Türgişler

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi Ders Notları' bölümünde ~~Özge~~ tarafından paylaşıldı.

  1. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36



    I. Göktürk Devletine bağlı olan Türgişler 630 yılında Göktürk devletinin yıkılmasıyla serbest kaldılar. BAGA TARKAN Türgiş Devleti'ni kurdu. Kendi adına para bastı. II. Göktürk devletinin kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliğine girdiler. II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden serbest kalan Türgişlerin başına SU-LU KAĞAN geçti. Su-lu Kağan Emevilere karşı mücadele etti.
    Türgişler Emevi ordularını durdurarak, Orta Asyanın Araplaşmasını önlediler. 766 yılında Türgiş Devletine Karluklar son verdi.



    TÜRGİŞLER (Ayrıntılı Bilgi)

    Adlarının "Türk+s" şeklinde gelişmiş olduğu bildirilen Türgiş'ler On-ok'ların To-lu kolunun bir kısmını teşkil ediyorlardı. Çin kaynaklarında Gök-Türk hakanlığının batıdaki kalabalık boylarından biri olarak ilk defa 651 hadiseleri dolayısı ile zikredilen Türgiş (Tu-k'i-şi)'ler, îli nehri dolaylarında oturuyorlardı. 7. asrın sonlarına doğru, Türgiş şefi olarak görünen Ba-ga Tarkan unvanlı U-çe-le, bağlı bulunduğu tayinli Batı Gök-Türk "kaganı"nın kötü davranışlarından faydalanarak Çor'ları ve Erkin'leri etrafına topladı, kısa zamanda her birinin 7 bin savaşçısı olan 20 başbuğlu bir ordu kurmağa muvaffak oldu. Çu vadisinin kuzeybatı ucunda bulunan merkezini kuzeydoğuya nakletti. Turfan ve Kuça "eyalet"lerine kadar hakimiyetini genişletti, bu gelişme karşısında ülkesini bırakıp Çin başkentine giden tayinli "kagan"ın ayrılmasından sonra, hemen bütün On-ok sahasını kendi idaresine aldı. Fakat, iktidarının bu sağlam devrinde, Kagan Kapgan idaresinde haşmetli çağını yaşayan Doğu Gök-Türklerinin ilerleyişini durdurmak maksadı ile Kırgızlar ve Çin ile işbirliği yapması iyi netice vermedi. Gök-Türk aleyhtarı üçlü ittifakın üyesi olduğu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından mağlüp edildi (698 Bolçu savaşı), On-ok sahası U-çe-le'nin kontrolünde olarak Gök-Türk hakanlığına bağlandı. Onun ölümünde yerine geçerek 706'dan beri tabi "kagan" olan So-ko (U-çe-le'nin oğlu) Çin ile münasebet kurduğu için, bu defa Kül Tegin ve Bilge tarafından 711'de yine Bolçu yakınında hezimete uğratıldı ve telef edildi.



    So-ko ile kardeşi Çe-nu arasında arasında ülkede hakimiyet hususundaki mücadele ve Çe-nu'nun Kapgan Kagan'a sığınmasına dair Çin kaynaklarındaki haber ile kitabelerde "Kara Türgiç" halkının itaate alındığını belirten kayıt So-ko zamanında Türgişlere karşı yapılan başarılı seferin gerekçesini göstermektedir. Ülkenin Bars Beğ idaresine verildiği bu tarihte bir kısım Türgiş halkının da Kengeres (Seyhun nehri kıyıları)'e doğru çekildiği anlaşılıyor (bk.yk. II. Gök-Türk Hakanlığı). Gök-Türk mücadeleleri sırasında Türgişler Su-lu adlı bir Kara-Türgiş çor'unu "kagan" seçtiler (717) ki, Çin haberlerine göre, Gök-Türk uruglarından mühim bir kısım da Bilge'den ayrılarak bu yeni Türgiş hakanının hizmetine girmiştir. Su-lu başkenti, Ta-las'ın kuzeybatısında, Balasagun (Kuz-uluş) şehri olmak üzere, uzunca süren hakimiyeti zamanında Maveraünnehir'den doğuya Arap ilerlemesini durdurmak suretiyle, Orta Asya halkının "Arap teb'ası" olmasını engelleyen ve üzerinde Türklerin tarihî hak sahibi bulunduğu Maveraünnehir'i yine Türk eline almağa çalışan bir hükümdar olarak görünür.



    Daha 714'de Kuteybe'nin, umumî karargahını Merv'den Şaş (Taşkent bölgesi)'a naklederek oradan kuzeye ve diğer taraftan, Kaşgar'a doğru îç-Asya anayolu istikametinde akınlara girişmesi Emevî hilafetinin hedeflerini gösterir gibi idi. Kuteybe'nin ölümü (715 sonbaharı) üzerine bu ileri harekatta dikkati çeken duraklamanın İslam halîfelerince hoş karşılanmadığı, hedefe kararlılık içinde yönelecek kumandan bulmak maksadıyla Horasan valilerini sık sık değiştirmelerinden anlaşılmaktadır. Ancak, valilerin başarısızlığa uğramalarının başlıca sebebi, istiklal istemeleri tabiî olan yerli prenslerin Arap'larla işbirliği isteksizliğinden ziyade, başında Kagan Su-lu'nun bulunduğu Türgiş topluluğunun şiddetli mukavemeti ve hatta, îslam'ın dinî akîdelerini değil, fakat Arap sultasını Maveraünnehir'den söküp atmak azmi idi. Nitekim bu devirde Arap ordularma karşı çıkanların hepsi îslam kaynaklarında "Türk" olarak belirtilmektedir. Büyük mücadelede, tabiatiyle bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin, meşhur îç-Asya kervan yolu üzerinde yer alması dolayısiyle, iktisadî ehemmiyeti de büyük rol oynuyordu. Halîfe 'Ömer b. Abd'il-Aziz (717-720) tarafından tayin edilen vali El-Cerrah b. 'Abdullah'ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme teşebbüsünün, bu kumandanı durdurup muhasara ederek Arap kuvvetlerini geri atacak şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması,Emevîleri, aradaki Türk engelini kaldırmak için, Çin ile temaslar kurmağa sevketmiş, bu maksatla şüphesiz Arap'ların müsaadesi ve teşviki ile gerek Maveraünnehir "hükümdar"lanrıdan, gerek doğrudan doğruya Arap'lardan Çin'e hey'etler gönderilmiş ise de, hiç bir netice elde edilememişti. Keza, Türgiş devletinin ana siyaseti anlaşıldıktan sonra, bundan aldıklan cesaretle, Buhara "hakimi" Tuğşad, Kümez "hakimi" Marayana ve Çaganyan hükümdarının Arap'lara karşı yardım için Çin'e müracaatları sadece bir nezaket muamelesi ile savuşturulmuştu. Çünkü, Arap ordulannın Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) başlıyan Çin'in batıya doğru Gök-Türk hakanlığının akamete uğrattığı genişleme siyaseti, bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesiyle karşılaşmakta idi. Çin'in şimdilik "durumu idare" yoluna girmesi dolayısiyle de kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda faaliyete geçmişlerdi. Bunun üzerine Maveraünnehir'de beliren Arap aleyhdarı hareketler Türgiş baskısma iyiden iyiye yardımcı oluyordu. Seyhun'u açarak Maveraünnehir'e giren Türk ordusu kumandanı Kül-çor Semerkand yakınında ilk büyük başarıyı kazandı: başında Sa'id Abd'il-Aziz'in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlüp etti ve kumandarını bir müddet çember içinde tuttu (721). Bu vali değiştirildi. Yerine gelen el-Haraçî (721 sonbaharı) şiddet yoluna başvurup, yerlerini terkeden halkı Hocend bölgesinde teslim olmağa zorlayarak hepsini öldürttüğü için, canlannı kurtarabilenler kütleler halinde Türgiş'lere sığınıyorlardı. Maveraünnehir tam bir kargaşa içine düşmüştü. Halife Hişam (724-743) valiyi azlederek, yerine Müslim b. Saîd'i getirdi (724). Arap askerî kuvvetleri arasmda da anlaşmazlık başgöstermiş ve Yemen'li kuvvetler te'dip edilmişlerdi.

    Fergane'ye yürümek üzere, Muslim idaresinde, Seyhun'u geçen Arap ordusuna karşı bizzat hakan Su-lu çıktı. Ordusuna acele ric'at emri veren Muslim, susuz yollardan cebrî yürüyüş ile 11 gün çekildi ve taşıyamadığı için bütün ağırlığını yakmağa mecbur kaldıktan sonra da "suya erişemeden" Sey-hun yakınında, Türgiş'lerle işbirliği halinde bulunan yerli kuvvetler tarafından durduruldu. Arkadan da hakan hızla gelmekte olduğu için, nihayet bin müşkülat ile önlerindeki engeli aşabilen Arap kuvvetleri, ancak ağır telefat ve zayiat bahasına Semerkant'da doğru çekilebildiler. 724'de, Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfuzunun kırılmasına sebeb olan bu seferdeki bozgunluk, Arap'ları uzunca bir müddet müdafaada kalmağa zorlamış ve yalnız Maveraünnehir'de değil, Toharistan'da ve diğer güney bölgelerinde idareciler ve halk Türgiş'lere kurtarıcı gözü ile bakmağa başlamışlardı. Türk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve Maveraünnehir Arap muhafız kıt'alannın merkezi Semerkand önünde bile göründükleri bu sırada Horasan valisi tekrar değiştirildi. Yeni vali Esed b. 'Abdullah al-Kasrî, 726'da, Huttal'da Su-lu Kagan karşısında başarısızhğa uğradığı için, bütün Maveraünnehir'de Arap iktidarının tehlikeye düştüğü bir zamanda azledildi. Ülkede Emevîlere karşı Şiî ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Hakan Su-lu durumdan faydalandı, yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak, Buhara'yı zaptetti (728). Arap idaresi Semerkand, Dabüsiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Yerli halka birçok müsaadeler vermesine rağmen ümid ettiği ilgiyi göremiyen yeni vali Aşras bin Abdullah al-Sulamî, Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak, ikinci bir "Susuzluk vak'ası" (=Yevm'ul-atş)na düçar edildi, nihayet Semerkand'a doğru çekilmekte iken yetişen hakan ve Kül-çor idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuşatıldı (729) Artık ta Harezm'de bile Araplara karşı kımıldamalar görülüyordu. Su-lu'nun maksadı, Semerkand'daki Arap merkez ordugahını düşürüp istilacıları Maveraünnehir'den tamamen atmaktı. Bu sebeple Semerkand'ı kuşatmağa hazırlandığı sırada, çarpışmaya cesaret edemiyen karargah kumandanı Sevre bin Hurr, yeni tayin edilen vali Cüneyd bin Abdurrahman'il-Murrî'yi Merv'den imdada çağırdı. Fakat geçiş yolu Türgişler tarafından kesilmişti. Zarurî olarak, dağ yollanna düşen Cü-neyd, dar geçitlerin birinde hakan tarafından sıkıştınldı ("Geçit savaıı"="Vak'at'üş-Şi'b"), yorgunluğa ilaveten susuz da kalan ordusu yer yer baskına uğruyordu. Nihayet 12 bin kişilik kuvvetinden 10 bininin telef olması karşılığında, Semerkand'a ulaşabildi. Durumdan haberdar edilen Halîfe Hişam'ın emri ile Küfe ve Basra'dan 20 bin kişilik bir takviye gücü Semerkand'a gelirken, kış da yaklaşmakta olduğundan, daha fazla kalmak istemiyen hakan, Buhara'yı da tahliye ederek çekildi (732).



    Cüneyd'in 734 başlarında ölümü ile, zaten Arap nüfuz ve kudreti iyice kırılmış olan Horasan vilayetinde "siyah bayrak açan" Abbasî taraftarı Haris bin Sureyc'in Belh'i, arkasından valilik merkezi Merv şehrini zaptetmesi Maveraünnehir'de durumu büsbütün kanştırdı. Yeni valilerin üç sene (734-737) kendisi ile uğraşmak zorunda kaldıkları Haris sonunda Türgişlere iltica etti. Hakan Su-lu Maveraünnehir'e karşı son seferinde hayli müttefik bulmuştu: Haris taraftarlarından başka, Sogd hükümdarı (yani Gürek veya oğlu), Usrüşana hakimi, Şaş (Taçkent bölgesi) hükümdarı, Huttal hükümdarı. İslam tarihçisi Et-Taberî'de zikredilen bu liste "Maveraünnehir'deki Arap nüfuzunun nasıl Türklere geçmiş olduğunu" açıkça göstermektedir. Ha-kan, Belh'e doğru ilerledi. Cuzcan'a girdi. Önce Toharistan'ı Araplara karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamayı faydalı görüyordu. Fakat vali Esed bin 'Abdullah il-Kasrî, hakan ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu (738. San veya Haristan savaşı). Esasen Su-lu, Araplarla birleşen Cuz-can hükümdarının hıyanetine uğramıştı.



    Memleketine dönen ve doğuda da Çinlilere karşı bazı başarılar kazanmış olan (717, 726) Su-lu Kagan, herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti, fakat kendisi, o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüğü Kül-çor (Baga Tarkan) tarafından öldürüldü (738) Çin'in, Türk başbuğlarını birbirine düşürme planına dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve esasen So-ko ile Çe-nu arasındaki anlaşmazlıktan beri (710'larda) Kara ve Sarı olmak üzere ikili teşkilat halinde yaşayan Türgiş boylarını birbirine iyice düşman etmişti. Sarı Türgişler üstünlük kazandılar. Başbuğları Baga Tarkan (Kül-çor), rakibi Kara Türgiş baçbuğu Tu-mo-çe'y'ı yenerek ve onun "kagan" yapılmasını istediği Su-lu'nun oğlunu ortadan kaldırarak kendini "kagan" ilan etti. Bu arada, Çin'in On-ok'lar "ka-ganı" tayin ettiği, Aşına ailesinden, Hin'i mağlup edip öldürmesi (739)529, Çin'i bu defa Kara-Türgişleri desteklemeğe sevk etti. 742'deki Türgiş kaganı îl-etmiş Kutlug Bilge bir Kara-Türgiş başbuğu idi. 753'de hakan olan ve Uygur hakanı Moyen-çor'un himayesine giren Tanrıda Bolmış da bir Ka-ra-Türgiş idi. Uzun süren iki taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da karışmışlar, böylece, ihtimal Peçeneklere menşe teşkil eden ve bilhassa mühim bir tarihî hadise olarak kalabalık Oğuz kütlelerinin Sır-derya'ya doğru batıya intikalini kolaylaştırmış olan Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Nihayet 20 sene içinde gittikçe kuvvetlenen Karluklar To-lu ve Nu-çi-pi'lere karşı üstünlük kazanarak, ağırlık merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hakimiyetlerini kurdular (766).


Sayfayı Paylaş