Tevfik Fikret - Promete [ Açıklaması ]

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Dreamer* tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Dreamer*

    Dreamer* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    2.550
    Beğenileri:
    1.971
    Ödül Puanları:
    0

    PROMETE

    Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün
    minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün:

    Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
    Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..

    Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey!..
    Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey

    müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin
    meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin

    yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken,
    bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen

    esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin.
    Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin

    gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını...
    Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını!..

    sementa.38 bunu beğendi.
  2. Dreamer*

    Dreamer* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    2.550
    Beğenileri:
    1.971
    Ödül Puanları:
    0
    - Açıklaması -

    Tevfik Fikret, ülkenin içinde bulunduğu durumdan hoşnut değildir. Ülke, çağdaş ülkelerden geri kalmıştır. Tevfik Fikret, bu durumdan kurtulmanın tek çözüm yolu olarak gençliğin uygar ülkelere gitmelerini, orada uygarlıkla ilgili olarak ne bulursa getirmelerini istemektedir. Bu konuda da onlara ilk çağ kahramanlarından Promethe (Promete)'yi örnek göstermektedir.

    Efsaneye göre Promethe yarı insan, yarı tanrı bir varlıktı. O zamanlar insanlar ateş yakmayı bilmezlerdi. Ateş, göklerde seçkin bir yaşam süren tanrılar tarafından kullanılan bir ayrıcalıktı. Promethe, bu ateşi tanrılardan çalarak insanlığa armağan etti. Bunun üzerine baş tanrı Zeus, son derece öfkelendi. Promethe'yi Kafdağı'nda bir kayaya zincirle bağlattı. Her gün bir kartal gelerek Promethe'nin ciğerini yiyor, o ise bu işkenceye katlanıyordu. Bu işkence uzun zaman sürdü. Sonunda Herakles(Herkül) kartalı vurup Promethe'yi bu durumdan kurtardı.

    Bu efsanede seçkinlere ait bir ayrıcalığı, bütün insanlığa sunan halkçı bir düşünce vardır. Tevfik Fikret, uygar dünyayı efsanedeki ayrıcalıklı varlıklar olarak görürken, ülkesinin gençlerini de birer Promethe olmaya çağırmaktadır. Tevfik Fikret'i düşüncelerinin babası olarak niteleyen ATATÜRK de ondan farklı düşünmemektedir. Uygar dünyanın yararlandığı ve insan yaşa.mını kolaylaştıran tekniği, insanca bir yaşam sunan düşünceyi ülkemizde de görmek isteyen ATATÜRK, çağdaşlaşmaya ayrı bir önem vermiştir. Bu yolda yürümeyi ve başarılı olmayı ulusun ayakta kalabilmesinin koşulu olarak görmüştür.
    " Bu yolda duraksayanlar veyahut bu yol üzerinde ileriye değil geriye bakmak cahilliği ve tedbirsizliğinde bulunanlar, uygarlığın coşkun selinde boğulmaya mahkumdurlar " uyarısıyla Türk ulusuna hedef olarak çağdaş uygarlığı ve bilimi göstermiştir. Kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni çağdaş ve uygar bir ülke haline getirmiştir.
  3. Dreamer*

    Dreamer* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    2.550
    Beğenileri:
    1.971
    Ödül Puanları:
    0
    PROMETE

    Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün
    minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün:

    Kalbinde her dakika şu yüce özleyişin ateşten gagasını duy, daima düşün…(Açık istiareler)

    Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
    Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? ..

    Onlar (Batı) , niçin göklerde, ben niçin çukurdayım? Kartalla Promete ilişkisini, Batı ile Osmanlı Türk toplumu ilişkisine benzeterek paralellik kuruyor. (Leff’ü Neşr sanatı) Benim sıkıntılı ve aciz halime herkes gülecek ve ben ağlamak zorunda mı kalacağım? Şair bu benzetme ve paralellikle Türk gençlerinin hayal gücü ve yaratıcılığını ateşlemeye çalışmaktadır.

    Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey! ..
    Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey

    Göklere yükselmek (kalkınmak, zenginleşmek, uygarlaşmak) ve gülmek ne tatlı şey! Bir gün şu “hastalıklı vatan” canlanırsa (Osmanlının adı ‘Hasta Adam’ a çıkmıştı, açık istiare ve dolaylama) …

    müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin
    meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin

    Ey ışığa ve bilgiye hasret kalmış milletimin gelecekteki, henüz adı bilinmeyen elektirikçisi,

    yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken,
    bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen

    O fikir ülkelerinin, uyuşukluğu kıracak, (spor, müzik, bilim, sanayi…) halkımızın ruhunu ve kavrayışını besleyecek bilgilerini yüklen getir.

    esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin.
    Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin

    Onun bünyesini besleyecek meyveleri getir (Her yanı Promete gibi yaralı) … Bunu yaparken ilham kaynağın, çağlar öncesinin bu kahramanı olsun.

    gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını...
    Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını! ..

    Gökten ateşi çalan kahramanı örnek al. Sen bunları yap yeter ki, varsın insanlar senin büyüklüğünü anlamasınlar. Adını sanını bile bilmesinler. Seni onurlandıracak olmasalar bile senin görevin budur. Belki bu yüzden cezalandırılırsında…

    Tevfik Fikret, yaşadığı dönemin yöneticilerinden umudunu kesmiş, kendisini anlayacak bir kafa, bir yürek bulamamanın hüznüyle “yuva” adını verdiği Aşiyan’a çekilmiş ve geleceğe mektup yazıp bir şişe içinde denize bırakan bilge gibi gençler ve çocuklar için şiirler yazmaktadır. Bu şiirleri harp okulundaki Mustafa Kemal ve arkadaşları da diğer gençlerle birlikte okumakta ve ezberlemektedir….
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş