Türkiye'de Ticaret ve Turizm

Konu 'Coğrafya (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde DWL tarafından paylaşıldı.

  1. DWL

    DWL Üye

    Katılım:
    27 Ekim 2007
    Mesajlar:
    339
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    16

    TİCARET VE TURİZM

    Ticaret

    Bölgeler ve ülkeler, yetiştirdikleri farklı ürünler bakımından birbirlerine muhtaçtır. Elde edilen ürünlerin fazlası, gereksinim duyulan bir başka bölgeye veya ülkeye satılır. Böylece, gerek ülke sınırlan içinde, gerekse ülkeler arasında bir alış veriş yapılmış olur. Kar amacıyla yapılan bu alış verişe ticaret denir.

    Alış veriş, ülkenin kendi milli sınırları içinde yapılıyorsa buna "iç ticaret" denir. Ülkeler arasında yapılan alış verişe ise "dış ticaret" adı verilir.

    İç ticaret
    Yurdumuz; iklim, toprak türü ve ekonomik yapı bakımından farklı özellikler gösteren bölgelerden meydana gelmiştir. Bu yüzden yetiştirilen ürünler de birbirinden farklıdır. Bir bölgede yetiştirilen bir ürün, gereksinimi olan başka bir bölgeye gönderilmektedir. Bu durum, Türkiye'de ticaretin doğmasına neden olmuştur.

    Kırsal kesimde üretilen tarım ürünleri, kentlerde satılmaktadır. Buna karşılık kentlerde üretilen sanayi ürünleri ise köylüler tarafından satın alınmaktadır. İşte yapılan bütün bu alış verişler iç ticaretin gelişmesini sağlar.

    İç ticaretin yapıldığı yerler; haftanın belli günlerinde kurulan pazarlar, devamlı olan haller, dükkanlar ve mağazalardır. Ayrıca bazı kentlerimizde her yıl belirli tarihlerde kurulan ve bir süre devam eden daha büyük pazarlar da vardır. Bunların küçüklerine panayır, büyüklerine fuar denir. Bunlar, gerek sanayi gerekse tarım ve kültür alanlarında ülkemizin gücünü tanıtır. Ayrıca üreticilerle tüketicileri karşı karşıya getirip ticaretin canlanmasını sağlar.

    Dış ticaret
    Bu ticaret, ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklardan doğan bir ticarettir. Bir ülkenin bölgeleri arasında, yetiştirilen ürün ve üretilen mallarda farklılıklar olduğu gibi, ülkeler için de bu durum geçerlidir. Örneğin; Fransa'da üretilen bir ürün, Türkiye'de bulunmayabilir. Buna karşılık Türkiye'de yetiştirilen bir tarım ürünü de Fransa'da yetişmeyebilir. İşte çeşitli ülkelerde üretilen ve yetiştirilen bu farklı ürünler, ülkeler arasında alınıp satılır. Bu alış veriş, dış ticareti oluşturur.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında aldığımız mallar çok, sattıklarımız ise oldukça azdı. Bugün Türkiye, gelişen ekonomisi sayesinde sadece ham madde ve tarım ürünleri satan bir ülke değildir; sanayi ürünleri de satan bir ülke durumundadır.

    Bir ülkenin başka bir ülkeden ürün almasına ithalat, ürün satmasına ise ihracat denir. İthal ettiğimiz ürünlerin başında; makineler, ulaşım araçları, ham petrol, madeni yakıtlar gelmektedir. Bunların yanında bazı ilaçlar, kimyasal maddeler ile çeşitli eşya ve gıda maddeleri gibi ürünler de yer almaktadır, ihraç ettiğimiz başlıca ürünler ise; çeşitli sanayi ürünleri, gıda maddeleri, canlı hayvan, ulaşım araçları, makineler, çeşitli ham maddeler, hayvansal ve bitkisel yağlar ile madeni yağlar, içki ve tütündür.

    Dış ticaretimiz en çok, Almanya, İtalya, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Belçika ile olmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, İsviçre, Avusturya, Polonya, Rusya Federasyonu ve bazı İslam ülkeleri de en çok alış veriş yaptığımız ülkeler arasındadır. Azerbaycan. Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile de ticaretimiz giderek artmaktadır.

    Turizm

    Günümüzde bütün ülkeler, turizm alanında daha çok gelişmek ve daha çok turist çekmek amacıyla yarış içindedirler. Bunun gerçekleşmesi için ülkede ulaşımın gelişmesi, turistlerin konakladıkları yerlerin temiz, rahat ve güvenilir olması şarttır. Ayrıca, turistlere yardımcı olacak birtakım danışma ve rehberlik birimlerinin kurulması ve işletilmesi de gerekmektedir.

    Yurdumuz, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleri ile iç ve dış turizmin gelişmesine uygun bir ülkedir. Ege ve Akdeniz kıyılarımızda, yazlar uzun ve bol güneşlidir. Buralarda güzel plajlar birbirini izler. Bu yüzden kıyılarımız, yaz aylarında Avrupa ülkelerinden gelen çok sayıda turistin akınına uğrar.Ayrıca Ürgüp ve Göreme'deki peri bacaları, Adıyaman'da Nemrut dağı üzerindeki insan başı ve hayvan heykelleri, Pamukkale travertenleri, şifalı kaplıcalar ile ilginç mağaralar ve daha pek çok doğal güzellikler yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Bütün bunlarla yurdumuz bir turizm cennetidir.

    Doğal güzelliklerinin yanında Türkiye, tarihi eserler bakımından da zengindir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı eserleri bakımından İstanbul, Edirne, Bursa, Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum ve Van, tarihi zenginliklerin toplandığı kentlerimizdendir. Diğer yandan çeşitli illerimizde bulunan müzeler ve milli parklar da turistlerin ilgisini çeken yerlerdir.Son yıllarda turizmin devlet eliyle desteklenmesine ve ülkemizin yurt dışında tanıtılmasına büyük önem verilmiştir. Bu amaçla, turistik tesis yapmak isteyenlere, kredi konusunda büyük kolaylıklar sağlanmıştır. Bunun yanında dış ülkelerle bağlantılı birçok turizm şirketi kurulmuştur. Bu çalışmalar sonunda ülkemizde, modern konaklama tesisleri ve yatak sayısı artmıştır.

    Alanya sahilleri

    Bütün bunlara bağlı olarak, ülkemizi ziyaret eden turist sayısında ve bu sektörden elde edilen gelirde büyük artışlar görülmektedir. 1996 yılı itibariyle ülkemizin turizm sektöründen sağladığı gelir 5,5 milyar doları aşmıştır. Ülkemize daha çok turistin gelmesi ve daha uzun süre kalması, yurdumuza daha çok dövizin girmesi ve ülkemizin daha çok kişi tarafından tanınması demektir. Bu yolla sağlanan dövizler, ülkemizin kalkınmasında büyük bir paya sahiptir. O halde turizm, önemli bir gelir kaynağı ve ülkemizi tanıtma vasıtasıdır.

    Doğal ve tarihi zenginliklerimizi özenle korumak, turiste ülkemizi iyi tanıtmak, onlara dürüst davranmak gerekmektedir. Çünkü ülkemizden memnun ayrılan turist, bu memnuniyetini çevresine yansıtacağından ülkemize daha çok turistin gelmesini sağlayacaktır.

Sayfayı Paylaş