Türkçe ödevi Gezi yazısı ve örneği

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde EtutOdasi. tarafından paylaşıldı.

  1. EtutOdasi.

    EtutOdasi. Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    0

    Gezi yazısı


    Gezi yazısı, bir yazarın gezdiği, gördüğü yerleri edebi bir üslûpla anlattığı bir yazı türüdür. Eskiden

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    olarak da adlandırılan bu türün

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    'ndaki en bilinen örneklerinden biri

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    'nin

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    adlı eseridir.
    Gezi yazısı yazarken ilgiyi uyanık tutmak, okuyucuda okuduğu yerleri görme isteği uyandırmak çok önemlidir. Gezi yazarlığı ayrı bir ustalığı gerektirir. Yazar gezdiği yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek kıvrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmalıdır.
    Gezi yazılarında çoğu kez kronolojik zamanlı plân uygulanır. Gezi için yapılan hazırlıklar; yolculuk, yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar; varış, varıştaki ilk izlenimler.

    • Gezi yazılarında da kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmak önemlidir. Aynı yerler daha önce de başkaları tarafından görülmüş, yazılmış olabilir. İkinci gidişte görülenlerle, ilk gidişte görülenler arasındaki farklara bile değinmek gerekir. Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.
    • Yazar anlattıklarının doğruluğunu; konuşma ile, bilgi toplama ve fotoğraflarla desteklemeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Anlattıkları, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
    • Betimleyici anlatımdan yararlanılır.
    • Gezi yazılarında gezginin dikkatini çeken ve farklı konular güncel olaylarla da bütünleştirilerek edebî bir üslûpla anlatılır.
    • Gezi yazısı görülen yerlerin güzellikleri hakkında duygu ve düşünce içerebilir.
    • Anlatılanlar hayal ürünü değil gerçektir.
    • Gezi yazıları kuvvetli bir gözlem gücüne dayanır.

    Örnek
    AYASOFYA GEZİSİ;

    Sultanahmet’e ilk kez giden birinin dikkatini hemen minareler çeker öyle ki bu yedi tepeli kentin bu semti dünyanın tek altı minareli camisi olan Sultanahmet Camisi’ni ve minareleri birbirinden farklı olan Ayasofya camisini(ibadethanesini) barındırır.

    Alçakgönüllü beyaz rengi ile mahallenin uslu çocuğu Sultanahmet’e karşın tüm kibirliliği ile Ayasofya karşınızda durur ve kulağınıza efsanelerini fısıldar…



    Öğle saatlerindeki uzun kuyruklar akşamüstüne doğru azalmaya başladı Ayasofya kapısında.Pagan inançları ile Hıristiyanlığı birleştiren Büyük Konstantin’in zamanında ilk Ayasofya inşa edilmiş fakat daha sonra bazı yangınlarda ve isyanlarda bu mabet yıkılmış. 532 yılında Roma imparatoru Jüstinyen’in “Adem’den beri görülmemiş bir ibadethane yapacağım” sözü ile bugünkü Ayasofya’nın temelleri atılmış ve 537 yılında kilise olarak merasimlerle açılmış…

    Bu bilgileri kapıdaki tabeladan okuduktan sonra heyecanla beklediğimiz ana kapıdan içeriye girdik.Bu girdiğimiz yer kilisenin dış kapısıymış ve zamanında vaftiz olmayanların bu kapıdan içeriye girmelerine izin verilmiyormuş.İçimden Fatih’e teşekkür ederek Orta kısma açılan kapıdan girdim ve bana söylendiği gibi hemen yukarı baktım. 55,60 metre yüksekliğindeki kubbe havadan bize bakıyordu..Sonradan öğrendiğime göre Ayasofya’nın kubbesi defalarca çökmüş ve çökmemesi için harcına değerli madenler konulmuş.Ve Ayasofya’nın o parlak görüntüsünün nedeni harcında bulunan o değerli madenlermiş.


    Girdiğim kapının üstünde duran mozaik panoda İmparator Hz İsa’dan şefaat istiyor şeklinde resmedilmiş ve onun yakınında duran melek ikonaları yüzlerini kapatmış olarak duruyorlardı.

    İç kısmının restorasyonunun sürmesinden dolayı, ziyaretçilere yeni açılmış olduğunu öğrendiğimiz üst kata çıktık. Bu katta her tarafı Hz. Meryem,Hz İsa ve Hz. Yahya mozaikleri süslüyordu katın balkon kısmında ise Arapça panolar duruyordu.İki dinin de sembolleri burada yan yanaydı ve onlar savaşmıyorlardı, aslına hiç savaşmamışlardı savaşa neden olmanın üzüntüsü ile birbirlerine bakıyorlardı.Bu katı gezdikten sonra çıkış tarafına dizilmiş olan mermer tabutları inceledik.”Tamam madem öleceğim en azından tabutum böyle güzel olsun bari” diye bir dilek diledim ve görevlinin müze birazdan kapatılacaktır ikazını dinledim.Eğer olur da bir gün Ayasofya’yı gezerseniz çıkış kapısına geldiğinizde başınızı yukarı kaldırın çünkü Hz.Meryem’in orada size gülümsediğini göreceksiniz…

    Bir imparatorluk buradan yönetilmişti ve benim gezdiğim yerlerde bir devletin kaderi çizilmişti.Şimdi panoların bulunduğu bu balkonda imparatoriçe devlet toplantılarını izlemişti ***** Bizans ya da Büyük Doğu Roma iyi ki böyle güzel bir yapı yapmışsın teşekkür ederim İmparator Jüstinyen.


    Not: Gezi yazısının tamamını yazmasanızda olur :D:D

Sayfayı Paylaş