Türk Edebiyat sayfa 83 84

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde SuaT21 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. SuaT21

    SuaT21 Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    10. sınıf türk edebiyat ders kitabı sayfa 83-84 arası yardımcı olursanız sevinirim çok acil.
  2. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 83:
    OĞUZ TÜRKÇESİNİN ANADOLU'DAKİ İLK ÜRÜNLERİ(13.-14.YY)
    HAZIRLIK:
    Tasavvuf
    Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akımı. UYARI: Bu ilahi incelenirken beyit nazım birimiyle yazılanı değil dörtlük birimiyle yazılanı dikkate alınmıştır. (BEYİTLE YAZILANINDA İÇ KAFİYE OLDUĞUNU UNUTMAYINIZ.)


    GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ

    Ben yürürüm yane yane
    Aşk boyadı beni kane "ane" zengin uyak
    Ne âkilem ne divane
    Gel gör beni aşk neyledi

    Gâh eserim yeller gibi
    Gâh tozarım yollar gibi "ler gibi" redif , "l" yarım uyak
    Gâh akarım seller gibi
    Gel gör beni aşk neyledi

    Akar sulayın çağlarım
    Dertli ciğerüm dağlarım "rım" redif ; "ağla" zengin kafiye
    Şeyhim anuban ağlarım
    Gel gör beni aşk neyledi

    Ya elim al kaldır beni
    Ya vaslına erdir beni "dır beni" redif ; uyak yok
    Çok ağlattın güldür beni
    Gel gör beni aşk neyledi

    Ben yürürüm ilden ile
    Şeyh soraram dilden dile "ile" zengin uyak
    Gurbette halim kim bile
    Gel gör beni aşk neyledi

    Mecnun oluban yürürüm
    Ol yâri düşte görürüm "(u)rüm" redif ; uyak yok
    Uyanıp melûl olurum
    Gel gör beni aşk neyledi


    Miskin Yunus biçareyim
    Baştan ayağa yareyim "yim" redif; "are" zengin uyak
    Dost elinde avareyim
    Gel gör beni aşk neyledi


    Şiirdeki bazı kelimelerin anlamları: (ek bilgi)
    ışk: aşk
    Âkil:akıllı
    divane: deli ,çılgın
    neyledi: ne yaptı
    geh: (kah) bazen, bazı zaman
    sulayın: su gibi
    dağlaram: yaralarım
    anuban: anıp, anarak
    vasl: sevgiliye kavuşma
    miskintasavvufta) yoksul, benliğinden geçmiş kişi
    yâre: yara
    melûl: kederli, dertli
    il: memleket
    âvâre: serseri, başıboş, boş gezen
    SAYFA 84:
    DÖRTLÜKLER HALİNDE YAZILANA GÖRE:
    ölçü: 8'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
    uyak: şiirde gösterilmiştir.
    redif: şiir üstünde gösterilmiştir.
    sese dayalı edebi sanatlar: 1.beyitte "n" seslerinin tekrarıyla ali terasyon, "e ve a" seslerinin tekrarıyla asonans yapımıştır.
    Her beyitte ünsüz harf tekrarıyla aliterasyon ünlü ses tekrarıyla asonans yapılmıştır.
    YAPI UNSURLARI:
    Nazım birimi: dörtlük
    nazım birimi sayısı: 7
    uyak şeması: aaab/cccb/dddb/eeeb/fffb/... düz uyak şeması vardır.

    TEMA: İlahi aşk
    Nazım Türü: İlahi
    2) "şeyhüm" "ışk" , miskin", "avare" gibi düşünceler tasavvuf düşüncesini yansıtır.Tasavvufta mutlak sevgili ve dost Allah'tır. Allah'ın dışındaki her şey geçicidir.Şiirdeki "aşk" hakiki aşk olan Allah aşkıdır. Dünyadaki her şey Allah'a ulaşmak için bir araç olarak görülür. Okuduğunuz şiirde "gel gör beni aşk neyledi" sözüyle şair Allah aşkından yandığını ONA kavuşmak istediğini vurguluyor.. Şiirde gece - gündüz Allah aşkıyla yanıp tutuşan, dünya malına değer vermeyen, Allah aşkını zenginlik ve fakirliğe tercih eden bir dervişin düşünceleri dile getirilmiştir. Bu tasavvuf düşüncesidir. Yunus Emre'nin bu şiirinde 13 ve 14. yüzyılda Türk edebiyatında etkisini hissettiren tasavvuf düşüncesini, dolayısıyla çağının sanat, kültür ve din anlayışının yansımalarını görmek mümkündür.
    3) Metnin yazılış amacı Allah aşkını ifade etmek ve tasavvuf düşüncesini geniş halk kitlelerine ulaştırmak olduğundan konuşma diline yakın, yalın sade bir dil kullanılmıştır.
    4) Bu şiir, 12. yüzyılda Ahmet Yesevi'yle başlayıp 13. yüzyılda en olgun örneklerini veren tasavvuf anlayışı geleneğine göre yazılmıştır.Şiirde soyut bir gerçeklik olan ilahi aşk anlatılmıştır. Şiirsel gerçeğin ifade aracı imge ve sestir. Şair bunu dile getirirken çeşitli edebi sanatlarla somutlaştırma yoluna gitmiştir. Şiiri okurken Allah aşkının derdiyle yanıp tutuşan bir Yunus Emre âdeta bir tablo gibi gözümüzde canlanmaktadır.Şiirin nazım türü İLAHİ'dir. Dinî-tasavvufi edebiyatta; Allah'ın varlığı, birliği, Allah sevgisi gibi konuları işleyen nazım türüne ilahi denir.Yunus Emre, şiirlerinde tasavvuf düşüncesini ve ilahi aşkı halkın kolayca anlayabileceği bir dille yazmıştır. Bu şiirinde de şairin edebî görüşünü yansıtan bir konuyu (ilahi aşkı) işlediğini görüyoruz. Açıklık, yalınlık, derinlik, içtenlik ve heyecan, Yunus'un şiirinin başlıca özelliklerindendir. Bu özellikleri şiirlerinde başarıyla uygulayan Yunus Emre için "Tasavvufî halk şiirinin en lirik şairidir" ifadesini kullanmak yanlış olmaz.Sözcüklerin ve eklerin yazılışına baktığımızda 13. yüzyılın dil özelliklerini görürüz: (tozaram,dağlaram,kaldur,oluba n,anuban ...) Eserlerinde Arapça ve Farsça sözcüklere de yer vermiştir. Ancak bu sözcükler Türk halkının diline girmiş, konuşulan, anlaşılan sözcüklerdir. Bu yönüyle Yunus Emre'yi Eski Anadolu Türkçesi'nin kurucularından sayabiliriz. Yunus Emre, o dönemde edebiyat dili olarak Türkçeyi, canlı biçimde kullanmıştır. Türkçenin kültür ve edebiyat dili olarak gelişmesine büyük hizmeti olmuştur.
    Yunus, şiirlerinde hem ulusal ölçümüz heceyi hem de Araplardan aldığımız aruzu kullanmıştır. Nazım birimi olarak hem beyit hem de dörtlük kullanmıştır. Şiirlerini daha çok ilâhi, nutuk ya da nefes türünde söyleyen Yunus Emre; hür düşünceli, anlama değer veren, Vahdet-i Vücud inancını ve ilâhî aşkı anlatan bir mutasavvıf şairdir.Vahdet-i Vücud inancına göre tek gerçek varlık Allah'tır. Ondan gayrı ne varsa, yani bütün evren O'nun yansımasıdır. Allah bilinmeyi dilemiş, kâinatı yaratmıştır.
    5) "Aşkın kana boyması", yeller gibi esmek" yollar gibi tozmak" akarsu gibi çağlamak" dertli ciğerini dağlamak", "Mecnun olup yürümek" Miskin Yunus" "baştan ayağa yaralı olmak" "dost ilinden avare olmak" Bu ifadeler soyut bir gerçeklik olan "ilahi aşkı" somutlaştırmak ve farklı durumları ifade etmek için kullanılmıştır.
    6) "şeyhüm" "ışk" "mecnun" miskin" "avare" gibi sözcükler din ve tasavvufla ilgilidir.Bu kelime ve kavramların
    koşukta olmasının sebebi koşuk nazım türünün İslamiyet öncesi sözlü edebiyat dönemine ait olmasıdır.Tasavvuf düşüncesi İslamiyet'in kabul edilmesinden sonra görülür.
    7) "âkil, divâne, hâl , Mecnûn ,melûl, yâre, âvâre, bîçâre" gibi sözcükler kapalı ünlülerin bulunduğu sözcüklerdir..Koşuk adlı metinde kapalı heceler yoktur.Çünkü bu sözcükler İslamiyet'in kabulünden sonra Arap ve İran edebiyatından dilimize girmiştir.Kapalı heceler dilin musikileşmesinde ve ahenginde önemli bir yere sahiptir.Nihat Sami BANARLI'ya göre ise "Uzun hece, âdeta dilleri tek sesli olmaktan kurtarıp çok sesli yapan ve dillere büyük müzikalite sağlayan ses unsurları ve âdetâ Türkçenin notası olmuştur."
    8) İlahi metninde İslam medeniyetinin şekillendirdiği Türk kültürünün ve tasavvuf düşüncesinin izleri görülmektedir.Koşıkta ise İslamiyet'ten önceki göçebe Türk toplumunun yaşam biçimi görülmektedir.

    SAYFA 85:
    AHENK UNSURLARI:
    ölçü: 11'li hece ölçüsü
    uyak:
    a...... dava
    b......var meydanıdır "meydanıdır" redif "r" yarım uyak
    c.......niyaz eyledi
    b....... er meydanıdır
    d.......kodılar
    d.......yudular "dılar" redif (kelimeleirn köklerinde benzer ses olmadığı için uyak yok)
    d.......dediler
    b.......sır meydanıdır (her birimin son dizesindeki "r" harfinin yarım uyak olduğunu unutmayınız.)

    f.....bulasın
    f.....olasın "asın" redif "l" yarım uyak
    f......olasın
    b.....kâr meydanıdır. (her birimin son dizesindeki "r" harfinin yarım uyak olduğunu unutmayınız.)

    g.....kurana

    g.....yalana "a(e)" redif ; "n" yarım uyak
    g.....bilene
    b......gör meydanıdır

    h....er ise
    h...yâr ise "ise" redif "r" yarım uyak
    h...der ise
    b....dar meydanıdır
    sese dayalı edebi sanatlar:Her birimde ünsüz harf tekrarıyla aliterasyon ünlü ses tekrarıyla asonans yapılmıştır.(şiirden bulunuz)
    YAPI UNSURLARI:
    nazım birimi: dörtlük
    nazım birimi sayısı: 5
    uyak şeması: abcb/dddb/eeeb/fffb/gggb şeklinde düz uyak biçimi vardır.
    Tema: Allah aşkı
    Nazım türü: Nefes
    2. Abdal Musa Bektaşi edebiyatının ilk ve büyük temsilcileri arasındadır.Bu edebiyatın akla ilk gelen isimlerinden biri olan hatta kurucusu olarak kabul edilen Kaygusuz/Abdal'ın da şeyhidir. Bazı yazarlar tarafından, Bektaşiliğin ve Bektaşi edebiyatının kurucusu olarak da gösterilen Abdal Musa,"Muhammed-Ali birliği", "Yezid düşmanlığı" ve "Mirac-Hz, Ali münasebeti" gibi Alevi-Bektaşi edebiyatına has temalara yer veren ilk şair veya şairlerden biridir. Bu bakımdan onu da söz konusu edebiyatın kurucularındanbiri olarak görmek, herhalde yanlış olmayacaktır.
    ek bilgi:
    " Bektâşilerin rivayetine göre, Hacı Bektaş'ın amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Gazi'nin oğludur. aşık paşazâde, Musa'nın Bursa fethine karıştığını, hatta bir savaşta, külahı düşen bir askere, başındaki sivri külahı giydirdiğini ve bu yüzden yeniçerilerin, hacı bektaş'a nisbet iddiâ ettiklerini yazar.

    Abdal Musa'nın Bursa'da bir mezarı vardır. Bu zâta ait bir mezar ve tekke de Elmalı'ya yakın Tekke köyündedir. bütün Alevi ve Bektaşiler Abdal Musa'nın bu köyde yattığını kabul ederler. Bektâşiliğin ve bektâşi edebiyatının kurucularından kaygusuz abdal, şiirlerinde abdal musa'nın dervişi olduğunu söyler ve bu şiirlerden onun Elmalı civarında yaşadığı anlaşılır.
    Abdal musa'nın hacı bektaş'la soy bakımından yakınlığı olup olmadığı şüpheliyse de adından anlaşılacağı gibi bu azizin, horasan erlerinden, yâni melâmetilerden ve babalılardan olduğu, gazi erenlerle mesela geyikli baba ile münasebeti olduğu muhakkaktır. bir liirinde de doğum yerinin iran azerbaycanı'ndaki hoy kasabası olduğunu ve hacı bektaş halifesi hâcım sultan'a mensup bulunduğunu söyler."(Abdülbaki GÖLPINARLI)
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş