"Türkiye'de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi" Projesi

Konu 'Milli Eğitim Bakanlığı' bölümünde Moderatör Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Barış

    Moderatör Barış Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    7 Eylül 2011
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    1.458
    Ödül Puanları:
    113

    Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye'nin hayat boyu öğrenmeye katılım oranının yüzde 2,9 olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu oranın 2011 yılı itibariyle yüzde 8,9 olduğunu görüyoruz. Temel hedefimiz, bu oranı 2015 yılına kadar yüzde 8'e yükseltmek" dedi.

    Dinçer, "Türkiye'de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi" Projesi kapsamında Beykoz Limak Eurasia Luxury Hotel'de düzenlenen "Uluslararası Hayat Boyu Öğrenme Konferansı"nın açılışında yaptığı konuşmada, insanlığa dair neredeyse bütün sorunların küreselleştiği dünyada, bu sorunların çözüm yollarının da uluslararası işbirliği ve koordinasyona, bilgi ve deneyim alışverişine bağlı hale geldiğini belirtti.

    İçinde bulunduğumuz yüzyılın, bilgi çağı, elektronik çağ ve dijital çağ gibi farklı isimlerle adlandırıldığını ifade eden Dinçer, bilgi çağının en karakteristik özelliğinin değişim ve dönüşümün baş döndürücü bir hızla gerçekleşmesi olduğunu söyledi.

    Bilginin çok hızlı bir şekilde üretilmesinin, eğitim sisteminin sınırlarını zorladığını, eğitimin amacını, öğretim yöntemlerini, eğitimden beklentileri, öğrenci ve öğretmenlerin sahip olması gereken becerilerin değişimini, dolayısıyla hayat boyu öğrenmeyi zorunlu kıldığını aktaran Dinçer, "Bir başka ifadeyle çağımızda bilginin, teknolojinin, ekonominin ve toplumun daha karmaşık hale gelmesi nedeniyle, bu karmaşık yapılara uyum sağlayacak değişimleri gerçekleştirmek ve gerekli düzenlemeleri yapmak, atılması gereken adımların başında gelmektedir" dedi.

    -"Türkiye, hayat boyu öğrenme yaklaşımını benimsiyor"-

    Avrupa'da hayat boyu öğrenme açısından bir dönüm noktası olan 1996 yılının,

    "Avrupa Hayat Boyu Öğrenme Yılı" olarak kabul edildiğini ifade eden Dinçer, Avrupa Birliği'nde ortak karar alma sürecini başlatan bu kararın ardında, hayat boyu öğrenmenin fırsat eşitliği ve sosyal bütünleşmenin gerçekleştirilebilmesinde yaşamsal öneme sahip bir konu olarak görülmesinin yattığını dile getirdi.

    Hayat boyu öğrenme politikalarının, sadece Avrupa Birliği'nde değil dünyadaki eğitim sistemlerinde daha fazla önem kazandığını anlatan Dinçer, dünyadaki gelişmelere paralel olarak, Türkiye'nin de hayat boyu öğrenme yaklaşımını benimsediğini ve bu doğrultuda Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'nin 2007-2013 dönemini kapsayan Hayat Boyu Öğrenme Programı'na 30 Mayıs 2007'de katıldığını anlattı.

    Hayat Boyu Öğrenme Stratejisi Belgesi'nin Türkiye'de 5 Haziran 2009 tarihinde uygulamaya konulduğunu belirten Dinçer, bu kapsamdaki bütün faaliyetlerin sekretarya görevini Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün yürüttüğünü ifade etti.

    -"Hayat boyu öğrenme hizmetleri talep artıyor"-

    Toplumun hemen her kesiminden, hayat boyu öğrenme hizmetlerine yönelik talep ve beklentilerde büyük bir artış olmaya başladığını anlatan Dinçer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    "Bakanlık olarak bu talebi karşılamak üzere güçlü bir alt yapı oluşturmak, değişen şartlara uygun stratejileri geliştirmek, kurumsal mekanizmaları güçlendirmek, bireylerin eğitime erişimlerini kolaylaştırmak, sosyal ortaklarla daha etkili işbirliğiyle iletişim kurmak üzere 2011 yılında tüm bu çalışmaları genel müdürlük altında toplamış bulunuyoruz.

    Böylelikle bilginin her gün yenilendiği, ihtiyaç ve beklentilerin sürekli olarak değiştiği, yeni mesleklerin ortaya çıktığı bir süreçte buna uygun etkili stratejiler geliştirmek ve uygulamaya dönük adımları güçlendirmek üzere, belki geç kalmış ama mutlaka yapılması gereken bir düzenlemeyi başarmış olduk. Türkiye'nin hayat boyu öğrenmeye katılım oranı yüzde 2,9 seviyelerinde. Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu oranın 2011 yılı itibariyle yüzde 8,9 olduğunu görüyoruz. Temel hedefimiz, bu oranı 2015 yılına kadar yüzde 8'e yükseltmek. Bu anlamda 2011 yılının mayıs ayında başlayan Türkiye'de Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Projesi'nin bu hedefimize çok değerli katkılar sağlayacağını ümit ediyorum."

    -"45 ilde pilot uygulamaları devam ediyor"

    Bakan Dinçer, Türkiye'nin 45 ilinde pilot uygulamaları devam eden proje kapsamında, Hayat Boyu Öğrenme Mevzuatı ve Yasal Çerçeve çalışmaları, illerde Hayat Boyu Öğrenme Merkezleri'nin kurulması, her vatandaşın tek bir şifreyle Avrupa dahil bütün öğrenme ve istihdam fırsatlarına ulaşabilecekleri web portal ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

    Öğrenmenin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi, yetişkinlerin sürekli öğrenmeleri hususunda motive edilmeleri, eğitim fırsatlarından faydalanmalarının kolaylaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dinçer, "Sürekli öğrenme fırsatlarının, örgün eğitimden yeterince faydalanmış kişiler kadar bu fırsatlardan mahrum kalmış kişilere de sunulması gerekmektedir. Özellikle dezavantajlı, vasıfsız genç insanlar, işsizler, yaşlılar, engelliler ve benzeri olarak tanımlanan bireylerin eğitime erişimlerinin kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır. İnanıyoruz ki, 50 yaş üstü nüfusunun tamamı yüzde yüz okur-yazar olan, genç nüfusun en az lise mezunu olduğu, isteyen herkesin üniversite eğitimi alabildiği, hayat boyu öğrenmenin genel bir yaklaşım olarak benimsendiği bir Türkiye bugün olduğundan çok farklı bir Türkiye olacaktır" diye konuştu.

    Hayat boyu öğrenmenin, bireylerin hayat standartlarının yükseltilmesinde önemli bir araçsa, bu aracın etkili bir şekilde kullanılmasının ve topluma yaygınlaştırılmasında doğru stratejilerin ve güçlü kurumsal mekanizmaların öneminin büyük olduğunun altını çizen Dinçer, bir o kadar da üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının ve işletmelerin bu hususta gösterecekleri çabaların önemli olduğunu vurguladı.

    Dinçer, eğitim kurumlarının, sadece belli bir yaş grubuna veya zümreye hizmet veren kurumlar olmaktan çıkması gerektiğini ifade etti.

    Hayata geçirdikleri projeler meyvelerini vermeye başladığında küçük yaşlarda akademik kariyer yapan üstün zekalı insanların görülebileceği gibi, 60-70 yaşında farklı alanlarda eğitim alan insanların da görülebileceğini belirten Dinçer, "Bu imkanları insanlarımıza sunabildiğimiz zaman hayat boyu öğrenmenin sistemi içinde istenilen konuma geldiğini söyleyebiliriz" diye konuştu.

Sayfayı Paylaş