Telefon Kulübesi, Ayrılık Görüşmesi No: 7107

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde Payanda tarafından paylaşıldı.

  1. Payanda

    Payanda Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    0

    Telefon Kulübesi, Ayrılık Görüşmesi No: 7107



    Pazar ve yağmur yağıyor. Rahmimden düşmüş umutlarım melek olmuş. Tanrı, bütün küçük hayatları melek yapar. Melekler hüzün damlalarını taşır çocukların. Pazar ve annesini arayan bir çocuk gibi ağlıyorum. Mümkün olduğunca kayboldum.
    Surlarla çevrili suratlar etrafımda, ağızlarında savaşlardan çıkma sözler var "Unut onu, bu savaşta duygusallığa yer yok! Kaybedersin..." Sanırım baştan imzalıyorum 'Yalnızlık Antlaşması'nı. Bu antlaşmayı ilk ben imzaladım, aşk tarih kitaplarına geçecek eminim. Hiçbir çocuk kızmasın bana, kalın bir kitap olacak diye. Fazlaca var çünkü yenilgim...

    Zamandan kopmuş, beklentisi kalmamış son saatlerini yaşayan kelebekleri bağlamışlar ruhuma, bu sebeple çok yorgunum.
    Dünyaya geldim geleli; ne bir gezegen, ne bir kendini arayış içinde oldum. Çünkü baştan beri içimde tuttuğum yokluğun; bütün kayıp ilanlarımın esiriydi, eseriydi içimdeki duvarlara astığım. Fazlaca yontulmuş, çürütülmüş, kırılmış ve incitilmiş kalbim var, belki de ben de bir eserim 'Acılar Antikası' sergisine girebilecek kadar. İnsan farketmiyor ama bir biblo kırıldığında bile ağlar, içi dökülür. İçi sarsılır, bütün yaşanmışlıklar içe dağılır. Belki bir sevgili hediyesi, yani bugün kesinlikle pazar. İçim çok dağınık, içim çok kırık. Belki anne hediyesi bir eşya. Öyle ağlıyorum evde beni kırdığın geceler, duvarlar konuşamıyor dili tutuluyor. Ev kâbus görüyor, gözü açık olduğu hâlde. Sigaram aynı yerinde duruyor, kül tablam seri bir cinâyette. Mezar işlevini görüyor, sürekli bir ceset basıyorum içimden...

    Dudakların bana hep; pencerenin önünde, ağzı kanlı bir ayrılık mektubu olan güvercinleri hatırlatıyor. Adresi kanıyla belli eden sözcükleri... Karanlık, sorumsuz ve ayyaş özlemlerin içip içip beynime kustuğu gün, bugün. Pazar ve yanaklarımda çiseleyen bir yağmur var. Olabildiğince esir, olabildiğince kayıbım gözlerinin ortasında. Ses etsem duyacak başka bir kulak yok, gözlerin çıkmaz sokakta kurulu tek ve son ev. Ürkütücü, tam istediğim hattâ. Bıçak yaralı sokak lambaları hep girilmez tabelası asılı bir yalnızlık duası. Isındığım son gece bu. İnanmazsan bileklerime sor. Kapıyı açtım gelmeni bekliyorum, ruhundan soyun öyle gel. Ruhun beni çok acıttı, dudaklarımın rûyalarını patlattı. Kanlı bir geçmişin gömleğiyle evde hırpalandım. Evin içinde sarmaş dolaş sevgililer gördüm. Ben seni sürekli düşünürdüm, düşündüğüm her an yine ölürdüm. Yani hep ölüydüm...


    Pazar ve düşlerim kanıyor. Çentik atılan takvim yaprakları solgun yüzleriyle bakıyor titrek ellerime. Ellerime en son sen dokundun giderken, özür dileyerek. Bu sebeple yağmurda ellerimi kesip evde bıraktım yalnızlığımla adım adım ilerlerken. Devrik cümlelerde uyudum, zamanın katliamnından sonra bir bakışta ölen kelebeğin son saatlerinde. Cebimde kırışık bir akşam çanları, yarınlarım kalkıyor. Aşk geçmişim morg içinde, kanlı bir bilekten sıyrılıyor öyküm... Çocuklar ümitlenir ellerine değersem, başka bir dilek dilemedim yıldızları elimle tutup aşağı fırlatırken! Yıldızlar ölürken dilek dilenir der bütün yabancı nesneler. Bu akşam ölürken kaç çocuk beni parmakuçlarıyla gösterip sevinecek?! Senin çocuğun mu?! Korkuyorum, masallarına girerken kesilirse geceler. Korkuyorum, öperken düşerse dudaklarım gözlerini. Tanrıyı aşağı itip, tek seni ben görmek istiyorum yine! Telefon kulübesi etrafına melekler dolmuş, beni almaya geldiler sanırım. Kalbimin ikinci çekmecesinde sana ait her şeyim var. Onları unutma, lütfen al! Beni benden, beni senden, beni benliğimden al yine. Şimdi ayaklarıma eğildiler, çekiliyorum yukarı. Eros'u görür gibiyim, vaktinde gelmiyor hiçbir bulut, suç onun değil diye avutuyorum kendimi... Kendimi hep avuttum sâyende! Gidiyorum şimdi yıktığın geçmişimle... Kablo yetişmiyor göğe, koparsa özür dilerim, son olarak ayrılmayalım?!;



    Görüşme sonu;

    Beni anlayabildin mi hiç, isteyebildin mi?!
    Sensizliğe alışacağım başka bir hayatta, şimdi kapatıyorum.
    Alıştığım zaman ben seni ararım...






    //Payanda
    berna_66 ve Toгgαи bunu beğendi.
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Bunu paylaşmıştım bugün. :)


    Görüşme sonu;

    Beni anlayabildin mi hiç, isteyebildin mi?!
    Sensizliğe alışacağım başka bir hayatta, şimdi kapatıyorum.
    Alıştığım zaman ben seni ararım...


    Etkileyici bi yazı..
  3. Payanda

    Payanda Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    0
    Hımmm :) face adresimde sen de varsın sanırım, teşekkür ederim...
  4. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Hayır,ben başka yerden buldum :D
  5. Payanda

    Payanda Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    59
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    0
    Ben bulamıyorum bir kendimi :D Nerede acaba?
  6. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Bende aynı yerden buldum :D sadece sende yokum

Sayfayı Paylaş