Tevfik Fikret Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde фуля tarafından paylaşıldı.

  1. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0

    AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

    Karıncayı tanırsınız
    Minimini bir hayvandır
    Fakat gayet çalışkandır
    Gayet tutumludur, yalnız
    Pek hodgamdır, bu bir kusur:
    Hodgm olan zalim olur.

    Bir gün ağustos böceği
    Tembel tembel ötüp durmak
    Neticesi aç kalarak
    Karıncadan göreceği
    Bürudete bakmaz, gider
    Bir lokma şey rica eder
    Der ki: - Acıyınız bize
    Coluk çocuk evde açız
    Ianenize muhtacız.
    Karınca bir yüreksize
    Layık huşunetle sorar:
    - Aç mısınız? Ya o kadar
    Uzun, güzel günler oldu.
    O günlerde ne yaptınız?
    Böcek inler: - Açız, açız
    Bakın benzim nasıl soldu
    O günlerde gülen, öten
    Sazla, sözle eğlenen ben
    Bugün bakın ne haldeyim!
    Vallah açız, billah açız,
    Halimize acıyınız!
    Karınca eğlenir: - Beyim,
    şimdi de raksedin, ne var?
    "Yazın çalan kışın oynar."
  2. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    BALIKÇILAR

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder
    Bugün açız yine; lakin yarın, ümid ederim
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta

    - Olur
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz
    Çocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz

    Hâlâ
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa
    - O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölüsem

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek

    Şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini güya işaret eyleyerek
    Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek
    Nasibin işte bu! Hâlâ gözün kenarda... Yürü!"
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... **üyor
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...
  3. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    BANA KİMSİN DİYE SORMA MELEĞİM

    Bana kimsin diye sorma meleğim
    Pek güzel dinle de izah edeyim
    Nam-ı naçizime `Fikret' derler
    Şi're de nisbetimi söylerler
    Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
    Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
    Nur bekler gibi nısf-ı şebde
    Bekledim on iki yıl mektebde
    Sonra çıktım ne için bilmeyerek
    Bu da bir cilve-i baht olsa gerek
    Bab-ı Ali'ye müdavimlendim
    Ehl-i namus diye mimlendim
    Şimdi bir hayli eser sahibiyim
    `Ahmed Ihsan'da musahhih gibiyim
    Saye-i lutf-i cihan-banide
    Hocayım Mekteb-i Sultani'de...
  4. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    BİR İÇİM SU

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor

    Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen
    Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?

    Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen
    Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor

    Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben?
    İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor
  5. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    BİRLİKTE

    Birlikte açılmış iki zambak gibi hem-ser,
    Birlikte geçirdik büyüt eyyâm-ı şebâbı;
    Birlikte ne yaptıksa şu insanlığa benzer;
    Birlikte ne gördükse mukassî ve münevver...

    Bir hâtıra yoktur o güzel günlere şâhid,
    Bir hâtıra yoktur ki bugün mevc-i şehâbı
    Arz eylemesin rûhuma her an mütebâid
    Bir neş'e ki yalnız sana, yalnız sana âid

    Birlikte olursak yine bir parça gülümser
    Ömrün, şu geçen ömrümün ikbâl-i harâbı;
    Tezkîr ile mâziyi, -gel ey hem-dem-i dil-ber!
    Birlikte olurduk yine birlikte berâber

    Hatm eyleyelim, gel şu gam-âlûde kitâbı!
  6. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    HÂLUK'UN BAYRAMI

    Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnız
    Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
    Fakat sevincinle
    Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,
    Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
    Sıyâh-ı mateme benzer terane-î îdi!

    Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
    Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
    Biraz güzellensin

    Şu ru-yı zerd-i sefalet...Evet meserrettir
    Çocukların payı; lakin sevincinle
    Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor...Hâluk, dinle!

    (Rübâb-ı Şikeste'den)
  7. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    HALUK'UN İNANCI

    Bir yaratıcı güç var, ulu ve akpak,
    kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım.

    Yeryüzü vatanım, insansoyu milletimdir benim,
    ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım.

    Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;
    dünya dönecek cennete insanla, inandım.

    Yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,
    ben buna Tevrat'la, İncil'le, Kuran'la inandım.

    Tekmil insanlar kardeşi birbirinin... Bir hayal bu!
    Olsun, ben o hayale de bin canla inandım.

    İnsan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,
    bir an için dedelerimi unuttum da, inandım.

    Kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlık
    kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.

    Elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardından
    aydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım.

    Aklın, o büyük sihirbazın hüneri önünde
    yok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım.

    Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,
    patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.

    Kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir bir
    yumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım.

    Bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,
    bilim gücüyle olacak ne olacaksa... İnandım.
  8. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    HAN-I YAĞMA

    Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
    Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
    Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
  9. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    KUŞLARLA

    Kuşlar uçar,
    Ben koşarım."
    Onların kanatları var,
    Benim kanadım kollarım.
    Kuşlar kanadını çırpar,
    Ben de kolumu sallarım.
    Uçun kuşlar, uçun kuşlar,
    Hepinizle yarışım var.
  10. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    KÜÇÜK ASKER

    Küçük asker, silah elde
    Kahramanca ilerliyor
    Karşısında bütün belde
    "Kahramanım, yaşa!" diyor...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden hizmet ister.

    Vatan için çeker emek
    Herkes; bu borcu herkesin.
    Vatan demek ninen demek,
    Sen nineni sevmez misin?..

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden şefkat ister.

    Vatan senden hayat umar,
    Sen yaşarsan o canlanır;
    Vatan için ölmek de var,
    Fakat borcun yaşamaktır...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden kuvvet ister.

    Minimini omuzların
    Taşıyacak yarın tüfek;
    Tüfek değil, vatan yarın
    O omuza yüklenecek...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden gayret ister.

    Küçük asker dinle bunu:
    Sakın boşa silah atma;
    Kılıcını, kurşununu
    Haksızlığa karşı sakla...

    Küçük asker, küçük asker!
    Hak da senden kuvvet ister.

Sayfayı Paylaş