Türk Halk Kültürü

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde Moderatör Bahadır tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Bahadır

    Moderatör Bahadır Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    27 Şubat 2012
    Mesajlar:
    535
    Beğenileri:
    159
    Ödül Puanları:
    43
    Yer:
    Adana

    Sözlü kültür, sözlü gelenek veya geleneksel kültür kavramlarıyla da karşılanan sözlü anlatımlar, kuşaktan kuşağa veya aynı kuşak içinde aktarılan, edebî niteliği olan veya olmayan ve bütün halk tarafından davranış, tutum, norm ve inançların dayandığı referanslar olarak belirlenen, bu bağlamda göndermeler içeren çeşitli anlatım biçimlerini içermektedir. Mitler, efsaneler, destanlar, halk hikâyeleri, fıkralar, deyimler, atasözleri, küfürler ve argo sözler, yeminler, selamlaşma şekillerine ilişkin ifadeler, ad ve lakaplar, sözlü tarih, halk şiiri bilinen sözlü anlatım biçimleridir.
    Sözlü anlatımlar, folklorun en önemli öğelerini içerir. Sözlü kültür ürünleri, antropoloji ve folklor gibi disiplinlerin katkısıyla büyük ölçüde kayda geçirilmiş ve giderek ulusal kültürün temeli olarak kabul edilmişlerdir. Öte yandan her halkın sözlü anlatım biçimleri, genel insanlık birikiminin önemli bir parçası sayılarak, Unesco gibi uluslararası kültür kuruluşları tarafından soyut kültürel miras içinde korunması gereken insanlık değeri haline getirilmiştir. Ayrıca sözlü anlatım biçimleri, ait oldukları topluluğun tarihi için de bir kaynak niteliği kazanmış ve üzerlerinde yapılan çalışmalara tarih boyutu da eklenmiştir. Tarihsel kaynak değerinin yanında sözlü anlatım biçimleri, söylem incelemeleri yoluyla ait oldukları topluluğun dil özelliklerinin ve söylem biçimlerinin de incelenebildiği zeminler haline gelmiş; böylelikle sadece folklor ve antropolojinin değil, edebiyat araştırmaları ve dilbilimin de zengin malzemeleri arasında yer almıştır.
    Türkiye’de sözlü anlatım biçimleri üzerindeki ilk incelemeler, sözlü halk edebiyatı unsurlarının derlenmesi ve yazıya aktarılması biçiminde başlamıştır. Özellikle Hamit Zübeyir Koşay, Pertev Naili Boratav, Eflâtun Cem Güney, Ahmet Caferoğlu, Ali Rıza Yalgın gibi araştırmacıların sözlü gelenek derlemeleri, 1940’lardan itibaren yayımlanmaya başlamış ve zengin Türk halk kültürünün kanıtları olarak kayda geçmiştir. Bu öncülerin kurumsallaştırdığı akademik ortam giderek gelişmiş ve özellikle Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde kurulmuş bulunan kürsülerde yetişen araştırmacılar Türkiye’nin her bölgesinden zengin derlemeler yaparak sözlü anlatım biçimleri üzerine büyük bir literatürün oluşmasına katkıda bulunmuşlardır.


    Daha sonra buna Anadolu Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar da eklenmiştir. Öte yandan Kültür Bakanlığı içinde yer alan Milli Folklor Dairesi ve daha sonra kurulan Halk Kültürü Araştırma ve Geliştirme Merkezi, kendi bünyesindeki araştırmacılar eliyle sistematik derlemelere girişmiş ve büyük bir envanter oluşturmuştur. Bu büyük envanter üzerinden bugün Türkiye halk kültürünün sahip olduğu sözlü gelenek büyük ölçüde kayıt altına alınmış ve araştırmacıların dikkatine sunulmuş bulunmaktadır.

Sayfayı Paylaş