Türk edebiyati 10 Firat yayincilik kitabi cevaplari 2012-2013

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde MaMiLog tarafından paylaşıldı.

  1. MaMiLog

    MaMiLog Üye

    Katılım:
    2 Aralık 2011
    Mesajlar:
    399
    Beğenileri:
    200
    Ödül Puanları:
    43

    1.Ünite:Edebiyat Tarihi (Sayfa:12,13,14,15,16,17,18)


    EDEBİYAT TARİHİ

    HAZIRLIK

    1. Tanzimat Fermanı’nın ilanını ve o dönemde sosyal hayata getirdiği yenilikleri araştırınız.

    Tanzimat Fermanı ile Batılılaşma akımı iyice hız kazanmıştır. Osmanlı toplumunda aşağıda değişimler göze çarpar: Mimari de Batı tarzı evler ve binalar oluşmaya başlamış,

    Eğitim ve öğretimde Batı tarzı*okullar*açılmaya başlanmış.

    Toplumdaki insanların giyim kuşamında Batı tarzı görülür olmuş, fes, cüppe, kavuk, yemeni yerini pantolon, iskarpin, redingotlara bırakmış.

    Aydınlar Batı’yı daha yakından tanıyarak onların edebiyatını bize getirmeye çalıştılar.

    Özellikle eğlence merkezleri (Surdışı, Beyoğlu…) oluşmaya başladı.

    Dadılar Fransız olarak seçilmeye başlandı, çocuklar Batı tarzıyla yetiştirildi.



    2.*Kurtuluş Savaşı’nın tarihimizdeki yeri ve önemi hakkında düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız. Edebiyatımızda Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen roman, hikâye ve şiir türündeki eserlerin adlarını öğreniniz. Bunlardan istediğiniz bir eseri okuyunuz. Kurtuluş Savaşı’nın, seçtiğiniz esere nasıl yansıdığını belirtiniz.

    2.Bir milletin yok olmaması için bütün benliği ve varlığı ile yokluk içinde mücadele bir savaştır. Bir topluluk yok olmanın eşiğinde dönmüştür.

    Halide Edip Adıvar-Ateşten Gömlek

    Yakup Kadri-Yaban

    Kemal Tahir – Yorgun Savaşçı



    3.*“Türklerin cihan hâkimiyeti” düşüncesi hakkında bilgi edininiz.

    3. Türkler, Tanrı’nın cihanı yönetme gücünü kendilerine verdiğine inanırlar. Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Kağan,bir kurt ile yola çıkar ve önüne gelen kavimleri yener, ama burada Tanrı, dünyayı yönetme gücünü sadece o Türklere verdiği inancı yatmaktadır.

    4. XV. yy. şairi Şeyhî’nin “Harnâme” adlı eserinin tamamını okuyunuz. Eserin özetini defterinize yazınız.

    4.

    5.*Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi, hikâye, roman türlerinin ortaya çıktıkları dönemleri araştırınız. Bu türleri, yapı özelliklerine göre tahtada gruplandırınız.

    5. Destan: İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ortaya çıkmış olup tam tarihi bilinmez.

    Masal: Sözlü edebiyat döneminde çıkmış olup yine tarihi belli değildir.

    Mesnevi: Edebiyatımızda ilk defa 1072 Kutadgu Bilig isimli eserle girmiştir.

    Halk Hikayesi: İslamiyet sonrası Halk edebiyatı içerisinde yer almış olup tam tarihi belli değildir.

    Roman: Edebiyatımıza*Tanzimat dönemiyle girmiştir.

    Hikaye: Yine Edebiyatımıza Tanzimat döneminde girmiştir.



    6.*Mesnevi nazım şekli hakkında bilgi edininiz.

    6. Kelime anlamı “ikili, ikişer ikişer”dir. İran edebiyatından alınmıştır. Klâsik halk hikâyeleri, destanî konular, aşk hikâyeleri, savaşlar, dinî ve felsefî konuları işlenir. Konu ne olursa olsun olaylar masal havası içinde anlatılır.*Divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir (beyit sayısı sınırsızdır). 20-25 bine kadar çıkabilir. Mesnevîde her beyit kendi içinde kafiyelidir: aa bb cc dd ee …*

    7. Yakın tarihimizde yaşanmış bir olayı anlatan herhangi bir edebî eseri (şiir, hikâye vb.) bulup okuyunuz.

    7.

    8.*Edebî eserler konularını hangi kaynaklardan alır? Sıralayınız.

    8. Tarih,sosyoloji,felsefe,psikoloji gibi bilimlerden alır.

    9.*“Edebiyat” teriminin anlamını 9. sınıftaki bilgilerinizden yola çıkarak aşağıya yazınız.

    9. Edebiyat: Okuyucuda estetik zevk uyandırmak amacıyla yazılmış olan kendine has biçimsel ve içerik özellikleri olan metinlere denir.

    10.*“Edebiyat tarihi” teriminin anlamını araştırıp arkadaşlarınızla paylaşınız.

    10. Bir milletin meydana getirmiş olduğu edebi eserleri ve bu edebi eserlerin yazarlarını kronolojik olarak inceleyen eserlere edebiyat tarihi denir.

    11. Yaşadığımız yüzyılda hangi olayı, bir edebî eserle anlatmak isterdiniz? Nedenleriyle açıklayınız.

    11.



    İNCELEME

    1. metin

    ORHUN ABİDELERİ

    Doğu Cephesi

    2. metin

    GÖKTÜRKLER

    1. 734 yılında dikilen Orhun Abideleri’nin doğu yüzünden alınan birinci metinde, Kül Tigin kimlere hitap ediyor? Onlara neleri öğütlüyor? Bu öğütleri niçin veriyor? Açıklayınız.

    1. Türk milletine sesleniyor. Onlara geçmiş yapılmış olan hatalara anlatarak bunları yapmamaları ve bunlardan uzak durmaları tembihleniyor. Bu öğütlerde geçmişten ders alınsın diye veriliyor.



    2.*İkinci metinde anlatılanları kısaca belirtiniz. Bunların birinci metinle ilişkisini açıklayınız.

    2. Göktürk devleti ile ilgili bilgi verir.*Bumin Kağan ve İstemi Kağan’ın ülkeyi nasıl kurduklarını ve yaptıkları*savaşları ve o zaman içinde bulundukları şartları anlatır. Birinci metinde anlatılan edebi yönü ağır basan cümlelerle izah edilse içerik olan yani konu olarak anlatılanlar ikinci metinle uyumludur.

    3. a. Kitabınızda okuduğunuz iki metnin türünü, eser adlarını karşılarındaki uygun seçenekle eşleştirerek belirtiniz.

    a.*Orhun Abideleri*Edebî eser

    Göktürkler*Tarihî eser



    b. İki metni, anlatım yönüyle karşılaştırınız. Metinlerden hangisinin daha ilgi çekici olduğunu belirtiniz.

    b. Birinci metin sanatsal ve edebi yönde daha zenginken diğer metin daha çok tarihsel*ve düz anlatım yöntemi tercih edilmiştir. Birinci metinde duygu yönü ağır basmakta ve daha etkileyici olabilmektedir. Diğerinde ise duygusal bir anlatım yoktur.

    4. a. “Türklerin cihan hâkimiyeti” hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız. Kitabınızda okuduğunuz Orhun Abidelerinden alınan metinde, Kül Tigin’in bu düşünceyi nasıl ifade ettiğini açıklayınız.

    4.a. “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.”

    Yukarıda cümle göstermektedir, gök ve yer arasında bulunan her şey yönetmek üzere*ve onlara kağan olarak Bumin Kağan, İstemi Kağan’ın Tanrı tarafından gönderildiğine inanılmaktadır.

    b. Yazıtta Köktürklerin yaşayışına, tarihine ilişkin hangi bilgileri edindiğinizi aşağıya sıralayınız.

    b. Cesur*ve savaşçı olmaları

    Doğruluktan yana olmaları

    Çinliler tarafında kandırılarak birbirine düşmeleri

    Çinlilerin egemenliğine girmeleri



    5.*Kitabınızda okuduğunuz metinler, hangi tarihî döneme ışık tutmaktadır? Kültür alanlarıyla ilgili bu tür çalışmaların uygarlık tarihiyle ilişkisini açıklayınız.

    5. Tarihte ilk Türk devleti olarak bilinen Göktürklülerin dönemine ışık tutmaktadır.

    6. Aşağıdaki boş bırakılan yere, okuduğunuz metinlerden hareketle edebiyatın tarihle etkileşimini açıklayan bir paragraf yazınız.

    6. Tarih ile edebiyat arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Yalnız yöntemleri ve amaçlar farklıdır. Tarih eldeki vesika*ve belgelere dayanarak geçmiş hakkında bilgi verirken edebiyat ise estetik güzelliği ortaya çıkarmak için çalışır ve bunu yaparken de bilgi ve belgeye ihtiyacı yoktur. İkisinin arasındaki ilişki ise zaman zaman birbirlerinin alanlarına girerler. Edebiyat konu olarak tarihi bir olayı eserine aktarırken faydalanılabileceği tek bilim vardır ki o da tarihtir.*Tarihçi de bazen araştırdığı konulara edebi metinlere rastlar ki destanlar bunların en güzel örneğidir.



    3. metin

    HARNÂME

    1. a. XV. yüzyıl şairi Şeyhî’nin “Harnâme” adlı eserin özetini arkadaşlarınızla paylaşınız.

    1. a. Yük taşımaktan yaşlanan zayıf ve yaşlı eşek, yaşamış olduğu sıkıntılardan sonra öküzlerin hiçbir iş yapmadan sabah akşam otlak ya da mera ot yemelerini içerler ve buna isyan eder. Bütün işleri kendisinin yapmasına elde ettiklerine kızar ve öküzler gibi yaşama arzusuyla otların arasına dalar ve sabah akşam otlamaya başlar. Bunu gören tarla sahibi ekinlerinin telef olduğunu görünce kızar ve yaşlı eşeğin kuyruğunu ve kulağını keser.

    b. Kitabınızda okuduğunuz kısmın eserin hangi bölümünden alındığını belirtiniz.

    b. Eserin*giriş bölümünde alınmıştır.



    2. a. Okuduğunuz metin, içeriği ve yapı özellikleri yönüyle daha önce hakkında bilgi edindiğiniz hangi nazım şeklinin özelliklerini yansıtmaktadır? Açıklayınız.

    a. Mesnevi nazım şeklinin özelliklerini yansıtır. Beyitlerle yazılmış, kafiyesi aa,bb,cc,dd… şeklinde olmaktadır ve olay çevresinde gelişen edebi metindir.

    b. Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi, hikâye ve roman türlerinin ortaya çıktıkları dönemleri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    b.

    Destan:Çıkışı bilinmez

    Masal:Yine tarihi bilinmez.

    Mesnevi: 11.yy. da edebiyatımıza girer.

    Halk Hikayesi: 11.yy.dan sonra İslamiyet’in etkisiyle çıkmıştır.

    Roman:19.yy.da Tanzimat’ın etkisiyle çıkmıştır.

    Hikaye:19.yy.da Tanzimat’ın etkisiyle çıkmıştır.





    c.*Edindiğiniz bilgi birikiminden yola çıkarak destandan başlayıp romana kadar yapı ve tema açısından gelişim gösteren edebî türleri aşağıdaki şemaya yazınız.

    Destan: İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ortaya çıkmış olup tam tarihi bilinmez.

    Masal: Sözlü edebiyat döneminde çıkmış olup yine tarihi belli değildir.*

    Mesnevi: Edebiyatımızda ilk defa 1072 Kutadgu Bilig isimli eserle girmiştir.*

    Halk Hikayesi: İslamiyet sonrası Halk edebiyatı içerisinde yer almış olup tam tarihi belli değildir.*

    Roman: Edebiyatımıza*Tanzimat dönemiyle girmiştir.

    Hikaye: Yine Edebiyatımıza Tanzimat döneminde girmiştir.



    ç. Şemaya yazdığınız tespitler ve kitabınızdaki metinlerden hareketle edebî eserlerin ve edebî etkinliklerin de tarihî gelişimi olup olmadığını açıklayınız.

    ç. Bu edebi eserler belli tarihi gelişim içerisinde çıkmışlardır.



    4. metin

    TANZİMAT SENELERİ

    1839′dan 1860′a Kadar 1. TANZİMAT FERMANI

    Şinasi’den sonra

    NAMIK KEMAL

    HAYATI

    Vatan yahut Silistre Piyesi

    ŞİİRLERİ

    Şinasi’den Evvel

    Şinasi’den Sonra



    5. metin

    VATAN MERSİYESİ

    Namık Kemal



    1. “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eserden alınan “Tanzimat Seneleri” adlı metnin paragraflarında anlatılanları sıralayınız. “Edebiyat tarihi”yle ilgili edindiğiniz bilgiler ve metinde anlatılanlardan hareketle edebiyat tarihinin hangi konuları incelediğini aşağıdaki şemanın bölümlerine yazınız.

    1. “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eserden alınan “Tanzimat Seneleri” metni Tanzimat’ın ilanından sonraki dönemde meydana toplumsal değişiklikleri ve buralar karşılaşılan zorlukları dile getirmektedir. Buna göre

    Edebiyat Tarihinin Kapsamı:

    “Edebiyat tarihi; sanatçıların, eserlerini hangi şartlar altında meydana getirdiklerini araştırır ve onların gerçek değerini belirlemeye çalışır. Bu eser ve sanatçıların, dönemlerinde ve kendinden sonra edebiyat ve toplum hayatını ne şekilde etkilediğini tespit eder. Vatan ve din değişmesi, göçler, iktisadi ve siyasi olaylar toplumda olduğu gibi onun edebiyatında da etkilidir.”



    2. a. Tanzimat Fermanı’nın ilanı ve sosyal hayata getirdiği yenilikler hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız. Bu bilgilerden hangilerinin “Tanzimat Seneleri” adlı metinde dile getirildiğini açıklayınız.

    a. Yukarıdaki hazırlık sorularında cevap verilmiştir.

    b. Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının temsilcisi olan Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal kaleme aldıkları eserlerle halkı aydınlatmak istiyorlardı. Bu aydınlar, eserlerinde o güne kadarki şiir ve edebiyat geleneğinde olduğu gibi sadece aşk, kadın, şarap vb. konuları işlemiyor; toplumsal konuları da işliyorlardı. Tanzimat edebiyatıyla birlikte şiirimize hürriyet, vatan, millet gibi birçok yeni sözcük girmiştir. Topluma bu kavramları tanıtmak da aydınlara düşüyordu. Bu açıklamalardan ve bilgi birikiminizden yola çıkarak yaşanan toplumsal olayların ve sorunların edebî eserlerde yansıtılmasını tarihî yönden nasıl değerlendirdiğinizi açıklayınız.

    b.

    c. Tanzimat Fermanı’nın ilanı, toplumsal hayata getirdiği değişimler ve okuduğunuz “Vatan Mersiyesi” adlı şiiri göz önünde bulundurarak tarihî dönem, eser ve sanatçı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

    c. Bir eserin yazıldığı dönem ile eser arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü yazar toplumun içinde bir ferttir. Yazılan eserlerde toplumun bireylerine sunulmak için yazılır. Bu yüzden eserlerde toplumun beklentileri ilgileri daha çok yer bulur. Bu nedenle eserlerde yazıldığı dönemin özelliklerini bulmak gayet doğaldır. Aynı şekilde yazar eserine mutlaka kendinden bir şeyler ekler. Çünkü yazılan eser anı zamanda yazarında beklentileri karşılamak için oluşturulmuştur. Bütün bunlardan dolayı, tarihî dönem-eser ve sanatçı arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır.



    ç. Okuduğunuz “Vatan Mersiyesi” şiirinin ve şairinin, edebiyat tarihi yönünden önemini belirtiniz.

    ç.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. Önceden hazırladığınız, yakın tarihimizde yaşanmış bir olayı anlatan edebî eseri (şiir, hikâye vb.) sınıfta arkadaşlarınıza okuyunuz. Hangi tarihî olayı anlattığını belirterek edebiyat ile tarih ilişkisini açıklayınız.

    2.*Kurtuluş Savaşı sırasında yazılan İstiklâl Marşı’mız edebiyat tarihi açısından nasıl bir öneme sahiptir?

    3.*“Orhun Abideleri, Vatan Mersiyesi ve İstiklâl Marşı yazıldıkları dönemi yansıtan eserlerdir.” diyebilir miyiz? Belirtiniz.

    3. Her edebi eser gibi bu eserler de içinde bulunduğu toplumun duygu ve düşüncelerini anlatır.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Edebiyat tarihi , tarihi/siyasi/sosyal/ekonomik/dini değişimleri*ve yazarların yaşadıkları dönemleri inceler.

    Tarih ile edebiyat tarihiyle etkileşim içindedir.



    2. Aşağıdaki bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

    Bir edebî eserin konusu, yazarı (şairi) edebiyat tarihine kaynaklık eder.

    D*Edebî eserlerde yapı ve temalar tarih içinde gelişim gösterir.

    D*Edebî eserler yazıldıkları dönemi yansıtan tarihî belge niteliğindedir.

    Edebî eserlerin bir tarihî gelişimi yoktur.

    D*Edebiyat tarihi araştırmaları uygarlık tarihine katkı sağlar.



    3. Edebiyat tarihiyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

    A. Sosyal olayların fikrî ve hissî etkilerini yansıtmaz.

    B. Bir milletin uygarlık tarihi içindeki yeri ve katkılarıyla ilgili bilgi aktarmaz.

    C. Sadece sözlü kültürümüzdeki ürünleri inceler.

    D. Bir milletin tarihî süreçte yaşadığı olayları ve coğrafyayı aydınlatır.

    E. Yazarların ve şairlerin sadece eserlerini inceler.

    CEVAP:D



    4. Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına da “Y” yazınız.

    ( Y*)*Roman türü, edebiyatımıza İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Döneminde girmiştir.

    ( D )*Mesnevi türü şiir şeklinde yazılır.

    ( Y )*Halk hikâyesi yalnızca düz yazı şeklindedir.
    sedoshum, mertcik123 ve McD0L4R bunu beğendi.
  2. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    1.Ünite:Edebiyatın Devirlere Ayrılmasındaki Kıstaslar (Sayfa:19,20,21,22,23,24,25,26,27)

    2. Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler

    1. Sınıfta sekiz gruba ayrılınız. Grup sözcülerinizi belirleyiniz. Araştırma yapmak için aşağıdaki konulardan birini seçiniz.

    1. grup : Türklerin, İslamiyet’i hangi tarihte kabul ettiğini araştırınız. XIII. yüzyılda yaşamış olan Yunus Emre’nin aşağıdaki ilahisinden hareketle İslam uygarlığının Türk edebiyatına etkisini açıklayınız.

    Şol cennetin ırmakları

    Akar Allah deyü deyü

    Çıkmış İslam bülbülleri

    Öter Allah deyü deyü. …

    Yunus Emre



    1.grup:Türklerin İslamiyet’le tanışması 8.yy.dan sonra olmuştur. Talas Savaşından sonra Müslümanlarla komşu olmuşlar ve bunun neticesinde boylar halinde İslamiyet’e geçmişlerdir. Türkler, İslamiyet’e geçince edebiyatlarında*bir farklılaşma olmuştur. İçerik olarak artık İslami kelime ve kavramlar edebiyata konu olmaya başlamıştır. Allah, hak, peygamber gibi kavramlar eserlerinde kullanılmıştır. Aynı zamanda şekil olarak da değişim kendini göstermektedir. Dörtlükler yerini beyte, hece yerini aruz bırakmıştır. Divan edebiyatı diye bir edebi gelenek ortaya çıkmıştır.



    2. grup : “Lale Devri” hakkında bilgi edininiz. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda

    Gidelim serv-i revanim yürü Sadâbâd’a

    İşte üç çifte kayık iskelede âmâde

    Gidelim serv-i revanim yürü Sadâbâd’a



    2. grup: Lale Devri, Pasarofça Antlaşması ile başlayan bir devir. Bu devrin en önemli özelliği zevk sefa ve eğlence dönemi olarak tarihe geçmektedir. Yıllarca süren harpler ve isyânlardan bıkan ahâli, antlaşmalardan sonra savaştan uzak bir hayat sürmeye başladı. İstanbul’da sünnet ve düğün merâsimleri artarak, mevsimine göre kır, deniz seyahatları ve helva sohbetleri tertiplendi. Pâdişah dahil, devlet adamları baharda, lâle mevsiminde Sâdâbâd, Şerefâbâd Emnâbâd, Hüsrevâbâd, Hümâyûnabâd, Kasr-ı Süreyya, Vezirbahçesi köşklerine, Tersâne Bahçesi, Çırağan Bahçesi, Beşiktaş yalılarına giderlerdi. Fakat bu devir sürekli eğlence olarak devam etmedi. Patrona Halil İsyanı ile bu devir de son buldu.



    Nedim “Lale Devri”nin, Nedim’in yukarıdaki şarkısına nasıl yansıdığını açıklayınız.

    Lale Devri, zevk, sefa ve eğlence dönemi demiştik ki bu da Nedim’in eserine yansımıştır. O dönemin en önemli eğlence ve gezi olan Sadabad , şairini şiirine de yansımıştır.



    3. grup : Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Gün Eksilmesin Penceremden” adlı şiirini bulunuz. Cahit Sıtkı Tarancı ve şairin yaşadığı dönem hakkında bilgi edininiz. Şairin, “Gün Eksilmesin Penceremden” adlı şiirine, o dönemde bireyin dünya ile ilişkisinin nasıl yansıdığını açıklayınız.



    3. grup:



    GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN



    Ne doğan güne hükmüm geçer,

    Ne halden anlayan bulunur;

    Ah aklımdan ölümüm geçer;

    Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.



    Ve gönül Tanrısına der ki:

    - Pervam yok verdiğin elemden;

    Her mihnet kabulüm, yeter ki

    Gün eksilmesin penceremden!



    Cahit Sıtkı, Cumhuriyet döneminin yazarlarından olup bu şiirde yaşama bağlılık ve yaşama isteği dile getirilmiştir. Bu dönem içerisindeki yazarların karamsar bir hava içerisinde olabildiği gibi yaşama bağlılık da dile getirilmiştir. Burda önemli şairin duygu ve düşüncesinde bireyselliğin ön planda olmasıdır.



    4. grup : “Süleyman Çelebi”nin edebî kişiliği, yaşadığı dönemde hâkim olan edebiyat anlayışının hangi zümreye hitap ettiğini araştırınız.

    4. grup: 15. Yüzyılın en önemli Divan şairlerindendir. Dini konularda eser vermiştir. En önemli eseri Vesilet’ün-Necat (Mevlit), edebiyatımızda bir gelenek başlatmıştır. Bu eserinde Peygamberin hayatı doğumundan ölümüne kadar geçen süreyi ele almıştır. Süleyman Çelebi’den sonra Mevlit söylemeye geleneği ortaya çıkmıştır. Süleyman Çelebi, daha çok saray ve çevresinde aydın kesime hitap etmiştir.



    5. grup : Ahmet Paşa’nın sanat anlayışı ve yaşadığı dönem hakkında bilgi edininiz.

    5. grup: Fatih döneminin önde gelen şairlerindendir. Kaside ve murabbalarıyla bilinir. Genellikle dini kavramların dışındaki şiirlere yönelmiştir.Aruzu ustalıkla kullanır. Şairler Sultanı olarak bilinir.



    6. grup : Tanzimat Dönemi edebiyatçılarının sanat anlayışlarını araştırınız.

    6.grup: Tanzimat Döneminde Batı kültürü yeni tanınmaya başlandığı için Tanzimat sanatçıları Batıdaki kavramlardan olan hak, adalet, özgürlük gibi kavramları kullanmışlardır. Sanat anlayışlarında en önemli yön halkı bilinçlendirmek vardır. Toplum için sanat anlayışı ön plandadır. Bu dönem anlayış olarak Batı’yı yakından tanıdığımız bir dönemdir.



    7. grup : a. Cenap Şahabettin’in sanat anlayışı ve yaşadığı dönemin zihniyeti hakkında bilgi edininiz.

    7. grup: a. Cenap Şahabettin anlayış olarak bireysel bir anlayışla şiir yazar ve Cumhuriyet dönemi içerisinde hakim olan bireysel Cenap Şahabettin’de bulunmaktadır.

    b. Cenap Şahabettin’in “Elhân-ı Şitâ” adlı şiirinin tamamını bulunuz.

    b.



    8. grup : Behçet Necatigil’in sanat anlayışı ve yaşadığı dönem hakkında bilgi edininiz.

    8. grup: Şiirlerinde ev, aile, çevre, aşk, bunalım, hastalık, yalnızlık ve ölüm temalarını işlemiştir. Eski ve yeni kelimeleri şiirinde ustaca kaynaştırır. Şiirleri dışında, nesirlerini topladığı “Bile/Yazdı” adlı eseri vardır. Almanca’dan çeviriler yapan Necatigil, radyo oyunları da yazmıştır. Yine Cumhuriyet dönemi yazarlarındandır. Batı kültürünün*yansımaları bu şairimizde de görünür.



    2.*Kitaplığınızdaki kitapları niçin gruplara ayırdığınızı belirtiniz.

    2. Tasnif etmek , ayırmak daha kolay bulmayı, daha rahat ve iyi değerlendirmeyi sağlar.



    3. Sizce Türk edebiyatı da tarihî dönemler gibi bölümlere (dönemlere) ayrılabilir mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.

    3. Ayrılabilir. Çünkü edebiyat tarihten, sosyal ve siyasi hayattan ayrı değerlendirilemez. Tarihteki bir olayın etkisi toplumda görüldüğü gibi edebiyata da yansır.



    4. Oğuz Kağan’ın, beylerine ve halkına verdiği buyruğunu okuyunuz. Burada belirtilenlerden hareketle Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz Türklerine ait hangi özelliklerin yansıtıldığını söyleyiniz.

    Ben sizlere oldum Kağan,

    Alalım yay ile kalkan,

    Nişan olsun bize buyan,

    Bozkurt olsun (bize) uran,

    Demir kargı olsun orman,

    Av yerinde yürüsün kulan,

    Daha deniz, daha müren,

    Güneş bayrak, gök kurıkan.

    4. Savaşçı oldukları, Kağanlık sistemi yönetildikleri, Bozkurt’un kutsal olduğu, yay, kalkan ve kargı gibi savaş aletleri kullandıkları,*demir olduğuna göre madenciliğin geliştiği görebilir.



    İNCELEME

    1. metin

    ŞU DESTANI

    1. Okuduğunuz destanda, Saka Türklerinin hayatı ve kültürüne ait hangi özelliklerin olduğunu sıra*layınız.

    1.

    2.*“Şu Destanından hareketle destanın oluştuğu dönemde Saka Türklerine (kavmine) ait özellikle*rin esere yansımasını nasıl değerlendirdiğinizi açıklayınız.

    2. Eserler oluştuğu dönemin zihniyetinden ayrı düşünülemez. Toplumların içinde bulunduğu ortam bir şekilde kişiler*istese de istemese de mutlaka eserlerine yansır.



    2. metin

    MEVLİD

    1. a. Grup sözcünüz aracılığıyla Süleyman Çelebi’nin edebî kişiliği, onun yaşadığı dönemde hâkim olan edebiyat anlayışının hangi zümreye hitap ettiği ile ilgili araştırma sonuçlarını arkadaşlarınızla paylaşınız.

    1. a. Süleyman Çelebi, Divan edebiyatı şairlerindendir. Divan edebiyatının yazarları ve okuyucu kitlesi genellikle saray ve çevresindeki okumuş aydın kimselerdir. Arapça ve Farsça kelimeler yoğun olduğu için halka hitap etmemektedir.

    b. Okuduğunuz eserin temasını söyleyiniz. Bu temanın hangi medeniyetin ürünü olduğunu ve o dönemin hayat tarzını nasıl yansıttığını açıklayınız.

    b. Peygamber’i anlatmaktadır. Doğumu ile ölümü arasında yaşadığı olaylar dile getirilmiştir. Bu eser İslamiyet’in etkisi ile yazılmıştır.



    2.*Mevlid, Hz. Muhammed’in doğumunu anlatan bir eserdir. Uzun konuları anlatmaya elverişli olan mesnevi ile hikâye ve romanı yapıları yönünden karşılaştırınız. Sonuçları sıralayınız.

    2.



    Ait olduğu dönem

    Ayırıcı özellikleri

    Destan

    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

    Olağanüstü özelliklere sahiptir, heceyle yazılır. Nesilden nesile sözlü olarak aktarılır.

    Mesnevî

    İslami Devir Türk Edebiyatı

    Aruzla yazılır. Bir olay örgüsü etrafında şekillenir.

    Roman

    Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı

    Düzyazıdır ve kurmaca yapıya sahiptir.



    3. metin

    GAZEL

    1. Okuduğunuz şiirdeki Arapça ve Farsça sözcükler hangi kültürün etkisiyle kullanılmış olabilir? Açıklayınız.

    1. Türklerin İslamiyet’in etkisine girdikten sonra oluşan kültürün etkisiyle kullanılmıştır.



    2. a. Grup sözcünüz aracılığıyla Ahmet Paşa’nın yaşadığı dönem ve sanat anlayışı hakkındaki bilgilerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

    Ahmed Paşa hem gazel hem de kaside türlerinde başarılı eserler yaratmış; şarkı ve murabbada da olgun örnekler vermiştir.

    Dizeleri divan şiirinin söz ve anlam özellikleriyle örülüdür.

    İşlediği konular genellikle din dışı olup beşeri aşk konusundaki şiirler de Divan’ında önemli yer tutmaktadır. Dinî ve tasavvufî konulara rağbet göstermemiştir.

    Şiirleri gayet ahenklidir ve aruz veznini çok ustaca kullandığı görülür.

    Kendi çağında “şairlerin sultanı” diye anıldığı bilinmektedir.

    Yazmış olduğu Kerem kasidesiyle ölümden kurtulmuştur.

    Ahmed Paşa’yi orijinallikten uzak görerek İran şairlerinden çevirmiş olduğu beyitleri kendine mal etmekle suçlayan edebiyat tarihçileri vardır.





    b. Ahmet Paşa’nın gazeli, yazıldığı dönemde hangi zümreye hitap etmektedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    b. Yüksek zümreye hitap etmektedir. Saray ve çevresindeki medrese eğitim almış, okumuş, aydın kimselere hitap eder.



    4. metin

    KOŞMA

    1.*Şiirde kullanılan dil ve şiirin temasından hareketle şairin hangi zümrenin yaşamını yansıttığını açıklayınız.

    1. Halk kültürünü ve yaşamını dile getirmiştir ve dolayısıyla halka hitap etmiştir.



    2.*Okuduğunuz koşma ile gazeli aşağıdaki özellikler yönünden karşılaştırınız. Tespitlerinizi ve iki metnin farklı yönlerini aşağıdaki tabloya yazınız.

    2.



    Nazım Birimi

    Uyak Düzeni

    Tema

    Dil

    Hitap Ettiği Zümre

    Gazel

    Beyit

    aa,ba,ca

    Aşk

    Arapça ve Farsça kelimelerle*yüklü

    Yüksek zümreye, aydın tabakaya hitap eder.

    Koşma

    Dörtlük

    aaaa, bbba

    Aşk

    Halk söyleyişine sahiptir.

    Halka hitap etmektedir.

    İki Metnin Farklı Yönleri

    XXXX

    XXXXX

    Benzer Yönüdür

    XXXX

    XXXXX



    5. metin

    ARABA SEVDASI

    1.*Metinden hareketle romanın kahramanı Bihruz Bey’in kişilik özelliklerini (tavırları, yaşamı vb.) açıklayınız.

    1. Bihruz Bey yaşantı itibariyle Batı hayranlığı içinde olan bir kişidir. Yaşantısında önemli olan şeyler: Fransızca konuşmak, paytonla gezmek, Batılı kıyafetler giymek. Batı’yı sadece bunlardan ibaret gören ve bunları yapınca Batılı olduğunu düşünen bir kişidir.



    2. a. Grup sözcünüz aracılığıyla Tanzimat Döneminde yaşanan toplumsal ve kültürel değişikliklerle ilgili bilgilerinizi tazeleyiniz. Bu dönem edebiyatçılarının sanat anlayışları hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. Tanzimat dönemindeki toplumsal hayatta her yönden bir yenileşme görülmektedir. Toplumda ve devlet kurumlarının bazılarında Batılılaşma görülür. Bu dönemdeki sanatçılar Batı’yı yakından tanıdıkları için Batıdaki bilgi ve kavramları edebiyatımıza yansıtmaya çalışırlar. Sanat anlayışları halkı aydınlatmak ve bilinçlendirmektir.



    b. Tanzimat Döneminde yaşanılan toplumsal ve kültürel olaylar ile okuduğunuz edebî eser arasında nasıl bir ilgi olduğunu açıklayınız.

    b. Bu dönemde yaşanılan toplumsal ve kültürel olayların edebi eserlere yansıması mutlaka olacaktır. Yazar içinde bulunduğu toplumun özelliklerini eserlerine istese de istemese de bir şekilde yansıtır.



    3.*“Araba Sevdası” adlı eserin temasından hareketle bir edebiyat eseriyle dönemin yaşama tarzı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

    3. Toplumda önce değişim olur ve bu değişim sonradan yazar tarafında kaleme alınır. Buradaki yaşam tarzı ile eserlerin anlattıkları bize bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.



    6. metin

    ELHÂN-I ŞİTÂ

    1. a. Grup sözcünüz aracılığıyla Cenap Şahabettin’in yaşadığı dönem ve sanat anlayışı hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız. “Elhan-ı Şitâ” şiirinin tamamını sınıfta okuyunuz.

    1.a. Daha çok bireysellik ön plandadır. Toplumu ya da belli bir grubu eğitme kaygısı bırakılmıştır. Onun yerine kişinin sanat eserinden estetik zevk duyması dile getirilmiştir. Bireysellik ön plandadır.

    b. Şiirin, ait olduğu dönemin hâkim zihniyetini nasıl yansıttığını açıklayınız.

    b. Şairim yaşadığı dönemde de bireysellik ön plandadır. Dönemin hakim olan zihniyeti bireysellik şairin eserine konu edinmiştir.



    2.*Bu şiiri, kitabınızda okuduğunuz “Mevlid ve koşma” ile tema, dil-anlatım ve hitap ettikleri zümre yönünden karşılaştırınız. Sonuçları sıralayınız.

    2. Bu eser diğer iki eserden farklı olarak ne yüksek zümreye ne de topluma hitap etmektedir. Şair bireyselliği ön plana koymuştur. Bu nedenle de tema bakımından Mevlid ve koşmadan farklıdır. Dil ve anlatım yönünden mevlide benzer ama koşmadan tamamen uzak bir anlatımı vardır.



    7. metin

    GİZLİ SEVDA

    1.Grup sözcünüz aracılığıyla Behçet Necatigil’in sanat anlayışı ve yaşadığı dönem hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    1. Şiirlerinde ev, aile, çevre, aşk, bunalım, hastalık, yalnızlık ve ölüm temalarını işlemiştir. Eski ve yeni kelimeleri şiirinde ustaca kaynaştırır. Şiirleri dışında, nesirlerini topladığı “Bile/Yazdı” adlı eseri vardır. Almanca’dan çeviriler yapan Necatigil, radyo oyunları da yazmıştır. Yine Cumhuriyet dönemi yazarlarındandır. Batı kültürünün*yansımaları bu şairimizde de görünür.



    2. Okuduğunuz şiirden hareketle şairin, şiirde kaç kişinin (bireyin) duygularını dile getirdiğini açıklayınız. Bu şiirde aklın ve bireyin dünya ile olan ilişkisini açıklayınız.

    2. Burada da bireysellik hakimdir. Şair dünyayı ve hayatı bireysel pencereden bakarak yorumlamaktadır.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. a. Aşağıdaki resimleri inceleyiniz. Resimlerin ait oldukları dönemlerin zihniyetiyle aralarında nasıl bir ilgi olduğunu tartışınız. Sonucu bir paragraf şeklinde aşağıya yazınız.

    1. a. Birinci resim Osmanlı döneminde kişi resimleri dinin etkisiyle ortaya konulmaktan uzak durulmuş ve bu nedenle hakim olan sanat anlayışı minyatürdür.

    İkinci resimde Batıdaki Aydınlanma döneminin izleri görülmektedir.

    Üçüncü resimde*ise modern dönemin önemli özelliği olan soyut resim göze çarpar.



    b. Yukarıdaki resimler ve incelediğiniz edebî eserlerden hareketle insan eliyle ortaya konan her olay ve nesnenin, edebî metinlerin ve edebî ilişkilerin de bir tarihi olduğu söylenebilir mi? Dü*şüncelerinizi belirtiniz.

    b. Her sanat eseri belli bir tarih içerisinde gelişim göstermektedir.



    2. a. Aşağıdaki eserleri, ait oldukları dönemle ve özellikleriyle örnekteki gibi eşleştiriniz.

    Mevlid*Dinî Dönem*Din etrafında oluşan medeniyet

    Gizli Sevda*Modern Dönem*Aklın ve bireyin dünya ile ilişkisi

    Şu Destanı*Destan Dönemi*Kavmî özellikler



    b. Eserlerin ait olduğu dönemlerin belirleyici özelliklerini açıklayınız.

    b.

    ŞU DESTANI*Kavmi özellikler

    MEVLİD*Dini özellikler

    GAZEL*Yüksek edebiyat

    KOŞMA*Halk yaşantısı

    ARABA SEVDASI*Batı tarzı yaşam

    ELHÂN-I ŞİTÂ*Bireysellik

    GİZLİ SEVDA*Bireysellik

    Belirleyici özelliklerdir.



    3. a. Türk edebiyatının dönemlerini, aşağıdaki şema üzerinde bulunan noktalı yerlere yazınız. (Noktalı yerleri doldururken dönemlere ait nazım şekillerinden yararlanınız.)



    Türk Edebiyatının Dönemleri



    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

    Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı

    Sav Sagu Destan Koşuk

    GazelKasideMesneviRubai Mersiye

    Tuyuğ

    Müstezat



    KoşmaSemaiTürküVarsağı Destan

    Mâni

    Ninni

    Halk Hikâyesi



    Serbest Müstezat Hikâye Roman Serbest Şiir











    b. Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasının sebeplerini sıralayınız.

    b. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatında hiçbir uygarlığın etkisi olmamıştır.

    İslami Devir Türk Edebiyatında Arap ve Fars etkisi olmuştur.

    Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatında Batı (Fransa) etkisi olmuştur.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Her toplumda bir YÜKSEK zümre edebiyatı bir de HALK EDEBİYATI vardır.

    Destan Döneminde KAVMİ özellikler, dinî dönemde İSLAMİYET etrafında oluşan medeniyet, modern dönemde ise AKLIN ve BİREYİN dünyayla ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.





    2. Aşağıdaki bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

    D Toplumsal ve kültürel olaylarla edebî eserler arasında bir ilişki vardır.

    D İslam uygarlığı VIII. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatını etkilemeye başlamıştır.

    D Bir edebî dönemin yaşam tarzı ile edebiyatı ve sanatı arasında sıkı bir ilişki vardır.

    Edebî dönemlerin zihniyetle bir ilişkisi yoktur.



    3. Aşağıdaki sözcük dizelerinden hangisi tümüyle halk edebiyatı ürünlerinin adlarıdır?

    A. Ağıt – şarkı – mâni – masal – tuyuğ

    B. Türkü – mesnevi – koşma – mersiye – atasözü

    C. Destan – mâni – rubai – masal – şarkı

    D. Şarkı – türkü – rubai – koçaklama – mâni

    E. Koçaklama – türkü – mâni – masal – ağıt

    (1980 – ÖYS)

    CEVAP: E



    4. Aşağıdaki edebiyat dönemlerinin hangisinde şairlerin büyük çoğunluğu, şiiri, toplumsal amaçlarda, bilimsel içeriklerden uzak, salt şiirsel değerleri ön plana alarak yazmışlar ve ortak biçim*ler içinde, kalıplaşmış ortak kavramlar kullanmışlardır?

    A. Divan Edebiyatı

    B. Millî Edebiyat

    C.Servetifünun Edebiyatı (Edebiyat-ı Cedîde)

    D.Tanzimat Edebiyatı

    E. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı

    (1992 – ÖYS)

    CEVAP:A



    5. Aşağıda verilen eserleri ait oldukları edebî dönemle eşleştiriniz.

    Vatan Mersiyesi

    Tanzimat Edebiyatı

    Araba Sevdası

    Tanzimat Edebiyatı

    Şu Destanı

    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı (Destan Dönemi)

    Gazel

    Divan Edebiyatı

    İlahi

    İslami Dönem Türk Edebiyatı

    Elhân-ı-Şitâ

    Servetifünun Edebiyatı

    6. Edebî dönemler ve eserler üzerinde uygarlıkların niçin etkili olduğunu açıklayınız.



    I. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI

    1.*I.*Edebî eserin yorumu

    II.*Edebî dönem, edebî eser

    III.*Metnin teması

    IV.*Şair ve yazarların duyguları

    V.*Edebî eserin tahlili

    Yukarıda sıralananlardan hangisi edebiyat tarihinin incelediği konulardan biridir?

    A. I*B. II*C. III*D. IV*E. V

    CEVAP:B



    2. Şeyhî’nin “Harnâme”si ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

    A. Öyküleyici anlatımdan sınırlı yararlanılmıştır.

    B. Mensur şekilde yazılmıştır.

    C. Edebiyatımızın en güzel eseridir.

    D. Mesnevi şeklinde yazılmış, didaktik ve alegorik bir eserdir.

    E. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının bir ürünüdür.

    CEVAP:D



    3. Aşağıdakilerden hangisi, Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütlerden değildir?

    A. Lehçe ve şive farklılıkları

    B. Kültürel değişiklikler

    C. Coğrafi değişiklikler

    D. Teknolojik gelişmeler

    E. Din değişimi

    CEVAP:D



    4. Aşağıdaki seçeneklerden edebiyat tarihiyle ilgili olanları işaretleyiniz.



    Coğrafi çevre

    XXX

    Dinî hayat



    Ahlaki hayat



    Gelir dağılımı

    XXX

    Siyasi hayat*

    XXX

    Sosyal hayat



    5. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    (*D )*Destan Döneminde kavme ait özellikler edebiyat üzerinde etkili olmuştur.

    (*Y )*Bir milletin kültürü, yaşayışı, inancı, sanat ve edebiyat ürünlerinde kendini göstermiştir.

    (*D )*Modern dönemde akıl ve bireyin dünya ile ilişkisi edebî eserlerde etkisini artırmıştır.



    6. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Şinasi, Ziya Paşa ve NAMIK KEMAL Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiya*tının ilk temsilcileridir.

    VATAN YAHUT SİLİSTRE sahnelenen ilk tiyatro eseridir.





    7. Aşağıda verilen ürünlerin ait oldukları edebî dönemleri yazınız.

    Gazel, kaside, mesnevi : Divan Edebiyatı

    Sagu, koşuk, destan, sav :İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

    Koşma, semai, türkü, ninni :Halk Edebiyatı

    Hikâye, roman, serbest şiir*:Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı





    8. Aşağıdaki eserlerden hangisi tarihî bir roman değildir?

    A. Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir

    B. Osmancık – Tarık Buğra

    C. Kilit – Mustafa Necati Sepetçioğlu

    D. Araba Sevdası – Recaizade Mahmut Ekrem

    E. Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman

    CEVAP:D



    9. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

    D Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı 1860 yılında başlar.

    Destanlar, İslami Dönemin ürünleridir.

    Koşuk, İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı ürünüdür.

    D Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasında iki farklı medeniyetin izleri vardır.



    10. “Edebiyat tarihi, bir milletin manevi ve maddi gelişmesini, edebî eserlerin arkasından gören ve gösteren canlı bir tarih şubesidir.”

    Fuad KÖPRÜLÜ

    Yukarıdaki ifadeden edebiyat tarihiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    A. Bir milletin manevi yönden gelişimini gösterir.

    B. Tarihin canlı bir şubesi olduğundan gelişimi devamlıdır.

    C. Tarihin sınıflanmasında önemli bir role sahiptir.

    D. Bir milletin maddi gelişimini gözlemleme imkânı sağlar.

    E. Edebî eser, edebiyat tarihinin hareket noktasıdır.

    CEVAP:C
    sedoshum ve mertcik123 bunu beğendi.
  3. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    2.Ünite:Destan Dönemi (Sayfa:31,32,33,34,35,36,37)

    Destan Dönemi

    1.*“Mit ve mitoloji” sözcüklerinin anlamlarını öğreniniz.

    1. Mit: Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos (TDK).

    Mitoloji: Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim (TDK).

    2.*“Göktürkler” hakkında bilgi edininiz.

    2. Göktürk Devleti, tarihte ilk defa Türk adını taşıyan devlettir. Göktürkler, Türklerin atlı uygarlık ya da bozkır uygarlığından yerleşik uygarlığa geçiş döneminde, Türk boylarının başına geçerek hüküm süren bir hakan sülâlesidir Kurdukları devlete de Göktürk Devleti denir. Türk adı ilk kez Göktürkler dönemine ait Orhun Yazıtları’nda geçmektedir. Göktürkler, saltanatı Avarların elinden alarak devletlerini kurmuşlardı.. Türk egemenliğinin batıda yayılmasında ve Batı Türkistan Türkmenleşmesinde önemli rol oynadılar.*VII. yüzyılın ilk çeyreğinde bir durgunluk geçiren Göktürkler, Kutluğ İlteriş Kağan zamanında yeniden canlılık gösterdiler. Ama bu sırada doğudaki Çin tehlikesine, batıdan gelen ve Sasani egemenliğine son veren bir de Arap tehlikesi eklendi.*VIII. yüzyılın başlarında, 706’da Kapağan Kağan komuta ettiği Türk ordusu Çinlileri yenerek Türk devletinin durumunu düzeltirken, batıda Kültigin Kağan ordusuyla Buhara yakınlarına kadar ilerledi . Böylece Türkler batıda Araplarla karşı karşıya” geldiler. Kapağan Kağan 716’da ölünce oğullarıyla yeğenleri Bilge ve Kültigin arasında iktidar mücadelesi başladı. Arap baskısına doğuda Moğol baskısı eklenince iç ayrılıkların da etkisiyle Göktürk Devleti son buldu (745).

    3. Göktürklere ait “Bozkurt Destanı” ve diğer Türk destanlarında “bozkurt” motifinin neyi temsil ettiğini araştırınız.

    3. Kurt güç ve kuvvet sahibi bir hayvandır. Türkler kendi hakanlarını kurda benzeterek onların güç ve kuvvet sahibi olduğunu düşünmüşlerdir. Kurt aynı zamanda Kök Tanrı’nın*habercisi olarak görülür*ve o görüldüğü zaman insanlara bolluk ve bereket getirir. Yeni yurtların kapısını açar.

    4. Sınıfta üç gruba ayrılınız. Grup sözcünüzü belirleyiniz. “Kalevala, Şehname, Odisseia (Odesya)” adlı eserlerin konuları ve ait oldukları milletler hakkında bir araştırma yapınız.

    4.Kalevala: Finlandiyalıların destanıdır. Kalevala, beş halk kahramanının serüvenlerini anlatır: Halk ozanı Vsinsmöinen, demirci İlmarinen, maceraperest Lemminksinen, avcı ve serf Kullervo. Bu kahramanların serüvenleri, tarihî olarak Fin-Lapon savaşları döneminde geçmektedir.

    Şehname: İranlıların destanıdır.İranlıların Müslüman olmadan önceki 500 yıllık tarihi hakkında bilgi verir.

    Odessia: Yunanlıların destanıdır. Odysseia, Başkahramanı Odysseus’un başından geçenleri, serüvenlerini anlatmaktadır.

    5. Aşağıdaki resimleri inceleyiniz. Resimlerde gördükleriniz, masallarda anlatılan olağanüstülüklerle ilgili neler düşündürüyor? Açıklayınız.

    5. Resimlerde anlatılanlar Türklerin ağaç ve ışık gibi kavramlara inandıklarını gösterir. Bu iki kavramda Türkler çevrelerindeki olay ve olgulara değişik anlamlar yüklemişlerdir.

    6.*Masallarda lambadan çıkan “devler”in veya “periler”in olağanüstü güçlere sahip olmaları hangi nedenlere bağlanabilir? Tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.

    6. İnsanlar kendilerinin dışında başka kavram ve kişilerin olduğunu düşünürler. Bunları anlamak için uğraşsalar da çok yeterli olamazlar. Bundan sonra yapacak tek iş kalır o da çevresinde kendinden daha üstün özelliklere varlıkların olduğunu düşünürler ve öyle inanırlar.

    7. Sınıfta dört grup oluşturunuz. Grup sözcülerinizi seçtikten sonra aşağıda belirtilen konulardan biri hakkında araştırma yapınız.

    I. grup : Mitolojinin ve mitolojik öğelerin ortaya çıkma nedenleri nelerdir?

    I. grup: Mitoloji, toplumu derinden etkileyen olayların halk arasında anlatılmasıyla ortaya çıkmaktadır. İnsanlar çözemedikleri, anlayamadıkları ya da bilmedikleri özelliklere olağanüstü bir özellik katma eğilimi içindedir. Bu durum toplumların yaşamlarında bir alışkanlık haline gelmiştir. Mitoloji oluştuğu dönemlerde de insanlar çevreyi anlayacak bilgi birikimine sahip değildir. Burada da düş ve hayaller devreye girer.



    II. grup : Türklerdeki mitolojik öğeler ve bunların özellikleri nelerdir?

    II.grup: Türklerin mitolojik öğeleri*kurt, ay, yıldız, su, ışık, ateş ,ağaç vb.



    III.*grup : Başka milletlere ait mitolojik unsurlar ve bunların özellikleri nelerdir?

    III. grup: Çinliler ejderhaya, İran mitolojisinde Simurg, Hüma ve Dahhak ismi verilen kuşlar bulunmaktadır.



    IV.*grup : Mitolojik dönemdeki yaşam tarzı nasıldır?

    IV. grup: Mitolojik devirler milletler çocukluk dönemleri gibidir. Dış dünyayı çok iyi kavrayamazlar, yaşamları deneme yanılma yaparak doğru bulma şeklindedir. Olağanüstü özelliklere inanırlar.



    8. Yıldırım düşmesini veya korktuğunuz bir hayvanı hayal dünyanızda nasıl canlandırdığınızı açıklayınız.

    8. …

    9.*Masallar, halk hikâyeleri, atasözleri ve mânilerin günümüze kadar nasıl aktarıldığını tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

    9. Masallar, halk hikâyeleri, atasözleri ve mâniler eski insanlar tarafından yazının olmadığı dönemlerden itibaren kullanılagelmişti. Bunların günümüze gelmesinde en büyük etken sözlü kültürün babadan oğula, kuşaktan kuşağa , kulaktan kulağa aktarılması etken olmuştur.



    İNCELEME

    1. metin

    ERGENEKON DESTANI

    1. Her kavimde yaşanan “Destan Dönemi” ifadesiyle destanların ortaya çıktığı zaman dilimi kastedilmektedir. Bu zaman diliminde kavme ait özelliklerin o dönem hayatına da hâkim olduğu görülür.

    a. Göktürkler hakkında edindiğiniz bilgileri sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

    a. 2. Göktürk Devleti, tarihte ilk defa Türk adını taşıyan devlettir. Göktürkler, Türklerin atlı uygarlık ya da bozkır uygarlığından yerleşik uygarlığa geçiş döneminde, Türk boylarının başına geçerek hüküm süren bir hakan sülâlesidir Kurdukları devlete de Göktürk Devleti denir. Türk adı ilk kez Göktürkler dönemine ait Orhun Yazıtları’nda geçmektedir. Göktürkler, saltanatı Avarların elinden alarak devletlerini kurmuşlardı.. Türk egemenliğinin batıda yayılmasında ve Batı Türkistan Türkmenleşmesinde önemli rol oynadılar.*VII. yüzyılın ilk çeyreğinde bir durgunluk geçiren Göktürkler, Kutluğ İlteriş Kağan zamanında yeniden canlılık gösterdiler. Ama bu sırada doğudaki Çin tehlikesine, batıdan gelen ve Sasani egemenliğine son veren bir de Arap tehlikesi eklendi.*VIII. yüzyılın başlarında, 706’da Kapağan Kağan komuta ettiği Türk ordusu Çinlileri yenerek Türk devletinin durumunu düzeltirken, batıda Kültigin Kağan ordusuyla Buhara yakınlarına kadar ilerledi . Böylece Türkler batıda Araplarla karşı karşıya” geldiler. Kapağan Kağan 716’da ölünce oğullarıyla yeğenleri Bilge ve Kültigin arasında iktidar mücadelesi başladı. Arap baskısına doğuda Moğol baskısı eklenince iç ayrılıkların da etkisiyle Göktürk Devleti son buldu (745).

    b. Okuduğunuz destanda Göktürklerin yaşayışı ve beğenisini yansıtan unsurları belirtiniz. Bu unsurların Göktürkler hakkında edindiğiniz bilgilerle uyuşup uyuşmadığını söyleyiniz.

    b.

    Türklerin savaşçı millet oldukları,

    Cihangirlik duygusuna sahip oldukları,

    Çadırlarda yaşadıklarına göre göçebe millet oldukları,

    Sürüleri olduğuna göre hayvancılıkla geçindikleri,

    Hanlık ve kağanlar tarafından yönetildikleri,

    Kök Tanrı inancında olmaları,

    Demir erittikleri ve demircileri olduğunu göre madencilik üzerine bilgilerini olmaları,

    Vergi aldıklarına göre bir devlet sistemine sahip olmaları,



    Yukarıdaki verilen özellikler Göktürklerin*yaşantısına uymaktadır.

    c. “Mit ve mitoloji” kavramlarının anlamını arkadaşlarınıza aktarınız.

    c. Mit kutsal bir öyküyü anlatır; en eski zamanda, “başlangıçtaki” masallara özgü zamanda olup bitmiş bir olayı anlatır. Başlangıç; evrenin ve alemin yaratılışıdır.

    Mitin sınırları: Olay, mekan ve zamandır.

    Mekan, kozmik alem; zaman ise kozmik zamandır. Kozmik ise; İslâm’a göre ruhların yaratıldığı andır.

    · Tanrılar ve yarı tanrılar mitin ana kahramanlarıdır.

    · Mit, doğaüstü varlıkların eylemlerinin öyküsünü oluşturur.

    · Bu öykü kesinlikle gerçek ve kutsal olarak kabul edilir.

    · Mit her zaman için yaratılışla ilgilidir.

    1. Mit, kutsal bir anlatıdır.

    2. Simgesel ve kutsal bir ağırlığı vardır.

    3. İlk insanın dünyayı yaratanlara kendisini anlamlandırmak için sorduğu neden ve nasıllara, o dönemin şartları içerisinde cevap vermişlerdir.

    4. Mitlerin kahramanları ilahlar, ilaheler ve yarı-tanrılardır.

    5. Mitlerde zaman ve mekan kozmiktir. Haritada ve bildiğimiz bir zaman diliminde açıklanamaz, gösterilemez.

    6. Mit, her zaman bir yaratılışla ilgilidir. Bir şeyin hayata nasıl geçtiğini ya da bir davranışın, bir kurumun, bir çalışma biçiminin nasıl yaratıldığını, oluştuğunu anlatır.

    7. İnsanlar miti bilmekle, onu çözmekle nesnelerin kökenini de bilir. Burada dıştan soyut bir bilgi söz konusu değil, yaşanılan bir bilgi söz konusudur.

    8. Mitler, gerçek anlamlarını ancak içinden çıktıkları topluluk içinde bulurlar. İçerdikleri sembollerin ancak yaşadıkları toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında birebir karşılıkları vardır. Sadece o toplum içinde anlaşılırlar. Diğer toplumlarda sembollerin dili çözülemediğinden dolayı mitin anlamı verdiği mesaj anlaşılamaz ve mit gerçekdışı bir görünüm verir. Kısacası mit, doğduğu toplumda yaşar ve mesajları algılanır.

    9. Mitin ihtiyar toplumlarda vazgeçilemez bir yeri vardır; inanışları dile getirir. Ahlak ilkelerini savunur, onları kabul ettirir. Demek ki mit, yaşadığı toplumda sürekli olarak başvurulacak olan, yaşanılan bir gerçektir. Soyut bir kuram ve imgeler göstergesi değil, ilkel bir dinin ve pratik bilginin gerçek anlamda düzenlenmesidir.

    10.20. asır tarihçileri ve dilbilimcileri mitolojiler ve dinler arasında güçlü benzerliklerin var olduğuna dikkat çekmektedir.

    Mitler üç gruba ayrılır:

    1. Tabiat olaylarını, hayvanların kökenini, töreleri, örf ve adetleri anlatan mitler.

    2. Tarihi olayları açıklayıcı nitelikte olan mitler.

    3. Sadece maceraları anlatan, eğlendirici nitelikte olan mitler.

    Mitlerin kategorileri

    Eskatoloji: İnsanın ve dünyanın geleceğini konu edinen mitlerdir. Örneğin: Tufan, kıyamet mitleri.

    Kozmogoni: Evrenin nasıl oluştuğunu anlatan mitlerdir.

    Teogoni: Tanrıların nereden geldiklerini anlatan mitlerdir.

    Antropogomi: İnsanların nereden geldiklerini ya da nasıl oluştuklarını anlatan mitlerdir.



    NOT: Millet bilinci olan birçok ulusta mit kavramı vardır ve en eski devrilerde orta çıkmıştır.



    ç. Göktürklerin “Bozkurt Destanı’nı arkadaşlarınıza özetleyiniz. Daha sonra Türk destanlarında “bozkurt” motifinin neyi temsil ettiğini açıklayınız.

    ç. Türkler, Lin adlı bir ülkenin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün Türkleri erkek-kadın, küçük-büyük demeden öldürdüler. Bu büyük ve acımasız kıyımdan yalnızca 10 yaşlarında bulunan bir oğlan sağ kaldı geriye. Düşman askerleri bu çocuğu da buldular ama onu öldürmediler; bu yaşayan son Türk’ü acılar içinde can versin diye, kollarını ve bacaklarını keserek bir bataklığa attılar. Düşman hükümdarı, çeri (asker)lerinin son bir Türk’ü sağ olarak bıraktığını öğrendi; hemen buyruk verdi ki bu son Türk de öldürüle ve Türkler ‘in kökü tümüyle kazına.

    Düşman çerileri çocuğu bulmak için yola koyuldular. Fakat dişi bir Bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı; Altay dağlarında izi bulunmaz, ıssız ve her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova, baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı; dörtbir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada çocuğun yaralarını yalayıp tımar etti, iyileştirdi; onu sütüyle, avladığı hayvanların etiyle besledi, büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü, ergenlik çağına girdi ve Bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar. Ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar ve atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular, dört bir yana yeniden egemen oldular. Ve Türk kağanları atalarının anısına hürmeten, otağlarının önünde hep kurt başlı bir sancak dalgalandırdılar…

    Bozkurt yine burda güç ,kuvvet,türeyiş, iyilik ve kurtuluşun sembolü olarak kullanılmıştır.



    d. Okuduğunuz “Ergenekon Destanı’nda bu motifin nasıl kullanıldığını (yer aldığını) belirtiniz.

    d.



    2. metin

    GÖÇ DESTANI

    1. a. Grup sözcüleriniz aracılığıyla mitoloji ve mitolojik dönemdeki yaşam; Türklere ve diğer milletlere ait destanlardaki mitolojik öğeler hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    1. a. Türklerin mitolojik öğeleri*kurt, ay, yıldız, su, ışık, ateş ,ağaç vb. dir. Mitolojik devirlerde*Türkler kendilerini koruyacak, savunacak*kendilerinin dışında bir olağanüstü varlığa ihtiyaç duymuşlardır. Bunların zaman zaman onlara yardım ettiğine inanırlar. Tıpkı şimdi Hızır Aleyhisselam’da*olduğu gibi.
    Türeyiş destanında kurt, Oğuz Kağan destanından kurt, ışık, ağaç gibi mitolojik unsurları kullanmışlardır.



    b. Okuduğunuz destanda Uygur halkının atlar kişnerken, develer böğürürken, vahşi hayvanlar ve köpekler ulurken, sığırlar bağırırken, koyun ve kuzular melerken, çocuklar ağlarken “Göç! Göç!” diye bir söz duymalarının nedeni ne olabilir? Acaba Uygurlar bu sesleri, korktukları bir olayın ardından mı duymuş olabilirler? Onların duydukları bu garip sesi bir emir gibi düşünmelerini, gittikleri yerde “Beş Balıg” şehrini kurup yerleşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Açıklayınız.

    b. Olağanüstü varlıkların olduklarına inandıkları için kendilerini onların koruyacağına ve iyilik getireceklerine inandıkları içindir.



    c. Mitolojinin ve mitolojik öğelerin ortaya çıkma nedenleriyle ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    c. Mitoloji, toplumu derinden etkileyen olayların halk arasında anlatılmasıyla ortaya çıkmaktadır. İnsanlar çözemedikleri, anlayamadıkları ya da bilmedikleri özelliklere olağanüstü bir özellik katma eğilimi içindedir. Bu durum toplumların yaşamlarında bir alışkanlık haline gelmiştir. Mitoloji oluştuğu dönemlerde de insanlar çevreyi anlayacak bilgi birikimine sahip değildir. Burada da düş ve hayaller devreye girer.

    ç. Hayvanların çıkardığı sesler ve beş çocuğun ağlamasıyla duyulan “Göç! Göç!” sesi yaşanabilir bir durum mudur? Mitlerle ilgili bilgi birikiminizden ve “Göç Destanı’nda anlatılanlardan yararlanarak mitolojik öğelerin oluşumunu açıklayınız.

    ç. Yaşanılabilir bir durum değildir. Bir önceki soruda mitolojik oluşum nedenleri anlatıldı.



    2.*Şimdiye kadar okuduğunuz destanlarda geçen mitolojik öğeleri sıralayınız. Bunların nesilden nesile nasıl aktarılmış olduğunu açıklayınız.

    2. Kurt, yıldız, su, ışık, ateş ,ağaç gibi mitolojik unsurlar kullanılmış ve bunlar sözlü olarak nesilden nesile, kulaktan kulağa belli bir gelenek için aktarılmıştır.

    3.*Okuduğunuz destandaki “mum (ışık) ve iki ağaç” motiflerinin, eski Türklerin Gök Tanrı inancıyla ilgisini belirtiniz. Bu motiflerin, eski Türklerin yaşayışı ve zihniyetiyle ilişkisini açıklayınız.



    4.*İnsanlığın ilk dönemlerinde tabiatla, üstün güçlerle ve düşmanla mücadelelerde gerçek olmayan, düş yoluyla ortaya konan öğeler, sizce mitolojik dönemin sanatını ve dilini nasıl etkilemiştir? Tartışarak sonuçları sıralayınız.

    4. Düş yoluyla ortaya konan öğeler Türk toplumunun sanatını da daha çok düşsel öğelerin ağırlıkta olduğunu yapıya büründürmüştür. Hemen hemen her eserde insanların olağanüstü kavram ve olguları kullanmışlar ve bunları eserlerine aktarmışlardır.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. Okuduğunuz destandan hareketle demircilik geleneğinin Göktürklerin yaşamında nasıl etkili olduğunu belirtiniz. Günümüzde bu geleneğin nasıl sürdürüldüğünü söyleyiniz.

    1. Demircilik özellikler savaşçı olan Türklerin yaşamını kolaylaştırmıştır. Ok, kalkan, mızrak yapımında kullanmışlardır. Günümüzde bu gelenek devam etmemektedir.

    2. Türklerin Ergenekon’dan çıkışını temsil eden özel günün adını ve o gün halk arasında hangi etkinliklerin yapıldığını boş bırakılan yere yazınız.

    2. Baharın Gelişi olarak halkın arasında kutlanmaktadır. O gün insanlar çeşitli eğlenceler yapar ve o günün anısına*temsili olarak demir döverler.

    3. a. Grup sözcüleriniz aracılığıyla “Kalevala”, “Şehname” ve “Odysseia” adlı eserlerin konularını ve hangi milletlere ait olduğunu bir sunumla arkadaşlarınıza aktarınız.

    3. a.

    b. Farklı uygarlık ve kavimlere ait destanlar ile okuduğunuz Türk destanlarının benzerlik ve farklılıklarını tablodaki boş bırakılan yere yazınız.



    Farklı Uygarlık ve Kavimlerin Destanları ile Türk Destanları*

    Benzerlikler

    Farklılıklar

    Olağanüstülükler hakimdir.

    Üslupları farklıdır.

    Mitolojik kavramlar göze çarpar.

    İçerik olarak bizimkiler daha çok savaşlardan ve kahramanlıklardan bahseder.

    Nesilden nesile aktarılırlar.

    Dilleri farklıdır.

    Bir milletin ortak duyguların ortaya çıkar.

    Yapı itibariyle farklılılar vardır.



    4. a. Uygur Türklerine ait aşağıda verilen metni ve hayat ağacının temsilî resmini inceleyiniz. İnce*lediğiniz efsane ve resimden hareketle mitolojik öğelerin Destan Döneminin sanatını ve dilini nasıl etkilediğini açıklayınız.

    4. a. Ağaç ve at gibi mitolojik unsurlar Destan döneminde en çok kullanılan kavram olup bunlar o dönemki insanların sanatını ve dilini etkilemiştir.

    b. Hayat Ağacı’nın bu efsanedeki işleviyle Göç Destanı’nda çadırın iki ağaç ortasına kurulma*sı ve bu çadırdaki çocuklara tapılması arasında nasıl bir bağlantı olduğunu belirtiniz.

    b. Yine*Türklerin kendilerinin dışındaki kozmik dünyanın nasıl var olduğu anlamaya çalışmalarından kaynaklanır. Belli bir zaman sonra düşünceleri olağanüstülüklere kaymıştır. Temel evrenin nasıl var olduğunu anlamaya çalışmalarıdır.

    c. Okuduğunuz ve incelediğiniz destanlardan hareketle her kavmin Destan dönemi yaşayıp yaşamadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu belirtiniz.

    c. Yaşanmıştır. Destan dönemi milletlerin ilk oluşum dönemleri, onların çocukluk evreleri gibidir. Bu oluşum süresinde mutlaka bu evreleri geçmesi lazımdır.



    5. Ailenizin, aile soy ağacında nerede yer aldığını belirtiniz. Bu soy ağacının Türk destan ve efsanesindeki ağaç motifiyle ilişkisini açıklayınız.

    5.

    6.*Bir milletin devlet olma ve yurt edinme aşamalarını mitolojik öğelerle süsleyerek anlatmasının nedeni ne olabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

    6. Elde ettiği yurt ve devleti sadece kendi maddi kazanımlarıyla değil aynı olağanüstülükler elde ettiğini belirtmek için mitolojik öğelerle süsler. Bu da bir sonraki kuşağa yurt ve devletin nasıl kazandıklarını*ve ona sahip çıkmaları gerektiğini ortaya koymalarına vesile olur.



    7. a. Sözlü edebiyat dönemine ait okuduğunuz edebî ürünler ve edindiğiniz bilgilerden yararlana*rak bu dönemdeki eserlerin toplumun ortak değerleriyle nasıl bir bağlantısı olduğunu açıklayınız.

    a. Bu dönemde oluşturulan eserlerin yazarları yoktur. Anonimdir. Bu da bu dönemdeki eserlerin halkın ortak duygu, düşünüş ya da davranışlarının bir yansıması olduğunun göstergesidir.

    b. Toplumun ortak değerlerinin bir insan topluluğunda bulunan bireyleri birbirine bağlamadaki işlevini belirtiniz.

    b. Bir insan toplumdaki ortak değerlere inanıyorsa*ve ona sahip çıkarsa bu onu diğer bireylere sahip çıkma, onları koruma ve kollama ihtiyacının ortaya çıkmasına vesile olur. Bu da bir milletin ortaya çıkışı gösterir.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi mitlerle ilgili değildir?

    A. Mitler, alegorik anlatımın kullanıldığı halk hikâyeleridir.

    B. Mitler, tanrı ve tanrıçalarla ilgili değildir.

    C. Mitler, Destan Döneminde ortaya çıkmıştır.

    D. Mitlerde halkın hayal gücü ortaya çıkar.

    E. Mitler; evrenin oluşumu, türeyiş vb. konularla ilgilidir.

    CEVAP:B



    2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    ( D*)*Destan Dönemi, destanların ortaya çıktığı zaman dilimidir.

    ( Y*)*Farklı uygarlıklarda ve kavimlerde Destan Dönemi yaşanmamıştır.

    ( D*)*Ergenekon Destanı, Göktürklerin yaş***** ait özellikleri yansıtmaktadır.

    3. Aşağıdaki destanları uygun seçeneklerle eşleştiriniz.

    Odisseia

    Yunan

    Şehname

    İran

    Kalevala

    Fin

    Göç Destanı*

    Göktürkler



    4. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

    XXX

    Destanların temelinde milletlerin başından geçen büyük olaylar esastır.

    XXX

    İnsanların tabiatla, üstün güçlerle mücadelesi ve hayal yoluyla ortaya koyduğu eserler, mitolojik öğelerin oluşumunda etkilidir.

    XXX

    Destanlar, ağızdan ağza aktarılarak yayılmıştır.



    5.*Destanlardaki mitolojik kavramlar, bir milletin hangi yönünü temsil etmektedir? Düşünceleri*nizi açıklayınız.

    5.

    6. Geleneksel olarak yayılan ve toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğusuyla ilgili hayalî, alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi.

    Yukarıda tanımı yapılan kavram hangisidir?

    A. Mit*B. Efsane*C. Kültür*D. Gelenek*E. Mitoloji

    CEVAP:E



    7. Aşağıdakilerden hangisi sözlü edebiyat ürünü değildir?

    A. Masal*B. Destan*C. Koşma*D. Ninni*E. Atasözü

    CEVAP:C



    8. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Sözlü edebiyat ürünleri DESTAN dönemde oluşmaya başlamıştır.

    Mitolojik öğeler, dönemin yaşama biçimiyle DOĞRUDAN ilişkilidir.

    SÖZLÜ*DÖNEM ürünleri, mitolojik öğelerin nesilden nesile aktarımında önemli bir role sahiptir.





    9. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    (*D ) “Göç Destanı”, Uygurlara ait bir destandır.

    (*D ) “Ağaç, ışık, kurt, kutlu dağ” Türk destanlarındaki mitolojik öğelerdir.

    (*D ) Bir toplumun sözlü edebiyat ürünlerindeki ortak değerler, bireyleri birbirine bağlar.

    10. Sözlü edebiyat ürünlerinin, Türk kültür tarihi açısından önemini belirtiniz.
    sedoshum ve mertcik123 bunu beğendi.
  4. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    2.Ünite:Şiir Sağu-Koşuk (Sayfa:37,38,39,40,41,42,43)

    a. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler / Şiir (Sagu, Koşuk)

    HAZIRLIK

    1.*“Sagu ve koşuk” sözcüklerinin anlamlarını öğreniniz.

    1. İslamiyet Öncesi Türklerde ölen kişilerin arkasından yakılan ağıtlara sağu denir. Yine aynı dönemde tabiatın güzelliklerini, aşkı ve sevgiyi işleyen şiirlere de koşuk adı verilir.

    2.*Edebiyatla ya da tarihle ilgili eserlerden eski Türklerin yaşayışı ve şiir söyledikleri törenler hakkında bilgi edininiz. Edindiğiniz bilgileri bir sunumla arkadaşlarınıza aktarmak üzere hazırlayınız.

    2. Türkler İslamiyet’ten önce göçebe olarak yaşarlar, avcılık yaparak geçimlerini sağlarlar, savaşçı bir millet olup özellikle savaşlardan elde ettikleri ganimetlerle de geçimini temin ederler. Kışları ovalara yazları yaylalara giderler. Yaz aylarında avlanırlar ve uzun sürek avlarında zaman zaman sığır şölenleri yaparlar. İşte bu şölen ozan denilen kişiler halka şiirler okurlar ki bunlar koşuk ya da sağulardır. Savaşçı bir millet oldukları için de zaman zaman savaşlarda kahramanlarını kaybederler ki işte bu dönemde*yuğ denilen tören yapılır ve bu törende sağular okunur.

    3.*Eski Türklerde “kam, ozan, baksı, şaman” adlarının kimlere verildiğini ve bunların görevlerini öğreniniz.

    3. Kam : Büyü yapar.

    Baskı : Ağır hastaları tedavi eden bir hekimdir.

    Ozan : Sadece insanları eğitmez aynı zamanda eğlendirir.

    Şaman : Alt ve üst dünyada yardım eder.

    Daha sonraki dönemlerde yerini aşık almıştır.



    4. Günümüzde söylenen ağıt türündeki bir türkünün sözlerini yazınız.

    5. Türlük çeçek yarıldı,*Erdi aşın taturgan*

    Barçın yadım kerildi.*Yavlak yagıg kaçurgan

    Uçmak yeri körüldi,*Ograksüsin kaytargan

    Tumlug yana kelgüsüz*Bastı ölüm ahtaru



    Günümüz Türkçesiyle*Günümüz Türkçesiyle

    Türlü çiçekler açıldı,*(O, konuklarına) yemeğini tattıran,

    Çimene ipek yaygılar yayıldı,*Kötü düşmanı kaçırtan

    Cennet yeri görüldü,*(ve) Oğrak ordusunu geri püskürten (bir yiğit) idi.

    Artık kış gelmeyecek.*Ölüm (onu yere) yıkarak bastırdı.

    a. İslamiyet öncesi döneme ait iki ayrı şiirden alınan yukarıdaki dörtlükleri okuyunuz. Bu dörtlüklerde ahengin (ses tekrarı, ritim, ses benzerlikleri vb.) hangi öğelerle sağlandığını belirtiniz.

    a. Nazım birimi: Dörtlük

    Ölçüsü. Hece ölçüsü

    Uyak düzen: aaab

    Ses ahenki ya da kafiye: Birinci dörtlükte (İ)l-di şeklinde olan ekler redif –r ler ise yarım kafiyedir. İkinci*dörtlükte –urgan/argan şeklindeki ekler redif*olarak kullanılmıştır.



    Tatlı tatlı konuşurduk, gülerdik

    Gönül bahçesinden güller dererdik

    Baş başa verir de gönül eğlerdik

    Şimdi başkalandı devran, ağlarım.

    Sümmânî

    b. Halk edebiyatı şairlerinden Sümmânî’nin koşmasını yukarıdaki dörtlüklerin ahenk ögeleriyle karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönleri sıralayınız.

    b.

    Benzerlikler

    Farklılıklar

    Nazım birimi dörtlük

    Dil olarak farklılık vardır. Sümmani’nin söyleyişi bize daha yakındır.

    Uyak düzeni aaab



    Ölçüsü hece ölçüsü



    Halk söyleyişine sahip





    6. Çevrenizde, sevdiğini kaybeden insanların duygularını nasıl dile getirdiklerini belirtiniz.

    6. Üzüntü ve kederleri ister istemez diline yansımaktadır, kaybettiği insanın güzel özelliklerini dile getirme ihtiyacı duyarak anılarla kalan yaşamı tazeleme ihtiyacı duyarlar. Yeteneği olanlar ölen kişi üzerine şiirler, ağıtlar yakarlar.

    7.*Bahar mevsiminin size hissettirdiği duyguları açıklayınız.

    7.



    İNCELEME

    1. metin

    ALP ER TONGA SAGUSU

    1. Okuduğunuz şiiri, yapı bakımından (birim, birim sayısı, uyak düzeni vb.) inceleyiniz.

    1.*

    Nazım Birimi: Dörtlük

    Birim Sayısı: 8 Birim

    Uyak Düzeni: Düz uyak (aaab,cccb,dddb…)

    Kafiye:*1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye,

    4. Dörtlükte*“r”ler yarım kafiye,

    5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye,*

    6. Dörtlükte*“n”ler yarım kafiyedir.

    7. Dörtlükte kafiye yok

    8 . Dörtlükte “r”ler yarım kafiye,



    Redif 1.Dörtlükte “di mü”ler redif, 2. Dörtlükte “gurup”lar redif, 3. Dörtlükte “leyü”ler redif,

    4. Dörtlükte*“tedi”ler redif,

    5. Dörtlükte “redi”ler redif,*

    6. Dörtlükte*“çıdı”lar redif.

    7. Dörtlükte ”ok”lar redif

    8. Dörtlükte “tadı”lar redfi





    2. Okuduğunuz şiir, efsanevi Türk hakanı Alp Er Tonga (Tunga)’nın ölümü üzerine duyulan üzüntüyü dile getirmektedir. Alp Er Tonga’nın ölümünü kabullenemeyen halk, ilk dörtlükte dünyayı kötü olarak nitelerken sonunda feleğin de ondan öcünü aldığını soru cümleleriyle vurguluyor. Şair kendi acısını, yüreğinin parça parça olduğunu dile getiren birinci dörtlüğün son dizesindeki “Emdi yürek yırtılur” söz kalıbıyla dile getiriyor. Şairin duygularını dile getirmek için kullandığı diğer ifade ve söz kalıplarını da siz bulunuz.

    2. Benizleri sararmış

    Yüzleri safran gibi kesilmiş

    Erdem eti çürüdü

    Dağlar başı aşınır

    Geçmiş günleri arar

    Yerlere atıp sürtülür gibi sözcüklerdir

    3. Şiirin birinci dörtlüğünde “felek” öcünü alan birine benzetilmiştir. Bu sanatın adını söyleyiniz. Şiirdeki diğer söz sanatlarını da bularak bunların şiire katkısını açıklayınız.

    3. Kişileştirme*yapılmıştır. Diğer söz sanatları ise

    “Alp Er Tunga Öldi mü”

    istifham

    “emdi yürek yırtılır”

    mübalağa

    “kürküm angar türtülür”

    teşbih

    “sırkıp*üni yurlayu”

    teşbih

    “ulşıp eren börleyü”

    teşbih

    “könglüm için örtedi”

    mübalağa

    “tün kün keçip irtelür”

    tezat

    “ödlek*kamug köfredi”

    teşhis

    “ajun anı yançıdı”

    istiare



    4.*Okuduğunuz şiirin temasını ve bu temayla ilgili düşüncelerinizi birkaç cümleyle aşağıya yazınız.

    4. Teması ölümdür. Ölüm ile ilgili düşüncelerinizi izah etmek size kalmış…

    5.*“Alp Er Tonga Sagusu’nu söyleyenlerin, neler hissetmiş olabileceğini ve bunları şiire nasıl yansıttıklarını açıklayınız. Sizin bu şiiri okurken hissettiklerinizle şiiri söyleyen ozanın duygularını karşılaştırarak şiiri yorumlayınız.

    5. Cevabı size kalmış..

    6. Okuduğunuz şiirin ilk dörtlüğü 2+2+3 duraklı 7′li hece ölçüsüyle söylenmiştir. Dörtlüğün ilk üç dizesi, I sesinin tekrarı (öl-/kal-/al-) nedeniyle yarım uyaklıdır. Uyaklara redifler (-di-mü/-dı mu/-dı mu) eklenerek bu uyum desteklenmiştir. Son dize ise diğer dörtlüklerin son dizeleriyle uyaklıdır. Ayrıca üçüncü dizede ö ve I seslerinin tekrarıyla (ödlek öçin aldı mu) bir ahenk sağlanmıştır. Şiirin diğer dörtlüklerindeki ahenk öğelerini de siz bulunuz.

    6.

    Kafiye:*1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye,

    4. Dörtlükte*“r”ler yarım kafiye,

    5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye,*

    6. Dörtlükte*“n”ler yarım kafiyedir.

    7. Dörtlükte kafiye yok

    8 . Dörtlükte “r”ler yarım kafiye,



    Redif 1.Dörtlükte “di mü”ler redif, 2. Dörtlükte “gurup”lar redif, 3. Dörtlükte “leyü”ler redif,

    4. Dörtlükte*“tedi”ler redif,

    5. Dörtlükte “redi”ler redif,*

    6. Dörtlükte*“çıdı”lar redif.

    7. Dörtlükte ”ok”lar redif

    8. Dörtlükte “tadı”lar redif





    7. a. Eski Türklerin yaşayışı ve şiir okudukları törenler hakkında edindiğiniz bilgileri sunumla arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. Konunun*başındaki hazırlık*2.soruda cevabı verilmiştir.

    b. “Alp Er Tonga Sagusu”nun ikinci ve üçüncü dörtlüklerinde nasıl bir görüntünün tasvir edildiğini açıklayınız. Üçüncü dörtlükte, niçin erlerin kurtlar gibi uluduğu söylenmiş olabilir? Eski Türklerin yaşayışı, inanışı, gelenek ve görenekleriyle ilgili edindiğiniz bilgiler ve Türk destanlarından da yararlanarak o dönemde sürdürülen yaşamla şiir arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

    b. Güçlü ve adalet Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine onu seven beyler*geleceklerine dair bir kaygı içerisine girer ve bundan sonraki yaşamları hakkında tereddütleri vardır. Onun ölümü üzerine benizleri sararır, kurtlar gibi ağlaşırlar ve yakalarını yırtarak feryat figan etmeye başlarlar.



    2. metin

    KOŞUK

    1. Okuduğunuz şiiri yapı yönünden inceleyiniz.

    1. Nazım birimi: Dörtlük

    Birim sayısı: 12 (Bir tanesi iki defa yazılmış dörtlüklerin)

    Ölçü. Hece ölçüsü

    Uyak Düzeni : Düz uyak

    Kafiye Çeşidi: 1,2,3 . dörtlüklerde olduğu gibi genellikle yarım uyak kullanılmıştır.

    2. Okuduğunuz şiirde tasvir edilen manzarayı anlatınız. Şair, bu tasviri yaparken nasıl bir duygu içerisinde olabilir? Bu duygularını şiire hangi ifade kalıplarını kullanarak yansıtmıştır? Açıklayınız.

    2. Baharın gelişiyle birlikte dağlardaki karların erimesi neticesinde seller oluşmaya başlaması, bahar serinliğinin gelmesi, bahar yağmurlarının gelmesi, baharın gelişiyle birlikte çiçeklerin rengarenk olması, tabiatın tekrardan gülmesi anlatılmıştır. Göçebe olarak yaşayan Türkler elbette ki baharın gelince bir sevinç içerisindedir ki bu sevinç koşuğun şairine de yansımıştır.

    İfade kalıplar: Türlü türlü çiçekler açıldı, inci mahfazası açıldı, Her taraf misk kokmaya başladı, yerin altında yatmaktan sıkılmış çiçekler açmaya başladı gibi ifade kalıpları kullanılmıştır.

    3. Şiirdeki söz sanatlarını bulunuz. Bunların şiire katkısını açıklayınız.

    3.

    Kadka tükel osnayu

    Benzetme

    Kerip tutar ak torın

    Benzetme

    Kayguk bolup öğrüşür

    Benzetme

    Yinçü kapı açıldı

    Benzetme

    Üküş yatıp özeldiYirde kopa adrışur

    Hüsnü Talil

    ***uklanıp büküldü

    Kinaye

    Yipgin yaşın yüzgeşipBir bir-gerü yüzgeşüp

    Kişileştirme

    Sığır buka möngreşür

    Kişileştirme

    Söz sanatlarının şiire*estetik bir zevk katar, anlatılmak istenilen duygu ve düşünceleri olduğu anlatmak diğer metinlerin işi olabilir ama sanatsal metinlerdeki söz sanatları ve mecazları anlatılmak istenileni daha etkili*ve çarpıcı kılmak için yapılır. Koşukta anlatılanları temel anlamlı cümlelerle anlatsak hava durumundan farkı kalmazdı.

    4. Şiirin temasını ve bu temayla ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.

    4. Tema: Baharın Gelişi

    5.*Destan Dönemine ait bahar tasviri yapılan bu şiirde şairin yansıttığı duygular sizi nasıl etkiledi? Baharın gelişiyle hissettikleriniz şairin duygularıyla benzerlik gösteriyor mu? Buna göre şiiri yorumlayınız.

    5. Cevabı size kalmış..

    6.*“Bozkır Türk ekonomisinin esasını, yüksek ovalar ve yaylalar olan bozkır coğrafyasının iklim şartları icabı, çobanlık ve hayvan besleyiciliği teşkil ediyordu. Yetiştirilen hayvanların başında -yukarıdan beri Türk sosyal ve kültürel hayatında büyük ehemmiyetini belirttiğimiz- at, daha sonra da koyun geliyordu.

    Bozkırlı Türklerin başlıca gıda maddesi et idi. En çok at ve koyun eti yenirdi.”

    Prof. Dr. İbrahim KAFESOĞLU

    Yukarıda okuduğunuz paragraftan hareketle eski Türklerin sürdürdüğü bozkır hayatıyla koşukta tasvir edilenler arasındaki ilişkiyi tartışınız. Ulaştığınız sonucu aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.

    6. Yukarıdaki paragrafa göre Türklerin geçim ve beslenme kaynağı at ve koyun eti olduğu belirtilmiştir. Bu durum bu hayvanın beslenmesi ve bakımı için en elverişli zaman bahar ve yaz aylarıdır. Koşuklarda bu duygu ve düşünceleri ifade eden sevinçler göze çarpmaktadır.

    7. Okuduğunuz şiirin ahenk öğelerini (ses akışı, ritim, söyleyiş, uyak vb.) bulunuz.

    7. Nazım birimi: Dörtlük

    Birim sayısı: 12 (Bir tanesi iki defa yazılmış dörtlüklerin)

    Ölçü. Hece ölçüsü

    Uyak Düzeni : Düz uyak

    Kafiye Çeşidi: 1,2,3 . dörtlüklerde olduğu gibi genellikle yarım uyak kullanılmıştır.



    8.*Kitabınızdaki “Alp Er Tonga Sagu”su ve “Koşuk”tan hareketle Destan Dönemi şiirinin oluşmasını sağlayan zihniyetin özelliklerini belirtiniz.

    8. Her edebi eser içinde bulunduğu toplumunu zihniyeti yansıtır ve bu iki eserde Türklerin o dönemdeki zihniyetinden izler taşır. Alp Er Tonga Sagusu’nda savaşçı olan bir*milletin kahramanının arkasında ağıt yakması ve önemli olan ahlak ve erdem*kavramlarının işlenmesi o dönemin zihniyetidir.

    Koşuk’ta ise göçebe*ve çadırda yaşayan bir milletin kış ayında çektiği sıkıntıları baharın gelmesiyle birlikte nasıl sevince bıraktığı göstermektedir. Türkler Nevruz’da Baharın gelişini şölenler yaparak kutlarlarmış ki bu da eserlerin yansımıştır.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. a. Günümüzde söylenen ağıt türündeki bir türkünün sözlerini arkadaşlarınıza okuyunuz.

    a.

    b. Uygurlara ait aşağıdaki ağıtı okuyunuz. Sözlerini dinlediğiniz ağıt ile Uygurlara ait şiiri farklı yüzyıllarda söylenmiş olsalar da duyguların dile getirilmesi yönüyle karşılaştırınız. Benzer yön*lerini yazınız.

    Günümüz Türkçesiyle

    Aklar bulıt örlep kükirep*Ak bulutlar yükselip gürleyerek,

    Alkuka mu kar yagurur*Her tarafa kar mı yağdırır;

    Ak bir saçlıg karı anam*Ak saçlı o ihtiyar anam

    Açıyu mu yaşların akıdur*Acılar içinde mi gözyaşlarını akıtır.



    Karalar bulıt örlep kükrep*Kara bulutlar yükselip gürleyerek

    Kar mu yağmur ol yoğurur*Kar mı yağmur mu yağdırıyor?

    Karı yağlığ ol (bir) anam*(Yoksa) o ihtiyar, yaşlı anam

    Kayguda mu yaş akıtır*Kederden mi gözyaşı döküyor?



    b. Her iki dönemdeki metinlerin temaları aynı fakat söyleyiş özelikleri de aynı olduğu göze çarpmaktadır. Özellikle yapılan benzetmeler birbirine çok benzemektedir. Toplumların tarihleri ve yurtları farklı, zamanları farklı olsa da toplumlar aynı duygu karşısında aynı sözleri ve benzetmeleri kullanabilmekteler.



    2.*Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yapılan matem törenlerinin izleri, günümüzde de görülüyor mu? Açıklayınız.

    2. Eski dönemde olduğu gibi belli bir düzen içinde yapılmasa da ölen kişilerin yakınları çeşitli ağıtlar yakarak çeşitli ritüeller ortaya bazı özelliklerini devam ettirmektedirler. Ama aynı şekilde kesinlikle devam etmiyor.



    3.*

    I. Bahar gelir, bulanırsın, coşarsın,

    II. Etil suvı akaturur

    Dalga vurur, kenarlara taşarsın.

    Kaya tübi kakaturur

    Dünya kurulalı böyle yaşarsın,

    Balık telim baka turur

    Tükenmez ömrün var bol, Kızılırmak.

    Kölüng takı küşerür



    Âşık Veysel





    Günümüz Türkçesiyle



    İtil suyu akadurur



    Kaya dibi kakadurur



    Balık cümle bakadurur



    Taşar durgun göller bile



    Yukarıda okuduğunuz ilk dörtlük, saz şairlerimizden Âşık Veysel’in “Kızılırmak” adlı şiirin*den alınmıştır. İkinci dörtlük ise Destan Döneminde söylenmiş İtil Irmağı’nı tasvir eden bir şiirden alınmıştır. Belli bir doğa parçasını anlatan bu iki şiiri, şekil ve ahenk unsurları yönünden karşılaştı*rarak sonuçları boş bırakılan yerlere yazınız.

    I. Şiir (Kızılırmak)

    II. Şiir

    Şekil

    Şekil

    Nazım Birimi: DörtlükÖlçüsü: Hece ölçüsü Uyak Düzeni: Düz uyak

    Kafiye: “-ş” yarım kafiye

    Redif: “-arsın” redif



    Nazım Birimi: DörtlükÖlçüsü: Hece ölçüsü Uyak Düzeni: Düz uyak

    Kafiye: “-k” yarım kafiye

    Redif: “-aturur” redif



    Ahenk Unsurları

    Ahenk Unsurları

    Söz sanatları vardır.Halk söyleyişi hakimdir

    Söz sanatları vardır.Halk söyleyişi hakimdir



    4.*Eski Türklerde ozanların, dinî ve din dışı törenlerde müzik ve dans eşliğinde şiirler söylemeleriyle günümüz saz şairlerinin şiirlerini saz eşliğinde söylemeleri arasındaki ilişkiyi tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.

    4. Eski Türklerdeki*ozanlar dini ve din dışı törenlerde şiirler söylerlerken İslamiyet etkisiyle bu kişiler bazı özelliklerini bırakıp “Ozan, aşık ” adı altında sadece belirli meclis ve ortamlar şiirler söyleyip saz çalan kişiler konumuna gelmişleridir. Eski Türklerde bu kişilerin din adamı özelliği varken İslamiyet’ten sonra yerini sadece sanatı icra eden özelliğe bırakmıştır.

    Aslında bu ikisi birbirinin devamı niteliğindedir.



    5. a. Eski Türklerde “kam, ozan, baksı, şaman” adlarının kimlere verildiğini ve bunların görevlerini arkadaşlarınıza aktardıktan sonra aşağıdaki şemayı doldurunuz.

    a.

    kam,

    Din adamlığı yapar, doktorluk yapar, büyücülük yapar, insanları eğlendirir.

    Büyücü (KAM)

    ozan,

    Hekimlik(BAKSI)

    baksı,

    Eğlendirir (OZAN)

    şaman

    Din Adamı(ŞAMAN)



    b. Sizce, günümüz saz şairleri, eski Türklerdeki saz şairleriyle karşılaştırıldığında hangi görevi yerine getiriyorlar? Belirtiniz.

    b. Günümüzde saz şairleri sadece doğaçlama şiir söyleyip saz çalabiliyorlar. Atışarak geleneği devam ettiriyorlar ama doktorluk, büyücülük ve din adamlığı yapamıyorlar.

    6. Konya’da “Âşıklar Bayramı” adıyla her yıl yapılan kutlamaların kültürümüzün korunması açısından önemi nedir? Düşüncelerinizi aşağıya yazınız.

    6. Bu gelenek modern hayatla birlikte yok olmaya başlamışsa bazı yöreler yapılan çalışmalar halen aşıklık kavramının devamını sağlaması açısından önemlidir. Eskiden saz şairleri sadece bu işle meşgul olurken günümüzde bu saz şairlerinin başka işlerle meşgul olmakla birlikte boş zamanlarında aşıklık yapmaktadır ki bu da üzücü bir durumdur.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki yargılardan hangisi İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı nazmının özelliklerinden değil*dir?

    A. Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır.

    B. Şiir dizeleri birbirleriyle uyaklı düzenlemiştir.

    C. Şiirler genellikle “din” ile iç içedir.

    D. Konular, yaşanılan hayattan bire bir alınmıştır.

    E. “Sagu’lar “sığır” törenlerinden önce söylenirdi.

    CEVAP: C



    2.*Destan Döneminde dörtlüklerle söylenen, aşk ve doğa güzelliklerini işleyen şiirlere…………. denir.

    Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    A. Koçaklama

    B. Koşuk

    C. Koşma

    D. Sagu

    E. Tardiye

    CEVAP: B



    3. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    ( D*)*Destan Dönemi şiirlerinde (sagu, koşuk) ahenk; ses akışı, söyleyiş, ritim ve her türlü ses benzerliğiyle (uyak, redif) sağlanmıştır.

    (*D )*Destan Dönemi şiirlerde söz sanatlarından yararlanılmıştır.

    ( D )*Destan Döneminde sürdürülen hayat (yaşayış, inanış, gelenek ve görenekler vb.) söz*lü edebiyat ürünlerinden olan şiirlere de yansımıştır.

    ( D*)*Sagular, lirik şiir örneğidir.



    4. Aşağıdaki kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.





    Kam Dans

    Koşuk Doğa güzelliklerini tasvir eden şiir

    Ağıt*Sagu
    sedoshum ve mertcik123 bunu beğendi.
  5. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    2.Ünite:Destan(Sayfa:44,45,46,47,48,49,50,51,52,53,54)

    b. Olay Çevresinde Oluşan Metinler (Destan)

    HAZIRLIK

    1. Sınıfta dörder kişilik iki grup oluşturarak grup sözcülerinizi belirleyiniz. Daha sonra aşağıdaki eserlerden birini seçiniz. Belirlediğiniz eseri olay örgüsü, kişi, tema ve anlatım yönünden inceleyiniz. İncelediğiniz eserle ilgili tespitlerinizi grup sözcünüz aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarınız. İki eseri, inceleme sonuçlarınıza göre karşılaştırınız. Sonuçları tahtada sıralayınız.

    I. grup : “Devlet Ana” romanı,

    II. grup : Günümüz Türk edebiyatından seçeceğiniz bir olay öyküsü (Cevapları aşağıdadır.)

    2. Hun Türkleri hakkında bilgi edininiz.

    2. Hunlar veya Hun Türkleri, Kavimler Göçü ile Roma İmparatorluğu’nu istila etmesiyle bilinen göçebe kavimler topluluğuna verilen ortak addır. Hunlar; Oguzlar, Tunguzlar, Moğollar ve İrani kavimlerle birlikte Türk boylarından toplulukları da içeren birçok Asyatik etnik gruptan meydana gelmiştir. Attila önderliğinde Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır. Büyük Hun İmparatorluğu’nu Türk boyları kurmuş, yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.





    3. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Üç Şehitler Destanı”nı bulunuz. Şairin, şiire niçin bu adı vermiş olabileceğini söyleyiniz.

    3. Kurtuluş Savaşı*yıllarını anlattığı için epik tarzda yazılmış bir destandır.

    4. Yapma ve doğal destan kavramlarını araştırınız.

    4. Tarih öncesi devirlerde sözlü olarak oluşmuş,*daha sonra kaleme alınarak günümüze ulaştırılmış,*söyleyeni belli olmayan destanlardır. Doğal destanlara benzeyen: ancak oluşumlarında halkın katkısı bulunmayan,*yakın dönem-deki bir kahramanlık olayından yola çıkılarak belli bir kişi tarafından oluşturulan destanlardır. Kısacası söyleyeni belli olan destanlardır.



    5.*İslamiyet öncesi ve sonrası Türk destanlarını araştırınız.

    5. I- İslamiyet Öncesi Türk Destanları:

    1- Saka-İskit Destanları:

    Alp Er Tunga destanı: Türk-İran savaşlarını ve Alp Er Tunga’nın yiğitliklerini anlatır. Alp Er Tunga,*İran destanı “Şehname” de Efrasiyab olarak geçmektedir.

    Şu Destanı: Makedonyalı Büyük İskender ile Türkler arasında geçen savaşları ve hükümdar Şu’nun yiğitlikleri anlatılır.



    2- Hun-Oğuz Destanları:

    Oğuz Kağan Destanı: Hun hükümdarı Mete Han’ın hayatı,*yiğitlikleri,*ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğü anlatılır.

    Atilla Destanı: Batı Hun Devleti hüküm-darı Atilla’nın yaşamını anlatır.



    3- Altay Türkleri Destanları:

    Yaratılış Destanı: Türk kavramı etrafında oluşan bir destan değildir. Destan,*inanışa göre Tanrı Kayra Hanın kişiyi (insanoğlu) yaratmasıyla ilgilidir. Destanın en önemli özelliği Türklerin sosyal,*coğrafi,*uzay (kozmogoni) ve dini inanış-ları yönünden düşünce tarzlarını yansıtmasıdır. 19. yüzyılda derlenmiştir. Semavi dinlerden etkilendiği düşünülmektedir.



    4- Siyenpi Hanedanı Destanı

    Siyenpi Destanı: Hun devletinin yerini alan Siyenpi Hanedanlığının kaynağına dair önemli bilgiler içerir.



    5- Göktürk Destanları:

    Bozkurt Destanı: Yok edilmek istenen Göktürklerin bir dişi kurttan yeniden türeyişleri anlatılır.

    Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Türklerin Ergenekon adlı bir yerde yeni-den çoğalarak yurtlarına geri dönmeleri ve büyük bir devlet kurmaları anlatılır.



    6- Uygur Destanları:

    Türeyiş Destanı: Türklerin “Dokuz Oğuz ve On Uygur” boyları biçiminde var oluşunu anlatan destandır.

    Göç Destanı: Uygurların yurtlarından göç etmek zorunda kalışlarını anlatan destandır.



    II- İslamiyet Sonrası Türk Destanları:

    Manas Destanı: Kırgız Türklerine aittir. Dünyanın en uzun destanıdır.

    Saltuk Buğra Han Destanı: Hükümdar Saltuk Buğra Han’ın efsanevi bir şekilde anlatıldığı destandır. Karahanlılara aittir.

    Battal Gazi Destanı: Battal Gazi adlı kahramanın İslamiyet’i yayış mücadelesi anlatılır.

    Köroğlu Destanı,*Timur Destanı,*Cengiz Han Destanı,*Danişment Gazi Destanı,*Sarı Saltuk Destanı… gibi destanlarımız da mevcuttur.



    6. Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesini okuyunuz.

    6.

    7.*Yukarıdaki resimlerde gördüğünüz kahramanların özelliklerini belirtiniz. Kahramanlara ait özelliklerin gerçeklilikle ilgisini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

    7. Resimde karakterlerden bir canavarla savaşmakta diğeri de örümcek gibi sarmaşıklar atarak*uçabilmekte. Bunların gerçekle ilgisi yoktur.

    8. Günlük olayların, olağanüstü özelliklerle anlatılması sizi nasıl etkiler?

    8. Aşırı olağanüstü özellikler katılması inandırıcılığı etkilese de günlük hayatta her insan bazı olayları biraz abartarak verebilir ama bu durum inandırıcılığa gölge düşürmez.



    İNCELEME

    1. metin

    OĞUZ KAĞAN DESTANI

    1. a. Hun Türkleri hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    1.a. Hunlar veya Hun Türkleri, Kavimler Göçü ile Roma İmparatorluğu’nu istila etmesiyle bilinen göçebe kavimler topluluğuna verilen ortak addır. Hunlar; Ogurlar, Tunguzlar, Moğollar ve İrani kavimlerle birlikte Türk boylarından toplulukları da içeren birçok Asyatik etnik gruptan meydana gelmiştir. Attila önderliğinde Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır. Büyük Hun İmparatorluğu’nu Türk boyları kurmuş, yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.





    Başka bir bilgi :

    Çin kaynaklarında “Hiung-nu” olarak anılan Hunlar, tarihte adı geçen ilk Türk boyudur. MÖ 8. yüzyılda ortaya çıktılar; MÖ 200′lü yıllarda Teoman Yabgu’nun önderliğinde bir devlet kurdular. Teoman Yabgu’nun oğlu Mete döneminde, Hun Devleti’nin sınırları Japon Denizi’nden Hazar Denizi’ne kadar genişledi.



    Hunlar sadece askerlik alanındaki başarılarıyla değil, devlet yönetimindeki yetkinlikleriyle de kendilerinden söz ettirmişlerdir. Nitekim başta Mete olmak üzere bazı Hun hükümdarlarının üstün nitelikleri, Çinliler tarafından bile kabul edilmiştir.



    Bu dönem, aynı zamanda, at sırtında göçlerin tarihte ilk defa belirdiği zamandır. Batıya yönelen Hunlar, olağanüstü hazırlık düzeylerinin yanı sıra şaşırtıcı hareket yetenekleriyle zaman içinde kendileriyle aynı atçılık disiplinine sahip olan Germenler ve yüksek bir kültür düzeyindeki Romalılar üzerinde üstünlük kurmuşlardır.



    Attila’nın MS 434′de hükümdar olmasıyla Hun Devleti’nin altın çağı başlamıştır. Bu dönem, Hun Devleti’nin Avrupa ve Asya’nın en güçlü devleti olduğu çağdır. Ne yazık ki Attila’nın ölümünden kısa bir süre sonra Hunlar dağılmışlardır





    b. Okuduğunuz destanda anlatılanların, Hun Türkleriyle ilgili edindiğiniz bilgilerden de yararlanarak gerçeklikle ilgisini tartışınız. Sonuçları belirledikten sonra destanların nasıl oluştuğunu söyleyiniz.

    b. Destanda Oğuz Kağan diye anlatılan Hunların ünlü kahramanı Mete Han’dır.*Bu destan Mete’nin ölümünde sonra onun yaptığı kahramanlıkları ve savaşları ele alan bir destandır. Destanlar, oluşurken öncelikle toplumu derinden etkileyen bir olayın meydana gelmesidir ki bu Mete Han’ın ölümü üzerine yazılmış olmasıdır.

    2. a. Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesinin özetini anlatınız.

    2.a. Osmanlı devletinin başında bu dönemde Şah İsmail adında bir bela vardır. Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmışlardı. Gönderilecek elçi cesur, ölümden korkmayan, devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı. Sarayda, Enderun’da, divanda böyle bir kişi yoktur. Vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını ortaya atar. Bunun üzerine sadrazam Muhsin Çelebinin çağrılmasını ister. Peki kimdi bu Muhsin Çelebi.

    Muhsin Çelebi; cesur, doğruluktan ayrılmayan, ölümden korkmayan, akıllı bilgili, Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyen, hali vakti yerinde, garibi, zayıfı gözeten bir baba yiğittir. Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzura gelir. Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez. Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur. Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder. Elbette ki bu büyük devletin elçisi;atları, hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıydı. Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisinin karşılayacağını söyler. Çünkü o fedakarlığın karşılıksız olacağına inanıyordu. Giderler için bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır. Bu parayla ihtiyaçları karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu’ndaki: Kumaşı Hint’ten incileri Venedik’ten gelme Şah İsmail’in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır. Bu kaftanı padişaha hediye etmek için herkes sıraya girmektedir. Muhsin Çelebi hazırlıklarını tamamlar. Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz’e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail’in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır. Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur. Şah, vezirleri komutanları *****laşmıştır. Muhsin Çelebi gür sesiyle: Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır. Kapıdan çıkarken Şah’ın askeri kaftanı arkasından getirir. Muhsin Çelebi sesini yükselterek ‘bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.’ diyerek oradan ayrılır.

    Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner. Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır. Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar. Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla övünmemiştir.



    b. Daha önce okuduğunuz “Devlet Ana” romanını, Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” adlı hikâyesini ve “Oğuz Kağan Destanf’nı olay örgüsü, kişi, tema, dil ve anlatım bakımlarından karşılaştırınız. Vardığınız sonuçları aşağıya yazınız.



    Oğuz Kağan

    Devlet Ana

    Pembe İncili Kaftan

    Olay Örgüsü

    Hun Türklerinin kahramanı Mete Han’ın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte yapmış olduğu kahramanlıklar

    Osmanlı İmparatorluğu’nun aşiret halindeki dönemine inilir. Osmanlı insan tipi, yaşam tarzı, adaletleri gelenek ve göreneklerini konu edinerek bir aşiretten devlet olma mertebesine nasıl yükseldiğini destansı bir ifadeyle anlatılır.

    Osmanlı Döneminde Şah İsmail’e elçi olarak gönderilen Muhsin Çelebi’nin yaptıklarını anlatılır.

    Tema

    Kahramanlık

    Kahramanlık

    Kahramanlık-Fedakarlık

    Kişiler

    Oğuz Kağan

    Ertuğrul Gazi, Osman Bey ve Orhan Bey

    Muhsin Çelebi

    Anlatım

    Epik

    Epik

    Epik



    Ulaştığınız sonuçtan yararlanarak destanların kurmaca olup olmadığını nedenleriyle açıklayınız.

    Destanlar içerik olarak gerçek hayattan alabilir ama destanda anlatılanlar zaman içerisinde olağanüstü özelliklere bürünerek tamamen hayal mahsulü gibi görünebilir. Oysa ki Mete Han, yaşamıştır ve yapmış olduğu kahramanlıklar vardır ama anlatım tarzının aşırı olağanüstü olması bize onun kurmaca olduğunu düşündürebilir.



    3. “Oğuz Kağan Destanı’nın olay örgüsünü veren aşağıdaki ifadeleri okuyunuz. Bu açıklamalara verilen numaraları uygun sıralamayla şema üzere yazınız. Daha sonra olay örgüsünün özelliklerini ve destanda olay örgüsüne kaynak olabilecek olayın zamanını belirleyiniz.

    1. Oğuz Kağan’ın göğün kızıyla evlenmesi.

    2.*“Kalaç” Türk boylarının türeyişi.

    3. Oğuz Kağan’ın güneye yaptığı akınlar.

    4. Oğuz Kağan’ın olağanüstü özelliklerle doğuşu.

    5. Oğuz Kağan’ın batıda İdil Boyuna akınları.

    6. Oğuz Kağan’ın gençliği.

    7.*“Karluk” Türk boylarının türeyişi.

    8. Oğuz Kağan’ın altı oğluna hanlık vermesi.

    9. Oğuz’un Türklerin “Büyük Kağanı” olması.

    10.*Oğuz Kağan’ın büyük bir şölen vermesi ve ülkeyi oğulları arasında paylaştırması.

    11.*Oğuz Kağan’ın Kıpçak akını.

    12.*Oğuz Kağan’ın yerin kızıyla evlenmesi.

    13.*Çürçed Akını ve “Kanglı” Türk boylarının türeyişi.



    4

    6

    1

    12

    9

    5

    11

    7

    2

    13

    3

    8

    10

    Zaman kavramı net olarak işlenmemiştir. Özellikler “Günlerden bir gün.. diye destana*başlanması zamanın ne zaman olduğunun belli olmadığını gösterir.



    4. Okuduğunuz destanda zamanı ve mekânı anlatan sözcükleri belirleyip zaman ve mekân anlatımının nasıl yapıldığını tabloya yazınız. Ayrıca destanda mekânın nasıl bir işlevi olduğunu açıklayınız.

    Destanda zamanı anlatan sözcükler

    Destanda zamanın anlatımı

    Yine günlerden bir gün Bu çağda! Bu yerde

    Ava gitmişti bir gün

    Nihayet durdu bir gün nice günlerden sonra



    Destanın zaman kavramı ele alınmış fakat belirli ve net bir zaman değildir, tıpkı masal ve efsanelerde olduğu gibi belirgin olmayan bir zaman kavramı kullanılmıştır.

    Destanda mekânı anlatan sözcükler

    Destanda mekânın anlatımı

    Büyük bir orman vardı, Oğuz yurdundan içre, Emri verdi Oğuz Kağan, kendinin iç iline,

    Bir nehir vardı burada , İdil-Müren adında,

    Kara Dağ sırtlarında



    Mekanlarda bugün itibariyle çok net bilebildiğimiz yerler değildir. Belki destanın oluştuğu zamanda bu yerler bilinse buralar zaman içerisinde isimleri başkalaştığı için anlatılan mekanları tam olarak bilemiyoruz.

    5.*Maske (The Mask) çizgi filminin asıl kahramanı; kötü güçler tarafından tehdit edilenleri, zor durumda kalanları, maskesini takarak edindiği olağanüstü güçleriyle korumaktadır. Asıl kahraman, insanlığı tehdit eden teknolojik bir zekâyı, dünyayı yerle bir edecek pek çok gücü durdurabilecek olağanüstü özelliklere sahiptir. Bu kahraman, insanları korktuğu olaylardan korumak için vardır. Çizgi filmin olay örgüsü, bu kahramanın günlük yaşamındaki bu tür faaliyetlerinden oluşmaktadır. Maske çizgi filmindeki kahramanla, okuduğunuz destandaki Oğuz Kağan’ı özellikleri yönünden karşılaştırınız. Destandaki kişilerin olay örgüsündeki rollerini ve özelliklerini belirleyiniz.

    5. Mask ve Oğuz Kağan’da anlatılan kahramanların her ikisi de iyilik için mücadele eden kişilerdir. Her ikisi de*doğa üstü güçleri kullanarak bir şeyler yapmışlar ve insanlara faydalı olmuşlardır.



    6. “Oğuz Kağan Destanı’ndaki mekân, zaman, olay örgüsü ve kişilerde bulunan olağanüstü öğeleri belirleyiniz. Bu öğeleri belirledikten sonra destanda anlatılanların yaşanmasının mümkün olup olamayacağı konusunda düşüncelerinizi söyleyiniz.

    6. İlk sütü emip bir daha emmemesi,

    kısa sürede konuşmaya başlaması,

    evlilikleri (eşlerinin ortaya çıkışı ) ,

    bir boz kurdun yol göstermesi,

    vezirin rüyasında gördüğü ok ve yayın çocukları tarafından bulunması…

    Bu tarz olayların günlük hayatta yaşanması mümkün değil ama destanlar sözlü kültürde oluştuğu ve nesilden nesile aktarıldığı için zaman içerisinde abartılarak değişerek bu konuma gelmiştir.



    7. Okuduğunuz destanı meydana getiren birimlerin ortak paydasını (temayı) bulunuz. Daha sonra üçer kişilik dört gruba ayrılarak destanın temasının tarihle, insanlıkla, mitolojik öğelerle ve hayatla olan bağlantısını belirleyiniz. Tespitlerinizi grup sözcünüz aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarınız. Sonuçları maddeleyiniz.

    7. Tema : Kahramanlık

    Tarih: Oğuzların ünlü komutan Mete’dir. Mete Han’ın hayatı anlatılır.

    İnsanlık: Oğuz Kağan’ın halkla olan ilişkileri…

    Mitoloji: Ağaç, ışık, kurt,*rüya ,ok yay gibi mitolojik unsurlar verilmiştir.

    Hayat: Demircilik, av, madencilik, savaş aletleri, yönetim şekli, kurultay gibi hayatın içindeki unsurlar vardır.



    8. Sınıftan iki arkadaşınızı seçiniz. Arkadaşlarınızın birinden yaşadığı bir olayı anlatmasını isteyiniz. Diğer arkadaşınıza ise anlatılanları yazılı olarak ifade etmesini söyleyiniz. Arkadaşınızdan, hazırladığı yazıyı okumasını isteyiniz. Okunan metni dinledikten sonra sınıfça, metinde anlatılanları size aktaranın özelliklerini belirleyiniz. Yazıyı hazırlayan arkadaşınız, duyduklarını aktarırken kendi bakış açısını da yansıtmış mıdır? Nasıl? Buradan hareketle;

    a. Oğuz Kağan Destanı’nın anlatıcısının özelliklerini ve bakış açısını,

    a. Oğuz Kağan Destanı ozan dediğimiz bir anlatıcı tarafından anlatılmıştır. İlahi bakış açısı ile anlatılmıştır

    b. Henüz zümreleşmenin gerçekleşmediği o dönemde destanların nasıl bir halk kitlesine anlatıldığını belirtiniz.

    b. Her şeyin beraber yapıldığı, ortak kültür değerleri olan bir topluma anlatılmıştır. Nasihat olsun diye anlatılmıştır.



    9. “Oğuz Kağan Destanından alınan aşağıdaki orijinal metni ve günümüz Türkçesiyle verilmiş hâlini okuyunuz. İki metni ses değişmeleri, ses düşmeleri, kelime benzerlikleri ve cümle yapısı yönünden karşılaştırınız. Destan diliyle günümüz dilinin benzer ve farklı yönlerini belirleyiniz.

    9. Günümüz Türkçesiyle

    Men sizlerge boldım kağan,*(Sizlerin başınıza, ben oldum artık kağan,

    Alalım yay takı kalkan*Elimizden düşmesin, ne yayımız ne kalkan!

    Tamga bizge bolsın buyan,*Damgamız olsun bize yol gösteren bir buyan

    Kök Böri bolsıngıl uran,*Alpler (Mavi Kurt) olsun savaşta, Bozkurt gibi uluyan!

    Temür odalar bol orman,*Demir kargılar ile olsun ilimiz orman!

    Takı taluy takı muran,*Yurdumuz ırmaklarla denizler ile dolsun

    Kün tuğ bolsın kök kurıkan!*Gökteki güneş yurdumuzun bayrağı, gök çadır olsun!)



    Oğuz Kağan Destanı, orijinal haliyle hiçbir katkı olmadan sade bir Türkçe ile yazılmıştır. Bazı sözcüklerde değişiklikler görülse de bunları anlamakta sıkıntı çekmemekteyiz.

    Men>ben

    boldım>oldum

    Tamga >damga*

    bizge>bize

    temür>demir gibi..



    10. a. “Oğuz Kağan Destanından alınan aşağıdaki orijinal metni okuyunuz. Bu bölümü ahenk öğeleri yönünden inceleyiniz. Tespitlerinizi aşağıdaki boş bırakılan yere yazınız.

    Ses tekrarları

    an sesi sürekli tekrarlanmış.

    Ses benzerlikleri

    Ses benzerlikleri de çokça kullanılmıştır.

    Hece sayısı

    8’li hece ile yazılmıştır.



    b. Destandaki mitolojik öğeleri ve hayatla mücadeleyi temsil eden sözcükleri bulup noktalı yerlere yazınız. Bütün bunlardan hareketle destan dilinin oluşmasında mitolojik öğelerin, hayatla mücadelenin ve musi*kinin etkisini açıklayınız.

    b. Mitoloji: Ağaç, ışık, kurt,*rüya ,ok yay gibi mitolojik unsurlar verilmiştir.

    Hayat: Demircilik, av, madencilik, savaş aletleri, yönetim şekli, kurultay gibi hayatın içindeki unsurlar vardır.



    Koyu lacivert gökte ışıklı bir iz bırakarak bir yıldız aktı. Kerimcan, bunu ne zaman gör*se ürperiyordu. Uğursuzdu yıldız akması. Çünkü bugün yarın, uzak yakın biri öldü, ölecek demekti. “Sakın Akçakoca emmi… Tanrı esirgesin…”

    c. “Devlet Ana” romanından alınan yukarıdaki bölümü okuyunuz. Okuduğunuz bu bölümü ve “Oğuz Kağan Destanından alınan bölümün anlatımını (cümle yapıları, tasvirler vb.) karşılaştırınız. Sonuç*ları sıralayınız. Sonuçlardan hareketle “Destanda edebî dil oluşmaya başlamıştır.” diyebilir miyiz? Düşün*celerinizi açıklayınız.

    c. Yukarıdaki Devlet Ana romanının dili ile Oğuz Kağan Destanı’nın dili aynı yapıya sahiptir.*Burdan hareketle destandaki edebi dilin varlığın söz edebiliriz. Edebi bir destanlarda oluşmaya başlamıştır. Özellikle masalsı bir anlatım göze çarpmaktadır.



    11. a. Hunlarla ilgili edindiğiniz tarihî bilgilerden de yararlanarak “Oğuz Kağan Destanı’nı, toplum*da iş bölümünün gerçekleşmediği; hayalin, akılla ilgili davranışlarda hâkim olduğu o dönemin tarihî, siyasi ve kültürel yapısı yönünden inceleyiniz. Tarihsel olay (Hun Devleti’nin kuruluşu) ve kişilerin (Oğuz Kağan) hayal unsurlarıyla nasıl zenginleştirildiğini açıklayınız.

    a. Oğuz Kağan tarihsel bir karakterdir. Kendi toplumunda yaşamıştır ve kahramanlıklarıyla hayatını noktalamıştır ama insanlar onun yaptıklarında çok etkilenmiş ve hayatı ile ilgili hayal unsurlarını çalıştırmaya başlamışlardır ki doğumundan itibaren bu işlevi yerine getirmişlerdir. Aslında onlar da Oğuz Kağan, çiğ et yemek istemesi olayının gerçekle ilgisi olmadığı bilmekte fakat işin içine hayali unsurlar katılınca zaman içerisinde akıl yerini hayale bırakmaktadır.



    b. Bu bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    b.



    12. a. “Oğuz Kağan Destanı’yla kitabınızda daha önce okuduğunuz “Ergenekon ve Göç Desta*nı’nı tema ve kişiler yönünden karşılaştırarak benzerlik ve farklılıkları tabloya yazınız.

    Ölçütler

    Oğuz Kağan Destanı

    Ergenekon Destanı

    Göç Destanı

    Tema

    Kahramanlık

    İntikam almak

    Türklerin göç edişi

    Kişiler

    Oğuz Kağan

    İl Han’ın küçük oğlu Kayan ile kardeşinin oğlu Nüküz ve eşleri

    Sungur Tekin, Kutur Tiğin, Türek Tekin, Us Tekin, Buğu Tekin

    Benzerlikler

    Olağanüstü özellikler, Anonim, Doğal Destan olması

    Farklılıklar

    Konu*ve tema bakımından farklılıklar vardır.



    b. Finlilere ait “Kalevala Destanından alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz.



    KALEVALA

    Türk destanlarıyla “Kalevala Destanı”nı tema ve kişiler yönünden karşılaştırınız. Sonuçları defterinize yazınız.

    Her ikisi de*milleti için kahramanlık yapan kişilerdir.



    13.*a. Doğal ve yapma destan kavramlarıyla ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.*

    a. Tarih öncesi devirlerde sözlü olarak oluşmuş,*daha sonra kaleme alınarak günümüze ulaştırılmış,*söyleyeni belli olmayan destanlardır. Doğal destanlara benzeyen: ancak oluşumlarında halkın katkısı bulunmayan,*yakın dönem-deki bir kahramanlık olayından yola çıkılarak belli bir kişi tarafından oluşturulan destanlardır. Kısacası söyleyeni belli olan destanlardır.

    b. Daha önce hazırladığınız Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Üç Şehitler Destanı’nı, “Oğuz Kağan Destanı’yla karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönlerini sıralayınız. Daha sonra bu iki eserden hangisinin doğal, hangisinin yapma destan olduğunu belirtiniz.

    b. Her iki destanın üslup yönünden aynı olsa da Oğuz Destanı halkın ortak duygu ve düşüncesinde yola çıkarak oluşmuştur. Fakat Üç Şehitler Destanı, bir şair tarafından ele alınmıştır. Bir diğer farklılık*Oğuz Kağan Destanı yazılmaya başlandığında yani söylenemeye başlandığında halk Oğuz Kağan’ın kahramanlıklarını görüp yaşamaktalarken diğerinde tarihten okuyarak tarih kitaplarından elde ettiği bilgilerle bunu yazmıştır. Bir diğer ortak nokta ise her ikisinde de olağanüstü özellikler vardır.



    14.*İslamiyet öncesi ve sonrası Türk destanlarıyla ilgili yaptığınız araştırma sonuçlarına göre aşağıdaki şemayı doldurunuz.

    Doğal Türk Destanları



    İslamiyet Öncesi Türk Destanı 1- Saka-İskit Destanları:

    Alp Er Tunga Destanı

    Şu Destanı



    2- Hun-Oğuz Destanları:

    Oğuz Kağan Destanı:

    Atilla Destanı



    3- Altay Türkleri Destanları:

    Yaratılış Destanı



    4- Siyenpi Hanedanı Destanı

    Siyenpi Destanı



    5- Göktürk Destanları:

    Bozkurt Destanı



    6- Uygur Destanları:

    Türeyiş Destanı

    Göç Destanı





    İslamiyet Sonrası Türk Destanı Manas Destanı:

    Saltuk Buğra Han Destanı

    Battal Gazi Destanı

    Köroğlu Destanı

    Timur Destanı

    Cengiz Han Destanı

    Danişment Gazi Destanı

    Sarı Saltuk Destanı





    15. a. Tarık Buğra’nın “Osmancık” romanında Osman Bey’in gördüğü rüyanın anlatıldığı aşağıdaki bölümü okuyunuz.





    b. Osman Bey’in rüyası, sizce “Oğuz Kağan Destanı’ndaki hangi olayla benzerlik göstermektedir? Bu örnekten yola çıkarak günümüz edebiyatının, destanlardan nasıl etkilendiğini belirtiniz.

    b. Etkilenme olmuştur ki edebiyatımızda rüya motifi çok kullanılan bir özellikti.r



    16.*Destanları, olay esasına bağlı günümüz Türk edebiyatına ait daha önceden okuduğunuz bir öyküyle olay örgüsü, tema, kişiler, zaman, mekân ve dil-anlatım yönünden karşılaştırınız. Farklılıkları sıralayınız.



    Hikâye

    Destan

    Olay Örgüsü

    Belli bir olay kurgusu vardır.

    Belli bir olay kurgusu vardır.

    Kişi

    Yaşamış ya da günlük hayatta yaşayabilecek tipler

    Yaşamış kişilerin olağanüstü anlatılmış şekli

    Tema

    Hayat dair her şey

    Kahramanlık

    Anlatım

    Kurmaca anlatım/ destansı anlatım yoktur.

    Kurmaca anlatım/ destansı anlatım vardır.

    Zaman

    Belli bir zaman çerçevesinde gerçekleşir

    Belli bir zaman yoktur.

    Mekan

    Bilinen mekanlardır

    Bilinen mekanlar değildir



    17.*Kitabınızda okuduğunuz metinlerden yararlanarak destanların “tema, zaman, mekân, olay örgüsü, dil ve anlatım” yönünden özelliklerini aşağıya sıralayınız.

    Olay Örgüsü:*Belli bir olay kurgusu vardır.

    Kişi:*Yaşamış kişilerin olağanüstü anlatılmış şekli

    Tema:*Kahramanlık

    Anlatım:*Kurmaca anlatım/ destansı anlatım vardır.

    Zaman: Belli bir zaman yoktur.

    Mekan:*Bilinen mekanlar değildir



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. a. Türk sinemasının önemli sanatçılarından biri olan Cüneyt Arkın’ın filmlerinden birini seyretmişsinizdir. Cüneyt Arkın bu filmlerde, üzerine saldıran 20-30 kişilik bir grupla bazen burnu bile kanamadan mücadele edip galip gelmektedir. Bunun mümkün olup olmadığını açıklayınız.

    1. Bir insanın birçok kişiyle mücadele etmesi normal olabilir ama bu sayı 20 ya da 30’a çıkınca orda inandırıcılık mümkün olmamaktadır.

    b. Günümüzde olağanüstü özellikleriyle dikkati çeken yerli ya da yabancı bir filmle “Oğuz Kağan Destanı’ndaki olağanüstü öğeleri karşılaştırınız. Sonuçları sıralayınız.

    b. Mesela Matrix filmi ile karşılaştırırsanız aynı özellikleri görürsünüz.



    2.*Sizce Oğuz Kağan’ın güçlü bir lider olmak istemesi, hâkimiyet duygusu, ülke yönetimini çocukları arasında paylaştırması evrensel özellikler midir? Destandaki diğer evrensel özellikleri de siz bulup söyleyiniz.

    2.

    3.*Eski Türklerde destan anlatıcıları (kam) henüz iş bölümünün gerçekleşmediği dönemlerde müzik eşliğinde destan ve şiir söylemenin yanında, iletmek istedikleri düşünceleri ve mesajları da destan ve şiirlerle aktarırlardı. Kamların akılla ilgili olan bu davranışları, hayallerle süsleyip zenginleştirerek oluşturdukları destanlar birer öğretici metin midir yoksa sanat metni midir? Sınıfta arkadaşlarınızla tartışınız. Sonucu birkaç cümleyle aşağıya yazınız.

    3. Destanlar sanatsal metinlerdir.

    4. Sizce, bir milletin destanının olması neyin ifadesidir? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

    4. O milletin başından olayların geçtiği ve bundan etkilenerek belli duygu ve düşünce ekseni etrafında birleştiğinin göstergesidir.



    DEĞERLENDİRME

    1. Sözlü edebiyatla İlgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

    A. Sözlü edebiyat ürünleri; dil, biçim ve ruh yönünden yabancı etkilerden uzak, tamamen yerlidir.

    B. Sözlü edebiyatta İslamiyet’in etkisi de görülmektedir.

    C. Yazının henüz kullanılmadığı dönemin edebiyatıdır.

    D. Sagu, koşuk ve destan sözlü edebiyat ürünlerindendir.

    E. Sözlü edebiyatı, kim tarafından söylendiği belli olmayan ürünler oluşturmaktadır.

    CEVAP:B



    2. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

    XXX

    Destanlar, ulusların tarih sahnesine nasıl çıktıklarını anlatan kısa, yazılı ürünlerdir.

    XXX

    Destanlarda anlatılan olaylar ve kişiler olağanüstüdür.

    XXX

    Destanın oluşmasına kaynaklık edecek olağan bir olayın yaşanması yeterlidir.



    Destanlar anonim ürünler değildir.



    Destanlarda mekân ve zaman net olarak bellidir.



    3. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Destanda zaman ve mekân belli DEĞİLDİR.

    Destanlardaki mitolojik unsurlar, HALKIN edebiyatına da yansımıştır.



    4. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    (*Y )*Üç Şehitler Destanı, Kurtarılmış Kudüs (İtalya) doğal destanlardır.

    (*D )*Ağaç, bozkurt, ışık vb. Türk destanlarında kullanılan mitolojik öğelerdir.

    (*Y )*Destan Döneminde kamların müzik eşliğinde söyledikleri destanlar öğretici metin görevi görmektedir.



    5. Aşağıdakilerin hangisinde doğal destanlar bir arada verilmiştir?

    A. İlyada, Kalevala, Oğuz Kağan

    B. İlyada, Kaybolmuş Cennet, Oğuz Kağan

    C. Kaybolmuş Cennet, Kalevala, Şehname

    D. İlyada, Kurtarılmış Kudüs, Kalevala

    E. Kurtarılmış Kudüs, Şehname, Odysseia

    (1988 – ÖYS)

    CEVAP:A
    sedoshum, idill, mertcik123 ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  6. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    2.Ünite:Yazılı Edebiyat (Sayfa:55,56,57,58)

    2. Yazılı Edebiyat (Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri)

    HAZIRLIK

    1.*Dörder kişilik iki grup oluşturunuz. Grup sözcülerini belirleyiniz. I. grup: Tarih kitaplarından Köktürkler ve yaşadıkları coğrafi bölge hakkındaki bilgilerinizi tazeleyiniz. II. grup: Uygurlar ve yaşadıkları bölgeler hakkında bilgi edininiz. Edindiğiniz bilgileri bir sunumla arkadaşlarınıza aktarmak üzere hazırlayınız. Sunum sırasında Köktürklerin ve Uygurların yaşadığı bölgenin sınırlarını göstermek üzere haritadan ve slayt gösterilerinden de yararlanabilirsiniz.

    1. I. Göktürk Kağanlığı(Doğu-Batı Kağanlıkları) Gök Türk Devleti, VI. yüzyılın ortasında, Asya’nın doğusunda Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç-Asya bozkırlarında ,doğuda Avarlar, batıda Eftalit/Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. II. Göktürk devleti681 yılında Aşena ailesinden Kutluk, Çin’in kuzeyinde kuruldu.

    Uygurlar ise Baykal Gölünün güneyindeki Orhun, Selenga ve Tala nehirlerinin bulunduğu bölge kurulmuştur.





    2.*Köktürk Yazıtları ve bunların bulundukları bölge hakkında bilgi edininiz. Yazıtların bulundukları bölgeyi harita üzerinde göstermek üzere hazırlık yapınız.

    2. Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü Yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir.





    3. a. Türklerin kullandıkları alfabeleri ve bunlardan Köktürk alfabesinin özelliklerini araştırınız.

    a. Göktürk Alfabesi: 38 harften oluşur. Bunların 4’ü sesli,*8’i bileşik,*26’sı sessizdir. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılır.

    Uygur Alfabesi: MS. IX. yy’dan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Sağdan sola doğru yazılır. 11’i sessiz,*3’ü sesli olmak üzere 14 harften oluşur.

    Arap Alfabesi: Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra kullanılmıştır. 33 harften oluşur. Sağdan sola doğru yazılır.

    Latin Alfabesi: 1 Kasım 1928 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Soldan sağa doğru yazılır. 29 harften oluşur. 8’i sesli,*21’i sessizdir.



    b. Runik alfabe hakkında bilgi edininiz.

    b. Runik yazı İlk Çağ Orta Asya toplumları, Etrüskler, Macarlar ve vaktiyle Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Norveç, Finlandiya, Almanya vs.) yaşayanlar tarafından kullanılmış bir yazı sistemidir.





    4.*“Söylev” hakkında bilgi edininiz.

    Bir fikri, bir dâvayı dinleyicilere benimsetmek, onları bu fikre, dâvaya inandırmak için söz söyleme işi ya da sanatı. Bu işi yapan kişiye hatip, söylenene de, yerine göre nutuk, söylev, hitabe denir.

    Hitabet, nesir türlerindendir. Ancak işlenen konunun, konuşmanın yapıldığı anda ilgi uyandırması, anlaşılması gerektiğinden, nesrin genel kurallarına bağlı olmakla beraber, bazı özel kuralları da vardır. Söz söyleyen kişinin, söz söyleyeceği toplumu göz önünde bulundurması, anlatımını bu toplumun isteyeceğine göre ayarlanması gerektir. Bu bakımdan hatibin, kelimeleri dinleyicilerinin kültürel durumuna göre seçmesi, hitap ettiği toplumun anlayabileceği kelimeleri, sözleri, deyimleri kullanması gerektir.

    Hitabeye, konuşmanın yapılacağı topluma göre değişen hitaplarla başlanır : Yurttaşlar, Sayın dinleyiciler. Vatandaşlar, Arkadaşlar…gibi. Bu çeşit hitaptan sonra ilkin fikir, dâva ileri sürülür. Bu fikir ya da dâva üzerine, dinleyicilerin varması istenen fikrin ve düşüncenin sonucu söylenir. Hatip bunları yaparken, dinleyicilerin zekâsına, hayaline, duygusuna başvurur. Anlatımında çeşitlilik göstermek, dinleyenleri heyecana sürüklemek, onları varmak istediği sonuca ulaştırmak için gereklidir.

    Sözle, bir fikri, bir dâvayı dinleyenlere aşılamak işi çok eskidir. İnsanlar, yazıyı bulmadan çok önceleri, sözle bir fikri söylemeyi, inandırmayı uygulamışlardır. Bu bakımdan, yazılı sanat türlerinden önce, sözle bir fikri söyleme türü olan hitabet türü meydana gelmiştir. İlkçağda, toplumlara karşı bu çeşit söz söyleyerek fikir ve düşünce yayma fikri, özellikle Yunan ve Romalılarda yetişen Demosten, Cicero gibi hatipler, söz söyleme sanatının ünlü kişileridir.

    Hitabet, sözün konusuna ve söylenme yerine göre başlıca şu çeşitlere ayrılır:

    Siyasî hitabet, siyaset konusunda söylenen nutuklardır. Bu çeşit nutuklar, çoklukla millet meclislerinde, siyasî parti toplantılarında, mitinglerde, diplomatik toplantılarda söylenir. İç ya da dış politikayı ilgilendiren konuşmalardır.

    Askerî hitabet, komutanların askerlerini cesaretlendirmek için söyledikleri ya da çeşitli askerî konularda söylenen nutuklardır.Dinî hitabet, tapınaklarda din konusunda söylenen nutuklardır.

    Hukukî hitabet, mahkemelerde, hukuk konusunda söylenen (savcıların iddianameleri ile avukatların ya da sanıkların savunmaları) nutuklardır.

    Akademik hitabet, bilim toplantılarında akademilerde söylenen nutuklardır. Bir bilim adamının bir akademiye kabul edilirken söylediği nutuk, üniversitelerin ya da bilim kongrelerinin açılışında söylenen nutuklar akademik nutuklardır.

    5. Onuncu Yıl Nutku’nun bir bölümünü Atatürk’ün sesinden, CD veya kasetçalardan dinlemek üzere hazırlık yapınız.

    5.

    6. Sizce yazının icadı insanlara ne gibi kolaylıklar sağlamıştır? Açıklayınız.

    6. Kültür aktarımı olarak en önemli göre vi yerine getirmiştir. İnsanların tarihini öğrenmede yardımcı olmuştur. Kalıcılık getirmiştir.

    7. Gelecek nesillere aktarılmak üzere bir mesajınız olsaydı bunu yazı dışında neyle yapardınız? Düşüncelerinizi belirtiniz.

    7. Resimle bir şeyler yapılabilirdi ama bunun da garantisi olmamakla birlikte özellikle mimari yönünden bir şeyler bırakılabilir.



    İNCELEME

    1. metin

    KÜL TİGİN ABİDESİ

    1. a. Grup sözcüleriniz aracılığıyla Köktürkler ve onların yaşadıkları coğrafi bölge hakkında edin*diğiniz bilgileri bir sunumla arkadaşlarınıza aktarınız.

    1.a. Yukarıdaki birinci soruda cevaplanmıştır.

    b. Okuduğunuz metinden; Köktürklerin yaşayışına, inancına, siyasi ve sosyal hayatına yönelik sözcükleri belirleyiniz. Bu sözcüklerden yararlanarak eski Türklerin sözlü edebiyatında olduğu gibi yazı*lı ürünlerine de dönemin özelliklerinin nasıl yansıdığını açıklayınız.

    b. Siyasi: Kağanlıkla yönetiliyor ve Bilge Kağan tarafından yönetilmiş.

    İnanç: Tek Tanrı inancı olan Tek Tanrı inancı var.

    Sosyal Hayat: Yardımlaşmayı sevmeyen açlık nedir, tokluk nedir bilmeyen bir toplum. Çinlilerin sözüne çabuk kanan ve çok çabuk tuzağa düşen bir millet.

    Yaşayış: Göçebe olarak yaşayan ve genellikle Çinlilere yakın olan bir millet ve zaman içerisinde onların egemenliğine girmişler.



    2. a. Köktürk alfabesi ve Türklerin kullandıkları diğer alfabeler hakkında edindiğiniz bilgileri arka*daşlarınıza aktarınız.

    a. Göktürk Alfabesi: 38 harften oluşur. Bunların 4’ü sesli,*8’i bileşik,*26’sı sessizdir. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılır.

    Uygur Alfabesi: MS. IX. yy’dan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Sağdan sola doğru yazılır. 11’i sessiz,*3’ü sesli olmak üzere 14 harften oluşur.

    Arap Alfabesi: Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra kullanılmıştır. 33 harften oluşur. Sağdan sola doğru yazılır.

    Latin Alfabesi: 1 Kasım 1928 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Soldan sağa doğru yazılır. 29 harften oluşur. 8’i sesli,*21’i sessizdir.

    b. Runik alfabe hakkında bilgi edininiz.

    b. Runik yazı İlk Çağ Orta Asya toplumları, Etrüskler, Macarlar ve vaktiyle Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Norveç, Finlandiya, Almanya vs.) yaşayanlar tarafından kullanılmış bir yazı sistemidir.





    b. Runik alfabe hakkındaki bilgilerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

    b. Runik yazı İlk Çağ Orta Asya toplumları, Etrüskler, Macarlar ve vaktiyle Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Norveç, Finlandiya, Almanya vs.) yaşayanlar tarafından kullanılmış bir yazı sistemidir.





    c.*Köktürk Yazıtlarının bulunduğu bölgeyi haritada gösteriniz.

    c. 2. Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü Yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir.





    ç. Köktürkler, ölen kişilerin ardından onların yaptıklarını, başarılarını, kişiliklerini öven bu abide*leri niçin taşlara yazdırmış olabilirler? Bunun, Köktürk alfabesiyle ilgisini tartışınız. Sonucu, taşların bulunduğu yerle ilişkilendirerek kısaca belirtiniz.

    ç. Ölen kimselerin ardından onların yaptıklarını anlatmak bir sonraki kuşağa örnek alınması için bir fayda sağlar. Özellikle onlardan övgü dolu sözlerle bahseder onların yaptıkları yapmaları tavsiye edilir. Örnek olarak sunulur.

    Köktürk alfabesiyle ilgisi ise ilk defa bu tarz bir çalışma yani devlet büyükleri kendilerinden sonraki nesle nasihat amaçlı bir şey bırakmak istediği düşüncelerini yazıya aktarmak zorunda hissetmişler. Bu onların kendilerine ait bir yazıları olmalarına vesile olmuştur. Taşların bulunduğu yerler ise genellikle karasal iklimin egemen olduğu çöldür.



    3. Kül Tigin, yazıtta Türk milletine, öncelikle millet olarak bir arada yaşayabilmek için birlikte mücadele etmek gerektiğini ve dünyaya hâkim olma arzusunu nasıl dile getiriyor? Bu düşünceleri, Köktürklerle ilgili edindiğiniz bilgilerle ve kitabelerin yazıldığı dönemle ilişkilendirerek açıklayınız.

    3. Türklerin bir arada özellikle Ötüken ormanında yaşaması gerektiğini söylemiştir. Birlikte yaşadıkları devirde doğu-batı-kuzey-güney yönlerine giderek cihan hakimiyeti duygusunu ortaya koymuştur. Bu dönemde Göktürkler en güçlü dönemlerini yaşamışlardır*ama çok zorluklarla bu döneme gelmişlerdir. Bu durumda da yöneticiler kendi halkına seslenerek neler yapmaları gerektiğini anlatıyor.



    4. Yazılı edebiyat, eski Türklerde yazının kullanılmaya başlanmasından sonra oluşan edebiyat ürünleridir. Türklerin tarihte ne zaman yazı kullanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemekle birlikte Hun İmparatoru Mete’nin MÖ II. yüzyılda Çin Devleti’ne gönderdiği iki mektubun hangi yazıyla yazıldığı belli değildir.

    Türklerin İslamiyetten önce kullandıkları alfabe çeşitleri, Köktürk alfabesi ve Uygur alfabesidir. Moğo*listan’daki Orhun ve Yenisey ırmakları çevresinde bulunan dikili taşlar Köktürk alfabesiyle yazılmıştır. Dolayısıyla bu taşlar, Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleridir.

    Yenisey çevresindeki irili ufaklı taşlar, bilinmeyen kişilere ait mezar taşlarından ibarettir.

    Okuduğunuz bu tarihî bilgi ve abidelerden alınan bölümden hareketle, Orhun Bölgesi’ndeki Köktürk Yazıtları (Orhun Abidelerinin, yazılı edebiyatımızdaki önemini birkaç cümleyle aşağıya yazınız.

    4.

    Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölünün güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır.

    Göktürkler tarafından 8. yy’da Göktürk alfabesiyle yazılmıştır.

    Türk edebiyatının ilk yazılı örneği olarak kabul edilir.

    Türk töresinden,*geleneğinden ve devlet siyasetinden bahseder.

    Tarih,*coğrafya ve edebiyata kaynaklık etmiştir.

    Türk edebiyatının ilk nutuk (söylev) örneğidir.

    Türk adı ilk kez geçer.

    Bir kısmı Çince yazılmıştır.

    Çinlilerle ilgili mücadeleler anlatılır. Halkla birlik mesajı verilmiş; halk Çinlilere karşı uyarılmıştır.

    İlk bulan ve bilim çevrelerine tanıtan İsveçli Subay Strahlenberg’dir.



    Bu yazıtlar üç tanedir:

    Bilge Tonyukuk Anıtı (720-725): Bu anıtı,*Tonyukuk kendi adına yazdırıp gitmiştir. Bu anıtta Göktürklerle Çinliler arasında yapılan savaşlar,*Tonyukuk’un ağzından sade bir anlatımla,*hatıralar şeklinde anlatılmıştır. Tonyukuk ilk Türk yazar olarak kabul edilir.

    Kültigin Anıtı (732): Göktürk Hakanı Bilge Kağan’ın,*ölen kardeşi Kültigin adına diktirdiği yazıttır. Yazıtta sanatlı bir söyleşi vardır. Yolluğ Tiğin tarafından yazılmıştır.

    Bilge Kağan Anıtı (735): Bilge Kağan’ın ölümünden sonra oğlu tarafından diktirilmiştir. Bu abide de Bilge Kağan konuşmaktadır. Yazıtta sanatlı bir söyleşi vardır. Yolluğ Tiğin tarafından yazılmıştır.





    5. Köktürklerin Çinlilerle olan mücadelesinin, Köktürklerin hâkimiyet düşüncesinin kitabelerdeki anlatımıyla tarih kitaplarındaki anlatımını karşılaştırınız. Karşılaştırma sonucunda, bu tarihî ve siyasi olayların edebî bir dille anlatıldığı yazıtların, Türk medeniyet tarihi açısından önemini kısaca aşağıya yazınız.

    5. Köktürkler Çinliler mücadele içerisinde yaşamışlardır ve bunun altındaki temel neden de Türklerin cihangirlik duygusunun hakim olmasıdır. Elbette ki bu olayların tarih kitaplarındaki anlatımıyla kitabelerdeki anlatımı aynı olmaz. Ama yazıtlar bize göstermiştir ki bizim geçmişle olan bağımızı koparmamıştır. Yazıldığı dönemden sonraki nesle seslenerek nasihatte bulunmuştur.



    6. Köktürk Yazıtlarının temel düşüncesini söyleyiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi belirtiniz.

    6. Temel düşünce halkına karşı kendini sorumlu hissedip hesap verme, sonraki kuşaklara aydınlatma, bilgi verme, sonraki kuşakları tehlikelere karşı koruma ve nasıl davranmaları gerektiğini belirtmedir.



    7. a. “Kül Tigin Abidesi”nin aşağıda orijinal dille verilen bölümünü ve günümüz Türkçesiyle verilmiş hâlini okuyunuz. Yollug Tigin tarafından yazılan abidenin kimin ağzından kime hitaben söylendiğini belirleyiniz.

    Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan bu ödke olurtum. Sabimin tüketi eşidgil Ulayu ini yigünüm oğlanım biriki oguşum budunum biriye şadpıt begleryırıya tarkat buyruk begler Otuz Tatar… Tokuz Oğuz begleri budunı bu sabimin edgüti eşid katıgdı tıngla:

    (Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar… Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle.)



    a. Yazıtlar Kül Tiğin’in ağzından anlatılır.

    b. Paragraftaki cümlelerden iki tanesini tahtaya yazınız. Cümlenin yapısını günümüz Türkçe cümle yapısıyla kip özellikleri yönünden karşılaştırınız. Ses değişimlerini belirleyiniz. Abidelerden alınan cümlelerde benzetmelere yer verilip verilmediğini tespit ediniz.

    b. bolmış > olmuş*Değişim= Sözcük başındaki b sesinin düşmesi*gerçekleşmiştir.

    olurtum>oturdum Değişim= l>t değişimi söz konusudur.

    Abidelerin edebi yönü hemen kendini gösterir. Bu da Göktürklerin içinde bulunduğu dönemde önce de edebiyatlarının güçlü olduğunu gösterir. Özellikle metinde Çinliler hakkında düşünceleri sanatsal bir dille yazılmıştır.



    “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırılmış. Yaklaştırıp konduktan sonra kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay Ormanı’na, Tögültün Ovası’na konayım dersen, Türk milleti, öleceksin!”



    8. a. Grup sözcünüz aracılığıyla Uygurlar ve Uygurların yaşadığı bölgeler hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. Yukarıdaki birinci soruda cevaplanmıştır.



    b. Uygurlara ait aşağıdaki metni okuyunuz.

    Günümüz Türkçesiyle

    Tengri yaruk küçlüg bilgeke yalvarar biz*“Tanrı, nurlu (ve) güçlü bilgeye yalvarırız,

    Ötünür biz kün ay tengrike*Yakarırız Güneş (ve) Ay tanrılarına;

    Yaşın tengri nom kutı*Şimşek Tanrı’sı, din kutu,

    Mar mani firiştilarka*Mar Mâniye (ve) meleklere.

    Kut kolur [biz] tengrim*Kut dileriz, ey Tanrı’m!

    Et’özümüzni küzeding*Vücudumuzu gözetin,

    Özütümüzni boşung*Ruhumuzu halas edin!

    Kıv kolur biz yaruk tengrilerke*Kut dileriz nurlu tanrılardan!

    Adasızın turalım*Tehlikeden (ırak) duralım,

    Ögrinçligin erelim*Sevinç içinde olalım!”

    Okuduğunuz metinde koyu yazılmış sözcükleri ve şiirin temasını dikkate alarak Uygurlar dönemine ait yazılı metinlerin özelliklerini tartışınız. Tartışma sonucuna göre yazılı edebiyat dönemine ait eserleri gruplandırarak aşağıdaki şemada noktalı yere yazınız.

    b. Yukarıdaki kelimeler Maniheist Uygurlara ait olan metinlerdir. Dini içeriğe sahiptir. Göktürklerde gibi tek tanrı inancından bahsetmez onun yerine Maniheist düşüncenin izleri vardır.

    İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı



    Sözlü Edebiyat



    Yazılı Edebiyat

    Destan, koşuk, sağu, sav

    Göktürk KitabeleriYenisey Yazıtları



    9. Maniheist Uygurlara ait tercüme eserlerden biri olan yukarıdaki şiir ve Köktürk Yazıtlarından okuduğunuz metinden hareketle “yazılı edebiyat dönemiyle” ilgili çıkarımlarınızı aşağıya sıralayınız.

    9. Türkler yerleşik hayata geçmişler ve artık kendilerine uygun dinleri tercih etmişlerdir.

    Kendilerine ait bir alfabeleri olmuş ve bunu kullanmışlardır.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. a. Söylev hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

    a. Bir fikri, bir dâvayı dinleyicilere benimsetmek, onları bu fikre, dâvaya inandırmak için söz söyleme işi ya da sanatı. Bu işi yapan kişiye hatip, söylenene de, yerine göre nutuk, söylev, hitabe denir.

    Hitabet, nesir türlerindendir. Ancak işlenen konunun, konuşmanın yapıldığı anda ilgi uyandırması, anlaşılması gerektiğinden, nesrin genel kurallarına bağlı olmakla beraber, bazı özel kuralları da vardır. Söz söyleyen kişinin, söz söyleyeceği toplumu göz önünde bulundurması, anlatımını bu toplumun isteyeceğine göre ayarlanması gerektir. Bu bakımdan hatibin, kelimeleri dinleyicilerinin kültürel durumuna göre seçmesi, hitap ettiği toplumun anlayabileceği kelimeleri, sözleri, deyimleri kullanması gerektir.

    Hitabeye, konuşmanın yapılacağı topluma göre değişen hitaplarla başlanır : Yurttaşlar, Sayın dinleyiciler. Vatandaşlar, Arkadaşlar…gibi. Bu çeşit hitaptan sonra ilkin fikir, dâva ileri sürülür. Bu fikir ya da dâva üzerine, dinleyicilerin varması istenen fikrin ve düşüncenin sonucu söylenir. Hatip bunları yaparken, dinleyicilerin zekâsına, hayaline, duygusuna başvurur. Anlatımında çeşitlilik göstermek, dinleyenleri heyecana sürüklemek, onları varmak istediği sonuca ulaştırmak için gereklidir.

    Sözle, bir fikri, bir dâvayı dinleyenlere aşılamak işi çok eskidir. İnsanlar, yazıyı bulmadan çok önceleri, sözle bir fikri söylemeyi, inandırmayı uygulamışlardır. Bu bakımdan, yazılı sanat türlerinden önce, sözle bir fikri söyleme türü olan hitabet türü meydana gelmiştir. İlkçağda, toplumlara karşı bu çeşit söz söyleyerek fikir ve düşünce yayma fikri, özellikle Yunan ve Romalılarda yetişen Demosten, Cicero gibi hatipler, söz söyleme sanatının ünlü kişileridir.

    Hitabet, sözün konusuna ve söylenme yerine göre başlıca şu çeşitlere ayrılır:

    Siyasî hitabet, siyaset konusunda söylenen nutuklardır. Bu çeşit nutuklar, çoklukla millet meclislerinde, siyasî parti toplantılarında, mitinglerde, diplomatik toplantılarda söylenir. İç ya da dış politikayı ilgilendiren konuşmalardır.

    Askerî hitabet, komutanların askerlerini cesaretlendirmek için söyledikleri ya da çeşitli askerî konularda söylenen nutuklardır.Dinî hitabet, tapınaklarda din konusunda söylenen nutuklardır.

    Hukukî hitabet, mahkemelerde, hukuk konusunda söylenen (savcıların iddianameleri ile avukatların ya da sanıkların savunmaları) nutuklardır.

    Akademik hitabet, bilim toplantılarında akademilerde söylenen nutuklardır. Bir bilim adamının bir akademiye kabul edilirken söylediği nutuk, üniversitelerin ya da bilim kongrelerinin açılışında söylenen nutuklar akademik nutuklardır.



    b. Onuncu Yıl Nutku’ndan bir bölümü Atatürk’ün sesinden dinleyiniz. Sınıfta, aranızdan belirleyeceğiniz iki arkadaşınıza Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’ndan bir bölümü ve Kül Tigin Abidesi’nden alınan bölümü hitabet üslubuyla okutunuz. Bu iki metni, aşağıdaki tabloda belirtilen ölçütler yönünden karşılaştırıp sonuçları yazınız.



    Kül Tigin Abidesi

    10. Yıl Nutku

    Yapı

    Düz yazı(yukarıdan aşağı*Göktürk alfabesi)

    Düz yazı (Sağdan sola * Latin alfabesi)

    Tema

    Birlik olmak

    Birlik olmak

    Dil ve Anlatım

    Sanatlı*ve edebi bir anlatımı var. Kül Tiğin’ın ağzından anlatılır.

    Sanatlı ve edebi dili var. Kendi ağzından anlatır.

    Hitap Edilen Zümre

    Halka hitap eder.

    Halka hitap eder.

    Tarihî ve Kültürel Önemi

    Zorluklar nasıl baş edildiğini anlatarak bir sonraki kuşağa anlatır ve medeniyetimizde yerini alır.

    Zorluklar nasıl baş edildiğini anlatarak bir sonraki kuşağa anlatır ve medeniyetimizde yerini alır.

    Yazılış Amaçları

    Nasihatte bulunmak

    Nasihatte bulunmak



    2.*Kül Tigin’in Türk milletine, yaptıkları hatalar yüzünden yaşadıkları kötü tecrübeleri gerçek*çi bir şekilde dile getirmesini nasıl yorumluyorsunuz? Siz, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı olsay*dınız günümüz şartlarında Türk milletine neler söylemek isterdiniz? Düşüncelerinizi söylev üslubuy*la bir paragraf şeklinde yazıp sınıfta okuyunuz.

    2.

    3. Siz, Kül Tigin’in yerinde olsaydınız bu kitabeye başka neleri eklemek isterdiniz?

    3.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    •*İslamiyet öncesi dönem SÖZLÜ edebiyat ve YAZILI edebiyat olmak üzere ikiye ayrılır.

    •*Yazılı edebiyat ürünleri de sözlü dönem ürünleri gibi dil*VE ANLATIM, duyuş ve zevk bakımından eski Türklerin özelliklerini yansıtan eserlerdir. Bu bakımdan yazılı edebi*yatımızın en önemli kaynakları ORHUN ABİDELERİ VE YENİSEY YAZITLARIDIR.

    •*Yazılı dönem ürünleri GÖKTÜRK ve UYGURLARA ait metinlerdir.



    2. Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

    A. Kül Tigin Abidesi, Köktürk alfabesiyle yazılmıştır.

    B. Uygur dönemine ait metinler, günlük konularda yazılmış metinlerdir.

    C Köktürk Yazıtlarında kısa yapıda cümleler kullanılmıştır.

    D. Köktürk Yazıtları; Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilmiştir.

    E. Köktürk alfabesindeki harfler, taş üzerine yazı yazmak için uygun yapıdadır.

    CEVAP:B



    3. Aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

    A. Uygur dönemine ait yazılı metinler dinî konularda yazılmış tercüme metinler değildir.

    B. Köktürk Yazıtları, edebiyat tarihi araştırmalarına ışık tutmayan eserlerdir.

    C Köktürk Yazıtları, Orhun Irmağı kenarında bulunmaktadır.

    D. Köktürk Yazıtları, yazıldığı dönemde insanların yaşama mücadelesini yansıtmaktadır.

    E. Bilinen en eski Türk yazarı Bilge Tonyukuk’tur.

    CEVAP:D



    4.*Hitabet türünün örneği olan Köktürk Yazıtlarının Türk edebiyat tarihi açısından önemini belir*tiniz.
    quarismatik, mertcik123 ve ziynet yavuz bunu beğendi.
  7. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    10.Sınıf Türk Edebiyatı Fırat Yayıncılık 2.Ünite Sonu Değerlendirme Soruları (Sayfa:59,60)

    II. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORULARI

    1. Aşağıdaki destanlardan hangisi birlikte verildiği ulusa ait değildir?

    A. Manas – İran

    B. Ramayana – Hint

    C. Nibelungen – Alman

    D. Kalevala – Fin

    E. Ergenekon – Türk

    (1997 – ÖYS)

    CEVAP:A



    2. Sözlü edebiyatın özelliklerinin verildiği aşağıdaki bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.



    Bu dönemde Türkler Şamanizm, Manihaizm, Budizm gibi dinlerin etkisindedir.

    XXX

    Bu dönem edebiyatı biçim, dil ve içerik yönünden ulusaldır.

    XXX

    Bu dönem edebiyat ürünleri halkın ortak malıdır yani söyleyeni belli değildir.



    Bu dönem edebiyatı yazının bulunmasıyla sona ermiştir.

    XXX

    Bu dönem ürünleri, müzik eşliğinde söylenir.



    3. Sözlü edebiyat nazmı hakkında verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

    A. Nazım birimi beyittir.

    B. Serbest ölçü kullanılmıştır.

    C. Daha çok tam uyak ve redif kullanılmıştır.

    D. Şiirler, sözlü olarak söylenmiştir.

    E. Kullanılan dil, yabancı sözcüklerle örülüdür.

    CEVAP:D



    4.*Alp Er Tunga öldü mü

    Issız acun kaldı mu

    Ödlek öçin aldı mu

    Emdi yürek yırtılır.

    Aşağıdaki yargılardan hangisi, yukarıdaki dörtlüğe ait değildir?

    A. 7′li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

    B. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatına ait “sagu”dur.

    C. Uyak düzeni aaab’dir.

    D. Şölen adı verilen yas törenlerinde söylenir.

    E. Kopuz eşliğinde söylenir.

    CEVAP:D



    5. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    SAĞULARA halk edebiyatında ağıt adını alır.

    DESTAN, toplumu derinden etkileyen savaş, göç ve doğal afetler vb.nin anlatıl*dığı uzun, manzum öykülerdir.



    6. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    (*D )*Oğuz Kağan Destanı, Şu Destanı, İlyada ve Odysseia Destanı doğal destanlardır.

    (*D )*“Üç Şehitler Destanı” (Fazıl Hüsnü Dağlarca) yapma destandır.

    ( D )*Koşuklar, sığır (av törenleri) ve şölen (kurban törenleri) adı verilen törenlerde söylenir.

    ( Y )*Samanların görevi, sadece kopuz eşliğinde şiir söylemektir.



    7. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğal destanlara ait değildir?

    A. Ulusların tarih sahnesine nasıl çıktıklarını anlatan uzun ürünlerdir.

    B. Çoğunlukla manzum edebî ürünlerdir.

    C. Destanlardaki olaylar ve kişiler olağanüstüdür.

    D. İnsanların olağanüstü olaylara inandıkları çağda oluşmuş ürünlerdir.

    E. Söyleyeni belli olan ürünlerdir.

    CEVAP:E



    8. Aşağıda verilen kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.

    a. Göktanrı*(*c*)*Mitolojik öğeler

    b. Sagu*(*ç )*Koşma

    c. Destan*(*a )*Köktürkler

    ç. Koşuk*(*b )*Ağıt



    9. Aşağıda verilen destanlardan bir grup oluşturulursa hangisi dışarıda kalır?

    A. Alp Er Tonga Destanı

    B. Oğuz Kağan Destanı

    C Göç Destanı

    D. Manas Destanı

    E. Şu Destanı

    CEVAP:D



    10. Aşağıdakilerden hangisi Türklerin kullandıkları alfabelerden değildir?

    A. Arap alfabesi

    B. Uygur alfabesi

    C.Göktürk alfabesi

    D. Mani alfabesi

    E. Latin alfabesi

    CEVAP:D
    quarismatik ve mertcik123 bunu beğendi.
  8. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    10.Sınıf Türk Edebiyatı Fırat Yayıncılık 3.Ünite:XI. ve XII.Yüzyıl İslamiyet ve Türk Kültürü(Sayfa:63,64,65,66)

    1. XI – XII. Yüzyıllarda İslamiyet ve Türk Kültürü

    HAZIRLIK

    1.Türk kültürü ve medeniyeti konusunda yazılmış eserlerden “İslam uygarlığının, İslamiyet sonrası Türk kültürüne etkileri” hakkında bilgi edininiz.

    1.Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra sosyal, siyasi, edebi… olarak her alanda İslam uygarlığının etkisi görülmeye başlandı. Eskiden cihangir duygusu ile Alp tipi varken yerini Alperen tipine bırakmıştır. Amaç bu sefer bütün dünyayı ele geçirip yönetmek değil, bütün dünyaya İslam’ı anlatmak ve yaşatmak olmuştur. Yerleşik hayata geçmeler daha hızlı oldu. En fazla etki de edebiyat alanında oldu. Artık edebiyatımızda İslami literatür girmeye başladı. Allah, peygamber, namaz, oruç gibi kelimeler şiirde kullanılmaya başladı. Yaşamlarında değişiklik çok olmuştur, alfabeleri değişmiş, edebiyatlarında Arap ve Farsça kelimeler ortaya çıkmış, kullanılan manzumlar değişmiştir.



    2.*Üç gruba ayrılınız. Grup sözcülerinizi belirleyiniz. Grup olarak İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türklerin sosyal, siyasi ve kültürel hayatındaki değişimlerden biri hakkında bilgi edininiz.

    2. Türkler İslâmiyet’i kılıç zoruyla değil, kendi rızalarıyla kabul etmişlerdir. Şüphesiz bu dini seçmelerinin en önemli sebebi, eski Türk inancı ve anlayışı ile İslâmiyet arasında birçok benzerlik bulunmasıdır:

    a-Eski Türk dini, Gök-Tanrı inancı adıyla bilinmektedir. Bu inanışa göre Türkler, İslâmiyet’teki gibi tek bir Allah’a inanıyor ve O’na Tanrı (Tengri) diyorlardı. İslâmiyet’te Esmâ-i hüsnâ denilen Allah’ın sıfatlarından bazıları, eski Türk inancında da mevcuttu.

    b-Ahiret ve ruhun ölmezliği, her iki inançta da mevcuttu. Türkler cennet için uçmağ (uçmak), cehennem için tamu sözünü kullanmaktaydı.

    c-İslâmiyet’te olduğu gibi Gök Tanrı inanışında da Tanrıya kurban sunuluyordu.

    d-İslâmiyet’teki gaza ve cihât ile Türklerin dünya üzerinde töreyi hâkim kılmak için yaptıkları savaşlar benzer mahiyettedir. İslâm anlayışına göre savaş sonunda elde edilen ganimet helâldir. Türklerde ise aynı şekilde yağma geleneği vardır.

    e-İslâmiyet’in telkin ettiği ahlakî kurallar, Türk anlayışına da uygun düşmektedir.

    Türkler tarih boyunca çeşitli dinlere girmişlerdi. Ancak bu dinler halk arasında değil daha çok idareci kesimde kabul görmüştü. Buna rağmen İslâmiyet dışındaki dinlere girenler Türklüklerini koruyamamışlardır. İslâm dini, millî yapıya uygun olduğu içindir ki Türkler kitleler hâlinde bu dini kabul etmişler ve Türklüklerini korumuşlardır.





    3. “Atebetü’l Hakayık” ve yazarı hakkında bilgi edininiz.

    3. ATABET’ÜL HAKAYIK

    12.yyde ‘’Edip Ahmet Yükneki’’ tarafından kaleme alınmıştır.

    Eser Sipehsalar Mehmet Bey adlı birine sunulmuştur.

    Atabet’ül Hakayık ‘’hakikatler eşeği’’ anl***** gelir.

    Aruz vezniyle mesnevi tarzında yazılmıştır.

    Didaktik bir eserdir.

    Cömertlik, doğruluk, ilim gibi konular işlenmiştir.

    Eserde 46 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir.

    Dörtlükler manilerdeki gibi aaxa şeklinde kafiyelenmiştir.

    Eserin dili biraz ağıdır.Arapça ve Farsça kelimelere rastlanır.

    Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.





    4. Arapça ve Farsçanın ünlü ve ünsüzler açısından Türkçeden farklı yönlerini öğreniniz.

    4. Arapça ünlüler açısından benzese de ünsüzler açısında Farsçada aynı zamanda p,ç,j gibi ünsüzler bulunmaktadır. Ama Arapçadaki uzun ünlüler Farsçada da bulunmaktadır.



    5.*Başka birinin hoşunuza giden bir yönünü örnek aldığınız oldu mu? Nedenleriyle açıklayınız.

    5. Cevabı size kalmış..

    6.*Uygarlıklar arası etkileşimin toplum hayatında ne tür değişimlere yol açacağı konusunda düşüncelerinizi açıklayınız.

    6. Uygarlıkların birbiriyle etkileşim içinde olması kaçınılmazdır ve buna kimse de karşı gelemez ama toplumlar birbirlerinin etnik, dini, kültürel yapısını değiştirecek, asimile edecek kadar etkileşime girme toplumların zaman içerisinde yok olmasına kadar gidebilmektedir. Özellikler birçok toplumuna tarih sahnesinde yok oluşunun başlangıcı kendi dillerini unutmaları ya da kullanmamalarıyla başlamaktadır. Dilini unutan toplum her şeyinin unutur.



    İNCELEME

    1. metin

    Andın song oğuz kağan

    Ogullanga yurtın eliştürüp birdi. / Takı tedi kim:

    Ay oğullar, köp men aşdum,

    Uruşgular köp men kördüm

    Çıda bile ok köp atdum,

    Aygır birle köp yürüdüm;

    Düşmanlarnı ıglagurdum, dostlarumnı men

    Kültürdüm, kök tengrige men ötedim;

    Senlerge bire men yurdum, tep tedi.



    Günümüz Türkçesiyle

    Sonra Oğuz Kağan oğullarına yurdunu üleştirip verdi ve:

    “Ey oğullarım, ben çok aştım; çok vuruşmalar gördüm; çok kargı ve çok ok attım; atla çok yürüdüm; düşmanları ağlattım; dostlarımı güldürdüm. Ben Gök Tanrı’ya (borcumu) ödedim. Şimdi yurdumu size veriyorum.” dedi.



    2. metin

    Günümüz Türkçesiyle

    Kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem*Gün Tanrı ışığı gibi göğüslüm bilgem,

    Kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem*Gün Tanrı ışığı gibi göğüslüm bilgem;

    Körtle tözün tengrim külügüm küzünçüm*Güzel (ve) asil Tanrım, ünlüm, koruyanım!

    Körtle tözün tengrim burkanım bulunçsuzum*Güzel (ve) asil Tanrım, Buda’m, bulunmazım!

    Aprın Çor Tigin



    3. metin

    ATEBETÜ’L HAKAYIK

    Günümüz Türkçesiyle

    Bismillahirrahmanirrahim*Bismillahirrahmanirrahim

    Tanrı’nın Medhi Hakkında*Tanrı’nın Medhi Hakkında

    İlahi öküş hamd ayur men sanga*Tanrım, (daima) sana çok hamdederim.



    Sening rahmetingdin umar men onga*(Daima) senin rahmetinden hayır umarım.

    Senâmu ayugay seza bu tilim*Dilim senayı, (sana) layık bir şekilde, söyleyebilir mi?



    Unarça ayayın yarı bir manga*Olanca kudretimle söyleyeyim; bana yardım et.

    Peygamberin Medhi Hakkında*Peygamberin Medhi Hakkında



    Eşit emdi kaç söz habib fazlındın*Şimdi Peygamberin fazlından birkaç söz dinle;

    Ukuş huş yititip sözümni anga*Akıl ve dikkatini bileyip sözümü anlamaya çalış.



    Ol ol halk talusı kişi kutlugı*O yaradılanların (en) seçkini ve insanların (en) kutlusudur;

    Törütmişte yok bil anga tuş tenge*Bil ki yaradılanlar arasında onun eşi ve dengi yoktur.



    Resuller örüng yüz bu olyüzke köz*Resuller beyaz bir yüzdür; o ise bu yüzün gözüdür;

    Ya olar kızıl eng bu engke menge*Yahut onlar al yanaktır; o ise bu yanağın benidir.

    Edip Ahmet Yüknekî



    1. Okuduğunuz birinci metinden hareketle Türklerin günlük yaşayışı, devlet yönetimi, dinî inancı hakkında bilgi veriniz.

    1. Kağanlıkla yönetiliyor. Topraklar kağanın çocukları arasında paylaştırılıyor. Savaşçı bir millet oldukları ve ok ile*kargı kullanıyorlar. Göktanrı inancına sahipler.



    2.*İkinci metinde eski Türklerin hangi inancının izleri olduğunu açıklayınız.

    2. Uygur Türklerine ait bir metin olup Budizm etkisin görülmektedir.



    3. a. “Atebetü’l Hakayık” ve yazarı hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. ATABET’ÜL HAKAYIK

    12.yyde ‘’Edip Ahmet Yükneki’’ tarafından kaleme alınmıştır.

    Eser Sipehsalar Mehmet Bey adlı birine sunulmuştur.

    Atabet’ül Hakayık ‘’hakikatler eşeği’’ anl***** gelir.

    Aruz vezniyle mesnevi tarzında yazılmıştır.

    Didaktik bir eserdir.

    Cömertlik, doğruluk, ilim gibi konular işlenmiştir.

    Eserde 46 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir.

    Dörtlükler manilerdeki gibi aaxa şeklinde kafiyelenmiştir.

    Eserin dili biraz ağırdır. Arapça ve Farsça kelimelere rastlanır.

    Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.





    b. XII. yüzyıla ait “Atebetü’l Hakayık”tan alınan bölümden hareketle yazarın İslam inancını esere nasıl yansıttığını açıklayınız.

    b. Öncelikle esere “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek başlaması İslam inancının etkisidir. Eserde Allah’tan, onun rahmetinden bahseder ona hamd etmesi yine İslam inancının etkisidir. Mehdi, peygamber, resul gibi kelimelerle bu düşünce daha da pekiştirilmiştir.



    4. Aprın Çor Tigin ve Edip Ahmet’e ait nazım parçalarını birim ve ölçü olarak karşılaştırınız. Hangi kültürlere ait olduklarını açıklayınız.

    4. Aprın Çor Tigin yazdığı metinde nazım birimi dörtlük olup hece ölçüsü kullanılmıştır. Budizmin etkisi vardır.

    Edip Ahmet’e ait eserde ise nazım birimi beyit olup aruzla yazılmış ve İslam uygarlığının etkisi vardır.



    5. a. Arapça ve Farsçanın ünlü ve ünsüz yönünden Türkçeden farklılıklarını belirtiniz.

    a. 4. Arapça ünlüler açısından benzese de ünsüzler açısında Farsçada aynı zamanda p,ç,j gibi ünsüzler bulunmaktadır. Ama Arapçadaki uzun ünlüler Farsçada da bulunmaktadır.



    b. “Atebetü’l Hakayık”tan alınan beyitlerde “tilim -» dilim, köz -» göz” kelimelerindeki ses değişimleri ve “sena, resul” kelimelerindeki uzun ünlülerden hareketle dildeki değişimin nedenlerini açıklayınız.

    b. “tilim -» dilim, köz -» göz” sözcüklerindeki değişim sadece harf değişimidir bu bir milletin kendi içerisinde diğer toplumlardan etkilenmesi söz konusu olmasa bile buna rastlamak mümkündür ama sena ve resul kavramlarının dile girmesi İslam inancının etkisiyle olur. Sena kelimesindeki a sesinin uzun a (â) şeklinde olması gerekmektedir. Oysa ki Türkçede uzun a (â) yoktur. Bu durum başka dilin etkisiyle olur.



    c. Bu uzun ünlülerin aruz ölçüsüyle ilgisini açıklayınız.

    c. Hece ölçüsü hecelerin sayı değeriyle ilgili iken aruz ölçüsünde önemli açık ve kapalı hecelerle uzun ünlülerin bulunması ile ilgilidir. Aruz ölçüsünde önemli olan ses değerlerinin aynı ritim içerisinde başlayıp bitmesidir. Rahat kullanılabilmesi için bol miktarda uzun ünlüye*ihtiyacı olan bu ölçü, aslında Türkçe’nin kelime yapısına uygun değildir. Bu yüzden Aruzu ilk defa kullanan Karahanlılar Türkçe’nin kelimelerini bozarak kısa heceleri uzun okuma yoluna gitmişlerdir. Zamanla bu da yeterli olmamış; şairler, Arapça ve Farsça kelimeleri sık sık kullanmaya başlamışlardır.



    YORUMLAMA – GÜNCELLEME

    1. a. Türk kültürü ve medeniyeti konusunda yazılmış eserlerden “İslam uygarlığının, İslamiyet sonrası Türk kültürüne etkileri” hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra sosyal, siyasi, edebi… olarak her alanda İslam uygarlığının etkisi görülmeye başlandı. Eskiden cihangir duygusu ile Alp tipi varken yerini Alperen tipine bırakmıştır. Amaç bu sefer bütün dünyayı ele geçirip yönetmek değil, bütün dünyaya İslam’ı anlatmak ve yaşatmak olmuştur. Yerleşik hayata geçmeler daha hızlı oldu.*En fazla etki de edebiyat alanında oldu. Artık edebiyatımızda İslami literatür girmeye başladı. Allah, peygamber, namaz, oruç gibi kelimeler şiirde kullanılmaya başladı. Yaşamlarında değişiklik çok olmuştur, alfabeleri değişmiş, edebiyatlarında Arap ve Farsça kelimeler ortaya çıkmış, kullanılan manzumlar değişmiştir.



    b. İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türklerin sosyal, siyasi ve kültürel hayatındaki değişimlerden biri hakkında edindiğiniz bilgileri grup sözcünüz aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarınız.

    b. Türkler İslâmiyet’i kılıç zoruyla değil, kendi rızalarıyla kabul etmişlerdir. Şüphesiz bu dini seçmelerinin en önemli sebebi, eski Türk inancı ve anlayışı ile İslâmiyet arasında birçok benzerlik bulunmasıdır:

    a-Eski Türk dini, Gök-Tanrı inancı adıyla bilinmektedir. Bu inanışa göre Türkler, İslâmiyet’teki gibi tek bir Allah’a inanıyor ve O’na Tanrı (Tengri) diyorlardı. İslâmiyet’te Esmâ-i hüsnâ denilen Allah’ın sıfatlarından bazıları, eski Türk inancında da mevcuttu.

    b-Ahiret ve ruhun ölmezliği, her iki inançta da mevcuttu. Türkler cennet için uçmağ (uçmak), cehennem için tamu sözünü kullanmaktaydı.

    c-İslâmiyet’te olduğu gibi Gök Tanrı inanışında da Tanrıya kurban sunuluyordu.

    d-İslâmiyet’teki gaza ve cihât ile Türklerin dünya üzerinde töreyi hâkim kılmak için yaptıkları savaşlar benzer mahiyettedir. İslâm anlayışına göre savaş sonunda elde edilen ganimet helâldir. Türklerde ise aynı şekilde yağma geleneği vardır.

    e-İslâmiyet’in telkin ettiği ahlakî kurallar, Türk anlayışına da uygun düşmektedir.

    Türkler tarih boyunca çeşitli dinlere girmişlerdi. Ancak bu dinler halk arasında değil daha çok idareci kesimde kabul görmüştü. Buna rağmen İslâmiyet dışındaki dinlere girenler Türklüklerini koruyamamışlardır. İslâm dini, millî yapıya uygun olduğu içindir ki Türkler kitleler hâlinde bu dini kabul etmişler ve Türklüklerini korumuşlardır.





    c. İslamiyet’in kabulünün ardından Türklerin sosyal, siyasi ve kültürel hayatındaki değişimle ilgili verilen kelimelerin karşılıklarını örnekteki gibi tabloya yazınız.



    İslamiyet Öncesi (Destan Dönemi)

    İslamiyet Sonrası

    Gök Tanrı

    Allah İnancı (İslam)

    Kağan

    Hakan

    Alp

    Alp Eren

    dörtlük

    beyit

    Işık motifi

    mehdi



    Tablodaki değişikliklere başka neleri ekleyebileceğinizi belirtiniz.



    2. Kültürel etkileşim, günümüzde kendini nasıl göstermektedir? Örnekler vererek açıklayınız.

    2. Günümüzde kültürel etkileşim Batılılaşma olarak devam etmektedir. Artık doğu kültürü örnek alınmaktan ziyada Batı yaşam tarzı benimsenmiştir. Bu da kültürel değişimi hızlandırmıştır.

    3. Kültürel etkileşimin olumlu ve olumsuz yönlerini anlatan bir paragraflık yazı hazırlayınız. Yazınızı arkadaşlarınıza okuyunuz.

    3.

    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.

    Eski Türkler, İslamiyet’in kabulüyle yeni bir KÜLTÜRÜN etkisi altına girmiştir.

    Türklerin Gök Tanrı inancından sonra İslamiyet’i kabulü kolay olmuştur. Çünkü her ikisinde de tek TEK TANRI İNANCI VARDIR.





    2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

    (*D )*Türkler, İslamiyet’in kabulüyle göçebe, bozkır hayatından yerleşik hayata geçmiştir.

    (*Y )*İslamiyet’le birlikte Türk dili, Arap ve Fars dillerinden etkilenmemeye gayret göstermiştir.

    (*Y )*İslami dönemde, Türklere özgü nazım birimi olan beyit, dörtlük olarak değişmiştir.

    (*Y )*Eski Türklerin alfabesinde uzun ünlüler de vardı.

    3.*I. Köktürkler

    II. Uygurlar

    III. Osmanlılar

    IV. Karahanlılar

    V. Selçuklular

    İlkTürk-İslam devleti yukarıdakilerden hangisidir?

    A. I*B. II*C. III*D. IV*E. V

    CEVAP:D



    4. Aşağıdaki kavramlardan hangileri birbiriyle ilgilidir?

    I. İslamiyet

    II. Hakan

    III. Işık motifi

    IV.Arap alfabesi

    V.Budizm



    A. I, III ve V*

    B. III, IV ve V*

    C. I, II ve IV*

    D. IV, II ve I*

    E. I, III ve IV

    CEVAP: C



    5. Aşağıdaki eserlerden hangisi İslamiyet’in etkisiyle yazılmıştır?

    A. Alp Er Tunga Sagusu*B. Atebetü’l Hakayık

    C.Oğuz Kağan Destanı*D.Şu Destanı

    E. Ergenekon Destanı

    CEVAP: B



    6. Aşağıdaki kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.

    Köktürkler Köktürk alfabesi



    Uygur Türkleri*Budizm, Manihaizm



    İslamiyet Karahanlı Devleti



    7. Sizce, başka uygarlıkların bir milletin hayatına yansıması nasıl olmalıdır?
    mertcik123 ve MaMiLog bunu beğendi.
  9. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    10.Sınıf Türk Edebiyatı Fırat Yayıncılık
    3.Ünite:Kutadgu Bilig (Sayfa:67,68,69,70,71,72,73,74)

    2. İslami Dönemde İlk Dil ve Edebiyat Ürünleri (XI – XII. Yüzyıl)

    HAZIRLIK

    1. Tarih kitaplarından, XI – XII. yüzyıllarda Türklerin tarihî, siyasi ve sosyal yapısı hakkında yazılmış yazılar bulunuz. Bu metinleri özetleyiniz.

    1. 8. yy.’dan itibaren Müslüman olmaya başlayan Türkler’in yaşadığı Maveraünnehr, Horasan, Kaşgar yöresi 4 yüzyıl süren bir dönem içerisinde Müslüman olmuştur. Müslüman olan Türklerin ibadet için Kuran okumaları gerekiyordu. Böylece Türkler, Müslüman diğer milletler gibi Arap yazısını kullanmaya başladılar. Müslüman olan Türklerin yavaş yavaş İslam kültürüne girmesinde Araplardan çok İranlıların etkisi olmuştur. Başka bir değişle İslam kültürü, dünya görüşü ve bunların ürünü olan ortak İslam edebiyatının iç ve dış yapısını oluşturan ögeler İranlıların aracılığıyla Türk edebiyatına girmiştir. Bu tarihlerde özellikle dinin etkisiyle sosyal ve kültürel hayat şekillenmiştir.





    2.*“Mesnevi” nazım şeklinin bölümlerini ve Türk-İslam medeniyetinin ünlü mesnevilerini araştırınız. Bir tanesinin konusunu öğreniniz.

    2. Mesnevi Dibace(önsöz), Tevhîd, Münâcât, Na’t, Mi’râciye,Methiye, Sebeb-i te’lîf, Ağaz-ı Dastan (Asıl olayın anlatıldığı bölüm) hitame gibi bölümlerden oluşur.

    Türk –İslam medeniyetindeki mesneviler:

    Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig

    Şeyyâd Hamza*Yusuf u Züleyhâ

    Yunus Emre Risâletü’n Nushiyye

    Âşık Paşa*Garîbnâme

    Ahmed-i Dâ’i*Çengnâme

    Süleyman Çelebi*Mevlid

    Şeyhî*Husrev ü Şîrîn’i ve Harnâme’si



    Bunlardan Süleyman Çelebi Mevlid’inde Peygamberimizin doğumundan ölümüne kadar geçen sürede peygamberimizin başından geçen olayları ve mucizeleri anlatır.



    3.*Üç gruba ayrılınız. Grup olarak aşağıdaki konulardan birini seçerek araştırınız.

    •*“Kutadgu Bilig”in konusu ve eserin edebiyat ve kültür tarihimizdeki yeri

    Türk – İslam kültürüne ait yazılmış olan ilk eserimizdir. Eser mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır ve ilk siyasetname örneğidir. Eserde,*dünya ve ahirette mutlu olmanın yolları; devlet,*kişi ve toplum ilişkileri ile erdemli olmanın şartları anlatılır.Alegorik (sembolik) bir anlatım vardır. Eser dört kişinin konuşturulması şeklinde yazılmıştır.

    Küntoğdı*→ Hükümdar:*kanun ve adaleti;

    Aytoldı*→ Vezir: saadeti (mutluluğu);

    Ögdilmiş*→ Vezirin oğlu: akıl ve ilmi;

    Odgurmuş*→ Dindar: Akıbet(son)’i temsil eder.



    •*“Divan-ı Hikmet” adlı eserin edebiyat ve kültür tarihimizdeki değeri

    Eserin geçiş döneminde yazılması dili açısından önemlidir. İlk İslami eserlerden olması da kültürel açıdan önemlidir. Bu eserde Hoca Ahmet Yesevi İslami değerleri ifade etmiştir. İslam ahlakından bahsetmiştir. Nazım birimi dörtlük olarak yazmış ve nazım şekli de hikmettir.



    •*“Divanü Lügati’t-Türk” adlı eserinin edebiyat ve kültür tarihimizdeki yeri

    Edindiğiniz bilgileri bir sunum aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarmak üzere hazırlık yapınız.

    Bu eserde geçiş döneminin önemli eserlerindendir. Elimizdeki sözü kültür ürünleri bu eser sayesinde günümüze kadar gelmiştir. Eser sözlü kültüre ait olan destan, koşuk,sağu ve savları bulundurmaktadır. Aynı zamanda eser Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmış önemli bir eserdir. Edebiyatımızdaki ilk sözlüktür.



    4.*“Tasavvuf felsefesi” ve “fenafillah” hakkında bilgi edininiz.

    4. Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötülüklerden temizlemek demektir. İnsanın kalbini, Allahü teâlânın muhabbetine bağlamak, Resûlullah’ın söz, hareket ve ahlâkına uymak, yolundan gitmektir. Kalb ile yapılması ve sakınılması gerekli şeyleri ve kalbin, ruhun, kötülüklerden temizlenmesi yollarını öğreten ilme, tasavvuf ilmi denir. Îmânın yerleşmesini, fıkıh ilmi ile bildirilen ibâdetlerin severek, kolaylıkla yapılmasını ve Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı sağlar. Tasavvuf ilmine, Ahlâk ilmi de denir. Âlimler tasavvufu çeşitli şekillerde ta’rîf etmişlerdir.

    Fenafillah: Tasavvuftaki son aşama, Allah’ta yok olma



    5. Türk Dil Kurumunun ne zaman kurulduğunu araştırınız.

    5. Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932′de Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştur.



    6. Atatürk’ün, Türk diliyle ilgili sözlerinden örnekler bulunuz.

    6. Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. (1929)

    Zengin sözlüğümüzün toplandığı gün, milli varlığımız en kuvvetli bir dal kazanacaktır. Bizim milliyetçiliğimizin esası dil birliğinin korunmasıyla mümkün olacaktır. (1938)

    Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. (1929)

    Güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim ahenkli, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. (1928)





    7.*“Hakaniye lehçesi”nin özellikleri hakkında bilgi edininiz.

    7. Türk lehçelerinden biri, Orta Asya Türk yazı dilinin başlangıcı. Orta Asya Türk yazı dili, Karahanlı (ya da Hakaniye) Türkçesi, Harizm-Altınordu Türkçesi ve Çağatayca olmak üzere üç döneme ayrılır.*İlk İslâmî edebiyat dili olan Karahanlı 11.-12. yüzyıllar arasında Kaşgar ile Doğu ve Batı Türkistan’dan gelişmiştir. Karahanlı Türkçesi aynı zamanda Karahanlı Devleti’nin resmî dili olmuştur. Doğu Türkistan ile Maveraünnehir arasındaki bölgede kurulan Karahanlı Devleti’nin içinde çeşitli Türk boyları bulunmaktaydı.*Ancak Karahanlı Devleti’ni oluşturan asıl boylar Karluklar ile Uygurlardı. Karahanlı devleti 10. yüzyılda İslâm dinini benimsedi ve çevredeki İslâm devletleriyle yakın ilişkiler kurdu. Bu ilişkiler zamanla çeşitli toplum kurumlarında, bu arada özellikle dil üzerinde birtakım etkiler yaptı.

    Karahanlı Türkçesinde Arapça ve Farsça kimi dil ögeleri (sözcükler, ekler vb.) yerleşmeye ve halk dili dışında bir zümre dili oluşmaya başladı. Orta Asya’da İslâm dil ve kültürünün Abbasîler dönemindeki (9.-10. yüzyıl) akınlarla yayılması sonucu, çeşitli kültür merkezlerinde yankılar uyandırdı.

    Karahanlı Türkçesinin özelliklerini gösteren yapıtlar arasında Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lugat-it-Türk”ü (Türk Lehçeleri Sözlüğü), Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig”i (Saadetli Olma Bilgisi), Edip Ahmet’in “Atabet-ül Hakayık”ı (Hakikatlerin Eşiği) ve “Ashab-ül-Kehf” (Yedi Uyurlar) özellikle anılabilir. Karahanlılar dönemi kültür ve sanat yaşamında İslâm gelenek ve göreneklerinin büyük etkisi görülür.

    Zaten bu dönem, Türk dünyasında İslâm kültür ve uygarlığına geçişi simgelemektedir. Bu etkiler dilde de kendini göstermektedir. Adı geçen yapıtlarda görülen “aceb, adavet, âdet, beyt, cahil, ceza, dost, dünya, ecel, edeb, emir, fazilet, gazab, hayır, kerem, resul, tekebbür, zikir” gibi Arapça ve Farsça sözcükler bunun en güzel kanıtıdır.





    8. TRT’den temin edebileceğiniz “Asya’nın Kandilleri” adlı belgeselden Yusuf Has Hâcib ve Hoca Ahmet Yesevi’yi anlatan bölümleri izleyiniz.

    8.

    9.*Bir millet için dil birliğinin önemini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

    9. Dil birliği bir milletin olmazsa olmazlarındandır. Aynı dili konuşmayan insanlar aynı düşünce sistemine sahip değildirler. Çünkü insan önce düşünür, sonra konuşur ve yapar. Dil bu sistem içerisinde önemli yere sahiptir. Bir dil birliği kurmayan insanları ortak duygu ve düşünce sisteminde toplamak mümkün değildir. Yapay bir millet olurlar ve belli zaman sonra dağılıp giderler. “Dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik”



    10. Birden fazla konuda bilgi sahibi olmanın insana neler kazandıracağını açıklayınız. (Bu bölümdeki metinleri incelerken 9. sınıf Türk edebiyatı dersinde öğrendiğiniz metin inceleme yöntemi hakkında edindiğiniz bilgilerden yararlanınız.)

    10. Daha geniş bakmayı ve değerlendirmeyi sağlar. Çok yönlü düşünce sistemine sahip demektir.



    İNCELEME

    1. metin

    KUTADGU BİLİG



    1. a. Okuduğunuz metnin olay örgüsünü ve eserde anlatılanları dikkate alarak aşağıdaki şemayı inceleyiniz.

    1. Hükümdar Kün-Toğdı, Ay-Toldı’ya adalet vasfını söyler. (XVII)

    2. Hükümdarın Ay-Toldı’ya suali

    3. Ay-Toldı’nın hükümdara cevabı

    4. Hükümdarın Ay-Toldı’ya suali

    5. Ay-Toldı’nın hükümdara cevabı

    6. Hükümdar Kün-Toğdı, Ay-Toldı’ya adalet vasfının nasıl olduğunu söyler.

    7. Ay-Toldı’nın hükümdara suali

    8. Hükümdarın Ay-Toldı’ya*cevabı

    9. Ay-Toldı’nın hükümdara suali

    10. Hükümdarın Ay Toldı’ya cevabı

    11. Ay-Toldı’ nın hükümda*ra suali

    12. Hüküm*darın Ay-Toldı’ya cevabı

    13. Ay-Toldı’ nın hükümda*ra suali

    14. Hükümdarın Ay-Toldı’ya cevabı



    b. Şemadaki numaralı kutucuklarda adı geçen kişilerin metindeki işlevini ve belirtilen bölüm*lerde neleri anlattıklarını birer cümleyle aşağıya yazınız.

    1. (Hükümdar) Hükümdar, canı sıkıldı bir zamanda Ay-Toldı’yı huzuruna çağırır. Elinde bir bıçak, solunda acı ot ve sağında şeker bulunur.

    2. (Hükümdar) Benim karşımda neden sessiz duruyorsun diye Ay-Toldı’ya sorar.

    3.( Ay-Toldı) Ben sende değişik bir hal gördüm, ondan çekinirim. Çünkü bilgililer der ki: Alim insan sinirlendiği zaman onun yanında durma.

    4.( Hükümdar) Hükümdar Ay-Toldı’ya neden hayret ettiğini sorar.

    5.( Ay-Toldı) Ay-Toldı*Hükümdar’a: ”Elinde bıçak, solundaki acı ot ve sağındaki şekeri*görünce bunların ne anlama geldiğini merak ettim, ondan bir şey söyleyemedim.”

    6.( Hükümdar) Hükümdar, Ay-Toldı’ya oturduğu tahtın doğruluğun sembolü olduğunu, elinde bıçağın işi uzatmadan bitirmek için kullandığı, şekere gelince adalet isteyenlerin işlerinin hallettiğini belirtir. Bunun neticesinde Hükümdar kendisinin adalet olduğunu vurgular.

    7.( Ay-Toldı) Hükümdar’a senin gücünü bilirim ve sana nasıl hizmet edebilirim, der.

    8.( Hükümdar) Ay-Toldı’ya hoşlanmadığım şeylerden uzak dur, özellikle yalan söylemekten ve zulüm etmekten uzak dur,*der.

    9.( Ay-Toldı) Ay-Toldı, Hükümdar’a iyiliğin nasıl bir şey olduğunu sorar.

    10. (Hükümdar) Hükümdar:” Ay-Toldı’ya iyilik faydalı olmak ve onun kimsenin başına kakmamaktır.*“ der.

    11. (Ay-Toldı) Ay-Toldı, Hükümdar doğruluğu anlatmasını*ne doğruluğun ne olduğunu sorar.

    12. (Hükümdar) Hükümdar:”Doğruluk, insanın düşündüğü ile yaptıklarının bir olmasıdır. İçi dışı bir olmaktır”der.



    c. Aşağıda belirtilen kavramları (düşünceleri), okuduğunuz metinde kimlerin temsil ettiğini (alegori) yazınız.

    Adalet -»Hükümdar*Saadet -»Ay-Toldı



    Yusuf Has Hâcib’in, niçin böyle bir anlatımı seçmiş olabileceğini belirtiniz.

    Yusuf Has Hacib, alegorik anlatımla daha etkileyici olabileceğini düşünmüştür. Semboller insanlarda daha etkili olur. Hem bu şekilde de sanatsal metin ortaya koymuştur.



    ç. İncelemenizden yararlanarak Yusuf Has Hâcib’in eserinde kişiler, mekân ve bazı düşünceleri nasıl kümelendirdiğini açıklayınız.

    ç. Yusuf Has Hâcib, kişileri kendi mekanlarına ve düşüncelerine uygun olarak vermiştir. Örneğin

    Küntoğdı*→ Hükümdar:*kanun ve adaleti;

    Aytoldı*→ Vezir: saadeti (mutluluğu);

    Ögdilmiş*→ Vezirin oğlu: akıl ve ilmi;

    Odgurmuş*→ Dindar: Akıbet(son)’i temsil eder.

    Burada hükümdardan zevk ya da eğlence kavramı vurgulamak çok doğru olmaz. Çünkü hükümdar tebaası arasında adaleti sağlamakla yükümlüdür.



    2. a. “Kutadgu Bilig”den alınan “Tanrı Azze ve Celle’nin Medhini Söyler” bölümünü tekrar okuyunuz. Bu bölümde, kültürel farklılaşmayı sezdiren kelimeleri belirleyiniz. Belirlediğiniz kelimelerden yararlanarak kültürel farklılaşmayı sağlayan değerlerin neler olduğunu açıklayınız.

    a. Bu bölümde Tanrı, Rab, kadir, hamd gibi bazı kavramları kullanırlar. Bu kavramlar daha önceki yıllara Türk kültüründe olmayan kavramlardı. Bu kelimelerin edebiyatımıza ve kültürümüze girmesindeki en büyük olay İslamiyet’in Türkler tarafından kabulüdür.



    b. Mesnevi nazım şekli hakkındaki bilgilerinizi hatırlayınız. Mesnevi nazım şeklinin bölümlerini ve Türk-İslam medeniyetinin ünlü mesnevilerinin adlarını sıralayınız. Bunlardan birinin konusunu özetleyiniz.

    b. Mesnevi Divan edebiyatı içinde uzun hikayelerin anlatılması için kullanılan bir türdür.

    Mesnevi:

    Hikâye ve romanlarda anlatılan olayların Divan edebiyatında şiir şeklinde anlatıldığı türdür. Hikâyeler,*destanlar,*dini öyküler bu türle anlatılır.

    Her beyit kendi içinde kafiyelidir:*aa*bb*cc*dd*…

    Aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.

    Beyit birimi kullanılır. Beyit sayısı sınırsızdır.

    Türk edebiyatının ilk örneği Yusuf Has Hacib’in yazdığı “Kutadgu Bilig”dir.

    Beş mesnevinin oluşturduğu birliğin bütününe “Hamse”*denir

    Mesnevi Dibace(önsöz), Tevhîd, Münâcât, Na’t, Mi’râciye,Methiye, Sebeb-i te’lîf, Ağaz-ı Dastan (Asıl olayın anlatıldığı bölüm) hitame gibi bölümlerden oluşur.



    Türk –İslam medeniyetindeki mesneviler:

    Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig

    Şeyyâd Hamza*Yusuf u Züleyhâ

    Yunus Emre Risâletü’n Nushiyye

    Âşık Paşa*Garîbnâme

    Ahmed-i Dâ’i*Çengnâme

    Süleyman Çelebi*Mevlid

    Şeyhî*Husrev ü Şîrîn’i ve Harnâme’si



    Bunlardan Süleyman Çelebi Mevlid’inde Peygamberimizin doğumundan ölümüne kadar geçen sürede peygamberimizin başından geçen olayları ve mucizeleri anlatır.



    c. Özetini anlattığınız mesneviyi, “Kutadgu Bilig”in okuduğunuz bölümleriyle karşılaştırınız. “Kutadgu Bilig”in hangi kültürün ve geleneğin ürünü olduğunu söyleyiniz.

    c. Mesnevinin bölümleri değişmez ve her yazar tarafından bu bölümler yazılır. Bu da yine İslam kültür ve geleneğinin etkisiyle olmuştur.



    ç. Yukarıdaki incelemenizden hareketle aşağıdaki yargılardan doğru olanları işaretleyiniz.



    İslam uygarlığı çevresinde bazı efsane ve önemli olaylar, mısraları kendi aralarında uyaklı manzum metinlerle anlatılır.*

    XXX

    Kendi arasında uyaklı iki dizeli nazım şekline “mesnevi” denir.*



    Günümüz Türkçesiyle

    3. a. Kişi togdı, öldü, sözi kaldı kör!*(Kişi doğdu, öldü, sözü kaldı, bak!

    Özi kardı yalnuk, atı kaldı, kör!*Özi gitti insanın, adı kaldı, bak!)



    Bu dizeler size hangi atasözümüzü hatırlatıyor? “Kutadgu Bilig”den okuduğunuz bölümlerde benzer örnekler varsa belirtiniz.

    Bu dize bize “At ölür , meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.” Sözünü hatırlatıyor.*İçi dışı bir olmak, İyilik insanın başına kakılmaz,*iyi adın dünyaya yayılsın gibi sözler vardır.



    b. Eserin dilinin anlaşılır olup olmadığını belirtiniz.

    b. Eserin bu şekliyle anlaşılabilir.



    c. Yusuf Has Hâcib’in bu eseri lirik bir eser midir? Okuduğunuz bölümlere göre eserin dil, söyleyiş ve kültür özelliklerini aşağıya sıralayınız.

    c. Eser didaktik bir eserdir. Kültür özelliği olarak Türk- İslam kültürünün izlerini taşır. Dil*bakımında anlaşılır bir dil kullanmıştır çünkü daha edebiyatımızda Arapça- Farsça kelimeler çokça girmemiştir.*Söyleyiş bakımında ise alegorik bir anlatım tercih edilmiştir.



    4. a. Hakaniye lehçesinin özellikleri hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.*

    a. Türk lehçelerinden biri, Orta Asya Türk yazı dilinin başlangıcı. Orta Asya Türk yazı dili, Karahanlı (ya da Hakaniye) Türkçesi, Harizm-Altınordu Türkçesi ve Çağatayca olmak üzere üç döneme ayrılır.*İlk İslâmî edebiyat dili olan Karahanlı 11.-12. yüzyıllar arasında Kaşgar ile Doğu ve Batı Türkistan’dan gelişmiştir. Karahanlı Türkçesi aynı zamanda Karahanlı Devleti’nin resmî dili olmuştur. Doğu Türkistan ile Maveraünnehir arasındaki bölgede kurulan Karahanlı Devleti’nin içinde çeşitli Türk boyları bulunmaktaydı.*Ancak Karahanlı Devleti’ni oluşturan asıl boylar Karluklar ile Uygurlardı. Karahanlı devleti 10. yüzyılda İslâm dinini benimsedi ve çevredeki İslâm devletleriyle yakın ilişkiler kurdu. Bu ilişkiler zamanla çeşitli toplum kurumlarında, bu arada özellikle dil üzerinde birtakım etkiler yaptı.

    Karahanlı Türkçesinde Arapça ve Farsça kimi dil ögeleri (sözcükler, ekler vb.) yerleşmeye ve halk dili dışında bir zümre dili oluşmaya başladı. Orta Asya’da İslâm dil ve kültürünün Abbasîler dönemindeki (9.-10. yüzyıl) akınlarla yayılması sonucu, çeşitli kültür merkezlerinde yankılar uyandırdı.

    Karahanlı Türkçesinin özelliklerini gösteren yapıtlar arasında Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lugat-it-Türk”ü (Türk Lehçeleri Sözlüğü), Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig”i (Saadetli Olma Bilgisi), Edip Ahmet’in “Atabet-ül Hakayık”ı (Hakikatlerin Eşiği) ve “Ashab-ül-Kehf” (Yedi Uyurlar) özellikle anılabilir. Karahanlılar dönemi kültür ve sanat yaşamında İslâm gelenek ve göreneklerinin büyük etkisi görülür.

    Zaten bu dönem, Türk dünyasında İslâm kültür ve uygarlığına geçişi simgelemektedir. Bu etkiler dilde de kendini göstermektedir. Adı geçen yapıtlarda görülen “aceb, adavet, âdet, beyt, cahil, ceza, dost, dünya, ecel, edeb, emir, fazilet, gazab, hayır, kerem, resul, tekebbür, zikir” gibi Arapça ve Farsça sözcükler bunun en güzel kanıtıdır.





    b. Hakaniye lehçesinin özelliklerini yansıtan koyu yazılmış kelimelerdeki ses değişimlerini belirtiniz.

    Mini emgetür til idi ök telim

    Başım kesmesüni keseyin tilim

    Bilig kimde bolsa bedüklük akur

    Bayat atı birle sözüg başladım

    Törütgen igidgen keçürgen idim



    b.

    til > dil

    bolsa> olsa

    atı birle > adıyla

    Törütgen> üretgen

    Ses değişimleri olmuştur.



    Yukarıdaki incelemenizin sonuçlarına göre aşağıdaki cümlede bulunan boş bırakılan yere uygun kelimeleri yazınız.

    •*Kutadgu Bilig, KARAHANLI TÜRKÇESİ İLE yazılmıştır.



    5. a. Yusuf Has Hâcib; “Kutadgu Bilig”in konusu, eserin edebiyat ve kültür tarihimizdeki yeri hakkında hazırladığınız sunumunuzu grup sözcünüz aracılığıyla arkadaşlarınıza aktarınız.

    a. Türk – İslam kültürüne ait yazılmış olan ilk eserimizdir. Eser mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır ve ilk siyasetname örneğidir. Eserde,*dünya ve ahirette mutlu olmanın yolları; devlet,*kişi ve toplum ilişkileri ile erdemli olmanın şartları anlatılır.Alegorik (sembolik) bir anlatım vardır. Eser dört kişinin konuşturulması şeklinde yazılmıştır.

    Küntoğdı*→ Hükümdar:*kanun ve adaleti;

    Aytoldı*→ Vezir: saadeti (mutluluğu);

    Ögdilmiş*→ Vezirin oğlu: akıl ve ilmi;

    Odgurmuş*→ Dindar: Akıbet(son)’i temsil eder.



    b. Kutadgu Bilig “saadet veren bilgi” anlamındadır. Kitabınızda okuduğunuz bölümlerden hareketle Yusuf Has Hâcib’in eserde hangi konulardan bahsettiğini söyleyiniz. Buna göre “Kutadgu Bilig”in yazılış amacını aşağıya yazınız.

    b. Yazılış amacı insanlara faydalı olmak, onları bilgilendirmektir. Eserde adalet, doğruluk, iyilik , mutluluk kavramları üzerine durmuştur.



    6.*“Kutadgu Bilig’le ilgili edindiğiniz bilgilerden yararlanarak aşağıdaki tabloyu doldurunuz.

    Kutadgu Bilig

    (XI. yüzyıl)



    Özellikleri



    1. İslami Türk edebiyatının ilk edebî ürünüdür.

    2. Sade bir Türkçeyle yazılmıştır.

    3.Alegorik tarzda yazılmıştır.

    4. İlk siyasetname örneğidir.

    5.Edebiyatımızdaki ilk mesnevidir.

    6.Aruzla yazılmıştır.
  10. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38
    10.Sınıf Türk Edebiyatı Fırat Yayıncılık
    3.Ünite:Atabetü’l Hakayık (Sayfa:74,75,76,77)


    2. metin

    ATEBETU’L HAKAYIK

    Günümüz Türkçesiyle

    Dad ispehsalar beg üçün bu kitip*Dad İspehsalar Bey için bu kitabı yazdım ki

    Çıkardım acunda atı kalsu tip*Dünyada (onun) adı kalsın.



    Kitabımnı körgen eşitgen kişi*Kitabımı gören (yahut) işiten herkes

    Şahımnı dua birle yad kılsu tip*Şahımı dua ile yad etsin.



    Anıng vuddı birle köngüller tolup*Gönüller onun sevgisi ile ve

    Anıng yadı birle acun tolsu tip*Dünya onun yâdı ile dolsun.



    Kidinki keligli kişiler ara*(Bizden) sonra gelen insanlar arasında

    Anıng zikri tangsuk ediz bolsu tip*Onun hatırası hasretle anılsın ve yüksek olsun.



    Bezedim kitabnı nevadir sözün*Gören ve okuyan istifade etsin diye,

    Bakıglı okıglı asıg alsu tip*Kitabı nadir sözler ile süsledim.



    Bölek iddim anı şahımka men ök*Ben onu şahıma, bağlılığımın bir

    Havadarlıkımnı tükel bilsü tip*Nişanesi olsun diye hediye gönderdim.



    BİLGİNİN FAYDASI VE BİLGİSİZLİĞİN ZARARI HAKKINDA

    Biligdin urur men sözümke ula*Bilgiden sözüme temel atarım.

    Biligligke ya dost özüngni ula*Ey dost, bilgiliye yaklaşmaya çalış!

    Bilig birle bulnur sa’adet yolı*Saadet yolu bilgi ile bulunur.

    Bilig bil sadet yolını bula*Bilgi edin ve saadet yolunu bul.



    Süngekke yilig teg erenke bilig*Kemik için ilik ne ise insan için bilgi odur.

    Eren körki akl ol süngekning yilig*İnsanın ziyneti akıldır, kemiğinki ise iliktir.

    Biligsizyiligsiz süngek teg hali*Bilgisiz (kimse), iliksiz kemik gibi boştur.

    Yiligsiz süngekke sunulmaz elig*İliksiz kemiğe kimse el uzatmaz.



    Bilig bildi boldı eren belgülüg*İnsan bilgisi ile tanınır.

    Biligsiz tirigle yitük körgülüg*Bilgisiz, hayatta iken, kaybolmuş sayılır.

    Biliglig er öldi atı ölmedi*Bilgili adam ölür (fakat) adı kalır.

    Biligsiz tirig erken atı ölüg*Bilgisiz, sağ iken adı ölüdür.



    Biliglig biringe biligsiz mingin*Bilginin ağırlığını tartan kimseye göre

    Tengegli tengedi biligning tengin*Bir bilgili bin bilgisize denktir.

    Baka körgil emdi uka sınayu*Şimdi, anlayarak ve sınayarak etrafa bakıver.

    Ne neng bar bilig teg asıglıg öngin*Bilgi kadar faydalı başka ne var?



    Bilig birle alim yokaryokladı*Âlim bilgi ile yükseldi.

    Biligsizlik emi çökerdi kodı*Bilgisizlik insanı aşağı düşürdü.

    Bilig yind usanma bil ol hak resul*Bilgiyi ara, usanma; bil ki o hak resul:

    Bilig cinde erse siz arkang tidi*“Bilgiyi, Çin’de bile olsa arayınız.” dedi.



    Biliglig biligni edergen bolur*Bilgiyi daima bilgili arar.

    Bilig tatgın ay dost biliglig bilür*Bilginin tadını, ey dost, bilgili bilir.

    Bilig bildürür bil bilig kadrini*Bil ki bilginin kadrini yine bilgi bildirir.

    Biligni biligsiz otun ne kılur*Bilgisiz odun bilgiyi ne yapar?



    Biligsizke hak söz tatıgsız erür*Bilgisize doğru söz tatsız gelir.

    Angar pend nasihat asıgsız erür*Ona öğüt ve nasihat faydasızdır.

    Ne türlüg argsız arıryumakın*Nice kirli (şeyler) yıkamakla temizlenir.

    Cahilyup anmaz argsız erür*(Fakat) cahil yıkamakla temizlenmeyen bir kirdir.



    Biliglig kişi kör bilür iş ödin*Bilgili adam her işin zamanını bilir.

    Bilip iter işni ökünmez kidin*İşini bilerek yapar ve sonra pişman olmaz.

    Kamug türlüg işte biligsiz ongı*Her işte bilgisizin kısmeti pişmanlıktır.

    Ökünç ol angar yok ong anda adın*Ve ona bundan başka bir kısmet yoktur.



    Biliglig kereklig sözüg sözleyür*Bilgili (ancak) lüzumlu sözü söyler.

    Kereksiz sözini kömüp kizleyür*Lüzumsuz sözü gömerek gizler.

    Biligsiz ne aysa ayur ukmadın*Bilgisiz ne söylese anlamadan söyler.

    Anın öz tili öz başını yiyür*Onun kendi dili kendi başını yer.



    Bilig birle bilnür törütgen idi*Yaradan Tanrı bilgi ile bilinir.

    Biligsizlik içre kanı hayryidi*Bilgisizlikten hayır gören var mı?

    Bilig bilmegendin bir anca budun*Bilgisizlikten ne kadar halk kendi eli ile put yapıp:

    Öz elgin but itip idim bu tidi*“Rabbi’m budur!” dedi.



    Biliglig sözipend nasihat edeb*Bilgilinin sözü öğüt, nasihat ve edebdir.

    Biligligni ögdi Acem hem Arab*Bilgiliyi Acem de Arab da övdü.

    Tavarsızka bilgi tükenmez tavar*Bilgi, malı olmayan için tükenmez bir hazinedir.

    Nesebsızka bilgiyirilmez neseb*Bilgi, nesepsiz için yerilmez bir neseptir.



    1. a. Kitabın yazılış sebebini anlatan okuduğunuz bölümün nazım birimini ve ölçüsünü Destan Dönemi şiirlerinin nazım birimi ve ölçüsüyle karşılaştırınız. Sonuçları kısaca belirtiniz.

    a. Destan dönemi şiirlerde nazım birim olarak dörtlük ölçü olarak da hece ölçüsü kullanılıyordu ama bu eserin yazılış sebebini anlatan bölümde nazım birimi, ölçüyse aruz olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunda en büyük etken İslam kültürünün etkisiyle Arap ve Fars edebiyatına duyulan hayranlık gelir.



    b. Dörtlüklerle yazılan bölümün on ikinci dörtlüğünde geçen “Rabb” kelimesinin hangi dile ait olduğunu belirtiniz.

    b. “Rabb” kelimesi Arapçaya ait bir kelimedir.



    c.*Üçüncü ünitenin ilk konusunda “Atebetü’l Hakayık”tan alınan bölümlerle ilgili bilgilerinizi de hatırlayarak eserin hangi kültürün etkisiyle yazıldığını söyleyiniz. Eserde bu kültürün getirdiği yeni değerleri sıralayarak metnin bağlı olduğu geleneği belirtiniz.

    c. İslami Devri İlk ürünler arasında Atebetü’l Hakayık da vardır ve bu eserler İslam kültür ve medeniyetinin etkisi ile yazılmıştır. Bu devirde Allah, rab, melek, peygamber gibi yeni kavramlar edebiyatımıza girmiştir. Mesnevi gibi yeni nazım şekilleri, beyit gibi nazım birimleri, aruz gibi ölçüler edebiyatımıza yeni girmişti. Buradaki eserde bize bu eserin İslam kültürü ve medeniyetinin etkisiyle yazıldığını göstermektedir.



    2.*“Neva, saadet, ‘akl, âlim, nasihat, cahil” kelimelerinin anlamlarını ve hangi dile ait olduklarını söyleyiniz. “Bilig Çin’de erse siz arkang tidi” dizesi Hz. Peygamberin, “İlim Çin’de bile olsa gidip bulunuz.” hadisini hatırlatmaktadır. Bu sanatın adını belirtiniz. Bu bilgilerin yardımıyla metnin dil, söyleyiş ve kültürel özelliklerini aşağıya yazınız.

    2. Neva: Farsça bir kelime olup “ses” demektir.

    Saadet: Arapça bir kelime olup “mutluluk ” demektir.

    Akl: Arapça kelime olup “düşünme ve anlama yeteneği” demektir.

    Âlim: Arapça kelime olup “bilgiye sahip olan bilgili” demektir.

    Nasihat: Arapça kelime olup “öğüt” demektir.

    Cahil: Arapça kelime olup “bilgisiz” demektir.



    Yukarıdaki kelimelerden yola çıkarak metin sil, söyleyiş ve kültür özellikleri bakımından doğu kültüründen yani İslam kültüründen yola çıkarak yazılmıştır.



    3.*“Atebetü’l Hakayık”tan alınan bölümlerin şekil ve içerik özelliklerinden yararlanarak eserin hangi geleneğin ürünü olduğunu belirtiniz.

    3. Atebetü’l Hakayık’ın ne için yazıldığını anlatan sebeb-i telif bölümü şekil olarak Arap ve Fars etkisiyle beyitler halinde aruzla yazılmışsa da asıl metnin olduğu bölüm dörtlükler halinde ve heceyle yazılmıştır.



    4. a. Edip Ahmet Yüknekî’nin bu eseri yazma amacını belirten bölümde anlatılanları özetleyiniz.

    a. Edip Ahmet, bu eseri Karahanlı Sultanı Emir Muhammed Dad İspehsalar adına hediye etmiş ve ona hediye etmiştir. Yazmış olduğu bu eser ona olan bağlılığını göstermek için yazılmıştır. İnsanlar da bu eseri okuyarak Emir Muhammed Dad İspehsalar’ı ansın ve ona sevgi beslesinler diye yazmıştır.



    Günümüz Türkçesiyle

    b. Küdezgil tilingni kel az kıl sözüng*Dilini sıkı tut, gel, sözünü kısa kes;

    Küdezilse bu til küdezlür özüng*Dil korunursa kendin korunmuş olursun;

    Resul emi otka yüzin atguçı*Resul: “İnsanı yüzü koyun ateşe atan dildir.” dedi;

    Til ol tidiyıg tilyul ottın yüzüng*Dilini sıkı tut, yüzünü ateşten kurtar.



    Yukarıdaki dörtlüğün temasını söyleyiniz. Kitaptan alınan beyit ve dörtlükler ile bu dörtlüğün temasından hareketle “Atebetü’l Hakayık”ın yazılış amacını aşağıya yazınız.

    Tema: Az konuşmak.

    Atebetü’l Hakayık, insanlara bilgi vermek için yazılmış, didaktik eserdir. Bu eserde Edip Ahmet, insanlara öğütler vererek hayatta hakikate ulaşmaları için neleri yapmaları gerektiğini anlatmaktadır.



    5.*Hakaniye lehçesinin özelliklerini yansıtan koyu yazılmış kelimelerdeki ses değişimlerini gösteriniz.

    Bölek iddim anı şahımka men ök men>ben

    Kitabımnı körgen eşitgen kişi kitabımnı>kitabımı körgen>gören*eşitgen>işiten

    Şahımnı dua birle yad kılsu tip şahımnı>şahımı*dua birle> dua ile

    Biliglig biligsiz kaçan teng bolur biliglig biligsiz >bilgili bilgisiz

    Biliglig tisi er cahil er tisi tisi>kişi

    Biliglig biringe biligsiz mingin*biringe>birine



    Bu tespitlerinize göre aşağıdaki cümlede bulunan boşlukları doldurunuz. Atebetü’l Hakayık BEYİT VE DÖRTLÜKLER ile yazılmıştır.



    6. “Atebetü’l Hakayık”ın özelliklerini aşağıdaki tabloya yazınız.

    Atebetü’l Hakayık

    (XII. yüzyıl)



    Özellikleri



    1. İslami dönemde yazılan ilk ürünlerimizdendir.

    2. Aruzla yazılan bölümleri vardır.

    3.Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır.

    4.Hakaniye Lehçesiyle yazılmıştır.

    5. Didaktik olarak yazılmıştır.
    mertcik123 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş