tanzimat Edeb. dönemleri,önemli sanatçıları

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde beguush_35 tarafından paylaşıldı.

  1. beguush_35

    beguush_35 Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2008
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0

    BATI ETKİSİNDE TÜRK EDEBİYATI

    1850 yıllarından günümüze kadar sürer. Amacı, metod bakımından Batılı, öz ve ruh bakımından milli bir edebiyat yaratmaktır. Türk toplumundaki esaslı değişmeleri , fikir ve yenilik hareketlerini yansıtır. Üç döneme ayrılır. :

    1.Tanzimat Edebiyatı :1860’ta tercüman-ı ahval gazetesinin yayımlanmasıyla başlar, 1896’ya kadar sürer. Sarsıntılar geçiren Osmanlı İmp.u durumunu kurtarmak için, ordudan başlayarak ıslahat ve devrim hareketlerine girişiyordu . 3. Selim , 2. Mahmut , Abdülmecit dönemleri böyle geçmiştir.

    Bu ortamda Batıcı ve yenilikçi olan şair ve yazarlar, sanatlarını toplum için kullandılar. Fransız kültürüyle kültürüyle yetişmiş ,romantik ve ülkücüydüler. Divan şiirini yıkmaya çalıştılar. Çok yönlüydüler: şair,romancı,tiyatro yazarı...vb. Sanattan çok,fikir ve ülkü peşindedirler; zulme,haksızlığa karşı savaş açarlar. Vatan ,millet,hürriyet,adalet,meşrutiyet kavramlarını heyecanla savunurlar. Daha geniş kitlelere seslenebilmek için ,dilde sa****k yanlısıdırlar. Hemen hepsi politikacı ve mücadele adamıdırlar. Tanzimat ikinci döneminde realizimin etkisi görülür. Şiirde konu birliğini sağladılar. Aruzla yazdılar. Düzyazı dilini şiire uyguladılar. Roman,hikaye, makale gibi türler,edebiyatımıza bu dönemde girdi. İlk tanzimatçılar ,Divan şiirinin nazım biçimlerini kullandılar.

    TANZİMAT DÖNEMİ SANATÇILARI:

    ŞİNASİ (1826-1871): 1860’TA Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkararak yeni bir edebiyatın önderi olan Şinasi, orta yetenekte bir şair olarak kabul edilir. Toplum için sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dilin süs ve özentiden kurtulup sadeleşmesi için çalışmıştır. Basılan ilk tiyatro eserini yazan sanatçı, aynı zamanda edebiyatımızda hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramları kullanan ilk kişidir. Edebiyatımızda akılcılığın ilk önderi sayılan Şinasi, noktalama işaretlerini edebiyatımıza kazandıran bir sanatçıdır.

    Eserleri:

    Şair Evlenmesi (tiyatro), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler), Müntehabat-ı Eşar (şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (atasözleri).



    NAMIK KEMAL (1840-1888): İlk şiirlerini Divan şiirinin etkisiyle yazan sanatçı Şinasi’yle tanıştıktan sonra edebiyatın Batılılaşması gerektiğine inanır ve sonuna kadar da bu düşünceyi savunur. Daha çok hak, adalet, vatan, ahlak gibi temaları işler. İçerik olarak tamamen yeni olan şiirlerinde biçimsel olarak Divan edebiyatına bağlılık görülür. Hece ölçüsüyle denemeler yapmasına rağmen aruzu kullanmıştır. Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak kabul eden sanatçı, bu türde romantik dramların etkisindedir. Tiyatro eserlerinde teknik yönden yetersiz olan sanatçı kimi kez günlük konuşma dilini kullanır, kimi kez de süslü bir anlatıma başvurur. Romanlarında Batılı tekniğe uyma çabasındadır. Ancak tekniği sağlam değildir. Kahramanları romantizmin etkisiyle iyiler ve kötüler olmak üzere ayrılmıştır. Konuşma yerlerinde dil nispeten yalınken, betimlemelerde “sanatkârane”dir. Aynı zamanda gazeteci olan Namık Kemal mücadeleci bir kişiliğe sahiptir.



    Eserleri:

    Romanları: İntibah, Cezmi

    Oyunları: Vatan yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin Harzemşah, Karabela

    Eleştirileri: Tahrib-i Harâbât. Takip
    ZİYA PAŞA (1825-1880): Şiirleri içerik ve biçim açısından Divan edebiyatının özelliklerine uygunluk gösterir. Ancak hak, adalet, kanun gibi kavramları Ziya Paşa da kullanmıştır. Batılılaşmada şiirlerinden çok düşünceleriyle önem taşır. Hece ölçüsüyle de denemeler yapmıştır. En ünlü eseri “Terkib-i Bent”idir.



    “Harâbât” adlı Divan şiiri antolojisinin önsözündeki düşünceleri nedeniyle Namık Kemal’in eleştirilerine hedef olmuştur.
    Tanzimat Edebiyatında Edebi Gelişmeler
    Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatım kuruluşunda görülür. Bu akımda söz hüneri göstermek değil, bazı düşünceleri halka yaymak amaçlandığından, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır.
    İlk zamanlarda Ziya Paşa, Namık Kemal başta olmak üzere bu akımın öncülüğünü yapan edebiyatçılar Divan Edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş olsalar da sonraları eski biçimler tamamen bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır. Recai-zâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit in eserlerinde bu açıkça görülmektedir. Türk Edebiyatı’na yeni giren yazı türleri önceleri Fransızca’dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır. Beyitlerin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiiri’ndeki “parça güzelliği” anlayışı yerine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani konu birliğine ve bütün güzelliğine önem verilmiştir.

    Şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiirlerde yer almıştır. Genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türk‘lerin öz vezninin hece vezni olduğu kabul edilmiş, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa başta olmak üzere bu vezinle yazmaya özen gösterilmiş fakat bu istek geniş bir akım halini alamamış, girişilen birkaç şiir denemesi ile yetinilmiştir.
    Şiir

    Tanzimat edebiyatı sanatçıları her şeyden önce şiirin konusunu ve anlatımını değiştirdiler.Namık Kemal Lisan-i Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazalar” isimli eserinde uzun makalesinde şiirin,fikrin gelişmesine ve halkın eğitilmesine olan büyük hizmetinden söz eder.Divan edebiyatının gerçekle ilgisizliğine,yapmacıklığına,boşluğuna şiddetle hücum eden Namık Kemal,edebiyatın yeniden düzenlenmesini ister.Bunun içinde her şeyden önce yeni bir anlatım yolu,yeni bir dil bulunmasını gerekli görür.Dilin bir an önce konuşma diline yaklaştırılması gerekliliğini savunur.Buna rağmen Tanzimat şiirinin dilinin sade olduğunu söylemek zordur.

    Tanzimat şirinin Divan şiirine bağlı kaldığı unsurlar daha çok biçim alanındadır.Bu dönemde hece veznine olan ilgi biraz artmışsa da aruz eski hakimiyetini sürdürmüştür.Divan şiirinin nazım şekilleri aynen kullanılmıştır.

    Şiirin konusu değişmiş,aşk,hasret,ayrılık gibi kişisel konular bir yana bırakılmış,eşitlik,özgürlük,adalet,hukuk gibi toplumsal konulara önem verilmişitir.Ancak bu daha çok I.Tanzimatçılar denen Şinasi,Ziya Paşa,Namık Kemal gibi sanatçılarda görülür.II.Tanzimatçılar denen Recaizade Mahmut Ekrem,Abdulhak Hamit,Sezai’de ise kişisel konular yeniden ele alınmıştır.

    Tiyatro

    Tanzimat dönemine gelinceye kadar edebiyatımızda Batılı anlamda sahne tiyatrosu görülmez.Ancak halk arasında Karagöz ile Hacivat,ortaoyunu,meddah gibi seyirlik oyunlar vardır.
    Bu oyunlar belli bir metne dayanmayan,oyuncuların oyun esnasında konuşmalarıyla oluşan oyunlardır.Eğitici bir amaç taşımaz.Tanzimat tiyatrosu ile bir okul sayılmış,halkın eğitilmesinde bir araç sayılmıştır.Bunlarda sosyal eğitim önplandadır.Toplumda görülen aksaklıklara doğrudan doğruya dokunmak veya tarihin ibret verici olaylarını ele alıp onlardan ahlaki sonuçlar çıkarmak amaçlanmıştır.Tanzimat tiyatrosundadil ve üslup konuşma diline ve üslubuna çok yaklaşmıştır.Fakat ikinci dönem Tanzimatçılarda bilhassa Hamit’in eserlerinde doğallığını gittikçe kaybetmiş,süslü,yapmacıklı bir hale gelmiştir.

    Tanzimat döneminin yayınlanan ilk tiyatro eseri Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı tek per****k komedisidir.Tiyatro alanında eğitici eserler ise Namık Kemal tarafından verilmiştir.

    Roman ve Hikaye

    Tanzimat dönemi öncesi Türk Edebiyatı’nda hikaye ve roman türleri yoktu.Nesir alanında daha çok tarih,siyasetname gibi türler verilmiş,olay kaynaklı tür mesneviler kullanılmıştır. Tanzimat nesir alanında bir çığır açmış,onu şiirden daha etkili bir hale getirmiştir.Süsten,özentiden uzak,halkın okuması,bilgilenmesi amacıyla eserler ortaya koyulmuştur. Türk Edebiyatı’nda roman çevirilerle başlamıştır.Bu alanda ilk eser Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon adlı Fransız yazardan çevirdiği Telemak adlı romandır.Bir çok teknik kusurlarla dolu olan bu eserin kahramanlarının yabancı olmasına rağmen büyük ilgi gördü.Konusuyla,kahramanlarıyla ilk Türk romanı ise Şemseddin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı bir aşk romanıdır.Bu da bir çok kusurlarla dolu basit bir romanndır.Edebi sayılabilecek ilk roman Namık Kemal’in İntibah adlı romanıdır.

    Hikaye alanında ise yine ilk eserler Tanzimat döneminde verilmiştir.Özellikle Ahmet Mithat halk hikayeleri ile batı tekniğini birleştirdi.Letaf-i Rivayat adlı hikaye serisi ile halk hikayelerini modernleştirmeye çalıştı ve ve bu alandaki ilk batılı eserlerdendir.Ancak modern anlamda ilk hikayecilik Sami paşazade Sezai’nin Küçük Şeyler adlı eseriyle başlar.
    Tanzimat Edebiyatı Birinci Dönemi (1860-1877)

    Bu dönem, Tanzimat edebiyatına hazırlık dönemi olarak da anılır. Hızlı bir batılılaşma sürecine göre sanat çılar, o döneme kadar neredeyse yalnızca şiirden mey dana gelen Türk edebiyatının yanında, batıdaki birçok türü yeni tanımış; büyük bir hızla bunları Türk edebiyatı na sokmuşlardır. Bu dönem doğu kültüründen batı kültü rüne bir geçiş dönemi olarak da adlandırılabilir. Tüm sanatçılarda doğu ve batı kültürünün etkisi açıkça görülür.Bu dönemde yeralan başlıca edebiyat türleri ve özellikleri şunlardır:

    DİL: Bu dönemin sanatçıları", sanat toplum içindir" an layışından hareket ederek dilin sadeleşmesi gerektiğini düşünmüşler; ancak bu alanda başarılı olamamışlardır. Dilin ağır ve halktan kopuk bir dil olduğu görülmüş; halka yönelmede en önemli engel olan dili sadeleştirmek için uğraşmışlardır. Yirmi yaşına kadar medrese tahsili gören ve ancak bu yaştan sonra batı edebiyatıyla tanışan ya zarlar, divan edebiyatının dil anlayışından kopamamışlar, eserlerinde ağır bir dil kullanmaya devam etmişlerdir. Yalnızca tiyatro ve anı gibi türlerde sade bir dil kullanıl mıştır. Noktalama işaretleri de ilk kez bu dönemde kulla nılmıştır.

    ŞİİR: I. Tanzimat kuşağının şiir alanında büyük bir yenilik yapmadığı görülür. Divan edebiyatı nazım bi*çimlerini kullanmaya devam etmişler; aruz ölçüsünün kullanımını sürdürmüşlerdir. Biçimsel alandaki en önemli yeniliklerden biri kasidenin iç bölümlemelerini kaldırarak doğrudan konuya girmek olmuştur. Ayrıca beyit bütünlü ğünün sağlanması üzerine de şiirlere özel bir ad, bir başlık konulmuştur.Şiirin konusunu genişletmişler, günlük hayatta her an rastlanabilen olay, duygu ve düşünceyi şiir konusu olarak seçmişlerdir. Ayrıca Fransız İhtilali'nin etkisiyle vatan, millet, hürriyet gibi konular şiire girmiştir. Şiirde coşkulu bir söyleşi seçmişler ve romantizm akımının bir izleyicisi olmuşlardır. (Namık Kemal coşkulu ve duygu sal bir söyleyişi seçerken; Şinasi öğretici ve kuru bir söyleyişi seçmiştir).

    HİKÂYE VE ROMAN: Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik nesir alanında görülür. Divan edebiyatında nesir, zorunlu olunmadığı sürece başvurulmayan bir edebiyat türü olarak varlığını sürdürmüş; bazı yazarlar da yalnızca söz hünerlerini göstermek için nesire başvur muştur. Bu dönemde nesir, söz hüneri yapmak için değil; bir takım düşünceleri halka yaymak için kullanıl mış; kısa cümleler, sade bir anlatım gerçekleştirilmiştir.Hikâye ve romanda olaylar çoğunlukla günlük ha yattan ya da tarihten alınmıştır. Olaylar olmuş ya da ola bilecek türden seçilmiştir. Ancak rastlantılara da çok yer verilmiştir. Roman ve hikâye aracılığıyla halkı eğitmek gibi bir amaç güdülmemiş; olay kahramanları tek yönlü seçilmiştir. İyiler tam iyi, kötüler tam kötü olarak verilme ye çalışılmıştır. Romanda, romantizm akımının etkileri, çok açık bir şekilde görülür.

    TİYATRO: Tanzimat edebiyatının birinci dönem sanat çıları tiyatro alanında başarılıdır. Bu döneme kadar tiyat ro; geleneksel tiyatrolar ve batıdaki tiyatroların uyarlama sı olarak devam ederken bu dönemde ilk yerli tiyatro yazılmıştır. Batılı anlamdaki bu ilk deneme de bir hayli başarılı olmuştur. Tiyatroda kullanılan dil, sade ve akıcı dır. Bu türde görücü usulü ile evlenmenin eleştirisinin yanısıra; vatan, millet, eşitlik, hürriyet gibi toplumsal konu lar ele alınmıştır.

    GAZETE: Türk edebiyatında (azınlıkların çıkardığı birtakım gazeteler bir yana bırakılırsa), gazetinin gelişimi şöyledir: 1831-ilk gazete- "Takvim-i Vakayi" (Resmi bir gazete olup olayların takvimidir ve saray tarafından çıka rılmıştır.)1840-"Ceride-i Havadis", yari'resmi bir gazetedir



    1860-"Tercüman-ı Ahvâl", Şinasi ve Agâh efen di tarafından çıkarılmıştır, ilk özel gazetedir. Bu gazetey le birlikte makale, deneme, eleştiri gibi edebiyat türleri de Türk edebiyatına girmiştir.1862-"Tasvir-i Efkar" (Fikirlerin Tasviri) Şinasi tarafından çıkarılan ikinci özel gazetedir.1862-"Hadika" Ebuzziya Tevfik tarafından çıkarı lan ilk dergidir.

    Tanzimat Edebiyatı İkinci Dönemi (1877 - 1895)

    Abdülhamit'in tahta geçtiği döneme rastlar. Sanatçı ların sanata ve topluma bakış açılarındaki farklılık, bunları I. Tanzimatçılardan ayıran en önemli özelliktir. Bu dö nemde batı edebiyatı, I. Tanzimatçılara göre daha iyi an laşılmış ve bu alanda onlara oranla daha olgun eserler verilmiştir. I. Tanzimatçıların başlattığı "sanat toplum için dir" görüşü bir yana bırakılarak "sanat sanat içindir" ilke si benimsenmiş; eserlerde ağır bir dil kullanımına gidil miştir.

    İkinci Tanzimat kuşağı, kendi arasında da birtakım düşünce farklılıkları yaratmıştır. Bu sanatçıların bir bölü mü Divan edebiyatı geleneklerine bağlı kalma ve onu devam ettirme yolunu seçerken (Muallim Naci), bir bölümü de Divan edebiyatı nazım biçimlerini kırma ve ta mamen batı edebiyatına yönelme (Recaizade Mahmut Ekrem) gibi bir sanat anlayışı ile eserler vermiştir (Ahmet Mithat Efendi).Ancak bu sanatçıların bazı toplumsal aksaklıkları da anlatma dışında; daha çok bireysel konulara yönelme, ağır bir dil kullanma gibi ortak olan yönleri vardır.Bu dönem yazarlarının eserlerinde Romantizm, Realizm, Natüralizm gibi akımların etkileri görülür.

    DİL: Tanzimat edebiyatının birinci kuşağı tam anla mıyla başarılı olamamışsa da dilin sadeleştirilmesi gerektiğini düşünmüş, bazı türlerde bu görüşü başarıyla uygu lamışlardır. Bu dönemde onların başlattığı bu hareket durmuş; ağır bir dil kullanımına devam edilmiştir. Yalnız ca Ahmet Mithat Efendi ağır bir dili tercih etmemiş, eserlerinde sade söyleyişi benimsemiştir. Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar, yoğun bir biçimde kulla nılmıştır.

    ŞİİR: Şiirde ilk kez Divan edebiyatı nazım biçimleri ni kırma yolunda denemeler yapılmıştır. Özellikle Abdülhak Hamit Tarhan şiirde biçim kırma çalışmalarını başla tan ilk şair olmuştur. "Sanat, sanat içindir" anlayışından hareket ederek, şiirde bireysel duygu ve düşüncelerini işlemiştir. Ayrıca romantizm akımının etkisiyle bireysel duygular coşkulu bir anlatımla verilmiştir.

    HİKÂYE VE ROMAN: Hikâye ve roman alanında daha olgun ve daha başarılı örnekler verilmiş, Realizm ve Natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.Konular genellikle istanbul'un seçkin çevresinde ya*şayan ve batılılaşma yolunda olan aileler arasından seçi lirken esirlik, yanlış batılılaşma gibi konular işlenmiştir.

Sayfayı Paylaş