Suyun Hayatımızdaki Önemi ?

Konu 'Kimya 9. Sınıf' bölümünde Moderatör Taner tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaşlar suyun hayatımızdaki önemi nedir ?

    Bu konuda yardımcı olur musunuz ?

  2. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.294
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    Susuz yaşam mümkün değildir.İnsan gıda almadan haftalarca yaşayabilir.,fakat su içmeden birkaç gün yaşamını sürdürebilir.Biyologlar "susuz hayat olmaz" derler. Bu insanın biyolojik yapısının tartışmasız gerçeğidir. Antik çağda doktorlar hastalarını suyla tedavi ederdi. Su en eski güzellik malzemesi ve en iyi doğal ilaçtır. Temizler, canlandırır, zindeleştirir, güzelleştirir. Yani su hayat iksiridir.
    İnsan vücudunun %70’i sudan oluşmuştur. İnsan vücudu susuzluğa en fazla 3 gün dayanabilir.Su bize aynı zamanda doğal güzellik verir. Vücudu temizler ve önemli besin maddelerini organlara taşır. Suyun içerdiği mineraller ve eser miktardaki elementler dokular ve kemikler için hayati önemi olan yapı taşlarıdır.
    SU İLAÇTIR
    • Su, vücudu içten temizler. Saç ,deri,tırnaklar bunların hepsinin sağlıklı ve temiz olması için suya ihtiyacımız vardır.
    • Su, çok içildiğinde vücudun atıklardan temizlenmesini sağlar.
    • Su, fazla içildiğinde sindirim sistemi ve metabolizma, böbrekler,kalp ve dolaşım görevlerini daha iyi yaparlar.Bu da organlar ve özellikle deri için iyidir.
    • Su bize hayati önemi olan maddeleri sağlar. Taşıma aracı olan kan olmasa vücudumuzda hücreler metabolizma işlemini devam ettiremezler. Kan büyüme hücreleri ve organları hayati önemi olan maddelerle besler. Ne kadar fazla su içersek ,kan daha iyi akar ve vücut fonksiyonları daha iyi çalışır.
    • Su, doyurur ve diyetlerde çok içilmelidir.
    Bu yüzden içme ve kullanma suyu sürekli ve güvenilir bir şekilde temin edilebilmelidir. İnsanların içme,kullanma endüstri ve tarımsal sulama gibi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra su çeşitli nitelik değişimlerine yani kirlenmeye uğramaktadır.Ayrıca kullanılan su tekrar doğaya geri verilmektedir.Bu nedenle içerik ve miktar açısından son derece kısıtlı olan su kaynakları da kirlenmektedir.Kullanılma özellikleri yok olmakta ve olumsuz sonuçlar açığa çıkmaktadır.
  3. Red

    Red Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    15 Kasım 2009
    Mesajlar:
    818
    Beğenileri:
    1.034
    Ödül Puanları:
    0
    su herşeydir

    suyu gölden alip çeşmelere dağitan iski kazanir

    iski kazanirsa işçi kazanir

    işçi kazanirsa esnaf kazanir

    esnaf kazanirsa köylü

    köylü kazanirsa devlet

    :D anlicağin suyun önemi çok büyük..
  4. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    0
    Biraz daha lazım çok yetersiz :D
  5. a_y_t_ü_l

    a_y_t_ü_l Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.294
    Beğenileri:
    534
    Ödül Puanları:
    0
    Suyun yararları

    *Sağlığımızı ve zin****ğimizi korur.
    *Vücudumuzun %75’i suyla kaplıdır.
    *Hücrelere O2 taşır.(Oksijen)
    *Cildi besler.
    *Susuz kalmak, önce ciltteki bozulma ve kırışıklıklardan belli olur.
    *Hücre, doku ve organların düzgün çalışması suya bağlıdır.
    *Gerekli olan protein, mineral ve B-C gibi vitaminleri vücudumuzda su taşır.
    *Su eklemlerin rahat çalışmasını sağlar.
    *Böbrekleri çalıştırır, toksinleri vücuttan atılmasını sağlar.
    *Burun kanallarımızı , gözlerimizi ve ağzımızı nemli tutar.
    *Kan miktarını dengeler enerjimizi korur.
    *Yakılan kaloriyi arttırır.(Zayıflamak için bol bol su önerilir)
    *Dışarıdan gelen ve strese bağlı zararlar karşısında iç organları korur.(Şok emici özelliği vardır)
    SUYUN ÖNEMİ

    Bir yetişkin günde 10 bardak su kaybeder. Bu sebeple kaybedilen suyun yerine yenisinin konulması gerekir. Her ne kadar diğer içeceklerden su ihtiyacımızı karşıladığımızı düşünsek de kahve, çay ya da meşrubat gibi içecekler idrar söktürücüdür ve bedenimizin ihtiyacı olan suyu kaybetmemize yol açar.
    Su vücudumuz için çok önemlidir. Su kalori içermez, Bu nedenle de diyet yaparken de su ön plana çıkar. Yağ yakımında ve toksinlerin vücuttan atılmasında önemli rol oynayan su diyet ve egzersizlerde fazla abartıya kaçılmadan tüketilmelidir. Zira aşırı su tüketimi halinde bedenimiz ihtiyaç duyduğu vitaminleri de kaybeder.
    Su yaşamımızda vazgeçilmez olmasına karşın temel problem su içme kültürümüzü geliştirmeyişimizdir.


    SUYLA İLGİLİ BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
    Su içmenin bizim için iyi olduğunu hepimiz biliyoruz ancak şunları biliyor muydunuz?
    Kanın %92’si su BEYNİN %75’i su ve kasların %75’i sudur. Su ayrıca;

    - Vücudumuzdaki bütün hücrelerin çoğunluğunu oluşturmaktadır.
    - Hücrelere besin ve oksijen taşıyarak ve atıkları uzaklaştırarak kan lenf sistemimizin en büyük yardımcısıdır.
    - Böbreklerimizin toksit maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
    - Göz ağız ve burun kanallarımızın nemlenmesine yardımcı olur.
    - Sıcak havalarda vücudumuzu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
    - Eklemlerin yağlanmasına yardımcı olur ve kan ter gözyaşı ve tükürüğün bir parçasıdır.



    SUYUN ÖNEMİ
    İnsan vücudundaki
    Karbonhidratlarının tümünü
    Yağlarının tümünü
    Proteinlerinin yarısını
    Suyunun %10’unu
    Yitirise Yaşam Tehlikeye Girer.
    %20’lik su kaybı maalesef ölümle sonuçlanır.


    İnsanın yaşamını devam ettirmesi için en az oksijen kadar önemli olan suyun, vücutta pek çok görevi de bulunuyor. Son yıllarda özellikle diyet listelerinin baş köşesinde yer alan suyun vücudumuz ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için büyük önemi bulunuyor. İnsan yapısı, yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise sadece 3-4 gün. İnsan bedeninin 2/3'ü sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2.5 litre suya ihtiyacı bulunuyor.

    Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.Çünkü böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olup, vücudunuzdaki kalsiyumun atılmasına neden olur. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmek. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anl***** gelir.

    SUYUN VÜCUT İÇİN ÖNEMİ

    Vücut sıvılarında bulunarak, eklemlerin kayganlaşmasına neden olur. İdrarla zararlı maddelerin atılmasını sağlar.

    Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinleri sindirir.

    Hücre ve kas dokularını güçlendirir. Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijeni, kanda bulunarak kaslara taşır. Zararlı maddeleri dokulardan uzaklaştırmayı sağlar.

    Cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır.

    ŞİŞMANLIĞA KARŞI SU

    Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyandığınızda hemen bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz.

    Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlar. Nedenine gelince; böbrekler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise, daha az yağı enerjiye dönüştürür. Bu da zayıflamayı son derece olumsuz etkiler.

    Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyandığınızda hemen bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Öğlen ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz bir bardak su, iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir. Spor yapmadan önce içilen bir bardak su da yine metabolizmayı çalıştırırken, kas glikojeninin tükenmesinin önüne geçer.

    SUYUN RAHATLATICI ETKİSİ...

    Günün tüm yorgunluğundan ve stresinden arınmanız için yapmanız gereken en önemli şey; şöyle bol köpüklü bir banyo. Suyun rahatlatıcı etkisi, aslında sandığımızdan çok daha fazla...

    Su sadece temizlenmek için değil, arınıp, yenilenmek ve yorgunluktan kurtulmak için de birebir...

    Yıkandığınız suyun sıcaklığının, ne çok sıcak ne de çok soğuk olmamasına özen göstermelisiniz. Çok sıcak su, kanın yüze doğru hücum etmesine neden olur ve ana merkezler görevini daha zor yaparlar. Sıcak su, bazı dolaşım bozukluklarını da doğurabilir, kalbi zayıf olanlar üzerinde ise daha kötü etkiler yaratır. Sıcak suyun bir dezavantajı da, deriyi yumuşatması ve varislerin daha da ortaya çıkmasını sağlamasıdır. Bunun yanı sıra çok soğuk suyun da bazı zararları bulunur: Özellikle yaz aylarında tercih edilen soğuk su, serinletmek yerine aksine terletir. Kan damarlarının önce daralmasına, ardından hemen genişlemesine neden olur. Bu nedenle, ideal banyo suyunun sıcaklığı, 33 ile 37 derece arasında değişir. Eczaneden alacağınız bir termometre ile suyun sıcaklığını ölçmeniz mümkün. İdeal su sıcaklığı içerisinde, en az 15 dakika kalmayı da ihmal etmemelisiniz...

    DERİYE KAYBETTİĞİ SUYU YENİDEN VERİN

    Eğer banyo çıkışında vücudunuzda kırmızılık oluştuysa ve kaşınıyorsanız, suyunuz fazla klorlu ya da kireçli demektir. Kireçli su ise, vücudu kurutup, sertleştirir. Bunun için, banyo sonrası, vücudunuza nem kazandıracak kremler sürmenizde fayda var.

    Kokulu ve renkli banyo tuzlarından kattığınız suda yıkanırsanız, tuzların canlılık verme ve yorgunluk alma özelliğinden de faydalanabilirsiniz. Gülsuyu ve gliserin eklenmiş su ile yapılan banyo ise, deriye kaybettiği suyu yeniden verir.


    Son yıllarda özellikle diyet listelerinin baş köşesinde yer alan suyun vücudumuz ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için büyük önemi bulunuyor. İnsan yapısı, yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi, sadece 3-4 gün kadardır. İnsan bedeninin 2/3'ü sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2.5 litre suya ihtiyacı bulunuyor. Eğer vücutta az su bulunursa, kan yoğunlaşıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Fakat içtiğiniz su miktarı çok aşırıya kaçarsa, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çünkü böbrekler aşırı çalışır ve sık sık tuvalete çıkmanıza neden olup, vücudunuzdaki kalsiyumun atılmasına neden olur. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmek. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anl***** gelir.

    Suyun vücut için önemi

    -Vücut sıvılarında bulunarak, eklemlerin kayganlaşmasına neden olur.
    -İdrarla zararlı maddelerin atılmasını sağlar.
    -Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinleri sindirir.
    -Hücre ve kas dokularını güçlendirir.
    -Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijeni, kanda bulunarak kaslara taşır. Zararlı maddeleri dokulardan uzaklaştırmayı sağlar.
    -Cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır.
    -Şişmanlığa karşı su

    Vücudun su toplamaması için, bol miktarda su içmek gerekir. Ayrıca diyet yapıyorsanız, dikkat etmeniz gereken bir nokta da şu ki, yakılan her 100 kalori için, en az 4 su bardağı suya ihtiyaç duyulmakta. Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarı da artmaya başlar. Nedenine gelince; böbrekler yeterli miktarda su almazlarsa, iyi çalışmazlar. Bu görev de karaciğerin olur. Karaciğer böbreklerin görevini üstlendiğinde ise, daha az yağı enerjiye dönüştürür. Bu da zayıflamayı son derece olumsuz etkiler.
    Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyandığınızda hemen bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Öğlen ve akşam yemeklerinden önce içeceğiniz bir bardak su, iştahı bastırıp, mideyi doldurur ve sindirime iyi gelir. Spor yapmadan önce içilen bir bardak su da yine metabolizmayı çalıştırırken, kas glikojeninin tükenmesinin önüne geçer


    sana bunlar yararlı olurmu bilemem. :)
    Son düzenleyen: Moderatör: 14 Mayıs 2010
  6. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    0
    Birazcık daha katkıda bulunsanız :)
  7. Moderatör Taner

    Moderatör Taner Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.361
    Beğenileri:
    3.519
    Ödül Puanları:
    0
    Olur olur :D

    Ben bunları bi derlerim :)
  8. mert baba

    mert baba Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    BaNa EmNiYeT kEmErİnİn HaYaTıMıZdAkİ öNeMi NeLeRdİr LtFn BaNa SöYlErMiSinİz
  9. BusRaa94

    BusRaa94 Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Bir Otomobil 80 Km/h Hızla
    Duvara Çarparsa...

    İşte olayın gelişimi...


    Çarpışmadan 26 milisaniye sonra ön tamponlar araca gömülür.
    Araç kendi ağırlığının 30 katı kadar bir güçle frenlenir.
    Sürücü ve yolcular kemerle bağlı değillerse 80 km. hızla araç içinde harekete devam ederler.
    39 milisaniye sonra sürücü koltuğuyla birlikte 15 cm. öne doğru fırlamıştır...
    44 milisaniye sonra sürücü göğüs kafesiyle direksiyona çarpar.
    50 milisaniye sonra araç ve içindekiler üzerinde etkiyen yavaşlatıcı kuvvet 80 G.’ye ulaşır (yani kendi ağırlıklarının 80 katı büyüklükte bir güç üzerlerinde etkir).
    68 milisaniye sonra sürücü 9 tonluk bir güçle gösterge paneline çarpar.
    92 milisaniye sonra sürücü yanındaki yolcuyla birlikte aynı anda kafasını ön cama çarpar, yolcu bu çarpmayla kafasına ölümcül bir darbe alarak camdan dışarıya fırlar.
    100 milisaniye sonra direksiyon tarafından tutulan sürücü tekrar aracın içine düşer, sürücü o anda ölmüştür.
    110 milisaniye sonra araç yavaşça geriye çekilmeye başlar.
    113 milisaniye sonra sürücünün arkasında oturan yolcu, sürücü seviyesine yükselir ve kafasıyla sert bir darbe yapar aynı anda kendisi de ölümcül bir darbe almıştır.
    150 milisaniye sonra tekrar sessizlik egemen olur. Cam, çelik, plastik parçaları yere düşer.
    200 milisaniyeden daha kısa bir süre içerisinde herşey biter...
    Ortaya çıkan enerji inanılmazdır, 80 km/h hızda ortalama 1 ton ağırlığındaki bir otomobili 30 metre yukarıya fırlatabilir.

    Lütfen otomobil hareket etmeden önce emniyet kemerini takın!








    işine yarar inşallah
  10. BusRaa94

    BusRaa94 Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2009
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Bilindiği gibi, ülkemizde her yıl binlerce trafik kazası meydana gelmekte ve oldukça yüksek oranlarda ölüm ve yaralanmalar olmaktadır. Trafik kazalarının azaltılması için değişik kurum ve kuruluşlar büyük çabalar sarfetmekte, ancak trafik kazaları arzu edilen seviyeye indirilememektedir.

    Kazalarda ölen sürücüler ve yolcuların önemli bir kısmının, kaza anında emniyet kemeri kullanmadıkları tespit edilmiştir. Uluslar arası araştırma ve tecrübeler göstermiştir ki, emniyet kemeri kullanılması yaralanma riskini ve derecesini ve ölüm sayısını büyük ölçüde azaltmaktadır.

    Dünya çapında yapılan araştırmaların sonuçlarına dayanarak, emniyet kemeri kullanımı % 0’dan % 100’e çıkarılırsa, ölü ve yaralı sayılarında % 47- % 60 arasında bir azalma olacağı sonucuna varılmıştır. Araçlarda yolculuk yapan kişilerin emniyet kemeri kullanmalarını sağlayarak, trafikte ölen ve yaralanma oranlarının büyük ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir.

    Ülkemizdeki emniyet kemeri kullanım oranlarının tespiti amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nce Ankara ve Çankırı illerinde şehir içi ve şehir dışı alan çalışmaları yapılmıştır.

    Ayrıca, ülkemizdeki emniyet kemeri kullanım oranları hakkında mukayese yapılabilmesi amacıyla, gelişmiş ülkelerdeki emniyet kemeri kullanım oranları da Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü’nce, üyesi olduğumuz uluslar arası kuruluş ve örgütlerle yapılan yazışmalar ve internet aracılığı ile yapılan araştırmalar neticesinde temin edilmiştir.

    Çalışma, trafik güvenliği konusunda üzerine görev düşen herkesin incelenmesine sunulmuştur. Bilgilendirmenin tek amacı sunulan bilginin uygulamada kullanılmasıdır. Araştırma kaynak göstermek kaydıyla, trafik güvenliğini geliştirme amaçlı (ilgili kurumların çoğaltarak çok sayıda personeline okutması, medya kanalıyla halkımızın bilgilendirilmesi, üniversitelerin ilgili bölümlerinde eğitim ve tez çalışmaları vb.) faaliyetlerinde kullanılabilir.




    buyur buda var.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş