tanrı misafiri reşat nuri güntekin

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde crazy_gençlik tarafından paylaşıldı.

  1. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0

    tanrı misafiri reşat nuri güntekin in kitap özetini bulabilirmisiniz arkadaşlar ..:cry::307:

    arkadaşlar lütfen yardım edin ;)
  2. murteza

    murteza Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    99
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    0
    Tanrı Misafiri:



    Hoca Ali Efendi,, Bursa’daki konağında, Mangal başında, ak*şam kahvesini içerken kapı çaldı. Gelen kişi, kendisini, Muğ*la’dan, Hoca Ali Efendi’nİn arkadaşı rahmetli Hacı Hafız’ın oğlu Hafız İlyas olarak tanıtınca, içeri buyur edildi. Hafız İlyas, kendi*sine gösterilen sedire oturmayıp, kapının dibindeki bir şilteye usulca ilişiverince, Hacı Ali Efendi, iki gün evvel belediye mecli*sinde medreseden yetişenler aleyhinde söylenen sözleri hatırla*yıp:
    “….Herifler, dedeniz yaşında adamlara karşı, bacak bacak üstüne atıp ötmesini bilirsiniz. Gelin de gözlerinizle görün… Medresede oku*muş adamın terbiyesi bakalım hanginizde var?” diye söylendi.
    Hoca Alî Efendi’nİn babası zamanında konaklarında çifter çifter kazanlarda yemekler pişirilir, gelene gidene yedirilirdi. Hacı Hafız’ın da babasının yanında önemli bir yeri olduğu için, onun oğlunu da sevinerek misafir etmişti. Üstelik öğrendiğine göre, rahmetli nefesini de oğluna vermişti.
    Ertesi sabah, ezan vakti, ev halkı dik bir sesle uykudan u-yandı. Hafız İlyas, bahçedeki çardağın altına oturmuş, Kur’an okuyordu. Gün boyunca yerinden kalkmadı. Usulünce isteyip, dört öğün yemeği de yedi. Ancak, aradan günler geçiyor, Hafız Efendi yiyip içip, bah*çede Kur’an okumaktan başka bir şey yapmıyor, İstanbul lafım ağzına dahi almıyor, gitmek için en ufak bir hazırlıkta bulunmuyordu. Üstelik, ziyaretçileri de çoğalmıştı. Hacı Ah E-fondi, zaman zaman laf dokundurup, ağzından ne zaman gidece*ğini öğrenmeye çalışıyordu, ancak öteki oralı bile olmuyordu. Hacı Ali Efendi, her cuma, bahçesiyle uğraşmayı çok severdi. Uir cuma sabahı, bahçenin bir köşesinde yetiştirdiği nadide salatıhklarm olduğu yere gidince, hayret ve dehşetten donakaldı. Bahçenin o b**ümünden kasırga geçmiş gibiydi. Kasırga sadece yerdeki salatahlıklan değil, ağaçlardaki ham meyveleri dahi silip süpürmüştü. Hafız İlyas, başına gelecekleri anlayınca hemen na*maza durmuş, ara vermeden yüzlerce rekat kılmıştı. Hafız, son zamanlarda evin içinde sessiz sessiz dolaşmaya, öte beriyi karıştırmaya, kapı ****klerinden gözetlemeye de başla*mıştı. Bu da yetmezmiş gibi, evin kızını da evlenmek için gözüne kestirmesin mi? Artık, her fırsatta Arzu ile Kamber, Köroğlu ile Ayvaz masallarından alınmış beyitler okuyarak aşkını ilan edi*yordu. Artık dayanacak hal kalmamıştı. Nihayet, Hacı Ali Efendi Hafız’a İstanbul’da bir iş bulmuş, İşi sağlama bağlamak için, vapur ve tren biletlerini almış, trene bİndirmişti. O günü bayram ilan edip gelip evde uyumuştu ki, tıkmam komşusundan, Hafız’ın vapur iskelesinde biletlerini bağıra bnğıra satmaya çalıştığını duyunca, evdekilere hemen evi terk etip, kaplıcalara gitmeleri talimatını verdi. Eve bekçi bıraktıkları Elife de Hafız gelirse asla kapıyı açmamasını emretti.
    Ancak, Hafız gece gelip, bırak yalvara yalvara kapıyı açtır*mayı, üstüne ütlük bir de Elifle de işi pişirir. Hacı Ali Efendi, Knplıcada iken bir komşusundan Hafız’ın evde olduğunu öğre*nince, o hırsla giyinir ve eve gelirler. Hafız ve Elif çifte kumrular gibidirler Neticede, Hafız güzel bir dayak yer ve hastanelik olur. Elifi de kovarlar. Bu arada, komşular da, “Tanrı Misafin”ni döv*düğü için, Hacı Ali Efendi’yi sesli, sessiz kınamışlardır. Ancak, hıino halkının Hafız’dan çekecekleri çile ise daha bitmemiştir.



    Sabah, bir sedyede Hafız, yanında polis, yanında muhtar, e-vin kapısına dikilmişler ve rica minnet Hafız’ı şikâyetçi olmaktan vazgeçirdiklerini, ancak fukaranın kalacak yeri olmadığı için, orada barınacak bir yer vermelerini istiyorlardı. Çaresiz başa ge*len çekilecekti.
    Hacı Ali Efendi, hemen evi terk edip, başka bir vilayette iş ayarlamak için yollara düşmüştü. Başka türlü bu Hafız’dan kur*tulmanın mümkünü yoktu…



    Yasemindi Yuva:



    Harp zengini Hacı Fazıl’m o gece yine düğün evi gibi kalaba*lıktı. Piyanist Rasim, Şair İnayet’i izliyordu. Belli ki, yine yeni bir av peşinde idi. Biraz konuşunca, niyetinin yukarıda kumarda daima kaybeden Azize Hanım’ı elde etmek olduğum açıkladı. Piyanist Rasim’de asıl peşinde koşulacak olan kadının Müeyyet Bey’in eşi, Pakize Hanım olduğunu söyleyince, birlikte bir plan yaptılar.
    Böylece İnayet, yavaş yavaş Pakize Hanım’ı sağdan soldan aşırdığı mısralar ve acıklı hikâyelerle kendi atmosferine çekmeyi başarır. Kadıncağız, şaire yaklaştıkça, evdeki kocasından uzak*laşmaktadır. Yalnız, Müeyyet Bey, işin içerisinde, karısını baştan çıkarmaya çalışan üçüncü bir şahsın olduğunu anlamıştır.
    Bir gün Müeyyet Bey, evine geldiğinde, eşinin “Gel bugünü boyayalım” diye kendisine hitap ettiğini görünce, artık dayanamaz ve eşine: “Pakize, sen, dürüst ve sade bir kadınsın… Etrafındaki müna*sebetsizliklere uyma… Bu yavan, zevzek şairaneliklerin altında ne çirkin hakikatler gizlendiğini bilmezsin. ‘Renksiz günleri boyamak’tan kastedi*len, senin gözünü boyamak, beni yaldızlamak… Aman ayağım sıkı bas Pakizedğim” diye ikaz etmek zorunda kalır. Kendi kendine de, inayet Seza’yi sıkı takip etmeye karar verir.
    Piyanist Rasim, İnayet’e “Tahminim doğru çıktı, geldiler, hazır ol. Ben Müeyyet’i bir vesile ile karısından ayırır, paşanın nadide kitapla*rını göstermeye götürürüm. Sen de bu arada, bu işe son noktayı koyar*sın, kaybedecek vaktimiz yok” diyordu. İçtiği alkollerden iyice sarhoş olmuş bulunan İnayet’te kafası ile onu tasdik ediyordu. Nitekim Pakize Hanım ile görüşmelerinde yine rolünü oynar ve onu, cumagünü beş dakikalığına da olsa, daha önce uydurduğu bir hikâyeye mekân olarak anlattığı “Yasemin’li yuva”ya davet eder. Bu arada, İnayet Pakize Hanırn’m eline okuması için bir mektup da tutuştu*rur.
    Müeyyet Bey, eşinden habersiz bu mektubu ele geçirir ve İ-layefe, eşinin ağzından aşk dolu bir mektup yazar ve “Cuma \ü Yaseminli Yuva’da olacağını” da tekrar belirtir.
    Cuma günü geldiğinde, Pakize Hanım tam dışarı çıkacağı sı*rada, kocası Müeyyet eve gelir ve eşine “Bugün canım seninle gez-lek istiyor” der. Pakize Hanım, şaşkın ve tereddütlüdür. Çünkü »ir yanda bekleyen İnayet, diğer yanda ise şimdiye kadar olmadı*kı kadar şairane kelimelerle kendisine hitap eden kocası IMüeyyet’tir. Hele bir de, kocasının kahramanların yerini değişti-iterek başından geçmiş gibi anlattığı ve bugün buluşmak için söz ‘Verdiği Nemika hikâyesini dinleyince iyice bocalar. Ancak, so*lunda kocası ile birlikte dolaşmak için çıkarlar. Her şey tüeyyet’in planladığı gibi gitmektedir.
    Bu planın bir parçası olarak eşini, eskiden beri tanıdığı, şair layet’in de devamlı müşterisi olduğu Ermeni bir kadının işlettiği fftndevuevine getirir. Aslında, înayet’in Pakize Hanım’ı getireceği ‘Yaseminli Yuva” da, bu randevu evinden başka bir yer değildir.
    Müeyyet Bey eşini randevu evindeki bir odaya sokar ve bir-iç dakikalığına dışarı çıkarak, Madam Kolyopi’ye bir şeylar llatır ve avucuna biraz para sıkıştırarak onunla anlaşır. Sonra, finin yanına gelir ve birlikte yan tarafta, Madam Kolyopi ile layet’in konuşmalarını dinlerler. Bu konuşmalardan anlaşılır ki, layet hemen her hafta, buraya anlaştığı bir kadını getirmekte, llardan para tırtıklamaktadır. Pakize Hanım bütün gerçeği an-uştır. Başını kocasının göğsüne yaslar ve “Beni bu kirli yerden kaçır Müeyyet!…” diye yalvarır.



    Resmiye Hanım, kendi kızı ve Rakım Efendi’nin kızının bir araya geldikleri vakit, gece evlerine aldıkları sevgililerinden ko*nuştuğunu duymuş ve birlikte bir çare bulabilmeleri için Rakım Efendi’nin yanına gelmiştir. Konuşmalardan İşittiğine göre, Res*miye Hanım’ın sevgilisinin ismi Abdülhak Hamit; Rakım Efen*di’nin kızının sevgilisinin ismi ise Tevfik Fikret imiş.
    Rakım Efendi, “Ne yapalım? Başa gelen çekilir, yarın şu iki zam*parayı gidip bir göreyim, araştırayım” der. Ancak, Resmiye Hanım, Tevfik Fikret’in **müş olduğunu söyleyince, yumruklarını başına vurarak feryat eder ve: “Eyvah!.. Öyleyse bittik…Namusumuz mah*voldu!.. Hiç olmazsa **meden bir nikâh kıy dır ay dik!..” der. yediğim saatte ömrümün en mesut zamanı diyecektim, ama çor-W»ifl gözyaşlanmın acılığı karıştı.”
    öğretmen birkaç dakika sonra müdürün odasına girer ve İs-İfn kağıdığı uzatır. Müdür, hayretle sebebini sorunca:
    “Biraz daha silah taşımaya, kan görmeye ihtiyacım var. Öğretmen-: İçin gerekli metaneti ve katı kalpliliği belki bu sayede kazanırım ” der.



    Bir istifa:
    Askerliğini yeni yapıp gelen öğretmen, okulda ilk dersinde öğrencilerinden, hayatta en mesut oldukları günü, sınıfta anlat*malarını ister.
    Birinci çocuk, “Babamın cezaevine düştüğü gün” diye anlatır. Çünkü babalan annelerini çok düğmektedir.
    ikinci çocuk, “Hastaneye yattığım gün, çünkü ameliyatta biraz zorluk çektim ama sonra çok güzel yemekler yedim, temiz yataklarda yattım ” diye anlatır.
    Üçüncü çocuk, “‘Benim en güzel günümle, en kötü günüm bir çı*rada geldi, öğretmenim. Babam Anadolu’da askerdi. Yıllarca ondan para, mektup değil, hatta sağ haberini bile alamadık. Elimizdeki bütün para bitmiş, bütün eşyamız satılmıştı. Vaktiyle iyi gün gördüğümüz için kimseye derdimizi söyleyemiyorduk. Nihayet üç gün bir kuru ekmek parçasıyla yaşadık. Dördüncü gün açlıktan yüreğim ezilmiş, gözlerim kararmış olduğu halde eve dönmüştüm. Annemi hasta buldum. Başını bağlamıştı. Gözlen ağlamaktan şişmişti. ‘Babandan para geldi çocuğum. Sana yemek hazırladım,’ dedi. Önüme sıcak bir çorba koydu. ‘Babam nasılmış?’ dîye sormaya cesaret edemiyor, aç bir kurt gibi çorbayı içiyor*dum. Bir aralık gözüm bir köşede duran babamın kılıcına, saatine, yüzü*ğüne ilişti. O vakit, annemin niçin ağladığını anladım. Ben de ağlamak istiyordum. Fakat o kadar açtım ki… Arkamı anneme çevirdim yediğim saatte ömrümün en mesut zamanı diyecektim, ama çor-W»ifl gözyaşlanmın acılığı karıştı.”
    öğretmen birkaç dakika sonra müdürün odasına girer ve İs-İfn kağıdığı uzatır. Müdür, hayretle sebebini sorunca:
    “Biraz daha silah taşımaya, kan görmeye ihtiyacım var. Öğretmen-: İçin gerekli metaneti ve katı kalpliliği belki bu sayede kazanırım ” der.
    anukak bunu beğendi.
  3. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    özet için teşekkür ederim ..birde konusu, anafikri,şahışların degerlendirilmesi gibi bu konularada yardım edebilirmisin acaba??:)
  4. beni_bırakma

    beni_bırakma Üye

    Katılım:
    29 Nisan 2009
    Mesajlar:
    902
    Beğenileri:
    248
    Ödül Puanları:
    0
    KİTABIN KONUSU:

    Aşık olan bir de.likanlının sevdiği kız uğruna hayatı boyunca hırsız damgasına vurulması ve bundan dolayı gelişen olayları anlatır.
    KİTABIN ÖZETİ:

    İffet hep abisinden farklı olmak ister.Bunu ilk anlayan Mahmut Efendi İffet’I hep Muzaffer’den ayrı sever.İffet , Kamiyap Kalfa sayesinde haftada iki gün Paşa babasından habersiz mahalle okuluna gider,oradaki çocuklarla arkadaşlık eder. Yazları ise Karamürsel’de Damlacık Çiftliğinde oturan Hatice halasında geçirir.Burada geçirdiği iki ay onun için çok farklıdır.Özellikle halasının anlattığı hayaletli değirmen öyküsünden çok etkilenir.Bu hikayede; “birbirini çok seven Fatma ve İsmail,İsmail’inaskere gitmesiyle ayrılırlar.Fatma İsmail’I iki yıl bekler ama çevresi ndekiler İ smail’in Yemen’e gittiğini ve oraya gidenin yaşama ihtimalinin çok az olduğunu söyleyerek Fatma’yı Gaffar Ağa’ya verirler.A radan zaman geçtikten sonra İsmail Yemen ‘de n döner ve Fatma ‘nın evlendiğini öğrenir. Yalnız ikisi de hala birbirlerini çok sever.Bunun üzerine geceleri değirmende buluşmaya başlarlar.Birgün basılmak üzereyken İsmail ,Fatma’nın namusunu kurtarmak için değirmenden kendisini soğuk sulara atar ve ceseti bile bulunamaz.”
    İffet bu masaldan çok etkilenir ve bu masal ona seevilen kadın için kendini feda etmeği öğretir.
    İffet büyür,abisi hünkar yaveri olur ve sırma kordonlar takar.İffet’ babası idadi mektebe verir. İffet’in mektepte hürriyetçi ve meşrutiyetçi bir Celal Abisi vardır.Celal’I çok seviyor ve duygularını saklamayıp açıklıkla savunduğu için saygı duyar.Yalnız okulda ki bir öğretmeninin ihtilal ve meşrutiyetten söz etmesi üzerine tevkif edilmesi İffet’i’ okuldan ayrılmasına neden olur.
    Kısa bir zaman sonra Meşrutiyet ilan edilir ve İffet’in abbası Halis Paşa görevden atılır.Midilli’ye sürgün edilir.İffet’te babasıyla iki buçuk yıl Midilli’de yaşar .Babasının vefatından sonra İstanbul’a dönerve muallim olarak bir evde çalışır.Evin sessiz ve güzel hanımı olan Vedia Hanım ile arasında bir ilişki doğar.Geceleri deniz kenarında buluşurlar.İffet her gece kayıkhane harabesinde Vedia’yı bekler.Vedia onbeş yaşında ki kız çocukları gibi ihtiyatsız davranırve bir gün yakalanma ihtimali bile akıllarına gelmez .İffet Vedia’a “Damlacık”taki su değirmeninin masalını anlatır.Bir köy ****kanlısının sevdiğini ele vermemek için yaptığı fedakarlığınıbir gün kendisinin de yapabileceğini söylerdi. Bir gün yine ihtiyatsızca davranırken basılırlar ve İffet aynen değirmende ki masalda ki gibi sevdiği kadının namusunu kurtarmak için hırsız damgası yapar.
    Değirmendeki nasal en sonunda İffet’in başına gelir.Sevdiği kadın uğruna kendisi hayatı boyuncahırsız damgasına vurulur.Zorla haneye tecavüz ve hırsızlık suçlarından dolayı altı ay hapse mahkum olur.Celal’in sayesinde iyi bir koğuşa verilir.
    Bir mayıs günü Vasif Efendi ile hapisten çıkar.İffet dışarıda kendini iyi hissetmez.Ne yapacağını şaşırır.Bir kaç gün tanıdıklarında kaldıktan sonra ucuz bir oda kiralar.Hapisten çıktıktan sonra Celal ,İffet için yalnız bir arkadaş değil ,adeta bir baba olmuştur.İffet’in Hatice Halası kadar çok sevdiği bir Fahriye Yengesi vardır.Birgün Muzaffer’den yengesinin durumunun iyi olmadığını haber alır ve zorunlu olarak Fahriye Yengesi’ni görmeye gider,Fahriye Yenge onu çok iyi karşılar ve bir istekte bulunur:”400 bin lirasını bankaya yatırmasını ister”İffet çok şaşırır.Çünkü, kendi abisinin bile kendisine güveni kalmamıştır.İffet bu parayı çaldırma korkusuyla bankaya yatırır.Böylelikle İffet’in kendine güveni gelmeye başlar.Celal ,İffet’e iş bulur.Görüşmek iççin giden İffet ilk iş görüşmesinde büyük bir ümitsizliğe kapılır.Kendisinden istenen gümrükten ,eşya çıkarmasıydı .”Yarın gelirim “diye mağazadan ayrılır.Ama bu olayın tesiri günlerce üstünden atamaz,namuslu bir iş bulmakta ki ümidi giderek azalır.
    Yaz bitiyorduve İffet hala iş bulamaz.Elinde ne varsa satar ,bazı geceler aç yatardı.Ev kirasını ödemek için en son babasının yadigarı olan altın saati bile satar. En sonunda Celal ,İffet’e Hukuk-I Milliye gazetesinde iş bulur.İffet bundan çok mutlu olur ve yorulmadan çalışmaya başlar.Çevresindekiler artık rahatsız olmaz çok kısa zaman sonra gazete bütün İffet ve arkadaşlarıTelgraf Gazetesi ‘nde çalışmaya başlar.Fakat kısa zaman sonra Telgraf gazetesinden de ayrılır,yine aç ve açıktadır.Celal geçinemeyip Konya’ya gider.İffet ayda bir Muzaffer abisinin gönderdiği parayla ev kirasını öder.
    Birgün sokakta yürürken Celal’e rastlar.Celal Konya’da avukatlık görevinden ayrılıp,ticarete başlar ve İffet’e de kendi şirketinde bir iş verirBundan sonra İffet’in işi şehirler arası yolculuklarda mal taşımaktır.İffet yeni yüzler ,yeni insanlar tanıdıkça hayata bağlılığı artmakta yaptığı işten memnun kalmaktadır.Yolda gördüğü insanlara yardım etmekte ve ihtiyaçlarını karşılar.Yine kötü hava şartlarında İzmir’den İstanbul’a hareket eder. Tren Afyon’da hareket edemez duruma gelir.Dışarı çıkar ve kendisinden hasta annesi için yardım isteyen Rana ‘ya yardım eder.Rana masum ve çocuksu bir kızdır.İffet Rana’dan çok hoşlanır,yalnıuz yediği damga yüzünden Rana’dan uzaklaşır.
    İffet uzun süre sonra Hocası Mahmut Efendi’yi görmeye gider.Mahmut Efendi’nin eşi **müş kendisine gelini bakar.Mahmut Efendi ile uzun uzun konuşurlar,eski hatıraları anarlar.Gece Mahmut Efendi’den ayrıldıktan sonra sokakta kavga eden bir kadın ve erkekle karşılaşır.Adam kadını hırsızlıkla suçlarve polise götürmekle tehdit eder.İffet ,bu kadını görünce Rana aklına gelir ve bu kadının masum olduğunu ,kendisi gibi damga yediğini düşünerek ,onu kendi himayesi altına almayı düşünür.Adama para vererek kızı kurtarır.Yalnız kadın hiç düşündüğü gibi çıkmaz.Bir geceyi beraber geçirdikten sonra kadın ayrılır ve İffet’in duyguları yine incinir.
    Muzaffer Ağabeyinden gelen telgraf İffet’in moralini yükseltir.Telgrafta ev ve yatırımlar hakkında ki mahkemeyi kazandıkları yazar.İffet İstanbul’a döner ve eline epeyce para geçer.İstanbulda iyi bir malikane alır.Yanınada Mahmut Efendi **dükten sonra tek başına kalan gelini ve torununu allır.Eline para geçtikten sonra eski akrabaları ile tekrar görüşmeye başlar.
    Birgün İffet Beyoğlu’nda dolaşırken Vedia’ya rastlar. Hiçbir şey olmamış gibi iki çift karşılıklı konuşurlar .İffet tekrardan Vedia’ya karşı duygular hisseder.Yalnız Vedia tekrardan İffet’le olmak istemez.


    KİTABIN ANAFİKRİ:
    Seven insanın gözünün kör olduğunu,bir anlık düşüncesiz hareketlerle kendi hayatını mahvedeceğini anlatır.
    KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

    İFFET: O lay kahramanıdır.

    MUZAFFER:İffet’in abisidir.uyuşuk,tembel,miskin,kibirli biriydi.

    MAHMUT EFENDİ:İffet ve Muzaffer’e haftada iki gün ders verirdi .

    HATİCE HALA:İffet’in halasıdır,elinde iki kız çocuğuyla dul kalmış ve Karamürsel’de yaşıyor.

    HALİS PAŞA :İffet’in babasıdır.

    CEMAL KERİM BEY:İffet’in çocuklarına ders verdiği mebustur.

    VEDİA HANIM:Cemal Kerim Bey’in ikinci hanımıdır.
    ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

    İnsanın yaşamı boyunca başından geçen olayları çok sade ve akıcı bir şekilde anlatan yazar tasvirlerden yararlanmış.Kullandığı eski Osmanlıcayla hikayeye güç kazandırmıştır.
    YAZAR HAKKINDA BİLGİ:

    Reşat Nuri GÜNTEKİN
    XXyy.roman,hikayeveoyunyazarlarından
    Doğum/**üm: 25 Kasım 1889 - 7 Aralık 1956
    Doğum Yeri: İstanbul
    Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş **çüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da eklediYazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. Eserlerinin tam listesi için şu broşüre bakınız: Türkan Poyraz – Muazzez Albek, Reşat Nuri Güntekin (Ankara, 1957)
    Hikaye kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930), vb.
    Gezi yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966).
    Oyunları içinde en ünlüleri Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Ziyafeti (1955)’ dir. Bütün eserleri **ümünden sonra, eşi tarafından, bir külliyat halinde yeniden bastırıldı.
    Hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir tanıtma kitabı, Muzaffer Uyguner’indir. (Varlık yay;1967). İbrahim Zeki Burdurlu’ nun Romanıyla Reşat Nuri Güntekin (İzmir Eğitim Ens. Yay., 1971) kitabını Birol Emil’ in Reşat Nuri Güntekin’ in Romanlarında Şahıslar Dünyası (1984) adlı doçentlik tezi izledi



    (bunu buldum işine yarar umarım)
    anukak, crazy_gençlik ve z_begum bunu beğendi.
  5. crazy_gençlik

    crazy_gençlik Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim arkadaşım :) :) :) ama bu murteza adlı arkadaşın kitap özetine uymuyor...ayrıca bana gerekli olan özet öteki bu başka bir özet sanıyorum ......

Sayfayı Paylaş