Tıkanıp Kaldığında Hayat...

Konu 'Psikolojik Danışma - Rehberlik' bölümünde ∂iαвiαη~lρ tarafından paylaşıldı.

  1. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113

    *Ruha dokunan yazılar yer alsın burda da...
    Yeri ''Alıntı yazılar" bölümünde de olabilirdi aslında ama burayı seçtim.


    [​IMG]


    Demek ki ;
    Evini bir parti sonrası temizlemek için uğraşıyorsan;
    Birçok arkadaşın var demektir.
    Faturalarını ödeyebiliyorsan;
    Bir işin var demektir.
    ...Pantolonun biraz sıkıyorsa;
    Aç kalmıyorsun demektir.
    Gölgen seni izliyorsa;
    Güneş ışığını görüyorsun demektir.
    Otobüsten indiğin yerden, işyerine yolu uzun buluyorsan;
    Yürüyebiliyorsun demektir.
    Yanındaki adamın sesinden rahatsız oluyorsan;
    Duyuyorsun demektir.
    Camları silmen, çatıyı onarman gerekiyorsa;
    Bir evde yaşıyorsun demektir.
    Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa;
    Isınıyorsun demektir.
    Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa;
    Yığınla giyeceğin var demektir.
    Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa;
    Yaşıyorsun demektir.

    Ve tüm bunların farkına varabiliyorsan, mutlusun demektir.
    Mutluluk;
    Sorunsuz bir yaşam değil, sorunlarla başa çıkabilme yeteneği demektir
    Özel Üye Ahmet, Piraye|, Lethe ve diğer 6 kişi bunu beğendi.
  2. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    [​IMG]

    Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,

    soluk almak güçleştiğinde,

    Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
    Dağlara dönmeli yüzünü insan.
    Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini
    ferahlatacak; Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak....
    Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
    Gerçekleştirmeyi denemeli!
    Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,
    Kendisinin bir sal olup da,

    O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
    Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
    Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
    Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
    Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak
    önce inip Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar,

    yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
    Gördüğünü hissedebilmeli!
    Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
    Değerli olabilmeli hayat!
    İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek
    için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
    Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
    Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
    Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
    Sevgisiz, soysuz kalarak!
    Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
    Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...
    Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir,

    seher yeli okşamalı saçlarını...
    Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda;
    Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
    Bir çocuğun ilk adımlarında umudu;

    bir gencin düşlerinde geleceği;
    Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli !
    Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden
    mutlu Olmayı beklememeli !
    Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
    Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için;
    Kaçırmamalı !
    Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması
    için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;

    ağlamayı bilmiyorsan,
    Neşesizdir kahkahaların;
    Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
    Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten
    herkesi unutmamalı!
    Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
    Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
    Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
    Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
    Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı
    bahanelerle tekrarlamaması için!
    Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
    Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını
    zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
    Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,

    hakkını verebilsin sevdiklerinin;
    Zaman bulabilsin;
    Bir teşekkür, bir elveda için...
    Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
    Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
    Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de
    fark edebilmeli insan!
    Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
    Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!
    Piraye|, Persephone, €YLÜL ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  3. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Leo F.Buscaglia - Risk Almak

    Gülmek; "Saf" denme riskini göze almaktır.
    Ağlamak ise; "Duygusal" görünme riskini.
    Birine yakınlaşmak; "Kendini kaptırma" riskini,
    Duygularını açmak; "Kendini ortaya koyma" riskini,
    Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
    "Onları başkasına kaptırma" riskini göze almaktır.
    Sevmek; "Karşılık görememe" riskini...
    Yaşamak ise; "Ölme" riskini göze almaktır.
    Umutlanmak; "Hayal kırıklığına uğrama" riskini
    Çabalamak ise; "Başarısız olma" riskini göze almaktır...
    Ama riskler yaşanmalıdır.
    Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır.
    Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir;
    Ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez.
    Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
    Bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
    Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.
  4. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    PABLO NERUDA - ÖLMEYİN
    ..
    Yavaş yavaş ölürler
    Seyahat etmeyenler,
    Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
    Müzik dinlemeyenler,
    Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
    Yavaş yavaş ölürler,
    İzzetinefislerini yıkanlar
    Hiçbir zaman yardım
    İstemeyenler.
    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklara esir olanlar,
    Her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
    Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
    Yavaş yavaş ölürler
    İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
    Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
    Görmek istemekten kaçınanlar
    Yavaş yavaş ölürler.
    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
    Dışına çıkmamış olanlar.
    Yavaş yavaş ölürler...
  5. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
    Yarım saat erkene kurulsun saatin.
    Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
    Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin…
    Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin…
    Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
    Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
    Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
    Bak güzelim kahvaltının keyfine.
    Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
    Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
    Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
    Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
    Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
    Ohhh şöyle bir hafifle
    Bir güzel kahve ısmarla kendine,
    seni mutlu eden sesi duymak için “alo “de
    Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
    Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…
    Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
    Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,
    çocuk görürsen yanağından makas al.
    Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
    sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
    hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
    Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
    Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
    Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
    Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
    yüzünde güller açtıracak.


    Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
    Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
    Saklama tabakları, bardakları misafire
    Sizden ala misafir mi var bu dünyada
    Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
    vazife yapar gibi hiç değil,
    Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
    eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
    Gece evinde, dostların olsun
    Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
    Arkadaşım,
    hayat bu daha ne olsun?
    Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!




    Can Yücel
    mlt_prenses, Piraye|, Persephone ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  6. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Üstün Dökmen

    İçinizde bu 3 şeyi taşıyorsanız hayat güzeldir..

    Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
    Bu İNANÇ tır.

    Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşübileceğini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
    Bu GÜVEN dir.

    Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
    Bu ÜMİT tir.

    Ve bu üçü varsa hayatınız güzeldir....
    Piraye| ve Lethe bunu beğendi.
  7. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Üzülme der Mevlana ve devam eder,
    bir yanda korku bir yanda ümit varsa iki kanatlı olursun,
    tek kanatla uçulmaz zaten.
    Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır.
    Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır.
    Niye kederlenirsin?
    mlt_prenses ve Piraye| bunu beğendi.
  8. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Mevlana demiş ki:
    Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım.

    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
    Ağladım.

    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
    aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar... olduğunu
    öğrendim.


    Zamanı öğrendim.
    Yarıştım onunla...
    Zamanla yarışılmayacağını,
    zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
    Sonra da her insanin içinde
    iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

    Sevmeyi öğrendim.
    Sonra güvenmeyi...
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
    sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
    öğrendim.

    İnsan tenini öğrendim.
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
    Gerektiğini öğrendim.

    Ekmeği öğrendim.
    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
    önemli olduğunu öğrendim.

    Okumayı öğrendim.
    Kendime yazıyı öğrettim sonra...
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

    Gitmeyi öğrendim.
    Sonra dayanamayıp dönmeyi...
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
    Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

    Düşünmeyi öğrendim.
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
    olduğunu öğrendim.

    Namusun önemini öğrendim evde...
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
    gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
    sürmemek olduğunu öğrendim.

    Gerçeği öğrendim bir gün...
    Ve gerçeğin acı olduğunu...
    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
    “lezzet” kattığını öğrendim.

    Her canlının ölümü tadacağını,
    ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

    Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
    Olur ya ...
    Kalp durur ...
    Akıl unutur ...
    Ben dostlarımı ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur ...
    Özel Üye Ahmet ve Piraye| bunu beğendi.
  9. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Dünyanın en ünlü kalp doktoru ; Michael De Bakey' ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve dr. Michael De Bakey' e dönerek ; Size
    bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz.. Mesela ben
    şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını
    değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini
    takacağım. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar
    kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?..
    Bunun üzerine dr. De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş ; Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!..
    Piraye| bunu beğendi.
  10. ∂iαвiαη~lρ

    ∂iαвiαη~lρ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.247
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    113
    Shakespeare Der Ki...

    ‎*Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar.
    *Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve;
    - Konuşmadan önce dinleyin,
    - Yazmadan önce düşünün,
    - Harcamadan önce kazanın,
    - Dua etmeden önce bağışlayın,
    - İncitmeden önce hissedin,
    - Nefret etmeden önce sevin,
    - Vazgeçmeden önce çabalayın,
    - Ölmeden önce yaşayın.
    *Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
    Piraye| bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş