Türk Güzel Sanatları

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Türk Güzel Sanatları
    Sanat - Sanat Yazıları

    Türk güzel sanatlarının çeşitli alanlarda izlediği gelişme ve ilerleme sorunlarını açıklıyan Refik Ahmet Sevengil de, Ziya Gökalp'in fikirlerine uygun bir görüş içerisindedir :

    Bir asırdan fazla bir zamandır Avrupalılığı anlayışta, düşünüşte ve zevk alma sistemimizde, bana öyle geliyor ki, esas unsuru çokluk kayıdsız şartsız taklidcilik teşkil etti. Bu, bizi bizden uzaklaştıran ve sonunda hüviyetsiz ..bir hale götürecek olan yoldur. Mimaride, musikide, edebiyatta, süsleyici sanatlarda ve öteki güzel sanat kollarında yakın vakitlere kadar kayıdsız şartsız Avrupa taklidcûiğinin hâkim olduğunu görmek üzücüdür.

    Burada hemen açıklamalıyım ki, maksadım garblılaşma hareketinin durmasını istemek, eskiyi zorlayarak yeniden hayata getirmek değildir. Böyle şey olamaz, olsa da sürekli olmaz, sahte ve devamsız olur. «Eski», devrini yapıp bitirmiş ve hayatiliğini kaybetmiştir. O, artık yaşıyamaz. Türk milletinin garb medeniyeti topluluğuna girme işi en kısa zamanda tamamlanmak gerektir; bu yapılacaktır; fakat unutmamak lâzımdır ki, milletler bir medeniyet içinde bulunsalar da gene yaşadıkları iklimin özelliklerinden, bağlı bulundukları tarih, kültür ve gelenek kaynaklarından doğma zevk ayrılıkları içindedirler. Bu ayrılık o milletlere mahsus bir şahsiliktir; bu şahsiliğin hayatta ve sanattaki kuvvetli belirtileri milletleri dünya ölçüsünde enteresan yapar, taklid ve sahte olmaktan kurtarır.

    Milletlerin hayatında ve sanatında asıl olan taklidcilik değildir, yaratıcılıktır. İyi ve güzel olan şeyi nerede bulursak oradan almak ve millî ruhumuzun zengin kaynaklarından gelen üstün kuvvetle beslemek, hazmetmek ve yeni bir terkib vücuda getirmek icap eder. Başkalarından alacağımız şey bilgi, teknik ve usuldür; malzeme kendimizin olmalıdır; sanat eserlerimize millî ruhun karakteristik havasını, memleketin rengini ve şahsiyetimizin üslûbunu koyarak ortaya garb tekniği içinde yeni bir varlık çıkarmalıyız.Güzel sanatlarımızın dünya güzel sanatları arasında yer alabilmesi ve dikkati çekmesi için Türk mütefekkir ve sanatkârlarına düşen vazifeyi şöyle anlıyorum : Türk milletinin feyizli bir kaynak halinde olan haşmetli, canlı ve yarını için ümid verici varlığı üstüne eğilip dikkatle bakmak... Orada çeşitli ilham pınarları canlı ve taptaze bakıyor.

    Demek ki Türk güzel sanatlarının dünya güzel sanatları arasında dikkati çekmesi ve yer alabilmesi için millî ruh ve yerli havayı bariz bir şekilde aksettirmesi lâzım geliyor.

    Millî ruh ve yerli havayı eserlerimize işlemek isteği bakışlarımızı tamamüe «dün»e çevirmemelidir. Geçmişte hayat ve, zevk olduğu gibi alınıp bugünkü ve yarınki hayat ve zevk sayılarak canlandırılamaz; fakat dünkü hayat ve zevklerimizle, bugünkü ve yarınki hayat ve zevklerimiz arasındaki bağlar da koparilamaz. Bugüne dünden geçerek geldik; bizi yarma götüren yolda dünkü hayatımızın üslûblaştırılmış güzelliklerini el üstünde tutarak yürüyelim, diyorum.

    Dünkü dünya ve hayat görüşü, dünkü anlayış ve zevk eskimiştir; devrini yapıp bitirmiştir; bırakılmalıdır; eskimiyen şey, hayatiliğini, yaratıcılığını, büyüklüğünü ve tazeliğini hiç bir zaman kaybetmiyen, Türk milletinin asırlardan asırlara aydınlatıcı bir meş'ale halinde intikal eden ruhudur. O, yeni hayat ve sanatın kurulmasında üstün kılınacak, millî renk hayatta ve sanatta yaşıyacaktır.

Sayfayı Paylaş