Türk Felsefesi Ve Türk Mantığı...

Konu 'Felsefe' bölümünde EsrarLı_GözLer tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36

    Felsefenin sözlük anlamı 'bilgelik sevgisi' dir. Ancak Latinceden bire bir yapılmış çevirinin bizim için fazla bir anlamı yoktur.

    Filozofların tanımlamaları ise bundan daha karışıktır. Nedense çok basit olan bir tanımı vardır, ancak felsefenin yapısı basitliği reddetme eğiliminde olduğu için pek kullanılmaz:

    -Yaşamın anlamı üzerine düşünmek...

    Biz yaşamın anlamı üzerine fazla düşünmemek için felsefeyi yakın zamanlarda kitaplardan çıkardık. Daha önce felsefe ile bağlantılı bir bilim olan mantığı da hem okullardan, hem de her türlü işimizden çıkarmıştık zaten.

    Ancak bu durum felsefeyi ve mantığı hiç kullanmıyoruz anl..... gelmiyor.

    Üç önemli felsefemiz var ki, hayatımızın mantığını ortaya koyuyor:
    - Bir şey olmaz felsefesi...
    - Ekmek parası safsatası...
    Ve bunlara bağlı olarak
    - İdare et abi.. şeklindeki laf salatası...

    -Bir şey olmaz ;felsefemizin varoluş nedeni her şeyi pratik yoldan çözme eğilimimizdir.
    Genellikle oto tamircilerinin dünya görüşü sanılmakla birlikte, hemen hemen tüm mekanik ve elektronik aygıtların onarımında, hatta politika yaparken ve ülkeyi yönetirken bile kullanılır.Örneğin onarım sırasında uygun vida bulunmamışsa, oraya bir tel sokulur ve aracın tamirini bekleyen kişiye

    - Bir şey olmaz.. garantisi verilir.Bu güvencede oto tamircilerinin o kişiye bir şey olduğunda haberin kendilerine ulaşma zorluğu da büyük bir rol oynar.Önemli bir şey olduğunda vatandaş öteki dünyadadır ve tamirciye hesap sorma imkânı pek yoktur.Önemsiz bir şey olduğunda ise zaten hesap sormaya gerek kalmaz. Çünkü gerçekten bir şey olmamış sayılır...

    - Ekmek parası felsefesi, düzeltilemeyecek ölçüde bozulmuş durumların mantığını ortaya koyma amacıyla kullanılır.Örneğin yöneticiler bir türlü işsizliğe çare bulamazlar. İşsizlik parası ödeyemezler. İnsanları genç yaşta emekli edip, ellerine geçinebilecekleri ölçüde emekli maaşı veremezler. Bunun üzerine herkes seyyar satıcılığa başlar.Hiçbir belediye zabıtası da bu ölçüde seyyar satıcı bolluğu ile başa çıkamaz. İşte bu durumda

    -İdare et felsefesi.. çözümlenemeyen ve çözümlenemeyecek olan durumun bir tür emniyet supabı olur.
    Küçüklü, büyüklü birçok suçu içerir.Diyelim, suç işleyen kişi suçu önleme ile ilgili makamlar tarafından suçüstü yakalandı.Suçlu önce 'ekmek parası' felsefesini ortaya atar.Makam bu gerekçeyi kabul etmezse

    - İdare et abi.. faslına geçer.Suçu önlemek için kurulmuş makamın bu durumda ne yapacağı bellidir:

    - Bir şey olmaz.. diye düşünerek idare eder.

    Böylece karakollar, mahkemeler, cezaevleri boşu boşuna işgal edilmez. Vatandaş ve ailesi perişan edilmez.
    Felsefe faslını bitirmeden biraz da felsefe yapalım.

    Descartes, ''Düşünüyorum, öyleyse varım'' derken bir gün Türkler arasında düşünmemenin de bir varlık sebebi olacağını hesaba katmamıştır.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş