Türkiye'de heyelan ve sel felaket bölgelerinin görüldüğü yerler ve onları etkileyen etmenler.Türkiye

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde sempatik_emre tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. sempatik_emre

    sempatik_emre Üye

    Katılım:
    16 Şubat 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1


    yardımcı olurmusuz

  2. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.194
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    Heyelan (toprak kayması);

    Eğimli yüzeyler üzerinde bulunan malzemenin(taş,toprak)yerçekiminin etkisiyle, eğim yönünde kayarak aşağıya inmesine heyelan denir.

    Heyelan Oluşumunda:

    1-Kuvvetli Eğim

    2-Bol Yağış

    3-Tabakaların Yapısı

    4-Tabakaların Duruşu etkilidir.



    Doğal kaya, zemin, suni dolgu veya bunların bir veya birkaçının bileşiminden oluşan işlev malzemesinin, yerçekimi, jeoloji ve su içeriği gibi doğal ve doğal olmayan diğer faktörlerin etkisi altında eğim yönünde hareketiyle sonuçlanan bir sürece verilen isimdir. Heyelan; çamur akması, moloz akması, kayma, kaya düşmesi ve kaya devrilmesi gibi terimlerin genel tanımlayıcısıdır. İnsanlık tarihi boyunca oluşan heyelanlar bugüne kadar birçok kez büyük can ve mal kayıplarına neden olmuştur. Son derece acımasız olan bu doğa olayını iyi tanıyıp, oluşumlarını önceden tespit edebilmek için yeterli çalışmaları yapmak ve olası bir afetin zararlarını azaltabilmek için gerekli önlemleri almak, insanların başta gelen görevlerinden biri olmalıdır.

    Ülkemizde diğer doğal afetler gibi heyelan da önemli bir yer tutmaktadır. Heyelan hemen her yıl ülkemizin pek çok yerinde görülmekte, büyük can ve mal kayıpları olmakla beraber büyük acılar yaşanmaktadır. 2001 yılına kadar Türkiye de 155 kez heyelan meydana gelmiş ve 105 kişi hayatını kaybetmiştir.

    Zonguldak başta olmak üzere Giresun, Kastamonu ve Bingöl illeri toprak kayması meydana gelen illerin başında yer alırlar. Son zamanlarda ise Rize, Giresun ve Trabzon illerinde özellikle yağışlar dolayısıyla çok sayıda heyelan oluşmuş, bununla beraber ölü ve yaralı sayısı artmıştır. Türkiye dünyanın kurak,yarı-kurak bölgesinde yer almaktadır. Bu nedenle büyük bir bölümünde yarı kurak iklim görülmektedir. Bu iklimin özelliği; çok yağışsız geçen bir dönemi bol yağışlı bir dönemin izlemesi, ani ve şiddetli yağışların ve ani sıcaklık değişikliklerinin görülmesidir. Bu durum toprak kaymasının oluşması için çok önemli bir etkendir. Yine uzun süreli ve bol yağışın görüldüğü nemli iklime sahip yörelerimiz de, heyelanın çok sık ve yaygın olarak görüldüğü yerlerdir. Ülkemizde heyelan olma ihtimalinin en fazla olduğu bölge Karadeniz bölgesidir. Özellikle orta ve doğu Karadeniz bölümünde çok sık ve etkili heyelan afeti yaşanmaktadır.




    HEYELANIN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

    Son yıllarda meydana gelen afetler göz önüne alındığında heyelanın depremden sonra ikinci sırada yer aldığı görülmektedir buda heyelana karşı gösterilen hassasiyetin arttırılması gerektiğinin en önemli göstergesidir. Türkiye’de 2001 yılına kadar toplam 155 heyelan meydana gelmiştir. Zonguldak’ta 19, Giresun’da 13, Kastamonu’da 9, Bingöl’de de 9 kez heyelan oluşmuştur.

    Meydana gelen heyelanların büyük bir bölümü verilerden de anlaşılacağı gibi Karedeniz bölgesinde olmuştur. Son yıllarda Giresun ve Rize de meydana gelen büyük çaplı heyelanlar bunun en büyük göstergesidir. Bunlardan birkaç tanesini örnek verirsek; 24 Haziran 1988 günü, Trabzon’u Gümüşhane’ye bağlayan kara yolunda, Maçka’ya bağlı Çatak Köyünde kuvvetli yağışlara bağlı olarak oluşan heyelanlarda 65 kişi yaşamını yitirmiş, çok büyük ekonomik ve sosyal sorunlar yaşanmıştır. 13 Temmuz 1995 günü Senirkent (Isparta)‘de meydana gelen çamur akıntısı sonrasında 74 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce işyeri ve binlerce hayvan çamur altında kalmıştır.

    Karadeniz Bölgesinde meydana gelen heyelanların fazla olmasının ana nedeni bölgenin sürekli bol yağış altında kalması, arazinin dağlık olması ve yamaçlarda bir çok yerleşim biriminin bulunmasıdır. Ayrıca halkın büyük bir kısmının heyelan konusunda bilinçsiz olması (tabi bu sadece Karadeniz bölgesiyle sınırlı değil ülkemizin birçok yeride bu durumdadır), evlerin dayanıksız ve eski yapılar olması, Bayındırlık ve İskan Müdürlükleri ve belediyelerin yeterli önlemleri almamaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmemeleri de heyelanı oluşturan etkenler arasındadır. Türkiye’de birçok ilde heyelan görülmemiştir. Bunun başlıca nedeni jeolojik özellik ve yağışın az olmasıdır. Heyelanın en fazla meydana geldiği ay mart ayıdır. Bunu nisan, ocak, şubat ve mayıs ayları takip eder. Heyelanların %65 i ilkbahar aylarında meydana gelmiştir. Bu aylarda yurdumuzun yağışlı olması ve dağlarda bulunan karların erimesi ana etkenlerdir. Bu mevsimde artan hava sıcaklığına bağlı olarak yamaçtaki örtünün ıslanması heyelana yol açar. Heyelanların %26 sı kış, %5 i ise yaz aylarında meydana gelmektedir. Yaz aylarında heyelanın az olmasının sebebi ise yurdumuzun büyük bir kısmının yağışsız olmasıdır.





    HEYELANIN ETKİLER

    a. İnsan kaybı : İnsanların yerleşim birimlerinde veya yol güzergahlarında heyelan kütlesi altında kalarak ölmeleri

    b. Hayvan kaybı : Hayvanların heyelan kütlesi altında kalarak telef olması.

    c. Tarımsal Hasar : Tarla, bağ ve bahçeler ile içlerinde ekili bulunan ağaç ve bitkiler heyelanla sökülerek yamaç aşağı taşınabilir. Bu sırada toprak karıştığı için bitki toprak ilişkileri bozulmakta, otsu bitkilerin toprağa karışmasıyla verimsiz materyallere dönüşmektedir. Bunun sonucunda hem ürünler heyelan kütlesi altında kalır, hem de tarımsal verimsizlik ortaya çıkar.

    ç. Toprak kaybı : Heyelanlarla yamaç aşağı kayan kütlenin önemli bir kısmı da topraktır. Tarım topraklarının bu şekilde taşınmış olması, uzun süreli bir tarımsal verim düşüklüğüne yol açar.

    d. Mesken hasarları : Yerleşim merkezlerinde olan heyelanlar, meskenlerin kısmen yada tamamen hasara uğramasına neden olur.

    e. Ulaşım ve Nakliyenin engellenmesi : Toprak kayması sonucunda karayolları ve demiryollarının kapanmasıyla hem heyelan bölgesine gönderilen yardımlar engellenir, hem de ulaşım ve taşımacılık engellenerek ülke ekonomisi zarara uğrar.



  3. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.194
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    SEL VE SU BASKINLARININ TÜRKİYE’DEKİ DURUMU



    Türkiye’de çok sık görülen doğal tehlikelerin başında, sel olayları gelmektedir. Önemli can ve mal kaybına neden olan ve değişik nedenlerle oluşan sel, ülkemizin hızla değişen ve gelişen
    sosyal ve ekonomik yapısı içinde daha da etkili olmakta, büyük ekonomik kayıpların ve acıların yaşandığı afete dönüşmektedir.
    Ülkemizde görülen doğal afetler içinde sel, depremden sonra en büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü doğa olayıdır. Her yıl bu afetten kaynaklanan ekonomik kaybın ortalama 160 trilyon Türk Lirası olduğu hesap edilmiştir.





    Sel taşkınını önleme ve kaza zararlarından korunma çalışmaları sonucu, son yıllarda sellerin sayısındaki artmaya rağmen can kayıplarında belirli bir azalma olmuştur. Ancak bu iyimser tabloyu ekonomik yönden çizmek zordur.
    Çünkü Sel/Taşkın riski olan alanlardaki ekonomik etkinlikler zamanla artmıştır. Bu nedenle daha küçük boyuttaki bir sel olayında bile oluşan ergonomik kayıplar, daha nce yaşanan ve daha büyük boyuttaki bir sel olayındakinden, daha fazla olmaktadır.

    Türkiye’nin sel olayına karşı duyarlılığını doğal etkenlerin (iklim, bitki örtüsü, topografya vb.) yanında, insanların çeşitli ekonomik ve sosyal etkinlikleri de belirlemektedir. Çeşitli sektörlerdeki ekonomik faaliyetlerin yoğun olarak devam ettiği ülkemizde hızlı nüfus artışı, sağlıksız kentleşmeyi de beraberinde getirmektedir. Bu durum sele duyarlı alanlarda ve özellikle de akarsu havzalarında nüfus ve sanayi yoğunluğunu arttırmaktadır. Bu yerleşim alanlarında yeni yollar açılmakta, kurulan işletmeler ile arazi yapısı değişmekte, ormanlar ve meralar tahrip edilmektedir, dolayısıyla havzadaki jeomorfolojik ve hidrolojik denge bozulduğundan can ve
    özellikle de mal kaybına neden olan Sel/Taşkın afetleri daha sık görülmektedir.







    Hangi koşullar altında olursa olsun Türkiye, hızlı ve çarpık bir biçimde artan nüfusun, iskan ve düzgün alt yapı ihtiyacının karşılanabilmesi için, akarsuların özelliklerini göz önüne alarak, su yapılarını projelendirmek, güçlendirmek, ekonomik yönden akarsu havzalarını çok dikkatli bir biçimde değerlendirmek zorundadır. Bunun için bütün akarsu havzalarının Sel/Taşkın karakterini belirlemek çok önemlidir.

    Bu konuda yapılacak ilk iş, Türkiye’nin yapı ve yeryüzü şekilleri, doğal bitki örtüsü ve iklim özellikleri ile sosyo-ekonomik yapısının kapsamlı bir

    biçimde ortaya konulmasıdır. Çünkü akarsu havzalarının sele karşı duyarlılıklarını; büyüklükleri, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri, kullanım durumları, toprak özellikleri, orman örtüsü, kütle hareketleri ve erozyona karşı tutumları, vadi eğilimi ve uzunlukları gibi etkenler belirlemektedir.

    Jeomorfolojik olarak Türkiye etrafı dağlarla çevrili, ortalama yüksekliği 1100 metre civarında olan, derin vadilerle yarılmış bir plato görünümündedir. Eğimi % 40 olan alanlar, genel yüz ölçümün %45’ini kaplamaktadır. Türkiye’nin büyük bir bölümü bu jeomorfolojik özelliğiyle şiddetli ve sürekli yağış sonucunda her an sel olayı ile karşılaşabilecek olan bir ülke konumundadır.

    İklim olarak Türkiye’nin güney kıyıları yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak bilinen Akdeniz iklim bölgesinde yer almakla beraber, tamamında ise sahip olduğu fiziki coğrafya özellikleri nedeniyle, yoğun kar yağışları yanında yaz ve ilkbahar yağışlarının da görüldüğü bir ülkedir

    Türkiye’de arazi kullanımı yönünden bakıldığında, ilk çağlardan günümüze kadar, başta ormanlar olmak üzere, doğal bitki örtüsünün büyük bölümü yok edilmiştir. Bitki örtüsü tahrip edilen alanlarda, eğim ve erozyon nedeniyle tarım yapılamaz hale geldiğinden, kültür bitkileri yönünden de fakirleşen yamaçlar, sel oluşumunu hızlandıran bir etken haline gelmiştir.



    SEL VE SU BASKINLARINA NEDEN OLAN FAKTÖRLER

    Bir yerdeki sel oluşumunu ve onun bir afete dönüşmesini, aşağıda özetlenen etkenler belirlemektedir.




    a.İklim özellikleri,


    b.Bitki örtüsü,


    c.Fizyolojik özellikler,


    ç.Beşeri etkinlikler.

    Sel oluşumunda, bütün iklim değişkenlikleri önemli rol oynamakla birlikte, bunların içinde en önemli olanı yağıştır. Etkili yağışlar sel oluşumu için temel nedendir. Bir yerde uzunca bir sürede az miktarda su bırakan bir yağış, sele neden olmazken, kısa sürede görülen ve daha fazla miktarda su bırakan yağış, sele neden olabilmektedir. Çünkü şiddetli yağış sonucu kısa sürede oluşan büyük su kütlesi, bitki ve toprak tarafından tutulamadığından, doğrudan yüzey akışına geçmekte ve kontrolsüz akan bu sular, sele neden olmaktadır. Yine kalın bir kar örtüsü üzerine, nispeten ılık bir havada yağan yağmur da, ani kar erimelerine neden olduğundan, sel olma şansını arttırmaktadır
    Özellikle çıplak arazilerde, toprağın nem miktarı da önemli bir etkendir. Neme doymuş topraklar, suya doymuş olduğundan, emme kabiliyeti zayıflayacak ve şiddetli yağış sonrası oluşan su kütlesinin büyük bir bölümü yüzeysel akışa geçecektir. Buna karşılık nemi düşük olan arazide yağış sularının bir kısmı toprak tarafından emileceği için, buralarda sel olasılığı da azalacaktır.

    Bitki örtüsü yönünden zengin, nemli iklim bölgelerinde, çok şiddetli yağışlardan sonra bile, emilme ve bitki gövdelerinin akış hızını azaltması nedeniyle sel çok fazla görülen bir olay değildir. Nemli tropikal bölgeler bu özelliğe sahip olan yerlerdir.

    Fizyolojik olaylar dendiği zaman, o bölgenin orografik durumu, yükseltisi, eğimi, toprak özellikleri, denize yakınlığı-uzaklığı, anlaşılmalıdır. Bütün bu özellikler, akarsu havzalarının yağış, sıcaklık, buharlaşma ve drenaj koşulları ile bitki örtüsünün dağılışını yönlendirerek, sel olaylarına karşı duyarlılığını ortaya koyan faktörlerdir.

    Etkili yağışlara bağlı olarak oluşan ani seller genellikle akarsuların yukarı havzalarında oluşmakta, eğilimine göre de etkileri artmaktadır. Havzanın aşağı kesimlerinde ise, daha çok taşkınlara dönüşmektedir.

    Özellikle tsunamilerin ve kuvvetli fırtınaların neden olduğu dalgalara bağlı, deniz kabarmaları sonucu ve şiddetli yağışlar sonrasında akarsu debilerinin artmasıyla ortaya çıkan seller, alçak kıyılara ve düzlüklere sahip olan ülkelerde çok daha etkili olmaktadır. Örneğin, Bangladeş bu ülkelerin başında gelmektedir. Buralar daha çok Muson yağışlarına bağlı olarak oluşan bu tip sel ve taşkınlıklardan çok etkilenmekte ve sel sürecinde çok büyük can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Örneğin, 1972 yılının Kasım ayında Bangladeş’te 200.000 kişi, periyodik olarak bu tip sel ve taşkın olaylarının etkisinde kalan Leningrad’da ise 1924 yılında 20.000 kişi yaşamını kaybetmiştir.

    Geniş bir havzayı ilgilendiren sel özellikle akarsu havzalarının aşağı kısımlarındaki düzlük alanlarda birkaç hafta, hatta birkaç ay etkisini sürdürebilmektedir. Ama bir akarsuyun yukarı havzasında yer alan alanlarda ve daha küçük akarsu havzalarında görülen sel olayı ise, birkaç saat içinde etkisini kaybedebilmektedir. Bu tip seller daha çok dağlık yapıya sahip, kurak ve yarı kurak bölgelerde görülmektedir.

    Beşeri etkinlikler dendiği zaman insanın sosyal, kültürel ve ekonomik bütün etkileri ile insanla doğal çevre arasındaki ilişkiler akla gelmektedir.

    Doğal afetlere neden olan bütün doğal olaylar, normal ölçüler içinde olduğu sürece, doğanın dengesi ve yaşamın devamı için gerekli olan olaylardır. Sel olayını da aynı açıdan değerlendirmek gerekir. Ancak bu olayların afet haline dönüşmesi, ekonomik ve sosyal gelişme bağlamında süregelen insan etkinliklerinin, doğal çevre üzerinde yaptığı olumsuz etkilerle ilişkilidir.

    Örneğin, akarsu yataklarının akışının engellenecek biçimde kullanılması , yani sel, taşkınına hassas yerlerin yerleşime açılması, akarsu ve taşkın kontrol sistemlerinin yetersizliği, doğal bitki örtüsünün tahribi, yol yapımı gibi daha bir çok beşeri etkinlikler, sel afetinin oluşmasına ve zararlarının artmasına neden olmaktadır. Daha önce belirtildiği gibi seller, değişik isimlerle anılmaktadır. Ancak bunların içinde akarsu selleri ile kıyı sellerinin daha kolay doğal afete dönüşebilme özellikleri nedeniyle ayrı bir yeri vardır.


    SEL VE SU BASKINLARININ ZARARLARI

    Dünyanın hemen her bölgesinde değişik sıklıkta ve boyutta görülen sel olayları, büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Aynı zamanda doğal tehlikelerin en yaygın olanıdır. Dünyada her yıl yaklaşık ortalama 75 milyon dolayında insan bundan arklı biçimde etkilenmektedir.

    a. Kütle Etkisi : Hızla akan su ile taşınan malzemeler çarptığı her şeyi, canlı ve cansız çevre ile kültürel çevreyi (insan, bitki, hayvan, yol, köprü, bina, fabrika, araba vb.) tamamen yada kısmen tahrip ederek yada yok ederek büyük can ve mal kaybına neden olabilir.

    b. Erozyon Etkisi : Yukarı havzalardan başlamak üzere, aşağı havzalara kadar, havza boyunca her yerde yeni çatlakların ve oyukların oluşması, yatak yamaçlarında çökmelere neden olduğundan, buralarda yamaç hareketleri hızlanır, büyük miktardaki toprak başka yerlere taşınır.

    c. Su Basması : Tarım ürünleri, taşınabilir ve taşınamayan mallar büyük zarar görür büyük can ve mal kayıpları yaşanabilir

    ç. Taşıntı Etkisi : Selin verdiği en büyük zararların bir kısmı da Taşıntı baskınına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü bunlar etkili ve kalıcı zararlardır. Bunları aşağıdaki şekillerde sıralamak mümkündür.

    (1) Değişik yüzey malzemelerinin, bir alanı (özellikle tarım alanını) kaplaması, o alanın doğal yapısını bozar, kalitesini düşürür ve verimini azaltır.

    (2) Sel ve dere yataklarının taşıntıyla gittikçe tıkanması sonucu sel suları kontrolsüz hale gelir.

    (3) Hidroelektrik santralleri işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinden, enerji üretiminde düşme görülebilir.

    (4) Taşınan ve yığılan malzemeler nedeniyle kara ve demir yollarının kapanması sonucu ulaşım aksar.

    (5) Su kanalları tıkanabilir, drenaj sistemlerinde tahribat olabilir.

    (6) Limanlar büyük zarar görebilir.

    (7) Çeşitli sosyo-ekonomik sorunlar ortaya çıkar.

    mustafa_demir bunu beğendi.
  4. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.194
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    ARADIĞIN BUYDU GALİBA ;)
    İYİ ÇALIŞMALAR;).
    snm 123 bunu beğendi.
  5. sempatik_emre

    sempatik_emre Üye

    Katılım:
    16 Şubat 2008
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    süpersin aysegül
  6. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.194
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0


    :D:D
    ÖNEMLİ DEĞİL;).
  • kartalcrazyy

    kartalcrazyy Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ayşegül banada türkiyede olusmus heyelanları bulurmusunn:D:D
  • gökçe34

    gökçe34 Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    İyi oldu bu bilgiler.

    ALLAH(C.C) razı olsun kardeş.
  • mynet

    mynet Üye

    Katılım:
    28 Aralık 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    heleyan

    arkadaşlar heletan çok mu zarar verir:307::97:
  • mynet

    mynet Üye

    Katılım:
    28 Aralık 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim
    :D:97::dil2:
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş