Teoman - Hayâlperest Şarkısına.

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde 'Payanda' tarafından paylaşıldı.

  1. 'Payanda'

    'Payanda' Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    13 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0

    Teoman - Hayâlperest Şarkısına.


    Dün gece Teoman dinliyorken, tekrar tekrar çalmak istedim "Hayâlperest" şarkısını. Keşke plak olsa, gramofona takıp dinlesem dercesine. Çünkü bana gramofon; karanlık bir tını, yırtıcı nota, çığlık gibi gelen şarkıcının sesini armağan eder. Yanımda söylüyor hissine kapılıyorum plak koyduğumda, ölmüş biri ise daha heyecan veriyor yanımda söylediğini düşündüğüm için...


    "O kadar haklısın ki; dayanamıyorum buna...
    O kadar güzelsin ki; çok çirkin kaldım yanında."
    Ayna karşısına geçip solgun bileklerimi seyrediyorum, etimle öpüştüğü vakitleri düşünürken hüzünlenip kan ağlıyor damarlarım. Gözlerim aynı bakmadığı için çökmüş, mosmor düşler altında kızarmış, uykusuzlukla süslenmiş gözlerimin dudakları. Çirkin! Bütün demek istediğim ruhumun yaşlandığı, çerçevelere sığmayan acılarla fotoğraf çekilip gülümsememin zor olduğu. Ve dirseğime soluğunu bırakıp kaçan palyaço arkadaşlarıma dikişli yanlarımla gülümseyemeyecek kadar gerçek olduğum. Haklısın, dayanamıyorum sana, cennetten düşen bir elma gibi ısrarla ısırıyorum kokunu yastığımda, öldüğümü söylüyor cesetler çocukluğumun beşinci yılına gelmeden mumları üflerken ölüm günü pastamın... Kötü bir şaka olduğunu söylercesine hayata 1 Nisan'da doğuyor Payanda, düzeltmeliyim ki ölüyor. Müziğin sesini daha fazla açıyor ve tekrarlıyorum


    "Korkum yaralanman hayatta,
    O kadar yalnızsın ki; dayanamıyorum buna
    O kadar sıcaksın ki; çok soğuk kaldım yanında
    Korkum yaralanman hayatta..."
    Cinâyetin olup gözlerimi bırakmak isterdim aslında itiraf ediyorum. Seni ellerimle öldürmek, öperken boğmak süper bir katil isteği benim için. Vahşetçe sarılırken dokularını patlatmak da istiyorum. Saatlerce seni dizlerime yatırıp gözyaşlarımı on saniyede bir başına vurup, delirmeni seyretmem harika! Plânlıyorum bütün hepsini, bir o kadar korkuyorum yaralanmandan. Bir saatin başucunda akrebin akmasını başka biri için düşlersin diye, jiletlerini her santim başka biri için hediye edersin diye. Başka birine ihanet etmen bile beni yaralar, beni yaralanman yaralar. O kadar yalnızsın ki ne cennet yerin, ne cehenneme gitmeni kabullenirim. Sen masum kıldığım tek ******sun, böyle konuşmak istemem ama ******luk bedene mahsus değil. Cehennem gibi yakıyorsun, alnıma çakılan bir çivinin 'yalnız kalacaksın...' tehtidiyle yanıyorum senin için. Buz küpü gibi eriyorum yokluğunla, veyahutta çok yakın yalanlarında...


    "Hayâlperestsin güzel hayâller peşinde,
    Çok gençsin, yanlış insanlar kalbinde..."
    "Bulut emziriyorken dumanları kalabalık şehrin içinde, bir yağmur küsüp gidecektir gözçukularımdan ellerine!" sana bunu sayıklaman için büyü yaptırıyorum cadı cesetlere, saçlarımdan bir tutam yolarken kırılan bileğimde kalıyor etim. Korkma seni büyüleri bozacak kadar sevmiştim! Tavan kadar beyaz yalanlarınla sen göğe çarpıp düşen martının iç sızısıyla akıyorsun nehir düşlere. Boğulurken onca çocuk, onca beden aralarından son suyu saklayan bir balık gibi kokluyorum geleceği. Dünümü her gece takvimle bıçaklarken, yarına saldırılar düzenliyor o simsiyah bakışların. Bakışlarınla kalsa iyi... Çok gençsin, bir mezar bekçisinin kurumuş ümitlerinden daha genç, dünyadan daha genç, sonbahardan daha gençsin. Yanlış mevsimler, yanlış ölümler veriyorsun. Ve yanlış merkeziyetçi insanlarda geziyor gizli saklı biraz gerçekliğin.
    Mavi kanatlarını yolarken ayrılık kuşunun, büyük ihanetler tarafından yere düşüyorum, beni alçıya değil; alnına alsınlar! Bildiğim en büyük umut; intihar etmektir anlıyorum bu notada...



    Bu kısmını ona ithaf edemiyorum belki, belki de kendime bu şekilde söylemek istiyorum değiştirerek;
    "Çok gerçeğim, bu yüzden çabuk öleceğim..."
    Belki çok narsist bulunur ama nefret ettim sahtelikten, burnu ve bütün her yerini kaldıran herkesten, gereksiz yere. Sözünde durmayan bulutlardan, göktaşlarının başıma düşmeyişinden bile. Yağmurun söz verip benim için yağmadığı zamanlar, öldüğüm gün yağacak dediğim yağmur yağmazsa da söyleyin ona -Çok kırıldım, çok kurudum... Bir daha yüzüme ne bak, ne ak! bunu ona lütfen söyleyin. Morg sahibi olarak, bildi bileli otopsi uygulanan bir ceset olarak zaten ölüyüm, yaşam sınırını patlatıp kaçmak için sevdiğimi söylüyorum onu, çünkü sevmiyorum, çünkü aşığım, çünkü tapıyorum! Çok gerçeğim, çabuk öleceğim...

    -Şarkı bitiyor, kalem niyetini bozuyor düşmek üzere yere, bu şarkı için direniyordu bu gece...



    //Payanda
    Toгgαи ve berna_66 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş