Tum Sayfalar Mevcuttur Buyrun..

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde Moderatör Bahadır tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana

    SAYFA 83 ETKİNLİK SORUSU

    Kitabınızdaki metne göre iklim değişiklikleri insanlık tarihinde hangi siyasal ve kültürel değişikliklere sebep olmuştur.

    Büyütmek için tıklayınız, esas boyutları 800x553.





    Uzun yıllar süren göç hareketi bu bölgede yaşayan insanların daha ileriye doğru hareket etmeye zorlamış bu şekilde birbirini iten kavimler sonunda Avrupa’ya ulaşarak Kavimler Göçü’nü başlatmıştır.

    Bu göç hareketleri sonucu Avrupa Kıtası’nın çehresi değişmiş yeni ırkların yeni siyasal yapıların hatta yeni bir çağın başlamasına sebep olmuştur.

    SAYFA 84 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    S0RU-1-Avrupalılar yeni kıtalarda neden koloniler kurmuştur?

    Yeni keşfedilen kıtalarda veya kara parçalarında bulunan değerli maden, kaynak vb yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirmek. Ayrıca kıtaya göç eden kendi milletlerinden insanların birada tutunup bu topraklara sahip olmalarını sağlamaktır. Buralarda kendi kültürlerinin yerleşmeleri ve devamını da sağlamaktır. Yani bir amacı ekonomik, bir amacı da siyasi ve kültürel( sosyal) çıkarları sağlamaktır.

    SORU-2- Avrupalıların yeni kıtalara göçmesinin nedenleri nelerdir?

    Siyasi baskılardan kaçmak ve özgürlük ortamından faydalanmak, Dini inançlarını özgürce yaşayabilmek, Yenidünyanın yeni ortamını tanımak ve maceraya atılmak, Kendi ülkelerinde bulamadıkları ekonomik ve sosyal imkânları yakalayabilmek için gitmişlerdir.

    SAYFA 86 PERFORMANS ÖDEVİ

    Kitabınızdaki metinden faydalanarak bir göç haritası oluşturunuz.Oluşturduğunuz haritadan faydalanarak beyin göçünün daha çok hangi ülkelere olduğunu bunun nedenlerini yazınız


    Dünya Beyin Göçü Haritası

    Harita incelendiğinde beyin göçü daha çok gelişimini tamamlayamamış ekonomik sorunları olan yeteri kadar teknolojik bilimsel donanıma sahip olmayan ülkelerden bilimsel çalışmalar için yeterli sermayeye ve bilimsel,teknolojik donanıma sahip ülkelere gerçekleşmektedir.
    KANADA,ABD,AVRUPA,AVUSTRALYA,GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ beyin göçü alan ülkelere örnek verilebilir.

    GÖÇÜN NEDENLERİ ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    A- Doğal nedenler
    1-Erozyon,
    2-Kuraklık,
    3-Depremler,
    4-Volkanik püskürme,
    5-Sel ve su baskınları
    6-Toprak kaymaları,
    7-Çığ düşmeleri
    B- Sosyal nedenler
    1-Eğitim,
    2-Sağlık şartları
    3-Macera arama,
    4-Dini sebepler
    Kültürel farklar
    C- Siyasa nedenler:
    1- Savaşlar
    2- Mübadele,
    3- Etnik çekişmeler,
    4- İhtilaller,
    5- İç isyanlar,
    6- Terör olayları,
    7- Sınır değişiklikleri
    D-Ekonomik Nedenler
    1-İş İmkânları,
    2-Doğal kaynakların varlığı,
    3-Geçim sıkıntısı,
    4-Gelir adaletinin olmaması( Gelir dengesizliği)
    5-Tarımda makineleşmenin kırsal alanda ki ortay çıkardığı işsizlik,

    SAYFA 90 ETKİNLİK ÇALIŞMASI
    SORU-1-Göç alan yerlerde oluşan sorunlar nelerdir?

    1.Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.
    2.Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.
    3.Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)
    4.Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.
    5.Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.
    6.Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
    7.Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.
    8.Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,
    9.Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.
    10.Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.
    11.Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.
    12.Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.
    13.Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.
    SORU-2- Göç veren yerlerde hangi sorunlar oluşur.

    1.Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.
    2.Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.
    3.Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
    4.Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.
    KONU İLE İLGİLİ EK BİLGİ:

    Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.

    Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:

    1.Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.
    2.Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
    3.Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.
    4.Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.
    5.Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
    6.Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
    7.Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
    8.Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
    9.Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.
    10.Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin
    11.değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.
    12.Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.
    13.Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.
    14.Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.
    15.Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.
    16.Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;
    17.Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
    18.Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.
    19.Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalı;

    10.SINIF SAYFA 92-93 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI

    Aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

    SORU-1-Türklerin Orta Asya’dan göç nedenleri nelerdir.

    Kitabınızda sayfa 82 de 2. paragrafta sebepler belirtilmiştir.

    SORU-2-Sanayi devrimi ve savaşların göçe etkilerini söyleyiniz.

    Sanayi devrimi’yle gelişen teknoloji ve seyahat imkanları göç hareketlerinin hızlanmasında en önemli etkenlerden biridir.Savaşlardan bunalan insanlar göç hareketlerini hızlandırmıştır.
    SORU-3-Köyden kente göçün nedenleri nelerdir.

    1.Hızlı nüfus artışı,
    2.Tarım alanlarının miras yoluyla küçük parçalara ayrılması,
    3.Tarımda makineleşme ile işsizliğin oluşması (bu genelleme Karadeniz bölgesi için geçerliliğini yitirir.).
    4.Eğitim hizmetleri, alt yapı hizmetlerinin yetersizliği,
    5.Kan davaları ve terör.
    6.İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri.
    7.Sağlık hizmetlerinin yetersizliği (en az etkili).
    8.İş imkanlarının sınırlı olması.
    9.Kentlerde sanayinin gelişmiş olması.

    SORU-4-Göç veren bölgede ne gibi sorunlar ortaya çıkar.
    1.Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.
    2.Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.
    3.Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
    4.Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.

    Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.

    1.Göç vermesidir.

    2.Mübadele göçü
    3.Doğal afet göçü
    4.Beyin göçü
    5.Erkek nüfus
    6.Azalma

    Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların yanına D yanlış olanların yanına Y harfini yazınız.

    1-Y 2-Y 3-D ancak ülke imkanları ve gelişmişlik,bilimsel çalışmalara verilen önemde önemlidir.




    Devamı Aşağıdadır

    Mesajı son düzenleyen Saw ( 01-10-12 - 22:49 )


    08-10-09, 20:14 #3
    Saw
    Önemli olan: hayatta, en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır..


    Giriş Tarihi: 15-09-2009
    Mesajlar: 46,493
    Bahsedildi: 141 mesajda


    C: 10.Sınıf Coğrafya Kitabı Tüm Cevapları

    Diğer Edebiyat - Coğrafya - Dil ve Anlatım kitaplarının cevapları için tıklayınız.

    Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.


    1-Alt yapı sorunu yaşanır D
    2-Erozyon B
    3-İşçi ihtiyacı C
    4-Ülke eğitim görmüş insanını kaybeder.D
    5-Avrupa’dan Amerika’ya Göç E
    6-Çarpık kentleşme görülmez D
    7-Madencilik D
    8-Ürün çeşidinin fazlalığı
    9-Köyden kente göç B

    10.SINIF ETKİNLİK ÇALIŞMALARI SAYFA 96-97-99 LİSE 2. ETKİNLİK ÇALIŞMALARI
    Geçmişten Günümüze Geçim Tarzları
    Etkinlik Çalışması: (Sayfa96)



    Resimlere bakıldığında avcılık ve toplayıcılıkla geçinen sürekli yer değiştiren bir yaşam tarzına sahiptir. Yerleşik hayata henüz geçmemiş ve mağara kovuklarının barınma yeri olarak kulanıldığı bir yaşam şeklidir.
    Hazırlık Çalışmaları:
    1-Günümüzde başlıca geçim kaynakları nelerdir?
    1.Tarım: Tarla ve bahçe kültürleri, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık.
    2.Sanayi: İmalat sanayi ve madencilik.
    3.Hizmetler: Elektrik, su, gaz, ticaret, ulaşım, haberleşme, inşaat, mali kurumlar, toplum hizmetleri ( eğitim, sağlık vb.
    2-Ülkeler arasında geçim tarzları yönünden ne gibi farklılıklar vardır?
    Ülkelerin bulunduğu, iklim, yer şekilleri, gelişmişlik durumu ve kültürel özellikleri yönünden farklı özelliklerine göre;
    yetiştirdikleri ürünler, toprağa bağımlılık durumları, sanayileşme durumlarına göre geçim tarzları farklıdır. Gelişen sanayi ülkelerinde insanlar sanayi ve hizmetler sektörü ağırlıklı geçim sürdürürken, gelişmemiş ülkelerde insanların çoğu tarım sektörünün meslekleri olan çiftçilik, hayvancılık, avcılık vb. geçim kaynakları ile geçim sağlamaktadırlar.
    Dünyada farklı hayat tarzlarının nedenleri nelerdir?
    1-Coğrafya şartları
    A-Bulunulan alanın konumu
    B-Yer şekilleri özellikleri
    C-İklim şartları
    D-Bitki örtüsü şartları
    Dünyada konumu iyi olan ülkeler kolay gelişebilmektedir. Bunun yanında konumun önemi zamanla değişebilir. Örnek ilk Çağda İngiltere ve batı Avrupa ücra köşeler iken Kıtaların bulunması ile önemleri artmıştır. Buda gelişmelerine olumlu etki etmiştir. İklim ve bitki örtüsü hayat tarzının kolay veya zor olması yönünden etki eder. Ekvatoral bölge, çöller ve kutup bölgeleri insanları göçebeliğe zorlamıştır.
    Orta kuşak veya ılıman bölgenin coğrafi şartları yerleşik hayatı kolaylaştırmıştır.
    2- Tarihi ve sosyal Sebepler: Örneğin Japonya ve İskandinav ülkeleri bundan 100- 200 yıl öncede aynı tabiat şartları altında geri kalmış ve uygar dünya ile fazla ilgisi olmayan toplumları iken, coğrafi şartlar aynı kalmasına rağmen tarihi, sosyal ve ekonomik etkenler neticesinde dünyanın en ileri ülkeleri haline gelmişlerdir.
    Etkinlik çalışması: (Sayfa 97)
    Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuş mudur?
    Ekonomik faaliyetlerdeki çeşitlilik insanları arası etkileşimi arttırmıştır.
    Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuştur. Çünkü farklı geçim kaynakları farklı mesleklerin ve meslek gruplarının doğmasına neden olmuştur. Farklı meslek grupları farklı ekonomik yapıları ve bu da farklı toplumsal yapıları doğurmuştur.
    Etkinlik: çalışması: (Sayfa 99)

    Buharlı tren Buharlı gemi Buharlı traktör
    1-Buhar makinesinin bulunması tarım dışındaki diğer ekonomik etkinlikleri nasıl etkiledi?
    Sanayinin gelişmesi bu makine ile olmuş, insan ve hayvanlardan faydalanılarak yapılan üretim makine gücü ile yapılır olmuş, güçlü makineler seri üretimi getirmiştir.
    Sanayinin gelişmesi ile gereken hammaddeyi sağlamak ihtiyacı ve üretilen mamul maddelerin satılması için böyle kaynaklar arayışına itti. Bu ülkeler arası ticaretin gelişmesine yol açtı. İlk zamanlarda bu Avrupa’nın sömürgecilik anlayışını doğurmuştur.
    Üretilen malların götürülüp satılması, gereken hammaddenin uzak ülkelerden getirilmesi, fabrikalarda çalışacak işçilerin taşınması için güçlü ulaşım araçları gerekli idi. Bunun sonucu olarak başta buharla çalışan gemiler ve trenlerle başlayan güçlü ulaşım araçlarının yapılması ile de ulaşım gelişti.Ulaşımın gelişmesi haberleşme ve iletişimi kolaylaştırdı. Toplumlar arası etkileşim çoğaldı.Ulaşımın iletişimin gelişmesi ile turizm faaliyetleri de gelişmiştir.
    2-Buharlı gemi ve buharlı trenin gelişmesi sanayi ve ticaret üzerine nasıl etki etmiştir?
    Bu araçlar büyük yüklerin kısa zamanda ve daha ucuz maliyetle taşınmasına dolayısıyla hammadde sağlayarak sanayi üretimini kolalaştırma, üretilen malların pazarlara götürülmesi ve tüketimini sağlayarak da yine üretimi ve sanayinin gelişmesini teşvik edip kolaylaştırmıştır.Yeni kıtaların keşfine imkan sağlamış keşfedilen bölgeler ile ticaret faaliyetlerini olumlu etkilemiştir.
    3-Buharlı çekme traktörü tarıma nasıl etki etmiştir?
    Buharlı traktör, toprağın daha kolay, daha hızlı ve daha iyi işlenmesini sağlamıştır. Böylece tarım alanları genişlemiş, üretim artmıştır.Buharlı traktör tarımda kullanılması arazilerin daha kısa sürede kaliteli şekilde işlenmesine tarım ürünlerinin de kısa sürede ürün kaybına uğramadan hasat edilmesine imkân vermiştir. Bu daha fazla araziden yararlanmayı, daha fazla ürün veriminin gerçekleşmesine, hasatta ürün kaybının azalması yönünden katkı yapmıştır. Kırdan kente göçe neden olmuştur.


    10.SINIF Coğrafya Kitabı Sayfa 103 Etkinlik Cevapları

    Balıkçı, polis, demirci, çiftçi, bankacı, mobilyacı, Otobüs şoförü, Fırıncı, İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci, Satış elemanı, öğretmen, Overlokçu, Mobilyacı, Demir-çelik işçisi, Demirci, Çiftçi, Maden iççisi vb kavramlarını sınıflayınız.



    Birincil faaliyetler
    İkincil
    faaliyetler
    Üçüncül Faaliyetler
    Balıkçı
    Mobilyacı
    Polis
    Çiftçi
    Demir-çelik işçisi
    Bankacı, Overlokçu
    Maden iççisi
    Demirci
    Otobüs şoförü, Fırıncı
    Tarım
    Tekstil
    İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci
    Hayvancılık
    Satış elemanı, öğretmen
    İnşaat ustası, Çoban


    Etkinlik:104

    Ulaşım, Ticaret, Balıkçılık, Ormancılık, Tekstil, Eğitim, Enerji, Sağlık, Tarım, Hayvancılık, inşaat ve bayındırlık, Sigortacılık, Haberleşme kavramlarından oluşan ekonomik faaliyetler şeması yapınız.


    EKONOMİK FAALİYETLER
    Birincil faaliyetler
    İkincil faaliyetler
    Üçüncül faaliyetler
    Ormancılık
    Tekstil
    Ticaret
    Tarım
    Enerji
    Eğitim
    Hayvancılık
    Mobilyacı
    Sağlık
    Balıkçılık
    Demir çelik işçisi
    İnşaat bayındırlık
    Tekstil
    Sigorta
    Ulaşım


    Genel açıklama bu faaliyetlerin belirlenmesinde tarımla ilgili toprakla bağlantılı olanlar 1.faaliyet,hammaddenin işlenmesi yeni bir ürüne dönüşüm 2.faaliyet ,hayatımızı kolaylaştırıcı hizmet amaçlı yapılan faaliyetlerde 3.faaliyet gurubuna girer.

    10SINIF ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 106 10 SINIFLAR ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 106

    Etkinlik çalışması: İngiltere’nin nüfusun ekonomik faaliyetlere dağılımının değişimi

    Yıllar
    Birincil faaliyetler %
    İkincil Faaliyetler
    %
    Üçüncül Faaliyetler
    %
    1790
    75
    15
    10
    1890
    4
    56
    40
    1990
    3
    32
    65
    1-En çok değişim birincil Faaliyetlerde olmuştur.%75 den %4 e düşmüştür.

    2-Bu ülke tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş yaşamıştır.

    3-Ülkede sanayi devrimi sonrasında başlayan sanayileşme hareketleri bunun sonucu kırsal alandaki işsizlik sonucu kentlere göç, büyüyen kentlerde gelişen sanayide çalışma olanağı ile kentlerde artan nüfus ve bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için artan üçüncül ekonomik faaliyetler değişime neden olmuştur.


    10.SINIF SAYFA 107 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI
    SORU-1-Biyoteknolojinin ileride hangi gereksinimleri karşılayacağı beklenmektedir.
    Bitki, hayvan veya mikroorganizmaların tamamı yada bir barçası kullanılarak yeni bir organizma (bitki, hayvan yada mikroorganizma) elde etmek veya var olan bir organizmanın genetik yapısında arzu edilen yönde değişiklikler meydana getirmek amacı ile kullanılan yöntemlerin tam***** “Biyoteknoloji“ denmektedir.
    ·Kanser, AIDS gibi bir çok hastalığın tedavisi ve önlenmesinde kullanılacak genetik ürünler elde edilmesi
    ·Büyüme geriliği gibi sorunlara çare olacak ya da bulaşıcı hastalıklara karşı koyacak proteinlerin üretimi
    ·Rekombinant ilaç ve aşıları sentezleyecek transgenik bitkilerin geliştirilmesi
    ·Hasar görmüş beyin hücrelerinin ve omuriliğin onarımı
    ·Organik atıkları metabolize edecek bakterilerin elde edilmesi biyoteknoloji uygulamalarına verilebilecek örneklerdir.
    Kitabınızda 100.sayfada 2.paragraftan itibaren açıklamalar devam etmektedir.
    SORU-2-Selçuklular zamanında Kervansarayların yaygınlaşması hangi ekonomik faaliyetin ön planda olduğunu gösterir.
    Ticaret faaliyetlerinin ön plana çıktığının bir göstergesidir.
    SORU-3-Sanayi devrimi tarımı nasıl etkilemiştir.
    Tarımda makineleşme faaliyetleri ön plan çıkmış daha fazla arazinin işlenmesi ve üretimin artmasına sebep olmuştur.
    SORU-4-Bilgisayar insanların ekonomik faaliyetlerini nasıl etkilemiştir.
    Ekonomik faaliyetlerde pazar payı büyümüş insanlar daha geniş kitlelere ulaşma imkanı bulmuşlardır.İşlerini daha kolay idare etmeleri konusunda büyük bir avantaj sağlamıştır.Pazarlama ve reklâm kolaylıkları olmuştur.
    SORU-5-Paleolitik ve Neolitik dönemini birbirinden ayıran ekonomik faaliyet hangisidir.
    Neolitik zamanda tarıma geçilmesidir.
    Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
    1-Birincil faaliyet
    2-İkincil faaliyet
    3-Üçüncül faaliyet
    Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların yanına D yanlış olanların yanına Y yazınız.

    1- Y 2- Y 3- Y 4- D 5- D
    Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.
    1-Tarım başlamıştır C şıkkı
    2-Baskı hatası doğru cevap Ticari ilişkilerin geliştiğini olacak D şıkkı

    10.SINIF SAYFA 110 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    Kitabınızdaki Türkiye Toprak Haritası’nı inceleyerek soruları cevaplandırınız.


    SORU-1-Kahverengi Orman topraklarının Karadeniz kıyılarında yaygın olmasının sebepleri:

    Kahverengi orman toprakları orman örtüsü altında oluştuğu için Karadeniz kıyılarında daha yaygındır.
    Karadeniz kıyılarında ılıman nemli ve yağışlı iklim ve buna bağlı gür ormanların varlığı kahverengi orman topraklarının çok yaygın olmasını sağlamıştır.

    SORU-2-Terra-Rossa topraklarının Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olmasının sebepleri:

    Bölgede etkili olan iklim şartları ile bağlantılıdır. Yine içinde demir oksitlerin yer aldığı kireç taşlarının erimesinden sonra kalan killi malzemelerin çok olması.Ayrıca bu bölgelerde oksitlenme için gerekli yüksek sıcaklıkların olmasıdır.

    SORU-3-Kahverengi ve Kestane renkli bozkır topraklarının iç bölgelerde yaygın olma sebepleri:

    Karasal iklim ve buna bağlı bozkırların varlığı iç bölgelerde bu toprakların yaygın olmasının temel sebebidir.Yağış azlığı ve cılız bitki örtüsü kahverengi ve kestane bozkır topraklarını oluşturmaktadır.

    SORU-4-Kolüviyal ve Litosol toprakların iç bölgelerde yaygın olma sebepleri:

    Kolüviyal ve litosol topraklar bitki örtüsünden yoksun eğimli yüzeylerin bulunduğu arazilerde oluşmaktadır. İç bölgelerimizde bitki örtüsü bakımından fakir olduğu için yüzeysel aşınma çok olur. Böylece eğimli yamaçlarda litosoller, dağların eteklerinde de kolüviyal topraklar oluşmaktadır. Ayrıca bu bölgelerde yağışların düzensiz olması ve sağanak yağışlar sonucu oluşan sellerin çok olması.
    SORU-5-Alüviyal toprakların dağılışında belirleyici faktör:

    Alüviyal topraklar akarsular tarafından oluşturulmaktadır, dolayısı ile dağılışları akarsuların dağılışına bağlıdır.

    SORU-6-Toprak tiplerinin dağılışı ile yağış-bitki örtüsü ilişkisi:

    Toprak oluşumunda en etkili faktör iklimdir. Çünkü fiziksel ve kimyasal ayrışma olayları, bitkilerin yetişmesi, toprağın yıkanması, topraktaki organik maddelerin parçalanması, topraktaki organizma faaliyetleri iklime bağlıdır. Yağış miktarı değiştikçe bitki örtüsü ve toprak tipleri de değişir. Örneğin yağışın bol olduğu Karadeniz bölgesinde bol ormanlar ve kahverengi orman toprakları oluşurken, iç bölgelerde yağışın az olduğu yerlerde bozkır ve kestane ve kahverengi bozkır toprakları oluşmaktadır.



    Nerede hangi toprak tipi var

    Karadeniz İklim bölgesinde:

    a)Ilıman-Nemli yerlerde:
    Kahverengi orman toprakları

    b)Soğuk-Nemli yerlerde:

    Podzol

    Akdeniz İklim bölgesinde:

    Terra-Rossa

    Karasal İklim bölgesinde:

    a)Ilıman karasal iklim olan yerlerde: Kestane ve Kahverengi Bozkır toprakları

    b)Soğuk karasal iklim olan yerlerde: Çernezyom

    Akarsuların kıyılarında ve denize döküldüğü yerlerde:

    Alüviyal

    Eğimli yüzeylerin bulunduğu yerlerde:

    Litosol ve Kolüviyal

    Volkanik arazilerde:

    Regosel

    Kapalı havzalarda ve eski göl tabanlarında:

    Tuzlu topraklar

    10.SINIF SAYFA 113-114-116 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

    Kitabınızdaki resimlerde ülkemizde toprak kullanım alanlarından bazıları verilmiştir.

    ETKİNLİK SAYFA 113

    SORU-1-Çevrenizde hangi ekonomik faaliyetler yürütülmektedir? Bunun nedenleri nelerdir? Sorusu sorularak;
    Resimlerden de faydalanarak çevremizdeki ekonomik faaliyetleri düşünelim ve bu faaliyetlerin toprakla bağlantısını anlamaya çalışalım.Bur da toprakla birlikte iklim şartları da kendisini gösterebilir;çeşitli farklılıklara yol açabilir.
    Yaşadığımız çevrede, Tarım çalışmaları( sebze, endüstri bitkileri, baklagiller, tahıl, çiçek yetiştiriciliği), Ormancılık, Bağ ve bahçe bitkileri yetiştiriciliği, toprağa bağlı sanayiler
    (çimento, seramik, çinicilik) yapılmaktadır. Çünkü yaşadığımız çevrede düz arazilerde tarla bitkileri, eğimli arazilerde zeytin, bağcılık, yüksek dağlık alanlarda ormancılık yapılması için yer şekilleri, iklim şartları uygundur.
    SORU-2-Kitabımızdaki resimlerde görülen faaliyetler dışında ülkemiz topraklarından nasıl yararlanılır.
    Resim dışında ülkemiz topraklarından dikili araziler (meyve bahçeleri ve bağlar)Çayırlık ve mera alanları,Sanayi tesislerine hammadde sağlanması,yerleşim alanları,kara ve demir yolları şeklinde yorumlanabilir.Çevrenizde gördüğünüz ekonomik faaliyetleri toprakla ilişkilendirip örnekleri arttırabilirsiniz.
    ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 114
    Kitabınızdaki Türkiye arazi kullanım haritasından faydalanarak;

    Büyük hali için haritaya tıklayınız...
    SORU-1-Yaşadığınız yeri bularak burada topraklardan hangi alanlarda faydalanıldığını bulunuz?
    Bu soruyu cevaplandırırken harita üzerinde yaşadığınız bölgeyi bulunuz harita lejant bölümünden o bölgede yapılan faaliyetleri yazabilirsiniz.
    Endüstri bitkileri alanında, Bağ ve bahçe kültürlerinde, Tarım alanları, Ormancılık alanında faydalanılmaktadır.
    SORU-2-Kuzeydoğu Anadolu’da toprak daha çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?
    Otlak çayır alanları yaygın olup buralarda büyükbaş hayvancılık faaliyetleri yaygın olarak yapılmaktadır. Buranın yükseltisi fazla iklim tarıma çok uygun değil, yaz yağışları uzun boylu çayırları oluşturmuştur. Arazide dağlık ve engebeli olması buralarda hayvancılığı geliştirmiştir.



    Ayrıca buralarda çöküntü ovalarında tarım faaliyetler, yüksek alanlarda ormancılık faaliyetleri yapılmaktadır.

    SORU-3-İç kesimlerde toprak en çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?
    İç kesimlerde arazi daha çok tarım ( tarla)alanlarından oluşmuştur. Ayrıca otlak ve çayır alanları mevcuttur. Az olarak ta bağ ve bahçe alanları vardır. Çünkü bu bölgelerde arazi düz tarıma uygundur. Ancak iklimin karasal olması bağ ve bahçe alanlarını kısıtlamış, bölgelerde var olan bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir.
    SORU-4-Topraklardan faydalanma açısından kıyı ile iç kesimler arasında ne gibi farklılıklar vardır?


    PAMUK ZEYTİN MISIR
    Ülkemizde kıyı kesimlerde arazinin çoğu endüstri bitkileri, orman, bahçe ve bağ bitkileri gibi alanlarda kullanılmaktadır. Bu bitkiler hem daha fazla yağış isteyen, hem de birçoğu kış soğuğuna dayanamayan bitkilerdir.
    İç kesimlerde ise daha çok tarla bitkileri çayır ve mera alanları ağırlıktadır.


    BUĞDAY NOHUT YULAF
    Buralarda su isteği az olan kuraklığa dayanıklı (tahıllar, baklagiller) ve bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir. Buralarda endüstri bitkileri yetiştiriciliği ve ormanlar azdır. Bağ ve bahçe bitkileri de az yer tutar.

    SORU-5-Tarım alanları nerelere daha çok yoğunlaşmıştır?
    Daha çok iç kesimlerde yoğunluk kazanmıştır.Harita incelendiğinde bu bölgede özellikle iklim şartları çok elverişli olmaması su problemi bölgede tarla tarımını desteklemiştir.Kıyı kesimlerde tarımsal faaliyetler daha çok bağ bahçe ,endüstriyel bitki ağırlıklıdır.Arazi yapısı da tarım alanları bakımından son derece geniş düzlükleri barındır.
    ETKİNLİK SAYFA 116
    SORU-1-Ormanlarımızın kıyı bölgelerimizde yoğunlaşmasının nedenleri:
    Kıyı bölgelerin nem ve yağış özellikleri ağaç yetişmesine daha uygun olması ve ormanlar tahrip edilse bile kendini yenileyebilme özelliğini taşıması.
    İç bölgelerde nem ve yağış özellikleri ağaç yetişmesini kısıtlamıştır ve önceleri var olan ormanlar tahriplerle yok edilmiştir.tahrip edilen yerlerde orman kendini yenileyemediği için iç bölgeler orman bakımından fakirleşmiştir. Yani iç bölgeler günümüzde fakir, geçmiş dönemlerde iç bölgelerde zengin orman alanları vardı.
    SORU-2-Ormanların asıl ve yan ürünleri:
    Asıl ürünler: Tomruk, Tel Direği, Maden Direği, Parke, Mobilya, Sunta, Kontrplak
    Yan ürünler: Reçine, Sığla Yağı, Kozalak, Keçi Boynuzu, Defne Yaprağı, Ihlamur, Çıra
    SORU-3-Orman ürünleri sanayisinin geliştiği yerler:
    Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz, Kıyı Ege ve Adana Bölümleri orman ürünleri sanayisinin en fazla geliştiği yerlerdir.
    Orman Ürünleri Sanayisi:
    Ağaç malzemeden üretilen tüm malzemeler orman ürünleri endüstrisine girer. Karadeniz Bölgesi’nde hammadde fazla bulunduğundan burada gelişmiştir.
    Başlıca kereste fabrikaları Düzce, Bartın, Ayancık, Rize, Ordu, Ardeşen, Burdur, Antalya ve Isparta’da bulunur.
    Mobilya Sanayii: Adapazarı, Ankara, İnegöl, İstanbul, İzmir ve Kayseri’de gelişmiştir. Türkiye mobilya ürünlerini ihraç edebilmektedir.

    Kâğıt fabrikaları: İzmit, Balıkesir, Giresun, Zonguldak, Taşucu, Dalaman, Bolvadin, Bartın ve Denizli çevresinde bulunur.

    SAYFA 116 PERFORMANS ÖDEVİ

    Türkiye de ham maddesi toprağa dayalı fabrikların nerelerde kurulduğunu ,bu fabrikalarda nelerin üretildiğini araştırınız.
    Çimento fabrikaları:
    Hammaddesi kolay temin edilir. Her bölgede inşaat sanayiinde kullanılır. Ayrıca ulaşım masrafları maliyeti artırır. Bu nedenle çimento fabrikaları Türkiye’nin her bölgesine dağılmıştır. İstanbul, İzmit, Adana, İzmir, Elazığ, Mersin, Yozgat, Denizli, Adıyaman, Ordu gibi merkezler bunlardan bazılarıdır.
    Cam fabrikaları:
    İstanbul, Denizli, Mersin, Kırklareli ve Sinop’ta cam fabrikaları bulunmaktadır. Ülkemiz cam ürünleri üretiminde ve ihracatında Dünya’da sayılı ülkeler arasındadır.
    Seramik fabrikaları:
    Çanakkale, Bilecik, Kütahya, İstanbul ve İzmir’de bulunmaktadır. Üretimin bir kısmı yurt dışına ihraç edilir.
    Kiremit fabrikaları;
    İzmir-Salihli arası, Manisa, Uşak, Afyon ve Kütahya’dadır.
    Tuğla fabrikaları
    Bolu, Eskişehir ve Bartın’dadır.

    TÜRKİYEDE ÇİMENTO FABRİKALARI
    ADANA
    Çorum
    İzmir
    Samsun
    Adıyaman
    Denizli
    KARABÜK
    Siirt
    Afyon
    DİYARBAKIR
    Kars
    Sivas
    ANKARA
    EDİRNE
    Kayseri
    Şanlıurfa
    ANTALYA
    Elazığ
    Kırklareli
    TRABZON
    AYDIN
    Erzurum
    Kocaeli
    VAN
    Bartın
    Eskişehir
    Konya
    Yozgat
    Bolu
    Gaziantep
    Mardin
    Zonguldak
    BURDUR
    Hatay
    Mersin

    Bursa
    Isparta
    Nevşehir

    Çanakkale
    İstanbul
    Niğde



    LİSE 2. SINIFLAR SAYFA 117 HAZIRLIK VE ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    SORU-1- Çevremizde bulunan bitki türleri adları nelerdir?
    Bu soruyu Marmara bölgesi için cevaplıyorum sizde kendi bölgenizin iklim özelliklerine göre yazabilirsiniz.Diğer bölgeler için aşağıdaki linke tıklayıp araştırma yapabilirsiniz.
    Marmara kıyılarında 250–300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağ’da ormanlar yer alır.Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir.Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.

    Mersin, defne, kocayemiş, zeytin, süpürge çalısı, tesbih, sandal, zakkum, Delice Zeytin, Zeytin, kızılçam, sarıçam, karaçam, kayın, kestane, meşe, ıhlamur, kavak, ladin, köknar, böğürtlen, çınar, gürgen, incir, mazı, nergis, nilüfer, servi, Uludağ göknarı, dağ çayırları,
    SORU-2- Bu bitkiler hangi özellikleri ile birbirinden ayrılır?
    1-Büyüklükleri yönünden, kimi ağaç, kimi çalı, ot gibi
    2-Yaprak özellikleri yönünden geniş ve iğne yapraklı olanlar gibi,
    3-Yağış ve sıcaklık istekleri yönünden farklıdır.
    4-Bitkilerin bazıları çok yıllık ve uzun ömürlü, bazıları ise tek yıllıktır.
    5-Bazıları yıl boyu yeşil kalır, bazıları yaprak dökerler.
    6-Bitkilerin bazıları ağaçsı gövdeye, bazıları ise otsu gövdeye sahiptir.
    SORU-3- İklim ile bitki örtüsü arasındaki ilişki:

    Konu ile ilgili genel bilgiler


    1. Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.
    2. Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.
    3. Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar.Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar.Ancak, genel olarak Ekvator'dan kutuplara doğru, geniş yapraklı ormanlar, karışık ormanlar ve iğne yapraklı ormanlar, şeklinde kuşaklar meydana gelmiştir.
    4. Kuzey güney yönünde mesafe arttıkça ve enlem farkı arttıkça oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.
    5. Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur. Örneğin; Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin bir göstergesidir. Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin oluşmasına sebep değil bu iklimin sonucudur. Maki bitki örtüsüne bakılarak Akdeniz iklimi hakkında tahminlerde bulunulabilir.

    ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 117

    Ülke
    Yüzölçümü
    Bitki tür.
    Endemik b.
    Türkiye
    814.000
    12.000
    3778
    İran
    1.648.000
    8000
    1880
    İtalya
    301.000
    5600
    712
    İspanya
    504.000
    5000
    500
    Yunanistan
    131.000
    5000
    745
    Fransa
    551.000
    4650
    135




    Tabloda yer alan ülkeler Türkiye, İran, İtalya, İspanya, Yunanistan, Fransa Dünyadaki konumları itibarı ile aynı iklim kuşağında yer almaktadırlar.
    Tabloda görüldüğü gibi ülkelerin kapladığı alan ile sahip olduğu bitki ve endemik bitki türü yoğunlukları doğru orantılı dağılmamıştır.
    Tablodaki ülkeler içinde kapladığı alana göre bitki türü ve endemik bitki türü açısından en zengin ülke TÜRKİYE iken, bitki türünde İran Endemik bitki türünde ise Fransa en fakir ülkedir.
    Türkiye’nin bitki zenginliği aynı iklim kuşağında yer almalarına rağmen çeşitlilik bakımından Türkiye de iklim çeşitliliği daha fazladır..Endemik bitkiler için geçmiş dönemlerde farklı iklim şartları yaşanmış olmasıdır.

    Devamı Aşağıdadır
    Mopha bunu beğendi.
    Mesajı son düzenleyen Saw ( 01-10-12 - 22:50 )


    08-10-09, 20:16 #4
    Saw
    Önemli olan: hayatta, en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır..


    Giriş Tarihi: 15-09-2009
    Mesajlar: 46,493
    Bahsedildi: 141 mesajda


    C: 10.Sınıf Coğrafya Kitabı Tüm Cevapları

    Diğer Edebiyat - Coğrafya - Dil ve Anlatım kitaplarının cevapları için tıklayınız.

    10. SINIFLAR SAYFA 118 PERFORMANS ÖDEVİ RELİK VE ENDEMİK BİTKİLER Endemik, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türler endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılır.

    Ülkemizdeki endemik türlerin en önemlilerinden birkaçı; Kazdağında orman meydana getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Eğridir güneyindeki Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis), Beşparmak Dağları (Ege bölümü)ndaki Kral eğreltisi (Osmunda regalis) ile Datça yarımadasında bulunan Datça hurması (Phoneix theophrasti)dır.

    ülkemiz, hem çeşitli familyalara ait hem de endemikler yönünden de çok zengindir.
    Türkiye’de yetişen endemik türler tabiatta, aşırı otlatma, yangın, bilinçsiz kesim, söküm,ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır.Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yer yüzünde ortadan kalkması anl***** gelmektedir.
    Kaz dağı göknarı:
    Türkiye’de yalnızca Kazdağı’nda yetişen endemik bir göknar alt türü. 30 metreye kadar boylanabilir. Tomurcukları bol reçinelidir.


    İğne yapraklı uzun sürgünler üzerinde tek tek ışığa yönelik olarak tarak biçiminde dizilmişlerdi.Yaprağın üst yüzü hafif olukludur, alt yüzünde ise iki tane belirgini gümüşi renkte beyaz stoma bandı bulunur. İğne yapraklar sürgünler üzerinde uzun süre, 7-10 yıl kalır
    Kasnak meşesi
    25-30 m boya ulaşabilen geniş ve yaygın tepeli bir meşe türü.
    Genç sürgünler sarımtrak veya kırmızımtrak olup, önceleri tüylü daha sonraları çıplaktır. Tomurcuklar büyük yumurta biçiminde kahverengi kırmızı, tüysüzdür. Tomurcuk pullarının kenarları kirpiklidir.


    Yapraklar sürgünler üzerinde oldukça aralıklı dizilmiştir. Yaprak ayası ters yumurta veya eliptik biçimli, dip tarafı çarpıktır. Yaprakların alt yüzü basık ve yıldız tüylüdür. Üst yüzü çıplak ve koyu yeşildir. Kadeh çok belirgin ve yarımküre şeklindedir.
    Endemik bir türdür.Kütahya, Konya, Afyon, Isparta, Eğirdir yörelerinde bulunur. 1300-1800 m yükseltilere kadar çıkabilir.
    Datça hurması
    Datça Hurması, Datça Yarımadasında batı-doğu yönünde uzanan sıradağların kuzey ve güney aklanlarında olmak üzere, iki ayrı yörede bulunmaktadır.
    Datça Hurması bu aklanda küme ve guruplar halinde veya tekil olarak da geniş bir alanda yayılış yapmakta ve yayılış sahilden 300-350 m yükseltiye kadar ulaşabilmektedir.


    Kuzeyi kapalı, sıcak, deniz etkisi altındaki vadi tabanlarının uygun kısımları ile deniz kenarındaki kum ve çakıl üzerinde yer almaktadır. yaklaşık 10 m boyunda olup Datça’da 10-15 m. boylara ulaşabilmektedir.
    Sığla ağacı
    25-40 m’ye kadar boylanan yaprak döken kalın dallı ve geniş tepeli bir ağaçtır. İlk bakışta çınara benzer. Yaşlandıkça, kabuğu koyulaşır ve derin çatlaklı bir görünüm alır.


    Çiçekler küçüktür. Çiçek kurulu 1-2 cm çapında olup küre şeklinde çok sayıda çiçek kümesini bulundurur. Meyve 2-4 cm çapında çok sayıda kapsülden oluşur
    Istranca meşesi:
    25 m’ye kadar boylanabilen düzgün gövdeli dar tepeli bir meşe türüdür. Gövde kabuğu düzenli aralıklarla çataklıdır. Yapraklar ters yumurta biçimindedir. 7-10 civarında yaprak damarı bulunur. Damarlar birbirine paraleldir.


    Her iki yüzüde çıplaktır. Alt yüzünde basit ya da yıldız tüyler bulunur. Meyve sapı 2-7 cm uzunluğundadır. Bir sapta 3-4 tane meyve bulunur.
    RELİK (RELİKT) BİTKİ: (Relikt Plant): Kalıntı, eskiden kalma, günümüze gelme…Paleoklimatik koşullarda yetişerek yaygın bir durum alan, fakat iklim koşullarının değişmesi üzerine günümüzde zorlukla yaşamını sürdüren bitki toplulukları ve bunların üyeleri

    Örneğin, Karadeniz Bölgesinde yer yer kıyı kuşağında ve ve ardındaki oluklarda bulunan Akdeniz bitki toplulukları, daha önce bu bölgeye Akdeniz iklim koşulları egemen iken yerleşmişler; ancak, günümüz koşulları altında da yetişmelerini sınırlı olarak sürdürme olanağı bulmuşlardır. Güneybatı Anadolu’da Köyceğiz, Marmaris dolaylarında küçük ormanlar oluşturan Sığla (Günlük) ağacı (Liquidambar Orientalis) de relik bitki özelliği göstermektedir.
    Ihlamur
    Boyları 20-30 m’ye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır.


    Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.
    Kestane
    Kuzey Anadolu ve Marmara Bölgesi’nde yayılış gösterir. Türkiye’de doğal olarak yetişen tek kestane türü olan “Anadolu kestanesi” 30 m boya erişebilen, geniş tepeli bir ağaçtır. Ülkemizde 25.278 hektar koru, 3.614 hektar baltalık kestane ormanı bulunmaktadır.


    Gençken düzgün olan gövde kabukları yaşlandıkça çatlaklı bir görünüm alır. Mızraksı yapraklarının kenarları kaba dişlidir. Çiçekleri önemli bir bal kaynağı olan kestanenin meyvesi de ekonomik değere sahiptir.
    Ladin
    Kuzey yarıkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yayılış gösteren ladinin 40 değişik türü ve bu türlere ait varyete ve formları vardır. Uzaktan bakıldığında göknara benzese de piramide benzer tepesi ve sarkık dalları ile ondan ayırt edilebilir. Boyu 40-50 m’ye kadar ulaşabilir. İğne yaprakları kısa, sivri uçlu ve kesitli dört köşedir.


    Olgunlaşmış kozalağının pulları dağılmaz.
    Ülkemizde Doğu Karadeniz dağlarının denize bakan yüksek kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kuran türü Doğu ladinidir (P. Orientalis, Y). Ülkemizde 146.300 hektar saf Ladin ormanı bulunmaktadır.
    Kızılağaç
    Trakya, Marmara çevresi, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz’de saf ve karışık olarak yayılış gösteren kızılağaç, boyu 20 m’yi aşabilen, esmer kabuklu, seyrek dallı bir ağaçtır. Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür.


    Ülkemizde 66.357 hektar koru, 297 hektar baltalık kızılağaç ormanı bulunmaktadır. Uzunluğu 4-9 cm genişliği 3-7 cm arasında değişen ters yumurta biçimli ve testere dişli yaprakları vardır. Köklerinde bulunan, havanın serbest azotunu bağlayan yumrular nedeniyle toprakları azotça zenginleştirir.
    ardıç
    Sürüngen çalılardan büyük ağaçlara kadar çok çeşitli türleri olan ardıç, hemen hemen bütün bölgelerimiz yüksek dağlık kesimlerinde doğal yayılış gösterir.


    Bazıları servi gibi pul yapraklara, bazıları da batıcı iğne yapraklara sahiptir.
    Göknar
    40m’ye kadar boylanabilen göknarlar, kendine özgü formu, gövde kabuğu iğne yaprakları ve hatta kokusu ile Çamgiller familyasının diğer türlerinden ayırt edilebilir.


    Yapraklarının alt yüzeyinde beyaz çizgiler vardır.Kozalaklar sonbaharda olgunlaşınca pulları dökülür. Ülkemizde 213.652 hektar saf göknar ormanı bulunmaktadır.
    Karaçam
    Bütün kıyı bölgelerimizin dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta stebe kadar sokulur.Ülkemizde 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır.


    Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yapraklarının koyu yeşil rengi ile diğer çam türlerinden ayrılır.30-35 m’ye kadar boylanabilir.


    10.SINIFLAR SAYFA 120-121 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    Kitabınızdaki bölümde beş ağacın Türkiye’deki yayılış alanları ve özellikleri verilmiştir. Diğerlerini siz tamamlayınız.

    FISTIK ÇAMI: Tipik bir akdeniz ağacı olan fıstıkçamı ülkemizde batı ve güney Anadolu’da ormanlar oluşturur.15–20 m boyundadır. Gençlik döneminde yuvarlak tepesi, yaşlılık dönemimde ise şemsiye şekilli tepesi ile diğer çam türlerinden ayrılır.

    Tohumları iri olup çam fıstığı olarak bilinir. Batı Anadolu köylülerinin önemli bir gelir kaynağıdır.
    IHLAMUR: Büyümesi çabuktur. Filizlenme gücü yüksektir. Işık ağacıdır. Sıcaklık isteği nispeten fazladır. Derin, serin yumuşak, besin ve madence zengin, ılımlı humuslu toprakları sever. Kireçli topraklarda da yetişmektedir. Tuzlu topraklardan kaçınır. Donlara ve kuraklığa karşı duyarlıdır. Güçlü kazık kök yapar, sığ ve fakir topraklarda kuvvetli yan kökler geliştirir, kuvvetli kök sürgünü verir. Boyları 20–30 m.ye kadar ulaşabilen geniş yapraklı ve yaprak döken bir ağaçtır. Büyüklüğü 5–10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.

    Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Avrupa’da eskiden köy mahkemeleri genelde bu ağaçların gölgelerinde kurulurdu. Bu yüzden ıhlamur, mahkeme ağacı ya da mahkeme ıhlamuru olarak ta bilinir. Germen ve Slav halklarında ıhlamur kutsal bir ağaçtır. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır.

    Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır. Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.

    Türkiye'de doğal olarak 3 tür bulunur. Ülkemizde başta kıyı ve batı bölgeleri olmak üzere iç bölgelerimizde de yetiştirilmektedir.

    KESTANE: Kestane yıllık yağış toplamı 600–1200 mm olan yerlerde susuz yetişebilir. Bu nedenle yağış kestane yetiştirticiliği için önemlidir. Çiçeklenme döneminde yağan yağışlar meyve tutumunu olumsuz etkiler. Kestane kış düşük sıcaklıklarda –30 dereceye kadar dayanabilmektedir. Ancak ilkbaharın geç ve sonbaharın ilk donlarına karşı hassastır.

    Kayıngiller familyasından Castanea cinsini oluşturan ağaçların ve bu ağaçların yenilebilen tohumlarına verilen ad.

    Kerestesi, dayanıklılık ve dekoratif özellikleri bakımından meşe ağacının odununa benzemekle birlikte, kuruma esnasında çatlaması ve eğrilmesi nedeniyle, bu ağaçtan büyük boyutlu kereste elde edilememektedir. Ancak dayanıklılığı nedeniyle bazı ahşap bahçe işlerinde bu ağaçtan faydalanılmaktadır. İtalya'da fıçı yapımında kullanılmaktadır.

    Kuzey Anadolu ve Marmara Bölgesi'nde yayılış gösterir. Türkiye'de doğal olarak yetişen tek kestane türü olan "Anadolu kestanesi" 30 m boya erişebilen, geniş tepeli bir ağaçtır. Ülkemizde 25.278 hektar koru, 3.614 hektar baltalık kestane ormanı bulunmaktadır. Gençken düzgün olan gövde kabukları yaşlandıkça çatlaklı bir görünüm alır. Mızraksı yapraklarının kenarları kaba dişlidir. Çiçekleri önemli bir bal kaynağı olan kestanenin meyvesi de ekonomik değere sahiptir.

    Tohumlar, ateşte közlenmiş, haşlanış veya suda kaynatılmış olarak tüketilir. İlkine çoğunlukla 'kestane kebap' denilmektedir, bu yöntem, kestane tohumları üst kısımları hafifçe çizildikten sonra, 200–220 °C ısıda 10–15 dakika süreyle fırına verilerek hazırlanır. Kestane aynı zamanda bazı çörek, kek ve pasta çeşitlerinde de kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle Bursa ilimizde Kestane Şekeri adıyla bilinen bir tatlı çeşidi de çok sevilmektedir ve oldukça büyük miktarlarda üretilmektedir.

    KAYIN: Kışın yaprağını döken orman ağaçlarıdır. Çok sayıda pullarla örtülmüş bulunan iğ biçimindeki sivri uçlu ve büyük tomurcuklar sürgünlere yatık değil, onlarla açı yapacak şekilde dizilmiştir. Yaprak ayası dişli veya düzdür; nispeten kısa bir sapı, zamanla dökülen şerit halinde kulakçıkları vardır. Açık gri veya koyu gri renkli kabukları ağaçların hayatı boyunca çatlamadan düz ve pürüzsüz kalır. Meyvelerin tohumu yağlıdır.

    Ülkemizde dağılışı: Daha çok kuzey bölgelerimizde doğal yayılış göstermekle birlikte kayın ağacı güneydeki Amanoslar'da da yayılış gösterir. Saf ya da göknar, ladin, çam ve meşelerle karışık geniş ormanlar kurar. Ülkemizde 713.842 Ha. koru ve 1.555 Ha. baltalık kayın ormanı bulunmaktadır. 40 m. boya ulaşabilen kayınların düzgün ve silindirik gövdeleri vardır. 6–9 cm uzunluktaki dalgalı kenarlı elips şeklindeki yapraklarının sonbahardaki kırmızı rengi çok etkileyicidir. Yağlı meyveleri doğada yaban hayvanları için önemli bir besin kaynağıdır.


    Türkiye'de doğal olarak yetişen türleri; Doğu Kayını (Fagus orientalis), Avrupa Kayını (Fagus silvatica).

    LADİN:Kuzey yarıkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yayılış gösteren ağaç türlerine verilen ad. Uzaktan bakıldığında köknara benzese de piramide benzer tepesi ve sarkık dalları ile ondan ayırt edilebilir. Boyu 40–50 m' ye kadar ulaşabilir. İğne yaprakları kısa, sivri uçlu ve kesitli dört köşedir. Olgunlaşmış kozalağının pulları dağılmaz.

    Bulutlu nemli, sisli ve soğuk havaları seven bir ağaçtır. Ülkemizde saf ladin ormanları ya da diğer orman ağaçları ile karışık halde bulunan ormanlar oluşturur. Ülkemizde genelde kuzey Anadolu ‘da özellikle Ordu’nun doğusundan itibaren Artvin çevresine doğru uzanır. Karadeniz dağlarında 2300 metrelere kadar çıkan ladinler. Özellikle Ardanuç ve Gümüşhane yakınlarında boyları 60 metreye varan ladinler bulunur. Yumuşak keresteli ağaçlardandır.

    SARIÇAM: Kuzey Anadolu'nun yüksek dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurmakla birlikte, küçük adacıklar halinde iç ve güney bölgelerimize kadar ulaşır. Ülkemizde bulunan sarıçam ormanlarının kapladığı alan 757.426 hektardır.
    Adını, levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı renginden alır. Narin gövdeli, sivri tepeli ve ince dallı bir ağaçtır. Yetişkin ağaçların boyu 40 metreyi aşar. İnce yapraklarının kısalığı ve mavimsi yeşil rengi ilk bakışta diğer çam türlerinden ayırt edilecek özellikleridir.

    İğne yaprakları ikili, mavi-yeşil, kıvrık, sık dizilmiş, genellikle 4–5 cm uzunlukta, uçları sivri, genellikle 2–3 yıl, nadir olarak da 4–5 yıl ömrü vardır. Kozalakları mat gri-kahverengi, konik, kısa veya uzun saplı uçları aşağıya doğru yönelmiş, tek veya 2-3'ü bir arada, 3–7 cm uzunluk ve 2–4 cm genişliktedir. Tohumları gri veya siyahımsı yumurta biçimindedir.

    Ekolojik özellikleri: Uygun yerlerde hızlı gelişir. Soğuk iklim ve rüzgârına karşı dayanıklı, bol güneş ister. Kumlu ve killi topraklarda gelişebilir. Nispi nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda gelişemez. Kazık kökleri sayesinde fırtınalara dayanıklıdır.

    KIZILAĞAÇ:Trakya, Marmara çevresi, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz'de saf ve karışık olarak yayılış gösteren kızılağaç, boyu 20 m yi aşabilen, esmer kabuklu, seyrek dallı bir ağaçtır. Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür. Ülkemizde 66.357 hektar koru, 297 hektar baltalık kızılağaç ormanı bulunmaktadır.

    Uzunluğu 4–9 cm genişliği 3–7 cm arasında değişen ters yumurta biçimli ve testere dişli yaprakları vardır. Köklerinde bulunan, havanın serbest azotunu bağlayan yumrular nedeniyle toprakları azotça zenginleştirir.


    Türkiye'de geniş bir dağılım gösteren adi kızılağacın başlıca alt türleri; Doğu kızılağacı, Sakallı kızılağaçtır.

    MEŞE:Ülkemizin hemen her bölgesinde türlerine bağlı olarak yayılış gösterir. 25m boya ve 2m çapa erişebilen geniş tepeli ağaçlardan, 3–5 m boya sahip çalılara kadar değişen türleri vardır. Kökler derinlere kadar gider. Yaprakları da formları gibi değişkenlik gösterebilir, loplu, dişli ya da düz kenarlıdır. Ülkemizde 747.856 hektar koru ve 4.984.149 hektar baltalık meşe ormanı bulunmaktadır.



    "Palamut" adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Odunlarının anatomik özelliklerine göre kırmızı meşeler, ak meşeler ve her dem yeşil meşeler olmak üzere üçe ayrılan meşelerin 18 türü bulunmaktadır. Bunlardan önemli olanları; Saplı meşe, Sapsız meşe, Saçlı meşesi, Kasnak meşesi, Pırnal meşesidir.


    ARDIÇ: Üremesi, bir başka türe bağlı bir ağaç türü. Ardıç ağacı tohumlarını yere döker ancak bu tohumlar bir ardıç kuşu (Karatavuk) tarafından yenmedikçe hiçbir işe yaramaz. Ardıç kuşunun sindirim sisteminde ardıç ağacının tohumlarının kabukları açılır. Ardıç kuşu dışkısı ile birlikte toprağa karışan tohumlar tutar.
    Sürüngen çalılardan büyük ağaçlara kadar çok çeşitli türleri olan ardıç, hemen hemen bütün bölgelerimiz yüksek dağlık kesimlerinde doğal yayılış gösterir. Bazıları servi gibi pul yapraklara, bazıları da batıcı iğne yapraklara sahiptir.


    Ülkemizde 1.100.492 hektar saf ardıç ormanı bulunmakta ve önemli doğal türleri; Katran ardıcı, Adi ardıç, Finike ardıcı, Kokulu ardıç, Alp ardıcı, Sabin ardıcı, Boylu ardıçtır.


    GÖKNAR: Soğuk ortamları tercih eden yaprak dökmeyen ağaç cinsidir. Doğada 25 metreye kadar büyüyebilen piramidimsi ağaçlardır. Az ışığa ihtiyaçları vardır. Soğuk iklimleri sevdikleri için fazla sıcak ortamları sevmezler ama ısıya karşı toleransları vardır.

    Bunlar genel olarak ladin ağaçlarına göre soğuğa daha dayanıklı olup genelde Karadeniz Bölgesinde ladinlerle sarıçamlar arasında bulunurlar. Bazen de bunlarla karışık ormanlar oluştururlar. Bu ağaçlar soğuğa dayanıklı ve genelde dağların kuzey yamaçlarında nemli ve gölgeli ortamları seven ağaçlardır. Artvin –Pazar çevresinde saf orman oluştururlar. Yumuşak keresteli ağaçlardandır.


    KIZILÇAM: çamgiller familyasından Akdeniz'e özgü 5–20 m. boylarında hızlı büyüyen kalın dallı bir çam türü. Genç sürgünleri kalın ve kızıl renktedir. Kabuk genç bireylerde düzgün boz renkte iken yaşlılarda derince yarılır, esmer kırmızımsı renkte ve kalın kabuk durumunda görülür. İğne yapraklar 10–16 cm uzunluğunda kalın sert ve koyu yeşil renktedir. Kozalak 6–11 cm boyunda, parlak açık kahverengi olup topaç biçimindedir. Çok kısa saplı kozalak sürgünlere dik oturur ya da yan durumlu olarak çoğunlukla 2–6 adedi bir arada seyrek olarak bulunur.

    Dünyadaki en geniş yayılışı Türkiye'dedir. Esas olarak Akdeniz ve Ege Bölgelerinde geniş ormanlar kurmakla birlikte, Batı ve Orta Karadeniz Bölgesi'nde de mahallî yayılış gösterir. Ülkemizde 3.729.866 hektar saf Kızılçam ormanı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1000–2000 m yüksekliğe kadar ulaşan Kızılçam, ışığı seven hızlı büyüyen bir çam türüdür. 20 m'ye kadar boylanabilir. Kalın ve genellikle koyu kızıl renkteki genç sürgünlerinden dolayı bu adı alır.


    KARAÇAM: Karaçam çamgiller familyasından bir çam türü. Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yaprakları; 4–8 cm uzunluğunda koyu yeşil ve serttir.Bol reçineli tomurcuklar büyük, silindirik ve uçları sivridir. Bu özellikleri ile diğer çam türlerinden ayrılır.30–35 m. ye kadar boylanabilir.

    Yazın serin ve güneşli geçen, kışın ise karlı ortamları çok sever. Kızılçam kadar kuraklığa dayanıklı olmadığı için ülkemizde yazın kurak geçen ve kışları soğuk ve kar yağışlı alanlar olan yüksek kesimlerde daha iyi yetişmektedir. Bütün kıyı bölgelerimizin dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta stepe kadar sokulur. Ülkemizde 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır.

    Batı Anadolu’da Uşak, Kütahya, Manisa demirci çevresi, Biga yarımadasında Kaz dağlarında, Akdeniz de Toros dağlarının yüksek kesimlerinde, Ege Bölgesinde aydın ve Boz dağlarda, Marmara’da Uludağ çevresinde, İç ve doğu Anadolu’da yüksek kesimlerde, Karadeniz de ise batı Karadeniz de ( Ordunun batısında) yer yer de dağların güneye bakan yamaçlarında görülür.
    Kerestesi çok değerli olup mobilya ve doğrama yapımında ( kapı, pencere) çok kullanılır.

    10.SINIFLAR SAYFA 122 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    Türkiye İklim ve Bitki Örtüsü Haritasından çıkan sonuçlar

    1-Türkiye’de görülen Bitki Toplulukları:

    Orman, Maki, Orman-Çalılık-Antropojen Bozkır, Bozkır, Çayır


    2-Ormanlar daha çok nerelerde yoğunlaşmıştır:

    Ormanlarımızın genel olarak ülkemizin kıyı bölgelerinde yer aldığı görülür. Ayrıca ormanlarımızın dağlık alanlarda özelliklede kıyı dağlarının denize bakan yamaçlarında yoğunlaştığı denizden uzak iç bölgelerde azaldığı ve parçalar halinde olduğu görülür.

    3-Ormanların dağılışında belirleyici olan iklim elemanları:

    Özellikle sıcaklık, yağış, ayrıca da güneşlenme süresi, rüzgârlar, nemlilik gibi iklim faktörleri etkiler.


    Yağış: Bitki örtüsü dağılışını etkileyen en önemli faktörlerden olup, bitki dağılışı yağış dağılışına paralellik sunar. Yağışın çok olduğu yerlerde gür ormanlar, azalınca orman seyrelir, daha azalınca yerini bozkır alır. Yağışla orman azalır veya çoğalır.

    Sıcaklık: Bitkilerin yetişebilmesi için ve hayati faaliyetlerinin sürmesi için sıcaklık gerekli olup, belli derecelerde olması gerekir. Sıcaklığın çok düşük olduğu veya yetersiz olduğu yerlerde veya da çok aşırı olduğu yerlerde bitkiler yetişemez. Her bitkinin de sıcaklık isteği ve soğuğa karşı dayanıklılığı farklıdır. Bu özellik bitkilerin sıcaklık kuşaklarına göre dağılımına neden olur.

    Not: Ormanın alt sınırını yağış, üst sınırını sıcaklık belirler.
    4-Yağışın az olduğu yerlerdeki Bitki türü:


    Bu bölgelerde bozkır bitkileri görülür. Ayrıca bu alanlarda yüksek dağlık alanlarda kuraklığa dayanıklı ağaçlardan oluşan ormanlar ve akarsu boylarında kavak ve söğüt ağaçlarına rastlanır.

    5-İç bölgelerde Maki olmamasının Sebebi:

    Makiler yıl boyu yeşil kalan ve yaprak dökmeyen bitkilerdir. İç bölgelerde karasallık etkisiyle kışları sert ve soğuk geçmesi ve kar yağışı ve don olaylarının görülmesi nedeniyle.

    10.SINIFLAR SAYFA 125-126-127 ETKİNLİK ÇALIŞMASI Etkinlik sayfa 125
    SORU-1-Makilerin çıkabildiği üst sınırın bölgelere göre değişiklik göstermesinin nedenini belirtiniz.
    Maki yetişme sınırı için enleme bağlı olarak sıcaklıkların kuzeye doğru azalması buna bağlı olarak ta nemlilik ve kuraklık şartlarındaki değişmeler etkili olur.Akdeniz’e oranla Ege ve Marmara’da yetişme üst sınırı daha alçaklardadır.
    SORU-2-Maki bitkisinin Akdeniz Bölgesine uyum sağladığını gösteren özellikler.

    Maki yaz sıcaklığına ve kuraklığına karşı; yaprak yapısı, kaygan, tüylü kadifemsi yüzeyi ile buharlaşmayı azaltmış olması nedeniyle dayanıklıdır. Kurak ortama uyum sağlayabilmek için derinlerdeki sulardan yararlanmak için çok uzun kök sistemlerine sahiptir.
    Kısaca YAPRAK ve KÖK yapısı sıcak ve kurak ortama dayanıklı özelliklere sahiptir.
    Etkinlik sayfa 126
    Kitabınızdaki resimlerden faydalanarak çayır ve bozkırın yetişme koşullarını karşılaştırınız.


    Çayır; karasal iklimin soğuk ve nemli yaz yağışı alan, yaz kuraklığının olmadığı yerlerinde,



    Devamı Aşağıdadır.
    basbas33 vepolat5858 bunu beğendi.
    Mesajı son düzenleyen Saw ( 01-10-12 - 22:50 )


    08-10-09, 20:21 #5
    Saw
    Önemli olan: hayatta, en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır..


    Giriş Tarihi: 15-09-2009
    Mesajlar: 46,493
    Bahsedildi: 141 mesajda


    C: 10.Sınıf Coğrafya Kitabı Tüm Cevapları

    Diğer Edebiyat - Coğrafya - Dil ve Anlatım kitaplarının cevapları için tıklayınız.

    10. SINIFLAR SAYFA 144 SICAKLIK VE KURAKLIK HARİTALARI LİSE 2. SINIF SAYFA 144 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    Sıcaklık ve kuraklık dağılışını gösteren haritalar ile nüfus dağılışı haritasını karşılaştınız.



    Ülkemizde genel olarak nüfus dağılışı ile sıcaklık dağılışı haritaları birbirine uyar. Sıcaklık değerlerinin yüksek olduğu kıyı bölgeler ile alçak ovalık alanlar sık nüfuslanmıştır. Ancak bu duruma uymayan yerlerde bulunduğu belirtilmişti.

    Denizin ılıtıcı etkisiyle ılıman iklim özellikleri görülen Marmara, Ege, Karadeniz ve Akdeniz kıyıları sık nüfusludur. Buna karşılık denizden uzak ve yükseltinin çok olduğu ve sıcaklığın düşük olduğu bölgeler ve yüksek alanlarda nüfus çok seyrektir. Yüksek dağ ve platolarda 1500 m ‘den sonrası yaklaşık olarak boştur. Bunun nedeni, kışların uzun yazların kısa sürmesi, tarımsal etkinliklerin kısıtlanmasıdır. Ulaşım güçlükleri de nüfuslanmanın az olmasında etkilidir.
    Ülkemizde genel olarak kuraklık dağılışı ile nüfus dağılışı haritalarında da bağlantı vardır. Genel olarak denizde uzak yağış ve nemin düşük olduğu iç bölgelerde nüfus daha seyrek bulunmaktadır. Genelde nüfusu yağışın fazla olduğu kıyılarda toplanması bunun kanıtıdır.

    Buna karşılık bazı alanlar ise yağış çok olmasına rağmen yüksek engebeli olması, tarım alanları olmaması ulaşım sıkıntıları ve yükseltinin tarım, orman ve yerleşme üst sınırına ulaştığı yerlerde ise yağış bol olmasına karşılık nüfus seyrek hatta boştur.

    Manisa Ve Afyonkarahisar’ın coğrafi özellikleri karşılaştırılarak;



    Manisa
    Afyonkarahisar
    Nüfus
    1.260.169
    812.416
    İklim
    Akdeniz- karasal geçiş
    Karasal
    Sıcaklık ortalaması
    16,8 ºC
    11,2 ºC
    Yıllık yağış miktarı
    726,5 mm
    455 mm
    En soğuk ay ortalaması
    6,7 ºC
    0,3 ºC
    En sıcak ay ortalaması
    27,8 ºC
    22,1 ºC
    Donlu gün sayısı
    30
    94
    Ürün çeşidi
    Çok
    Az
    Ortalama yükselti
    43- 750 m
    1000- 1500 m
    Nadas ( hektar)
    16,590
    119. 644
    1-İki ilden birincisi Manisa’da iklim şartları uygun (sıcaklık, yağış, sıcaklık farkı, yükselti, donlu gün sayısı) bu tarımsal üretimin çok ve çeşitli olması ve bunların işleyen sanayilerin kurulması, tarımsal ürün ticaretinin artması, işgücüne ihtiyacının çoğalmasına ve nüfusu çekici etkiye yol açarak nüfusu kendine çekmiştir.

    İkinci il Afyonkarahisar’ın özellikleri ise Manisa’nın özelliklerinden daha elverişsiz özelliklere sahiptir bu etkenler ekonomik faaliyetleri kısıtlamıştır.

    2-Bu durum illerin ekonomilerine etkilemiştir. Manisa illinde sanayi, ticaret, tarım gelişmiş daha yüksek gelire sahip bir ekonomi oluşmuştur.Afyon ise ekonomik gelişmişlikte Manisa’ya oranla daha az gelişme göstermiştir.



    Bursa ve Çanakkale’nin gelişmişlik düzeyi verilerine göre:



    Çanakkale
    Bursa
    Nüfus
    464.975
    2.125.140
    Çalışan Nüfus
    390.216
    1.375. 868
    Gelişme hızı
    30,7
    42,1
    İhracat( milyon dolar)
    387
    5.206
    İthalat( milyon dolar)
    337
    6.646
    Sanayide elektrik tüketimi
    826.053
    5.729.634


    Bursa tam bir sanayi şehri...

    1-Sanayileşme hangisinde fazladır?
    Bursa’da fazladır. Çünkü Bursa’nın hem ithalat ve ihracat rakamları, hem de sanayide kullanılan elektrik miktarı Çanakkale’den katlarca fazladır. Ayrıca çalışan nüfusu da oldukça çoktur.

    2-Bunun nedenleri nelerdir?
    Bursa daha düz ve verimli tarım alanlarına sahiptir. İklim açısından daha uygun koşullar daha fazladır. Bu üretilen tarım ürünü miktarı ve çeşidini artırmıştır. Ayrıca Bursa konum itibari ile sanayileşmeye daha uygundur. Sanayisi gelişen illere daha yakındır. Bu ilimizde sermaye sahibi insan daha fazladır. Bursa çok eskiden beri başkentlik yapmış ve önemli bir ticaret merkezidir. Nüfus sayısı ve işgücü daha fazladır.

    3- Bu durum kentetlerin nüfusun nasıl etkilemiştir?
    Bursa’nın daha fazla nüfuslanmasına yol açmıştır.Bursa’da Çanakkale’ye oranla göç alma özelliği oluşturmuştur.Çanakkale’de ekonomik faaliyetler daha kısıtlıdır nüfus olarak göç veren bir özellik gösterir.

    4-Hangi il daha fazla göç almaktadır?
    Bursa ili ekonomik yapı olarak Çanakkale’ye oranla çok daha fazla gelişmiştir.Çanakkale’ye oranla çekici özellikleri fazladır bu nedenle daha fazla göç alır.



    DERS DIŞI ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    1-Yaşadığınız çevrede iş imkânları yeterli midir?

    Bu soruyu bulunduğunuz bölge özelliklerine göre cevaplandırmalısınız.Çünkü bu özellik Türkiye genelinde farklılıklar gösterebilir.Marmara ,Ege kıyıları,İç Anadolu ‘nun Eskişehir Ankara ,Konya ,Kayseri Akdeniz Kıyı bölgeleri genel olarak iş imkanları bakımından elverişli özellikler gösterebilir bu bölgeler dışında genel olarak iş imkanları yeterli oranda değildir denilebilir.Bölgeden bölgeye yetersiz olması değişik nedenlere dayanabilir,konum özellikleri,iklim şartları,yer şekilleri, ekonomik faaliyetlerin desteklenememesi ,bölgelerin sosyal kültürel yapıları eğitim olanakları gelişmemelerinde etkili olan faktörler olarak karşımıza çıkabilir.

    2-Ülkemizde çok önemli bir boyutta göç yaşanmaktadır. Ülkemizde en fazla göç alan iller ve veren illeri tespit ediniz.

    En çok göç alan il İstanbul olup bu ilden sonra İzmir, Bursa, Ankara, İçel, Antalya nüfusu göçlerle sürekli artmaktadır.

    Her merkez farklı özelliği ile göç almaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi kentler sanayinin gelişmesi nedeniyle göç çekmektedir. Zonguldak, Karabük, Ereğli, İskenderun, Batman madencilik ve sanayi nedeniyle, Antalya, Çeşme, Alanya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum turizm nedeniyle göç almaktadır.


    En çok göç veren il Tunceli’dir. Bu ilden sonra Kars, Erzurum, Gümüşhane, Sivas, Artvin, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Hakkâri gibi iller nüfusu verdiği göçler nedeniyle azalmaktadır.

    3-Bu illerin göç alma ve verme nedenleri nelerdir?

    Göç veren yerlerin ortak özellikleri; Göç veren illerin ortak özelliği; doğum oranının çok yüksek, iş imkânlarının kısıtlı olmasıdır.

    1-Nüfus artışının çok fazla olması,
    2-Kırsal nüfus fazladır.
    3-Toprakların miras yoluyla parçalanması ve toprak yetersizliği,
    4-Kırsal alanda tarımda kullanılan yeni teknolojilerin insan gücüne ihtiyacı azaltması
    5-Yağış azlığı ve düzensizliği, erozyon vb nedenlerle toprağın verimsizleşmesi,
    6-Sanayi ve ticaretin gelişmemiş olması,
    7-Arazisi dağlık ve engebeli alanlardır.
    8-İklim şartları olumsuz alanlar ( karasal sert – soğuk ya da kurak alanlar)
    9-Ulaşım imkânları kısıtlı önemli yollardan uzak alanlar.

    Ülkemizde çok göç alan alanların ortak özellikleri:

    1-Arazisi düz ve verimli alanlardır.
    2-İklim şartlarının uygun olduğu alanlardır.
    3-Endüstrinin geliştiği alanlardır.
    4-Ulaşımın kolay olduğu ve önemli ulaşım yolları üzerindeki alanlardır.
    5-Yeraltı ve yer üstü kaynakları bol olan alanlardır.
    6-Ticaret, turizm, eğitim, sağlık hizmetlerinin geliştiği alanlardır.

    4-Ülkemizdeki göçlerin nüfus dağılışını nasıl etkilemektedir?
    Ülkemizde nüfus dağılışı dengesizleşmekte, nüfus kentlere, ülkemizin kıyı kesimleri ve batı bölgelerimize yığılmakta, buna karşın kırsal alanlar, ülkemizin doğu yarısı iç kısımlar nüfus kaybetmekte özellikle de doğu yarısı boşalmaktadır.

    YERLEŞME TİPLERİ,KÖYALTI YERLEŞMELER,DAĞINIK VE TOPLU YERLEŞME TÜRKİYEDE YERLEŞMELER

    I-KIR YERLEŞMELERİ

    Genel olarak nüfusları küçük nüfusu 10.000'in altında olan, genel olarak köy ve köy altı yerleşmelerden oluşan ve geçimlerin kaynaklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelere denir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.

    Kır yerleşmelerin ortak özellikleri:

    1-Nüfus sayıları ve yoğunlukları azdır.

    2-Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanır.

    3-Yayıldıkları alanlar dardır.

    4-Sosyal dayanışma ve işbirliği kuvvetlidir.

    5-Sınırları ve ortak malları vardır.

    6-Bazıları geçici yerleşmeler olup, özel mülkiyet olanları vardır.

    7-Köylerde mesleki faklılık az ve etnik yapı bakımından sade yapıdadır.
    KÖY ve KÖYALTI YERLEŞME diye 2 ‘ye ayrılır:

    1-KÖYLER

    Kırsal yerleşmenin son iki şekli bucak ve köylerdir. Bucak idarî bakımdan oluşturulmuş bir birimdir. Kendisine bağlı köyler bulunur. Ekonomik faaliyetlerin cinsi ve insanların yaşam biçimi köylerden farklı değildir.

    Bucak; ekonomi, güvenlik ve yerel hizmet açısından aralarında ilişki bulunan kasaba ve köylerden oluşan yönetim bölümüdür. Kırsal yerleşme şekillerinin en yaygın olanı köydür.

    Köy; cami, okul, otlak, yaylak, baltalık gibi ortak malları bulunan ve toplu veya dağınık oturan insanların bağ, bahçe ve tarlalarıyla birlikte oluşturdukları yerleşmedir.

    Tanımından da anlaşılacağı gibi köyde yerleşik yaşam söz konusudur. İnsan yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlıdır. Hayvancılık, ormancılık, avcılık, balıkçılık ve el sanatları, tarımın başlıca yardımcı kollarıdır. Nüfus da genelde 2000'nin altındadır. Bir yerleşim biriminin köy kabul edilebilmesi için devletin onayı gereklidir. Sadece nüfus büyüklüğü köy statüsüne geçmek için yeterli değildir. Bunun için köyün tanımında belirtilen şartlar yanında güvenlik, ulaşım, doğal çevre, içme suyu durumu gibi birtakım faktörlerde dikkate alınmaktadır.

    Köylerin ortak özellikleri;

    1.Nüfusları azdır ve kapladıkları alanlar küçüktür.

    2.İdari bakımdan muhtarlıktır.

    3.Sınırları ve ortak malları vardır.

    4.Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.

    5.İşbirliği ve soysa dayanışma kuvvetlidir

    DOKULARINA GÖRE KÖYLER

    Toplu Köy: Toplu köyde evlerin hepsi bir aradadır. Sokaklar dar, evler genelde birbirine bitişiktir. Tarlalar çiftçi evlerinden ayrı ve uzaktadır. Toplu köyün yararları arasında, toplumsal ilişki olanaklarının yüksek yatırımlardan bütünüyle yararlanma olanağı ve güvenlik unsuru sayılabilir.

    Buna karşılık toplu köy türünün birçok sakıncası vardır: Tarlalara gidip gelme güçlüğü aile bireylerinden uzakta çalışma güçlükleri, salgın hastalıkların kolayca yayılması vb. gibi. Ülkemizde toplu yerleşimin başlıca yayılma alanı İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerimizdir.

    Dağınık Köy: Dağınık köy olarak kabul edilen yerleşme birimlerinde evler birbirinden belli Aralıklarla (50–100 m hatta bazen daha fazla) birer, ikişer bazen daha fazla sayıda "hane"den meydana gelmek üzere araziye dağılmış durumdadırlar.

    Bu köy türü büyük alanları kaplar. Engebeli ve dağlık arazilerde görülen bu yerleşme şeklinin en güzel örneklerine Karadeniz Bölgemizde rastlanmaktadır. Dağınık yerleşmenin yararları arasında işyerine gidip gelme güçlüğü, güvenlik sorunlarının ortaya çıkması, tesisat ve şebekelerin kurulma güçlüğü, devlet yatırımlarından bütünüyle yararlanabilmenin sınırlılığı, kamu harcamalarının artması vb.'dir.

    Yerleşmenin dağınık ya da toplu olmasını etkileyen faktörler:

    Yer şekilleri, iklim gibi doğal çevre şartları yanında tarihî, siyasi ve ekonomik faktörlerin etkileri görülmektedir. Özellikle su kaynakları bu bakımdan önemli bir role sahiptir. Arazinin dağlık, tarım arazilerinin parçalı ve dağınık olması da bunda etkilidir. Suyun belli yerlerde arazinin yapısına rağmen yerleşme toplu, suyun bol ve her yerde bulunduğu yerlerde (örneğin Karadeniz Bölgemiz) dağlıktır. Yine düz arazilerde toplu, vadilerde parçalanmış, eğimli arazilerde ise dağınık yerleşmeler dikkati çekmektedir.

    EKONOMİK FAALİYETLERİNE GÖRE KÖYLER

    Köylerin sınıflandırılmasında esas alınan bir ölçü de ekonomik faaliyetlerin cinsidir. Bu bakımdan aşağıdaki tipler seçilebilir.

    Orman köyleri
    Tahıl tarım ile uğraşanlar
    Hayvancılıkla uğraşanlar
    Meyve ve sebzecilikle uğraşanlar
    El sanatları ve birtakım imalât faaliyetlerinin önem kazandığı köyler.

    Yurdumuzda orman köylerine daha çok Karadeniz Bölgesi'nde(özellikle Batı Karadeniz'de) Yıldız dağlarında, Ege ve Akdeniz bölgelerimizin 500–600 metreden yüksek kesimlerindeki orman bölgelerinde rastlanır.

    Tahıl tarımının önem kazandığı köylerimiz İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerimizle Trakya'da yaygındır.

    Meyve, sebze ve sanayi bitkileri tarımının geliştiği köylerimiz daha çok Ege ve Akdeniz bölgelerimizde Güney Marmara'da ve Orta Karadeniz'de (Amasya, Tokat) dikkati çekerler.

    Hayvancılığın ön plâna çıktığı köyler ise geniş yaylaların bulunduğu dağlık ve yüksek alanlarda, ayrıca iklim şartlarının tarım çalışmalarını güçleştirdiği (örneğin yaz mevsiminin kısa geçtiği) yerlerde görülürler. Özellikle Doğu Anadolu Bölgemiz bu tür köylerin en yaygın olduğu alandır.
    El sanatları imalât faaliyetlerinin başlıca geçim kaynağı olduğu köylerimiz ise Isparta, Manisa (Kula, Demirci, Gördes) Uşak, Kayseri, (Bünyan), Muğla (Milâs), Tokat (Niksar), Sivas, Siirt illerimizde daha yoğun olmak üzere yurdumuzun hemen hemen her bölgesine yayılmışlardır.

    Köylerimizdeki evlerin biçimi ve ev yapımında kullanılan malzemeler de farklılık göstermektedir. Ormanların geniş yer kapladıkları bölgelerimizde ahşap evler yaygındır.

    İç bölgelerimizdeki evlerin temel yapı malzemesi ise toprak (ker***) ya da taştır. Ker***ten yapılan evlere daha çok İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde rastlanır. Taş evler ise Akdeniz Bölgemizde yaygındır.

    2-KÖYALTI YERLEŞMELER

    Köy olmanın gerekli şartlarına sahip olmayan, köyden daha basit yerleşme şekilleridir. Bunların bir kısmı sürekli (çiftlik, divan, mezraa, mahalle) bir kısmı ise geçici (yayla, oba, kom, ağıl) yerleşme şekilleridir.

    Köy altı yerleşmelerin ortak özellikleri:

    1-Geneli geçici yerleşmelerdir.

    2-Geneli özel mülkiyettir.

    3-Tarım ve hayvancılıkla geçinirler.

    4-Bunlar ileride köy ve şehir yerleşmelerini sağlarlar.

    5-Genel olarak yapılan ekonomik faaliyet türü veya bulunduğu bölgelere göre isim alırlar.

    Örneğin tarım ve hayvancılıkla geçinen bu yerleşmelere Ege’de çiftlik, Karadeniz’de Canik, Akdeniz’de oba, Doğu Anadolu’da mezra veya benzerine ağıl denmektedir.

    Köy altı yerleşmeleri oluşturan başlıca sebepler:

    1.Kalabalık ailelerden kaçarak bağımsız yaşama isteği,

    2.Aileler arasında çıkan anlaşmazlıklar,

    3.Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzakta olması,

    4.Hayvanlarına otlak ve barınak temini,

    5.Devlete ait arazilerin özellikle orman alanlarının toprak kazanmak amacıyla yerleşme yapılması.

    Mahalle: Köyaltı yerleşme şekillerinin en gelişmiş olanıdır. Tek ev ve eklentilerin yerleşme grubuna dönüşmesi ve bu grupların çoğalmasıyla oluşurlar. Bazen akrabaların biraraya gelmesiyle de oluşabilecekleri gibi, birbirini hiç tanımayan, ancak sosyo–ekonomik bağları bulunan insanların toplanmasıyla da oluşabilirler. Yayılma alanları ise yerleşmenin toplu ya da dağınık olmasına göre çok geniş veya dar bir alan olabilir.

    Oba: Anadolu'da ve özelilkle Ordu–Giresun yöresinin dağlık kesimlerinde yayla yerleşmelerine verilen addır. Karadeniz Bölgemizde yaygın olan obalar yalnızca yaz mevsiminde kullanılırlar.

    Etrafa göre yüksekte yer alan (1500–2000 m) obalar alanına "yayla", kışın geçirildiği daha aşağıdaki yerlere ise "cenik" denilmektedir. Geçici bir yerleşme şekli özelliği gösteren obalarda temel geçim kaynağı hayvancılıktır. Karadeniz Bölgesi'nden başka Toroslarda, Batı Anadolu'da, Güney Marmara'da ve Orta Anadolu'da rastlanır.

    Divan: Özellikle Batı Karadeniz Bölgemizde küçük ve dağınık yerleşmelere verilen addır. Orman açmaları ile elde edilen topraklarda gelişen bu basit yerleşme şekli Sinop, Bolu, Adapazarı ve Kocaeli illerimizde yaygındır.

    Yerleşik bir özellik gösterirler. Çoğunda akrabalık bağı hâkimdir. Tarım, hayvancılık ve ormancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.

    Kom:Esas geçim kaynağı hayvancılık olmak üzere tarımda yapılan, bir veya birkaç ağıl ile çoban kulübeleri yerleşmenin başlıca fizikî varlıklarıdır.


    Yurdumuzda daha çok Doğu Anadolu Bölgesi'nde (Tunceli, Erzurum, Kars, Muş ve Ağrı illerimizde) bulunmaktadır.

    Mezraa: Hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü basit bir yerleşme şeklidir. Köylerin ortak kullanım sahalarının dışında olan 50'den fazla nüfusu geçindiremeyecek kadar dar topraklara sahip yerlerdir.


    Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaygındır. Geçici mezraalar yanında; daha fazla nüfus barındıran, hayvancılık ve çiftçiliğin birlikte yapıldığı, sürekli ikamet edilen mezraalar da vardır.Komlarda olduğu gibi mezraalardaki meskenlerde de temel yapı malzemesi genelde taştır.

    Yayla: Mevsiminde bağlı olarak hayvan sürüleriyle çıkılıp, geçici olarak yerleşilen, dağların üst kısımlarındaki düzlüklere yayla denir. Anadolu'nun büyük bir bölümünde hüküm süren yarı kurak iklim şartları köy dışındaki yüksek alanların ot potansiyelinden yararlanmayı gerektirmiştir. Yükseltiye bağlı olarak daha fazla yağış alan yaylalarda, otlar fazlaca boy atmakta, daha uzun süre yeşil kalmaktadır.



    Ayrıca yaylaların serin havası hayvanlara ve özellikle koyunlara iyi gelmekte, süt ürünlerinin bozulmasını da geciktirmektedir. Doğu Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerimizde oldukça yaygın bir yerleşme şeklidir. Yaylacıların meskenleri çadır ya da taştan yapılmış evlerdir. Su kaynakları bazen bir yamaç kaynağı, çoğu zaman da kar sularıdır. Yurdumuzda turizm ve yazı serin bir yerde geçirmek amaçlarına yönelik yayla yerleşmeleri de bulunmaktadır. Özellikle Orta Toroslar üzerindeki yaylaların çoğu yazın yakıcı sıcaklarından kurtulmak isteyenlerin akınına uğramaktadır. Adana, Mersin, Tarsus gibi.

    Çiftlik: Geniş bir arazi üzerinde tarım veya hayvancılık ya da ikisini birlikte yürütmek amacıyla kurulmuş yerleşme ünitesine çiftlik denir. Ekonomik faaliyetin yıl içindeki süreklilik durumuna göre çiftlik yerleşmesi sürekli ya da geçici olabilir. Ülkemizde çiftlik tipi yerleşmelere daha çok Çukurova, Büyük ve Küçük Menderes ovalarıyla, Trakya'da rastlamaktayız. Ege ve Akdeniz bölgelerimizdeki çiftliklerde pamuk, Trakya'dakilerde ise tahıl ve ayçiçeği tarımı hâkimdir.

    Ağıl: Kırsal kesimde davarların (koyun, keçi) barındırıldığı üst açık çitle çevrili yerlere ağıl denilmektedir. Bunlar genelde köyün dışında bulunur.


    Bazen taş veya ker***ten yapılmış binalar da bulunur. Genelde yaz mevsiminde kullanılır.

    Yukarıda belirttiğimiz köy altı yerleşim birimlerinden başka bağ evi, dam, değirmen, petrol istasyonu, kaplıca, fabrika gibi yerleşmeler de bulunmaktadır.

    Dam: Daha çok hayvan yetiştirilen geçici yerleşmelerdir.



    Bağ evleri: Bağcılık faaliyetlerini geliştirmek amacıyla yapılmış evlerdir.


    Dalyan: Deniz kıyılarında balık üretmek için yapılmış yerleşmelerdir.


    II-KENT YERLEŞMLERİ:

    Şehir: Az çok bir plan dâhilinde kurulmuş, nüfusu 10.000’nin üzerinde olan ekonomisi tarım ve hayvancılık sektörleri dışında başta ticaret, sanayi, hizmetlere dayalı büyük alanlara yayılan, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir araya toplayan, hayat tarzı ve çevresine etkileri bakımından farklı olan büyük yerleşme birimidir. Yerleşim birimlerinin en büyüğü şehirlerdir.
    Büyütmek için tıklayınız, esas boyutları 800x532.

    NOT: İl ile şehir kavramları farklıdır. İl idari bir birim, şehir ise ilin merkezidir. (Sakarya ilinin merkezi Adapazarı’dır)


    Kent yerleşmeleri büyüklüklerine göre


    a-Küçük
    b-Orta
    c-Büyük kent

    Ekonomik Fonksiyonlarına göre


    a-Tarım
    b-Sanayi Madencilik
    c-Turizm
    d-Ticaret ve Liman

    Kültürel Fonksiyonlarına göre


    a-Üniversite kentleri

    İdari Fonksiyonlarına göre


    a-Başkent şehirleri diye özellik kazanırlar.



    Şehirleri kır yerleşmelerinden ayıran özellikler:

    1- Nüfusları fazladır.( Çok sayıda insanı barındırırlar.)

    2-Yayıldıkları alanlar geniştir.

    3-Geçiminde tarım dışı sektörler ağırlıktadır.

    4-Meskenler yanında çarşı, Pazar, fabrika, spor ve sanat merkezleri vb. bulunur.

    5-Çevrelerindeki alanlara ekonomik, sosyal ve kültürel yönden etki ederler.

    6-Çok büyük şehirlerde değişik soy, din ve ırktan insanlar birlikte yaşar.

    Benzer Özellikleri: İnsanların beslenme, barınma, korunma vb. temel ihtiyaçlarını karşılamak için oluşmuşlardır.

    Temelinde insanların yapısı olan meskenler bir araya gelerek oluşmuşlardır. Başlangıçta ufak olan yerleşmelerin büyümeler ile oluşmuşlardır.

    DOKULARINA GÖRE YERLEŞMELER:

    Kent ve kır yerleşmelerinde farklı dokular göze çarpar. Bu farklılığın en büyük nedeni yerleşmelerin kurulduğu yerlerin coğrafi özellikleridir. (İklim, yer şekilleri, su kaynakları, toprak verimi, ayrıca insanların kültürel ve ekonomik yapılarıdır.)

    1-Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir.

    Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.

    2-Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir.

    Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.

    3-Çizgisel yerleşme: Akarsu boylarında ve bir yol boyunca ( hat boyunca) kurulan ve uzanan yerleşmelere “ Çizgisel yerleşme” denir.

    4-Dairesel yerleşme: Düz bir arazide veya ovada kurulan dairesel şekle sahip yerleşmelere “ dairesel yerleşme” denir.

    5-Kıyı boyu yerleşme: Genel olarak deniz, göl kıyılarında kıyı boyuna kurulan yerleşmelere “kıyı boyu yerleşme” denir.


    10. SINIF SAYFA 147 ETKİNLİK ÇALIŞMASI LİSE 2. SINIF SAYFA 147 ETKİNLİK ÇALIŞMASI

    1-Kitabınızdaki fonksiyonların yerleşmelerin farklılaşmasına etkileri nelerdir?
    Yerleşmeler değişik fonksiyonlara sahiptir. Genel olarak tarım hayvancılık faaliyetlerinin olduğu yerleşmeleri kır yerleşmeleri olduğu görülmektedir. Buna karşılık tarım ve hayvancılığın dışındaki sektörlerden yani sanayi, ticaret, turizm, ulaştırma vb. sektörlerin ağırlık kazandığı büyük nüfuslu ve alanlı yerleşmelerin şehirler olduğu görülür. Ayrıca şehirler sayılan fonksiyonlardan bazen birinde bazı şehirlerde bu fonksiyonların birçoğunu bünyesinde taşımakta çok işlevli hale gelmektedir. Bu fonksiyonları yanında askeri, idari ve kültürel özellikler ile de yerleşmeler farklılaşmaktadır.

    2- Şehir ve kır yerleşmeleri kavramlarını açıklayınız.

    Kır yerleşmesi: Genel olarak nüfusları küçük nüfusu 10.000'in altında olan ve geçimlerin kaynaklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir.

    Kır kelimesinin sözlük anlamı’’şehir ve beldelerin dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer demektir’’Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.


    Şehir yerleşmesi:Az çok bir plan dâhilinde kurulmuş, nüfusu 10.000’nin üzerinde olan ekonomisi tarım ve hayvancılık sektörleri dışında başta ticaret, sanayi, hizmetlere dayalı büyük alanlara yayılan, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir araya toplayan, hayat tarzı ve çevresine etkileri bakımından farklı olan büyük yerleşme birimidir.
    Büyütmek için tıklayınız, esas boyutları 800x643.



    3- Şehir ve kır yerleşmelerinin özelliklerini gösteren kavram haritası
    hazırlayınız.

    Şehir yerleşmelerinin özellikleri
    1- Nüfusları fazladır.( Çok sayıda insanı barındırırlar.)

    2-Yayıldıkları alanlar geniştir.

    3-Geçiminde tarım dışı sektörler ağırlıktadır.

    4-Meskenler yanında çarşı, Pazar, fabrika, spor ve sanat merkezleri vb. bulunur.

    5-Çevrelerindeki alanlara ekonomik, sosyal ve kültürel yönden etki ederler.

    6-Çok büyük şehirlerde değişik soy, din ve ırktan insanlar birlikte yaşar.


    Kır yerleşmelerinin özellikleri

    1-Nüfus sayıları ve yoğunlukları azdır.

    2-Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanır.

    3-Yayıldıkları alanlar dardır.

    4-Sosyal dayanışma ve işbirliği kuvvetlidir.

    5-Sınırları ve ortak malları vardır.

    6-Bazıları geçici yerleşmeler olup, özel mülkiyet olanları vardır.

    7-Köylerde mesleki faklılık az ve etnik yapı bakımından sade yapıdadır.


    4- Sadece tarımla uğraşan yerleşmeler hangi gruba girer.

    Kır yerleşmeleri.



    LİSE 2 ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 149


    Bulunduğu yer
    Yağış rejimi
    Su kaynakları
    Arazi şekli, tarım alanı
    Yükselti
    Yerleşme şekli
    Konya ovası
    Düzensiz
    Yetersiz
    Düz arazi, tarım alanı geniş
    800-900m.
    Toplu
    Kıyı Ege
    Düzensiz
    Yeterli
    Çöküntü ovaları ve dağlar, tarım alanı geniş
    0- 50 m.
    Toplu
    Doğu Karadeniz
    Düzenli
    Yeterli
    Dağlık ve engebeli arazi, tarım alanları dar ve parçalı
    250 m. üstü
    Dağınık


    1-Kır yerleşmelerinin toplu ve dağınık olmasında etkili olan faktörler nelerdir?

    a-Yer şekilleri( yükselti, eğim, engebe durumu, dağların uzanışı gibi),
    b-İklim (Yağış özellikleri- miktarı ve rejimi, kuraklık),
    c-Su kaynaklarının durumu,
    d-Beşeri faktörler(Toprak verimi, uygulanan tarım yöntemleri, nüfus miktarı, mülkiyet durumu ve ekonomik faaliyetlerin şekli, Ayrıca emniyet tedbirleri köyleri toplu hale getirir.)

    2-Yaşadığınız yerdeki köyleri tablodaki ölçülerle karşılaştırınız.

    Bulunduğunuz bölgenin özelliklerine köre yazabilirsiniz…Yukarıdaki özellikleri değerlendirerek sizde arazi koşullarının düz yada engebeli olması su kaynaklarının bol yada az olması yağış rejimini değerlendirerek gerekli açıklamayı yapabilirsiniz.

    3-Konya Ovasında toplu yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde düz ve arazinin tarıma uygun olması.

    Yağışın az olduğu yer olması, Su kaynaklarının kıt olması, genelde tarla tarımı yapılıyor olması.

    4-Doğu Karadeniz’de dağınık yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde dağlık ve engebeli olması, tarım alanlarının dar ve parçalı olması.

    Yağışın çok olduğu yer olması, Su kaynaklarının bol olması, genelde bahçe tarımı yapılıyor olması.

    5-Ege kıyılarında toplu yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde düz ve arazinin tarıma uygun olması.Yağışın yeterli olması, Su
    kaynaklarının yeterli olması, genelde tarla tarımı yapılıyor olması.

    6-Yerleşmenin dağınık veya toplu olmasının olumlu ve olumsuz yanlarını tartışınız.
    Dağınık yerleşmelerin olumsuz etkide oldukları söylenebilir.Çünkü bunlara yol, su elektrik, telefon, eğitim, sağlık vb hizmetleri götürmek hem arazi yapısı nedeniyle zor olmakta, hem de pahalıya mal olmaktadır.

    10. SINIF SAYFA 151-152-153 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI LİSE 2. SINIF SAYFA 151 ETKİNLİK ÇALIŞMASI
    1-Köy altı yerleşmeleri oluşturan başlıca sebepler nelerdir?
    a-Kalabalık ailelerden kaçarak bağımsız yaşama isteği
    b-Aileler arasında çıkan anlaşmazlıklar
    c-Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzakta olması
    d-Hayvanlarına otlak ve barınak temini
    e-Devlete ait arazilerin özellikle orman alanlarının toprak kazanmak amacıyla yerleşme yapılması.
    2-Yaylalar bağlı bulundukları yerleşmelere hangi ekonomik ve sosyal faydalar sağlar?


    Yaylalarda hayvanlar beslenir, hem süt, yün vb. hayvansal ürünler elde edilir, Yaylalar ayrıca dinlenme ve eğlenme yerleridir. Birçok yayla turistik önem kazanmıştır. Giresun, Rize, Ordu’daki yaylalarda panayırlar kurularak buralara birer Pazaryeri haline dönüşür. Karadeniz bölgesindeki yaylalarda son yıllarda turistik etkinlikler çoğaldı her yıl pek çok şenlik düzenlenmektedir. Akdeniz Bölgesindeki yaylacılıkta klasik yaylacılıktan farklı olarak son yıllarda bunaltıcı yaz sıcaklıklarından uzaklaşarak serin bir yaz geçirme imkânı sağlayan yerleşmeler olmuşlardır.
    ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA 152
    1- A- Noktalarına dokularına göre hangi tip kır yerleşmeleri kurulabilir?
    A-dağınık yerleşme, B- toplu yerleşmeler.

    2- Bu kırsal yerleşmelerin kuruluş nedenleri neler olabilir?
    A- Yerleşmesi ormancılık, hayvancılık faaliyetleri yapmak üzere kurulabilir. Çünkü arazi engebeli ve ormanlık, yükseltisi B ye göre fazla yağış miktarı ve su kaynakları daha fazla ve hava daha serindir.B ise daha çok su kenarı düzlük arazi tarımsal faaliyetler…
    3-A ve B noktalarında hangi doğal faktörler etkilidir?
    A- Yer şekilleri( arazi yüksek ve engebeli ), İklim şartları ( Yüksek olduğu için serin ve daha yağışlı)
    B- ise daha alçak, arazi düz ve tarım alanları geniş, su kaynakları var ( Akarsu boyunda).
    4-Siz hangi yerleşme tipinde yaşardınız? Neden?
    Kişisel tercihinize göre değişiklik gösterebilir.
    B yerleşmesinde yaşardık. Toplu yerleşmeye uygun düz ve verimli tarım alanları vardır. Ayrıca tarımda sulama imkânı vardır. Ayrıca her türlü altyapı ve üst yapı hizmetlerini alma ve gelişme imkânı vardır.



    NOT:[DUZENLENMISTIR]

























    ALINTIDIR [YENIDEN DUZENLENMISTIR]

    Krletüt
    Murat AKSOY bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş