Tiyatro ve Tiyatro Tarihi

Konu 'Tiyatro' bölümünde Desert Rain.* tarafından paylaşıldı.

  1. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0

    kaynak:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Tiyatro Nedir?
    Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
    Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anl***** gelen theatron'dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
    - İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
    - Oyunun sergilendiği sahne;
    - Sahnenin iki kenarında ve arkasında, çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.

    Tiyatronun Kökeni
    Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
    İlkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
    İnsanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
    Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
    Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
    Tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır:

    Doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi;
    Doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
    Doğaya öykünme kur***** göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.

    Dünya Tiyatrosu Tarihi

    • Antik Yunan Tiyatrosu
      • Antik Yunan Tragedyası
        • Aiskhilos
        • Sofokles
        • Euripides
      • Antik Yunan Komedyası
        • Aristofanes
    • Roma Dönemi Tiyatrosu
    • Roma Dönemi'nde Anadolu Tiyatrosu
    • Ortaçağ Tiyatrosu
    • Rönesans Tiyatrosu
      • Rönesans İtalyan Tiyatrosu
      • Rönesans İngiliz Tiyatrosu
      • Rönesans Fransız Tiyatrosu
    • Aydınlanma Dönemi Tiyatrosu
    • Romantik Tiyatro
    • Çağdaş Tiyatro
  2. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    Tiyatro

    Tiyatro, seyirciler önünde, oyuncuların sahnede canlandırmaları amacıyla yazılmış eserlere denir.
    Bir sahne sanatıdır.
    Tiyatro eseri, olayları oluş halinde gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir.
    Bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların temsil etmesi amacıyla yazılmış edebi eserdir. Yunanca “theatron”dan doğmuştur. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat öğesidir. Bu edebiyat öğesi yanında tiyatro kavramı içinde oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik, dans gibi unsurları da katmak gerekir.
    Tiyatronun diğer edebi eserlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken,bunun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini,okuyanın kanaat ve anlayışlarından alır. Göze görünür bir karaktere sahip olması,canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitab eder.
    Bir tiyatro eserinde eseri yazan kişi veya kişilere ”müellif”, yazili bir metin veya dile getirilmesi oyunculara birakilmiş tasariya”eser”, oyunu sahnede canlandiran kişilere ”oyuncu” denilir ve bu üç varlik kesinlikle bulunur. Ayrica eserin sahnelenmesinde görev alan yönetici, dekoratör, işikçi, suflör gibi diger yardimci elemanlar da vardir.
    Bir tiyatro eserinde;konu,kişiler,çevre,zaman,üslup,amaç gibi alti unsur vardir. Tiyatroda sosyal hayatin ve insan karakterlerinin tahlil ve tenkitleri yapilir. Tiyatroda en önemli hususlardan biri dildir. Fazla agir olmamasi,konuşma diline benzemesi istenir. Böylece ince fikirlerin ve esprilerin seyirci tarafindan kolayca kavranmasi saglanmiş olur.



    Çeşitleri
    Sahne üzerinde ve bir seyirci topluluğu önünde, sanatçılar tarafından,hareketli olarak canlandırılacak nitelikte yazılmış olan yazılara tiyatro yapıtı ya da piyes denir.
    Tiyatro eserleri müziksiz (trajedi, komedi, dram) ve müzikli (opera, operet, komedi müzikal, bale, revü, skeç) olmak üzere iki grupta toplanır. Ama edebi türler içinde en canlı ve yaşama en yakın olanı tiyatrodur.

    Trajedi
    Kişilere korku, heyecan ve acindirma telkinleriyle ders vermek amaci güden en eski tiyatro çeşididir. Nazim halinde yazilmasi ve degişmez kaidelere bagli olmasi sebebiyle öbür tiyatro çeşitlerinden kolayca ayrilir.
    Trajediler genellikle beş perdelik oyunlardir. Eski Yunan’da,çok oynanan bu eserler 3 ve ya 6 perdelik de olabilirdi. O zamanki tiyatrolarda dekor bulunmaz,ancak sahnenin bir köşesinde olaylarin sebep ve sonuçlarini anlatan bir koro yer alirdi.
    Kahramanlar; kral, kraliçe, prenses, eski Yunan’ın tanrı ve yarı tanrıları gibi en üst tabaka kişilerden seçilmiştir. Orta tabaka ve basit halk adamlarına rastlanmaz. Kahramanları arasında geçen olaylar insanların ruhi zayıflıklarını, ihtiraslarını, iradeye bağlı yüce davranışlarla çarpıştırır.
    Trajedilerde; olay,zaman ve çevrede birlik demek olan ”üç birlik kuralı” benimsenmiştir. Trajedilerde iç içe girmiş karışık olaylar bulunmaz. Ayrıntıya girmeden tek bir olay gösterilir. Olayın ön ve son tarafları, sebepleri ve sonuçları gerektikçe konunun ağzından halka duyurulur. Buna “olay birliği” denir. Trajedi olayının bir günde (24 saat) olup bitmiş gibi gösterilmesine “zaman birliği”, tek bir şehrin
    Belli bir köşesinde başlayan olayin yine orada bitmesine de “çevre(mekan) birligi” denir.
    Trajedilerde parlak nutukları andıran yüksek ve asil bir üslup kullanılır. Kaba, çirkin ve niteliği düşük sözler bulunmaz. Trajedi şairleri mısralarının derin manalı ve hikmet dolu olmasına önem vermişlerdir
    Trajedilerde kadere,ahlak,töre ve geleneklere üstün bir değer verilmiştir. Trajedinin maksadının “insani acılarının ifade edilerek seyircilerin ruhunda korku ve merhamet uyandırılması” olduğu kabul edilmektedir.

    Komedi
    Kişilerin,olay ve âdetlerin gülünç,eglendirici,yönlerini göstermek amaciyla ders vermeyi ve hoşça vakit geçirtmeyi hedef edinen tiyatro çeşididir.
    Dalkavukluk (çıkar sağlamak için birine aşırı saygı gösteren kimse), korkaklık, cimrilik, dalgınlık, ukalalık gibi insanlar için birer kusur olan huy ve alışkanlıklar dev aynasında büyütülerek ve abartılarak seyirciyi güldürecek tarzda sahneye konulur. Bu kusurlar derece derece pek çok insanda bulunduğundan bir bakıma seyirciyi kendi kendine güldürmüş olur. Böylece seyirciye ince bir ders vermek istenir.
    Komedilerde de konu, çevre, zaman birliği (üç birlik kuralı)benimsenmiştir. Konuları günlük hayattan alınan komedilerde kahramanlar rasgele kişilerdir. Çevre belli bir yerdir. Trajedilerin aksine kaba şakalar,kelime oyunları, kötüleyici imalar önemli yer tutmuştur. Molier’in komedileri üslup bakımından daha topludur.

    Komedi çeşitleri: Her zaman ve her yerde rastlanan insan kusurlarını belli tiplerde göstererek gülünç eden komedilere “karakter komedi”, belli bir toplumu ve ya bütün insanlığı alarak bozuk ve aksak yanlarını hicveden komedilere “töre komedisi”, edebi hicvin sahneye uygulanmış şekline “yergi komedisi”, bir derinliği olmayan, sırf güldürmek için yazılan komedilere de “entrika komedisi” denir.

    Dram
    Trajediyle komediyi bir araya getiren tiyatro çeşididir. Modern tiyatronun sürekli olarak aristokrat zümrenin yaşayişini veya sadece hayatin gülünç taraflarinin sahneye konmasini yeterli bulmayarak hayati birçok tarafiyla temsil etme arzusundan dogmuştur.
    Dram, nesir ve nazım halinde yazılabildiği gibi üç perdeden beş perdeye kadar olabilir. Üç birli kuralını tamamen reddeder. Beşeri temalardan çok toplumcu ve milli konuları işler. En kanlı ve çirkin olayları seyirciye göstermekten çekinmez.
    Konuları hayatın acıklı ve ya gülünç,çirkin ve ya güzel hemen her olayından alınabilen dramda kader, ümit, neşe, şüphe, tasa, facia ve komik davranışlar bir arada bulunabilir. Kahramanları arsında her tabakadan halkın yanı sıra üst tabaka kişileri de bulunur. Her türlü mizaca yer verilir. Dram eserleri hakikati göstermek iddiasında olmuşlardır.
    Dramın ciddi ve ağırbaşlı yazılmış şekline “piyes”,duygulandırıcı ve fazla heyecan verici olanına “melodram”, bir masalın sahneye getirilmesine de “feeri” denir.

    Opera
    Bütün sözler,hareketler ve jestlerin musikiyle bestelenmiş ve orkestra şefinin idaresine verilmiş dram ve trajedilerdir. Trajedilerde bir tek kelime müziksiz söylenmez. Opera, musiki, kilise ve paganizm (Eski Yunan Putperestligi)den çikmiştir. Agir bir hüzün havasi vardir. Olaylar acikli ve hislidir. Çok gösterişli dekor ve kiyafetler içinde sunulur.

    Operet
    Sözlerinin müziksiz kısımları müziklerden çok olan tiyatro eserlerdir. Halka hitap etmek için yazılır. Operetlerde renk,ışık,kıyafetler ve dans en göze çarpıcı şekilde kullanılır.

    Revü
    Operetin daha hafif fakat hiciv, alay, tenkit dolu çeşididir.

    Skeç
    Beş-alti dakikaya sigdirilan tablolar halinde kisa, musikili oyunlardir. Bir çeşidi de radyo skeçleridir.


    Bazı tiyatro terimleri

    Perde
    Bir sahne eserinin uzun bölümlerinden her biridir.

    Sahne
    Perde içindeki küçük bölümlere verilen addır. Ayrıca oyunun sergilendiği yerdir.

    Jest
    Herhangi bir şeyi açiklamak için oyuncunun yaptigi el kol hareketleridir.

    Kulis
    Tiyatroda sahnenin gerisinde ya da yanında bulunan oyuncuların kostümlerini giydikleri ,makyaj yaptıkları bölümdür.

    Dekor
    Piyes kişilerinin olaylari,yaşadiklari yeri seyirciye gösterebilmeleri için temsili ve somut tarzda hazirlanan çevredir.

    Suflör
    Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri seyircilere duyurmadan hatırlatan kişidir.

    Sofito
    Sahne üzerinde bulunan, dekor barlarının içinde hareket ettiği hacimdir.

Sayfayı Paylaş