Türkiye'de Uygulanan Nüfus Politikaları ve Etkileri

Konu 'Coğrafya Ders Notları' bölümünde fulyag tarafından paylaşıldı.

  1. fulyag

    fulyag Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0

    TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARI VE ETKİLERİ

    Nüfus, Demografi ve Nüfus Politikası Nedir?

    Nüfus, belirli bir zamanda sınırları tanımlı bir bölgede yaşayan insan sayısıdır.
    Demografi, dünyada veya bir ülkede bulunan nüfusun yapısını, durumunu, dinamik özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.
    Nüfus Politikası, ülkelerin kendi insan kaynaklarını daha nitelikli ve işlevsel hale getirmek için uyguladıkları programlardır.

    NÜFUS POLİTİKASI NEDEN UYGULANIR?

    Nüfus bir ülkenin kalkınmasında en önemli etmenlerden biridir. Ancak ülkelerin kalkınmasında nüfus miktarından çok nüfus özellikleri önemlidir. Nüfus artış hızının yüksek olduğu gelişmemiş ülkelerde başta ekonomik olmak üzere sosyal ve kültürel birçok sorun ortaya çıkmıştır. Buna karşın nüfusun çok az arttığı veya azaldığı gelişmiş ülkelerde ise bu durum ülke varlığını ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu nedenle ülkeler nüfusun belli oranda, sorun yaratmadan artışını sağlamak için çeşitli nüfus politikaları uygulamaktadır.

     Nüfus politikaları ile ülkeler; nüfusun niteliğini, niceliğini ve dağılımını bilinçli olarak değiştirmeyi hedeflemektedir.

     Günümüzde ülkelerin nüfus artış hızları ve nüfus özellikleri ile kalkınmaları arasında ilişki kurulmaktadır.

     Farklı nüfus özelliklerine sahip olan ülkeler farklı nüfus politikaları uygulamaktadır.


    Dünya'da genel olarak uygulanan 3 çeşit nüfus politikası vardır:


    1-Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik uygulanan nüfus politikası:
    Çin, Hindistan, Kenya, Endonezya gibi ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde çocuk ve genç nüfusun fazla olması birçok soruna neden olmaktadır.

    2-Nüfus artış hızını yükseltmek için uygulanan politika:
    ABD, Kanada ve Avrupa ülkeleri gibi nüfusu özellikle genç nüfusu hızla azalan ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde üretici nüfusun azalması ve yaşlılık sorununu ortaya çıkarmıştır.

    3-Nüfusun nitelik ve niceliğini iyileştirmek amacıyla uygulanan nüfus politikası; özellikle gelişmekte olan ülkelerde uygulanır. Bu ülkelerde bir taraftan aile planlaması ile nüfus artış hızı düşürülmeye bir taraftan da nüfusun nitelik ve niceliği iyileştirilmeye çalışılmıştır.

    NÜFUS POLİTİKASI NEDİR? ÜLKELERİN FARKLI NÜFUS POLİTİKASI UYGULAMALARININ NEDENLERİ NELERDİR?

     Nüfusun sayısal artışını ekonomik ve sosyal açıdan çelişmesini belirleyen ilkeler nüfus politikasını oluşturur.

     Dünya’nın farklı ülkelerinde nüfus politikalarının uygulanması bir dizi kararlara çeşitli politikalar arasındaki öncelik ve dengelere bağlıdır. Bazı ülkeler nüfusun artış hızını tekrar yükseltme eğilimindedir. Görüldüğü gibi ülkelerin uyguladıkları nüfus politikaları zaman içinde değişmektedir.

     Yaş bağımlılık oranı bir ülkede çalışan her 100 kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısıdır. Gelişmemiş ülkelerde genç nüfusun fazla olması nedeniyle yaş bağımlılık oranı yüksektir.

    TÜRKİYE’DE UYGULANAN NÜFUS POLİTİKALARI

    Planlı dönem başlangıcından bu yana, kalkınma planları ile nüfus politikasının yasallaştığı görülmektedir. 1960’larda D.P.T.’nin kurulması ile D.P.T. ve Sağlık Bakanlığı tarafından 1960 öncesi nüfus artışını teşvik eden pronatalist nüfus politikasının değiştirilmesi üzerinde tartışmalar başlatılmıştır.

    1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yeni bir nüfus politikasından söz edilmektedir. Hızlı nüfus artışının ekonomik gelişmeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus planlamasına dayalı bir nüfus politikasının gereği sunulmuştur. Bu politika antikontraseptif yasaların değiştirilmesini, sağlık personelinin nüfus planlaması konusunda, isteyenlere gebeliği önleyici yöntemler konusunda bilgi verilmesini kontraseptiflerin(doğum kontrol aracı) ücretsiz dağıtımını içermektedir.

    2. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise, konuya yaklaşım açısı değişmekte, “nüfus planlaması” deyiminin yerini “aile planlaması” deyimi almaktadır. İkinci plan döneminde konuya bakış açısı değişirken aynı zamanda hükümetlerin ilgisinin azaldığı izlenmektedir.

    3. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise aile planlamasının sağlık hizmetlerinde ayrılamayacağını dolayısıyla ana ve çocuk sağlığı ile aile planlaması hizmetlerinin birleştirilmesi gereği ortaya konmuş ve ilgili kuruluşlar arası işbirliğine önem verilmesi kararlaştırılmıştır.

    4. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda sosyal, ekonomik ve demografik faktörlerin karşılıklı etkilerini ve nüfus politikasının, sosyal ve ekonomik politikaların bir türevi olduğu vurgulanmıştır. Yüksek bebek ölüm hızının ve yetersiz ana-çocuk sağlığı hizmetlerinin birer nüfus sorunu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca aile planlamasının, ana-çocuk sağlığı hizmetleriyle birlikte ele alınması gereği üzerinde durulmuştur.

    5. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise belirgin bir aile planlaması uygulaması dile getirilmemiştir. Temel ilkenin nüfus kalitesinin yükseltilmesi olduğu belirtilmiştir.

    6. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yüksek nüfus artışının istenen ekonomik büyüme ve sosyal gelişmeyi engellediği görüşünden hareketle, nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politika ve programların uygulanması öngörülmüştür.

    7. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise hızlı nüfus artışının, bireylerin refah açısından daha fazla pay alabilmesini ve ekonominin değişim sürecinin daha hızlı gelişmesini engellediği, sürdürülebilir kalkınma çabalarını güçleştirdiğini, konut, sağlık, eğitim ve alt yapıya olan ihtiyacı arttırdığı belirtilmektedir. Ayrıca aile planlaması hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve hizmet sunumunda etkinliğin arttırılması ihtiyacının önemini koruduğu vurgulanmaktadır. Stratejinin temel yapısal değişim projeleri bölümünde, birey refahını daha hızlı arttırabilmek için nüfus artış hızını yavaşlatmak ve kalkınma hedefleriyle uyumlu bir nüfus yapısını oluşturmak temel amaç olarak yer almıştır ve tatbik edilmiştir.

    Cumhuriyetten Önce Nüfusun Durumu

    Türkiye tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 1071 tarihinden 'başlayarak hatta bu tarihten evvel, doğudan boylar halinde ülkemize sokulan göç dalgaları Anadolu'yu bir yerleşme alanı haline getirmiştir. Bu yerleşme dolayısı ile nüfuslanma, Doğu Anadolu'dan başlayarak kademeli bir şekilde batıya doğru yüzyıllarca devam etmiştir. Bu devirdeki nüfusumuz fetihler ve doğudan gelen göçlerin de etkisiyle sürekli çoğalmış, 18. asırda (Gerileme Devrinde) fethedilen toprakların tekrar kaybedilmesine bağlı olarak, hem nüfusumuz azalmaya başlamış, hem de tekrar doğuya doğru hareketlenmiştir. Bu nüfus akımı (Balkanlardan Anadolu’ya) günümüze kadar devam etmiştir. Selçuklular ve Beylikler dönemine ait nüfusumuzun Nicel ve Nitelik yönleri pek bilinmemektedir.
    Osmanlılar devrinde, bugünkü anlamda nüfusumuzun sosyo-ekonomik yönleri en ince ayrıntısına kadar incelenmemiş, dolayısıyla periyodik nüfus sayımlan yapılamamıştır. Bununla birlikte bazı demografik bilgilere rastlayabiliriz. Ömer Lütfi Barkan; 1445 yılından bu yana 30-40 yıl aralıklarla nüfus ve arazi tahminlerinin yapıldığını ve bunların zamanın birer istatistik kütüğü özelliğini gösterdiğini ve bu defterler incelendiğinde; 1520-1530 yılları arasında Mısır, Irak, Tuna nehri ve öteki Avrupa toprakları hariç nüfusumuzun 11.3 milyon olduğunu ifade etmektedir. Reşat Aktan'a göre ise aynı dönemde nüfusun 60 milyon olduğu ifade edilmektedir.
    Osmanlılar döneminde: 1831-1844-1856 ve 1878 yıllarında askerî ve vergi gücünün tespiti maksadı ile sayımlar yapılmış fakat yapılan bu sayımlar ya sınırlı alanları kapsamış veya sadece erkek nüfusu dikkate alınmıştır. Bu sebeple demografik ihtiyaçlar tam karşılanamadığı için genel olarak bilimsel bir anlam ifade etmemektedir. 1844'de nüfusun 36.5 milyon, 1884 yılında ise 28.9 milyon olduğu Ö. Celal Şart, tarafından ifade edilmektedir .

    1923-1963 Yılları Arasındaki Politikaların Dayanak Noktaları

     Fazla nüfusun bir ülke için askeri ve siyasi güç
     Tarımda makineleşmenin yetersiz olması nedeniyle
     Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nedeniyle erkek insan gücüne çok fazla ihtiyaç olması
     Türkiye’nin hızla kalkınmak zorunda olması
     Hızlı çoğalma ile ülkedeki sosyal iş bölümü ve ihtisaslaşmayı sağlamak
     Türkiye’de ölüm oranının yüksek olması nedeniyle nüfustaki azalmanın doğumlardaki artışla önlenmeye çalışılması
     Türkiye’nin tabii kaynaklarını işletmek, uygulanan tekniği modernleştirmek nüfus miktarının azalması
     Tifüs ve sıtma gibi hastalıkların yaygın olması sağladığı ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü ettirmesinin bir şartı olduğu düşünceleri

    UYGULANAN POLİTİKALAR

    1960 Yılına Kadar İzlenen Politikalar Çeşitli Sosyal, Ekonomik Ve Hukuki Önlemlerle Desteklenmiştir. Bu Önlemleri Şöyle Sıralayabiliriz:

     Fazla çocuk sahibi olan ailelerin yol vergisinden muaf tutulması (1929)
     Nüfus arttırma politikası ile doğum evi kurmak, fakir vatandaşlara ücretsiz ilaç dağıtmak (1930)
     Altı ya da daha fazla çocuklu ailelere vergi muafiyetinin getirilmesi (1931)
     Nüfus artışını istenilen seviyeye çıkartmak, anne ve bebek ölüm oranlarını düşürmek için alınması gerekli önlemleri araştırmak üzere nüfus komisyonunun kurulması (1932)
     Göçleri teşvik etmek amacıyla göçmenlere gümrük muafiyeti getirilmesi (1934)

    Yurt Dışından Gelen Göçmenlerin;
     Ülke geneline dağıtımı ve yerleştirilmesi
     Ekonomik ilgi alanlarına göre, çok düşük faizli ve uzun dönemli krediler verilmesi
     Çok çocuklu ailelere hazineye ait topraklardan tarla bağışlanması (1936)
     Evlenme yaşının erkekler için 17,kızlar için 15’e indirilmesi (1938)
     Düşük ve gebeliği önleyici ilaç ve araçların satılması, kullanılması ve bu konuda eğitim ve propaganda yapılmasının yasaklanması

    Türkiye’de nüfusun az olması sorununu ulusal bir politika olarak ele alan Atatürk’te halk sağlığının korunması ve güçlendirilmesi, ölümlerin azaltılması, nüfusun arttırılması önemle vurgulanmıştır.
    Planlı dönem başlangıcından bu yana, kalkınma planları ile nüfus aile planlamasının birlikte uygulandığı görülmektedir.1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı ve Sağlık Bakanlığı tarafından 1960 öncesi nüfus artışını teşvik eden nüfus politikasının değiştirilmesi üzerinde tartışmalar başlatılmıştır. Hızlı nüfus artışının iktisadi gelişmeye engel olduğu ileri sürülmüştür.

    Politikaların Dayanak Noktaları
     1950 sonrasında sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle ölüm oranının azalmaya başlaması
     Tarımda makineleşme
     Orduda insan gücünden çok silah gücünün ön plana çıkması
     Nüfus artışı, 1.Beş Yıllık Kalkınma Planında (BYKP) bir sorun olarak tanımlanmakta ve nüfus artış hızını azaltıcı tedbirlerin alınması gerekmektedir.

    Sosyal Yönleriyle Nüfus Politikaları

    1963 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Nüfus Planlaması Kanun Tasarısı 10 Nisan 1965 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak, 557 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu adıyla yürürlüğe girmiştir. Nüfus Planlaması Kanunu’nun temel hükümleri aşağıdaki gibidir:
    Madde 1: Nüfus planlaması fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmaları demektir. Bu husus gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanır. Tıbbi zaruretler dışında gebelik sona erdirilemez veya sterilizasyon veya kastrasyon ameliyesi yapılamaz.
    Madde 2: Nüfus planlaması zaruretinin duyurulması ve bu hususlarda eğitim, öğretim ve uygulama Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelik esaslarına göre askeri, resmi ve gönüllü teşekküller ile işbirliği yaparak yürütülür.
    Bu amaçla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı özel teşkilat kurmaya ve gebeliği önleyici ilaç ve araçları ihtiyacı olanlara parasız ve maliyetinden aşağı fiyatla vermeye veya verdirmeye veya sattırmak için tedbir almaya yetkilidir.
    Nüfus planlamasında kullanılacak ilaç ve araçların niteliği ile uygulamaya ait yönetmelik Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından aralarında tıp fakülteleri öğretim üyelerinin de bulunduğu bir komisyon yazılı görüşleri alınmak suretiyle hazırlanmıştır.
    Diğer taraftan sosyal yönleri dikkatlice uygulanacak nüfus politikalarında ele alınmadığı zaman; gecekondu, anarşi, işsizlik, boşanmalar, adi polisiye olaylardaki artış, sosyal patlamalar giderek hız kazanır.

    Ekonomik Yönleriyle Nüfus Politikaları

    Hızlı nüfus artışını hedef alan Türkiye’nin ilk nüfus politikası bu amacını şu iki ekonomik nedene dayandırıyordu. Birincisi Türkiye’nin boş duran tabi kaynaklarını işletmek, uygulanan tekniği modernleştirmek, ikincisi ise, hızlı çoğalma ile ülkedeki sosyal iş bölümü ve ihtisaslaşmayı sağlamak.
    Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda hızlı nüfus artışının milli gelir artış hızının önünde olması nedeniyle meydana gelecek ekonomik sorunları önleme amacını taşıyan bir nüfus politikası izlemiştir. Nüfus artış hızı milli gelirdeki artış hızı önünde olduğu sürece;
     Ekonomik gelişmenin bir ölçüsü olan kişi başına gelir artışı ağırlaşacaktır.
     Hızlı nüfus artışı yatırımların niteliğini etkileyecek, ekonomik yatırımlar yerine demografik yatırımların yapılması zorunlu kılacaktır.
     Ülkenin küçük yaşlardaki nüfusu arttığından, tüketim ihtiyacı da artacaktır.
     İş gücü arzı konusunda problemler çıkacaktır.
    Bu nedenlerden dolayı hızlı gelişmeyi sekteye uğratacak hızlı nüfus artışını daha da düşürerek söz konusu ekonomik konulara çözüm bulmak istenmiştir. Öte yandan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da aynı politikanın izlendiği görülmektedir. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise; konunun uzun dönemde çözümlenmesi gereken bir sorun olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, zamanla değişen ve gelişen sosyo- ekonomik yapıyı yüksek doğurganlığın etkileyeceği görüşüne yer verilmektedir.

    Siyasi Yönleriyle Nüfus Politikaları

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1922 yılında Atatürk tarafından yapılan bir konuşmada politik nedenlerden dolayı ülkenin nüfusunu arttırma yönünde bir politika izlendiği görülmekte ve bu politikanın dayanak noktalarını şunlar oluşturmaktadır:
     Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nedeniyle erkek nüfus miktarının azalması
     Avrupa ülkelerinin Birinci Dünya Savaşı’nın insan kırımı üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek üzere hızlı nüfus artışı politikası izlemeleri
     O tarihlerde Türkiye’de ölüm oranlarının yüksek olması nedeniyle nüfustaki azalmanın doğumlardaki artışla önlenmeye çalışılması
     Fazla nüfusun bir ülke içindeki siyasi ve askeri güç sağladığı ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü devam ettirmesinin bir şartı olduğu düşünceleri sayılabilir.
    Bu dönemde hızlı nüfus artışını sağlamak için bir takım önlemler alınmıştır. İlk kez 1929 yılında 5 çocuktan fazla ailelerin yol vergisinden muaf tutulduğunu görüyoruz. Bundan başka 1930 yılında 6 ve daha fazla çocuklu ailelere bir madalya verilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca ülkede çocuk kaybını önlemek amacıyla 1936 yılında T.C. Kanunları’na çocuk aldırma işlemlerini ağır cezaya çarptıran müeyyideler getirilmiştir.
    Başlangıçtan 1950-1960 yılları da dahil olmak üzere nüfus politikasında bir değişiklik olmamıştır. 1950 yılında iktidara gelen yeni hükümet nüfusun fazlalaşmasını isteyen bir politik tutum izlemiş, fakat artışı sağlayacak herhangi bir etkili politika uygulamasına geçmemiştir.
    1960’larda Türkiye’de nüfus politikası alanında önemli sayılabilecek bazı gelişmeler olmuştur. 1963-1967 yıllarında uygulamaya konulan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda yeni bir nüfus politikası oluşmaya başlamıştır. Bu yeni politika hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınmayı olumsuz olarak etkilemesini önlemeye yönelik bir amaç taşımaktadır. Bunun için gebeliği önleyici araçların ithalini ve satılmasını önleyen kanunların değiştirilmesi, isteyenlere bilgi verilmesini ve başlatılacak programları uygulayacak kişilerin eğitilmesi öngörülmüştür. Nüfus planlaması alanındaki hizmetleri yürütmek için 1965 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Nüfus Planlaması Kanunu ile ‘’kişilere istediği zaman istediği sayıda çocuk sahibi olma özgürlüğü tanınmıştır’’. 1968’de uygulamasına geçilen İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda politika ‘’aile planlaması’’ olarak değişmiştir.
    1973’ten sonra uygulanan Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda hızlı nüfus artışı, uzun dönemde çözümlenmesi gereken sorun olarak ele alınmakta ancak konuya ilişkin herhangi bir politika ve önleme rastlanmamaktadır.

    TÜRKİYE’NİN KALKINMA PLANLARINDA NÜFUS POLİTİKALARI
    1.BEŞ YIL (1963-1967)

    Nüfus Meselesi

    Nüfusla iktisadi gelişme arasındaki sıkı bağıntı, gelişme planlarında nüfus eğilimlerine ve politikasına büyük bir ağırlık verilmesini gerektirir. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, geri kalmış ülkelerin çoğunda ölüm hadleri hızla düşmekte, fakat doğum hadleri pek değişmemektedir. Böylece nüfus artış hızı gittikçe büyümektedir. Bu durum iktisadi gelişme çabalarını kösteklemektedir. Çünkü iktisadi gelişme, en basit deyimle, adam başına düşen milli gelirin artmasıdır. Akilli gelir belirli bir hızla artmakta iken nüfusta aynı hızla artarsa adam başına düşen gelir seviyesinde hiçbir değişme olmaz. Bu yüzden fakir ülkelerin bir kısmı, geliri arttırma çabalarının yanında nüfus artışını yavaşlatmak için de uğraşmaktadır.
    Türkiye’de nüfus büyük bir hızla artmaktadır. İktisadi gelişme hızının mümkün olduğu kadar büyük olması da bir milli politika haline gelmiştir. Bu sebeple nüfus politikamızda bir değişikliğe şiddetle ihtiyaç vardır.

    Bugünkü Nüfus Politikası:

    Cumhuriyet Hükümeti başlangıçta haklı olarak nüfus arttırma politikasını benimsemiştir. Bir yandan ölümler azaltılmaya çalışılacak, bir yandan da doğumlar kolaylaştırılacak ve arttırılacaktır. Ölümleri azaltma aslında sadece nüfus arttırma politikasının bir aracı olarak düşünülemez. İnsanları daha sağlam ve daha uzun ömürlü yapmak başlı başına bir hedeftir. Şu halde nüfusu arttırma politikamızın asıl önemli yönü doğumlarla ilgili olanıdır.
    1930 yılında doğumları arttırma ve kolaylaştırma görevi Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile Sağlık Bakanlığı’na verilirken aynı kanunla ‘’ilkaha mani veya çocuk düşürmeye vasıta olup Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tayin olunacak alat ve levazımın ithal ve satışı’’ yasak edilmiştir. 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu kasten çocuk düşürmek ve düşürtmeyi suç saymış, 1936 yılında kanunun ilgili faslında yapılan değişikliklerle kısırlaştırma ve gebelik önleyici bilgileri yayma da yasak edilmiştir.

    Nüfus Artışı:

    1927 sayımında 13 milyon 648 bin kişi olarak tespit edilen Türkiye nüfusu 1960 sayımı geçici sonuçlarına göre 27 milyon 830 bin kişidir, İki sayım arasındaki artış yüzde 104 tür. Yıllık ortalama artış hadleri İkinci Dünya Savaşı yılları dışında hemen her dönemde yüksektir. Daha da önemli olan nokta savaştan sonra nüfus artış hadlerinin büyük bir yükselme göstermesidir. 1940-1945 döneminde yıllık artış haddi binde 10,6 iken 1945-1950 de binde 22 olmuş, 1950-1955’de binde 28,1’ e ve 1955-1960’da binde 29,5 e yükselmiştir. Bu son artış hadleri dünyadaki en yüksek artış hadleri arasındadır.
    Nüfus artış haddinin yüksekliğinde ve son dönemlerde büsbütün yükselmesinde yurda giren göçmenlerin etkisi önemsizdir. Artışın sebebi doğumlarla ölümler dengesine bağlıdır. Doğum ve ölüm hadlerinin gerçek gidişini gösterecek istatistikler ya olmadığı, ya da eksik ve yetersiz olduğu için durumu tam bir kesinlik ve doğrulukla tespit mümkün değildir. Ancak eldeki verilerin değerlendirilmesi şu sonuçları vermektedir.
    a)Türkiye Cumhuriyeti’nin ölümleri azaltma politikası esas olarak başarılıdır, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hastalık ve ölümle mücadele alanındaki yeni buluşların etkisi bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük olmuştur. Böylece savaş yıllarından bu yana ölüm hadleri hızla hızlı bir düşme göstermiştir. Savaş yıllarında binde 20’nin üstünde olduğu tahmin edilen kaba ölüm hadlerinin 1945-1950, 1950-1955 ve 1955-1960 dönemlerinde sırası ile binde 17,binde 14,8 ve binde 12 yakınlarında olduğu tahmin edilmektedir.
    b)Doğum hadleri pek az değişme göstermiştir. 1935 den bu yana kaba doğum hadleri binde 40’ın biraz üzerindedir. Sadece savaş yıllarında önemli sayılacak bir düşme vardır. Bu da o dönemin özel şartlarından ileri gelmektedir. 1950-1955 döneminde ise kaba doğum hadlerinin en yüksek olduğu (binde 42,7) tahmin edilmiştir.
    Şu halde ölüm hadleri hızla düşerken doğum hadlerinin düşmemesi, hatta belki de hafif bir yükselme göstermesi nüfus artış hızındaki ilerlemenin ana sebebidir.

    Hızla Artışın Yarattığı Sorunlar:

    Bugün Türkiye’de nüfusun çok hızlı artması iktisadi gelişme çabalarını güçleştirmektedir. Planda ana hedef olarak milli gelirin her yıl yüzde 7 arttırılması kabul edilmiştir. Bu oldukça yüksek bir artış hızıdır ve fedakarlığı gerektirir. Ancak yüzde 7’lik bir artışın ifade ettiği gelişme, yani adam başına düşen gelirin artış hızı, sadece yüzde 4’tür. Çünkü nüfus yüzde 3 yakın bir hızla artmaktadır. Nüfus daha küçük bir hızla artsa idi ya gelişme hızı yani adam başına düşen gelirin artış hızı daha büyük olacak, ya da aynı gelişme hızı daha az fedakarlıkla sağlanacaktır.
    Bundan başka bugünkü yasak hükümlerinin sebep olduğu büyük sayıda can kaybı ve ıstıraplara da işaret etmek gerektir. Bugün Türkiye’de ilkaha mani olmak isteyen çok sayıda vatandaş son derece ilkel ve tehlikeli yollara başvurmaktadır, önlenemeyen gebeliklerin gene son derece tehlikeli yollarla sona erdirilmeğe çalışıldığı da bir gerçektir.
    Yapılan bir araştırma bunun köylerde yılda yaklaşık olarak 12 bin kadının ölümüne sebep olduğunu göstermiştir.

    Yeni Nüfus Politikası:

    Bir zamanlar çok haklı sebeplerle kabul edilmiş olan nüfusu mümkün olduğu kadar hızlı arttırma politikası bugünün şartlarına uygun değildir. Bu bakımdan bugünkü politikanın nüfus planlamasını yasaklayan yönü hemen değiştirilecektir. Bu hem nüfus artış hızının biraz yavaşlamasını hem de çocuk nüfus oranının küçülmesini sağlayacaktır.
    Burada nüfus planlamasının mahiyeti hakkında bir açıklama yapmak yerinde olacaktır. Nüfus planlaması bazı çevrelerde bir yanlış anlama sonucu olarak çocuk sahibi olmada bir devlet müdahalesiyle karıştırılmaktadır. Oysa nüfus planlaması, ailelerin istedikleri sayıda ve istedikleri zamanda çocuk sahibi olmalarını kolaylaştıran demokratik bir usuldür.

    Yeni nüfus politikasıyla ilgili tedbirler şunlardır:

    a)Gebelik önleyici bilgilerin yayılmasını ve gebelik önlemekte kullanılan araç ve ilaçların ithal ve satışını yasaklayan kanun hükümleri kaldırılacaktır.
    b)Sağlık hizmetlerinde çalışan personele(doktor, hemşire, ebe, hemşire yardımcısı, sağlık memuru) nüfus planlamasıyla ilgili olarak gereken bilgiler verilecektir. Bu, hem ilgili okul ve kurslarda bu konuda yeni dersler konularak, hem de normal okul ve kurs safhasını geçirmiş personeli yeniden kurslara çağırarak yapılacaktır.
    c)Bu kimseler gerekli bilgiyi ve parasız dağıtım söz konusu olduğu hallerde malzemeyi isteyenlere vermekle ödevli olacaktır.
    d)Mevcut imkanlardan faydalanılarak nüfus planlaması eğitimi yapılacaktır.
    e)Gerekli araç ve ilaçların ucuza ithali, yurt içinde imali ve muhtaç olanlara parasız dağıtılması imkanları araştırılacaktır.

    benqiSu bunu beğendi.
  2. fulyag

    fulyag Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    2.BEŞ YIL (1968-1972)
    Durum:

    Kalkınmanın bir ölçüsü olarak kabul edilen gelir artışı, artan gelirin kullanılış şekli ve kişi başına dağılımı nüfus artışı ile ilişkilidir. Nüfus, milli gelirinkine yakın bir hızla arttıkça iktisadi gelişmenin bir ölçüsü olan kişi başına gelir artışında kalkınmadan beklenen gelişme olmamakta, hızlı nüfus artışı, küçük yaşlardaki nüfusu arttırdığından tüketim ihtiyacının büyümesine yol açmaktadır. Ayrıca hızlı nüfus artışı, yatırımların niteliğini etkilemekte, artan nüfus sonucunda hayat seviyesini düşürmemek için lüzumlu olan demografik yatırımların bunun dışındaki yatırımlara karşıt olarak gelişmesine sebep olmaktadır. Nüfus artış hızı yatırımların niteliğini ve niceliğini tayin ettiğine göre, kalkınmada nüfus faktörü yatırımla eş bir önem kazanmaktadır. İktisadi kalkınmaya katkısı bulunan insan gücünü sağlayan dolayısıyla iktisadi gelişmeyi iki yönden etkileyen bir unsurdur. Bu anlayış içince nüfus konusunda amaç, nüfusun yapısını iyileştirmek ve nüfus artış hızını iktisadi gelişmeyi güçlendirmeyecek ölçüde azaltmaktadır.
    Türkiye nüfusunun gelişmesinde Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı sonucu nüfusumuzdaki azalmayı giderici yönde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında benimsenen nüfusu arttırma politikası etkili bir rol oynamıştır. Ölümlerin azalması için sağlık şartlarını düzeltici tedbirlerin yanı sıra doğumları teşvik edici tedbirler alınmıştır. Bunun sonucu olarak, son on beş yıl içinde yurdumuzda daha önceki devrelerde erişilmemiş bir seviyede yıllık artış oranları ortaya çıkmıştır. 1950-1955 döneminde binde 27,7.1955-1960 döneminde binde 28,5. 1960-1965 döneminde binde 26,1 nüfus artış hızı olmuştur.
    Nüfus artış hızını yavaşlatmak için nüfus politikasında bir değişiklik yapmak gerekli olmuş ve 1965 ten bu yana yeni bir nüfus politikası uygulanmaya başlanmıştır. Yeni politikanın esasını aile planlaması teşkil etmektedir.

    Demografik Özellikleri:

    Demokratik geçiş döneminde bulunan Türkiye yüksek bir artış hızına sahiptir. Sağlık şartlarının iyileştirilmesi sonucu ölüm oranları düşmekte buna karşılık doğum oranlarında düşüş aynı hızla olmamaktadır.
    1960 ve 1965 sayımları arasında nüfus artış hızı binde 24.9’dur. Bu hızın aynı dönemde binde 27,9 olacağı tahmin ediliyordu. Binde 24,9’luk artış hızı önceki beş yıldaki artış hızının çok altındadır. Bu durumun nedeni tahminler yapıldığı sırada yurt dışına gidecek işçilerin hesaba katılmamasıdır. 1960 sayımı kesin sonuçlarına dayanarak ve yurt dışına giden işçileri de hesaba katarak 1960-1965 dönemi için bulunan artış hızı binde 26,1’dir.
    1960-1965 döneminde doğurganlık çağında bulunan kadın nüfusun büyük bir kısmı 1940-1945 döneminde doğmuştur. Harp yıllarında doğumların azalması yanında bu dönemde doğanların sayısını etkileyen doğurganlık çağındaki kadın nüfus sayısı ise, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi yıllarında doğan kadın nüfus olduğundan azdır. Bu durumda 1960-1965 döneminde artış hızının azalması, Birinci Dünya Savaşı sırasında doğumların, dolayısıyla 1940-1945 devresindeki doğurgan yaş grubunun bunun sonucu olarak da 1960-1965 dönemindeki doğurganlık çağındaki kadın nüfusun sayıca az olmasına bağlıdır. 20-26 yıl sonra kendini tekrar hissettirebilecektir. Şehirlerde doğurganlık seviyesinin düşük olması ve şehirleşmenin hızla devam etmesi gibi faktörler göz önünde tutulduğu zaman artış hızındaki azalmanın bir ölçüde doğurganlığın düşmesinden ileri geldiği de anlaşılmaktadır.
    Türkiye’de yeterli doğum ve ölüm istatistiklerinin bulunmayışı nedeniyle doğumların hesaplanmasında sayımlar kaynak olarak kullanılmıştır.

    3.BEŞ YIL (1973-1977)

    Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında aile planlaması hizmetleri sadece ana ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek için alınması gerekli önlemlerden birisi olarak kabul edilmiş, önceki beş yıllık planlarda her yıl 250- 300 bin kadının aile planlaması programı kaps***** alınmasının öngörülmüş olmasını gerçekleştirmeyi kabul etmekle beraber çözüm yolu olarak ‘’Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması hizmetlerinin merkezi düzeyde ve taşrada sosyalleştirme programıyla bütünleşmiş tek bir örgüt tarafından sağlanacaktır.’’ İlkesini benimsemiştir. Gene aynı plan ilke ve önlem olarak ‘’sağlık hizmetlerinin sosyalleştirildiği ilerde aile sağlığı ve planlaması hizmetleri sağlık ocak ve evlerinde yürütülecek, doğum oranının Türkiye ortalamasını aştığı yerde özel programlar uygulanmasını’’ kabul etmiştir. Ayrıca plan 1950’den bu yana doğum oranındaki azalmanın yetersiz olduğunu ve bağımlılık oranının artmış olduğunu belirtmiştir.

    4. BEŞ YIL (1979-1983)
    Nüfus Ve Yapısı:

     Nüfusun temel öğelerinin geçirdiği değişmelere ve gelecekteki sosyo-ekonomik gelişmelere dayalı olarak nüfusun 4. plan ve uzun dönemli perspektif yıllarındaki büyüklüğüne ve yapısına ilişkin projeksiyon çalışmalarının temelini doğum, ölüm ve göçlerin gelecekteki eğilimine ilişkin varsayımlar oluşturmaktadır. Plan çalışmalarında kullanılan tahmin şu özellikleri taşımaktadır:
     Ülkenin en gelişmiş yöresinin halen sahip olduğu doğurganlık düzeyine ve sanayileşmenin etkisini içeren bir çözümlemeye dayalı olarak 1995-2000 yılı için toplam doğurganlık oranının 2,67 olması esas alınmıştır. Bu hedefe ulaşacak yönde bir değişmenin varlığı kabul edilmiştir.
     1970-1975 döneminde erkekler için 55,88 kadınlar için de 59,99 olan ortalama yaşam umudunun 4. plan dönemi sonunda sırasıyla 58,77’ye ve 62,79’a yükselmesi beklenmektedir.
     Göçlerin, dış ülkelere bağımlı olması sonucu önceden tahmindeki güçlükler nedeniyle nüfus tahminlerinde yurt dışı göçler kapsam dışında tutulmuştur.
     Öte yandan, nüfus sorunu, karşılıklı etkileşim içinde olan demografik faktörler ile toplumsal ve ekonomik faktörler arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan sorunların tümünü kapsadığından, nüfus politikası, 4. plan döneminde, tüm toplumsal ve ekonomik politikaların bir türevi olarak ele alınacaktır.

    5. BEŞ YIL (1985-1989)
    İlke Ve Politikalar:

     Sosyal ve ekonomik alandaki değişmeler ile nüfus artığı ve nüfusun hareketliliği, birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen unsurlardır. Refah artışına paralel olarak nüfus artış hızı düşmektedir. Beşinci planda da bu düşme eğiliminin devam etmesi beklenmektedir.
     Kalkınmanın en önemli unsuru beşeri kaynağımızdır. Nüfusun niteliklerinin ve özelliklerinin geliştirilmesi temel ilkedir.
     Nüfusun sağlık, eğitim, barınma ve beslenme imkanları arttırılacak; sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve özellikle göç veren ve doğurganlığın yüksek olduğu illerde yaşayan nüfusun bu hizmetlerden faydalanması sağlanacaktır.
     Nüfusun yapıcı, yaratıcı, müteşebbis, sorumluluk duygusuna sahip ve ekip çalışmasına yatkın olma nitelikleri geliştirilecektir.
     Ferdin topluma kazandırılmasında birinci derecede önemli olan ailenin, maddi ve manevi bakımdan sağlıklı bir kurum olarak korunması, eğitilmesi ve geliştirilmesi yönünde tedbirler alınacaktır.
     Özellikle aile ve ana-çocuk sağlığının korunması amacıyla aile planlaması diğer sağlık hizmetleri ile bütünleştirilecek, bu alanda eğitim ve uygulama için gerekli tedbirler alınacak ve yeterli teşkilatlanmaya gidilecektir.
     Bebek ölüm hızının azaltılması, çocukların sağlık ve sosyal durumlarının iyileştirilmesi için doğum öncesi safhadan başlamak üzere ilgili kamu kuruluşları ve özel kuruluşların desteğiyle yeni teknolojik gelişmelere uygun ana-çocuk sağlığı hizmetlerinin temel sağlık hizmetleriyle birlikte götürülmesine önem verilecektir.
     Orta büyüklükteki şehirlerin kendi kendilerine yeterli hale getirilmesi suretiyle, nüfusun büyük şehirlere göçünün azaltılması ve dengeli dağılımı, yatırımların göçü yönlendirici etkisinden faydalanarak sağlanacaktır.
     Sosyal ve ekonomik alanlardaki ihtiyaçların tespitinde ve sorunların çözümünde daha etkili kararların alınabilmesi bakımından ülkemizin insan potansiyelinin gelecek yıllarda hangi boyutlara ulaşacağının önceden tahmini büyük önem arz etmektedir.
     Nüfus tahminleri, 1980 Genel Nüfus Sayımı %1 örnekleme sonuçları esas alınmak suretiyle yapılmıştır. Yurt dışına göç, daha pek çok göç alan ülkelerin kararlarına ve Dünya konjonktürüne göre yönlendiği için tahminlerde dikkate alınamamıştır. Dolayısıyla tahminler gelecekte yurt dışına vaki olacak göçleri ihtiva etmemektir.
     1995-2000 döneminde doğurganlık hızının Batı bölgesinin halen sahip olduğu 2,89 değerine düşeceği, bebek ölüm hızlarının geçmiş dönemlerde görülen oranlarda azalacağı, yetişkin ölüm hızlarında ise iyileşmenin azalan bir hızla devam edeceği varsayımlarına göre yapılan nüfus tahminleri beşinci plan çalışmalarında esas alınmıştır.
     Beşinci plan dönemi başında doğal nüfus artış hızının binde 21,6, kaba doğum hızının binde 30,6 kaba ölüm hızının ise binde 9,0 olacağı tahmin edilmektedir. Bu hızların plan dönemi sonunda sırasıyla binde 21,2-29,1 ve 7,9’a düşmesi beklenmektedir.

    6. BEŞ YIL (1990-1994)
    Nüfus
    a)Hedefler:

     Ülke nüfusunun gelecek yıllarda hangi boyutlara ulaşacağının tahmin edilmesi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarının tespiti ile çıkması muhtemel sorunların çözümüne yönelik tedbir ve kararların önceden alınabilmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.
     Yapılan tahminlere göre; 1950-1955 dönemindeki yıllık ortalama doğal nüfus artış hızı binde 21,6, kaba doğum oranı binde 28,5 ve kaba ölüm oranı binde 6,9 olacaktır.
     Ülkemizin sosyal ve ekonomik gelişmişlik seviyesiyle bağdaşmayan yüksek bebek ölüm oranının 6. plan döneminde alınacak tedbirler neticesinde azalacağı ve plan döneminde yılda ortalama doğacak 1,7 milyon bebekten 87 bininin bir yaşını tamamlamadan öleceği tahmin edilmektedir. Bebek ölüm oranında meydana gelecek azalmalar neticesinde doğuşta hayatta kalma ümidi yükselecektir.
     Bu gelişmelere göre yapılan tahminler, Türkiye’nin toplam nüfusunun 194 yılında 61,8 milyona yükseleceğini göstermektedir. Plan döneminde, 0-14 yaş grubunun payı azalacak, buna karşılık 15-64 ve 65’in üstündeki yaş gruplarının payı, 5. plan döneminde olduğu gibi artmaya devam edecektir. Bağımlı nüfusun azalmasıyla çalışma çağındaki nüfusun yükü azalacak ve bağımlılık oranı düşecektir.
     Eğitim çağındaki (7-21 yaş grubu) nüfusun toplam nüfus içindeki payı, doğurganlığın azalmasına paralel olarak düşecektir. Eğitim kademelerine göre çağ nüfus paylarının gelişimi incelendiğinde; ilk, orta ve lise çağı nüfus payının azalmasına karşılık, önceki yıllardaki yüksek doğurganlığın etkisiyle yüksekokul çağ nüfusunun payı artacaktır. Uzun dönemde yüksekokul çağ nüfus payının da azalma eğilimi göstereceği tahmin edilmektedir.

    b)İlkeler ve Politikalar:

     Kalkınmanın en önemli unsuru olan beşeri kaynağın niteliklerinin geliştirilmesi temel ilkedir.
     Nüfusun, istikrarlı bir ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu bir yapıya ve artış hızına kavuşturulması esastır.
     Temel sağlık hizmetleri sistemi içinde ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinin açığı bulunan; özellikle doğurganlık, bebek ve anne ölüm oranları yüksek plan ve hizmetlerden yeterince faydalanamayan kesimlere ulaştırılmasına öncelik verilecek, hizmetin etkinliği ve sürekliliği sağlanacaktır.
     Hizmetlerin götürülmesinde, nüfus, kaynaklar, çevre, kültürel değerler ve sosyo-ekonomik farklılıklarla, bu faktörlerin birbirleriyle karşılıklı ilişkilerini ve etkileşimlerini dikkate alan entegre yaklaşımlara özel önem verilecektir.
     Toplumu doğrudan ilgilendiren sektörel politika karar ve uygulamaları sırasında, nüfus yapısındaki gelişmeler bütün yönleriyle ele alınacaktır.
     Bio-teknoloji alanındaki yeni gelişmeler, demografik yapıyı ilgilendiren yönleriyle takip edilerek bu alanda başlatılan uygulamalardan olumlu sonuç alınabilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.
     Demografi konusunda araştırma yapan ve eğitim veren kuruluşlar desteklenecek, nüfus politika ve programlarına yönelik periyodik araştırmalara ağırlık verilecektir.
     Nüfus programlarında, yönetim eğitimi alanında uzman yetiştirilmesine öncelik verilecektir.
     Hayati istatistikler ve nüfus sayımı sisteminin rasyonel hale getirilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

    Aile-Kadın-Çocuk

    İlkeler ve Politikalar:

     Milli ve manevi değerlerin korunmasında ve geliştirilmesinde, dolayısıyla milli bütünlüğün ve dayanışmanın pekiştirilmesinde temel unsur olan aile müessesesinin her bakımdan güçlendirilmesi, kalkınmaya paralel olarak ekonomik ve sosyal yapıdaki değişme ve gelişmelere uyum sağlamasına yardımcı olacak tedbirlerin alınması ve ailelerin sosyal refahtan aldıkları payın deneli olarak arttırılması esastır.
     Aile fertleri arasında bağlılık ve dayanışmayı geliştirici ve özendirici politikalara ağırlık verilecektir.
     Ailenin artan sosyal hizmet ve yardım ihtiyaçlarının karşılanmasında standardizasyona önem verilecek ve bu alanda gönüllü dayanışma teşvik edilecektir.
     Ailelerin çocuk yetiştirme, sağlıklı ve dengeli beslenme konularında bilgilendirilmeleri üzerinde önemle durulacaktır.
     Kadınların eğitim seviyelerinin yükseltilmesi ve mesleki eğitim imkanlarından daha fazla yararlanmaları suretiyle özellikle tarım dışı sektörlerde istihdamının yaygınlaştırılması için gerekli ortam oluşturulacaktır.
     Çalışan kadınların çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sağlık, mesleki eğitim, yeniden işe alınma gibi konularda karşılaştıkları, uygulamadan kaynaklanan güçlüklerin giderilmesi için tedbirler geliştirilecek, çocuklarının bakım imkanlarının arttırılması teşvik edilecektir.
     Geleceğin güvencesi olan çocukların yaşatılması, bedenen ve fikren sağlıklı bir biçimde yetiştirilmesi temel ilkedir.
     Çalışan çocukların çalışma şartları ve iş güvenliği, sağlık, sosyal güvenlik ve mesleki eğitim konularındaki sorunları üzerinde önemle durulacak ve uzun dönemde çalışma hayatından çıkarılmalarını sağlayacak ortamın oluşturulmasına çalışılacaktır.
     Çocukları kötü alışkanlıklarından koruyucu ve suça itilmelerini engelleyici önlemler bir bütün olarak ele alınacaktır.
     Çocukların oyun ve spor alanları arttırılacak, okuma alışkanlığı ve beceriler kazandırmaya yönelik kültürel faaliyetlere ağırlık verilecek, bir alanda eğitici ve öğretici yazılı ve görüntülü yayın araçlarından etkin şekilde yararlanılacaktır.
     Korunma ve bakıma ihtiyacı olan daha çok sayıda çocuğun kurum bakımı ve koruyucu aile uygulamasından yararlanması sağlanacaktır.
     Özel eğitime ihtiyacı olan daha fazla çocuğun bu imkanlardan yararlanması için gerekli tedbirler alınacaktır.

    7. BEŞ YIL (1996-2000)
    Nüfus Ve Aile Planlaması
    a)Mevcut Durum:

    6. plan dönemindeki nüfus artış hızının yavaşladığı ve 1990-1995 döneminde yıllık ortalama olarak yüzde 1,85 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
    Hızlı nüfus artışı, bireylerin refah artışından daha fazla pay alabilmesini ve ekonominin değişim sürecinin daha hızlı gerçekleşmesini engellemekte, sürdürülebilir kalkınma çabalarını güçleştirmekte, konut, sağlık, eğitim ve altyapıya olan ihtiyacı arttırmaktadır.
    Ülke genelinde demografik yönden yapısal bir değişim olmakla birlikte bölgeler arası farklılıklar devam etmektedir.
    Ülkemiz, özellikle son yıllarda yurt dışından göçlere, sığınmalara ve kaçak işçi akımına maruz kalmış ve göç alan bir ülke niteliği kazanmıştır. Gelen kişilerin demografik, sosyal ve ekonomik niteliklerini belirleyen istatistiklerinin olmayışı, bu konu ile ilgili iktisadi ve sosyal politikaların geliştirilmesini güçleştirmektedir.
    Sayım arası dönemin 1990 yılından başlayarak on yıla çıkarılması nedeniyle, bu uzun süredeki değişimlerin izlenebilmesi için ülkemizdeki nüfusa ilişkin veri toplama çalışmalarının bir bütünlük içerisinde ele alınmasına ve bütünlüğü sağlayacak yönde gerekli organizasyonların geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
    Mevcut nüfus kayıt sistemi, altyapı ve organizasyon eksiklikleri nedeniyle kapsam yönünden etkin olmamıştır. Bu nedenle de tüm yerleşmelerde hayati olaylara ilişkin bilgilerin toplanması ve kayda geçirilmesi konusunda alan çalışmalarına dayalı olarak bu sistemin geliştirilmesi ve ülke düzeyinde yaygınlaştırılması ihtiyacı önem taşımaktadır.
    1985-1990 döneminde 3,4 olarak saptanan toplam doğurganlık hızının 1994 yılında 2,69’a, bebek ölüm hızının binde 67 den binde 46,8’e,yıllık nüfus artış hızının ise yüzde 2,17’den, 1994 yılında yüzde 1,78’e düştüğü tahmin edilmektedir.
    1990-1994 yılları arasında, nüfusun üç ana yaş grubu itibariyle dağılımında; 0-14 yaş grubu oranının yüzde 35,5’ten yüzde 33’e düştüğü, 15-64 yaş grubu oranının yüzde 60,5’ten yüzde 62,5’e, 65 ve üstü yaş grubu oranının ise 4’den yüzde 4,5’e yükseldiği tahmin edilmektedir.
    Annenin eğitim düzeyinin düşük olması, sık, erken ve geç yaşlardaki doğumların varlığı, doğum öncesi ve doğum sonrası bakımın yetersizliği, doğumda sağlık personeli ve kurumdan yararlanma oranının düşük olması, yüzde 32 oranında olduğu gözlenen planlanmamış ve istenilmeyen gebelikler ve ailelerin bozuk ekonomik koşulları bebekle birlikte anne sağlığını da olumsuz etkilemektedir.
    Aile planlaması hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde ulaşabilirlik, hizmetin devamlılığı, yaygınlığı ve kalitesi, personelin mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimi, iyi danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, sağlık personelinin hizmet verme motivasyonu, ulaşım araçların ile tıbbi ve diğer malzemelerin sağlanması, sağlık personelinin yüksek dönüşüm hızı, sektörler ve kuruluşlar arası işbirliği önemini korumaktadır.
    Sanayileşme ve kentleşme gibi sebeplerle aile yapısında meydana gelen değişimler, ailenin geleneksel fonksiyonlarını da etkilemektedir. Bu değişimlerin olumsuz etkilerine karşı ailenin çağdaş kurum ve hizmetlerle desteklenmesi ve kalkınma ile artan refahtan aldığı payın arttırılmasını sağlayacak tedbirlerin alınması gerekmektedir.
    Kadınların eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarıyla ilgili göstergelerinin iyileştirilmesi, mevzuatımızdaki kadın-erkek eşitliğini engelleyen hususların düzenlenmesi, kadının toplumsal statüsünün yükseltilmesi ve kadın-erkek eşitliğinde ilerleme sağlanabilmesi için önem arz etmektedir.
    Bebek ve çocuk ölümlerinin yaklaşık yüzde 60’ı önlenebilir hastalıklardan kaynaklanmakta, çocuklarda yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı gelişim bozuklukları, vitamin ve mineral eksikliğinden kaynaklanan beslenme hastalıkları görülmektedir. Okul öncesi eğitimde yeterli gelişme sağlanamamış olup, büyük çoğunluğu kız çocuklarından oluşan 1,4 milyon çocuk ilkokul sonrası örgün eğitimden kopmaktadır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların yüzde 2’si eğitim hizmetlerinden yararlanabilmekte, korunmaya muhtaç çocukların yüzde 4,2’sine hizmet verilebilmektedir.
    2253 sayılı Çocuk Mahkeme Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri hakkında kanunun öngördüğü tedbirlerde ve genel anlamda çocuk ıslahı konusunda organizasyon, işgücü, eğitim, kuruluşlar arası işbirliği koordinasyon yetersizliği sebebiyle istenen gelişme sağlanamamıştır.
    Çalışan çocukların sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, çalışma şartları konularında mevzuat, organizasyon ve denetim yetersizliğinden kaynaklanan sorunları önemini korumaktadır.

    b)Amaçlar, İlkeler ve Politikalar:

    Kalkınma için gerekli olan insan kaynağının geliştirilmesi, nüfus artış hızının yavaşlatılması ve sürdürülebilir kalkınma hedef ve politikalarıyla tutarlı bir nüfus yapısının oluşturulması temel ilkedir.
    7. plan dönemi sonunda, nüfus artış hızının yüzde 1,5’e ve toplam doğurganlık hızının 2,33’e düşeceği tahmin edilmektedir.
    Toplumun kalkınmışlık düzeyi ile bağdaşmayan yüksek bebek ölüm hızının 7. plan dönemi sonunda binde 35,3’e düşmesi ve doğuşta hayatta kalma ümidinin 69,1 yıla yükselmesi beklenmektedir.
    Demografik göstergelerde ortaya çıkan bu değişmelere bağlı olarak, nüfusun üç ana yaş grubunun toplam nüfus içindeki paylarında da değişmeler olacaktır. 0-14 yaş grubunun payı azalırken, 15-64 ile 65 ve üstü yaş gruplarının toplam nüfus içindeki payları artacaktır.
    İktisadi ve sosyal politikaların uygulanması ve sonuçlarının etkin bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla, hayati olayları kayda geçiren mevcut sistem, güvenilir ve çok amaçlı bilgi üretebilecek şekilde yeniden yapılandırılarak tüm yerleşim birimlerini kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacaktır.
    Ülkemize göç edenler ile ilgili politikalar ve uygulamalar bir sistem içinde ele alınacaktır.
    Nüfus ve aile planlaması konularında kurumlar arası iletişimi, eşgüdümü, uygulamada etkinliği ve sürekliliği sağlayacak, bu konuda hizmet veren kurumların üzerinde yaptırım güzüne sahip olacak ve yurt düzeyinde nüfusa ilişkin güncel ve güvenilir verileri bir sistem içinde temin edecek organizasyonlar geliştirilecektir.
    7. plan dönemi sonunda, aile planlaması yöntemi kullananların oranındaki bölgesel farklılıkların azalması, etkili yöntem kullanımının yüzde 70’e ulaşması ve riskli gebeliklere bağlı anne ve çocuk ölümlerinin azalması beklenmektedir.
    Ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinin götürülmesinde, hizmetten yeterince yararlanamayan kesimlere öncelik verilecek, hizmetin niteliği yükseltilecek, ulaşılabilirliği ve sürekliliği sağlanacaktır.
    Aile planlaması hizmetlerinde öncelikli gruplara yönelik programların geliştirilmesi ve sektörler arası işbirliğinin sağlanması bir master plan çerçevesinde ele alınacaktır.
    Doğum öncesi ve sonrası bakım hizmetleri ile doğum ve düşük sonrası aile planlaması hizmetlerinin güçlendirilmesi ve güvenli annelik projesinin ülke çapında yaygınlaştırılması sağlanacaktır.
    Aile planlamasıyla ilgili sağlık personelinin eğitimine, sürekli ve güncel bilgilerle donanımına ve yerinde istihd***** önem verilecektir.
    Nüfus ve aile planlaması konusunda bilgilendirme, eğitim ve iletişim faaliyetlerine gönüllü kuruluşların ve özel sektörün aktif katılımı desteklenecektir.
    Nüfus konularıyla ilgili eğitim, temel eğitimden başlayarak örgün ve yaygın eğitim kurumları ve kitle iletişim araçları kanalıyla yoğunlaştırılacaktır.

    8. BEŞ YIL (2001-2005)

    Nüfus
    a)Mevcut Durum:

     Yıllık nüfus artış hızı ve toplam doğurganlık hızında görülen tedrici düşüş devam etmekte, 1995 yılında 60,5 milyon olarak tahmin edilen nüfusun 2000 itibarıyla 65,3 milyon olması beklenmektedir.
     1995 yılında yüzde 1,57 olduğu tahmin edilen yıllık nüfus artış hızının, 2000 yılında yüzde 1,50’ye düştüğü, toplam doğurganlık hızının ise aynı dönemde 2,69’dan 2,53’e gerilediği tahmin edilmektedir. Doğuşta hayatta kalma ümidinin ise yaklaşık 1,1 yıl artarak 69,1 yıla ulaştığı tahmin edilmektedir.
     Genç nüfus yapısına sahip olan ülkemizde 0-14 yaş grubu nüfusun payının 1995 yılındaki yüzde 32,8 seviyesinden 2000 yılında yüzde 30,0’a gerilediği, buna karşılık aynı dönemde 15-64 ve 65+ yaş gruplarının payının artacağı tahmin edilmektedir.
     Sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanabilmesi için nüfus dinamikleri ile doğal kaynaklar, ekonomik faaliyetler, teknolojik gelişme, sosyal ve kültürel yapı arasındaki dengenin her seviyedeki planlama ve politika geliştirme süreçlerinde göz önünde bulundurulması ihtiyacı devam etmektedir.
     Sayımlar arası dönemin 1990 yılından başlayarak 10 yıla çıkartılmış olması ve mevcut kayıt sistemindeki yetersizlikler sebebiyle, nüfus yapısındaki değişimlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi çalışmaları yeterli düzeyde yapılamamaktadır. Merkezi bir nüfus kayıt sisteminin ülke genelinde uygulamaya konulması suretiyle hayati olaylara ilişkin veri toplama, izleme ve değerlendirme çalışmalarının etkin bir şekilde yapılması, ilgili kuruluşlar arasındaki bilgi akışı, işbirliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi ihtiyacı önemini korumaktadır.
     Yerel düzeyde doğum ve ölüm kayıtlarının güncel ve güvenilir biçimde tutulabilmesini teminen, 1587 Sayılı Nüfus Kanunu’nda öngörülen gezici nüfus memurlukları gibi, en küçük idari birimlerde vatandaşların nüfus kaydının yapılmasına imkan verecek uygulamaların hayata geçirilebilmesine yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
     Ülkemizde yurt dışından gelen göçmen, sığınmacı ve kaçak işçilere ilişkin yeterli bir kayıt sisteminin oluşturulamamış olması sebebiyle, söz konusu kişilerin demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerini tespiti ve takibi mümkün olamamaktadır.
     Üreme sağlığı ve aile planlanması alanında yerleşim yeri ve bölgeler bazında farklılıklar önemini korumakta olup, gelişmeleri sürekli izleme imkanı verecek etkin bir kayıt sistemi oluşturulamamıştır. Bu alanlara yönelik hizmetlerde ulaşılabilirliğin arttırılması, devamlılığın, yaygınlığın ve kalitenin sağlanması, gençlerin bu konularda bilgilendirilmesi, toplumun bilinçlendirilerek hizmete yönelik talebin yükseltilmesi, hizmet verecek personele mezuniyet öncesi ve sonrası gerekli eğitimin verilmesi ve eğitim almış personelin alanında istihdamı, ilgili sektörler ve kuruluşlar arasındaki işbirliğinin arttırılması ihtiyacı önemini korumaktadır.
     Anne ve çocuk sağlığını yakından ilgilendiren doğum öncesi bakım, sağlık personeli yardımı ile doğum ve doğum sonrası bakım ve modern aile planlaması yöntemi kullanımında artışlar görülmekle birlikte, yerleşim yerleri arasındaki farklılıklar dikkat çekmektedir. 1998 yılı Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, doğum öncesi bakım almış gebelerin oranı kentlerde yüzde 21,7 iken, bu oran kırsal alanda yüzde 47,9’a kadar yükselmektedir. Kentlerde, sağlık kuruluşu dışında doğum yapanların oranı yüzde 19,8 iken, kırsal kesimde yüzde 40,3 tür.

    b) Amaçlar, İlkeler ve Politikalar:

     Dengeli ve sürdürülebilir kalkınma hedefi ile uyumlu bir nüfus yapısına ulaşmak amacıyla nüfusun eğitim, sağlık ve insan gücü yönünden niteliklerinin iyileştirilmesi, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve bu alanlarda bölgeler ve yerleşim yerleri arasındaki farklılıkların giderilmesi temel ilkedir.
     Nüfus dinamikleri ile doğal kaynaklar, ekonomik faaliyetler, teknolojik gelişme, sosyal ve kültürel yapı arasındaki denge her seviyedeki planlama ve politika geliştirme süreçlerinde dikkate alınacaktır.
     Nüfus artış hızındaki düşüş eğiliminin devam ederek, plan dönemi sonunda yüzde 1,33’e, toplam doğurganlık hızının 2,3’e düşmesi ve toplam nüfusun 70,2 milyona ulaşması beklenmektedir. 2005 yılına kadar 0-14 yaş grubunun payının düşmeye devam edeceği, 15-64 ve 65+ yaş gruplarının toplam nüfus içindeki paylarının artacağı tahmin edilmektedir.
     Bebek ölümlerinin, 8.plan dönemi sonunda binde 28,8 seviyesine düşmesi beklenmektedir.
     Nüfusa ilişkin veri kayıt sistemi, tüm sektörlerce kullanılabilir tarzda ülke geneline yaygınlaştırılarak geliştirilecek, ilgili kuruluşlar arasında eşgüdümün, işbirliğinin ve bilgi akışının sağlanmasına yönelik yapılanma plan dönemi içinde sonuçlandırılacaktır. Nüfus yapısındaki gelişmeleri izlemeye yönelik araştırma faaliyetleri desteklenecektir.
     Ülkemize yurt dışından gelen göçmen, sığınmacı ve kaçak işçilerin demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerinin tespiti ve takibine imkan verecek etkin bir kayıt sistemi geliştirilecektir.
     Üreme sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinin temel sağlık hizmetleri ile bütünleştirilerek, kaliteli bir biçimde, yaşam boyu yaklaşımı içinde cinsiyet ayırımı yapılmadan sunulması sağlanacaktır.
     Üreme sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinde hedef kitle ve öncelikli hizmet alanlarının belirlenmesinde ve hizmet sunumunda, yerleşim yeri ve bölge bazında demografik göstergelerdeki farklılıklar ve nüfusla ilgili eğilimler dikkate alınacaktır.
     Üreme sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinin hedef kitle açısından ulaşılabilirliği, devamlılığı ve yaygınlığı arttırılacak, toplumun bilinçlendirilerek hizmete yönelik talebin yükseltilmesi sağlanacak, ilgili sektörler ve kuruluşlar arasındaki işbirliği güçlendirilecek ve bu alana ilişkin gelişmeleri sürekli izleme imkanı verecek etkin bir kayıt sistemi geliştirilecektir.
    benqiSu bunu beğendi.
  3. fulyag

    fulyag Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    Kullanılan Kaynaklar:
    - Devlet kalkınma planları
    - İnternetteki bazı yazılar ve makaleler
    - Çeşitli dergiler ve kitaplar
    - Ansiklopediler

Sayfayı Paylaş