Türk Eğitim Sen Heyeti, YÖK Başkanı Çetinsaya ile Görüştü

Konu 'YÖK' bölümünde Moderatör Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Barış

    Moderatör Barış Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    7 Eylül 2011
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    1.458
    Ödül Puanları:
    113

    Türk Eğitim Sen heyeti, Genel Başkan İsmail Koncuk'un başkanlığında YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ile görüşme yaptı.

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın daveti üzerine YÖK Merkez binasında gerçekleşen görüşmeye Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Talip Geylan, Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Yaşar Şahindoğan ile YÖK Yürütme Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Şişman ve Prof. Dr. Durmuş Günay katıldı. Görüşmede yaptığı konuşmada, mevcut YÖK yapısının bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu ve bu anlamda yapılan çalışmanın geç kalınmış bir adım olduğunu ifade eden Genel Başkan Koncuk, YÖK Başkanı Çetinsaya ve ekibine bu süreci başlattıkları için teşekkür etti. YÖK'ün yapısının ve işlevinin kurulduğu günden bu yana tartışıldığını belirten Koncuk, şimdi gündeme getirilen değişikliğin yeni tartışmalara meydan vermeden, ihtiyaçlar ve beklentiler dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde yaşanan sıkıntıların artarak devam edeceğini söyledi. Tasarı üzerine genel değerlendirmelerini aktaran Genel Başkan İsmail Koncuk, sendika olarak düzenleyecekleri 'Üniversite Çalıştayı'nda da konunun tüm detaylarıyla ele alınacağını ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılacağını ifade etti.

    "İDARİ PERSONELİN BEKLENTİLERİ KARŞILANMALIDIR"

    Tasarının iyi niyetle hazırlanmış bir çalışma olarak gördüklerini ifade eden Genel Başkan Koncuk, bazı yönleri itibariyle ise tasarının yeniden gözden geçirilmesi, üniversite çalışanlarının ve üniversitelerin beklentileri doğrultusunda tasarıya müdahaleler yapılması gerektiğini söyledi. Tasarıda üniversitelerde görev yapan idari çalışanların gözden kaçırıldığını savunan Koncuk, "İdari kadroda görev yapan personel, üniversitenin eğitim hizmetinin önemli bir parçasıdır. Bu personeli gözden ırak tutan bir yeni yapılanmanın daha verimli bir üniversite oluşumuna sonuç olmayacağı aşikardır. Sendika olarak tasarıya dönük olmazsa olmaz ön koşullarımızdan bir tanesi, idari personelin hak ettiği şekilde yeni yapılanmada beklentilerinin karşılanmasıdır" dedi.

    YÖK'ün üniversitelerin üzerinde bir baskı unsuru olarak değil, bir planlama ve koordinasyon kurulu olarak yapılandırılmasının faydalı bir adım olacağına dikkat çeken Genel Başkan, üniversitelerin idari yapılanmasına eklenecek 'üniversite konseyleri' oluşturulmasına yönelik tereddütleri dile getirerek, üniversite konseylerinin akademik personel ve üniversite üzerinde yeni bir baskı mekanizması olabileceği endişelerini ifade etti. Bu konuda hemen hemen tüm üniversite çevresinden olumsuz bir yaklaşım olduğunu belirten Koncuk, ayrıca üniversiteleri kurumsallaşmış ve kurumsallaşmamış şeklinde nitelik olarak ayrıştırmanın da doğru olmadığını söyledi.

    "ÜNİVERSİTELERİMİZ DEMOKRASİNİN MİHENK NOKTASI OLMALIDIR"

    Tasarıyla oluşturulacak olan değişik kurulların oluşumunu da eleştiren Koncuk; "donanımı, vizyonu, arka planı ve meşguliyeti dahi gözetilmeden en çok vergi verenleri dahi kurul ve konsey üyesi yapan tasarının", eğitimdeki en büyük sivil toplum kuruluşu olan sendikaları yok saymasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Katılımcılıktan ve demokratik temayüllerden korkulmaması gerektiğini söyleyen Koncuk, üniversitede en çok üyesi bulunan sendikanın kurul ve komisyonlarda mutlaka bulunması gerektiğini belirtti.

    Tasarıyla özel üniversite açılması ve yabancı üniversitelerin Türkiye'de kurum açmasına da imkan sağlandığını söyleyen Koncuk, "Ülkemizi bir eğitim üssü yapmak ve yabancı öğrencileri ülkemize çekmek amacını anlıyor ve yanlış bulmuyoruz. Ancak bunu kendi üniversitelerimizi yükselterek de yapabiliriz. Bu amaç için yabancı üniversitelere vize verilmesinin başka sakıncalar doğurabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca günümüzde zaten devlet üniversitelerinin yanı sıra vakıf üniversiteleri de üniversite eğitim hayatımızda yerini almıştır. Bunun yanı sıra özel üniversite kurulmasına da gerek yoktur. Ticari kaygılarla kurulacak üniversiteler ve ticari hedeflerle oluşturulacak ücret politikalarıyla devlet üniversitelerinin akademik kadrolarının boşaltılması riskini gözden kaçırmamak lazımdır. Bu hususa da sendika olarak özellikle dikkat çekmek istiyoruz" diye konuştu.

    Akademik Faaliyet Puan uygulamasının muhtemel sakıncalarına da değinen Genel Başkan Koncuk, "Üniversiteler arası rekabete ve dolayısıyla eğitim kalitesinin yükseltilmesine olumlu katkı sunabileceğini fakat bu konunun tereddütlere meydan vermeyecek ve iltimas, adam kayırma ve başka ilişkilere zemin oluşturmayacak şekilde, net, açık ve anlaşılır objektif kriterlerle ortaya konulması gerekmektedir" dedi.

    Statüsü ne olursa olsun rektör ve dekanların mutlaka seçimle işbaşına gelmesi gerektiğini söyleyen Genel Başkan Koncuk, "Üniversitelerimiz demokrasinin mihenk noktası olmalıdır. Demokrasinin gereklerinden üniversiteleri mahrum bırakmamak ve bundan korkmamak lazımdır. Üniversite rektörünü, bizatihi üniversitenin çalışanlarının iradesi tayin etmelidir. Üniversitede görev alan tüm akademik ve idari personelin oylarıyla en çok oyu alan aday atanabilmelidir. Bunun dışında herhangi bir kurula rektörü tayin yetkisinin verilmesi demokratik bir tutum olmayacaktır. Buna kesinlikle müsaade edilmemelidir" diye konuştu.

    "DOÇENTLİK BİLİM SINAVI ÖNÜNDE DİL ŞARTI BİR ENGEL OLMAMALIDIR"

    50/D'ye göre görevlendirilen araştırma görevlilerinin iş güvencelerinin sağlanması gerektiğine de değinen Genel Başkan, istihdam kaygısı yaşayan bir insanın sağlıklı bir akademik çalışma yapamayacağını ifade etti. Özellikle yardımcı doçentlerin yaşadığı yabancı dil şartının da akademik çalışmalara bir engel teşkil ettiğini söyleyen Genel Başkan Koncuk, "Biz sendika olarak yabancı dilin iyi derecede öğretilmesini kesinlikle savunuyoruz. Ancak doçentlik bilim sınavı önünde dil şartı bir engel olmamalıdır. Akademisyenlerimizi dil öğrenmeye ve kullanmaya teşvik edici tedbirler geliştirilmelidir ama bu şartın, kişinin akademik hayatını akamete uğratmasına neden olunmamalıdır. Dil sınavı kaldırılmalıdır. Eğer bu mümkün olmuyorsa 65 olan baraj 50'ye düşürülmeli ve değerlendirme de okuma, anlama ve çeviri yapabilme becerisi üzerinden yapılmalıdır. Ayrıca yeni YÖK kanununda Türkçe'nin bir bilim dili olduğu mutlaka açık bir şekilde vurgulanmalıdır" ifadelerini kullandı.

    Kamuoyunda YÖK yasa tasarısının olması gereken mecradan saptırılmasına ve gerektiği gibi tartışılmamasına neden olacak tutumlardan da sakınılması gerektiğini ifade eden Koncuk, mevcut kanunun amaç ve ilkeler bölümünde yer alan başta Atatürk ilke ve inkılapları olmak üzere, milli ve manevi değerlere vurgu yapan hususların aynen korunması gerektiğini söyledi. Koncuk, aksi bir tutumun gereksiz ideolojik tartışmalara zemin oluşturacağının ve yasanın hak ettiği zeminde ele alınmasına engel olacağının gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtti. YÖK Yasasının değiştirilmesi iradesinin dahi önemli bir adım olduğunu belirten İsmail Koncuk, Çetinsaya ve ekibini bu iradelerinden dolayı tekrar tebrik ederek, Türk Eğitim-Sen'in Türkiye ve eğitim hayatı için atılacak her doğru adımı sonuna kadar destekleyeceğini; kaygı ve eleştirilerini de her zaman ve her makama karşı dile getireceğini ifade etti.

    Koncuk, 15-16 Aralık 2012 tarihinde düzenlenecek 'Üniversite Çalıştayı'na YÖK Başkanı Çetinsaya'yı da davet ederek, YÖK'ün kurum olarak çalıştayda temsil edilmesinin sürece olumlu katkı sunacağını belirtti. - İSTANBUL
    Murat AKSOY bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş