Tanrının Saati

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde Payanda tarafından paylaşıldı.

  1. Payanda

    Payanda Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    0

    Tanrının Saati



    Tanrının saatini durdurmaya çalıştım; kopuk kollarımı, Dünya denen zindan parmaklığından uzatarak...


    Çocukluk; beyaz tablomun iç çekirdeğinde bulunan; esrarengiz, intihara programlı düş haznesidir. En azından benim çocukluğumun tanımı. Siyah kalemler tutardım, kurşun kalemler siyah yazar. Karalamaktır bu zamanı, yaralamaktır sancıları. Bir dikiş patlar, bir tüp boya kırılır ellerine teslim ettiğim bir kadın tarafından. Üstüm boyanır, üstüm gerçek rengi karanlığa ulaşır. Zaman alışıktır, hayatlar mikrop gibi usanmadan birbirine bulaşır. Sevgi ürer, dolayısıyla acı ürer. Büyüdüğümde yaşadıklarım; çocukluğumu unutturdu. Umuttur, ellerin gölgemi bir kere görmüşse, aynı kaldırımda öpüştüysek uzun uzun rüzgârla. Ben bir otobüs bekliyor olabilirim, yabancı martılara gitmek için. Bu uçak kimin için kalkıyor ki? Cehenneme gitme biletini kaybetmiş şeytanlar tanıyorum... Onlar dünyadalar, birkaçı arkadaşım. Peki hayat niye bu kadar morgdan?! 'Kadavra olmak için iyi bir yalnızlık eğitimi almak gerekir' bunu benden iyi bilen varsa otopsi yapacağım geçmişine. Sormayı unuttuğun ne varsa, bu gece gel odamın kapısını aç. Mutlaka elinde gaz lambası olsun, biraz ışıltı, biraz sıcak. Elinde buzlar taşır gibi soğuk yaklaş, kulağıma bir bir anlat unuttuklarını. Yani kısaca beni. Bana yaptıklarını duvarlara söyler gibi yak sigaranı. Hem duman iyidir, Duman grubu da öyle. Biliyorum rock fısıltıları hâlâ cesedimin üstünde, gitarla solo yapacak kadar yalnız mıyım onu düşünüyorum. O'nu düşünmek resital, müzikal, aşkal. Benimle kal!


    Tanrının saatini durdurmam gerek, bana bakış attığın her sokağın önünde. Hızlı bir hamle ile onu yere yatırıp -Lütfen, sadece bu gece, demem gerek. Classic music açıp onu rahatlatmam gerek. Peygamberler arasında iklim bozuklukları adına tavsiyeler duyuyorum. Aşk, bu kadar sonbahar kokmamalı! Ölürken bu kadar sonbahar kokmamalıyım. Ölürken üstüme yağmur düşecek biliyorum, bana ağladığım gecelerden kızgınlar. Yağmur, alnındaki yarayı gizliyen bir melek gibi, bir bebek gibi utanç içinde sarıldı bana. Öpüştük, öpüşünce; bir dudak, başka bir düşe diş geçirir. Issız bir kent dudaklarım, çarpık kentleşme sonucu bütün hüzün damlalarım orada toplanır. Aşağı düşerken zaman akar, tanrı buna alışıktır. Çünkü bir ayrılık, bin ayrılığa bulaşmışcasına acıtacaktır! Bilmek istemiyordum, ne kadar dikişlerimi söktün, ne kadar başka dudaklara düş dişi geçirdin, koynundaki çiçekleri hangi cennetten çaldın, saçındaki yıldızları kim armağan etti. Hiç bilmek istemedim aslında New Age'i! Bu sabah yine uyumadan kalktım çıktım evimden. Evim, evlikten çıktığı, nesnelerin konuştuğu günleri hiç unutmaz. Duvarlar üstüne giderim, ağlanır. Ağlamak; palyaçoların yaptığı zanaattır! Her kadın bilir bunu, bütün kadınlığımla söylüyorum. Ben bütün erkekliğimle savaşıyorum, bütün kadınlığımla yaklaşıyorum ruhuna...


    Kanımın rengini gözlerin yapmak istiyorum, bu gece alçıya aldığım kalbimi sana açmak istiyorum. Tozlu sayfalara adını gecelerce dökmek, hayâlini birleştirmek bir yap-boz oyununda. Elimi avcunun içinde kaybederken, bütün renklerden çalınmış mutluluk ödünçlerini tablo yapmak. Kuşların son ninnisinde ölüme doğru uyumak, aslında ölüyüm. Hayatım her gece ölümle uyanık. Yalnızlık; tenimden düşen ruhuma alışık. Yaşayabildiğimiz kadar yaşamayı değil, ölebildiğimiz kadar yaşamayı öğretti bize; elvedâ. Çırpındığım son denizde, ölü doğan bir balık zaman dursun istedi. Martılar karşıya geçerken bulutlardan zaman dursun istedi. Tanrının saatini durdurmak istedim. Belki de zaman çoktan durmuştu, sen adım adım ilerlerken...



    Evet, en büyük günahı ben işledim; aşk besledim açık açık!
    Yalvarış beklettim, tanrının saatini durduran yalnız benim...
    N'olur, yaşamdan atın beni?!




    //Payanda
    vulnerable bunu beğendi.
  2. vulnerable

    vulnerable Üye

    Katılım:
    27 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    644
    Beğenileri:
    299
    Ödül Puanları:
    0
    Tebrikler , güzel bir yazı olmuş =)
  3. Payanda

    Payanda Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    0
    Çok teşekkürler Betül :)

Sayfayı Paylaş