Su

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde özge_kartal tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. özge_kartal

    özge_kartal Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2008
    Mesajlar:
    99
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    dünyadaki su kaynakları ve suyun dünyamız açısından önemini bilen varsa yardımcı olabilir mi acaba ?
  2. isyankar14

    isyankar14 Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2008
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    » Su Kaynakları Ve Suyun Önemi(Su Kirliliği)
    Gelecekte bizi neyin beklediğini şimdiden kestirmek zor. Din savaşları, petrol savaşları ya da uzay savaşları yaşanabilir. Bunu zamanla beraber yaşayıp göreceğiz. Fakat şimdiden bildiğimiz bir tehlike var ki belki de hepsinden daha önemli. SUSUZLUK !!!!!
    Birleşmiş Milletler raporlarına göre 1,1 milyar insan temiz içme ve kullanma suyundan yoksun, her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su kullanamamaktan doğan hastalıklardan hayatını kaybediyor ve 20 yıl sonra dünya nüfusunun 1/3′ü

    şiddetli su sıkıntısı çekecek.
    Ülkemizde de durumun çok farklı olduğu söylenemez. Ayrıca ülkemizin su zengini bir ülke olduğu da söylenemez. Kişi başına düşen su miktarı Irak’tan bile daha az.
    Yapılan tahminlere göre 2040 yılında Dünyanın büyük kısmı çöl haline gelecek.2032 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %50 si susuz kalacak. 2015 e kadar 2,5 milyar bebek temiz su bulamadığı için yakalandığı hastalıklardan ölecek Sıcaklığın zaman zaman 40 oC nin üstüne çıktığı Afrika ülkelerinde kişi başına günlük sadece 3 bardak su düşüyor. Ve her 8 saniyede 1 çocuk temiz su bulamadığı için hayatını kaybediyor. Oysaki tek bir sifonun çekilmesiyle harcanan su bir insanın 5 günlük su ihtiyacını karşılıyor.
    Dünya da bulunan toplam su miktarı 1,4 milyar m3 Bunun % 97,5 i tuzlu su , % 2,5 i tatlı su. Tatlı suların ise % 90′nını kutuplarda donmuş halde bulunan ve yeraltı suları oluşturuyor. Sadece % 10′luk kısmı yüzey suları. Halihazırda olan bu su da dünyada dengeli dağılmamıştır. Mesela Ortadoğu ülkeleri bu anlamda en fazla sıkıntı yaşayan ve yaşaması muhtemel ülkeler. Dünya sağlık örgütüne göre her yıl 30,000 kişi temiz su yokluğundan hayatını kaybediyor. Temiz sudan yoksun ülke sayısı ise bütün dünyada 31.
    Eğer gerekli önlemler alınmazsa su kaynakları bu yüzyılın ortasında % 30 azalacak. Ve 20 yıl içinde yeterli ve sağlıklı su alamayan insan sayısı 3,3 milyar olacak. Buna karşılık dünya su talebi son 10 yılda 7 kat arttı. Tahmini dünya nüfusu ise 2025′te 8 milyar 2050 de ise 10-12 milyar olması bekleniyor.
    Bu tablo karşısında gelecekte su savaşları beklemek içten değil. Suya ihtiyacı olan birçok ülke su kaynakları fazla olan ülkelere saldırabilir. Diğer bir deyişle günümüzdeki petrol savaşları yerini su savaşlarına bırakabilir.
    Mesela Çin’de ülkenin yaklaşık yarısı kuraklık sebebiyle temiz içme suyuna ulaşmakta zorlanıyor. Ülkedeki göller ve su kaynakları kirlenmiş durumda. İçme suyu sağlayan nehirlerin % 47’si kullanılabilir durumdayken % 53′ü kirlenmiştir. Her yıl kentlerden gelen ve sadece % 10′u arıtılmış olan lağım nehirlere ve göllere akıtılıyor. Sadece sorun bu bölgede değil Hindistan’da Ganj nehri de hızla kirlenmektedir. Kıyılarında 90 milyon insan yaşayan Nil Nehri sulama ve enerji üretimi amaçlı aşırı kullanım sebebiyle Mısır da kuraklığa doğru sürükleniyor. Orta Asya da büyük tehlike altında olan yerlerden biri. Bu bölgede özellikle pamuk tarımı sebebiyle suyun dengesiz kullanımıyla Aral Gölü’nün büyük kısmı kurumuştur.
    Fakat bugün en kritik durumda olan bölge ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu. Bu bölgede bugün dahi su büyük bir sorun halinde. Örneğin körfez ülkelerinden biri olan Kuveyt’te su ihtiyacının büyük kısmı deniz suyu arıtılarak karşılanıyor. Yine B.A.Emirlikleri’nde ülke suyunun sadece 75 milyon m3 ü yerel kaynaklardan karşılanırken 342 milyon m3 su deniz suyunun arıtılmasıyla elde ediliyor. Fakat bu da çözüm değil çünkü arıtılan deniz sularından kalan tuz artıklarının depolanması da çözüm bekleyen bir sorun durumunda. Ortadoğu’da süren gerginliğin ana sebeplerden biri de su kaynaklarının paylaşılamaması.
    Uzun vadede su sıkıntısı yaşamayacak tek kıta şu an Avrupa Kıtası olarak öne çıkıyor. Avrupa kıtası hem önemli su kaynaklarına sahip hem de bu kaynakları iyi değerlendiriyor. Örneğin sadece Tuna Nehri Türkiye’nin bütün su kaynaklarından daha fazla su taşımaktadır. Ayrıca Avrupa Kıtası yeraltı suları bakımından da çok zengindir. Ve bu kaynaklar çok sıkı kanunlarla korunmaktadır. Hiçbir su kaynağından beslenmesinden daha fazla su tüketilemiyor. Akdeniz ülkelerinde ufak sıkıntılar yaşanma ihtimali olmasına rağmen kıta geneli su anlamında dünyada en iyi durumda. Susuzluğun böyle büyük bir sorun olmasında en önemli sebep doğanın aşırı tahribi ve kirletilmesi. Sadece 3.7 lt benzin 3 milyon lt içme suyunu kirletiyor. Her yıl İngiltere 10 milyon ton, ABD 7 milyon ton sanayi atığını okyanuslara boşaltıyor. Rusya’da da durum çok farklı değil Aşağı Volga nehrine her yıl 300 milyon ton katı atık, 20 trilyon lt sıvı atık boşaltılıyor. Bir diğer sorun da küresel ısınma…
    Bu kötü gidişe dur demek amacıyla Dünyada birçok sivil toplum örgütü, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Harekete geçerek 1992 yılında Rio De Jenerio’ da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında 22 Martı Dünya Su Günü olarak ilan edildi.Bu alternatifsiz kaynak için bugün dünyada birçok ülke projeler geliştirmekte. Örneğin birçok ülkede su bakanlıkları kuruldu. Dünyada su ekonomisini en etkin kullanan ülkelerden biri İsrail’dir. İsrail su kaynakları bakımından risk altında olan ülkelerdendir. Örneğin Tel-Aviv şehrinde 2 milyon insanın kullandığı sular ileri düzeyde arıtıldıktan sonra çölde zemine sızdırılır. Bu sular yeraltında biriktirilir daha sonra biriktirilen yerin 500m metre uzağına açılan bir kuyu vasıtasıyla tekrar çekilir. Ve bu çekilen su içme suyuna yakın kalitede bir sudur. Bu su içme suyundan ayrı (turuncu) bir şebekeyle şehre verilir. Bu suyun be**** normal suyun yarı fiyatıdır. İsteyen bu suyu ayrı bir sayaçtan geçirerek alır. Bu su genelde araç yıkama, tuvalet sifonları ya da bahçe sulamada kullanılır.

    SINIR AŞAN SULAR

    Suyun böylesine değerli olması günümüzde sınır aşan sular konusunu ortaya çıkarmıştır. Ve bu gelecekte yaşanabilmesi olası su savaşlarının tetikleyicisi olarak görülüyor. Sınır aşan su bir ülkede doğup başka bir ülkenin topraklarına akan sulardır. 1996 yılında kurulan Dünya Su Konseyi sınır aşan sulardan doğan sorunları engellemeyi amaçlıyor.

    SINIR AŞAN SULAR
    Sınır Aşan Nehir 200
    Dünya sularına oranı % 30
    Ülke sayısı 140
    Dünya nüfusuna oranı % 40

    Türkiye’nin de sınır aşan sular problemi mevcut. Meriç, Fırat, Dicle gibi bütün sınır aşan nehirler ülkemiz için uzun süre problem oldu. Bu problemlerin temel sebebi Hormon Doktrini idi. Hormon doktrinine göre suyun kaynağının bulunduğu ülke su üzerinde mutlak egemenliğe sahiptir. Bu doktrinden yola çıkarak Bulgaristan Meriç Nehrinin kendi ülkesinden doğduğu için tüm kullanma hakkının kendinde olduğunu iddia etmektedir. Bu yüzden 1993 yılında yaşanan kuraklıkta Türkiye Bulgaristan’dan su satın almak zorunda kalmıştır. Fırat ve Dicle için ise tamamen tersi bir durum söz konusudur. Güney komşularımız bizim bu suları çok kullandığımızı ve kendilerine çok az su kaldığını iddia etmektedir. Özellikle Güneydoğu Anadolu projesi bizim için iyi onlar için endişe verici bir gelişme idi. İddia ettikleri Türkiye’nin bu projeyle daha da fazla su kullanacağı kendilerine az su kalacağı idi. Fırat nehri ülkemiz topraklarından çıktıktan sonra önce Suriye ye ardından da Irak topraklarına geçiyor. Irak Suriye’den daha fazla su istiyor fakat Suriye ise Türkiye’nin vermediğini bahane ederek buna pek yanaşmıyor. Bu durum iki ülkeyi savaşa oldukça yaklaştırmıştı.
    Türkiye ve güney komşuları bu sorunları çözmek üzere kendi aralarında komisyonlar kurdu. Amaçlanan uzmanların Türkiye, Irak ve Suriye’ye gidip bu ülkelerin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu tespit edip buna göre paylaşım planı hazırlamaktı. Ancak Suriye ve Irak kendi ülkelerinde araştırma yapılmasına imkan vermemesiyle bu proje de sonuçsuz kaldı.
    Dünyada sınır aşan sular konusu 1997 yılında yapılan bir antlaşmaya göre düzenlenmektedir. Buna göre;
    1- Suyun kaynağının bulunduğu devlet daha fazla kullanma hakkına sahiptir.
    2 - Su mecrasını ve seyrini bozmadan diğer ülkelere de su verecek.

    Türkiye bu Antlaşmaya dayanarak hareket etmekte ve aşağı mecrada bulunan ülkeler Suriye ve Irak’ın haklarını çiğnemeden bu su üzerindeki kullanım haklarını değerlendirmektedir.
    özge_kartal bunu beğendi.
  3. hamza altay

    hamza altay Üye

    Katılım:
    16 Ekim 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    su kaynakları

    özge dünyanın %70 su ve insanlar buna ihtiyacı var gercegi tatlı su oranı az ve tuzlu su oranı fazla :)
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş