Tiyatro Terimleri Sözlüğü - K

Konu 'Tiyatro' bölümünde Desert Rain.* tarafından paylaşıldı.

  1. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0

    kaynak:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...




    Tiyatro Terimleri Sözlüğü


    - K -

    Kaba Güldürü:
    Kalın çizgili,kaba esprilere ve hareketlere dayandırılarak, salt eğlence amacıyla geliştirilen güldürü.

    Kabare: Daha çok güncel siyasal konuları, toplumsal ve kültürel gündelik yaşamdaki yozlukları, acı, iğneleyici bir dille, sivri bir biçimde taşlayan; toplum eleştirisi yapan şarkı, parodi, skeç, söylev, sözsüz oyun, şiir ve karikatürden, vb. kurulu; doğmacaya açık gösteri ve oyunların sahnelendiği; oyuncular ile izleyicinin "içli dışlı" olduğu; yazar ve izleyicinin katılabileceği bir küçük tiyatro türü. Başlıcalıkla siyasal taşlama biçimi içinde kendini ortaya koyan ve geniş kendi izleyicisiyle bağımlı olan Kabare Tiyatrosu, tutarlı eylem yapısından yoksun olduğundan revü ve varyeteye yaklaşır. Gerek yanılsamacı anlatım araçlarından kaçınma, gerek dilin gündelik çekiciliğini yitirdiğinden daha önce yapılmış numaraları yineleyememe dolayısıyla, Kabare Tiyatrosu, "gelip geçici bir sanat" olarak da nitelendirilir. İzleyicinin bilme ve beğeni düzeyiyle de yakından bağlı olan Kabare Tiyatrosu, gülünçleme, parodi ve karikatürleştirme yoluyla izleyicinin önyargılarını, gündelik "yanlış bilinç"ini dağıtmaya çalışır. İlk kez, 1881'de, Paris'te R. Salis tarafından açılmış olan Kabare Tiyatrosu, Almanya, İsviçre ve Avusturya'da gelişme göstererek, tüm Avrupa'ya yayılmıştır. Kabare Tiyatrosu, 1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası dönemlerde iki eğilim göstermiş; bir yanda eğlendirici tiyatro özellikleri içinde kabare-revüleri biçimini alırken, öbür yandan kitleleri aydınlatıcı ve uyarıcı bir işlevle yüklü, siyasal edebi bir biçimde varolmuştur. Fransız Direniş Hareketi içinde chanson olarak önem kazanmış, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ise Kabare Tiyatrosu Rönesansı'na tanık olunmuştur. Kabare Tiyatrosu, tüm dönemlerde ve yönelimler altında yasaklamalara uğramıştır.

    Kabuki: Japonya'da, soyluların tiyatrosu olan No tiyatrosu karşısında, günlük yaşama dönük halk tiyatrosu.

    Kadın Tiyatrosu: Kadınlar tarafından, kadın sorunları üstüne, kadınlar için yapılan tiyatro etkinlikleri. 1960'larda kadın hareketinin ortaya çıkmasıyla önem kazanan Kadın Tiyatrosu, varlığını kadın hareketine bağlı olarak korumuştur. Daha çok yarı profesyonel ve amatör topluluklarca gerçekleştirilen Kadın Tiyatrosu'nun oyunları kadın yazarlarca ele alındığı kadar, Kadın Tiyatrosu topluluklarınca de kaleme alınıp geliştirilmektedir. Revü ve kabare tiyatrosu biçimi gösteren Kadın Tiyatrosu oyunları, çeşitli sahneleme biçimleri içinde ele alınmakta, genelinde geleneksel sahneleme yöntemlerinden ayrılma eğilimi taşımakta, "kadın estetiği" çizgilerini yakalamaya çalışmaktadır. Biçimce belli bir biçeme ya da okula, akıma bağlı olmayan ve biçemce ortak yanlar taşımayan Kadın Tiyatrosu, içerikçe ortak bir temele oturmakta, geçmişte ve günümüzde kadının toplumda ezilmesi, kadına yanlış bakış, kadınların siyasal ve toplumsal ekonomik hakları, kadın cinselliği ve eşcinselliği gibi sorunları işlemektedir. Kadın Tiyatrosu, başlıcalıkla eş sorununu ele alırken, ataerkil erkek ilişkilerini olumsuzlamakta, kendi tersinlemeli düşüncelerini ortaya koymaktadır. Serbest tiyatro akımı içinde yer verilen Kadın Tiyatrosu, avangart tiyatro ile Off-Off Brodway tiyatrosu üstünde etkili olduğu kadar, çok çeşitli deneyimlere de sahne olmuştur. Kadın Tiyatrosu toplulukları, genellikle, topluca üretimde bulunmayı amaçlamakta, metin ve sahneleme üstünde topluca çalışmalar yürüterek, kendi estetik tasarımlarını geliştirmeye çalışmaktadır. 1970'lerden sonra, Kadın Tiyatrosu, uluslar arası etkinliklere de tanık olmaya başlamıştır. Kadın Tiyatrosu, kendi oyun yazarlarını da, yetiştirmekte (örneğin, G. Reinshagen, E. Jellinek, F. Rame- İtalya); ABD'de ise siyah Kadın Tiyatrosu'na tanık olunmaktadır.

    Kahramanlık Komedyası: Kralların, prenslerin ve soyluların beş oyun kişisi olduğu, serüvenleri kapsayan komedya.
  2. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    Kahramanlık Tragedyası: İngiltere'de, 17. yüzyıldaki Restorasyon Dönemi'ne özgü tragedya. Fransızların klasik tragedya biçiminden esinlenilerek onur, aşk ve ülkeye bağlılık temalarından hareket eden bu tragedyanın kahramanları daha çok soylulardır.

    Kahya: Anadolu köy seyirlik oyunları düzenleyenlere verilen adlardan biri.

    Kanbur: Orta Oyunu ve Gölge Oyunu tiplerinden biri. Genellikle geveze, saldırgan ve sevimsiz bir kişi olarak görülür.

    Kara Gülmece: Acı alay, içinde kişiyi düşündürecek ve hüzünlendirecek gülmece. Saçma ve abes mantık içinde, groteski de kullanarak gerçekleri alaylı bir biçimde gösteren gülmece; toplumsal karmaşaya bir tepki olduğu kadar, eleştirilen konuyu abes ve saçma anlamıyla belirtir.

    Karakter: Kişileştirme işleminde derinlemesine ele alınan oyun kişisi; kendine özgü nitelikler içinde ruhsal gelişimi olan oyun kişisi. Karakterlerin, dış görünüşleri ötesinde anlamış ağlayan iç yaşamı vardır.

    Karakter Komedyası: Bu komedya biçiminde gülünç kahramanın yanlış ve zayıf yanları öne çıkar. Toplum içindeki yanlışların eleştirisi bas oyun kişisi yoluyla sağlanır.

    Karakter Oyuncusu: Kendine özgü ruhsal gelişimi ve davranışı olan, özellikle yaşlı kişilikleri canlandırmada usta olan yalancı.

    Kavuk Devirme: Orta oyununda Kavuklunun kavuğunu yere düşürmeden bir baş hareketiyle devirmesi. Bu tıpkı Karagüzün ışkırlağını arkaya atması gibidir. Kavuklu bunu kavuğunun arka kenarını ensesiyle sıkıştırarak yapardı. Kavuk devirmenin, siyasal-toplumsal göndermesi son padişahlar döneminde çok sayıda vezir kafası uçurulmasına bağlanabilir. Vezir azledildiğinde "kavuk devrildi" deyimi halk arasında yerleşmişti.

    Kavuklu: Orta Oyunun iki eksen tipinden biri.Türk gölge oyunundaki Karagözün canlı özdesi. Dışa dönük, özü sözü bir, dobra sağduyusu olan okumamış bir halk tipidir. Halkın düşüncelerini ve duygularını yansıtır. Haksızlığa, ikiyüzlülüğe karşıdır. Ekmek parası için beceremediği işlere bile girer, hakkı olmayan parayı kazanmayı sevmez. Öğrenim görmediği için bilgisizdir, ama sezgileri güçlüdür. Özellikle Pişekar tarafından sömürülür. Düş kurmayı sevmez, gerçekçidir. Her şeyi olduğu gibi kabul eder ve yanlışları dosdoğru yüze vurur. Özeleştirisi de olduğundan sevimlidir. Gülmecenin baş mimarı olduğu için ona Nekre de denir.

    Kenar Tiyatrosu: Bir kentin kenar semtlerinde gösteri düzenleyen yerleşik ya da gezici tiyatro topluluğu.

    Keranos: Antik Yunan tiyatrosunda,sahne üzerinde rol gereği ölenleri kaldırmakta kullanılan vince benzeyen araç.

    Kerkides: Antik Yunan tiyatro yapısında seyir yerini dikine kesen basamaklı yol.

    Kilise Oyunu: Kilise tarafından yönetilen ve denetlenen, çoğu kez rahiplerin oynadığı, Hıristiyan öğretisini yaymaya yönelik oyun.

    Kilise Tiyatrosu: Dinsel günlerde rahiplerin ya da kiliseye gelenlerin oynadıkları dinsel oyunları sunan topluluk. Orta Çağın ilk yarısından bu yana sürüp gelen bir tiyatro geleneğidir.

    Kitle Tiyatrosu: Sayıları bini bulan oyuncu ve izleyicinin yer aldığı tiyatro. Tiyatro reformu düşünceleri bağlamında yer almış olan Kitle Tiyatrosu kavramı, ilk kez 1920'de Rusya'da, "Kızıl Takvim Yılı" şenliklerinde gerçekliğe kavuşmuş; daha sonra 1920-24 yıllarında Leipzig sendika şenlikleri oyunlarında, E. Toller'ın yazdığı senaryolarda, 1930'larda sosyal demokrat spor şenliklerinde, daha sonra da Nazi döneminin kitlesel gösterileri içinde yer almıştır. Kitle Tiyatrosu'nda, kitlelerin topluca ritmik devinimi , koro halinde konuşma, müzik, ışıldak ışığı, vb. önemli öğelerdir.
  3. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    Kişileştirme: Oyunun özüne uygun olarak eylemin gelişini sağlayan kişilerin yapımı. Oyun kişisinin yapımı , yönelişleri, davranışları, görünüşleri, hareketleri, çevreleriyle ilişkileri vb. ile gerçekleştirilir. Kişileştirme, tip ve karakter olmak üzere iki çeşittir.

    Klasik Komedya: 17. yüzyılda, Fransa'da Moliere ve 18. yüzyılda Almanya'da Lessing komedyaları için kullanılan terim.

    Klasik Tiyatro: Tiyatro ve drama sanatında kendine özgü bir norm bütünlüğüne ulaşıldığı ve bu normların daha sonraki dönemlerin tiyatrosuna ve drama sanatına örnek oluşturduğu evreler için kullanılan genel sanat tarihi kavram; örneğin, antik Yunan tiyatrosu, 16. yüzyıl Rönesans İtalyan tiyatrosu, 17. yüzyıl klasik Fransız tiyatrosu, Elisabeth tiyatrosu, Altınçağ İspanyol tiyatrosu, Alman Weimar klasik tiyatrosu, vb.

    Kolbaşı:
    1) Orta Oyununda kolların başında olan ve kola adını veren sanatçı; bu sanatçı kol oyunlarını düzenler ve yönetirdi.
    2) Daha önce kolların başında bulunan kişiye verilen ad.

    Konstrüktivist Tiyatro: İşçi sınıfının sanayileşme sürecindeki emeğini ve üretimini, çalışma tartımını ve devinimini anlatmak için Sovyet yönetmen Meyerhold tarafından ilk kez denenmiş, Vakhtangov, Tayrov gibi birçok genç kuşak yönetmen tarafından, belli farklılıklarla sürdürülmüş, tiyatralliği öne alan anlayış. Perdelerin çevre düzenlemesinin ve kulislerin olmadığı çıplak bir tiyatro sahnesinde bina yapımında kullanılan iskeleye benzeyen bir dekorda çeşitli yükseltiler, iskeleler, çarklar, eğik düzeyler, kuleler kullanılır. Bu atmosfere uygun olarak, Meyerhold, insanın dirimselliği ile mekaniğini birleştirme amacını güden konstrukvist anlayışı pekiştirmek amacıyla yeni bir oyunculuk estetiği zerinde durulmuştur.

    Köşebaşı Tiyatrosu: Köşe başlarında, yalın, hemen anlaşılabilecek, genellikle siyasal ve toplumsal içerikli, kalın çizgili oyunlar oynayan az kişili topluluk.

    Kulisler:
    1) Sahnenin iki yanında,dekorun görüngesini tamamlayan ve derinliği sağlayan,yerleri değişebilen çerçeveli büyük panolar.
    2) Bu panolar arasındaki oyuncuların girip çıktıkları yerler.
    3) Dekorun arkasında kalan sahne oylumu.

    Kıyıcılık Tiyatrosu: Antonin Artaud'nun 1938'de öne sürdüğü, oyunculuğu, bilincin yok edildiği trans durumuna kadar götüren, dolayısıyla oyuncuyu yok eden ve seyredeni şoka uğratacak sahneleri kapsayan aşırı bireyci tiyatro anlayışı.

Sayfayı Paylaş