıyla ilgilendirilecek seçenek C'dir ve "bir ya*zar olduğunu" sözü "ak kağıtla boğuştuğunu" söz*lerinin yerine getirildiğinde paragrafın ilk cümle*sindeki kanı ile anlam birliği oluşturduğu görülür.

    Yanıt: C



    SORU :

    Bir sözcüğü ötekinin yanına öylesine getireceksin ki yaratacağın güzellikle okuyucunun yüreğindeki teli titretecek, onu gerçekler dünyasından düşler dünyasına taşıyacaksın.

    Bu cümledeki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    A) Bu tabloya her bakışında onda yeni ve değişik yönler bulurdu.

    B) Çocukluğunda yaşadığı bu ilginç olayı sık sık anlatırdı.

    C) Bu öyküyü okurken uzun süredir gidemediği köyünü anımsamıştı.

    D) Roman kişilerinin birbirlerine kavuşması onu çok etkilemiş, duygulandırmıştı.

    E) Bu sıkıntılı yolculuğun bir an önce bitmesini is*tiyordu.

    (ÖSS 1999)



    ÇÖZÜM :

    Verilen cümlede sözcük kullanımında okuyucu*nun etkilenmesinden söz edilmekte, "yüreğindeki teli titreteceksin" denilmektedir. "yürek" duygu kar*şılığında kullanılan bir sözcük olarak düşünüldü*ğünde okuyucunun duygulandırılması ifade edil*mektedir; bu da D seçeneğinde "Roman kişilerinin birbirlerine kavuşması onu çok etkilenmiş, duygu*landırmıştı." cümlesindeki "duygulandırmıştı" ile aynı anlamdadır.

    Yanıt: D



    SORU :

    Halk uzak tepelerde, evinin değil, göğün ve yerin yandığını, elleri böğründe izliyor.

    Bu cümlede geçen "elleri böğründe" sözüyle an*latılmak istenen, aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    A) Her şeye rağmen koşup umutla boynuma sa*rıldı.

    B) Ben haberi okurken acı ve çaresizlik içinde kalakalmıştı.

    C) işe başlarken zorluklarla savaşacağına yemin etmişti.

    D) Hastaneye getirildiğinde sancıyla kıvranıyor*du.

    E) Onu görünce, heyecandan ne yapacağını bile*medi.



    ÇÖZÜM :

    Verilen cümlede bir durum karşısında, insanların davranışı, durumu aktarılmakta ve bu "elleri böğ*ründe" sözleriyle verilmektedir ki bu sözler "çare*sizlik, aciz durumda oluş" ifade eder. Aynı ifade B seçeneğinde "Ben haberi okurken acı ve çaresiz*lik içinde kalakalmıştı." şeklinde kullanılmıştır.

    Yanıt: B



    SORU :

    Bir eleştirmenimizin 1974 yılında yaptığı değer*lendirmeye katılmamak elde değil. Çünkü bu dip*diri ve sağlam öykü beni de çok etkiledi. Bu öykü gerçek anlamıyla çağdaş bir klasik.

    Bu parçada "çağdaş bir klasik" sözüyle anlatıl*mak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Oluşturulduğu dönemin dil anlayışına uygun olmakla birlikte eski ürünlerden de etkilenen

    B) Oluşturulduğu dönemin havasını yansıttığı gi*bi değerini de hiçbir zaman yitirmeyecek olan

    C) Güncel olayları ayrıntılarıyla yansıtacak biçim*de, sağlam bir teknikle oluşturulan

    D) Bazı yenilikler getiren ve okuyucuyu duygulan*dıracak özellikler içeren

    E) Okurun ilgisini canlı tutan ve gelecekte de okuyucu bulabileceği düşünülen

    (ÖSS 1999)

    ÇÖZÜM :

    Cümlede tanıtılan öykü için iki nitelikli bir yorum yapılmıştır: Çağdaş, "klasik". Çağdaş çağın özel*liklerine uygun, çağın niteliklerini taşımakta anla*mını verirken, "klasik" sıfatı ile değerini yitirmeyen bir yapıt olduğu belirtilmektedir ve B seçeneğinde "oluşturulduğu dönemin havasını yansıttığı gibi" sözüyle çağdaşlık "değerini hiçbir zaman yitirme*yecek" denilerek klasik olma özelliği belirtilmiştir.

    Yanıt: B



    SORU :

    Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi gerçek anlamında kullanılmıştır?

    A) Rüzgârın soluğu, kışın gelişini duyuruyordu sanki.

    B) Alçak bahçe duvarının önünde koyu bir soh*bete başladılar.

    C) Roman yazmayı bitirince geziye çıkacak.

    D) Onun bu durgun görünümü canımı sıktı.

    E) Okulda ders öğleyin kesilir, çocuklar evlerine koşarlardı.



    ÇÖZÜM :

    Gerçek anlam, bir sözcüğün işitildiğinde zihnimiz*de uyandırdığı asıl anlamdır. Altı çizili sözcüklerin bulundukları cümlede kazandıkları anlam bu ölçü*te göre incelendiğinde:

    A seçeneğinde "soluk" renklerle ilgili olduğu halde rüzgâra ait bir unsur olarak verilip ilk anlamını yi*tirmiş,

    B seçeneğinde "koyu" sözcüğü sıvılar için olduğu halde "sohbet"in sıfatı olarak ilk anlamını yitirmiş,

    D seçeneğinde "durgun" sözcüğü hareketlilikle il*gili olduğu halde kişinin görünümüne sıfat yapıl*mış,

    E seçeneğinde "kesilir" sözcüğü ilk anlamı mad*delerle ilgili olduğu halde dersin bitmesini ifade etmek için kullanılarak ilk anlamlarının dışında, yeni bir anlamda kullanılmıştır. Oysa C seçene*ğinde "bitir-" eylemi roman yazmayı tamamlamak, sona erdirmek anlamında, sözcüğün ilk anlamın*da kullanılmıştır.

    Yanıt : C



    SORU :

    I. Hasta sabaha kadar gözünü kırpmamıştı.

    II. Dün akşam geç yattığından uykusunu alama*mıştı.

    III. Uykum gelmesin diye sık sık yüzümü yıkadım.

    IV. Uykusunun ağır olduğunu herkes bilirdi.

    V. Dünkü tartışma yüzünden bütün gece gözüme uyku girmedi.

    Yukarıdaki cümlelerin hangilerindeki deyimler anlamca birbirine yakındır?

    A) I. ve V. B) II. ve III. C) II. ve IV.

    D) III. ve IV. E) IV. ve V.

    (ÖSS 1999)

    ÇÖZÜM :

    I. cümlede "gözünü kırpmamak" deyimi, "hiç uyu*mamak", II. cümlede "uykusunu alamamak" deyi*mi "yeterince uyuyamamak", III. cümlede "uykusu gelmemek" deyimi "uyumaya ihtiyaç duymamak", IV. cümlede "uykusu ağır olmak" deyimi "kolayca uyanmadan uyumak", V. cümlede "gözüme uyku girmedi" deyimi de "hiç uyumamak" anlamında kullanılmış ve böylece I. ve V. cümlelerdeki de*yimler aynı anlamda kullanılmıştır.

    Yanıt: A



    SORU :

    I. Öyle şeyler söylüyordu ki dinleyenlerin gözle*ri yuvalarından fırladı.

    II. Uzun yıllar sonra onu karşısında görünce göz*lerinin içi parladı.

    III. Bu cevap karşısında gözleri faltaşı gibi açıldı.

    IV. Hiç beklemediği bir anda böyle bir manzara gözlerini doldurdu.

    V. Ona asla güvenmem, baksana gözleri velfecri okuyor.

    Yukarıda geçen deyimlerden hangi ikisi aynı anlamda kullanılmıştır?

    A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV.

    D) I. ve III. E) I. ve V.

    Yanıt: D



    ÇÖZÜM :

    I. cümlede "gözleri yuvalarından fırlamak" deyimi "çok şaşırmak, inanmamak" anlamında,

    II. cümlede "gözlerinin içi parlamak" deyimi "sevin*mek" anlamında,

    III. cümlede "gözleri faltaşı gibi açılmak" deyimi "şaşırmak, inanamamak" anlamında,

    IV. cümlede "gözlerini doldurmak" deyimi "duygu*lanmak, ağlayacak hale gelmek" anlamında,

    V. cümlede "gözleri velfecri okumak" deyimi "sinsi, kurnaz" anlamındadır.

    Buna göre I. ve III. cümledeki deyimler aynı an*lamlardadır.



    SORU :

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim açık-layıcısıyla birlikte verilmiştir?

    A) Bu çocuk söz dinlemiyor, hep kafasının dikine gidiyor.

    B) Amcam, zengince bir adamdı, hali vakti yerin*deydi.

    C) Bu konu hakkında fazla konuşup damarına basma!

    D) Babası azarlayınca kulaklarına kadar kızardı.

    E) Ona hırsız damgasını vurmak için bu olay yet*mez.



    ÇÖZÜM :

    A seçeneğinde "söz dinlemek" deyimi "uyarılara uymak" anlamında, C seçeneğinde "damarına basma" deyimi "hassas olduğu konuda sinirlen*mesine yol açmak", D seçeneğinde "yerin dibine geçti" deyimi "çok aşırı utanmak", E seçeneğinde "damga vurmak" deyimi "belirli bir isimle, sıfatla adlandırmak" anlamlarındadır; ancak cümlelerde bu açıklamalar kullanılmamıştır. B seçeneğinde ise "hali vakti yerinde" deyimi "zengince bir adam*dı" denerek açıklamasıyla birlikte kullanılmıştır.

    Yanıt: B



    SORU :

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "merak" söz*cüğü deyim içinde kullanılmamıştır?

    A) Haber vermeyip bizi merakta bıraktı.

    B) Söylemeyince merakından çatlayacak gibi ol*du.

    C) Bu yıl da biyolojiye merak sardı.

    D) Oğlum, zamanında gelmeyince meraka düş*tüm.

    E) Vaktinde gelmeyince annesi çok merak etti.



    ÇÖZÜM:

    "merak" sözcüğü A seçeneğinde "merakta bırak*mak", B seçeneğinde "merakından çatlamak", C seçeneğinde "merak sarmak", D seçeğeneğinde "meraka düşmek" biçiminde deyimleşirken E se*çeneğinde "merak" sözcüğü "etmek" yardımcı ey*lemi ile bileşik fiil oluşturmuştur.

    Yanıt: E



    SORU :

    Ailede tüm yükümlülükleri üzerlerine alan, çocuk*larını her türlü sorumluluktan uzak tutan anne ba*balar.....bireyler yetiştirirler.

    Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağı*dakilerden hangisi getirilmelidir?

    A) her bakımdan kendilerine benzeyen

    B) işini seven, görevlerinin bilincinde olan

    C) bulundukları her ortama kolayca uyum sağla*yan

    D) karşılaştıkları güçlükleri yenmek için her türlü yola başvuran

    E) yaşamını biçimlendiremeyen, başkaları tara*fından yönetilmeyi bekleyen

    (ÖSS 2001)

    ÇÖZÜM :

    Cümlede çocuk yetiştirmekle ilgili açıklama yazıl*makta "çocuklarını her türlü sorumluluktan uzak tutan anne babaların" yetiştirecekleri birey belirtil*mektedir. Boş bırakılan yere de yetiştirilecek bire*yin niteliği getirilmelidir. "Her türlü sorumluluktan uzak" tutulan bireylerin edilgenliği E seçeneğinde "yaşamını biçimlendiremeyen, başkaları tarafın*dan yönetilmeyi bekleyen" sözleriyle tamamlan*maktadır.

    Yanıt: E



    SORU :

    Onun romanlarını her okuyan başka bir sonuca varabilir. Anlatımı yalın ve sağlam olmasına kar*şın anlattıkları.....

    Yukarıdaki sözler, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?

    A) anlatıma yakışmayacak kadar çocuksudur.

    B) her insanın ilgisini çeker.

    C) daha çok öyküye yakışır.

    D) kolayca anlaşılamaz.

    E) o kadar yoruma açıktır.



    ÇÖZÜM :

    Verilen cümlede tanıtılan yazarın romanları için "her okuyan başka bir sonuca varabilir" denilmiş, E seçeneğinde de aynı anlama gelen "o kadar yo*ruma açıktır" denilerek anlam tamamlanmıştır.

    Yanıt: E



    SORU :

    Önemli olan okuduğumuz kitapların sayısı değil,

    Bu cümlede boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirile*mez?

    A) bu kitapların yaşamımıza ne kattığıdır.

    B) onların bize kazandırdığı yeni duygulardır.

    C) okuduklarımızın davranışlarımızı, yaşama ba*kışımızı nasıl etkilediğidir.

    D) onlardan edindiğimiz bilgilerle yeni bir dünya kurabilmemizdir.

    E) onların, eleştirmenlerce nasıl değerlendirildiği*dir.

    (ÖSS 1999)



    ÇÖZÜM :

    Cümle tamamlama türü olan bu soruda soru kökü olumsuzdur. Bu, dört seçenek arasında bir anlam yakınlığı olduğunu gösterir. Cümlenin konusu ki*taptır ve kitap ile okuyucu arasındaki ilişki belirtil*mektedir. "Okuduğumuz kitaplar" denerek bu ilişki kurulmaktadır. A seçeneğinde "yaşamımıza kattı*ğı", B seneğinde "onların bize kazandırdığı", C se*çeneğinde "okuduklarımızın davranışlarımızı", D seçeneğinde "onlardan edindiğimiz" sözleriyle iliş*ki kurulmakta, konuya yaklaşım birliği sağlanmak*ta iken E seçeneğinde kitapların eleştirmenlerce değerlendirilmesi ele alınmakta, bu yüzden ilk cümle ile konu ilgisi farklılaşmaktadır.

    Yanıt: E



    SORU :

    "Bu sınavda istediğim yere gelemedim;....... " söz*leri aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülürse cümlede "yılgınlık göstermeyen" bir insanın tu*tumu yansıtılır?

    A) ancak iyi hazırlanamamıştım.

    B) ama daha sınavlar bitmedi.

    C) fakat sorular da kolay değildi.

    D) zaten bu sınavdan çok şey beklemiyordum.

    E) hiç olmazsa düzeyimi öğrendim.



    ÇÖZÜM :

    Verilen cümlede sınavda başarısız olunduğu söy*lenip "yılgınlık göstermeyen" bir kişinin, bu duygu*sunu belirten bir sözüyle cümlenin sürdürülmesi istenmektedir. Seçeneklerde,

    A'da "ancak iyi hazırlanamamıştım" denilerek

    C'de "fakat sorular da kolay değildi." denilerek

    D'de "zaten bu sınavdan çok şey beklemiyordum." denilerek, başarısızlığa bahane bulunmakta ve başarısızlık kabullenilmekte,

    E seçeneğinde "hiç olmazsa düzeyini öğrendim" denilerek başarısızlık kabullenilmekte,

    D seçeneğinde ise "ama daha sınavlar bitmedi." denilerek, geleceğe yönelik bir beklenti ifade edi*lerek başarısızlığın kabul edilmediği anlatılmakta*dır.

    Yanıt: B
  2. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    Konuyla ilgili farklı test

    ÖRNEK 1:
    Birçok sanatçının sanat dünyasında silinip gitmesinin nedeni .........
    Bu cümle, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
    A) gelişme ve değişmelere uyum sağlayamamasıdır
    B) her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkmasıdır
    C) kendisini sanatına bütünüyle vermemiş olmasıdır
    D) yeni ve özgün yapıtlar ortaya koyamamasıdır
    E) çağın gereklerine ayak uyduramamasıdır
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 1:
    Verilen cümlede “birçok sanatçının sanat dünyasınından silinip gitmesinin nedeni” denerek eksik bırakılan yere bu nedenin getirilmesi istenmektedir. Bu durumda dört seçeneğin anlamca yakınlığına bakılmalıdır.
    A seçeneğinde “gelişme ve değişmelere uyum sağlayamaması,
    C seçeneğinde “kendisini sanatına bütünüyle verememesi”,
    D seçeneğinde “yeni ve özgün yapıtları ortaya koyamaması”,
    E seçeneğinde “çağın gereklerine ayak uyduramaması”
    ifadeleriyle sanatçının olumsuzluğu, bireysel kusuru belirtilirken,
    B seçeneğinde “her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkması” sözleriyle sanatçı dışında bir etken verilmiştir.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 2:
    "Cenap fiahabettin, Servet-i Fünun şiirinin tipik temsilcisidir." cümlesi nasıl devam ettirilirse
    cümlenin anlamı pekiştirilmiş olur?
    A) Diğer Servet-i Fünun şairleri, onun kadar belirgin bir biçimde Servet-i Fünun ilkelerini taşı-
    mazlar.
    B) Anlatımının bazen ağır oluşu bazen şaşırtıcı açıklığı, yalnız bu savruluş, onu diğerlerinden
    ayırır.
    C) Örneğin, Tevfik Fikret ondan çok daha az şiir ürettiği halde ondan çok daha ünlü olmuştur.
    D) Diğer şairler onu örnek almışlar, hatta biraz da kıskanmışlar, anlatılanlara göre.
    E) Onun şair oluşu, o eğlenceli düzyazı yapıtlarında bile kendini açıkça belli etmez mi zaten?
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 2:
    Cümlede Cenap fiehabettin hakkında bilgi verilmekte ve “Servet-i Fünun şiirinin tipik temsilcisi” olduğu söylenmektedir. “tipik” sözü ile “en belirgin, özellikleri tam ve eksiksiz taşıyan” anlamı bildirilmektedir ki A seçeneğinde “Diğer Servet-i Fünun şairleri, onun kadar belirgin bir biçimde Servet-i Fünun ilkelerini taşımazlar.” denilerek “tipik temsilci” sözünün açıklanması yapılmaktadır.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 3:
    Aşağıdakilerden hangisinin sonuna, “Bu nedenle söz konusu yapıt çok okunmuş ve defalarca
    basılmıştır.” cümlesinin getirilmesi anlam akışı yönünden uygun olmaz?
    A) Yapıtın, yazıldığı döneme göre, sade anlaşılır bir dili vardır.
    B) Yapıtta, eski eğitim uygulamaları, kahramanın bakış açısından, etkileyici bir anlatımla yargılanmaktadır.
    C) Yapıtta, içinde bulunulan ortamla insanın psikolojik durumu arasındaki ilişki açıkça görülmektedir.
    D) Yazarın, tarihsel olaylardan yola çıkarak oluşturduğu bu yapıtta, gerçeklerin payı büyüktür.
    E) Belli bir kesime seslenen bu yapıtta terimlere dayalı bir anlatım kullanılmıştır.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 3:
    Bu soruda cümle tamamlama neden-sonuç ilişkisi üzerinden yürütülmüştür. “Bu nedenle” sözüyle biz bir önceki cümleyle neden-sonuç ilişkisinin kurulacağını anlarız. Seçeneklerdeki cümleler soru kökünde verilen nedenin sonucunu oluşturacaktır.
    Bu ilgiden yola çıkarak sadece E seçeneğindeki cümleyle soru kökünde verilen cümlenin nedensonuç cümleleri olmadığı görülür.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 4:
    (I) Okumayı arttırıcı çalışmalar yapmıyoruz; çünkü az okuma gibi bir sorun yok. (II) Amacımız okuyucuya değişik tatlar sunabilmek. (III) Dergi olarak böyle bir amacın, düşünsel değerleri yükseltmek açısından daha çok okumaktan değerli olduğuna
    karar verdik. (IV) fiimdiye kadar ülkemizde hiç yayımlanmayan yazarları seçmemiz boşuna değildir.(V) Çeşitliliği artırabilmek için değişik yazarlar kadar, tanınan yazarların hiç yayımlanmamış yapıtlarına da yer veriyoruz. (VI) Ayrıca yadırganan edebi türlere ağırlık vermek de doğru olabilir kanısındayız.
    Bu parçada kaç numaralı cümleden başlanarak, paragrafta sözü edilen amaçları gerçekleştirme
    yöntemleri anlatılmıştır?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 4:
    Parçada geçen derginin yayımlanma amacı “okuyucuya değişik tatlar sunabilmek” şeklinde verilmiştir. IV. cümledeyse bu amacı gerçekleştirebilmek için “ülkemizde hiç yayımlanmayan yazarları seçtikleri” verilmiş. IV. cümleden başlanarak amacı gerçekleştirme yöntemleri verilmiştir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 5:
    Tiyatro eleştirmeni, izlediği oyunun en çarpıcı, en belirleyici yönlerini yakalayıp belgeler.
    Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?
    A) Tiyatro eleştirisi yazma, öteki eleştiri türlerinden daha güçtür.
    B) Tiyatro eleştirmeni, bir oyunu her izleyişinde oyunun farklı bir özelliğini yakalar.
    C) Tiyatro eleştirisi, oyunun ayırıcı ve etkileyici yanlarına yönelik düşünceler içerir.
    D) Tiyatro eleştirisi, belirli ölçütlere bağlı kalmayı gerektirir.
    E) Tiyatro eleştirisi yazmak için oyunu birkaç kez izlemek gerekir.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 5:
    Verilen cümlede söz konusu edilen, tiyatro eleştirmenidir ve izlediği oyunda ele aldığı unsur irdelenmektedir. Bu unsur da “oyunun en çarpıcı, en belirleyici yönlerini yakalamak ve belgelemek” olarak açıklanmaktadır. C seçeneğinde de tiyatro eleştirisi hakkında açıklama yapılmakta “eleştirinin oyunun ayırıcı ve etkileyici yanlarını” belirttiği bildirilmektedir.
    Böylece örnek cümlede de, C seçeneğinde de tiyatro eleştirisi, eleştirisi yapılan oyunun
    “ayırıcı, çarpıcı ve belirgin” yönleri ile tanıtılması olarak gösterilmektedir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 6:
    Bence gökkuşağı istiyorsanız yağmura da katlanmak zorundasınız.
    Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
    A) Elde edeceğimiz sonuçlar, her zaman vereceğimiz emekle orantılı olmaz.
    B) Bir işin, durumun iyi yanını isteyen, kötü yanını da göze almalıdır.
    C) İsteklerimize varmak için çalışma kadar öğrenmede gerekir.
    D) İnsanlar, her olayı olumlu ve olumsuz yönleriyle bütün olarak görmelidir.
    E) Mutsuzluklarımızdan yakınmak yerine mutluluklarımıza sevinmeliyiz.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 6:
    Cümlede gökkuşağı, istenen bir güzellik olarak veriliyor, bu güzelliğin bedeli de yağmura katlanmak olarak sunuluyor. Yani her güzelliğin bedeli olacak bir olumsuzluk vardır, yargısı ileri sürülüyor.Bu çıkarım B seçeneğinde “Bir işin, durumun iyi yanını isteyen, kötü yanını da göze almalıdır.”diye açıklanmıştır.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 7:
    Halk şiiri doğal ve içtenlikli bir anlatım üzerine temellenir.
    Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?
    A) Halk şairi, sözünü şiire dönüştürürken içinden geldiği gibi söyler.
    B) Aşk, halk şiirinde en çok işlenen konulardan biridir.
    C) Halk şiirinin sazla, sözle, daha doğrusu müzikle sıkı bir kan bağı vardır.
    D) Halk şiiri, halkın içinde bulunduğu somut ko- şulların ürünüdür.
    E) Halk şairi, şiirlerinden, halkın acılarını, çilelerini yansıtır.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 7:
    “Halk şiiri içten, doğal, yapmacıktan uzak temellerle kurulmuştur.” verilen cümlenin anlamını içerir.A seçeneğinde de “içinden geldiği gibi” sözü içten, doğal, yapmacıktan uzak anlamlarına geldiğinden A seçeneği soruda verilen cümlenin anlamına en yakın cümle olmuştur.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 8:
    Sanatta eskiyen sadece tekniklerdir, sanatın özü eskimez.
    Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye en yakındır?
    A) Sanatta amaç aynıdır; değişen, sanatın yöntemleridir.
    B) Eskiyen yöntemler, sanatçının ilgisini azaltır.
    C) Sanatın sunduğu olanaklar, sanatçıyı yönlendirecektir.
    D) Güncel olmayan sanat yöntemleri unutulup gider.
    E) Geçerliliğini yitiren yöntemlerle sanat yapılamaz.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 8:
    Soruda verilen cümlede sanatın her zaman aynı olduğu, değişenin teknik yani yöntem olduğundan söz edilmiş. Bu cümleye en yakın olan A seçeneğidir. Çünkü A seçeneğinde de sanatın hep aynı amaçla yapıldığı, değişenin teknik olduğu verilmiş.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 9:
    I. Zekânın, pek kolay kavranamayan çok karmaşık bir yapısı vardır.
    II. Zekâ, doğuştan getirilen gücün, çevre olanaklarıyla işlenmesi sonucu oluşur.
    III. Zekâ ne sadece kalıtsal ne de sadece çevresel etkenlerle açıklanabilir.
    IV. Önce zekâyı tanımlamak, sonra da bu tanıma uygun bir ölçme aracı geliştirmek gerekir.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
    A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) III. ve IV.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 9:
    I. cümlede zekânın kavranamazlığından, karmaşıklığı
    II. cümlede zekânın doğuştan gelişi ve çevre olanakları ile işlenişi,
    III. cümlede zekânın yine kalıtsal yani doğuştan ve çevresel etkenlerle ilişkisi,
    IV. cümlede zekânın ölçümü ile ilgili yargı belirtilmektedir.
    Bu durumda zekâyı hem doğuştan, kalıtsal niteliği hem de çevre ilişkisi açısından ele alan II. ve III.cümle anlamca yakındır.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 10:
    I. şiir okumak da, şiir yazmak da teknik bir bilgi gerektirir.
    II. şiir yayımlandıktan sonra, okurun yorumuna, yeniden üretimine açık bir kimlik kazanır.
    III. Okur, şiirdeki eksiklikleri, deneyimleriyle fark eder.
    IV. Okura sunulan şiir, okurun katkılarıyla yeniden biçimlenir.
    Bu cümlelerden hangi ikisi anlamca birbirine en yakındır?
    A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) III. ve IV.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 10:
    I. cümlede “şiir okumak ve yazmak” teknik bir bilgi gerektiren birer eylem olarak tanıtılıyor.
    II. cümlede şiirin, okurun yorumu ile yeniden anlam kazandığı belirtiliyor.
    III. cümlede şiir, okura eksikleri fark edilen bir unsur olarak tanıtılmakta,
    IV. cümlede ise okurun şiiri yeniden biçimlendirdiği söyleniyor.
    Bu durumda 2. ve 4. cümlelerde şiir, okur tarafından tamamlanan unsur olarak tanıtılmaktadır. Bu durumda 2. ve 4. cümleler anlamca birbirine en yakın cümlelerdir.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 11:
    I. Yapılan her yanlış, daha iyi bir sistem oluşturmak için bir fırsattır.
    II. Yaptıklarının bilincinde olmayanlar, yanlışlarını sürekli yinelerler.
    III. Hiç yanlış yapılmaması, her şeyin kusursuz olduğu anlamına gelmez.
    IV. Doğruya ulaşabilmek için, yapılan yanlışlardan ders almasını bilmek gerekir.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
    A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) III. ve IV.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 11:
    I. cümlede “yanlış” kavramı bir fırsat olarak tanıtılmakta,
    II. cümlede bilinçsizlikle yanlışların yinelenmesi ilişkisi kurulmakta,
    III. cümlede kusursuzlukla yanlışsızlık ilişkisi karşılaştırılmakta,
    IV. cümlede yanlışlardan ders alınması gerekliliği bildirilmektedir.
    Buna göre I. ve IV. cümlelerde “yanlış” kavramına “bir fırsat, ders alınması gereken” bir unsur olarak olumlu bakış açısıyla yaklaşılmaktadır.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 12:
    Düşüncenizin çevrede, başkalarında uyandıracağı tepkiyi bilmezseniz doğruluğunu da, yanlışlığını da, asıl değerini de anlayamazsınız.
    Bu cümlede anlatılmak istenene en yakın yargı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Bir düşünce söylenmeden, yazılmadan düşünce sayılamaz.
    B) Düşündüklerini söyleyemeyenlerin kafasında, düşünceler birer gölgedir.
    C) Bir düşüncenin etkisini, değerini ölçmezseniz onun geçerliliğini değerlendiremezsiniz.
    D) Özgürlüğün yokluğu, kişiyi gerçek düşünceden uzaklaştırır.
    E) Tartışmalar sayesinde ortaya yeni düşünceler çıkar.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 12:
    Verilen cümlede temel kavram, düşüncedir ve düşünce, doğruluğunun ve asıl değerinin anlaşılması açısından açıklanmakta, bu da “çevrede, başkalarında uyandıracağı tepkiyi bilme”ye bağlanmaktadır. Yani düşüncenin doğruluğunun ve asıl değerinin anlaşılmasında diğer insanlarda oluşturacağı tepki önemli bulunmuştur. C seçeneğinde de yine düşünce kavramı, değerinin anlaşılması açısından irdelenmiş ve düşüncenin etkisinin, değerinin ölçülmemesi halinde geçerliliğinin de anlaşılamayacağı bildirilmiştir.
    Yanıt: C

    ÖRNEK 13:

    (I) Öykülerimdeki biçimsel ve içeriksel yenilikler salt kendi çabalarımın ürünü değildir. (II) Onları oluştururken öyküyü öykü yapan bütün geleneklerden ve yeniliklerden yararlanmaya çalışıyorum. (III) Olay, konu, karakter, tip, durum, kesit, diyalog... (IV) Öyküyü oluşturan bütün öğeler eşit ölçülerde girmeli öyküye diye düşünüyorum. (V) Öykünün ağırlık merkezini yaymaya çalışarak bunlardan birinin, ötekinin önüne çıkmasını engellemek istiyorum.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
    A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) IV. ve V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 13:
    Bu parçada yazar öykü hakkındaki görüşlerini aktarıyor. I. cümlede öykülerinin biçimsel ve içeriksel özelliklerinin özgün olmayışını, II. cümlede öyküyü oluştururken nelerden yararlandığını belirtiyor.
    III. cümlede öykünün ayrıntıları sıralanmış ve IV.ve V. cümlelerde bu unsurların öyküde eşit oranda yer alması ile ilgili düşünce açıklanmıştır. Bu yüzden IV. ve V. cümleler, anlamca aynı düşünceyi iletmektedir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 14:
    Geçmiş, yeninin yaratılmasına katkısı oranında anlamlıdır; yoksa salt geçmiş olduğu için değil.
    Bu cümle aşağıdakilerin hangisiyle en yakın anlamlıdır?
    A) Geçmişi hiçbir zaman gözardı edemeyiz.
    B) Geçmiş birçok değerin kaynağı olduğu için ona sahip çıkmak gerekir.
    C) Geçmişte yaşamanın yaşamı anlamlı kılacak bir yanı yoktur.
    D) Her yenilik, içinde geçmişin birikimini de taşır.
    E) Geçmişe, geleceğin biçimlenmesine kaynaklık ettiği ölçüde sahip çıkmak gerekir.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 14:
    Verilen cümlede hakkında açıklama yapılan kavram “geçmiş”tir ve yeninin yaratılmasına katkısı açısından ele alınmakta ve salt geçmiş olduğu için değil, yeninin yaratılmasına katkısı ile anlamlı olacağı belirtilmektedir.
    A seçeneğinde geçmişin hiç gözardı edilmemesi
    B seçeneğinde geçmiş birçok değere sahip olduğu için ona sahip çıkılması,
    C seçeneğinde geçmişte yaşamanın anlamsızlığı,
    D seçeneğinde yeniliğin geçmişin birikimiyle iç içe olduğu belirtilirken,
    E seçeneğinde geçmişin geleceğin biçimlenmesine kaynaklık ettiği ve bu yüzden geçmişe sahip çıkılması gerektiği belirtilmektedir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 15:
    fiiir öylesine bir dilsel düzenlemedir ki sözcüklerinden biri çıkarılır ya da birinin yeri değiştirilirse şiirin tüm büyüsü bozulur.
    Bu cümlede anlatılmak istenenle aşağıdakilerden hangisi arasında anlamca yakınlık yoktur?
    A) fiiirde her sözcük, bulunduğu yerde güzeldir.
    B) Sözcük, şiirin en önemli öğesidir.
    C) fiiirde dil, kendine özgü bir biçimde kullanılır.
    D) fiiirin dili, seçilen imgelerin çeşitliliğiyle zenginleşir.
    E) fiiirin güzelliği, sözcüklerin birbiriyle uyumundan gelir.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 15:
    Verilen cümlede şiir konu edilmekte ve şiirin biçimsel yönü hakkında bilgi verilmektedir. şiirde sözcüklerin çıkarılamayacağı veya yerlerinin değiştirilemeyeceği belirtilmektedir. Seçeneklere bakıldığında A seçeneğinde şiirde sözcüklerin yerinden,
    B seçeneğinde “sözcüğün en önemli öğe”oluşundan,
    C seçeneğinde “şiirde dilin kullanılışı”ndan,
    E seçeneğinde “şiirde sözcüklerin birbirleriyle uyumu”ndan söz edilirken,
    Dseçeneğinden “şiir dilinin imgelerle ilişkisi”nden söz edilmektedir.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 16:
    Kişilerin ya da kişilerin söylediklerinin yargıcı olmamalıdır sanatçı, yan tutmamayı ilke edinmelidir.
    Aşağıdakilerden hangisi bu cümlenin anlamını içermektedir?
    A) Sanatçı , kendini toplumdan soyutlamaksızın toplumunu nesnel bir biçimde yansıtır.
    B) Sanatçı kimliği, duyarlı toplumlarda her geçen gün kendini yenileyerek gelişir.
    C) Toplum yapısının gelişmesinde sanatçıya büyük görev düşer.
    D) Toplumunu yansıtmayan sanatçı, kimliğini zamanla yitirir.
    E) Sanatçı, olaylar karşısında zaman zaman tarafsızlığını koruyamayabilir.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 16:
    Örnek cümlede yazar konu edilmekte ve “yargıç olmamalıdır, yan tutmamayı ilke edinmelidir” denilerek yazarın nesnel olması öğütlenmektedir. Aynı yaklaşım A seçeneğinde “sanatçı toplumu nesnel bir biçimde yansıtır“ denilerek gösterilmektedir.
    Her iki cümlede de sanatçıya nesnel olması gerektiği söylenmektedir.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 17:
    İsterseniz yanlış düşünün; ama her durumda kendi kafanızla düşünün.
    Bu cümlenin yazarı aşağıdakilerden hangisini öğütlemektedir?
    A) Bağımsız olmamızı
    B) Kararlı davranmamızı
    C) Yanlışları hoş görmemizi
    D) Kolay pes etmememizi
    E) ‹nsanlara önem vermemizi
    (Kavram Dershaneleri Sorusu

    ÇÖZÜM 17:
    Öğüt, bir kimseye yapması ya da yapmaması gerekenlerin söylenmesidir. Bu cümlenin yazarı herkesin kendi kafasıyla düşünmesini öğütlemektedir. Herkesin kendi kafasıyla düşünmesi özgün düşünmek, kimseye bağlı olmamaktır. Bu yüzden bağımsızlık öğütlenmektedir.
    Yanıt: A

    ÖRNEK 18:
    Mutluluk, ancak zorluğu ve kolaylığı kendini geliştirme aracı olarak kullananlar için kalıcıdır.
    Yukarıdaki cümlede asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsanlar kendilerini mutlu edecek şeylerin peşinde koşmalıdırlar.
    B) İnsanlar kendilerini geliştirerek mutluluğu yakalayamazlar.
    C) Yaşamın koşulları karşısında yılgınlığa ve boşvermişliğe düşmeyen insanlar sürekli mutludurlar.
    D) Yaşamın zorlukları insanları sürekli mutlu kılar.
    E) Güçlük ve kolaylıklar, insanları geliştirme konusunda biririnden çok farklıdır.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 18:
    Cümlede mutluluk hakkında açıklama yapılıyor.Mutluluğun kalıcı olması için de “zorluğu ve kolaylığı kendini geliştirme aracı olarak” kullanma şart koşuluyor. Kolaylık, olumlu güzel yönleri, özellikleri;zorluk, olumsuz, kötü yönleri karşılar diye düşünülürse mutlu olmak için iyi-kötü, güzel-çirkin her şeyin araç olarak kullanılması önerilmektedir. Aynı düşünce C seçeneğinde de vardır. “Yaşamın koşulları karşısında yılgınlığa ve boşvermişliğe düşmeyen insanlar” denilerek mutluluğun koşulu zorluklara ve güzelliklere ilgisiz kalmamak olarak
    verilmiştir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 19:
    (I) Yaşamöyküsü yazma, birtakım ön çalışmalar yapmayı gerektirir. (II) ‹lkin, yaşamöyküsü yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır; bunlar değerlendirilir. (III) Bu yönden belgesel boyutludur yaşamöyküleri. (IV) Kişinin mektuplarından,günlüklerinden, anılarından yararlanılır. (V) Ayrıca, o kişinin eşinden, dostundan, onu tanıyanlardan bilgi alınır. (VI) Bunlar yapılmadan oluşturulacak bir yaşamöyküsü hem ilgi çekici olmaz, hem de kişinin yaşam serüvenini tüm boyutlarıyla kuşatmaz.
    Bu parçanın I numaralı cümlesinde belirtilen düşüncenin nedeni, kaçıncı cümlede açıklanmıştır?
    A) II. B) III. C) IV.
    D ) V. E) VI.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 19:
    I. cümlede verilen yargı, neden-sonuç cümlelerinde sonuç bölümünü oluşturmaktadır. Yaşamöyküsü yazmanın birtakım önçalışmalar gerektirdiği verilmiş. Bunun nedeni parçada VI. cümlede açıklanmış. Parçanın yazarına göre önçalışma yapılmazsa yaşamöyküsü hem ilgi çekici olmayacaktır hem de kişinin tüm yaşamını yansıtmayacaktır.Bu da önçalışma yapma gerekliliğinin nedenini oluşturmaktadır. Böylece I. cümlenin nedeni VI.cümlede verilmiştir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 20:
    (I) Hint müziğinin çarçabuk sızması, alaturkanın donmuş kalmış olmasından kaynaklanıyor. (II) Bir iletişim rüzgârı estirmemeye başlamıştı bu müzik.(III) Son yıllara dek alaturka, müzik üstünde düşünenlerin değil, Zeki Müren gibi taşeronların elinde kalmıştır. (IV) Minibüs ve hafif Türk müziğinin yaygınlaşması, klasik alaturkayı daha aranır bir sanat haline getirmiştir. (V) Günümüzde ise klasik alaturkayı dinleyenlerin sayısı gittikçe azalmaktadır.
    Bu parçada numaralandırılmış cümlelerin hangi ikisinde neden - sonuç ilişkisi vardır?
    A) I. ve III. B) II. ve III. C) III. ve IV.
    D) I. ve IV. E) IV. ve V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 20:
    I. cümlede Hint müziğinin çarçabuk sızması, alaturkanı
    n donmuş kalmış olmasına bağlanmış. IV.
    cümledeyse minibüs ve hafif Türk müziğinin yaygı
    nlaşması nedeniyle klasik alaturkanın daha da
    arandığı anlatılmış. Böylece I. ve IV. cümle neden-
    sonuçların verildiği cümleler olmuş.
    Yanıt: D
  3. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    test 3

    ÖRNEK 1:
    (I) Karagöz’ün yaşamımızdaki yeri için: “Bitti.” deniyor. (II) Bu doğru değil. (III) Karagöz, 14. yüzyıldan beri kendini sürekli yenileyerek bugünlere gelmiştir. (IV) Onda, edebiyat, müzik kısaca güzel sanatlar adına ne biliyorsak, hepsi vardır. (V) Dini bakımdan bakarsanız, tasavvuf vardır onda. (VI)
    Böyle bir sanatı nasıl yok etmeye çalışırız?
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde, I. cümlede belirtilene karşı çıkı-şın gerekçelerine yer verilmiştir?
    A) II., III., IV. B) II., IV., V. C) III., IV., V.
    D) III., V., VI. E) IV., V., VI.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 1:
    Gerekçe, geçmişe dönük yargılarla ilgilidir ve bir cümlenin ardından orada geçen yargıların nedenlerini verir. Bu parçada I. cümlede Karagöz’ün bitmediği söylenmiş. III., IV. ve V. cümlelerde ise neden bitmemesi gerektiği gerekçeklerle anlatılmıştır. Kendisini sürekli yenilemesi, güzel sanatlara ait ne varsa Karagöz’de de olması, tasavvuf içermesi
    onun bitmeyeceğini gösteren nedenleri olmuştur.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 2:
    (I) Hikâyelerinde kendi hayallerinden çok yaşamın gerçeklerini işlerken duru bir anlatım kullanmıştır.(II) Edebiyata başladığından beri sürdürdüğü çizgi bunu göstermektedir.
    (III) Karşıtlıkları büyük bir doğrulukla yansıtmaktadır. (IV) Kişileri alabildiğine
    yoksul olmasına karşın, dünyayı zindan gibi görmektenöte canlı, hayat dolu kişilerdir. (V) Bu kişilerde kalın çizgili gerçekçilikle, ince ayrıntılara inen psikolojik çözümlemeleri de kaynaştırmıştır. (VI) Bunlar, gerçekleri, kendini öne çıkarmadan, tam kendi çevresini bir kamera ile izler gibi, nitelikli bir gözlem gücüyle yansıtmasındandır.
    Bu parçada, sözü edilen yazarın yapıtlarındaki özelliklerin temel nedeni numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmiştir?
    A) I. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 2:
    Parçada yazarın karşıtlıkları büyük bir doğrulukla yansıttığı, kişilerinde gerçekçilikle ayrıntıya inen psikolojik çözümlemeleri kaynaştırabildiği anlatılmış. VI. cümledeyse bunların nedeninin gerçekleri,kendini ön plana çıkarmadan, çevresini bir kamera gibi izleyerek nitelikli bir gözlem gücüyle vermesi olduğu anlatılmış. Bu cümle yazarın yapıtındaki özelliklerin temel nedeni olarak verilmiş.
    Yanıt: E
    SÖZCÜK VE CÜMLE YORUMU
    ÖRNEK 3:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, önerinin gerekçesi de açıklanmıştır?
    A) Daha az konuşup daha çok iş yapın.
    B) Başarının bir parçası olun, eleştirmeni değil.
    C) Sabır bir erdemdir, sakın ondan vazgeçmeyin.
    D) Çabalarla amaçları birbirine karıştırmayın.
    E) Başkalarını eleştirdiğiniz kadar kendinizi de eleştirin.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 3:
    C seçeneğinde “sakın ondan vazgeçmeyin” diye bir “öneri” yapılmaktadır. Aynı cümlede “sabır bir erdemdir” denilmekle, vazgeçmemenin gerekçesi de verilmektedir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 4:
    (I) Türkiye’de şiir, okurun çok üstünde bir düzeyde.(II) Okurun bir sürü şairi kendine yakın bulmaması,anlamaması bundandır. (III) fiiir bir kültür olayıdır; sürekli bir değişim, evrim içerisindedir.(IV) Bu değişimi tutmak ne şairin elindedir ne de dış dünyanın. (V) fiiir bir yerde okurdan kopuyorsa bunda suçlu olan şair değil, değişime ayak uyduramayan okurdur. (VI) Bunun artık anlaşılması gerekir.
    Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden hangisi kendinden sonraki cümlenin gerekçesi
    durumundadır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 4:
    II. cümlede okurun bir sürü şairi kendine yakın bulmadığı, anlamadığı verilmiş. Bundan bir önceki cümlede yani I. cümledeyse bunun gerekçesi açıklanmış. Yazara göre okurun bir sürü şairi anlamamasının nedeni, şiirin okurun çok üstünde bir düzeyde olmasıdır. Bu da I. cümlede verilmiş.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 5:
    “Gene bahar geldi, açıldı güller” dizesinde, güllerin açılışı baharın gelişine bağlanmaktadır.”
    Aşağıdaki dizelerin hangisinde buna benzer bir durum söz konusudur?
    A) Ne bir vefa gördüm, ne faydalandım
    B) Erzurum dağları kardır, geçilmez
    C) Düşman geldi, tabur tabur dizildi
    D) Ağlatmadı güzel, güldürdü beni
    E) Başım yastıktadır, gözlerim yolda
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 5:
    Verilen örnek cümlede “güllerin açılması” bir sonuç, “baharın gelmesi” ise bir sonucun nedenidir.Aynı neden-sonuç ilişkisi B’de de verilmiş, “Erzurum dağları”nın geçilmemesinin nedeni olarak “kar” gösterilmiştir.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 6:
    (I) Karşınızda şiir üzerine birkaç söz söylemek olanağını elde ettiğim için mutluyum. (II) Ama üzülüyorum da. (III) Güzel, belki de değerli saatlerinizi benim saçma sapan sözlerimi dinleyerek öldüreceksiniz. (IV) Çarşıda, pazarda görülecek işleriniz olabilirdi, deniz kenarında dolaşabilirdiniz. (V)Sizin halinizi ben de sizin kadar bilirim.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlelerin gerekçesi durumundadır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 6:
    Parçada II. cümlede yazar üzüldüğünü ifade ettikten sonra III. cümlede “belki de değerli saatlerinizi benim saçma sapan sözlerimi dinleyerek öldüreceksiniz” diyerek üzülmesinin nedenini, gerekçesini vermektedir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 7:
    (I) ‹htiyar Adam ve Deniz, Ernest Hemingway’e Nobel ödülü kazandıran romanlarından biri. (II)Psikolojik yanı ağır basan ve sinemaya uyarlanması neredeyse olanaksız görünen bu roman, ünlü bir yönetmence sinemaya uyarlanmış. (III)Filmde, balıkçılıkla geçinen ihtiyar bir adamın yaşamı, ilgi çekici bir biçimde anlatılmış. (IV) Uzun süredir balık yakalayamayan ihtiyar adam, son kez şansını denediğinde büyük bir balık avlaması ve onu karaya çıkarmak için gösterdiği insanüstü çaba, izleyiciyi oldukça etkiliyor. (V) ‹htiyar Adam ve Deniz, izlenmeye değer en iyi filmlerden biri.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde öznellik yoktur?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 7:
    Öznellik iletilen yargının kişiye göreliğidir. I. cümlede “‹htiyar Adam ve Deniz, Ernest Hemingway’e Nobel Ödülü kazandıran romanlardan biri” denirken kanıtlanabilir bir yargı belirtilmiştir. Oysa II. cümlede “sinemaya uyarlanması neredeyse olanaksız”, III. cümlede “ilgi çekici bir biçimde”, IV.cümlede “izleyiciyi oldukça etkiliyor.” V. cümlede
    “izlenmeye değer en iyi film” yargıları ile yazar kendi kanılarını belirterek öznel yargı iletmiştir.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 8:
    (I) Bedri Rahmi, tanıdığı insanlara, dostlarına, arkadaşlarına “reis” diye seslenirdi. (II) Resimleriyle,şiirleriyle, yazılarıyla, dostça söyleşileriyle sanat dünyamızın unutulmaz reisiydi o. (III) Yeryüzüne katkısı olan insanlardandı. (IV) Birkaç renk, birkaç çizgi, birkaç dize... Yetmez mi ardı sıra bıraktıkları? (V) Ölümsüz bir sanatçıdan, daha baş-
    ka ne kalabilir?
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde öznellik söz konusu değildir?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 8:
    I. cümlede belirtilen, Bedri Rahmi’den seslenişi ile ilgili bir bilgiir ve aktarılırken yazar kendi kanılarına yer vermemiştir. Oysa II. cümlede “unutulmaz”,III. cümlede “yeryüzüne katkısı olan”, IV. cümlede “yetmez mi”, V. cümlede ise “ölümsüz bir sanatçı” diyerek kendi düşüncesini belirterek öznel yargıda bulunmuştur.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 9:
    Aşağıdaki dizelerin hangisinde yorum söz konusu değildir?
    A) Alabildiğine insan kalabalığı vardı
    Bir aydınlık geleceğe bakıyordu
    B) Bir ılık güz öğlesinde
    fianlı haki urbası üstünde
    C) Koymuştu kılıcını içine kınının
    Yürüyordu arasında sevgili halkının
    D) ‹zmir’e girişini Atatürk’ün
    Bir kahve duvarındaki resimde gördüm
    E) Işıktı sevinçti türküydü
    Görseydiniz o resimde Atatürk’ü
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 9:
    Yorum cümleleri, nesnellik taşımaz. Kişisel görüşler yorum cümlelerinde hakimdir. Bu soruda A seçeneğinde, geleceğin aydınlık olarak nitelendirilmesi;B seçeneğinde, haki urbanın şanlı olması; Cseçeneğinde halkın sevgili olarak nitelendirilmesi;E seçeneğinde, Atatürk’ün ışık, sevinç, türkü olması hep şairin yorumlarıdır, kişisel görüşleridir. D seçeneğindeyse şair sadece resimde ne gördüğünü olduğu gibi anlatmıştır. D seçeneğinde yorum yoktur.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 10:
    (I) Dolmabahçe Sarayı’ndaki resim koleksiyonları birkaç sergiyi dolduracak kadar zengin. (II) Geçen yıl açılan “Osmanlı Sarayı’nda Yabancı Ressamlar” sergisinin bu yıl ikincisini izleyeceğiz. (III) Orientalist ressamların, uluslararası sanat pazarında son iki yıldır ne denli yüksek değerlere ulaştıklarını ilgililer ve koleksiyoncular biliyor sanırız. (IV) Bu denli zengin bir koleksiyonun kapsamlı bir kataloğu artık kaçınılmazdır. (V) Ülkemizdeki sanat çevresi
    bunun beklentisi içindedir.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi kişiden kişiye değişen bir yargı değildir?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 10:
    Kişiden kişiye değişen yargılar özneldir. Soru kökünde kişiden kişiye değişmeyen, yani nesnel yargı sorulmuş. II. cümlede serginin geçen yıl açılıp açılmadığı, ikincisi olup olmadığı, serginin adı kanıtlanabilirlik taşıyor. Bu yüzden nesnel yargıdır.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 11:
    Aşağıdaki yargılardan hangisi nesnel bir nitelik
    taşımaktadır?
    A) Son zamanlarda yayınevlerinde genç şairlerin
    özenle yazılmış şiirlerine rastlıyorum.
    B) Gerçek okur vefalıdır ve hep okuduğu yazarları
    yalnız bırakmaz.
    C) ‹nsanın sıcaklığını ve dansın büyüsünü bu
    filmde bulabilirsiniz.
    D) Dokuz Eylül Üniversitesi bu yıldan başlayarak
    bir tiyatro ödülü vermeyi kararlaştırdı.
    E) Bu yıl oyunculuk alanında başarıyı arttırmak
    için yoğun ilgi gören bir kurs açıldı.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 11:
    Nesnel nitelik, söyleyişe duyguların, kanıların katılmadığı, kanıtlanabilir, kişiden kişiye değişmeyen yargılardır. A seçeneğinde “özenle yazılmış”, B seçeneğinde “gerçek okur vefalıdır”, C seçeneğinde “dansın büyüsünü bu filmde bulursunuz”, E seçeneğinde
    “yoğun ilgi gören” sözleri söyleyenin kanılarıdır. D seçeneğinde ise kanılara yer verilmemiştir ve söylenen kanıtlanabilir bir bilgidir.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 12:
    (I) Konuşma dili yazıyı denemeye yaklaştırır. (II)Devrik cümleyle söz diziminin değiştirilmesi, tek başına yazıyı akıcı kılmaz. (III) Yerine göre sözü pekiştirmek, anlam kaymalarını daha iyi belirtmek için de kullanılır. (IV) Devrik tümce ustaca kullanılırsa anlatımı tekdüzelikten kurtarır. (V) Daha coşkulu bir biçim kazandırır yazıya.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde koşul ilişkisi vardır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 12:
    Koşul (şart), bir yargının gerçekleşmesi için daha önce gerçekleşmesi gerekli yargıdır. Bu açıdan incelendiğinde IV. cümlede “anlatımın tekdüzelikten kurtabilmesi”, “devrik tümcenin ustaca kullanılmasına” bağlanmıştır. Yani devrik tümcenin ustaca kullanılması, anlatımı tekdüzelikten kurtarmanınkoşulu yapılmıştır.
    Yanıt : D

    ÖRNEK 13:

    (I) Güneye doğru indiğimizde göz alabildiğine uzanan bir ovayla karşılaştık. (II) Ova, güneşli ve dalgasız bir denizden daha da düzdü. (III) Yolda gelirken gördüğümüz, çılgınca esen rüzgârların oluşturduğu tepecikler burada yoktu. (IV) Uzaklarda, bir insan boyu yükseklikte, kubbeleştirilmiş, küçük küçük toprak yığınları vardı. (V) Merakla bu yığınlara yaklaştık. (VI) Bunların, bizim evlerimizdekinden çok daha küçük penecerelerinden bakınca, içinde yaşayan insanları gördük.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde “karşılaştırma” yoktur?
    A) I. ve III. B) I. ve V. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) IV. ve VI.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 13:
    Karşılaştırma iki varlık, iki kavram veya iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanmadır. Karşılaştırmada, karşılaştırılan öğelerden birini öne çıkarmak, vurgulamak amacı vardır. Bazen karşılaştırma yapılırken karşılaştırılanların ikisi de açıkça verilmez. Sadece biri kullanılabilir.Üstünlük bildiren zarşar da karşılaştırma oluşturur.“en” üstünlük zarfının geçtiği cümlelerde mutlaka karşılaştırma vardır. Bu soruda II. cümlede ovayla deniz, III. cümlede daha önce gördükleri tepeciklerle geçtikleri yerdeki tepecikler, IV. cümlede
    insan boyuyla toprak yığınlarının boyu, VI.cümlede kendi evlerinin pencereleriyle orada gördükleri pencereler karşılaştırılmış. Böylece I. ve IV. cümlelerde karşılaştırma yapılmamış.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 14:
    (I) Sanat dünyası, gerçek dünya gibi değildir, ondan söz etmezsek varlığını sürdüremez. (II) Wilde, bir söyleşide bunu söylerken sanatın bir yapıntı olduğunu vurgulamak istiyor sanırım. (III) Biraz abartılı da olsa bu söz bana yakın geliyor, gerçekten de sanat dünyasını var eden sanat ürünleridir.
    (IV) Ama onu canlı kılan, gündeme getiren de onlardan söz edilmesidir.
    (V) Sanat yazılarının,dergilerinin işlevi işte bu noktada başlar.
    Bu paragraftaki numaralanmış cümlelerdenhangisinde karşılaştırma yapılmıştır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 14:
    I. cümlede sanat dünyasıyla, gerçek dünya karşılaştırılmıştır. Sanat dünyasının ondan söz edilmezse,gerçek dünya gibi varlığını sürdüremeyeceği anlatılmıştır. Gerçek dünyayla sanat dünyası söz edilme bakımından karşılaştırılmıştır.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 15:
    (I) Roman yazarken konuşmalara yer vermek çoğunlukla kaçınılmazdır. (II) Hatta salt konuşmalardan oluşan romanlar bile vardır. (III) Bu romanlarda herhalde amaç, tip yaratmaktır. (IV) İki satırlık bir konuşma, bir karakteri on sayfalık bir betimlemeden
    daha başarılı bir biçimde çizebilir. (V) Bunun başarılı örneklerine M.fi. Esendal’ın Ayaşlı ve
    Kiracıları adlı yapıtında rastlıyoruz.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
    “karşılaştırma” yapılmıştır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 15:
    Bir parçada, roman yazarken konuşmaların karakterleri vermede etkili bir yöntem olduğu üzerinde durulmuştur. IV. cümlede iki satırlık bir konuşmayla on sayfalık bir betimleme karşılaştırılmış ve karakter yaratmada konuşmaların daha başarılı olduğu verilmiş. Üstelik IV. cümlede kullanılan “daha” üstünlük zarfı karşılaştırma anlamını daha da pekiştirmiş.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 16:
    Aşağıdaki dizelerden hangisinde bir karşıtlıktan söz edilmektedir?
    A) Ve benim güneşim çırpınışlarla sönüp giderken
    Oğullarım bir yeni burç gibi parlıyor göğümde
    B) Beyaz bir taş üstüne oturdum yapayalnız
    Uzak bir rüya gibi ellerin, dudakların
    C) Bu mevsimde Edirne’de ikindi vakitleri uzun
    Konya’da bir karpuz serinliğinde sabahlar
    D) Bir martı gibi huzura kavuşacağıma inansaydım
    Tutup kendimi denizin kollarına bırakacaktım
    E) Bir bahar neşesi kat günlerime
    Bitmesin bitmesin bu yolculuk
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 1 6:
    Karşıtlık birbirine zıt düşen anlamlarla kurulur. “sönüp gitmek” le “parlamak” birbirine zıt sözcüklerdir.İkisi bir arada kullanılarak karşıtlık oluşturulmuştur.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 17:
    (I) Hiçbir şey ak ya da kara diye ayrılmaz onun romanında. (II) Mutluluklar, hüzünler, sevinçler, acılar iç içe yaşanır. (III) Bunları anlatırken mekanik kurgulardan, neden-sonuç ilişkilerinden özellikle kaçınır. (IV) ‹zlediği bu yol, okurun, olaylara romancının gözüyle bakmasını sağlar. (V) Roman boyunca, roman kişileriyle yazar arasında bir çatışma olmaz. (VI) Bu da kişilerin inandırıcılığını artırır büyük ölçüde.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi I. cümlede belirtilen görüşü destekleyici niteliktedir?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 17:
    Soru kökünde I. cümleyi destekleyen cümle sorulmuş.I. cümlede “Hiçbir şey ak ya da kara diye ayrılmaz onun romanlarında.” cümlesiyle kesin ayrımların olmadığı verilmiş. II. cümle bu kesin ayrımların olmadığına dair örneklerin olduğu bir cümle olmuş. Örneğin mutluluklar, hüzünler, sevinçler iç içe yaşanır. Bu cümleyle, I. cümle örneklenerek desteklenmiş. Böylece II. cümle yanıt cümlesini oluşturmuş.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 18:
    (I) Füruzan, bir yazarın ustasına duyduğu saygı ve bağlılıkla derlemeler yapıyor. (II) Bu düzenlemeler belgesel bir nitelik de taşıyor. (III) Aklıma takılan bir soru var: Toprak’ın mektuplaşmaları toplanamaz mıydı? (IV) Örneğin 1942’de Atilla ‹lhan’la yaptığı yazışmalar. (V) Ama bunun için Toprak’ın mektuplaştığı yazarların da izinlerinin
    alınması gerekir.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir öneri vardır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 18:
    Öneri, bir sorunu çözmek için öne sürülen görüş ve düşüncelere denir. Bu parça Füruzan’ın yaptığı bir derlemeyle ilgili. III. cümlede “Toprak’ın mektuplaşmalarının toplanmasının iyi olabileceği” üzerinde durulmuş. Bu Füruzan’a, yaptığı çalışma konusunda getirilmiş bir öneridir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 19:
    (I) Üç adasıyla Malta, Sicilya’nın güneyinde, Akdeniz’in ortasında. (II) Malta’nın üç adasından biriolan Gozo, ilginç kayalıkları, mağaraları ile birçok doğal güzelliğe sahip. (III) Adada ağaç olmadığı ve tarih boyunca dışarıdan getirildiği için, evlerin neredeyse tamamı taştan yapılmış. (IV) Zengin kireçtaşı yatakları, burada taş işçiliğinin gelişmesinin en önemli nedeni. (V) Her köyün, kusursuz işçiliğe sahip kiliseleri, mimaride taşa mahkûm olmanın yansıması olarak yorumlanabilir.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde olumlu bir durum olumsuz bir ifadeyle anlatılmaktadır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 19:
    Soru kökünde, olumlu bir durumun aslında olumsuz anlama gelebilecek sözcüklerle anlatılması istenmiş.V. cümlede mimaride taş işçiliğinde kusursuz duruma gelinmesi olumlu bir durumdur. “Mahkum olmak” olumsuz anlamlı bir sözcük olmakla birlikte bu cümlede “taşa mahkum olmak” işçiliğin kusursuzlaşmasını sağladığı için olumlu anlamda kullanılmıştır.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 20:
    (I) “Martıların ‹stanbul’u” sular kenti ‹stanbul’un tarihi.(II) Tabi ki martıların gözünden. (III) Gökyüzünde çizdikleri eğriler sulara yansırken ne yazıkki kimse yazmadı onların gözünden tarihi ve binlerce yıldır var olduklarını. (IV) Gürol Sözen ‹stanbul’u binbir kumaşın dokunduğu bir karmaşa diye adlandırıyor. (V) ‹stanbul’u kapağı açılmış bir çeyiz sandığı gibi anlatabiliyor.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde,övücü sözler kullanılmadığı halde övgü
    anlamı vardır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 20:
    V. cümlede ‹stanbul kapağı açılmış bir çeyiz sandığına benzetilmiş. Toplumsal görüşümüze göre çeyiz sandığı, değerlidir. Bu yüzden ‹stanbul, övücü sözler kullanılmadığı halde övülmüştür.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 21:
    (I) Geçen yıl yitirdiğimiz ressam ve dokuma sanatçı sının eserleri, bu ayın sonuna değin ‹stanbul Sanat Galerisi’nde sergileniyor. (II) Bunlar, büyük bir sabır, beceri ve ileri bir teknikle oluşturulmuş.(III) Dokumalarını adeta bir yağlıboya tuvaline dönüştüren
    sanatçının esin kaynaklarını, kurumuş yapraklar, ağaç kabukları ve parşömen kâğıdı
    oluşturuyor. (IV) Tüm bu dokuların, renklerin ve tonların değişik anlamları var; sanatçı bunlarla hem gelişmeyi, hem de yaşamanın sürekliliğini ve gelip geçiciliğini vurgulamak istiyor. (V) Yapıtlarında yansıttığı yaşam, kimi yönleriyle bugünün insanı
    nı da kuşatıyor.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi sözü edilen sanatçının, yaşama yönelik görü-
    şünü içermektedir?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2001)
    ÇÖZÜM 21:
    Parçanın tamamında ressam ve dokuma sanatçısının eserlerinin özellikleri anlatılıyor. Sanatçının beceresinden, tekniğinden, esin kaynaklarından bahsedilmiş. IV. cümlede renklerin ve dokuların anlamından söz edilmiş. Sanatçı bunlarla gelişmeyi, yaşamın anlamını ve gelip geçiciliğini vurgulamak istemiş. Bunlar aynı zamanda sanatçının yaşama yönelik görüşlerini de içermektedir. Sanatçıya göre yaşam gelip geçicidir.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 22:
    I. Eser sağlam bir Türkçeyle, kılı kırk yaran bir dil titizliğiyle yazılmış.
    II. Daha ilk cümlelerden bu romanın çalakalem yazılıp savruk bir dille ortaya konmadığı anla-
    şılıyor.
    III. Okuru bir hortum gibi yakalayıp kavrayarak bambaşka bir zaman dilimine çekiyor.
    III. Özlemlerine ulaşamayan kahramanın kendi kendini arayan iç konuşmalarıyla değişiklik yakalanmış.
    Yukarıdaki cümlelerin hangi ikisinde sanatçının roman yazarken gösterdiği aynı tutumdan
    söz edilmiştir?
    A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV.
    D) I. ve IV. E) II. ve IV.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 22:
    I. cümlede, eser, dil özelliği ile tanıtılmakta ve sağlam bir Türkçe ile, kılı kırk yararak yani çok titiz yazıldığı söylenmektedir.II. cümlede romanın “çalakalem yazılıp savruk bir
    dille ortaya konmadığı” yani dilinin özenli olduğu belirtiliyor. Her iki cümlede de bir eser, dili, anlatımı açısından ele alınmakta ve her ikisinde de dilinin özenli olduğu, titiz davranıldığı, savruk olunmadığı söylendiği için yazarın gösterdiği tutumun aynı olduğu belirtilmektedir.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 23:
    (I) Toroslar, Çukurova’nın bereketli topraklarını İç Anadolu’nun bozkırından ayırır. (II) Çukurova’yı atnalı biçiminde kuşatmış bir duvardır sanki. (III)Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır. (IV) Toroslar öylesine sarp ve yüksektir ki kolay kolay geçilmez.(V) Tren bile Toroslar’ı geçerken tünelin birinden
    çıkıp ötekine girer.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde benzetme yapılmıştır?
    A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) IV. ve V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 23:
    Benzetme, aralarında ortak yön bulunan iki kavramdan, varlıktan zayıfın güçlüye eş gösterilmesidir.Bu soruda II. cümlede Toroslar, at nalı biçiminde
    kuşatılmış bir duvara benzetilmiş. III. cümlede tepeler çelikten dev bir testere ağzına benzetilmiş.Böylece yanıt II. ve III. cümlelerdir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 24:
    (I) Konuk geldiler ‹stanbul’a Elizabeta, Bedi ‹brahim,ötekiler. (II) Yirmiye yakın öğrencim... (III) Ayrılırken bir armağan bıraktılar bana. (IV) Bir tabağın içine sıvadıkları harca, her biri başka renk,başka biçimdeki çakıl taşlarını yarıya dek gömüp bir mozaik yapmışlardı. (V) “‹nsan, çakıl taşları gibi birbirine sürtününce insan olur.” demiştim onlara.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde benzetmeden yararlanılmıştır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 24:
    V. cümlede insanların, insan olmalarının çakıl taşları gibi birbirine sürtülünce olacağı söylenmiş. Bu cümleyle insanlar, çakıl taşlarına benzetilmiş.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 25:
    (I) Anadoluhisarı’nın bulunduğu bölgenin tarihi,eskiye dayanıyor. (II) Kaynaklara göre, Anadoluhisarı,Boğaz’dan geçişleri kontrol etmek amacıyla Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmış. (III) Yapılırken kullanılan malzemeler arasında, Bizans yapılarından alınmış taşlar da var. (IV) Bu durum,burada eski bir Zeus Tapınağı’nın bulunduğu yolundaki düşünceleri daha da güçlendiriyor. (V) Boğaz’ın en dar yerinde, Göksu Deresi kıyısında bulunan bu bölgenin, bugün olduğu gibi, Osmanlı öncesinde de yerleşim alanı olarak kullanıldığı çeşitli kaynaklarda belirtiliyor.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilenler “tahmin” niteliği taşı-
    maktadır?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 25:
    Tahmin, yaklaşık olarak değerlendirmedir. Bu sorunun tamamında Anadoluhisarı’nın bulunduğu bölge hakkında bilgi verilmektedir. Parçanın yazarı elindeki bilgileri değerlendirerek bir sonuca varmaya çalışmıştır. IV. cümlede daha önceki cümlelerde söz ettiği bilgileri toplayarak bir tahminde bulunmuştur.
    Yanıt: D
  4. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    test 4
    ÖRNEK 1:
    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "tanımlama" yapılmıştır?
    A) Sanat, insanın dış dünyaya kendini taşımasıdır.
    B) Parasız öğretim, artık boş bir söz haline gelmiştir.
    C) Sosyete, paranın simgesi olma niteliğine sahiptir.
    D) Aile, daha çok ekonomik taleplerle kuruluyor.
    E) İnsanlar gerçeği söylemekten kaçınırsa kaygı daha da artar.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 1:
    Tanımlama, ele alınan kavram, konu veya varlığın ne olduğunu belirtmektedir. Bir cümlede hakkında bilgi verilen kavram veya konu için “.... nedir?” diye sorduğumuzda cevap alıyorsak verilen cümle tanımdır. Buna göre A seçeneğinde sanat açıklanmaktadır. “Sanat nedir?” dediğimizde “insanın dış dünyaya kendini taşımasıdır” cevabını alıyoruz.
    Böylece verilen cümlenin tanım cümlesi olduğu anlaşılıyor.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 2:
    (I) Günlük yaşamımızda renklerin önemli bir rolü vardır. (II) Bu nedenle renklerle ilgili pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır. (III) Yapılan araştırmalar göstermiştir ki soluk alışımız, kan basıncımız, renklere bağlı olarak değişebilmektedir. (IV)Renklerden açık mavi, gevşetici ve rahatlatıcı; koyu mavi, uyarıcıdır. (V) Bu da renklerin etki gücünün birbirinden farklı olduğunu göstermektedir.(VI) Bu gerçeği göz önünde bulunduran iç mimarlar, ev içi ışık düzenlemelerinde renk öğesine özel bir önem verirler.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisi, kendinden önceki cümlede belirtilen
    yargıyı örneklendirmektedir?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 2:
    Örnekleme, düşüncenin bellekte daha belirgin bir duruma getirilmesi ya da somutlaştırılarak anlatılmasıdır. Yazar, bu yöntemle düşüncesini daha güçlü ve görünür duruma getirmiş olur. Bu soruda renklerin insanları etkilediği anlatılmaktadır. III. cümlede insanların renklere bağlı olarak değişiklik gösterebileceği anlatılmıştır. IV. cümle bu bilginin örneği olmuştur. İki rengin etkileri anlatılarak örnek verilmiştir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 3:
    (I) Savaş sırasında herkes barıştan yanadır.
    (II) Savaş olmadığı zaman da barışı beslemek gerekir.
    (III) fiair kendi ölçüleriyle barışa katkıda bulunur.
    (IV) fiiir yazmak bir barış eylemidir.
    (V) şiir barıştan doğar.
    (VI) Ekmeğin undan yapılması gibi.
    Bu parçada, numaralanmış cümlelerin hangisi kendinden önceki cümlenin bir öğesi durumundadır?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 3:
    VI numaralı bölümde yüklem yok; oradaki söz grubu anlam bakımından bir önceki cümleye bağlanmış. V. cümledeki yükleme, “doğar”a “nasıl?”sorusu sorulduğunda VI. bölümdeki söz grubu yanıt olur. Yani VI. bölüm V. cümlenin zarf tümlecidir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 4:
    (I) Günü gününe pek uymaz bu kentin. (II) Bir basarsın, yaz ortasında buz kesmişsin; bir bakarsın,kasım ortasında ceket fazla gelmiş. (III) Geçen eylül ayının son günü kente yağmur yağarken, kentin sırtını dayadığı dağa kar yağıyordu. (IV) Ertesi gün ise mayıs sonu güneşine benzeyen, pırıl pırıl bir hava ... (V) Neredeyse tüm ekim ayı, böyle geçti. (VI) Oysa daha güneyimizdeki bir başka kente çoktan kış gelmişti.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki cümlenin açıklaması
    durumundadır?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 4:
    Bu soruda I. cümlede “Günü gününe uymaz bu kentin.” denilerek kentteki havanın devamlı değiştiği anlatılmıştır. Ardından gelen II. cümledeyse bu değişikliklerin nasıl olduğu örneklerle açıklanmıştır.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 5:
    (I) Seçkinin (antoloji) ilk baskısı 1985... (II) Mehmet Fuat ilk baskının önsözünde şöyle yazmış:(III) “Seçmeleri yaparken genel değerlendirmelerden kaçınmak gibi bir kaygım olmadı. (IV) Seçkiyi beğenisiyle öne çıkmaya, kimselere benzememeye çabalayan bir seçki durumuna düşürmekten kaçındım. (V) Gene de okurlar bu antolojiye girebilecek nitelikte gördükleri kimi şiirleri burada bulamayabilirler. (VI) Üstelik bu seçmeleri yaparken her şaire aynı anlayışla yaklaşamazdım.”
    Bu parçada, numaralanmış cümlelerden hangisi,kendinden önceki cümlenin açıklamasıdır?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 5:
    III. cümlede yazar, seçmeleri yaparken genel dğerlendirmelerden kaçınmadığını belirtmiş. IV.
    cümlede de neden kaçınmadığını açıklamış. Yazar kimselere benzemeyen bir seçki oluşturmak
    gibi bir kaygı taşımadığını açıklamış.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 6:
    (I) Türk yazınının önemli yapıtlarından olan Dede Korkut öyküleri yeniden okurlarla buluştu. (II) Öykülerin dili, özüne dokunulmadan sadeleştirildi.(III) Dede Korkut öykülerinin üslubu ve dili, herşeyden önce, 13. -14. yüzyıllarda konuşulan Oğuz Türkçesi’ne dayanmaktadır. (IV) Bu öykülerde Türkçe’nin yüzlerce yıl önceki güzelliğini ve şiirselliğini tadacak, kendi dil evreninizin sınırlarını genişleteceksiniz. (V) Bu güzel öyküleri okudukça
    , Türk dünyasının görkemli ve zevkli serüvenlerini tanıyacak; kültürümüzün zenginliğiyle övüneceksiniz.
    Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde, söz konusu öykülerin okurlara
    sağlayacağı yararlardan söz edilmiştir?
    A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV.
    D) III. ve V. E) IV. ve V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 6:
    Sorunun tamamında Dede Korkut öykülerinin özellikleri anlatılmıştır. Soru kökünde ise sadece bu öykülerin okura sağlayacağı yararların neler olduğu sorulmaktadır. IV. cümlede bu öyküleri okuyanların dillerinin sınırlarının genişleyeceği; V.cümlede de Türk dünyasını tanıyarak kendi kültürümüzün zenginliğini görebilecekleri söylenerek okuyucunun kazanacaklarından söz edilmiştir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 7:
    (I) İnci Gürbüzatik’in “İki Çırpı Kiraz Kız” adlı öyküsünü,Kültür Bakanlığı, açtığı yarışmada değerli bulmuş. (II) Kitap on bir öyküden oluşuyor. (III) Kitabaadını veren öykü, genellikle öteki öykülerdeki sorunların da öncüsü niteliğinde. (IV) Bu odak konu, kız çocuğunun ve kadının giderek horlanması, cinsiyetinden dolayı katlanmak durumunda olduğu kaderi. (V) Kitabın öbür öyküleri - kitaba adını veren öykü gibi - çoğunlukla küçük öykü türünün
    biçim özelliklerini gösteriyor. (VI) “İki Çırpı Kiraz Kız” senaryo yazarı da olduğunu öğrendiğimiz yazarının edebiyatın başka dallarında da başarılı olacağının müjdesini veren öyküler toplamı.
    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisindeki eğerlendirme, kitabın yazarına yöneliktir?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 7:
    Parçanın tamamında yazarın kitabı, kitaptaki öyküler ve öykülerin konuları anlatılmış. VI. cümledeyse yazarın edebiyatın başka dallarında da ba-şarılı olacağından söz edilmiş. Böylece VI. cümlede yazara ilişkin değerlendirmede bulunulmuştur.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 8:
    Bir öykünün, yer aldığı kitaba adını verebilmesi için kitaptaki öteki öyküler arasında seçkinlik kazanması gerekir. (I) Okuduğum son öykü de bu türden. (II) Olay yine parçalı, kişilerin ağzından tek tek anlatılıyor. (III) Her anlatıcı konunun bir yönünü tamamlıyor. (IV) Kişiler öylesine doğal, içten konuşturuluyor ki hemen her kişi benliğinize girerek
    sizi zenginleştiriyor. (V)Düşüncenin akışına göre, “Böylece siz de öykünün bir parçası oluyorsunuz.“ cümlesinin yukarıdaki parçada numaralanmış yerlerden
    hangisine getirilmesi uygun olur?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 2000)
    ÇÖZÜM 8:
    Bu soruda, soru kökünde verilen cümle “Böylece”diye başlayarak neden-sonuç cümlesinde sonuç bölümünü oluşturmuştur. Bu parçada numaralı cümlelerden biriyle neden ilişkisi kurulmalıdır. Bu ilişkinin kurulduğu cümlenin ardına soru kökünde verilen cümle getirilerek anlam bağlantısı kurulmalıdır. Son cümlede kahramanların doğallığı nedeniyle okuycunun benliğine girdiğinden söz edilmiştir.Bu nedenle “siz de öykünün bir parçası oluyorsunuz.”
    bölümü getirilerek neden-sonuç ilişkisi kurulabilir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 9:
    “Bazı dile dolaşan söyleyişleri değiştirinceye ya da en rahat deyişi buluncaya dek, yeniden yeniden yazarım ben yapıtlarımı.” diyen bir sanatçının anlatımında aşağıdaki özelliklerden hangisi ağır basar?
    A) Nesnellik B) Akıcılık C) Yalınlık
    D) Etkileyicilik E) Yoğunluk
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 9:
    Akıcılık, söyleyişi zorlayan sözlerden kaçınmadır.Soruda sanatçı dile dolaşan söyleyişleri yani söyleyişi zorlayan sözcükleri çıkarıp yenisini yazmaktadır. Böylece sanatçı, dilinde akıcılığı sağlayacaktır.
    Yanıt: B
    ÖRNEK 10:
    I. Okur, onun yapıtlarını okurken kendisini, yıllanmış çamların olduğu bir ormanda kuş sesleri
    ve reçine kokularının arasında bulurdu.
    II. Seçtiği ilginç ayrıntılarla, yaptığı benzetme ve karşılaştırmalarla yapıtında okura, doğanın temiz havasını soluturdu.
    III. Öykülerinde Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında yaşayanların değişik sorunlarını göstermeye çalışırdı.
    IV. Roman ve öykülerinde, günlük yaşamın sıkıntıları içinde bunalan kişileri işlerdi.
    Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangileri,sanatçının betimlemelerindeki aynı niteliği
    yansıtmaktadır?
    A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) III. ve IV.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 10:
    I. cümlede bir yazarın yapıtının okur üzerindeki etkisi belirtilmekte ve bu yetkinin “doğa içinde yaşamış duygusu verme” olduğu belirtilmektedir. II.cümlede de yine bir yazarın nitelikleri tanıtılmakta ve bu yazarın da okuyucu üzerinde bıraktığı etki verilmektedir. Bu etki de I. cümledeki gibi okuru “doğa içinde yaşatma” olarak belirtilmektedir.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 11:
    (I) Aslında bir roman yazarı olmasına karşın üç öykü kitabı da vardır. (II) Döneminin öykü yazarlarından onu ayıran, uzun öykü türünde çalışmış olmasıdır. (III) Kırmızı ve Siyah, bir aşk ve kıskançlık öyküsü olma özelliğini taşır. (IV) Ama asıl dikkat çeken öyküler, Sanatkârlar kitabındakilerdir.(V) Yazar, buradaki öykülerinin anlatımında da daha
    önceki kitaplarındaki yolu izlemiştir. (VI) Bu ökülerde eski zaman yaşayışı, insanları, kibar tabakadaki maddi, ona bağlı olarak da manevi düş-künlük çizilir.
    Bu paragraftaki kaç numaralı cümlelerde öykülerde neyin anlatıldığından söz edilmiştir?
    A) I. ve III. B) II. ve IV. C) III. ve VI.
    D) IV. ve VI. E) IV. ve V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 11:
    Soruda neyin anlatıldığı, yani içerik sorulmaktadır.
    I. cümlede üç romanı vardır, denerek öykülerinin sayısı,
    II. cümlede öykücüyü, diğer öykü yazarlarından ayrılan yönü söyleniyor.
    III. cümlede, Kırmızı ve Siyah’ın “aşk ve kıskançlık öyküsü” olduğu söylenerek neyi içerdiği anlatılıyor.
    IV. cümlede “Sanatkârlar” kitabındaki öyküleri önermiş
    V. cümlede yazarın buradaki öyküleriyle daha önceki kitaplarındaki anlatımın aynılığı vurgulanıyorken,
    VI. cümlede öykülerde “eski zaman yaşayışı, insanları,kibar tabadaki maddi, ona bağlı olarak da manevi düşkünlük anlatılır.” denilerek öykülerin içeriği açıklanıyor.
    Bu durumda III. ve VI. cümlelerde öykülerde neyin anlatıldığı belirtilmektedir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 12:
    (I) Haklarında fazla bir şey bilinmeyen hariciyeciler dünyasında gezinmek isteyenler için keyişe okunabilecek bir kitap. (II) Yazar, yirmi beş yılı yurt dışında geçen, otuz yedi yıllık meslek yaşamında edindiği izlenimleri okurlara duyurmak istemiş.(III) Mesleğinin sorunlarını, iyi ve kötü yanlarını dile getirmeye çalışmış. (IV) Çok akıcı bir dili var.(V) Kişilerin belirleyici özelliklerini en ince ayrıntılarına değin, somut bir biçimde yansıtmış.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangileri, söz konusu yazarın üslubuyla ilgilidir?
    A) I. ve II. B) I. ve V. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) IV. ve V.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 12:
    Üslup, yazarın kendine özgü anlatım yoludur. Yazarın, dili kullanma tarzı üslubunu ortaya koyar.Bu soruda da I., II., III. cümlelerde kitabın içeriğinden söz edilmiştir; IV. ve V. cümleler yazarın diliyle ilişkilidir. Yani IV. ve V. cümleler üslup cümleleridir.
    Yanıt: E
    ÖRNEK 13
    (I) Beğeniyorum onun yazdıklarını. (II) Nerede bulursam okuyorum. (III) İyiyi yazıyor, doğruyu yazıyor. (IV) Bir konuyu ele aldı mı onun üzerinde düşünüyor, özünü kavramaya çalışıyor. (V) İşi edebiyatçılığa vurmuyor, ağız kalabalığı etmiyor. (VI)Parlak lakırdılara gitmiyor.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden başlanarak yapıtın üslubundan söz
    ediliyor?
    A) II. B) III. C) IV.
    D) V. E) VI.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 13:
    Üslup yazarın dili kullanma tarzıydı. Bu soruda da V. cümlede yazarın ağız kalabalığı yapmadığı söylenmiş. Ağız kalabalığı yapamamak, yalın yazmak demektir. Yalınlık, dille ilgili olduğundan bu cümle üslupla ilgili bir cümle olmuştur.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 14:
    (I) Cevat Çapan’ın, hayatımın en önemli projesi dediği kitap serisi bütün hızıyla sürüyor. (II) Bu projenin meyvelerinden iki kitap, birer yıl arayla yayımlandı. (III) Octavia Paz, Robert Frast, Hermann Hesse gibi bildik isimlerin yanında genç şairleri de bu kitaplarda bulabiliriz. (IV) Arada Poul Auster gibi bir modern yazın temsilcisinin sürpriz şiirleriyle de karşılaşabiliriz. (V) Nereden bakarsanız bakın kaçırılmayacak bir şiir şöleniyle karşı
    karşıyayız.
    Yukarıda numaralandırılmış cümlelerin hangisinden başlanarak kitabın içeriğiyle ilgili bilgi
    verilmiştir?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 14:
    İçerik, bir yazıda neyin anlatıldığıdır. Yani konudur.Bu soruda III. cümlede Cevat Çapa’nın yazdığı kitap serisinde Octavia Paz’ın, Robert Frast’ın,Herman Hesse’nin ve genç şairlerin anlatıldığı söylenmiş. Anlatılanlar kitabın içeriğini oluşturmuş.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 15:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gerçekleşmemiş bir beklenti” söz konusudur?
    A) Tartışınca sorunu çözeriz sanmıştık.
    B) Sanki küçük dağları sen yarattın.
    C) Torpili olduğu için kaydını rahatlıkla yaptırmış.
    D) O giysiyi, yıkandıktan sonra giyeceğim.
    E) Annesi gelince bizi arayacak.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 15:
    A seçeneğinde “tartışınca sorunun çözülmesini istemek”beklentiyi oluşturmuştur. “sanmıştım” sözcüğüyle bunun gerçekleşmediği anlatılmış. Böylece
    A seçeneği gerçekleşmemiş beklenti cümlesiolmuştur.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 16:
    (I) Onun öykülerinde sağlam bir tekniğin varlığı yadsınamaz. (II) Bununla birlikte, kimi öyküleri öykü olmaktan çok, bir köşe yazısını andırır. (III) Bu tür öykülerde toplumsal eleştiriye yönelir ve insanı dışlar. (IV) Ancak, bütün öykülerinde, sözcük seçimi yönünden kılı kırk yaran bir titizlik gösterir.
    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangileri,sözü edilen yazarla ilgili olumlu yargıları
    içermektedir?
    A) I. ve II. B) I. ve III. C) I. ve IV.
    D) II. ile III. E) II. ve IV.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 16:
    Olumlu ya da olumsuz yargıların sorulması başka bir soru tarzıdır. Bu tür soruların metinleri, genellikle eleştiri yazılanlarından alınır. Bir yapıt ya da kişi olumlu ya da olumsuz yönleriyle tanıtılır. Bu nsoruda olumlu yargılar sorulmuş. I. cümlede yazarın tekniğinin sağlam oluşu olumlu yargıdır. II. ve III. cümlelerde olumsuz eleştiri yapılmıştır. IV. cümle, yazarın sözcük seçiminde titiz davranması tekrar olumlu bir yargıdır.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 17:
    (I) Akıcı, zorlamasız, açık anlatımlı bir üslûbu vardı.(II) Karakterleri en can alacak yerlerinden yakalar,verirdi. (III) Kişilerini hep bir aile ilişkisi içinde yansıtmayı âdet edinmişti. (IV) Diyalogları yaşamdan alınmış gibi doğal ve canlıydı. (V) Tekniğinin zayışığına karşın, diyalog kurma yeteneği nedeniyle başarılı oyunlar yazdı.
    Bu parçadaki cümlelerin hangisinde olumlu ya da olumsuz bir eleştiri yoktur?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 17:
    I. cümlede “akıcı, zorlamasız, açık bir anlamı var.”denilerek olumlu eleştiride bulunulmuş. II. cümlede “karakterleri can alıcı yerinden yakalayıp bilmesi”yine olumlu eleştiridir. III. cümlede kişileri aile ilişkisi içerisinde verdiği söylenmiş, bu bir yazar için ne olumlu ne de olumsuz bir yargıdır. IV. cümlede diyalogların doğal ve canlı oluşu olumludur.
    V. cümlede tekniğin zayıf oluşu olumsuz; aynı cümlede diyalog kurmada başarılı oluşu yine
    olumlu bir yargı olmuştur. Böylece olumlu ve olumsuz yargının olmadığı tek cümle III. cümledir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 18:
    (I) Uykudan önce çocuklara okunacak kitapları onların yaşlarına ve ilgilerine göre seçmek gerekir.(II) Yatak başında, kitapları okurken çocuklarla yapılacak sohbetler, bir bakıma onların çocuksu sırlarını ve duygularını değişik açılardan yansıtır.(III) Bir kitap kahramanının hayranlık uyandıran bir yanı üzerine çocukları konuşturma ya da düşündürme onlarla olan ilişkiyi pekiştirip derinleştirir.(IV) Bunun için de çocuklar, bu sohbet saatlerinin tadına doyamazlar. (V) Daha da ileri giderek denebilir ki yetişkinlik döneminde de uykudan önceki
    bu saatler özlemle anımsanır.
    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde,kitabın, çocukları tanıma ve onlarla yakı
    nlık kurmadaki işlevinden söz edilmektedir?
    A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.
    D) II. ve IV. E) IV. ve V.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 18:
    Bu tür cümle yorumu sorularında soru kökü parçanın tamamına değil; parçada geçen bir cümlenin anlamına yöneliktir. Soru kökünde, yanıt cümlesinde geçen sözcükler kullanılarak öğrenci tek cümleye yönlendirilir. Bu tür soruların kökünde kalıp soru köklerinin dışına çıkılır ve parçaya ilişkin sorular sorulur. Bu soruda çocuklara okunan kitaplarla ilgili bir parça vardır. Soru kökünde sadece “kitabın, çocukları tanıma ve onlarla yakınlık kurmadaki işlevi” sorulmaktadır. II. cümlede, yatakta kitap okurken çocuklarla yapılacak sohbetlerin, onların sırlarını ve duygularını öğrenmemizi sağlayacağından söz edilmiş. Bu kitabın bir işlevidir.
    Kitabın başka bir işlevi ise III. cümlede verilmiş.Kitap kahramanı üzerinde konuşmanın çocuklarla kurulacak ilişkiyi pekiştirip, derinleştirdiğinden bahsedilmiştir.
    Yanıt: C
    ÖRNEK 19:
    Aşağıdaki dizelerin hangisinde tek yargı vardır?
    A) Aman Yaradanım sen yağmur gönder
    Yaman hallerimiz iyiye dönder
    B) Gezmez oldu bahçelerde arımız
    Yarımız göç etti kaldık yarımız
    C) Umutla eskittim, umutla yeniledim kalbi
    Bir yaz bulutunun peşindeyim şimdi
    D) Orta Anadolu’da boz bir toprak
    Güneşe bağrını vermişti
    E) fiemsiye hiç kapanmadı ama
    Çıkan yel bulutları dağıttı
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 19:
    Yüklemler ve fiilimsiler yargı bildirir. Soruda tek yargılı cümle sorulmuş. A seçeneğinde, “gönder ve dönder” sözcükleri yüklemdir, iki yüklem iki yargı;B seçeneğinde “gezmez oldu, göç etti ve kaldık” sözcükleri yüklemdir. 3 yüklem, 3 yargı; C seçeneği eskittim, yeniledim, peşindeyim” üç yüklemdir,üç yargı; E seçeneğinde “kapanmadı, dağıttı” yüklem “çıkan” fiilimsidir üç yargı vardır. D seçeneğindeyse “vermiş” tek yüklem, fiilimsi yok.
    Tek yargılı cümledir.
    Yanıt: D
    ÖRNEK 20:
    (I) Her çalışmasında olduğu gibi bunda da açık ve yalın anlatımı hemen göze çarpıyor. (II) Bu durum,şairin, edebiyat çevrelerinin yoğun ilişkilerinden uzak, yerel kaynaklara daha yakın olmasındandır. (III) Yine bu durum, onun şiirinin, toplumun değişik kesimlerinde aynı ölçüde anlaşılır olmasının da ana kaynağını oluşturmaktadır. (IV) Bilincimizin bir köşesinde var olan kır yaşantısının doğayla ilgili öğeleri, onun şiirlerinde evrensel bir temaya yönelişin çıkış noktasıdır. (V) Ardıçlar, söğütler, ahlatlar, balkon çiçekleri şairin lirik yanını
    sunar bize.şiairin geniş bir okur kitlesine seslenebilmesini sağlayan özelliği, yukarıdaki parçanın kaçıncı cümlesinde belirtilmiştir?
    A) I. B) II. C) III.
    D) IV. E) V.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 20:
    Bu parçanın tamamı, bir şairin şiirin özellikleri ve bu özelliklerin doğurduğu sonuçlar üzerinedir.Parçada şairin kullandığı dil, bu dili kullanmasının doğurduğu sonuçlar, şairin temleri anlatılmıştır.Soru kökünde sadece şairin geniş okur kitlesine seslenebilmesini sağlayan özelliği sorulmuştur. I.cümlede şairin dilinin açık ve yalın olduğu verilmiştir.
    Parçanın devamındaysa bu özelliğin onu değişik kesimlerce anlaşılabilir olmasını sağladığından söz edilmiştir. Böylece I. cümle yanıt cümlesini oluşturmuştur.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 21:
    Aşağıdakilerden hangisinde bir yakınma vardır?
    A) Dün dediğin bugünkünü tutmuyor
    Ne sevdiğin belli ne sevmediğin
    B) Bir gün ufuk derdine gönlümü verip bir an
    Ufuk!.. diye dağları gözümle deleceğim.
    C) Apak bulutlar geçti habersiz
    Âşıklığımdan, şairliğimden
    D) Kırk yıl geçtiğim yolları
    İncileriyle süsledim gözyaşlarımın
    E) Hoyrattır bu akşamüstüler daima
    Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 21:
    Yakınma, şikâyet etmek, sızlanmaktır. A seçeneğindeki dizelerde şair, karşısındaki kişinin söylediklerinin birbirini tutmamasından ve sevip sevmediğini belli etmemesinden şikâyet etmektedir, sevdiğinin böyle davranmasını istemediği için şair bu dizelerle yakınmıştır.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 22:
    Romanını okuyup bitirdim. Hele biraz zaman geçsin,hazmedeyim. Neler kaldı, neler gitti? Bunları saptadıktan sonra bildireceğim görüşlerimi.
    Böyle diyen bir kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Düşüncelerini açıklamadan önce, başkalarıyla tartışarak doğrulamak ister.
    B) Ayrıntılı olarak düşünmenin gereğine inanır.
    C) Zaman içinde görüşlerin değişebileceğini düşünür.
    D) Düşüncelerini hemen açıklamaktan kaçınır.
    E) İzlenimlerini yorumlayıp değerlendirme eğilimindedir.
    (ÖSS 1999)
    ÇÖZÜM 22:
    Paragrafta sözü edilen kişi belirgin özellikleriyle tanıtılır. Sorularda bu özelliğin bulunması istenir.Parçada geçen kişi okumalarının üzerinden zaman geçtikten sonra yorum yapabileceğini söylüyor.Böylece aklında kalanlarla yorum yapacaktır.
    Bu yüzden A seçeneğindeki bilgi yanlış olur. Çünkü parçadaki kişi kendi düşüncelerinin zaman içinde oturmasını istemektedir. Başkalarının görüşleri söz konusu değildir.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 23:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı anlatım vardır?
    A) Yakup Kadri, "Yaban"ı Türk aydını ile Türk köylüsü arasındaki uçurumu göstermek için
    yazdığını söyler.
    B) Yapıt, Kurtuluş Savaşı'ndaki köyü olumlu ve olumsuz yanlarıyla karşımıza getirir.
    C) Romanda Türk köylüsü belki fazla gerçekçi konuşturulmuştur.
    D) Romanda, savaştaki psikolojiye ilişkin en ufak bir ayrıntı bile göz ardı edilmemiş.
    E) Türk toplumunun bir parçası olan bu köyde, ülkeye bağlılık bilinci pek güçlü işlenmemiş.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 23:
    Dolaylı anlatım, cümle içerisinde bir başkasının sözünü aktarmaktır; ancak aktarılan sözün söylendiği gibi değil, anlamca aynen ama biçimce değiştirilerek aktarılmasıdır.
    Buna göre A seçeneğinde Yakup Kadri’nin sözü aktarılmaktadır; ama sözün Yakup Kadri tarafından söylenmiş biçimi “Yaban’ı Türk aydını ile Türk köylüsü arasındaki uçurumu göstermek için yazdım” olması gerekirken bu söz, sözü aktaran kişi tarafından değiştirilerek aktarılmıştır.
    Yanıt: A
    ÖRNEK 24:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somutlamaya başvurulmuştur?
    A) Kötülük, hiçbir zaman bir insanın hayat görüşü ya da isteği olarak düşünülemez.
    B) Lamia, roman boyunca acıma, sevgi, saygı,hayranlık duygularıyla doludur.
    C) Acıma, dipsiz kuyulara atılan taş gibidir, ruhumuzun derinliğini gösterir.
    D) Yaşam yeniklerinin, toplum kurbanlarının biyografileri eşsiz roman konularıdır.
    E) Çocuklarda büyük insanlarda görülen bütün duygular farklı biçimlerde vardı.
    (Kavram Dershaneleri Sorusu)
    ÇÖZÜM 24:
    Somutlama, soyut bir kavramın somut anlamlı bir sözcükle veya soyut bir kavramın somuta benzetilerek aktarılması olarak tanımlanabilir. Buna göre C seçeneğinde “acıma” kavramı, açıklanırken “dipsiz kuyulara atılan taş”a benzetilerek somut bir varlık gibi aktarılmıştır.
    Yanıt: C
  5. MECA

    MECA Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Emeğinize sağlık... çok işime yaradı...

Sayfayı Paylaş