Türk edebiyatı konularının özetleri

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde berkay06 tarafından paylaşıldı.

  1. berkay06

    berkay06 Üye

    Katılım:
    18 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaşlar 11 sınıf türk edebiyatı konularının özeti elinde olan varsa paylasırsa sevınırım.
  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
  3. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Sayfa 33-34 cevapları
    1. Yeni Kavramlar�n Kayna��: Avrupa Devletleri
    Yeni Kavramlar: Bat�l�la�ma, e�itlik, adalet, kanun, hürriyet.
    2. Tanzimat Döneminden itibaren gazete çevresinde geli�en ö�retici metin türler, "makale, f�kra, tenkit, roman, hikâye, tiyatro" dur. Günümüz gazetelerinde Tanzimat'ta i�lenen türlerin hepsi görülmez. Günümüz gazetelerinde Tanzimat'�n birinci amac� olan halk� e�itme çabas� pek görülmez. Günümüz*deki gazetelerde genellikle "makale ve f�kra" türleri görülür. Di�er türler art�k gazetelerde pek fazla görülmemektedir.
    3. a.
    Divan Edebiyat� Ö�retici Metinleri Tanzimat Dönemi Ö�retici Metinleri
    1. Münacat, methiye, dua gibi bölümlerden olu*�an klasik, bir yap�
    2. Genellikle dinî, tasavvuf i, ahlaki, tarihî konular
    3. Arapça ve Farsça tamlamalar, söz sanatlar� ve uzun, seçili cümlelerden olu�an süslü bir dil, an*lat�m
    4. Dü�ünce ve duygularda bireysellikten uzak durulmas�
    5. Siyer, tarih, menk�be, siyasetname, seyahat*name gibi klasik türler etraf�nda geli�mesi
    6. Devlet adamlar�na ve ulema s�n�f�na hitap etmesi 1. Makale, tenkit gibi türler kullan�l�r.
    2. Genellikle adalet, e�itlik, hak, hukuk gibi kav*ramlar etraf�nda eser verilir.
    3.Dil, eski edebiyat�n dili gibi a��r de�il, halk�n anlayabilece�i oranda sade ve anla��l�rd�r.
    4. Dü�ünce ve duygularda toplumun yarar� ön plandad�r.
    5. Gazete etraf�nda �ekillen bir edebiyat anlay���.
    6. Halka hitap edilmesi.


    b. Yazarlar eski naz�m �ekil ve biçimlerini kullanmaya devam etmi�tir. Bunun yan� s�ra yeni edebî türlerde de eserler verilmi�tir. Yazarlar, eskinin pek çok özelli�ini eserlerinde kullanmakla birlikte, eser*lerde i�lenen konular ve kavramlar de�i�mi�tir. Bat�l� türler bizim edebiyat�m�zda da görülmeye ba�la*m��t�r. Bat�l� kavramlar�n anlat�lmas�na yönelik yazarlar�n eserler verdi�ini söyleyebiliriz.

    c. Tanzimat Dönemi Edebiyat�n� belirleyen en önemli özellik eski ile yeni aras�ndaki ikiliktir. Eski*nin baz� biçimleri, kavramlar� aynen varl���n� sürdürürken, yeni kavram ve biçimlerin edebiyata girmesi, eski ve yeni aras�nda bir çat��maya sebep olmu�tur.
    ç. Eski devirlerdeki Bat� alg�s� ile günümüzdeki bat� alg�s� aras�nda temelde büyük farklar yoktur. Bat� hâlâ uygarl���n, ilerlemenin, özgürlü�ün, refah�n merkezi konumundad�r. Bu konumland�rmada çok büyük farklar günümüzde de yoktur. Fakat, eskisi gibi ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasal aç�lar*dan güçsüz olmad���n� eklememiz gereklidir. Bunun yan�nda, yanl�� bat�l�la�man�n etkileri günümüzde daha aç�k bir �ekilde görülmektedir. Eskiden de yanl�� Bat�l�la�ma, kültüre! de�erlerin y�pranmas� gibi olumsuzluklar günümüzde de görülmektedir. Her dönemin kendine has bir alg�s� ve anlay��� vard�r. Bu alg� devirden devire farkl�klar gösterebilmektedir.

    4, Atatürk'ün ink�lâpç�l�k ilkesini göz önünde tuttu�umuzda, ça�da�la�man�n de�i�en, geli�en, ha*reketli (dinamik) bir kavram oldu�unu söyleyebiliriz. Ça�da�la�ma, sürekli yenilenmeyi gerektirir.
    Beyin f�rt�nas� yöntemini kullanarak "e�itlik" kavram�n�n sizde ça�r��t�rd��� duygu, dü�ünce ve ha*yalleri dile getiriniz. Konuyla ilgili anahtar kelimeleri tahtaya yaz�n�z. Söylenenlerden hareketle "e�itlik" kavram�n� konu alan k�sa bir yaz� ya da �iir kaleme alarak s�n�fta okuyunuz.
  4. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ��NAS� VE AL� SUAV�'N�N F�KR�, EDEB� Y�NLER� �LE K���L�KLER� ARASINDAK� FARKLI VE ORTAK Y�NLER
    �inasi yol aç�c�, yenile�meyi ba�latan bir yazard�r. Ali Suavi'nin böyle bir özelli�i yoktur.
    • �inasi, yabanc� edebiyatlardan ba�ar�l� �iir tercümeleri yapm��t�r, Ali Suavi de çeviriler yap*mas�na ra�men bunlar çok ba�ar�l� olmam��t�r.

    • Ali Suavi hemen her alanda eser vermi�, �inasi kültür sanat ve edebiyat alanlar�n�n d���na pek fazla ç�kmam��t�r.

    • �inasi, Avrupa'ya gönderilen ilk ö�rencilerdendir, Avrupa'da maliye okumu�tur. Daha sonra ülke d���na kaçmak zorunda kalm��t�r. Ali Suavi ise siyasi sebeplerle yurt d���na kaçm��t�r.

    • �inasi, daha tedbirli, ki�ili�i oturmu� bir yazard�r. Ali Suavi, deli dolu, ne yapaca�� belli ola*mayan birisidir.

    • Ali Suavi, bir ayaklanma ç�kartm��, otoriteye isyan etmi�tir. �inasi'nin böyle bir özelli�i yok*tur.

    • �inasi, tiyatro, makale ve tenkit türünde ilk ürünleri veren bir yazard�r.

    • �inasi ilk özel gazeyi Agâh Efendi'yle birlikte kurmu�tur.
  5. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Terc�man-� Ahval Mukaddimesi ve M�savat
    5. Tercümân-� Ahvâl Mukaddimesi Müsavat
    Merkezi otorite Halk Merkezi otorite Halk
    Kanun Kanuni vazife Kanun Her vatanda��n e�it olmas�
    Devlet-i Aliyye Kazan�lm�� hak Mahkeme E�it yarg�lanma
    Millî E�itim Bakanl��� Meclisi Mazbata(tutanak) Devlet-i Aliyye Kazan�lm�� hak
    Vekiller meclisinde �zin



    Merkezî otorite ve halkla ilgili olan bu "gazete ç�karabilme hakk�, özgürlük, e�itlik, e�it yarg�lanma" kavram ve ifadeleri bize Tanzimat Ferman�yla gelmi�tir. Bu kavram ve ifadeler, Avrupa devletlerinin olu�*turduklar� sosyal, siyasî, dinî ve ekonomik yap�n�n bir sonucudur. Osmanl� devletinde daha önce bu kav*ramlar ve ifadelerle ilgili Avrupal�lar gibi bir düzenleme, çal��ma yap�lmam��t�r. Bunlar�n Osmanl� devle*tinde uygulamaya konulmas�, eski ve yeni aras�nda da bir ikili�in olu�mas�na da sebep olmu�tur.
  6. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    . BATI'DAK� RÖNESANS �LE TANZ�MAT HAREKET�N�N BENZER YÖNLER�:

    • Rönesans hareketinde genel anlamda bir yenilik anlay��� vard�r. Tanzimat'ta da yenilikler yap�lm��t�r.

    • Rönesans hareketinde do�rudan halk muhatap al�nm��t�r, Tanzimat'ta ise sadrazam ve pa*di�ah taraf�ndan halk dolayl� bir �ekilde muhatap kabul edilmi�tir.
    • Rönesans'ta yenilikler ayd�n kesimin yan� s�ra sanatç�lar� koruyan varl�kl� ki�ilerin çabalar�y*la ba�lam��t�r, Tanzimat'ta ise "ayd�n kesim ve halk" etkili de�il, sadrazam ve padi�ah etkili olmu�tur.

    • Rönesans'ta pozitif bilimler ve sanat ak�mlar�n�n haz�rlad��� farkl� bir dünya alg�s� olu�mu�*tur. Tanzimat'la da özgürlükler artt�r�lm��, eski dönemden farkl� bir dünyaya kap� aç�lm��t�r.

    • Rönesans'la birlikte büyük krall�klar�n iktidarlar�nda bir zay�flama hissedilir, Tanzimat'la bir*likte de Padi�ah'�n yetkilerinde s�n�rlamaya gidilmi�tir.

    • Rönesans'la birlikte insan merkeze al�narak onun özgürlü�üne, e�itli�ine sanat eserlerinde pek çok vurgular yap�lm��t�r. Tanzimat'la birlikte de Osmanl� Devletinde ya�ayan bireylerin özgürlü�ü ve e�itli�iyle ilgili kararlar uygulamaya konulmu�tur.

    2. Ö�retici metin, aç�klama, ayd�nlatma, bilgi verme amaçlar�yla yaz�lan metinlere denir. Ö�retici metinlerde söz sanatlar�na, dilin bünyesine mal olmam�� yan anlam ifade eden kelime ve kelime grup*lar�na yer verilmez. Ö�retici metinlerin anla��lmas� ve yorumlanmas� için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olmas� gereklidir.

    3. Yenile�me Döneminde toplumu bilgilendirmek ve e�itmek için "makale, hikâye, roman, ele�tiri, f�kra, tiyatro" gibi türler kullan�lm��t�r. Bu türlerin ortak özelli�i ise "gazete" çevresinde kültür hayat�m�za giren ö�retici metinlerdir.

    4. Ça�da�la�mak, ça��n yeniliklerini ve özelliklerine ayak uydurmakt�r. Ça��m�zda Bat� dünyas�n*da olanlara benzemeye çal��mak, Bat�'n�n her türlü özelli�ini taklit etmek, Bat�'n�n modern hayat�na imrenerek onlar gibi olmaya çal��makt�r. Ça�da�la�mak k�saca bat�l�la�makt�r. Bu felsefeye göre ça*��m�zda en etkili ve önemli yenilik, Bat�'n�n imkân ve zenginli�ine ula�arak onlar gibi bir hayat ya�a*mak, hayata onlar gibi bakmakt�r.
  7. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Ali Suavi
    AL� SUÂV� (1839-1878)

    1255 y�l� Ramazan�nda (Kas�m 1839) �stanbul'da Cerrahpa�a'da do�du. Çank�r�'dan gelerek �stanbul'a yerle�mi�, geçimini kâ��tç�l�kla sa�layan, fakir fakat dürüst bir adam olan Hüseyin A�a'n�n o�ludur. Ali Suâvi'nin tahsile ne zaman, nerede ve nas�l ba�lad��� kesin olarak bilinmemekle beraber Ulûm gaze-;esinde bir k�sm� yay�mlanan "Yeni Osmanl�lar Tarihi" (nr. 15, 1 Muharrem. jf$87, s, 892-932) adl� hat�ra*t�nda verdi�i bilgilere göre Dâvud Pa�a Rü�diyesi'ni bitirdikten sonra Bâb-�Seraskerî'de Dersaadet Yok-ama Kalemi'ne girdi ve burada iki üç y�l kadar kâtip olarak çal��t�. Âdet oldu�u üzere bu s�rada cami terslerine de devam etti. Muhtemelen Sami Pa�a'n�n Maarif naz�rl��� s�ras�nda aç�lan bir imtihan� kaza*narak Bursa Rü�diyesi'ne muallim oldu (1856).
    Fakat baz� uygunsuz davran��lar� dolay�s�yla halk�n �ikâ*yeti üzerine bir y�l sonra buradan ayr�lmak zorunda kald�. 1858 y�l�nda Simav'daki rü�diyede ve Kur�unlu Medrese'de hocal�k yapt�. Kendi ifadesine bak�l�rsa on sekiz yirmi ya�lar�nda hacca gitti. Dönü�ünde yine Sami Pa�a'n�n arac�l���yla Sofya'da ticaret mahkemesi reisli�i, Filibe'de rü�diye hocal��� ve tahrirat mü*dürlü�ü yapt�. Azledilince tekrar �stanbul'a döndü. �stanbul'da bir yandan, ba�ta Sami Pa�a olmak üzere �ehrin o zamanki fikir muhitlerini te�kil eden baz� pa�a konaklar�na devam etmeye, bir yandan da �ehzadeba�� Camii'nde vaazlar vermeye ba�lad� (1866). Henüz Muhbirde yaz� yazmaya ba�lamadan önce dinî ilimlerdeki vukufu ile dikkati çeken Ali Suâvi ayn� zamanda kuvvetli bir hatipti ve kendisini dinle-.enleri kolayca tesir alt�na alabiliyordu. Ad� ve �öhreti k�sa zamanda bütün �ehirde duyuldu. Yine kendi ifadesine göre bu vaazlara ara s�ra Sadrazam Fuad Pa�a bile geliyordu.
    1867 y�lba��nda yay�n hayat�na giren Muhbir gazetesinin sahibi Filip.Efendi'nin teklifi üzerine bu ga*zetenin yazar kadrosunda yer alan Ali Suâvi, gazetede sosyal meseleleriyle ilgili makaleler ne�retmeye ba�lad�. (...)Bunun yan�nda, bu ilk makaleleri aras�nda yer alan Belgrad Kalesi'nin teslimi ve M�s�r'�n devle-fee ba�l�l��� meselelerinde yapm�� oldu�u tenkitlerle k�sa zamanda dikkatleri üzerine çekti. 21 �ubat 1867 :arihli Muhbir'de, o s�rada henüz gizli olan Yeni Osmanl�lar Cemiyeti'nin hâmisi durumundaki Mustafa Fâz�l pa�a'n�n M�s�r meselesi münasebetiyle Sultan Abdülaziz'e hitaben Belçika'da Nord gazetesinde ne�redilen Frans�zca mektubunun tercüme edilerek yay�mlanmas�,.ayn� mektubun iki gün sonra Nâm�k Kemal taraf�n*dan Muhbir'den iktibas edilerek geni� bir yorumla Tasvîr-i Efkâr'da yer almas� üzerine, gizli cemiyetten hü*kümetle birlikte az çok efkâr�umumiye de haberdar oldu. Bunun hemen arkas�ndan Ali Suâvi'nin Belgrad Kalesi'nin dü�mesi ve M�s�r meselesi hakk�nda Âlî Pa�a'y� �iddetle tenkit eden bir makalesi üzerine, me�-nur sansür nizâmnâmesi Kararname-i Âlî ç�kt�. Ard�ndan 32. say�da Muhbir hükümet taraf�ndan bir ay süreyle kapat�ld�. Nâm�k Kemal Erzurum vali muavinli�ine, Muhbir'de yazan Ziya Pa�a K�br�s mutasarr�fl���na '.ayin edilirken Ali Suâvi de Kastamonu'ya sürüldü (25 �ubat 1867). Ali Suâvi Kastamonu'da iki buçuk ay kadar gözetim alt�nda kald�; Mustafa Fâz�l Pa�a'n�n �srarl� daveti üzerine gizlice oradan ayr�larak �stanbul'a geldi ve Courrier d'Orient gazetesinin sahibi Jean Pietri'nin yard�m�yla Avrupa'ya kaçt� (22 May�s 1867). Mesina'da bulu�tu�u Nâm�k Kemal ve Ziya Pa�a ile önce Paris'e gitti. Cemiyetin ald��� karar do�rultusunda ne�riyat yapmak üzere bir süre sonra Londra'ya geçerek orada, "Muhbir do�ru söylemek yasak olmayan Dir memleket bulur, yine ç�kar" ibaresiyle Muhbiri tekrar ne�re ba�lad� (31 A�ustos 1867).(...) Bu arada onun tesirini ortadan kald�rmak üzere Nâm�k Kemal ve Ziya Pa�a taraf�ndan yine Londra'da Hürriyet gaze*linin yay�m�na ba�land�.(29 Haziran 1868)(..,)Ali Suâvi, Abdülaziz'in tahttan indirili�i ve V. Murad'�n çok k�sa süren padi�ahl��� ard�ndan tahta geçen Abdülhamid'in izni ile �stanbul'a döndü (Ekim 1876). Kendisine
    güven ve ilgi gösteren hükümdar d�� meselelerle ilgili olarak Bat�daki ne�riyat� takip ve tercüme etmek üzere Cemiyyet-i Mütercimin ad�yla kurmay� dü�ündü�ü cemiyete onu da üye seçmi�ti. Ancak cemiyet daha ilk toplant�s�ndan hemen sonra da��ld���ndan burada çal��ma f�rsat� bulamad�. Midhat Pa�a'n�n azledildi�i ve Meclis-i Meb'ûsan'�n birinci devresinin sona erdi�i günlerde (Haziran 1877) Midhat Pa�a ve me�*rutiyet rejimi aleyhine yazd��� birkaç makale ile saray�n güvenini kazanan Ali Suâvi padi�ah taraf�ndan Mekteb-i Sultanî müdürlü�üne getirildi. Fakat k�sa zamanda okul idare ve disiplininin bozulmas� ve aslen �ngiliz olan kar�s� ile okulda yat�p kalkmas� dolay�s�yla ç�kan dedikodular yüzünden bir y�l sonra bütün resmî görevlerine son verildi (16 Aral�k 1877). Böylece Abdülhamid'in gözünden dü�en Ali Suâvi'nin 1877-1878 Osmanl�-Rus Sava�� (93 Harbi), Meclis-i Meb'ûsan'�n kapat�lmas� gibi memleketin kaderini de�i�tiren baz� önemli olaylar�n cereyan etti�i bu tarihten ölümüne kadar geçen süre içinde ne yapt��� yine kesin olarak bilinmemektedir. B. Levvis, onun bu s�rada Üsküdar Komitesi ad�yla gizli bir cemiyet kurdu�unu ileri sürer*den ba�ka ara�t�rmac�lar �ngiliz ve Ruslarla s�k� münasebette bulundu�unu iddia etmektedirler.(...) 20 May�s 1878 günü, 93 Harbi yüzünden Balkanlar'dan �stanbul'a gelmi� Filibeli muhacirlerden toplad��� yak-a��k 250 ki�ilik bir grupla Ç�ra�an Saray�'n� basarak büyük bir ihtimalle V. Murad'� tekrar tahta ç�karmak �sterken, Be�ikta� Karakolu muhaf�z� Hasan A�a (daha sonra 7-8 Hasan Pa�a) taraf�ndan ba��na sopa ile vurulmak suretiyle öldürüldü. Ali Suâvi veya Ç�ra�an Vak'as� denilen bu olay üzerine sonralar� birçok ara�t�rma yap�lm�� oldu�u halde, hareketin ba�ar�s�zl��a, u�ramas� dolay�s�yla evindeki bütün evrak�n kar�s� taraf�ndan imha edilmesi yüzünden olay hâfâ tam olarak ayd�nlanamam��t�r. Hayat� gibi ölümünün de per*de arkas� gizli kalan Ali Suâvi'nin, hangi gaye u�runda olursa olsun, II. Abdülhamid'e kar�� V. Murad'� yeni*cen tahta ç�karmak isterken can vermesi, bir süre sonra Jön Türkler taraf�ndan millî bir kahraman olarak benimsenmesine ve bayrakla�t�r�lmas�na yol açm��t�r.

    Tanzimat sonras� yazar ve fikir adamlar�n�n büyük bir k�sm� kültürlü ve zengin ailelerden geldikleri hal*ce Ali Suâvi halk tabakas�naç�km�� ve kendi kendisini yeti�tirmek suretiyle edebiyat ve kültür çevrelerin*ce yer alm��t�r. Klasik bir medrese tahsili ve düzenli bir e�itim görmeyen Ali Suâvi felsefeden filolojiye, tarih-:en co�rafyaya, edebiyattan politikaya, sosyolojiden iktisada ve dinî ilimlere kadar birçok konu ile me�gul olmu� tam manas�yla bir "ansiklopedisi" �ahsiyettir. Devrin di�er yazar ve fikir adamlar�n�n ço�u gibi o da Osmanl� birli�ine inanm�� ve daha çok ittihâd-� �slâm ideolojisini savunmu�tur. Büyük ölçüde �ark kültürüyle yeti�mi� olan Ali Suâvi, çok sathî de olsa Bat� kaynakl� baz� yeni fikirleri ö�rendikten sonra kendine göre bir terkip yapmaya çal��m��, bu arada Türkçü görü�ler de ileri sürmü�tür. Makale ve kitaplar� dikkatle incelen*di�inde insicaml� bir kafaya sahip olmad��� görülen Ali Suâvi'nin hayat�nda oldu�u gibi savundu�u fikirlerde de birçok tezatlar vard�r. Gençlik y�llar�nda camilerde halka ate�li vaazlar veren, bir ara "muhaddis" olarak tan�nan, hatta Avrupa'da bulundu�u s�rada bile ba��ndan sar���n� ç�karmayan Ali Suâvi, meselâ "Yar�m Fakih Din Y�kar" (ulûm, nr. 17, 29 Muharrem 1287) gibi baz� makalelerinde, devlet idaresinde din ile dünya i�lerinin birbirinden tamamen ayr�lmas� gerekti�ini savunarak laikli�i müdafaa eder. Ona göre medenî bir devlet birtak�m kelime oyunlar�yla de�il co�rafya, iktisat ve ahlâk bilgisiyle idare edilebilmektedir. Bu yüz-cen, Osmanl�lar'daki devlet yönetiminin �er'î esaslara dayanmad���n� öne sürerek hilâfet müessesesine Kar�� ç�karken monar�i ad�n� verdi�i mutlakiyet rejimi yerine parlamento esas�na dayal� me�rutî sistemi savunur. Ancak bir zaman sonra, hâkim nüfus olan Türk unsurunun bütün nüfusun sadece yüzde otuzunu te�kil etti�i bir memlekette me�rutiyet ilân edilemeyece�ini anlayarak bu fikrinden vazgeçmi� görünür. Ali Suâvi hilâfetin ne muhafazas�na ne de y�k�lmas�na taraftard�r; çünkü ona göre hilâfet ad�yla bir müessese mevcut de�ildir. "Kudret-i Siyâsiyye der Düvel-i �slâmiyye" (Ulûm, rr. 16, 15 Muharrem 1287) adl� makale*sinde Hz. Peygamberin hilâfet ad� alt�nda bir vekâlet makam� kurmad���n�, bu yüzden hiç kimsenin "halîfe-i Resûlullah" olamayaca��n�, halife tabirinin "halef mânas�nda yaln�zca Hz. Ebû Bekir'e ait bir unvan oldu*�unu söyler. Monar�i dedi�i ferdî saltanat ve mutlakiyete kar�� da cephe alan Ali Suâvi, "Demokrasi" [ulûm, nr. 18, 15 Safer 1287) adl� makalesinde ise �slâm devletinin ba�lang�çta cumhuriyetle idare edildi�inden bahsederek mutlakiyet yerine "usûl-i me�veret" i istedi�ini aç�klar.(...)
    Eserleri. Ali Suâvi'nin kendi ifadesine göre, Filibe'den �stanbul'a dönü�ünde f�k�h, hukuk, tarih, co�rafya, edebiyat, filoloji ve biyografi alanlar�nda olmak üzere bir k�sm�n�n gazete sayfalar�nda, ço�u*nun risale veya yar�m kalm�� tefrika �eklinde yahut yazma halinde bulundu�unu belirtti�i eserlerinin say�s� 127'yi buluyordu.
    Muhbir, Tasvîr-i Efkâr, Vakit, Basket, Müsavat, Ruznâme-i Ceride-i Havadis, Londra'da Hürriyet gazetesi ile kendisinin ç�kard��� Muhbir, Ulûm ve Muvakkaten Ulûm Gazetesi Mü�terilerine gibi devrin çe�itli gazete ve mecmualar�ndaki makalelerinden ba�ka bir de tefrika halinde kalan "Ehemmiyet-i H�fz-� Mâl" (Tasvîr-i Efkâr), "Ta'rîfât" (Muhbir), "Kaydü'l-mevcûd Saydü'l-mefküd" (Muhbir), "Fetâvâ-y� Cihangîrî" (Muhbir) gibi çal��malar� bulunan Ali Suâvi'nin bunlar�n d���nda kitap veya risale halinde yay�mlanan eserleri de vard�r.
  8. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    �brahim �înas� (1826-1871)

    �inasi, �stanbul'da dünyaya gözlerini açar. Babas�, topçu yüz ba�� Mehmet A�a, anas� ise Esma Han�m'd�r. Mahalle Mektebinde ve Tophane'deki Fevziye Mektebinde okur. Tophane Kalemi'ne girer, Bu arada eski �ark kültürünü ö�renmeye çal���r. Kendi kendini yeti�tirir. Frans�zca ö�renir. Tophane Kalemi'nde edebî bilgisini art�r�r ve �iirler yazar.
    �inasi, Tophane Kalemi'ndeki memurluk görevinde üst derecelere yükselir. Tophane Müste�ar� Ziver Efendi'nin takdirini kazan�r, Frans�zcas�n� ilerletir ve Paris'e gitmesine izin verilir. Sivil olarak yurtd���nda ö�renim gören ilk Türk ö�rencisi olur. Maliye ö�renimi görür ve edebî bilgilerini art�r�r Bu �ifa*larda �air Lamartine ile tan���r; Dört be� y�l Avrupa'da kal�p Frans�z edebiyat�n� yak�ndan tan�ma imkâ*n� bulur. Zengin bir bilgi ve kültür birikimiyle yurda döner.
    Re�it Pa�a'n�n ilgi ve deste�ini gören �inasi, "Meclis-i Maarif" üyeli�ine getirilir, Re�it Pa�a'n�n Ba�bakanl�ktan ayr�lmas� üzerine, onun yerine Âli Pa�a geçer. �inasi'yi görevinden al�r. Re�it Pa�a'n�n yeti�tirdi�i Âli ve Fuat Pa�alar, �inasi'yi k�skand�klar� için, onun parlak bir gelece�e ula�mas�na engel olurlar. Re�it Pa�a i� ba��na döndükçe, �inasi de iyi görevlere getirilir. Bir bak�ma �inasi'nin gelece�i, Re�it Pa�a'n�n iktidarda bulunu�una ba�l� olur. Re�it Pa�a'n�n ölümünden sonra, Yusuf Kâmil Pa�a, �inasi'yi korur. Âli ve Fuat Pa�alar, art�k onunla u�ra�mazlar. �inasi Frans�zca çeviri çal��malar�m sürdürür. Bu arada Frans�zcadan çevirdi�i manzumeleri "Tercüme-i Manzume" ad�yla yay�mlar (1859).

    �inasi, memurluk görevinden ayr�l�r, gazetecili�e ba�lar. Agâh Efendi'yle "Tercüman-� Ahvâl"! ku-rar (1861); ba�yazarl�k görevini üstlenir. "�air Evlenmesini" bu gazetede tefrika eder. Agâh Efendi'yle anla�amaz; "Tasvîr-i Efkâr'� ç�kar�r (1862). Bu devre en parlak ve verimli y�llar� olur. Haftada iki defa yay�nlanan bu gazete, olumlu yank�lar uyand�r�r, ilk olarak dil ve edebiyat tart��malar�na yer verdi�i için ilgiyle kar��lan�r.

    Gazeteyi bir fikir organ� olarak gören �inasi, edebî çal��malar�n� gazeteye ba�l� olarak yürütür. Gazetecili�i üç buçuk y�l sürer. Bu dönemde, seçme �iirlerinden olu�an "Müntahabat-� E�'âr"� (1862) .e ata sözlerini toplad��� "Durub-� Emsâl-i Osmaniyye" (1863)"yi yay�mlar.
    �inasi, 1865 y�l� ba�lar�nda Âli Pa�a'ya yönelik bir suikast olay�na ad�n�n kar��mas� üzerine, ga*zeteyi Nam�k Kemal'e b�rak�r ve Paris'e gider. Bu devre politikadan uzak durur, edebî çal��malar�na a��rl�k verir. Yeni Osmanl�lar (Jön Türkler)dan uzak kalmaya özen gösterir. Bu y�llarda büyük bir Türk*çe sözlük üzerinde çal��t��� öne sürülür. Ancak bu güne kadar eser ortaya ç�km�� de�ildir. �inasi, bu s�rada Emest Renan ile dostluk kurar.
    �inasi, Paris'te Fuat Pa�a'yla görü�ür ve Pa�a'n�n �srar� üzerine �stanbul'a döner. Kar�s� Navikter Han�m'�n kendisini �stanbul'a getirtmek istedi�ini ö�renir ve kar�s�n� bo�ar. K�sa sürede yeniden Paris'e gider. Bu devrede rahat de�ildir. 1869'da �stanbul'a kesin dönü� yapar. Bab�âli'de bir ev kiralar; mat*baa i�lerini de bu evde yürütür. Müntahabat-� E�'âr'�n ve Durüb-� Emsâl-i Osmaniyye'nin ikinci bas�m-ar�n� gerçekle�tirir. Düzensiz bir hayat ya�ar. Sa�l�k durumu bozulur. Bu yüzden matbaay� bo�alt�r, Cihangir'deki baba evine ta��n�r. Evin bahçesinde yeni bir matbaa yapt�rmaya ba�lar. Çal��malar�n� orada sürdürür. Divan�n�n ikinci bask�s�n� yeni döktürdü�ü harflerle yapar. Sesli harfler için yeni i�aretler arar, yabanc� dillere ait harfler getirtir. Ancak 13 Eylül 1871'de beynindeki urdan ölür. Taksim'de’ki eski Ayaspa�a Mezarl���na gömülür.
    �inasi, fikir ve sanat hayat�m�zda önemli bir rol oynayan yenilik hareketinin üç büyük temsilcisin*den biridir. O fikrî ve edebî yenile�meyi, bir ihtiyaç ve zorunluluk diye benimsemi� bu yolda öncülük etmi�tir. �inasi'nin dü�ünce sistemi ak�l ve mant��a dayan�r. Heyecan ve lirizm onda ikinci plânda gelir. Edebî yenili�imiz onunla biçimlenir. �iirde ve nesirde yeni havay� edebiyat�m�za o sokar. Tiyatro, tenkit ,e makaleyi edebiyat�m�za kazand�ran odur. Bat� kültürünü yerinde tan�m�� ve Bat�'n�n dü�ünce siste*mini iyi kavram��t�r. Gazetenin halk� e�itme ve ayd�nlatma yolundaki önemini iyi bildi�i için, ilk özel Türk gazetesini o ç�karm�� ve gazetede makale ve tart��ma yolunu açm��t�r. Türk nesri �inasi'yie ba�*ar. Sade, süssüz ve veciz söyleyi�e yönelir. Dil, onunla bir disipline girer. Nesrimize yaz� dili haysiyeti kazand�r�r. Cümleleri hayal ve di) unsurlar� yönünden sadedir; cümlelerinde yaz� dili egemendir. Gaze*le dilini de ba�ar�yla kullan�r. Kelimelere tam hakk�n� verir. Cümleler �inasi'yle k�sa, aç�k ve anla��l�r çizgiye yakla��r. Yarg� belirten kili cümleleriyle "ya" ve "hatta" ile ba�layan cümleleri o dilimize sokar. S�ra cümleler -p ba�lar�yla sürdürülürken, �inasi -rak ekini kullan�r. Nesirlerinin en ba�ar�l� örnekleri, makalelerinde ve �air Evlenmesi'nde görülür.
    Edebiyat�m�z�n ilk tart��mas�, "Tasvir-i Efkârla "Ruznâme-i Ceride-i Havadis" gazetelerinde �inasi ile Mehmet Sait Efendi aras�nda görülür. Dil meselesiyle ortaya ç�kan tart��ma, sürdükçe edebiyat davas�na dönü�ür. Bu tart��ma edebiyat tarihlerine 'Mesele-i mebhusetü anha" ad�yla geçer. Bu tar*t��ma dört ay sürer ve kapan�r; önemi, tenkit ç���r�n� açm�� olmas�d�r.

    Bat� tarz�nda ilk Türk tiyatrosunu �inasi yazd�. �air Evlenmesi bas�l� ilk tiyatro eserimizdir. Orta Oyunu'ndan izler ta��r. �ah�slar� canl�d�r. Adlarla tipler aras�nda bir ba�lant� vard�r. �ah�slar kendi seviyelerine uygun �ive ve dilleriyle konu�urlar. Eser, gerçekçi hava ta��r. Töre komedisidir.

    �inasi, �iirlerinde az say�da redif kullan�r. Beyit beyit ayr� kafiyelerle geli�en "münâcât", "ilâhî' �iirle*riyle kasideler, "Arz-� muhabbet" manzumesi ve "E�ek ile Tilki" hikâyesi ile safi Türkçe k�talarla, klâsik
    Türk �iiri ilk olarak eski �ekillerinden ayr�l�r. "Tercüme-i Manzume" Türkçeye bat�l� �iir örneklerini getirir. �inasi, Lamartine'in “Souvenir”inden çevirdi�i dört k�fan�n kafiye sistemi ve �ekliyle ilk yeni manzume örne�ini verir. "Münâcât" ve "ilâhî'sinde �ekil sa�laml���na ula��r. Sade bir Türkçeyle aruz veznini kulla*n�r. Safi Türkçeyle güzel örnekler de ortaya koyar.- �inasi, eski �iirin hayal sisteminden ç�karak soyuttan somuta dönmeyi ba�ar�r. "Müntahabata E�fâr"�nda Divan �iirinin mazmunlar�ndan uzakla��r, dü�ünceye yönelir. M�sra ve beyit bütünlü�ü yerine, manzumenin bir dü�ünce etraf�nda bütünle�mesini sa�lar. "Mü*nâcât" bu özelli�i ta��yan bir örnektir. Münacat'ta, Tanr�’n�n varl��� için akla dayanan deliller aran�r, bu yolda varl�klar canl� bir delil olarak s�ralan�r. Tanr� fikri, kudret ve tabiat fikriyle birle�tirilir.

    �inasi'nin �iirleri yal�n ve ak�lc� nitelikler ta��r. Mustafa Re�it Pa�a için yazd��� dört kasidesi de bu yoldad�r. Onun kasideleri bk fikrin, bir inanc�n ifadesidir. Tanzimat, millet, kanun, adalet, devlet, reis-i cumhur, medeniyet, cehalet vb... yeni kavramlar, onun dü�ünce dünyas�n� yans�t�r.
    �inasi'nin gazelleri, di�er �iirlerine oranla daha lirik bir özellik gösterir. Ancak o, veciz söyleyi�leri sever. K�sa ve özlü sözler, onun mizac�na ve üslûbuna uygundur. Bu nedenle süssüz ve sade anlat�m yolunu seçer. Beyit ve m�sralar�, onun dünya görü�ünü yans�tan parçalard�r. �iirleri sürükleyici de�il*dir. Amac� dü�üncelerini anlatmak oldu�u için, lirizmden uzakt�r. �inasi, atasözlerine merakl�d�r. Baz� atasözlerinden olu�turdu�u manzum müfretleri dikkat çekici niteliktedir. Onun dü�ünceye yönelik olu*�u, ö�retmek ve dü�ünce aktarmak iste�i, �iirini durgun, sanat�n� donuk k�lm��t�r. Böylece edebiyat�*m�zda, �iire getirmi� oldu�u yenilikleriyle yer edinmi�, ancak �airli�iyle üne ula�amam��ta. �smail Habib'in de�imiyle; �inasi, edebiyat�n mazrufunu de�il, zarf�n� de�i�tirmi�tir. Yeni �iirin kap�lar�n� açm��, nesri edebiyat�m�za getirmi�, dü�ünce ufkunu geni�letmi�tir.
    �inasi edebiyat�m�za �iir, tiyatro, ele�tiri, atasözleri ve çeviri türlerinde eserler vermi�tir.

    Ba�l�ca eserleri �unlard�r:

    ESERLER�:
    �. Tercüme-i Manzume (1859). �inasi'nin Frans�z �airlerinin �iirlerinden yapt��� çevirileri bir ara*ya toplayan bu eser, ilk olarak, "Frans�z Lisân�ndan Nazmen Tercüme Eyledi�im E�'âr" ad�yla �stan*bul'da yay�mlan�r (1859, 27 s.) Daha sonra, kitab�n ad�, ikinci bask�da " Tercüme-i Manzume" olur. Eser, Süheyl BEKEN taraf�ndan yeni yaz�ya aktar�lm��t�r (Ank., 1960,27 s.).
    2. Müntahabât-� E�'âr (1862). �inasi'nin kendi yazd��� �iirler aras�ndan seçti�i ve Müntahabât-� E�'âr�m" ad�n� verdi�i eseridir. Bu eser, daha sonra Ebüzziya Tevfik taraf�ndan, Tercüme-i Manzumey*le birle�tirilerek "Divan-� �inasi" ad�yla yay�nland�(1886,1893). Eser, Müallâ An�l taraf�ndan "�inasi, Müntahabat-� E�'âr�m, Divan" ad�yla yay�nland� (1-945). Eserde; Tanr� ile ilgili �iirler, kasideler, gazeller, �ark�lar, medhiyeler, müfretler, m�sralar, tarihler, hikâyeler, mizah ve hicivler yer al�r. Eser, son olarak Süheyl BEKEN taraf�ndan yay�mland� (ist., 1960,126 s.).
    3. �air Evlenmesi (1860). Türk tiyatrosunun kitap halinde ç�kan ilk eseridir. Ba�lang�çta iki perde olarak tasarlanm��, ancak tek perdesi yay�nlanm��t�r. Eserin pek çok bask�lar� yap�lm��t�r. Piyes ilk olarak, 1908'de Selanik'te oynanm��t�r. Görmeden ve tan��madan yap�lan evlenmelerin gülünçlü�ü ve do�urdu�u sonuçlar konu edinmi�tir.
    4. Durûb-� Emsâl-i Osmaniyye (1863). Osmanl� ata sözlerini bir araya getiren bu eserin ilk bas*k�s�nda, 1500 kadar ata sözü ve 300 kadar deyim yer al�r. �kinci bask�da bu say� artar, sözlerin toplam� 2500'e ula��r. Ebüzziya Tevfik, eserin üçüncü bask�s�nda bu sözlerin say�s�n� 4000'e ç�kar�r. Kendi toplad�klar�n� ayr�ca belirtir.
    5. Makaleler. Ebüzziya Tevfik, �inasi'nin ölümünden sonra, Tasvîr-i Efkâr gazetesinde ç�kan ma*kalelerini "Müntahabât-� Tasvîr-i Efkâr" adl� üç kitapta toplar.
    a.Müntahabât-� Tasvîr-i Efkâr 1, Siyasiyat (1885,1893). �inasi'nin siyasi konulardaki yaz�lar�n� içerir.

    b.Müntahabât-� Tasvîr-i Efkâr 2, Mübahasât-� Edebîyye, Mes'ele-i Mebhusetü Anha (1886). �inasi ile Sait Efendi aras�nda geçen "Mebhusetü Anha" tan��mas�n�n metinlerini bir araya toplar.

    c.Müntahâbât-� Tasvîr-i Efkar 3, Edebiyat (1894).

    �inasi'nin Tercüman-� Ahvâl ve Tasvîr-i Efkârda ç�kan 24 yaz�s�n� Fevziye Abdullah Tansel, "Ma*kaleler" ad� alt�nda bir araya getirmi�tir (Ank., 1960).

    6. Tezkire-i Hatîmetü'l- E�âr (1885).
  9. ÖSLEMMM

    ÖSLEMMM Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    2. �nite: Tanzimat D�neminin Olu�umu
    HAZIRLIK

    * Kimse mahkeme karar� olmadan idam edilmeyecek,
    ■ Kimsenin serveti elinden haks�z yere al�nmayacak,
    * Vergiler gelire göre olacak, kimseden fazla vergi al�nmayacak,
    ■ Bütün memurlara görevlerine göre maa� ba�lanacak,
    ■ Rü�vet, kay�rma, suistimal tamamen kald�r�lacak,
    ■ Askerlik zorunlu olacak,
    ■ Gayrimüslimler de askere al�nacak kararlan fermanda yer al�yordu.
    * Yeni e�itim kurumlar� aç�ld�.
    ■ Padi�ah kanuna kar�� sorumlu oldu�unu söyleyerek, yetkilerini s�n�rland�rd�.
    * Nüfus say�m� yap�ld�,
    * Padi�ah ülkesini tan�mak için seyahatler yapmaya, halk�n dertlerini bizzat dinlemeye ba�la*d�.
    ■ Saray�n baz� adetlerinde de�i�iklikler yap�ld�, balo, tiyatro gösterileri düzenlendi.
    ■ Hukuk alan�nda Bat� dünyas�ndan etkilenilmi�tir.
    " Yeni vergiler getirildi.
    ■ E�itim ve ö�retimi tek elde toplamak için yeni düzenlemeler yap�ld�.
    ■ Dilde sadelik amaçland�.
    " Halk�n olaylardan haberdar edilebilmesi için özel gazeteler ç�kar�ld�.
    Tiyatro, hikâye, roman, makale, tenkit, hat�ra, deneme, mektup, tarih gibi türler edebiyat�m�za girmi�tir.

    1.MET�N : TANZ�MAT FERMANI
    1. III. Selim'den itibaren gerçekle�tirilen yenilikler ve bu yeniliklerin kapsad��� alanlar:

    * III. Selim saltanat�n�n ilk y�llar�nda toplumdaki ve yönetim sistemindeki aksakl�klar�n sebep*lerini, bunlar�n çözüm yollar�n� ara�t�rmak için, devlet adamlar�n� dü�ünmeye ve soruna çö*züm önerileri getirmelerini sa�lad�. sa�lad�.

    * Bu amaca hizmet etsin diye "me�veret usulü" sistemine geçildi. Buna göre Padi�ah�n haz�r bulundu�u toplant�da herkes söz hakk�na sahip olmu�tur.

    * Eyaletlerin yönetiminde yeni kanunlar ç�kar�lm��, ta�raya tecrübeli, bilgili, dindar vezirler gönderilmeye ba�lanm��t�r.

    * Yeni askerî okullar aç�ld�.

    * Nizam-� cedit ordusu kuruldu.

    * Bu okullar�n kurulmas�nda ve e�itim sistemlerinin haz�rlanmas�nda Frans�z sisteminden ve subaylar�ndan yararlan�ld�.

    * Ordu ve donanman�n i�ine yarayacak önemli kitaplar Türkçeye çevrildi.
    * Avrupa ülkelerine elçiler gönderilmeye ba�land�.

    * Merkezi otoriteyi güçlendirmek için ayanlarla padi�ah aras�nda sened-i �ttifak imzaland�.

    ■ Yeniçeri oca�� kald�r�ld�.

    * Subay yeti�tirmek için "mekteb-i harbiye" ile, askerî doktor yeti�tirmek için de "askerî t�bbiye" aç�ld�.

    * Mallara el konulmas� denilen müsadere sistemi kald�r�ld�.

    ■ Yeni bakanl�klar kuruldu.

    * Devlet memurlar�na maa� ba�land�.

    * Bu yenilikler, adlî, siyasî, askerî, malî ve idarî alanlarda, devlet ve halk �li�kisinde gerçekle�*tirilmi�tir.

    2.
    * Müslüman ve H�ristiyan bütün tebaan�n �rz, namus, can ve mal güvenli�inin sa�lanacak,

    * Vergiler düzenli toplanacak,

    ■ Askerlik görevi düzenli bir sisteme ba�lanacak,

    ■ Ferman halk�n yan� s�ra yabanc� ülkelerin elçiliklerine de resmen duyurulacakt�r.

    Bu ferman�n önceki dönemden fark�:
    * �lk defa Müslüman ço�unlukla H�ristiyan az�nl�k e�it konuma getirilmi�tir.

    ■ Can, mal, namus güvenli�i sa�lanarak halk�n emniyeti kanunla kuvvetlendirilmi�tir.

    ■ Askerlik hizmetini Müslümanlarla birlikte az�nl�klar da yapacakt�r,

    ■ Halk� zor durumda b�rakan vergilerin baz�lar� kald�r�lm��, gelire göre vergi toplanmas� siste*mine geçilmi�tir.

    3. Tanzimat Ferman�nda ifade edilen yenilikler toplum hayat�n� kapsamaktad�r. Yap�lan bütün yenilikler bir �ekilde toplumu da etkilemektedir çünkü. Ferman�n içerdi�i yenilikler, halk�n hayatta kar��*la�t�klar� sorunlara çözüm yollan getirmektedir. Namus, can ve mal güvenli�inin devlet güvencesine al�nmas�, halk�n hayat�ndaki bu tür sorunlar� engellemi�tir. Devletin maliyesi, halktan toplanan vergilerden olu�uyordu. Vergi sistemindeki düzenlemelerle, askerlik sisteminde yap�lan de�i�ikler halk�, dolay�s�yla da toplum hayat�n� etkilemi�tir. Devletin yönetiminde baz� düzenlemeler yap�lm��, sistemde büyük ve köklü bir de�i�ime gidilmemi�tir. Padi�ah hâlâ ülkenin sahibidir, halka ve di�er devletlere kar�� yine fek sorumludur. ��leyi�teki bu ufak de�i�iklikler, toplumsal alanda baz� de�i�ikliklere yol aç*m��t�r.

    4. Tanzimat'� yabanc� devletler ve Osmanl� devletinde ya�ayan az�nl�klar istemektedir. Devletin zor durumunu kullanan az�nl�klar, ülkede zor �artlarda ya�ad�klar�n� iddia ederek Avrupa devletlerin*den yard�m istemektedirler. Az�nl�klar�n ço�u ticaret yapt��� için zengindi, Bu zenginli�i daha da artt�rman�n yollar�n� dü�ünüyorlard�. Yabanc� devletler ise, ülkede ya�ayan az�nl�klara iyi davran�lmad��� bahanesiyle Osmanl�y� sürekli s�k��t�r�yordu. Bir yandan d�� güçlerin bask�s�, di�er yandan içeriden az�nl�klar�n isyanlar�, devletin böyle bir ferman yay�nlamas�na sebep olmu�tur.

    5.1839'da ilan edilen Tanzimat Ferman�, birçok yenilikler getirmekteydi. Bu yeniliklerin uygulama*ya konulmas� çok zaman alm��t�r. Halk ve baz� kesimler, yap�lmak istenen bu de�i�ikliklere kar�� ç�k*m��lard�r. Yap�lan yenilikleri devlet yap�s�nda ve halk aras�nda uygulamak mümkün olmam��t�r. Bu yenilikleri uygulayabilmek için bile baz� yeni kanunlar, te�kilatlar, okullar aç�lmas� gerekmi�tir. Bunlar�n da sistemli bir biçimde uygulanmas�, yeniliklerin devlet kademelerinde ve halk aras�nda kökle�mesi zaman alm��t�r. Edebiyat�n bu yeniliklerden etkilenebilmesi için ülkedeki kültürel yeniliklerin yerine oturmas�, insanlar�n bu yeni sistemin getirdi�i kültürel ve sosyal yap�y� içlerine sindirmesi gerekmi�tir. Bu sebepten, edebî aç�dan Tanzimat, 1860'da yay�nlanmaya ba�layan Tercüman-� Ahvâl gazetesiyle ba�lat�l�r. Bu tarih, edebiyat için bir milat kabul edilmi�tir. Avrupa'ya daha da yakla�mak için yap�lan yeniliklerin bu tarihten itibaren kültürel alanda etkisi görülmeye ba�lam��t�r
  10. BLockeD

    BLockeD Üye

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    119
    Ödül Puanları:
    0
    Kopyala Yapıştıra Özen gösterseydin bari

Sayfayı Paylaş